Damat eski mahallesinde oturmak istiyordu; gelinse yeni ve yüksek bir binanın yepyeni dairesinde...
Mahallede yeni ev yoktu.
Zaten gelin kız da eski bir mahalledeyeni bir hayatınmümkün olacağına inanmayanlardandı.
Taşındılar.
Gözde semtlerden birinde pek gösterişli bir binanın manzaralı dairesinde yeni hayatlarına başladılar.
Yüzlerce benzeri her gün tekrarlanan gerçek bir hikâye bu.
Tabii yaşını başını almış biri olarak bu hikâyenin nasıl sonuçlanacağını az çok kestirebiliyorum. Erkek, önce sudan çıkmış balığa dönecek.
Sonra yüksek binalarla dolu yeni semtine ayak uyduracak ve davranış kalıpları dahi değişecek.
Binadan hızla çıkacak mesela. Koşar adımlarla arabasına binip bir an önce işyerine; çalışma arkadaşlarına kavuşmak isteyecek artık. Sıkılma halleri bile değişecek.
Çünkü laflayacak köşedeki manav, az ötedeki tantunici, teşhisleri hekimleri sollayan ihtiyar eczacı falan yok.
İçinden konuşacak artık, hep içine atacak. Kadın ise yeni evlerine gelipgiden kankalarını ağırlayıp imrendirdiğiaylar geçip gidince kafayıolur olmaz şeylere takmaya başlayacak;mesela gelmeyen asansörlere, parkyerindeki yetersizliğe, her gece etrafaküfür yağdıran fakat kim olduğunu bilebilmediği karşı komşuya falan...
***
Ev, deyip geçilmiyor işte!
İnsanlık tarihinin hiçbir çağında insan evsiz (tepesinde bir dam olmaksızın) yaşamadı, yaşayamadı.
Fakat bir evde yaşamakla, eviçin yaşamak başka bir şey.
Günümüz insanı ikinci türden.
Peki, huzur buluyor mu?
Ne gezer!
Kim bilir kaç kez yazmışımdır... Başımızı sokacak evdolu. Eninde sonundabulunuyor öylesi amaya ruhumuzu koyacakevler?
Onlar ne kadar az ve bu gerçeği nasıl da geç fark ediyoruz!
Koskoca evlerini terk edilmiş mahallelere çevirip bir küçük koltuğa sığınanlar; yepyeni mutfaklarında iç sıkıntısıyla pencereden dışarıdaki manzaraya bakarken pilavın dibini tutturanlar ne çok!
***
Geçen gün "gökdelenlerde işhayatından ev hayatına geçiş" başlıklıbir video izledim. Frankfurt'taki birrezidansın kapı görevlisine soruyorlar.
Siz de burada oturmak ister miydiniz, diye...
Adam ezberini hızla sıralıyor:
"Hepimiz lobide karşılaşır, birbirimize gülümseyerek selamlaşırız, bundan güzeli var mı?"
Fakat gözlerinden belli, kendisi üzerine para verilse oturmaz orada.
Bazen içimden soruyorum... İnşaatlar çoğalıyor, ev açığıkapanıyor, sermaye birikiyorfalan...
Bunlar güzel şeyler.
Fakat krediler, güzel manzara, yeni ev derken insan içten içe azalıyor mu, ne!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.