
FETH-İ KABİR VE DNA EŞLEŞTİRMESİ YAPILSIN
Dilekçede, söz konusu iddianın gerçek ise ortada bir suç olacağı ve suçun işlendiği yerin de Silivri Cezaevi olması dolayısıyla söz konusu 'Feth-i Kabir' kararı alınması ve DNA eşleştirmesi yapılarak gerçeğin ortaya çıkarılması talep edildi. Tüm kamuoyunun merakla beklediği Cem Garipoğlu'nun gerçekten intihar mı ettiği yoksa cezaevinden firar mı ettiğine ilişkin gerçekler 'Feth-i Kabir' ve DNA eşleştirmesi işlemiyle ortaya çıkacak.

"EN KISA ZAMANDA FETHİ KABİR YAPILMALI"
Münevver Karabulut'un ailesinin avukatı Rezan Epözdemir ise Garipoğlu aikesinin başvurusu ile ilgili şunları söyledi:
Münevver Karabulut'un hunharca ve vahşice katledilişinin üzerinden yaklasik 14 yıl geçti. Cem Garipoğlunun intihar ettiğinin açıklandığı tarihin üzerinden ise yaklaşık 9 yıl. Bu tarihten sonra gittiğimiz her yerde, üniversitelerde, seminer ve panellerde, televizyon programlarında, sosyal
medyada hep ilk sorulan soru Cem Garipoğlunun gerçekten intihar edip etmediği. Ve toplumun önemli bir kesimi, Cem Garipoğlu'nun intihar etmeyip cezaevinden kaçırıldığını ifade ediyor. Biz bu kadar fazla infaz süjesinin olduğu bir süreçte bir tutuklu veya hükümlünün cezaevinden kaçmasının çok zor olduğunu ifade etsek de, Cem Garipoğlunun kaçıldığına dair toplumun her kesiminde yaygın bir kanaat var. Kamu vicdanı son derece rahatsiz. Tabi bunda; Münevver Karabulut cinayetinden hemen sonra bizim tek başına mücadele ettiğimiz adli tıp kurumunda otopsi raporunda yaşanan skandallar, kollukta yaşanan olay yerinde bulunan paraların tutanağa geçmemesi ve kaybedilmesi, kamera kayitlarının kırık olmamasına rağmen kırıktır şeklinde tutanak tutularak cinayetin en önemli delilinin karartılması, cem garipoğlu'nu yakalamaya giden polisin cemin kaçışına yol vermesi, yargıda yaşanan reddi hakim ve mahkeme başkaninin daha önce Garipoğlu ailesi için vermiş olduğu beraat kararları gibi skandalların da etkisi var. Bir dava oldu 11 dava ve biz hepsiyle tek başimiza mağdur aile vekili olarak mücadele etmek zorunda kaldık. Geldiğimiz noktada müvekkil Süreyya Karabulut'ta, Cem Garipoğlu'nun cezaevinden kaçırıldığına dair kanaat var. 5'i münferiden öldürücü 29 bıçak kesisi, henüz yaşarken maktulenin kafası bedeninden ayrılmak suretiyle canice işlenen bir cinayette, aileye bir taziye dileği dahi iletmeden, kanlı kanepedeki mutlu aile fotoğrafı, testereli paylaşımlar, maktulenin katledildiği 3 Mart günü yapılan eğleneceler ve kamuoyuna verilen diğer mesajlarla bu cinayete ilişkin hic bir nedamet gösterilmemesi de toplumda bu kanaatin oluşmadında etkili oldu. Bu yönüyle Süreyya beyin kuşkuları da son derece yerinde. Bu kapsamda biz Silivri Cumhuriyet Başsavcılığından ortaya çıkan delillerle CMK m. 172/2 ve 87/4 uyarınca fethi kabir suretiyle mezarın açılmasını talep ettik. Cem Garipoğlunun babası da 06.10.2023 tarihinde dosyaya dilekçe vererek mezarın açılmasını istiyor. Artık Başsavcılğın bir an önce kafalardaki soru işaretlerini gidermesi ve fethi kabirin yapılmasına karar verilmesi gerekir. Kamu vicdanı son derece rahatsız, bu rahatsızlığı giderecek olan da yargılama makamlarıdır. Hukuk devleti tam da bunun için var. Her iki tarafın da bu yönde talebi ve Babasının muvaffakati varken mezarlığın açılmaması hukuken ve fiilen kabul edilemez. Bu talepten sonra en kısa sürede fethi kabir işleminin yapılması gerekir. Kamu vicdanının rahatlatılması, maddi gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin tecellisi gerekir. Bunun için 9 yildir mücadele veriyoruz, hukuki mücadelemiz sonuna kadar devam edecek."