Kapalı kapılar ardında gizli pazarlık: Trump İran ile anlaştı mı? Tel Aviv'e balistik füze yağmuru

Kapalı kapılar ardında gizli pazarlık: Trump İran ile anlaştı mı? Tel Aviv'e balistik füze yağmuru

Orta Doğu'da ABD/İsrail ve İran arasında yaşanan savaş her geçen gün alevlenirken çatışmalarda bir ay geride kaldı. ABD'nin bölgeye yeni asker sevkiyatları sürerken jeopolitik dengeler tamamen sarsıldı. A Haber Programlar Şefi Emine Kavasoğlu Tel Aviv'de, A Haber Muhabiri Ekber Karabağ ise Tahran'da yaşanan son gelişmeleri aktarırken A Haber canlı yayına katılan uzman isimler çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Orta Doğu'da ABD/İsrail ile İran arasında süren çatışmalar her geçen gün şiddetini artırırken savaşta bir ay geride kaldı. ABD'nin bölgeye yaptığı yeni asker sevkiyatları devam ederken, yaşanan gelişmeler jeopolitik dengeleri köklü biçimde sarsıyor.

CANLI ANLATIM

İSRAİL'İN 'VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR' STRATEJİSİ VE KÜRESEL GÜÇLERİN SAVAŞ PLANI

A Haber ekranlarında yayınlanan programda, Pakistan ve Çin'in Ortadoğu için hazırladığı 5 maddelik barış girişimi masaya yatırıldı. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ermağan, bölgede artan gerilimi, İran-İsrail çatışmasını, Çin'in denge hamlelerini ve ABD'nin iç dinamiklerini detaylı bir şekilde analiz etti. Ermağan, İsrail'in "Vadedilmiş Topraklar" hedefi doğrultusunda uyguladığı büyük stratejiye dikkat çekerken, küresel savaşın sona ermesi için Ankara ve Pekin'in kilit rol oynadığını vurguladı.

DEVLETLER DUYGULARLA DEĞİL, MENFAATLERLE HAREKET EDER

Uluslararası ilişkilerde duyguların kenarda durduğunu ve devletlerin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, "Devletlerin paraları azaldığında, daha iyi bir gelecek istediklerinde diğer devletlere saldırır" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dış politikadaki duruşunu ve açıklamalarını desteklediğini dile getiren Ermağan, "Biz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyız ve tabii ki öncelikle bu ülkenin menfaati doğrultusunda politikalarımızı üretiriz. Bir ülkenin Dışişleri Bakanı bu ülkenin menfaati doğrultusunda konuşurken fikir özgürlüğü vardır ve olmalıdır. Hedef gösteremez, caka satamaz, böyle bazı gazeteci arkadaşlarımız var. Nihayetinde bu savaşı Türkiye mi çıkardı?" sözleriyle içerideki bazı eleştirilere tepkisini dile getirdi.

ÇİN'İN BÖLGESEL DENGE HAMLESİ VE RUSYA'NIN KAZANCI

Ortadoğu'daki çatışma ortamından kimlerin beslendiğine dikkat çeken Ermağan, "Rusya kaostan besleniyor. Bu kaos her türlü enerji ve silah olarak Rusya'ya dönüyor" tespitinde bulundu. Çin'in bölgedeki arabulucu rolüne ve ABD ile olan gizli diplomasisine vurgu yapan Prof. Dr. Ermağan, "Çin bir süre sonra ABD'nin söylediklerini aslında tercüme ediyor. İran'a diyor ki 'Nükleer zenginleştirmeyi bırak, bomba olayı zaten olmamalı, Körfez'i vurma, Körfez ülkelerinin bağımsızlığına saygı duy.' Niye? Çin'in orada oluşturduğu bir denge var. Suudi Arabistan ile İran'ı buluşturdu Çin" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'İN İKİ BÜYÜK AMACI VE 'VAADEDİLMİŞ TOPRAKLAR'

İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarının arkasındaki asıl niyetleri ve "Büyük Siyonistan" hedefini sıralayan Prof. Dr. İsmail Ermağan, "İsrail'in İran savaşında iki büyük amacı var. Birincisi, İran üzerinden bölgeye tekrardan tahkim etmek, güçlenmek ve bu büyük devleti gevşetebilirse özellikle vekil güçlerini, Hizbullah'ı ve diğer taraftakileri, bu gevşemiş yapı İsrail için, İsrail Grand Stratejisi (Büyük Strateji) için ya da büyük Siyonistan için çok büyük bir durum. İkincisi de zaten Grand Stratejiye açılan yolu çizmek. Güney Lübnan'daki o nehri de yukarı çekti, orayı insansızlaştırıyor, Gazzeleştiriyor" sözleriyle İsrail'in harita üzerindeki kanlı planlarını aktardı.

ABD SAVAŞTAN ÇIKMAK ZORUNDA: TRUMP'IN YOL HARİTASI

ABD'nin bu bölgesel girdaptan çıkış yolları aradığını söyleyen ve Donald Trump'ın mevcut durumu kendi kitlesine bir zafer olarak pazarlamaya çalıştığını belirten Ermağan, "Trump diyor ki 'Şu an biz zafer kazandık, İran'ı perişan ettik, her yeri vurduk, nükleer yapamayacaklar, benim zaferim bu'" ifadelerini kullandı. Ancak ABD içindeki lobi faaliyetlerinin ve kurumlar arası çatışmaların barışın önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Ermağan, "ABD bir şekilde bu savaştan çıkmak zorunda. İçindeki İsraillileri durdurabilmeleri lazım. FBI'da, Pentagon'da, Yahudi kökenli ABD'liler... Bunlar Ortadoğu'da bu savaşta ne elde ettiler onu görmek lazım" değerlendirmesinde bulundu. Çözüm için net bir adres gösteren Ermağan, "ABD mantıklıysa kesinlikle telefon açıp Çin'i aramalı, kesinlikle Ankara'yı aramalı. Türkiye'nin bölgesel yapabilecekleri var, Çin'in küresel yapabilecekleri var" sözleriyle diplomasinin zorunlu rotasını çizdi.

YENİ ABD KABİNESİ VE MİLLİ TAKIM COŞKUSU

Trump'ın kurduğu yeni kabinenin sıradışı isimlerden oluşmasına ve liyakat tartışmalarına da değinen Prof. Dr. Ermağan, "Bu yeni ABD'de bakanlara bakın hepsi birbirinden renkli. Dövmeli, garip garip insanların kanını içmek... Bunlar ABD'yi zafere götürecek şeyler değil" ifadeleriyle yeni Amerikan yönetiminin ciddiyetini sorguladı. Programın sonunda, A Milli Futbol Takımımızın 24 yıl aradan sonra Amerika'da düzenlenecek organizasyona katılma hakkı elde etmesiyle gelen tarihi başarıya da değinen Ermağan, "Sevindik, özlemiştik. 24 sene sonra Türk halkının da sevinmeye ihtiyacı vardı. Türkiye'deki bütün halklara armağan olsun" sözleriyle milli coşkuya ortak oldu.

TRUMP’TAN AVRUPA’YA "HÜRMÜZ" RESTİ: CİDDİ BİR KAOS BEKLENİYOR

İran ile ABD-İsrail hattındaki gerilim küresel dengeleri sarsmaya devam ederken, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem A Haber ekranlarında çok kritik bir analize imza attı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı konusundaki tavır değişikliğini ve bu durumun dünya ekonomisine yansımalarını değerlendiren Erdem, Nisan ayının dünya için bir "kaos ayı" olabileceği uyarısında bulundu. Asya’dan Avrupa’ya kadar enerji ve lojistik hatlarının durma noktasına geldiğini belirten Erdem, petrokimyadan gıdaya kadar pek çok sektörün büyük bir tehdit altında olduğunun altını çizdi.

TRUMP’TAN DÜNYAYA "BAŞINIZIN ÇARESİNE BAKIN" MESAJI

Faruk Erdem, Trump’ın son günlerde Hürmüz Boğazı’na yönelik stratejik bir kayıtsızlık sergilediğini belirterek, "Trump artık Hürmüz meselesini pek önemsemiyor gibi gösteriyor kendisini. 'Anlaşsalar da açsalar da açmasalar da ben savaşı bitirebilirim, Hürmüz bana ne, beni hiç ilgilendirmiyor, gelin Amerika'dan alın istiyorsanız' diyor," ifadelerini kullandı. Trump’ın özellikle operasyona destek vermeyen ülkelere karşı sert bir tutum takındığını vurgulayan Erdem, "İran’ın başını kesme operasyonuna katılmayı reddeden Birleşik Krallık’a bir önerisi var; Amerika’dan satın alın ya da biraz cesaret toplayıp boğazın yolunu tutun," sözleriyle ABD’nin yeni stratejisini aktardı.

NİSAN AYINDA KÜRESEL TESLİMATLAR DURUYOR

Faruk Erdem, krizin lojistik boyutunu harita üzerinden detaylandırarak kritik tarihler verdi. Erdem, "1 Nisan’da bugün itibarıyla Asya’daki bütün teslimatlar durmuş durumda. Avustralya bölgesine baktığınız zaman 20 Nisan’ı görüyoruz, Avrupa’da ise 10 Nisan. Yani çok bir zaman kalmadı, bu Nisan ayı içerisinde buralarda küresel bir krizin çıkması artık bekleniyor," dedi. Bu durumun sadece enerjiyle sınırlı kalmayacağını hatırlatan Erdem, "Vay haline dünyanın, sadece enerjiden bahsetmiyoruz; petrokimya ürünleri, plastikten gübreye kadar her şeyi etkileyecek," değerlendirmesinde bulundu.

ABD İÇ SİYASETİNDE BENZİN BASKISI

ABD içindeki ekonomik baskıların Trump’ın kararlarında etkili olduğunu söyleyen Faruk Erdem, "Amerika'daki vatandaş 'haritada yerini bile gösteremediğim bir yer için neden sıkıntı çekiyorum' diye baskı yapıyor. Amerika aslında İran'dan çok daha fazla petrol üretebiliyor, ancak enerji fiyatlarının artması içerideki muhalefeti alevlendiriyor," şeklinde konuştu. Erdem, benzinin galon fiyatının 4 doları geçtiğini ve bunun ABD hane halkı bütçesinde yüzde 15’lik ek bir gidere neden olduğunu belirterek, Trump’ın NATO ve Avrupa’ya "kendi petrolünüzü kendiniz alın" diyerek parmak salladığını ifade etti.

GIDA VE ÜRETİMDE BÜYÜK TEHLİKE

Krizin gıda güvenliğini de sarsacağını dile getiren Erdem, "Güney Afrika bölgesi gıda, gübre ve tarım ürünlerine bağımlı, burada bir açlıkla ilgili sorun çıkacağını öteden beri konuşuyoruz. Enerji fiyatlarının artması buradaki bütün üretimi olumsuz etkiliyor," dedi. Sadece petrolün değil, petrolün ham madde olduğu tüm sanayi kollarının risk altında olduğunu belirten Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem, "İşin ölümüne gidilen noktası aslında burası. Küresel krizin çarpan etkisi her geçen gün artıyor," sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.

İSRAİL MECLİSİNDE "FİLİSTİNLİLERE İDAM" KUTLAMASI

İsrail'in Gazze'de başlattığı ve Lübnan'a yaymaya çalıştığı işgal politikası dünya gündemindeki yerini korurken, Daily Sabah Koordinatörü Dr. Mehmet Çelik A Haber ekranlarında süreci derinlemesine analiz etti. 70 yıllık işgal sürecinin 7 Ekim sonrası nasıl topyekün bir soykırıma dönüştüğünü vurgulayan Çelik, Netanyahu hükümetinin içerideki aşırı sağcı baskılarla nasıl köşeye sıkıştığını ve Körfez ülkelerinin bu kanlı denklemdeki farklı pozisyonlarını tek tek sıraladı. Çelik, İsrail rejiminin "en iyi Filistinli, ölü Filistinlidir" zihniyetiyle hareket ederek uluslararası hukuku tamamen devre dışı bıraktığını ifade etti.

