Bir tür ruhsal kayganlıkve pişkin bir kayıtsızlık...
Bunu nasıl beceriyorlar, aklım almıyor.
Sosyal medya sayfalarına bakıyorum, konuşmalarına kulak veriyorum, davranış ve düşüncelerini izliyorum... İnanılırgibi değil! Sanki 15Temmuz hiçolmamış!
Bombalar, tanklar, jetler, helikopterler...
Şehitler, gaziler...
Hiçbiri yok!
Sanki iki saatliğine bir film izlenmiş de salonun ışıkları yanınca her şeyi unutmuş gibiler.
Hadi Kılıçdaroğlu dışarıdan üflenen tavsiyelere uyarak "15 Temmuz'u unutturup7 Haziran seçimisonrasındaki günlere geridönüş" stratejisi izliyor, onu anladık.
Fakat bir toplumsal sınıfın toplu halde Barış gününü,hayvan hakları gününü,kahve ve makarna festivalinifalan hiç sektirmeden değerlendirip 15 Temmuz'u zihninden silmesi kabul edilebilir bir şey mi?
Bu beyaz, seküler ve çoğunlukla müreffeh kesimin hali ciddi bir ruhsal rahatsızlığa tekabül etmiyor mu?
Geçenlerde bir avm kitapçısında gördüm. 15Temmuz hakkındakikitapların sıralandığı tezgâhınönüne gelince şöyle bir bakıyor, yüzleri buruşuyor ve hemen uzaklaşıyorlardı.
Öylesine gaddar ve sapkın bir duyarsızlık yani!
***
Neyse, esas konuya geleyim...
15 Temmuz üzerine kitaplar kabaca ikiye ayrılıyor.
Bir şehitlerimizi ve direnişi saygıyla anan kitaplar var; bir de alçak darbe girişiminin yeterince gün yüzüne çıkmamış yanlarını kişisel tanıklıklarla hikâyeleştiren kitaplar. Mete Yarar'ın "DarbeninKayıp Saatleri" ve HandeFırat'ın "24Saat" kitapları ikinci türden.
İkisini de henüz bitirdim.
Okunmalılar. Tabii okurken belli bir mesafe koymayı unutmadan...
Sonuç olarak, iki kitap da apaçık biçimde ortaya koyuyor ki, Cumhurbaşkanımızı vemilli iradeyi ortadan kaldırmayıhedefleyen darbegirişimi yine millet tarafından bastırılmış.
Gerisi detay...
Genelkurmay Başkanlığı'nın önünde, Şehitler Köprüsü'nde, Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde ilk barikatları kuran ve göğsünü darbecilere siper edenler sıradan insanlar.
***
Elbette bazı "karanlık" yanlar veya insanı öfkelendirentuhaflıklar var.
Mesela ben Cumhurbaşkanı'nınMarmaris'te gazetecilereyaptığı ilk açıklamanın neden yayımlanamadığını (hatta ortadan kayboluşunu) kabul edilemez buluyorum. Hâlâ tatmin edici bir izah yok!
Bir başka konu şu... Akşam saatlerindebazı askerlere sabahakarşı 3'te sıkıyönetimilan edileceği bilgisi gelmiş.
Peki Fetöcülere darbe girişimlerini 22.30 civarına çektiren şey ne?
Cevapları bu iki kitapta da yok!
Yargı sürecinde öğrenir miyiz? Umarım!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.