Teravih namazı yatsı namazı ile birlikte eda edilir. Bilindiği üzere yatsı namazı 4 ilk sünnet, 4 farz, son 2 sünnet ve 3 vitir vacip olmak üzere 13 rekattır. Ramazan ayında teravih namazı ile birlikte yatsı namazı 33 rekattır. Yani teravih namazı başlı başına 20 rekattır.
TERAVİH NAMAZI NASIL KILINIR?
Teravih namazı 20 rekat olarak kılınır. Hz. Muhammed teravihi cemaatle kıldırdıkları zaman 8 rek'at olarak kıldırmışlar, Ashâb da evlerinde bu namazı 20 rek'ata tamamlamışlardır. 20 rek'atın tamamının mescidde kılınmaya başlaması, Hz. Ömer zamanından itibarendir. O günden beri de 20 rekat olarak camilerde kılınmıştır.
* Teravihi en faziletli kılma şekli, 10 selâm ile ikişer rek'atlar halinde kılmaktır. Yaygın olan kılma şekli ise, 4 rek'atta bir selâm vermek suretiyle kılmaktır. 6 rek'atta bir selâm vererek de kılınabilir.
Teravihi iki rek'atta bir oturmak suretiyle tek selâmla 20 rek'at birden kılmak da mümkündür. Ancak gece namazlarını 8 rek'attan çok olarak bir selâmla kılmak mekruh olduğundan teravihi de bu tarzda kılmamalıdır.
Teravih kaç selâmla kılınırsa kılınsın, iki rek'atta bir mutlaka oturarak kılınmalıdır.
Eğer iki rek'attan sonra oturmayıp 4 rek'atta bir oturulmuş ise, o 4 rek'atlar iki rek'at sayılır. Selâm verilmese bile, her iki rek'at sonunda mutlaka oturulmalıdır.
* Teravih kelimesinde rahatlama mânası vardır. Bu sebeble 4 rek'at başında selâmdan sonra biraz oturularak rahatlanmalıdır. Bu süre içinde isteyen kendi kendine bir şeyler okur. Yahut tefekkür eder. Yahut da tesbihte bulunur. Bunlarda, namaz kılan kimse muhayyerdir. Memleketimizde ise, ekseriya müezzinler, cemaatın da iştirâkiyle sesli olarak salâvat okur, cehrî zikir yaparlar.
* Teravih namazı dörder dörder kılınıyorsa ilk oturuşta Tahiyyat'dan sonra salâvatlar da okunur. Bu, sünnet-i müekkededir. Hattâ bâzı müctehidlere göre farzdır. Cemaat usansa bile, imam bunları terkedemez. Ayrıca 3. rek'atın başında da Fâtiha'dan önce yine Sübhâneke okunur.
* Teravihi hatim ile kılmak da sünnettir. Cemaate ağır gelmesi sebebiyle hatimle kılmak sünneti terkedilmez. Bir beldenin bir camiinde bu sünnet mutlaka yerine getirilmelidir.
* Yatsının farzını tek başına kılan kimse teravihi cemaatle kılabilir. Ancak yatsının farzı cemaatle kılınmadan teravihin cemaatle kılınması caiz olmaz.
* Cemaatin memnun olması için imamın kırâet ve rükünleri sür'atle yapması mekruhtur. Mes'ûliyet duygusu taşıyan bir imam, çabuk kıldırayım diye kırâeti anlaşılmaz hâle getirmekten, ta'dîl-i erkânı terkten, tesbih sayılarını üçten az yapmaktan kaçınır.
* Hatimle namaz kıldıran imam, hatmi Ramazan-ı şerîf'in 27. gecesi tamamlamalıdır. Hatimle kılınmıyorsa Fîl sûresinden aşağısını okumak, tek sûre ve karışık âyetler okumaktan daha faziletlidir. Böylece rek'at sayısı da daha kolay bilinir.
* Bir özür olmaksızın teravihi oturarak kılmak câiz ise de, fazilet ve sevabını azaltır.
İmam kendisinde özür olsun olmasın teravihi oturarak kıldırabilir. Cemaat ise ayakta kılarlar. Ancak ayrılık olmasın diye cemaatın da oturarak kılmaları müstehab olur.
* Teravihi ve vitri başka başka imamlarla kılmak câizdir.
* Uyku iyice bastırmış halde teravih kılmak mekruhtur.
* Vitir ile teravih arasında biraz oturmak da müstehabdır.
* Teravihi cemaatle kılan, vitri de cemaatle kılacağı gibi, yalnız başına da kılabilir.
* Teravih namazının her iki rek'atında teravih namazına niyet etmek gerekmez. Çünkü 20 rek'attan ibaret teravih namazı, bir tek namaz hükmündedir. Bunun için namaza başlarken yapılan niyet kâfidir.
PEYGAMBER EFENDİMİZ TERAVİH NAMAZINI NASIL KILARDI?
Teravih namazını başlangıçta cemaate bizzat kıldıran Hz. Peygamber ümmetinin yükünü arttırabileceği düşüncesiyle bu uygulamadan vazgeçmiştir. Onun bu namazı iki veya üç gün mescitte kıldırdığı, cemaatin gittikçe çoğaldığını görünce mescide çıkmadığı ve bunu Allah'ın farz kılabileceği endişesiyle yaptığını söylediği rivayet edilir. Resûlullah'ın kıldırdığı teravih namazlarından birini anlatan Ebû Zer el-Gıfârî onun namazı neredeyse sahura kadar uzattığını söyler.
Hz. Aişe'den gelen rivayetlerden birinde o şu açıklamayı yapar: "Resûlullah bir gece mescitte namaz kıldı. Cemaat de ona uydu. İkinci gece yine aynı şekilde namaz kıldı. Derken cemaat çoğaldı. Üçüncü yahut dördüncü gece cemaat yine toplandı, fakat Resûlullah onların yanına çıkmadı. Sabah olunca (cemaate) 'Yaptığınızı gördüm! Aslında sizin yanınıza çıkmama bir engel yok idiyse de, bu namazın size farz kılınacağından endişe ettim (de bu sebeple çıkmadım)' buyurur." Yine Hz. Aişe'den Hz. Peygamber'in kendisine odası önünde hasır sermesini istediği ve üç gece arka arkaya teravih kıldırdığı, dördüncü gece hasırı toplatarak uygulamayı bıraktığı rivayeti de gelir.
Hz. Peygamber, ramazanın yirmi üçüncü, yirmi beşinci ve yirmi yedinci gecesi olmak üzere teravihi bizzat cemaate kıldırmış, hatta son cemaatine aile fertlerini de çağırmıştır.
Teravihin tek başına kılınmasına Hz. Ebû Bekir döneminde devam edildi. Bu uygulamanın camide meydana getirdiği dağınıklığı, artık farz kılınma ihtimali bulunmadığını ve Resûl-i Ekrem'in konuyla ilgili sözünden çıkan anlamı dikkate alan Hz. Ömer 635 yılında Übey b. Kâ'b'dan cemaate teravih namazı kıldırmasını istedi ve bu uygulama günümüze kadar sürdü.