70 YILLIK İŞGALDEN SOYKIRIMA GEÇİŞ

İsrail'in bölgedeki tarihsel genişleme stratejisini değerlendiren Dr. Mehmet Çelik, "Gazze savaşı başlamadan önce aslında baktığımızda 70 yıldır süren bir işgal politikası var ve sürekli topraklarını genişleten bir İsrail var. 7 Ekim sonrasında ise İsrail'in bu işgal hareketini artık bir soykırıma dönüştürdüğünü gördük. Orada kundaktaki bir bebeği de hedef olarak gördü, herhangi bir sivili de," ifadelerini kullandı. İsrail'in hiçbir savaş kuralını tanımadığını belirten Çelik, "Savaş kanunlarına göre hedef gösterilmemesi gereken bütün sivil altyapıyı, üst yapıyı, mabetleri ve Birleşmiş Milletler personelini hedef aldı. Gazetecileri ve sağlık personelini öldürdü," sözleriyle sahadaki dehşeti aktardı.

"EN İYİ FİLİSTİNLİ OLMAYAN FİLİSTİNLİDİR"

İsrail yönetiminin Filistin halkına bakış açısını "hayat hakkı tanımamak" olarak nitelendiren Çelik, "İsrail hiçbir şekilde kanun tanımıyor. Hapisteki Filistinli mahkumlara, 'seni beslemek veya hapiste tutmak zorunda değilim, en iyi Filistinli benim için olmayan Filistinlidir' diyorlar. Bu zihniyette doğan her bebek potansiyel bir tehdit olarak görüldüğü için anne karnındaki bebeği bile tehdit olarak gören bir rejimden bahsediyoruz," dedi. Bu durumun uluslararası insan hakları örgütlerinden büyük tepki aldığını hatırlatan Çelik, "Filistinli bir insan için hiçbir alanda hayat hakkı tanımıyorlar," şeklinde konuştu.

NETANYAHU VE AŞIRI SAĞIN PAZARLIĞI

İsrail iç siyasetindeki dengelerin Gazze'deki şiddeti körüklediğini ifade eden Dr. Mehmet Çelik, "Burada Netanyahu'nun koltuğu uzun süredir konuşuluyor. Ben-Gvir'in 6 oyu üzerinden yapılan pazarlıklarla ya bu tasarıyı geçirirsiniz ya da ben bütçeye onay vermem resti çekiliyor. Netanyahu, Avrupa'dan ve dünyadan gelecek tepkileri bir detay olarak görüyor ve büyük resme odaklanıyor. İsrail'de şu an 'daha nasıl aşırı sağcı olurum' yarışı var," değerlendirmesinde bulundu. Çelik, Netanyahu'nun savaş suçlarını meşrulaştırmak için parlamentoyu bir araç olarak kullandığını sözlerine ekledi.

KÖRFEZ ÜLKELERİ VE STRATEJİK AYRIMLAR

Bölge ülkelerinin saldırılar karşısındaki tutumunu analiz eden Mehmet Çelik, "Körfez ülkelerinin hepsini aslında bir kefeye koymanın çok da doğru olmadığını düşünüyorum. Bir Katar'ın pozisyonu ile Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri'nin pozisyonu aynı değil. Mısır örneğinde olduğu gibi, hükümet ile millet arasındaki fark Körfez ülkelerinin birçoğu için de geçerli," ifadelerini kullandı. Çelik, İsrail'in bir sonraki adımda bu ülkelerin kapısını çalacağını belirterek, "Toprak işgali ile zihin işgali aynı anda olmayabiliyor. Zihin işgali zaten halihazırda bazı Körfez ülkelerinde olmuş durumda," diyerek bölgedeki tehlikeli sürece dikkat çekti.

İRAN VE HİZBULLAH’TAN TEL AVİV'E BALİSTİK FÜZE YAĞMURU!

İsrail, Hamursuz Bayramı’nın başladığı ilk saatlerde İran ve Hizbullah’tan gelen eş zamanlı saldırılarla sarsıldı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Tel Aviv’in kalbi üst üste balistik füzelerin hedefi olurken, şehir genelinde siren sesleri yankılandı. Sıcak bölgede gelişmeleri takip eden A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, 1 saat 45 dakika gibi kısa bir sürede üç ayrı füze dalgasının şehre düştüğünü bildirdi. Saldırılarda çok sayıda bina hasar görürken, İsrail ordusunun kuzey cephesinde de ağır kayıplar verdiği ve 4 askerini kaybettiği öğrenildi.

TEL AVİV’İN MERKEZİ ÜÇ KEZ VURULDU

Saldırıların başladığı anlarda sahada bulunan Emine Kavasoğlu, bölgedeki hareketli saatleri, "Çok hareketli bir sabaha başladık, aslında bekliyorduk da çünkü günlerdir çarşamba günü yani İsrail'de bayramın başlamasıyla birlikte saldırıların daha yoğun bir şekilde devam edeceğine yönelik açıklamalar yapılıyordu. Saat 07:45’te başladı ilk uyarı ve sonrasında art arda bir saat içinde iki kez Tel Aviv’in merkezine doğru füzeler fırlatıldı," sözleriyle aktardı. Kavasoğlu, yayın sırasında gelen üçüncü uyarı dalgasıyla birlikte vatandaşların sığınaklara doğru hareketlendiğini belirtti.

KÜME BAŞLIKLI FÜZELERLE BÜYÜK TAHRİBAT

Saldırılarda kullanılan füzelerin teknik detaylarına ve yarattığı hasara dikkat çeken Kavasoğlu, "Balistik füzelerle gerçekleştirildi saldırılar. Küme başlıklı balistik füzeler kullanıldığı için parçalar pek çok noktaya dağılıyor. Bu da belki yıkımın değil ama hasarın çok daha büyük olmasına neden oluyor," ifadelerini kullandı. Bnei Brak, Holon ve Petah Tikva gibi havalimanına yakın stratejik bölgelerin hedef alındığını vurgulayan muhabir, "Sabah gerçekleşen ilk saldırıda 14 kişi yaralandı. Bir tanesi direkt bir eve isabet etti. Mahalleler tamamen boşaltılıyor çünkü patlamamış misket bombası parçaları risk oluşturmaya devam ediyor," dedi.

İSRAİL ORDUSU KUZEYDE DARBE ALDI: 4 ÖLÜ

Lübnan sınırındaki Hizbullah saldırılarının İsrail için daha büyük bir güvenlik açığı yarattığını ifade eden Emine Kavasoğlu, "Kuzey cephesi için durum daha sıkıntılı çünkü mesafe yakın olduğu için erken uyarı sistemleri devreye giremiyor. Dün akşam yine hiçbir siren çalmadan İsrail’in kuzeyinde çok yoğun saldırılar yaşandı. İsrail, biri subay olmak üzere 4 askerini o bölgede kaybetti, onlarca yaralı helikopterlerle hastanelere taşındı," şeklinde konuştu. Kavasoğlu, Hizbullah’ın dün akşam tek bir seferde 50’den fazla roketle saldırdığının altını çizdi.

"MASADA BARIŞ SAHADA SAVAŞ"

Diplomatik görüşmeler ile sahadaki gerçekliğin taban tabana zıt olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, "Masadaki açıklamalarla sahadaki açıklamalar artık birbirini tutmuyor. Herkes bir barış masası kurulacak umuduyla beklerken, barış umudu yeşermişken çok yoğun saldırılar yaşanıyor. İsrail tarafından yapılan açıklamalarda ani bir ateşkesin kabul edilmeyeceği söylenmişti," değerlendirmesinde bulundu. Kavasoğlu, hafta sonu yaşanan sessizliğin ardından saldırıların katlanarak arttığını ve bayram süresince füze trafiğinin devam etmesinin beklendiğini belirterek sözlerini noktaladı.

TRUMP’IN HÜRMÜZ PLANI ÇÖKTÜ MÜ?

İran ile ABD-İsrail hattındaki gerilim 33. gününde de sıcaklığını korurken, bölgedeki stratejik dengeler her geçen saat değişmeye devam ediyor. Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, A Haber ekranlarında sürece dair çok kritik değerlendirmelerde bulundu. Trump’ın "Hürmüz’den artık daha çok gemi geçiyor" iddialarını ve Kuveyt’e ait dev petrol tankerinin vurulmasının perde arkasını yorumlayan Tutar, savaşın kazananlarını ve kaybedenlerini tek tek sıraladı. ABD’deki akaryakıt fiyatlarının Trump üzerindeki baskısını hatırlatan Tutar, kapalı kapılar ardında yürütülen müzakerelere dair de çarpıcı ipuçları verdi.

HÜRMÜZ’DE KUVEYT GEMİSİNE ŞOK SALDIRI

Bölgedeki son gelişmeleri aktaran Bercan Tutar, Kuveyt’e ait dev petrol gemisinin Dubai açıklarında vurulmasını stratejik bir hamle olarak nitelendirdi. Tutar, "Kuveyt'in özellikle hedef alınması Hark Adası işgalinden dolayıdır. İran, Amerika'nın olası bir kara harekatını zorlaştırmak için Kuveyt'in altyapısını ve lojistik noktalarını vuruyor," ifadelerini kullandı. Bu saldırıların Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilimi tırmandırdığını belirten Tutar, "İran tüm enerjisini Kuveyt üzerinden yapılabilecek bir operasyonu engellemeye harcıyor," sözleriyle sahadaki durumu özetledi.

ABD İÇ SİYASETİNDE ENERJİ KRİZİ VE TRUMP’IN RESTİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı sonlandırma sinyalleri verdiğini dile getiren Bercan Tutar, bunun temel sebebinin Amerikan iç siyaseti ve ekonomi olduğunu vurguladı. Tutar, "Amerika’da bir galon benzinin fiyatı 4 doları geçti, yani litresi 1 doları aşmış durumda. Bu durum Amerikan hane halkının bütçesinde yüzde 15’lik ek bir gidere neden oluyor. Enerji koridorlarındaki bu tıkanıklık ABD iç siyasetindeki muhalefeti alevlendiriyor," dedi. Trump’ın NATO ve Avrupa ülkelerine "Kimin petrole ihtiyacı varsa gitsin alsın, biz Hürmüz’ü açmak zorunda değiliz" şeklinde bir rest çektiğini de sözlerine ekledi.

KAPALI KAPILAR ARDINDA GİZLİ UZLAŞMA MI VAR?

Sahadaki çatışmalara rağmen perde arkasında bir uzlaşma zemini arandığını iddia eden Tutar, "Bana göre Trump ile İran’daki yeni yönetim arasında aşağı yukarı bir uzlaşmaya varılmış durumda. Ancak bu anlaşma hem İsrail’i hem de Amerikan kamuoyunu zedeleyeceği için şimdilik resmen açıklanmıyor," değerlendirmesinde bulundu. İran’ın tamamen nükleerden vazgeçmek yerine, sivil kullanım alanlarında bu teknolojiyi koruma şartını masaya sürdüğünü belirten Tutar, "İran yönetimi bu süreçten güçlenerek çıkacak gibi görünüyor. Devrim Muhafızları ordusu bu mücadeleden daha etkin bir pozisyonda ayrılabilir," şeklinde konuştu.

BÖLGEDEKİ DENGELEYİCİ GÜÇ: TÜRKİYE

İsrail’in enerji rotaları üzerindeki projelerinin gerçekçi olmadığını savunan Bercan Tutar, tek güvenli hattın Türkiye olduğunu belirtti. Tutar, "İsrail'in Kuzey Hattı projesi mümkün değil, çok zor. En öne çıkan yol Türkiye hattıdır. Kuveyt'ten ve Körfez'den Türkiye üzerinden, Suriye-Türkiye üzerinden yeni boru hatlarının devreye sokulması her halükarda dengeleyici güç olarak Türkiye’yi öne çıkarıyor," sözleriyle Türkiye’nin stratejik önemine dikkat çekti. İran’ın ise BM Güvenlik Konseyi üzerinden garantiler istediğini belirten Tutar, "İran kendisini ancak Rusya ve Çin’in de içinde olduğu bir mekanizma ile güvende hissedeceğini söylüyor," ifadeleriyle konuşmasını noktaladı.

