Kimine ceza, kimine sefa! Aynı mecrada farklı kurallar: RTÜK neden dijital medyayı denetlemiyor?
Dijital platformlar üzerinden yürütülen içerik politikalarının çocuklar, gençler ve aile yapısı üzerindeki etkileri yeniden tartışma konusu oldu. Uzmanlar, YouTube, Netflix ve TikTok gibi küresel platformlarda zararlı içeriklere yönelik denetimin yeterliliğini sorgularken, yerli ve milli yayın kuruluşlarının daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor. "RTÜK televizyon yayınlarını sıkı şekilde denetlerken, dijital platformlarda aynı ölçüde bir denetim neden uygulanmıyor?" sorusu yeniden gündeme gelirken, uzmanlar yayıncılıkta adil denetim ihtiyacına vurgu yapıyor.
Yeni dünyanın savaşları artık yalnızca cephede değil, ekranlarda da veriliyor. Silahlar değişti. Algoritmalar, sosyal medya, dijital platformlar ve görünmeyen küresel ağlar ön plana çıktı.
Her gün milyonlarca insanın zihnine ulaşan bu sistem yalnızca içerik üretmüyor; algı oluşturuyor, davranış biçimlerini değiştiriyor ve toplumsal refleksleri yeniden şekillendiriyor.
YouTube, Netflix, Instagram, X ve TikTok... Küresel dijital platformlar milyarlarca kullanıcıya ulaşıyor. Peki bu platformları kim denetliyor? Çocukları kim koruyor? Nefret söylemi, şiddet, müstehcen içerikler ve dijital bağımlılığı teşvik eden paylaşımların önüne kim geçiyor? Tartışmaların odağındaki soru tam da bu.
Çünkü dijital mecralarda denetim tartışmalarına neden olan içerikler milyonlarca kullanıcıya hızla ulaşabilirken, geleneksel medya çok daha sıkı kurallar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.
Bir tarafta küresel dijital platformlar, diğer tarafta ise Türkiye'nin yerli ve milli ulusal yayın kuruluşları bulunuyor. Bir yanda milyarlarca liralık reklam gelirine sahip küresel şirketler, diğer yanda ağır mevzuat, yayın ilkeleri ve idari yaptırımlar çerçevesinde faaliyet gösteren ulusal medya kuruluşları yer alıyor.
Peki aynı alanda faaliyet gösteren bu iki farklı medya düzenine gerçekten aynı ölçüde denetim uygulanıyor mu? Aynı rekabet ortamında yer alan bu iki yapıya eşit kurallar mı uygulanıyor? İşte dijital yayıncılıkta "çifte standart" tartışmalarının odağında da bu soru yer alıyor.
DENETİMSİZLİK UYARISI: "AYNI KURALLAR DİJİTAL PLATFORMLAR İÇİN DE GEÇERLİ OLMALI"
Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital platformlardaki denetim eksikliğinin çocuklar ve gençler açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, "Buradaki denetimsizlik ve kontrolsüzlük, üzülerek söylemek gerekir ki çocukların ve gençlerin suça sürüklenmesine neden oluyor. Pedofili, istismar ve LGBT içeriklerinin giderek ön plana çıkmasına zemin hazırlıyor. Buna rağmen etkin bir denetim ve kontrol mekanizması işletilmiyor." dedi.
Televizyon yayıncılığının RTÜK tarafından sıkı şekilde denetlendiğini hatırlatan Kırık, aynı hassasiyetin dijital platformlar ve sosyal medya için de gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık
DENETİMDEKİ ADALETSİZLİK: YERLİ MEDYAYA CEZA YAĞMURU
Dijital mecralarda çocukları ve gençleri yanlış yönlendiren içerikler ile dezenformasyon ve manipülasyona karşı daha etkin adımlar atılması çağrısında bulunan Kırık, "A Haber nasıl bir denetime tabi tutuluyorsa bu platformların da aynı şekilde denetlenmesi gerekir. Çünkü burada asıl hedef, Türk aile yapısının bozulmasıdır. Aile yapısı bozulursa toplum bozulur, toplum bozulursa da ülkede ciddi sorunlar ortaya çıkar." ifadelerini kullandı.
Sabah Gazetesi yazarı Yüksel Aytuğ ise küresel dijital platformların kültürel değerler üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu savunarak, "Bu dijital platformlar, bu sanal medya kuruluşları bu ülkenin kültürünü sinsice yok etmeye, gençleri ailelerinden, milletlerinden ve dinlerinden uzaklaştırmaya, onları bir boşluğa sürüklemeye çalışıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
Televizyon yayıncılığında uygulanan denetim mekanizmalarının dijital platformlar için de geçerli olması gerektiğini belirten Aytuğ, "Televizyonları RTÜK nasıl ciddi şekilde denetliyor ve gerekli yaptırımları uyguluyorsa, dijital mecralar da aynı denetimden geçmelidir. Bunun adı sansür değil, kamu yararını korumaktır. Nitekim demokrasinin beşiği olarak gösterilen İngiltere'de de benzer faaliyetlere ağır yaptırımlar uygulanıyor." dedi.

MEDYADA ÇİFTE STANDART MI?
Yalnızca ifade özgürlüğü açısından değil, ekonomik boyutuyla da dikkat çeken bir tablo ortaya çıkıyor. Küresel dijital platformlar, daha düşük maliyetlerle faaliyet gösterirken yüksek reklam gelirleri elde ediyor. Geleneksel yayıncılık ise ağır mevzuatlar, yayın ilkeleri ve ekonomik yaptırımlar çerçevesinde faaliyetini sürdürüyor.
Bunun son örneği Haziran 2026'da yaşandı. RTÜK'ün aldığı karar kapsamında yaptırım uygulanan yayın kuruluşları arasında ATV de yer aldı. Bir program içeriği gerekçe gösterilerek ATV'ye yaklaşık 8 milyon lira idari para cezası verildi. Karar, yayıncılıkta denetim anlayışına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.
Tartışmaların merkezinde ise "denetimde eşitlik" konusu bulunuyor. Televizyon yayınları uzun yıllardır RTÜK mevzuatı kapsamında sıkı kurallara tabi tutulurken, dijital platformlardaki içeriklerin denetimi konusunda soru işaretleri gündemdeki yerini koruyor.
Oysa yayın mecrası ne olursa olsun; çocukların korunması, şiddetin özendirilmemesi, nefret söylemi ile suç unsuru taşıyan içeriklerin sınırlandırılması gerektiği vurgulanıyor. Buna karşın, dijital platformlarda aynı konuların çok daha sert, manipülatif ve sansasyonel biçimlerde milyonlarca kullanıcıya ulaştığına dikkat çekiliyor.
Yerli ve milli medya kuruluşlarının idari para cezalarıyla ekonomik baskı altında bırakıldığı yönündeki eleştiriler de tartışmaların önemli başlıkları arasında yer alıyor.








