Salih Tuna

Salih Tuna

Trump’ın tehcir kararına karşı tek çare

Giriş Tarihi:

Trump daha ilk başkanlığı döneminde, Kudüs'ü İsrail'in resmi başkenti olarak tanımakla, Filistin ve Filistinlilerin şahsında tüm Müslümanlara bakışını/tavrını net bir şekilde ortaya koymuştu.
Ne ki, sanki ortada bir muamma varmış gibi Trump'tan (ikinci başkanlık döneminde) Filistinliler için "ihsan" bekleyen birçok muhterem arzı endam etti.
Beklentilerini de, Trump'ın (başkanlık seçimi sürecinde) ABD'li Müslümanlara Gazze'deki savaşı bitireceğine dair verdiği söze dayandırmışlardı.
Gazze'de ateşkes sağlanınca da "Biden'ın bir yılda yapamadığını Trump bir günde yaptı" diyerek Trump "güzellemelerine" koyuldular.
Trump, küreselci siyonistlere karşıymış. Zaten küreselci siyonistler de bu yüzden canına kastetmişlermiş, ila ahir.
Biraz daha kaptırsalardı, İkinci Cihan Harbi döneminde köy kahvesinde bir cigara yakıp "Hitler müselman olmuş emmi..." diyen kavruk Anadolu insanının yeni sürümü kıvamına ulaşacaklardı.
Ne oldu peki?
Soykırım suçu işlediği gerekçesiyle Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkartan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) güçlü destek verdiği için İrlanda'ya ambargo uygulayan ABD Başkanı Trump ile Netanyahu kafa kafaya verip, bir yılı aşkın süredir soykırımdan geçirilen Gazze halkının topraklarından sürülmesine yani tehcirine ferman verdiler.
Trump'tan ihsan beklemek, zilletten başka bir şey değildir.
Mahut tehcir kararına karşı tek çare (ne kadar zor olursa olsun) Müslümanların behemehal birleşmesidir.

***

En acıklısı da şudur: Trump'a gönül düşürürler, yeri gelir Hitler'i bile Müslüman yaparlar, ama aynı mezhepten olmayan milyonlarca Müslüman'ı gönül cehenneminde cayır cayır yakarlar. Halbuki, ehli sünnet her şeyden evvel ifrat ve tefritten uzak durmaktır. Bundan sebep "Ehl-i kıbletekfir edilemez" denmiştir.
Şu hâle bakar mısınız:
Olanca güçlerine (dünya hâkimiyetlerine) rağmen siyonistHıristiyanlar ile siyonistYahudiler ittifak yaparlarken, aynı dine mensup Müslümanlar mezhep ve etnisite üzerinden tefrikaya düşüp kıyasıya kavga ediyorlar.
"Tutku-İsa Mesih'in Çilesi" (The Passion of the Chirst) filminde Hazretiİsa'yı Yahudilerin öldürdüğünü anlattığı için ABD'li yönetmen-aktör MelGibson'a mavi gökyüzünü dar ettiler. Çünkü kendi aralarındaki birliğe/vahdete zarar verecek hiçbir şeye tahammülleri yok.
Bizdeki mezhepçiler de Müslümanlar arasında vahdeti savunanlara dünyayı dar ediyorlar. En hafifi, "romantizmle" itham ediyorlar. Yani, vahdetin gerçekleşmesini muhal görüyorlar.

***

İsmet Özel, İstiklal Marşı Derneği portalında yayımladığı son yazılarından birinde, "Bazıları gerçekleşmesi tamamen imkânsız bir şey istediğimiz iddiasında bulunabilir. Eğer gerçekleşmesi tamamen imkânsız şeyi istemeyi başarmışsak gerçekçiliğe giden yolu açmış olacağız..." demişti.
Gazze direnişçileride gerçekleşmesi imkânsızı"deli gibi" istedikleri içinbir yılı aşkın süre rehin tuttuklarıinsanların bile övgüsünemazhar oluyor, Batı'da birçokinsanın da hidayetine vesileoluyorlar.
Özellikle "deli gibi" dedim... Zira, Hasan Basri Hazretleri'nin Bedir savaşçıları hakkındaki şu sözünü hatırlatmak isterim: "Eğer siz onları görseydiniz deli sanırdınız. Onlar da sizin iyilerinizi görselerdi bunların ahirette bir nasibi yok derlerdi..."
Dikkat isterim: "İyilerinizi görselerdi..." diyor. Kötülerimizin zaten irapta mahalli yok, yani "ila cehennemüzzümera".

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı / haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın
Mobil uygulamalarımızı indirin