ABD’YE GÜVEN DİP YAPTI DÜNYA KENDİ GÖBEĞİNİ KESİYOR!

ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı savaşta çatışmalar sürerken Trump'ın "2-3 hafta içinde savaş bitecek" açıklaması Orta Doğu'da güç kaybettiği üzerine gündeme gelen iddiaları güçlendirdi. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Yıldırım Deniz, A Haber ekranlarında küresel siyasetin ve enerji jeopolitiğinin şifrelerini deşifre etti. 

ÇİN-PAKİSTAN HATTI VE ENERJİDE YENİ ROTA

Küresel lojistik ve enerji transferinde Çin’in hamlelerine dikkat çeken Dr. Yıldırım Deniz, "Pakistan'ın ihtiyacı var ama Pakistan'dan direkt Çin'e uzanan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) dediğimiz bir yapı var. Buradan istenen transferler gerçekleştiriliyor. Çin’in yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığı yatırımın ne kadar mantıklı ve isabetli olduğunu hem Avrupa hem de dünya görmüş oldu" ifadelerini kullandı.

SAVAŞIN KODLARI YENİDEN YAZILIYOR: YAPAY ZEKA VE UCUZ SİLAHLAR

Meydanlardaki askeri teknolojinin dönüşümüne değinen Dr. Yıldırım Deniz, "Bu savaşlardan çıkarılması gereken derslerin başında savaş konseptinin değişmesi geliyor. Yeni nesil teknolojiler, yapay zeka ve ucuz fakat etkili silahların önemi her geçen gün artıyor" sözleriyle modern savaş doktrininin evrildiği noktayı işaret etti.

NÜKLEERDE BÜYÜK DÖNÜŞ: TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ÜRETİMİ BAŞLIYOR

Enerji güvenliği konusunda nükleer santrallerin yeniden sahneye çıktığını belirten Dr. Yıldırım Deniz, "Enerjiyle ilgili Avrupa'da, özellikle Almanya'da nükleer reaktörler çevreye zarar veriyor diye kapanıyordu. Ancak Ukrayna-Rusya savaşından sonra yaşanan sıkıntılarla birlikte tekrar nükleere bir dönüş gerçekleşti. Bugün ABD, Fransa, Çin ve Japonya nükleer santralleri tekrar devreye alıyor. Bizde de iki tane nükleer yatırım var ve bu yıl itibarıyla buradan elektrik üretimi başlayacak" şeklinde konuştu.

ABD’YE GÜVEN DİP YAPTI: HÜRMÜZ VE BABÜLMENDEP ÇIKMAZI

Müttefik ülkelerin ABD’nin güvenlik şemsiyesine olan inancının sarsıldığını vurgulayan Dr. Yıldırım Deniz, "Dünyada artık ülkeler şunu fark etti: Hürmüz Boğazı'na, Babülmendep'e, Husilere veya İran-İsrail-ABD çatışmalarına göbek bağıyla bağlı kalmamalıyız. Hem ekonomik hem enerji hem de savunma anlamında kendimizi garantiye almamız lazım. Körfez ülkeleri, Avrupa ve Asya-Pasifik ülkeleri artık ABD'ye güvenmemeleri gerektiğini anladı" ifadelerini kullandı.

JAPONYA ANAYASASINI SORGULUYOR: UZUN MENZİLLİ FÜZE HAMLESİ

Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sürdürdüğü askeri tutumunu değiştirdiğini aktaran Dr. Yıldırım Deniz, "Japonya, ABD'nin hazırladığı anayasa gereği saldırı amaçlı bir orduya sahip olmayacağını deklare etmişti. Ancak şimdi bu formattan ayrılıyor. Kısa ve orta menzilli füzelerinin yanına, özellikle Çin’e yakın bölgelerde uzun menzilli balistik füzeler konuşlandırmaya başladılar. Bu, ABD’ye olan güvenin dip yapmasının bir sonucudur" sözleriyle sahadaki sıcak gelişmeyi paylaştı.

WASHINGTON’DA YENİ DEVLET ADAMLARI DÖNEMİ: RUBIO VE VANCE

ABD iç siyasetindeki değişimlerin küresel yansımalarına değinen Dr. Yıldırım Deniz, "Trump sonrası Amerikan yönetimlerinin bu güveni tekrar kazanması gerekecek. Geçtiğimiz hafta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti Kongresi'nde yapılan anketlerde JD Vance açık ara önde görünüyor. Onu Marco Rubio takip ediyor. Bu iki isim, Trump’ın etrafındaki diğer emlak simsarları veya iş adamları gibi değil; hakikaten birer devlet adamı profili çiziyorlar. Bundan sonraki süreçte bu isimlerin sözlerine daha fazla itibar etmek gerekecek" diyerek Washington’daki yeni güç merkezlerine dikkat çekti. 
 

ABD İRAN SAVAŞINDA ÇIKMAZDA: 1-2 HAFTA İÇİNDE ANLAŞMA ÇIKACAK

Orta Doğu ateş çemberinden geçerken, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Burak Küntay A Haber'de Cansın Helvacı'nın sunduğu Memleket Meselesi programında ABD-İsrail'in İran'da gerçekleştirdiği savaşı değerlendirdi. İran’daki rejim değişikliği senaryolarından Trump’ın kapalı kapılar ardındaki İsrail stratejisine kadar her detayı tek tek deşifre eden Küntay, Washington’un sokağa dökülmüş gizli bilgilerini ve piyasaların fırtına öncesi sessizliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

İRAN’DA VENEZUELA MODELİ: "HAMANEY GİTTİĞİ AN HER ŞEY BİTECEK"

İran’daki iç karışıklıkların sıradan bir protesto dalgası olmadığını vurgulayan Burak Küntay, "Hamaney gittiği zaman aynı Venezuela gibi olacak. Tekrar söylüyorum bunlar benim fikrim değil, Washington’da artık sokağa dökülmüş net bilgiler. Hamaney gittiği zaman, hele bir de bir-iki-üç kişi daha ortadan kaldırıldığı zaman halk zaten üç gün önce isyan ediyordu; bu isyanların neticesinde bu iş bitecek." ifadelerini kullandı. Bölgedeki rejim değişikliği beklentisinin Washington koridorlarında açıkça konuşulduğunu belirten Küntay, sürecin çok daha hızlı işleyebileceğine dikkat çekti.

"İSRAİL MOTİFİ": NETANYAHU’NUN LÜBNAN VE GAZZE PLANI

Trump’ın stratejilerindeki temel motivasyon kaynağının İsrail olduğunu belirten Küntay, "Tamamen yanlış bir analizle bu operasyon başlatıldı ama arkasında motifler vardı. Neydi bu? İsrail motifi, Netanyahu motifi. Lübnan işi de aynı şekilde, Gazze de aynı şekilde. Bütün propaganda Trump’a karşı yapılan iç çemberinde buna dayalıydı." şeklinde konuştu. Küntay, evdeki hesabın çarşıya uymadığını ancak bu hamlelerin arkasında yatan asıl amacın İsrail’in bölgedeki elini güçlendirmek olduğunu belirtti.

PİYASALARDAKİ SESSİZ FIRTINA: "BİR-İKİ HAFTA İÇİNDE ANLAŞMA ÇIKACAK"

Ekonomik verilerin siyasi gelişmelerin habercisi olduğunu savunan Prof. Dr. Burak Küntay, "Bugün Nasdaq’ı son iki haftadır iniş-çıkışlarını izliyorum. Dow Jones’a bakıyorum, piyasaları izliyorum; meslek hayatımda şu ana kadar hiç yanılmadım bunlara bakıp da bu tarz hadiselerin istikametini belirleme noktasında. Normal şartlar için konuşuyorum; bir, maksimum iki hafta sonra sözde de olsa, öyle de olsa böyle de olsa bir 'anlaştık' lafı çıkacak." ifadelerini kullandı. Küntay, bu öngörüsünü hem altın fiyatlarındaki yükselişe hem de borsa endekslerindeki dalgalanmalara dayandırdı.

ABD İÇİNDE KIYAMET: "TRUMP KENDİ TABANINI KAYBEDİYOR"

Washington’daki siyasi atmosferin tarihin en gergin dönemlerinden birini yaşadığını belirten Küntay, "İçeride kızılca kıyamet var. Parti içinde MAGA’yı (Make America Great Again) kaybediyor. Kendi tabanını kaybediyor. Ben size bir-iki hafta tabirini kullanırken sadece Nasdaq veya Dow Jones’a bakarak söylemiyorum. Altının yükselmesine bakarak söylemiyorum; bütün bunları enine boyuna analiz ettiğimde bugün itibarıyla derim ki bir buçuk-iki hafta içinde tam bir barış vesaire değil ama en azından bir el sıkışmaya yönelik bir yola gider bu iş." sözleriyle ABD iç siyasetindeki kaosu anlattı.

TRUMP VE RASYONELLİK ÇATIŞMASI: "SABAHLA AKŞAM ARASINDA FARK VAR"

Trump yönetiminin öngörülemez tavrına dikkat çeken Küntay, "Mesele Trump ve bu ekip olunca söylemeye çekiniyorum. Yoksa yüzde 95 bir-iki haftada bu iş bir yola girer derim. Ama Trump olunca bütün şu ana kadarki bilgilerimiz ve bilimsel analizlerimiz patlıyor. Açık konuşuyorum; çünkü orada pragmatist bir bakış açısı yakalayamıyorsunuz. Sabahla akşam arasında fark var. Eğer bu bir buçuk-iki hafta içinde el sıkışma olursa 'Demek ki Amerika o kadar da yoldan çıkmamış, hâlâ bizim formüller, bizim analizler ve bir rasyonellik var' diyeceğim." ifadelerini kullandı.

ÇİN’İN STRATEJİSİ: "OTURDUĞU YERDEN KÂR EDİYOR"

Küresel denklemde Çin’in konumuna da değinen Küntay, Pekin yönetiminin bu kaostan en kârlı çıkan taraf olduğunu belirterek, "Çin çok doğal olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin şu an içinde bulunduğu durumdan çok mutlu. Ne taş atar, ne karışır, ne bir şey yapar; çünkü Çin oturduğu yerde kâr ediyor." sözleriyle Çin’in sessizce güçlendiği süreci A Haber ekranlarında deşifre etti.

ENERJİ SAVAŞININ KİLİT NOKTASI: IRAK VE KKTC

Orta Doğu’da tansiyon her geçen dakika yükselirken, İran’ın İsrail ve Körfez'deki stratejik noktaları hedef alması dünyada tedirginlikle takip ediliyor. Takvim Gazetesi Yazarı Bülent Erandaç, Trump'ın İran ve Avrupa ülkelerine tehditlerini ve sahadaki son durumu değerlendirerek Cansın Helvacı'nın sunduğu Memleket Meselesi programında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 

İRAN’IN TEHDİDİNİN ARDINDAN PUTİN’DEN NAHYAN İLE KRİTİK GÖRÜŞME

İran'ın Körfez'deki ABD merkezli büyük şirketlere yönelik saldırı hazırlığında olduğunu belirten Bülent Erandaç, "İran, ABD’nin Dubai’deki ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki o büyük dijital platformların, Boeing gibi dev şirketlerin idari merkezlerini bombalamaya başlayacağını söyledi." ifadelerini kullandı. Bu tehdidin hemen ardından Rusya lideri Putin'in devreye girdiğine dikkat çeken Erandaç, "Bu açıklamadan iki saat sonra Putin, Birleşik Arap Emirlikleri’nden Nahyan ile çok uzun bir görüşme yaptı. Muhtemel gelişmeleri konuşuyorlar ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafı, 'Rusya olarak siz devreye girmelisiniz, biz devreye girmek üzereyiz' şeklinde bir notla Putin’in desteğini istedi." sözleriyle bölgedeki diplomasi trafiğini aktardı.

TRUMP’IN GÖZÜ PETROLDE: HEDEFTEKİ ÜÇ NUMARALI ÜLKE İRAN

ABD'de yeniden seçilmesine kesin gözüyle bakılan Trump'ın bölgeye yönelik asıl motivasyonunun enerji kaynakları olduğunu vurgulayan Erandaç, "Trump büyük ihtimalle Tahran’a çökecek. Kendisi de zaten 'Ben petrol istiyorum' diyerek niyetini açıkladı. Dünyada petrolde bir numara Venezuela'ya el koydu, iki numara Suudi Arabistan ile beraberler, üç numarada ise İran var." dedi. Petrol fiyatlarının olası bir harekat durumunda fırlayabileceğine dair çalışmaların yapıldığını belirten Erandaç, "Think-tank kuruluşları tarafından petrol fiyatlarının 200 dolara çıkması durumunda ABD’nin buna ne kadar dayanabileceğine dair analizler yapılıyor." sözleriyle ekonomik savaşın boyutlarını gözler önüne serdi.

IRAK VE KIBRIS: ENERJİ SAVAŞININ KİLİT NOKTALARI

Irak ve Kıbrıs'ın bölgedeki stratejik öneminin her geçen gün arttığını ifade eden Bülent Erandaç, "Irak’ta durum çok hassas. Neçirvan Barzani’nin evine yapılan saldırı sonrası Sayın Cumhurbaşkanımız kendisini arayarak bir görüşme gerçekleştirdi. İran meselesi hallolduktan sonra unutulmaması gereken iki bölge var; birisi kilit taşı olarak Irak, ikincisi ise Kıbrıs’tır." ifadelerini kullandı. Kıbrıs'ın Akdeniz'deki hakimiyet için vazgeçilmez olduğunu hatırlatan Erandaç, "Kıbrıs; enerji arzı ve Akdeniz ile ilgili planlarda o kadar önemli ki, bu stratejik önemi göz ardı etmemek gerekiyor." diyerek Doğu Akdeniz'deki satranç tahtasına dikkat çekti. 

BEYAZ SARAY ÖNÜNDE GERGİNLİK!

ABD’nin kalbi Washington DC’deki Beyaz Saray çevresinde yaşanan protestolar ve Afrika’dan gelen acil çağrılar, A Haber ekranlarında canlı olarak aktarıldı. Uganda’da halkın diktatör Museveni ve ailesine karşı gösterileri, Bobi Wine’ın Trump’tan yardım talebi ve bölgedeki askeri hazırlıklar, Amerikan başkanının olası geri çekilme sinyalleriyle birleşince sıcak bir krizin fitilini ateşledi. Beyaz Saray çevresindeki güvenlik önlemleri ve Lafayette Parkı’ndaki hareketlilik, Washington’dan gelen kritik mesajların boyutunu gözler önüne serdi.

UGANDA’DAN BEYAZ SARAY’A PROTESTO SESLERİ

Beyaz Saray önünde gerçekleşen protestolar, Uganda’daki gelişmelerle bağlantılı olarak değerlendiriliyor. A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, “Burada şu anda Uganda’dan gelen tepkiler var. Bobi Wine, %70 diktatör Museveni ve %25 destekleyici kesim olduğunu belirtiyor ve Donald Trump’tan acil yardım talep ediyor” ifadelerini kullandı. Gösterilerin klasik Washington DC protestoları formatında gerçekleştiğini aktaran Sapmaz, “Şu anda burası tamamen gizli servis tarafından korunuyor. Normal şartlarda geçişler serbest ama bugün güvenlik tedbirleri nedeniyle kapatılmış” sözleriyle durumu özetledi.

BEYAZ SARAY’DA GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE SİCİLİNDEKİ HAREKETLİLİK

İrfan Sapmaz, Beyaz Saray’a giriş sürecinde yaşananları şöyle aktardı: “JD Vance’ın ofisinin bulunduğu bina ve buraya gelen resmi heyet araçları normalde fotoğraf çekimine açık ama bugün Lafayette Parkı’ndaki restorasyon çalışmaları nedeniyle geçişler yasak. Sadece basın akredite kartı olan gazeteciler giriş yapabiliyor.” Beyaz Saray bahçesine yaklaşırken yapılan açıklamaların ve alınan önlemlerin, Trump’ın stratejik kararlarını doğrudan etkilediği vurgulandı.

TRUMP’IN AÇIKLAMALARI: GERİ ÇEKİLME SİNYALİ Mİ?

A Haber Muhabiri Sapmaz, Donald Trump’ın son açıklamalarını sıcak temasla aktararak, “Trump bugün yaptığı açıklamalarda ciddi uyarılar dikkate alınmış gibi görünüyor. Özellikle bir kara operasyonunun felaketle sonuçlanabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Bu, geri çekilme sinyali olarak okunabilir” ifadelerini kullandı. ABD’nin bölgede yaklaşık 70 bin asker bulundurduğunu hatırlatan Sapmaz, “Trump’ın niyeti ciddi. Ancak açıklamalarında, eğer bir operasyon gerçekleşmezse bölgeden tamamen çekilebileceğine dair mesajlar var. Arap ülkelerine ‘kendi başınızın çaresine bakın’ mesajı da iletilebilir” şeklinde konuştu.

ORTA DOĞU’DA STRATEJİK KÖRDÜĞÜM

Sapmaz, bölgedeki askeri ve diplomatik ikilemleri şöyle aktardı: “Trump’ın açıklamaları, İran’a yönelik kara operasyonunun yaratacağı felaket ihtimalini gündeme getiriyor. ABD’nin geri çekilmesi durumunda Orta Doğu’daki hegemonya, enerji ve ticaret rotaları ciddi risk altında.” Hürmüz Boğazı ve çevresindeki stratejik noktaların kontrolünün kritik olduğunu vurgulayan Sapmaz, “Buralar hem ABD hem İran için tam tahakküm alanı değil. Uluslararası hukuk, tüm ticaret gemilerine geçiş hakkı tanıyor. Ancak İran’ın bölgedeki gücü, küresel riskleri artırabilir” dedi.

A HABER O ANLARA TANIKLIK ETTİ

A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, Beyaz Saray çevresinde yaşananları ve Trump’ın stratejik mesajlarını izleyicilere aktarmaya devam ederek, “Protestolar, güvenlik önlemleri ve Trump’ın açıklamaları, sıcak bir bölge krizinin tüm ayrıntılarını gözler önüne seriyor. Washington’dan gelen her mesaj, Afrika’dan Ortadoğu’ya kadar geniş bir coğrafyada yankı buluyor” sözleriyle aktardı.

İRAN'DA AÇLIK TEHLİKESİ!

Dünya siyasetinin kalbi Orta Doğu’da barut fıçısı her an infilak etmeye hazır şekilde beklerken, Washington’dan gelen “çekilme” sinyalleri deprem etkisi yarattı! Beyaz Saray kaynaklı açıklamalar ve Donald Trump’ın hamleleri, ABD’nin bölgedeki hegemonyasını sonlandırıp sonlandırmayacağı tartışmalarını alevlendirdi. İsrail’in yönlendirmeleriyle başlayan bu kritik süreçte, ABD’nin bir hezimete sürüklenip sürüklenmediği sorusu gündemin merkezine oturdu. Hürmüz Boğazı’nda uluslararası hukuku zorlayan gelişmeler ve İran halkına yönelik “açlık üzerinden baskı” iddiaları dikkat çekerken, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel A Haber ekranlarında sıcak bölgedeki kritik kırılmaları ve olası sonuçları tüm detaylarıyla değerlendirdi.

Orta Doğu’da ateş hattı giderek genişlerken, ABD’nin bölgeden çekilebileceğine yönelik iddialar küresel dengeleri sarstı. Beyaz Saray’dan gelen mesajlar, sahadaki askeri hareketlilik ve İran’dan yükselen sert açıklamalar, Hürmüz Boğazı’ndan Kızıldeniz’e uzanan kritik hatta yeni bir güç mücadelesinin işaretlerini veriyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, A Haber’de yaptığı değerlendirmede İran’ın açlık tehlikesiyle karşı karşıya geldiğini belirterek, “Bu sürecin maalesef saldırılarla çok hızlı bir şekilde ilerlediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

STRATEJİK GERİ ÇEKİLME Mİ, YOKSA HEZİMETİN KABULÜ MÜ?

Beyaz Saray sözcüsünün açıklamaları ve ABD basınında yer alan “çekilme” iddiaları, bölgedeki askeri dengeleri sarsabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Dr. Cihan Günyel, “Şimdi Amerika veyahut da Trump bölgeden Amerikan askerlerini çekecek ama bunu bir müzakere veyahut da belli bir şiddetin düştüğü, tamamen çatışmaların durduğu bir şekilde mi ele alarak çekilme yapacak?” ifadelerini kullandı.

Günyel, bu sürecin yalnızca askeri değil, stratejik sonuçları olacağına dikkat çekerek, “Bu çekilme son dönemde bu saldırılar başlamadan önce ve saldırılar sürerken buraya yığdığı askeri güçleri çekmek mi? Bunu yaparsa bundan sonra burada kalacak askerleriyle bölgenin güvenlik mimarisini nasıl sağlayacak?” sözleriyle kritik soruları gündeme taşıdı.

İSRAİL ETKİSİ VE TRUMP’IN İKİLEMİ

ABD’nin mevcut krizdeki rolü sert şekilde eleştirilirken, Dr. Cihan Günyel Washington’un süreci yönetmekte zorlandığını vurguladı. Dr. Cihan Günyel, “Buradaki problemi İsrail'in aklına uyup siz çıkardınız. Şimdi de diyorsunuz ki ‘buyurun bu problemi siz çözün’” ifadelerini kullandı.

Trump’ın sürecin başında attığı adımların kendisini bir ikileme sürüklediğini belirten Günyel, “Trump kendi kendine aslında o ilk müzakere sürecinde askeri gücü buraya yığmaya başladığında bir ikleme sokmaya başlamıştı ki şimdi o ikilem bence daha ciddi bir şekilde devam ediyor” şeklinde konuştu.

ABD’nin çekilmesi halinde bunun bir yenilgi olarak algılanacağını vurgulayan Günyel, “Şimdi çekilirseniz bir defa Amerika'nın yenilgisini kabul etmiş olacaksınız. Orta Doğu gibi enerjinin ve Kızıldeniz ile Basra Körfezi gibi dünyanın en önemli ticaret ve enerji rotalarının kontrolünü artık siz sağlamayacaksınız” dedi.

Ayrıca sahadaki askeri tabloya dikkat çekerek, “Hangi hedefleri tamamladılar onu anlayabilmiş değiliz. İran'ın gördüğümüz kadarıyla hala cevap veriyor. Yani füze ve SİHA saldırıları devam ediyor ki daha kara gücünü de herhangi bir şekilde Amerika test etmedi” ifadelerini kullandı.

NATO VE AVRUPA HATTINDA KIRILMA

ABD ile Avrupa arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiğine dikkat çeken Günyel, transatlantik ilişkilerde ciddi kırılmalar yaşandığını ifade etti. Dr. Cihan Günyel, “Avrupalı ülkelerin politikaları son dönemlerde Trump’ın ikinci döneminin başlamasıyla beraber birbirinden ayrışmaya başladı” dedi.

Fransa ve İngiltere’nin Filistin’i tanıma adımını hatırlatan Günyel, “Hatırlarsanız çok ilginç bir şekilde Fransa ve İngiltere Filistin’i bağımsız devlet olarak kabul ettiler. Aslında birçok kırılmayı yaşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa’nın bölgeye coğrafi yakınlığı nedeniyle daha temkinli davrandığını belirten Günyel, “Burada yaşanabilecek herhangi bir şey, örneğin rejimin çökmesiyle beraber göç problemi ve devlet altı silahlı örgütlerin ortaya çıkması, Arap Baharı’nda bu süreci yaşamış bir Avrupa’yı doğrudan etkiler” ifadelerini kullandı.

Günyel, Avrupa’nın çözüm tercihini de şu sözlerle açıkladı: “Bence Avrupalılar bu sorunu silahlı çatışma yoluyla değil, diplomasi masasında İran’la çözecekler.”

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KRİTİK DENGE VE ULUSLARARASI HUKUK

Hürmüz Boğazı’nın statüsüne ilişkin teknik detaylara değinen Günyel, bu bölgenin tek taraflı kontrol edilemeyeceğini vurguladı. Dr. Cihan Günyel, “Hürmüz Boğazı ile ilgili ne Amerika'nın ne de İran'ın tam olarak tahakküm kurabileceği bir nokta değil. Çünkü burası uluslararası hukukta tüm ticaret gemilerine açık” dedi.

Boğazın iki ana rotası olduğunu belirten Günyel, “Gemiler hem Umman’ın karasularına girip çıkıyor, belli noktalarda ise İran’ın 12 millik sularına giriyor” ifadelerini kullandı.

Bu durumun küresel bir emsal oluşturabileceği uyarısında bulunan Günyel, “Eğer İran burada paralı geçiş gibi bir uygulama başlatırsa bu başka boğazlarda da benzer riskler doğurabilir” dedi.

KÜRESEL RİSK: MALAKKA VE DİĞER BOĞAZLAR

Günyel, Hürmüz’de yaşanabilecek bir değişimin domino etkisi yaratabileceğini belirterek, Malakka Boğazı gibi kritik geçiş noktalarına dikkat çekti. Bu tür bir emsalin küresel ticaret dengelerini sarsabileceğini ifade etti.

45 MİLYON İNSAN AÇLIK RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA

Savaşın insani boyutu ise en çarpıcı başlıklardan biri. Günyel, Birleşmiş Milletler’in uyarılarına dikkat çekerek, “Eğer savaş devam edecek olursa, Hürmüz Boğazı kapanacak olursa ve bu saldırılar devam edecek olursa Haziran ayında İran’da 45 milyon insanın açlıkla karşı karşıya kalacağını ifade etmişlerdi” dedi.

Bu sürecin hızla kötüleştiğini belirten Günyel, “Bu sürecin maalesef saldırılarla çok hızlı bir şekilde ilerlediğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“HALK REJİMİN YANINDA KENETLENDİ”

ABD ve İsrail’in beklentilerinin aksine sahadaki toplumsal dinamiklerin farklı geliştiğini vurgulayan Günyel, “Amerika ve İsrail ilk gün saldırılarında ‘rejimi vurduk, siz ayaklanın’ dediler ama tam tersi oldu. İran halkı aslında rejimin yanında daha çok yer aldı” dedi.

Bu durumun stratejik hesapları değiştirdiğini belirten Günyel, sivil altyapıya yönelik saldırıların da halk üzerinde baskı oluşturma amacı taşıdığı yönündeki iddialara dikkat çekti.

TRUMP’TAN DÜNYAYI SARSAN ‘KÜRESEL KOPUŞ’ ÇIKIŞI

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın sabah saatlerinde yaptığı ezber bozan açıklamalar, dünya siyasetinde taşları yerinden oynattı. "Hürmüz Boğazı'nı gidin ve alın" diyerek müttefiklerini kendi kaderine terk eden Trump, enerji ve güvenlik denkleminde "ABD artık yanınızda olmayacak" mesajını verdi.

Washington koridorlarında "stratejik bir geri çekilme" olarak nitelendirilen bu şok çıkış, NATO içindeki fay hatlarını derinleştirirken; bölgedeki 70 bin ABD askerinin akıbeti ve küresel petrol ticaretinin kalbi olan Hürmüz üzerindeki belirsizlik dünyayı alarm durumuna geçirdi.

DÜNYA DİKEN ÜSTÜNDE: TRUMP’IN ÜÇ KRİTİK MESAJI VE ‘KOPUŞ’ SİNYALİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni dönem stratejisinin şifrelerini taşıyan açıklamaları değerlendiren İrfan Sapmaz, "ABD Başkanı Donald Trump'ın bugün sabah yaptığı açıklamalar Amerika Birleşik Devletleri'nde oldukça ses getirdi. Trump’ın çıkışlarında üç kritik mesaj öne çıkıyor; 'Hürmüz Boğazı için gidin ve onu alın', 'Enerji için ABD'den satın alın' ve 'Müttefikler için de ABD artık sizin yanınızda olmayacak' şeklinde özet olarak bu mesajları verdi" ifadelerini kullandı.

Bu söylemlerin ABD’nin küresel güvenlik sağlayıcısı rolünden çekildiğinin kanıtı olduğunu belirten Sapmaz, ana akım medyanın bu durumu Avrupa ve Körfez ülkelerine yönelik "kendi güvenliğinizi kendiniz sağlayın" uyarısı olarak gördüğünü vurguladı.

NATO’DA STRATEJİK ÇATLAK: FRANSA İLE SERT GERİLİM

Trump’ın müttefiklerine yönelik sert tutumu, özellikle Avrupa kanadında deprem etkisi yarattı. Trump’ın Fransa’ya yönelik çıkışlarına dikkat çeken İrfan Sapmaz, "Trump'ın Fransa'nın İsrail'e yönelik askeri sevkiyatlara hava sahasını kapattığı iddiasına sert tepki göstermesi, Politico ve Axios tarafından hemen izleyicilere ulaştırıldı. Bu durum NATO içinde İran dosyasında açık bir ayrışma ve ABD-Avrupa stratejik kopuş riski şeklinde yorumlanıyor" sözleriyle krizin derinliğini anlattı.

İRAN ZAYIFLADI AMA ÇÖKMEDİ: "HÜRMÜZ HALA BİR RİSK NOKTASI"

İran’ın askeri kapasitesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisi hakkında uzmanlardan gelen uyarıları aktaran İrfan Sapmaz, Vali Nasr’ın, "İran zayıflamış olabilir ancak Hürmüz üzerinden küresel enerji dengesi üzerindeki etkisini sürdürüyor" dediğini belirtti.

Sapmaz, ABD medyasındaki analizlere dayanarak, "İran zayıfladı ancak çökmedi. Füze ve hava savunma kapasitesinde kayıplar var ancak tamamen etkisiz hale geldiği teyit edilmiyor. Dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz hala küresel bir risk noktası" şeklinde konuştu.

70 BİN ASKER VE 4 HAFTALIK KRİTİK TAKVİM

Trump yönetiminin kilit isimlerinin "hızlı çıkış" planlarını hatırlatan İrfan Sapmaz, "Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Pete Hegseth, 3-4 hafta içerisinde bölgeden çıkılabileceğinden bahsediyor. Donald Trump'ın etrafındaki genel hava 'biz buradan derhal hızlı bir şekilde çıkmalıyız' yönünde. Bölgede 70 bine yakın Amerikan askeri var. Daha önce Trump’ın bir zafer fotoğrafı peşinde koştuğunu düşünüyordum ama bugünkü açıklamalarıyla o zafer fotoğrafını bir tarafa bırakıp, kazasız belasız ve çok fazla kayıp vermeden çekilmeye odaklandığı görülüyor" sözleriyle analizini tamamladı.

 

ABD-NATO-BATI HATTINDA NELER OLUYOR?

ABD’de siyaset ve güvenlik çevrelerinde deprem etkisi yaratan açıklamalar, küresel dengeleri sarsabilecek bir kırılmanın habercisi olarak yorumlanıyor. Donald Trump’ın sert ve meydan okuyan mesajları, NATO’dan Hürmüz Boğazı’na, Avrupa’dan Körfez’e kadar geniş bir hatta “ABD artık eski rolünü oynamayacak mı?” sorusunu gündemin merkezine taşıdı.

TRUMP’TAN HÜRMÜZ ÇIKIŞI: GİDİN KENDİNİZ ALIN

A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, ABD’de giderek büyüyen tartışmalara dikkat çekerek, Trump’ın açıklamalarının sıradan bir siyasi söylemin çok ötesine geçtiğini vurguladı. Sapmaz, Donald Trump’ın Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımlarda son derece sert bir dil kullandığını belirterek, Trump’ın “Jet yakıtını ve enerjiyi nereden alacaksınız? Bizden alabilirsiniz ya da gidin cesaretinizi toplayıp boğaza kendiniz gidin” sözleriyle müttefiklerine açık bir meydan okuma yönelttiğini aktardı.

Bu çıkışın üç kritik mesaj içerdiği ifade edilirken, Sapmaz bu mesajları Trump’ın “Hürmüz Boğazı için ‘Gidin ve onu alın’, enerji için ‘ABD’den satın alın’ ve müttefikler için ‘ABD artık sizin yanınızda olmayacak’ dediğini” sözleriyle özetledi.

BATI MEDYASI ALARMDA: ABD KÜRESEL ROLDEN ÇEKİLİYOR

Uluslararası medya kuruluşları da bu açıklamaları yakından takip ediyor. Reuters, CNN ve New York Times’ın Trump’ın söylemini ABD’nin küresel güvenlik sağlayıcısı rolünden geri çekilme sinyali olarak yorumladığı belirtilirken, Avrupa ve Körfez ülkelerine açıkça “Kendi güvenliğini kendin sağla” mesajı verildiği ifade ediliyor.

Bu değerlendirmeler, yalnızca bir retorik değişim değil, aynı zamanda stratejik bir paradigma kayması ihtimalini de gündeme getiriyor.

NATO HATTINDA KIRILMA

Transatlantik ilişkilerde tansiyonun yükseldiği bir diğer başlık ise Fransa üzerinden yaşanan gerilim oldu. Sapmaz, Fransa’nın İsrail’e yönelik askeri sevkiyata hava sahasını kapattığı iddiasına Trump’ın sert tepki gösterdiğini belirterek, bu durumun NATO içinde ciddi bir ayrışma işareti olarak yorumlandığını ifade etti.

Politico ve Axios’un bu gelişmeyi “NATO içinde İran dosyasında açık ayrışma ve ABD-Avrupa stratejik kopuş riski” şeklinde değerlendirdiğini aktaran Sapmaz, akademik çevrelerin de benzer kaygılar taşıdığını dile getirdi.

Georgetown Üniversitesi’nden Profesör Charles Kupchan’ın bu tabloya ilişkin uyarıları da dikkat çekici. Kupchan, “ABD ile Avrupa arasındaki bu tür açık gerilimler NATO’nun uzun vadeli bütünlüğünü zayıflatabilir” değerlendirmesinde bulundu.

 “GERİ ÇEKİLME DEĞİL, YENİDEN KONUMLANMA”

Tüm bu sert söylemlere rağmen sahadaki askeri gerçeklik farklı bir tablo çiziyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ve Pentagon kaynaklarına göre, ABD donanması Hürmüz Boğazı’ndaki aktif varlığını sürdürüyor.

Sapmaz bu durumu, “Mevcut durum geri çekilme değil, ‘yeniden konumlanma’ olarak değerlendiriliyor” sözleriyle aktardı. Bu ifade, Washington’un tamamen sahadan çekilmek yerine stratejik pozisyonunu yeniden düzenlediği yorumlarına kapı aralıyor.

HEM TEHDİT HEM MANEVRA ALANI

Trump’ın söylemlerinin arkasında çok katmanlı bir strateji olabileceği değerlendiriliyor. Sapmaz, Trump’ın üslubunun cezalandırıcı ve sert olduğuna dikkat çekerek, Trump’ın “Bize muhtaçsınız; NATO ve Avrupa Birliği ülkeleri bize muhtaç. Madem bize yardım etmediniz… O zaman biz ABD olarak orayı kendi kaderine bırakabiliriz” mesajını verdiğini ifade etti.

Ancak bu söylemin tek yönlü olmadığı da vurgulanıyor. Sapmaz, “Diğer cepheden ise bu durum, olası operasyonların üstünü örtme mesajı olarak algılanıyor. Her iki kapıyı da açık bırakmak istiyorlar” sözleriyle Washington’un hem geri çekilme hem de müdahale ihtimalini aynı anda masada tuttuğunu belirtti.

PENTAGON VE İSTİHBARAT CEPHESİNDEN UYARI

Trump’ın bu sert çıkışlarına rağmen ABD içindeki güç merkezlerinden farklı sesler yükseliyor. Sapmaz, Trump’a kendi çevresinden, Pentagon’dan ve istihbarat topluluğundan ciddi uyarılar geldiğini ifade etti.

Akademik çevrelerde ise askeri senaryolara yönelik dikkat çekici bir veri öne çıkıyor. Sapmaz, “Trump’ın olası bir kara operasyonuna destek sadece %5 oranında. Kara operasyonları neredeyse sıfır ihtimal olarak görülüyor” sözleriyle bu ihtimalin son derece zayıf olduğunu aktardı.

“İRAN BATakLIĞI” ENDİŞESİ VE MAGA CEPHESİ

ABD iç siyasetinde ise çok daha derin bir tartışma yürütülüyor. Sapmaz, Trump’ın belirli güç odaklarının kendisini bir “İran bataklığına” çekmeye çalıştığını düşündüğünü belirterek, bu görüşün özellikle MAGA tabanında yaygın olduğunu ifade etti.

Sapmaz, bu durumu “ABD’deki ‘derin yapı’nın uzantıları olan çevreler; savunma sanayisi şirketleri, askeri-endüstriyel kompleks ve istihbarat topluluğu içerisindeki bir grubun kendisini İran bataklığına sokarak iktidardan indirmeye çalıştığını düşünüyor” sözleriyle aktardı.

Bu çerçevede MAGA destekçileri arasında, “Seni İran çukuruna çekip Beyaz Saray’dan indirmeye çalışıyorlar” şeklinde yorumların açıkça dile getirildiği ifade edildi.

“ZAFER FOTOĞRAFI” OLMADAN GERİ ADIM MI?

Tüm bu gelişmeler ışığında en dikkat çekici senaryo ise Trump’ın sahadan tamamen çekilmeden, sorumluluğu müttefiklere devrederek geri adım atabileceği ihtimali. Sapmaz, bu ihtimali “Trump bu oyunun farkında ve bir ‘zafer fotoğrafı’ dahi elde etmeden, işi müttefiklere devredip geri adım atabilir gibi bir hissiyat oluştu bende” sözleriyle dile getirdi.

ATEŞ HATTINDA BELİRSİZLİK VE STRATEJİK SATRANÇ

Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir geri çekilme tartışması değil; küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir “stratejik satranç” görüntüsü veriyor. ABD’nin söylem düzeyinde sertleşirken sahada varlığını sürdürmesi, NATO içinde çatlakların derinleşmesi ve Avrupa’nın kendi güvenlik mimarisini sorgulamaya başlaması, önümüzdeki sürecin son derece kritik olacağını gösteriyor.

Trump’ın “Gidin kendi sorununuzu çözün, bizden yardım beklemeyin” mesajı ise bu yeni dönemin en net ve en çarpıcı özeti olarak öne çıkıyor.

TRUMP: HÜRMÜZ BOĞAZI’NA GİDİN KENDİ PETROLÜNÜZÜ ALIN

ABD Başkanı Donald Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Hürmüz Boğazı yüzünden jet yakıtı temin edemeyen tüm o ülkelere, örneğin İran'ın çökertilmesine dahil olmayı reddeden Birleşik Krallık gibi ülkelere bir önerim var: Birincisi, ABD'den satın alın, bizde bol miktarda var. İkincisi, biraz gecikmiş bir cesaret toplayın, Boğaz'a gidin ve onu sadece alın” ifadelerini kullandı.

Müttefiklerin ABD'yi yalnız bıraktığını savunan ve artık kendi başlarının çaresine bakmaları gerektiğini belirten Trump, “Kendi başınıza savaşmayı öğrenmeye başlamanız gerekecek, tıpkı sizin bizim yanımızda olmadığınız gibi ABD de artık size yardım etmek için orada olmayacak. İran esasen büyük bir yıkıma uğratıldı. Zor kısım bitti. Gidin kendi petrolünüzü alın” açıklamasında bulundu.

FRANSA'YA HAVA SAHASI TEPKİSİ
Trump, sanal medya hesabından yaptığı bir diğer paylaşımda ise İsrail'e giden uçaklara hava sahasını kapatan Fransa'yı hedef aldı. Trump, paylaşımında şunları kaydetti:

“Fransa, askeri malzemelerle yüklü ve İsrail’e giden uçakların kendi hava sahasından geçmesine izin vermedi. Fransa, başarıyla ortadan kaldırılan ‘İran Kasabı’ konusunda hiçbir yardımda bulunmadı. ABD bunu asla unutmayacak.”

 

İNGİLTERE: İRAN'A KARA HAREKATINA KATILMAYACAĞIZ

Orta Doğu'da tansiyon her geçen dakika yükselirken, Washington ve Tel Aviv hattında soğuk duş etkisi yaratan bir açıklama geldi. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırganlığına ortak olmayacağını ilan ederek müttefiklerine kapıyı kapattı. "Bu savaşa sürüklenmeyeceğiz" diyen Starmer'ın bu çıkışı, Washington'ın uluslararası arenada giderek yalnızlaştığı yorumlarını güçlendirdi. Ancak perde arkasında İngiliz üslerinin ABD operasyonlarına açılması, Londra'nın ikili bir strateji mi izlediği sorusunu gündeme getirdi. A Haber Londra Muhabiri Alpaslan Düven, dev krizin ayrıntılarını canlı yayında aktardı.

"BU SAVAŞA SÜRÜKLENMEYECEĞİZ"

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın çatışmalara yönelik net tavrını aktaran Alpaslan Düven, "Bu savaş bizim savaşımız değil, bu savaşa sürüklenmeyeceğiz" ifadelerini kullanarak Başbakan'ın ülkesinin duruşunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Starmer'ın ticari yetkililerle yaptığı toplantı öncesinde İngiliz haber kanallarına konuştuğunu kaydeden Düven, Başbakan'ın bölgedeki can ve çıkar kaybını önlemek adına bu kararı aldığını, "Kararlarımı bu ilke doğrultusunda alacağım" sözleriyle aktardığını dile getirdi.

WASHINGTON GİDEREK YALNIZLAŞIYOR

ABD'nin bölgedeki operasyonlarına müttefik bulma çabasının İngiltere engeline takıldığını vurgulayan Alpaslan Düven, bu durumun Washington için ciddi bir diplomatik yenilgi olduğunu belirtti. Düven, Starmer'ın çıkışının etkilerini, "Bu açıklama Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik saldırganlığına müttefiklerini ortak etme çabalarının İngiltere gibi önemli bir ülkede bile karşılık bulmadığını gösteriyor" ifadeleriyle değerlendirdi. Ayrıca pek çok yetkilinin de "Washington'ın giderek yalnızlaştığı" görüşünde birleştiğini sözlerine ekledi.

PERDE ARKASINDA İNGİLİZ ÜSLERİ VE SAVAŞ UÇAKLARI

Resmi açıklamalara rağmen operasyonel bazda İngiltere'nin tamamen devre dışı olmadığını belirten Düven, Londra'nın gizli desteğine dikkat çekti. Alpaslan Düven, "Ancak İngiltere, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki tehditlere bağlantılı İran hedeflerine yönelik saldırıları için İngiliz üslerinin kullanılmasını onaylamış durumda" bilgisini paylaştı. Birleşik Krallık'ın askeri hareketliliğinin devam ettiğini belirten Düven, "Birleşik Krallık, İran füzelerini önlemek için savaş uçaklarını da bölgeye konuşlandırmış durumda" diyerek İngiltere'nin kamuoyuna farklı, sahada farklı bir tutum sergileyip sergilemediğinin tartışma konusu olduğunu aktardı.

MİLYARLARCA DOLARLIK FÜZE SAVAŞINDA TRUMP’IN TAHTI SALLANIYOR!

Orta Doğu’da tırmanan gerilimin mali tablosu dudak uçuklatıyor. ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü füze operasyonlarının bedeli sadece bir ayda 16 milyar doları aşarken, faturanın Amerikan halkına yansıması Başkan Donald Trump’a olan desteği tarihin en düşük seviyesine çekti. İngiltere ile ipleri kopma noktasına getiren Trump, hem müttefiklerine rest çekiyor hem de içeride "azledilme" korkusuyla karşı karşıya kalıyor. Savaşın gölgesinde Amerikan ekonomisi ve sağlık sistemi büyük bir çöküşün eşiğine sürükleniyor.

BİR AYDA 16 MİLYAR DOLAR HAVAYA GİTTİ

Savaşın devasa maliyetini ve kullanılan silah sistemlerinin detaylarını aktaran A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, "ABD ve İsrail’in müttefikleriyle birlikte İran ile savaşta yaptığı füze harcamaları oldukça çarpıcı. Hava savunma sistemleri arasında dünyanın en gelişmişi olan THAAD füze sisteminin birim başına maliyeti tam 13 milyon dolar" ifadelerini kullandı. Savunma ve taarruz füzeleri olarak iki ayrı kategoride incelenen maliyet tablosuna dikkat çeken Sali, "Sadece savunma amaçlı füzeler için bir ayda 16,3 milyar dolar harcandı. Patriotların bir tanesi 3,7 milyon dolar, İsrail’in kullandığı Arrow füzeleri ise 2,5 milyon dolar değerinde" sözleriyle harcamanın boyutunu gözler önüne serdi.

TRUMP’TAN İNGİLTERE’YE ŞOK REST: "BİZDEN YARDIM BEKLEMEYİN"

Savaşın diplomatik cephesinde de kriz büyüyor. Başkan Trump’ın İngiltere’ye yönelik sert tutumunu değerlendiren Sali, "Trump, jet yakıtı konusunda İngiltere’ye çok kızmış durumda. Sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, 'Yakıt lazımsa bizden ya da körfezden alın ama bizden yardım beklemeyin. Bize yardım etmeyene biz de yardım etmeyiz' diyerek en yakın müttefikine rest çekti" bilgilerini paylaştı. İngiliz hükümetinin ise çocuklarını bu savaşa sokmayacağına dair açıklamaları, müttefikler arasındaki çatlağı derinleştiriyor.

HALK ÖFKELİ: DESTEK %40’IN ALTINA DÜŞTÜ

Ekonomik kriz ve yakıt zamlarının Trump’ın koltuğunu salladığını belirten Orhan Sali, "Trump’a olan halk desteği ikinci başkanlık döneminin en düşük seviyesine, yüzde 40’ın altına geriledi. Sadece petrol ve akaryakıt zamları yüzünden ciddi bir puan kaybı yaşıyor" dedi. Savaş bütçesi için halkın sağlık harcamalarından kesinti yapılacağını ifade eden Sali, "Trump, 200 milyar dolarlık yeni bir savaş bütçesi planlıyor. Bunun için Amerikan sağlık sisteminden kısıntıya gidilecek olması halkı ciddi şekilde öfkelendirdi. Bu durum Kasım ayındaki seçimlerde Trump’ı çok zor durumda bırakacak" sözleriyle aktardı.

AMERİKA İÇİN VİETNAM’DAN DAHA AĞIR BİR SON OLABİLİR

Sürecin Trump’ın azledilmesine kadar varabileceğini öngören Orhan Sali, "Eğer Trump, İran’a yönelik bir kara operasyonu çılgınlığına girişirse, Amerika bu sefer işi Vietnam’daki gibi ucuz atlatamayabilir. İran, dünya için çok önemli bir deneme tahtası ve Amerika’nın burada bir bataklığa saplanmasını bekleyen onlarca düşman ülke var" uyarısında bulundu. Sali, "Amerika’nın bölgeden bir yenilgiyle çekilmesi, Körfez’deki varlığının ve meşruiyetinin tamamen tartışmaya açılması demektir. Trump, bu dar boğazdan çıkamazsa hem siyasi hem de askeri bir yenilgiyle Washington’a dönmek zorunda kalabilir" ifadelerini kullandı.

TAHRAN VE İSFAHAN’DA GECE BOYU SÜREN SALDIRILAR

İran’daki sıcak gelişmeleri yerinden aktaran A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, "Başkent Tahran’a yönelik takriben bir 20 dakika önce yine patlamalar oldu, saldırılar oldu, patlama sesleri gelmiş oldu. Gece boyunca da hem başkente yönelik hem de ülkenin diğer kentlerine yönelik saldırılar söz konusuydu" sözleriyle bölgedeki hareketliliği aktardı. Özellikle İsfahan’daki patlamanın dünya basınında geniş yankı uyandırdığını belirten Karabağ, "ABD Başkanı Donald Trump da kendi sosyal medya hesabı üzerinden İsfahan’daki o patlamayla ilgili bir paylaşım yaptı, oradaki patlamanın görüntülerini paylaştı" ifadelerini kullandı.

İRAN’DAN SERT UYARI: "AYAKLARINI KESERİZ"

İran’a yönelik olası bir kara harekatı tartışmalarına Tahran yönetiminin cevabı gecikmedi. Karabağ, İran Hatemül Enbiya Karargahı’ndan yapılan açıklamayı, "Buraya, adalarımıza ayağını basan olursa onların ayaklarını keseriz" şeklinde aktardı. İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı’nın da benzer bir tonda konuştuğunu belirten Karabağ, "Trump askerlerini bizim adalarımıza gönderebilir ancak cehennemden çıkış onların elinde değil" sözleriyle İran'ın kararlılığını vurguladı.

İSRAİL BAĞLANTILI GEMİYE "88. SALDIRI"

Bölgedeki deniz trafiğinde de tansiyonun yüksek olduğunu bildiren Ekber Karabağ, "İran, İsrail ile bağlantılı bir gemiyi bölgede vurduğunu bildirdi. Express Rome olarak adlandırılan geminin başka bir ülkenin bayrağıyla bölgeden hareket ettiği ancak esasında İsrail’e ait olduğu ve 88. saldırı dalgası kapsamında vurulduğu ifade edildi" bilgilerini paylaştı.

HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN KRİTİK YASA TASARISI

İran Meclisi’nin bölgedeki dengeleri değiştirecek bir hamle hazırlığında olduğunu kaydeden Karabağ, "Bazı milletvekilleri Hürmüz’den geçişlerin ücretli hale getirilmesi için bazı yasa tasarıları üzerinde çalışmaktadır. Meclis’teki Dış Politika Komisyonu üyeleri bir teklif hazırladı. O teklifte hem bu bölgenin kontrolü İran’ın elinde olacak hem de oradan geçen gemiler için vergi alınacaktır" dedi. Karabağ, tasarının detaylarına ilişkin olarak, "Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in gemilerinin de o bölgeden geçmesine izin verilmeyecek" ifadeleriyle olası ambargonun sinyallerini verdi.

ÜÇ CEPHEDEN SALDIRI KAPIDA!

Bölgedeki son durumu ve sıcak gelişmeleri aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Aslında büyük saldırı Çarşamba günü bekleniyor. Tüm İsrail medyasında ve kaynaklarda Bayram günü İsrail’e yoğun bir saldırı düzenleneceği yönünde açıklamalar yapılıyor" sözleriyle yaklaşan tehlikeye dikkat çekti. Tel Aviv’deki son hareketliliği de paylaşan Kavasoğlu, "Cuma gününden bu yana siren sesi duymamıştık ancak dün gece 10 dakika arayla iki ayrı saldırı gerçekleşti. Sabah saatlerinde de bir saat içerisinde iki kez Tel Aviv hedef alındı" ifadelerini kullandı. Küme başlıklı füzelerle gerçekleştirilen saldırılar sonrası 9’dan fazla yaralı olduğu ve çok sayıda binanın hasar gördüğü bilgisi paylaşıldı.

LÜBNAN SINIRINDA İŞGAL RESMİLEŞİYOR MU?

İsrail’in sadece savunmada kalmayacağını, aksine yeni bir işgal dalgası başlatacağını belirten Kavasoğlu, İsrail Savunma Bakanı Katz’dan gelen kritik açıklamaları, "İsrail, Güney Lübnan içinde bir tampon bölge oluşturacak ve Litani Nehri'ne kadar tüm bölgede kontrolü sağlayacak. Güney Lübnan’dan tahliye edilen 600 bin kişinin, Kuzey İsrail vatandaşlarının güvenliği garanti altına alınana kadar dönmesine izin verilmeyecek" sözleriyle aktardı. Katz’ın bu ifadelerinin açıkça bir işgalin ilanı olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, sınır köylerindeki evlerin de yıkılacağını belirtti.

ÜÇ CEPHELİ KUŞATMA: İRAN, HİZBULLAH VE HUSİLER

Bölgedeki askeri planlara dair çarpıcı iddiaları dile getiren Emine Kavasoğlu, "Centcom Komutanı Cooper ve İran Genelkurmay Başkanı Zamir'in İran'da bir aylık askeri planı onayladıklarına dair iddialar İsrail medyasında yer alıyor" bilgisini paylaştı. İsrail ordusunun ise Bayram’a kadar İran’ın pek çok stratejik ve askeri tesisini vuracağına dair hazırlıklar içinde olduğunu belirten Kavasoğlu, "Tahminlere göre yarından itibaren İran’ın askeri endüstrisine yönelik saldırılara son verilecek bir noktaya gelinecek. Ancak Çarşamba günü Hizbullah, Husiler ve İran tarafından üç cepheden çok şiddetli bir saldırı bekleniyor" ifadelerini kullandı.

İNSANİ BİLANÇO AĞIRLAŞIYOR

Saldırıların ekonomik ve sosyal yıkımına da değinen Kavasoğlu, "İran tarafından gerçekleştirilen saldırılar sonrası İsrail’de 5 bin 500 kişinin evsiz kaldığı bilgisi paylaşıldı" diyerek bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne serdi. Tel Aviv’in şu an sessizliğini koruduğunu ancak bu sessizliğin büyük bir fırtınanın habercisi olabileceğini ifade eden Kavasoğlu, tüm gözlerin Çarşamba günü gerçekleşmesi beklenen operasyonlara çevrildiğini sözlerine ekledi.

AKARYAKIT FİYATLARI AVRUPA'DA TIRMANIŞA GEÇTİ

Savaşın yıkıcı etkisi Orta Doğu’dan Avrupa’nın kalbine kadar ulaştı. Küresel piyasalarda tırmanan gerilim, enerji fiyatlarını adeta bir patlama noktasına getirirken, Hollanda’da pompa fiyatları rekor üzerine rekor kırıyor. A Haber muhabiri Fatih Özyar, bir ay içinde yaşanan devasa fiyat artışlarını ve Avrupa ekonomisini bekleyen dehşet verici tabloyu sıcak bölgeden aktardı. İşte akaryakıt istasyonlarındaki tarihi tanıklık ve yaklaşan büyük krizin detayları.


SAVAŞIN GÖLGESİNDE ENERJİ SAVAŞLARI
Hollanda’dan canlı yayında gelişmeleri aktaran A Haber muhabiri Fatih Özyar, bölgedeki atmosferi özetleyerek, "Bir anlamda Orta Doğu ateş hattında ama diğer taraftan da Avrupa’ya bakıldığında enerji fiyatları konusunda tamamen ateş hattına dönmüş durumda' ifadelerini kullandı."

BİR AYDA YAŞANAN DEHŞET VERİCİ ARTIŞ
Bir akaryakıt istasyonunun önünde durarak somut rakamları gözler önüne seren Özyar, krizin boyutlarını şu sözlerle ifade etti: "[Fatih Özyar], 'Bulunmuş olduğumuz bir akaryakıt istasyonunun önündeyiz. Aslında bu Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran savaşı başlamadan önce burada 1 litre mazotun satıldığı fiyat 1 Euro 62 sentti. Şu anda ekranlara bakıldığında ise son artışla birlikte 2 Euro 45 senti bulmuş durumda' şeklinde konuştu." Bu veriler, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin ne kadar kısa bir sürede ne kadar sert bir şekilde gerçekleştiğini açıkça kanıtladı.

BRENT PETROL 107 DOLARA DAYANDI
Küresel piyasalardaki hareketliliğin akaryakıt pompalarına doğrudan yansıdığını belirten Özyar, Brent petrol fiyatlarındaki kritik eşiğe dikkat çekti. Bugün itibarıyla Brent petrolün varil fiyatının 107 dolar seviyesine ulaştığını vurgulayan muhabir, Hollanda genelinde tavsiye edilen güncel fiyatları da paylaştı. "[Fatih Özyar], 'Hollanda’da tavsiye edilen bugünkü akaryakıt fiyatlarına bakıldığında; Euro 95’in 1 litrelik fiyatı 2 Euro 59 sent ki bu da 134 TL’ye tekabül ediyor' sözleriyle sahadaki durumu aktardı."

MAZOTTA TARİHİ REKOR: LİTRESİ 140 TL!
Savaşın başlamasından bu yana dizel yakıt fiyatlarındaki artışın vatandaşın belini büktüğünü söyleyen Fatih Özyar, çarpıcı bir hesaplama yaparak, "1 litre mazotun fiyatı ise Hollanda’da 2 Euro 70 sent olarak tavsiye edildi bugün sabahın erken saatlerinde; bu fiyat da 140 TL’ye tekabül ediyor' bilgisini paylaştı. Özyar, savaşın başlangıcından bu yana geçen sadece bir aylık sürede dizel yakıtın litre fiyatında yaklaşık 70 Euro sentlik devasa bir artış yaşandığını vurguladı.

ENFLASYON RAKAMLARI ŞOKE ETTİ
Akaryakıttaki bu tırmanışın Hollanda ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkileri resmi rakamlara da yansıdı. Hollanda İstatistik Kurumu’nun (CBS) bugün açıkladığı verileri değerlendiren Özyar, "Yaklaşık bir ay önce, yani bu savaş başlamadan önce Hollanda’da enflasyon oranı yüzde 2 bandındaydı. Ancak bugün yapılan açıklamada enflasyon oranının yüzde 9,7 seviyesini görmüş olduğu belirtildi" dedi.Bu tarihi sıçramanın en büyük nedeninin ise tırmanan enerji fiyatları olduğu bir kez daha teyit edildi.

3 EURO SINIRI KAPIDA MI?
Geleceğe dair tahminlerin de oldukça karanlık olduğunu dile getiren muhabir, krizin henüz sonlanmadığına işaret etti. Avrupa genelinde enerji fiyatlarının daha da artabileceği yönündeki beklentileri aktaran Özyar, "Avrupa içerisinde enerji fiyatlarının önümüzdeki süreç içerisinde litre bazında 3 Euro’ya kadar çıkacağı tahmin ediliyor' şeklinde konuştu." Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliklerin ve devam eden çatışmaların bu süreci tetikleyen en büyük unsurlar olduğunu belirten Özyar, Hollanda’dan bildirdiği detayları "Sözü şimdilik size bırakalım Can Okaner" diyerek noktaladı.

 

"BU SAVAŞ MAALESEF DEVAM EDECEK"

Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren İsrail ve en büyük destekçisi ABD'nin bölgeye yönelik karanlık planları gün yüzüne çıkıyor. A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün, bölgedeki savaşın kağıt üzerinde sona ermesi durumunda bile kalıcı bir barışın ufukta görünmediğini belirterek, "ABD girdiği hiçbir yere barış getirmedi" uyarısında bulundu. Hürmüz Boğazı'nın olası kapanmasının tüm dünyayı etkileyecek bir enerji ve ekonomik krize yol açacağını vurgulayan Akgün, asıl hedefin bölgeyi mezhep çatışmalarıyla bölüp İsrail'in ekmeğine yağ sürmek olduğunu deşifre etti.

BÖLÜNMÜŞ BİR ORTA DOĞU SENARYOSU

Bölgedeki çatışmaların sona ermesinin ardından nasıl bir Orta Doğu tablosuyla karşılaşılacağına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün, ABD'nin geçmiş siciline dikkat çekti. Washington yönetiminin müdahale ettiği coğrafyaları harabeye çevirdiğini belirten Akgün, "Amerika Birleşik Devletleri'nin girdiği yere barış getirdiği ve kalıcı, sağlam, istikrarlı yönetimler bıraktığı bugüne kadar söz konusu değil" ifadelerini kullandı. Irak örneği üzerinden tehlikeyi anlatan Akgün, "Irak'a da gerçekçi olmayan nedenlerle saldırdılar ve ülke üçe bölündü. Güneyde Şii yönetimi, kuzeyde Kürt yönetimi, ortada da bir Sünni bölgesi var" sözleriyle aktardı. ABD'nin savaş bittikten sonra on binlerce kilometre ötedeki evine döneceğini ancak bölgeye ektiği düşmanlık tohumlarının on yıllarca devam edeceğini söyleyen Akgün, bu kaotik senaryonun bölge ülkeleri için büyük bir yıkım olacağını kaydetti.

MEZHEP SAVAŞLARI SADECE İSRAİL'İN İŞİNE YARAYACAK

Savaşın yayılma riskine karşı Körfez ülkelerinin de tehlike altında olduğunu vurgulayan Akgün, ABD'nin bölgedeki üslerini kullanması durumunda savaşın tamamen kontrolden çıkacağını belirtti. Bölgede planlanan asıl kumpası deşifre eden Akgün, "Burada bir Arap-İran çatışması başlıyor. Burada bir Sünni-Şii çarpışması başlıyor. Peki bütün bunlar kimin ekmeğine yağ sürüyor? Tek yanıt var; İsrail" ifadelerini kullandı. Bölgedeki ülkelerin birbirine düşman edilerek zayıflatıldığını belirten usta gazeteci, herkesin birbirine düşman olduğu ve iç sorunlarla boğuştuğu bu zayıf Orta Doğu tablosunun, günün sonunda İsrail'in işgalci politikalarına zemin hazırladığını vurguladı.

HÜRMÜZ'ÜN KÜRESEL ETKİSİ

Savaşın sadece Orta Doğu ile sınırlı kalmayıp tüm dünyayı ekonomik bir buhrana sürükleyebileceği uyarısında bulunan Akgün, Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemine dikkat çekti. Boğazın kapatılması veya zor kullanılarak açılmaya çalışılması durumunda küresel bir enerji krizinin patlak vereceğini belirten Akgün, "Hürmüz'den petrol veya doğalgaz çıkaramıyorsanız o takdirde fiyatlar artacak. Fiyatların artması demek bütün dünyada hayatı etkileyecek" sözleriyle tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Bu durumun özellikle az gelişmiş ülkeleri çok daha derinden vuracağını belirten Akgün, artan hayat pahalılığının Avrupa'da da radikal yönetimlerin ve aşırı sağın yükselişini hızlandıracağına işaret etti.

"İSRAİL İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKASI YÜRÜTÜYOR"

İsrail'in Gazze'den sonra Lübnan'da yürüttüğü soykırım ve insansızlaştırma politikalarına da sert tepki gösteren Murat Akgün, bölgedeki sivil halkın yaşadığı drama değindi. İsrail'in Lübnan sınırından 600 bin insanı sürdüğünü ve evleri yıktığını hatırlatan Akgün, bu insanların nereye gideceğinin ve nasıl barınacağının meçhul olduğunu belirtti. Olası bir altyapı saldırısının sonuçlarını da değerlendiren Akgün, "Enerji santrallerini bombalayacaksınız, elektrik gidecek. Hastaneler nasıl iş yapacak? Okullar nasıl iş yapacak? İnsanlar yaz vakti geliyor, besinlerinin nasıl sağlıklı kalmasını sağlayacaklar?" ifadelerini kullandı.

"MÜZAKERE MASASI ŞART"

Ortaya çıkan bu dehşet tablosunun durdurulması için acil bir ateşkesin şart olduğunu vurgulayan Akgün, tarafların tutumu nedeniyle bunun yakın vadede mümkün görünmediğini belirtti. Çözüm yolunu işaret eden Akgün, "Bir an evvel direkt Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında müzakerelerin başlamasıdır. En kötü müzakereler bile savaştan daha iyidir" sözleriyle aktardı. Ancak sahadaki gerçeklerin farklı olduğunu dile getiren Akgün, "Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın kullandığı lisan, yaptığı hazırlıklar, bölgeye sürekli yeni asker ve mühimmat göndermesi; öte yandan İran'ın sanki savaşın devam etmesini istercesine yaptığı açıklamalar ve hareketleri... Bütün bunlar müzakereler için gerekli atmosferin bile oluşmasını engelliyor. Önümüzdeki haftalarda bu savaş maalesef devam edecek" ifadelerini kullandı.

TRUMP’IN HEDEFİNDE HARK ADASI VAR: ORTA DOĞU ATEŞ ÇEMBERİNDE!

Dünya, Orta Doğu’dan gelen sıcak haberlerle sarsılmaya devam ediyor. ABD ve İran arasındaki gerilim, Hark Adası üzerinden yeni bir boyuta evrilirken, bölgede askeri hareketlilik zirve yaptı. Trump’ın sert açıklamaları ve bölgeye yapılan devasa askeri yığınak, "Büyük bir kara harekâtı mı kapıda?" sorusunu akıllara getiriyor. Diplomatik kanallar tıkanma noktasına gelirken, İran’ın enerji can damarı olan Hark Adası ateş hattının tam merkezinde yer alıyor. Uzmanlar, bölgedeki her bir adımın küresel bir felakete ya da tarihi bir kırılmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor.


ENERJİ HATTINDA KRİTİK EŞİK: İRAN KÖŞEYE Mİ SIKIŞTIRILIYOR?
Dış politika uzmanı Yeliz Albayrak, mevcut tablonun bir kara saldırısına evrilip evrilmeyeceğinin büyük bir merak konusu olduğunu belirterek, "Hürmüz üzerinden adaların kontrolü sağlanarak İran’ın tamamen köşeye sıkışması ve enerji bağlamında dezavantajlı konuma düşmesi mi isteniyor?" sorusunu gündeme taşıdı. Hark Adası’nın stratejik önemini vurgulayan Yeliz Albayrak, "Hark Adası çok daha içeride bir yerde ve eğer bir şekilde işgal edilirse, ki daha önce de hedef alınmış bir nokta, oradaki enerji tesislerine ABD bilerek ve isteyerek dokunmadı. Çünkü orası İran’ın petrol deposu ve gemiler yüklerini buradan alıp Hürmüz’den çıkış yapıyorlar. İran’ın petrol arzının yüzde 90’ı buradan, Hürmüz üzerinden sağlanıyor" şeklinde konuştu.

USS TRİPOLİ VE DEV ASKERİ SEVKİYAT
Bölgedeki askeri yığınağın ulaştığı devasa boyutları rakamlarla açıklayan Yeliz Albayrak, "USS Tripoli gemisi şu anda CENTCOM merkezine ulaşmış durumda. Bu gemiyle birlikte 5.000’i deniz piyadesi, 2.000’i hava indirme piyadesi olmak üzere toplam 7.000 yeni güç bölgeye geldi. Halihazırda bölgede 50.000 asker vardı, bu takviyeyle birlikte sayı daha da arttı" ifadelerini kullandı. Albayrak, bu yığınağın ardından Hark Adası’nın kontrolü sağlanırsa bir sonraki aşamanın ne olacağının büyük bir muamma olduğunu dile getirdi.

VEKİL AKTÖRLER DEVREYE Mİ GİRİYOR?
İran’ın olası bir işgal karşısındaki stratejisini değerlendiren Yeliz Albayrak, "İran, eğer Hark Adası işgal edilirse ben de Bab-ül Mendep’i Husiler üzerinden kapatırım mesajı vermeye başladı. Henüz bu çarpışmada vekil aktörlerin ne yapacağı, Husiler ve Lübnan’daki Hizbullah’ın tam olarak nasıl pozisyon alacağı belirsiz; çünkü onlar biraz daha geride bekliyorlar" dedi. Albayrak ayrıca, İran’ın coğrafi avantajlarına dikkat çekerek, "Zagros Dağları ve bölgenin zorlu coğrafyası nedeniyle ABD’nin hava savunma sistemlerini egale etmeden buraya bir kara çıkarması yapması çok zor görünüyor" şeklinde konuştu.

TRUMP’IN "15 HEDEF" ÇIKIŞI VE İÇ SİYASET BASKISI
ABD Başkanı Trump’ın açıklamalarındaki çelişkilere ve hedeflere değinen Yeliz Albayrak, "Trump 15 hedefi vurduklarını, istediklerini aldıklarını ve hatta rejimi bile değiştirdiklerini iddia ediyor. İran’ın kendileriyle görüşmek istediği mesajını veriyor ancak İran tarafı Meclis Başkanı Kalibaf ile yapıldığı iddia edilen görüşmeleri yalanlıyor" sözleriyle diplomatik krizin derinliğini aktardı. Trump’ın üzerindeki iç siyaset baskısına vurgu yapan Albayrak, "Trump’ın önünde seçimler var ve iç siyasette 'No King' başlığı altında büyük protestolar yaşanıyor. Kongre’den ve halktan onay almadan atılan bu adımlar sorgulanıyor. Trump’ın bu harcamanın karşılığını alması ve bir başarı hikayesi inşa etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

KARANLIK SENARYO: DELTA FORCE VE URANYUM HAMLESİ
Sürecin askeri bir başarıya dönüşmesi için alternatif senaryoların da masada olduğunu belirten Yeliz Albayrak, "Özel birliklerin, operasyon birliklerinin, tıpkı Maduro’ya gönderilen Delta Force gibi, burada ABD’ye bir kazanım sağlamak adına uranyumun ele geçirilmesi veya yerinin değiştirilmesi gibi hedefleri olabilir" dedi. Müzakere masasındaki ağır maddelere de değinen Albayrak, "Savaş tazminatından Hürmüz’ün ortak kontrolüne kadar iki tarafın da kolay kolay kabul etmeyeceği maddeler üzerinde konuşuluyor. Eğer bu süreç topyekun bir kara saldırısına dönerse, ABD’yi coğrafi avantajlar nedeniyle tam bir bataklık bekleyebilir" diyerek tarihi tanıklığını tamamladı.

SAVAŞIN ORTASINDA ÇİN GEMİLERİNDEN TARİHİ GEÇİŞ

Dünyanın gözü kulağı, savaşın merkez üssü haline gelen ve küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı'na kilitlendi. 28 Şubat'ta patlak veren ve bölgeyi adeta bir ateş çemberine alan savaşın ardından, Hürmüz'deki sessizlik dev gemilerin motor sesleriyle bozuldu. A Haber Muhabiri Mehmet Zeyrek, Pekin’den aktardığı çok özel detaylarla, felç olan deniz trafiğinde Çin’in attığı o stratejik adımı ve kapalı kapılar ardında yürütülen gizli diplomasiyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İşte sıcak bölgeden gelen son dakika gelişmeleri ve dev konteyner gemilerinin tehlikeli sulardaki o tarihi yolculuğu...


SAVAŞIN BAŞINDAN BERİ BİR İLK: HÜRMÜZ'DE ÇİN BAYRAĞI
Savaşın yakıcı etkisiyle rotaların değiştiği, ticaretin durma noktasına geldiği bölgede bugün tarihi bir ana tanıklık edildi. Pekin'de A Haber Muhabiri Mehmet Zeyrek olayın perde arkasını şu ifadelerle aktardı: Mehmet Zeyrek, "Savaşın başından beri ilk kez felç olan Hürmüz Boğazı deniz trafiğinde Çin’e ait dev konteyner gemileri geçiş yapmayı başardı. Çinli denizcilik devi COSCO’ya ait dev konteyner gemilerinin bu kritik geçişini az önce Çin Dışişleri Bakanlığı da resmi olarak doğruladı" şeklinde konuştu.

28 ŞUBAT'TAN SONRA BİR MİLAT: BATI MEDYASI BU GEÇİŞİ KONUŞUYOR
Bölgedeki çatışmaların başladığı 28 Şubat tarihi, deniz ticareti için karanlık bir dönemin başlangıcı olmuştu. Ancak bugün yaşananlar, dengelerin değişebileceğine dair sinyaller verdi. Mehmet Zeyrek, "28 Şubat’ta başlayan savaşın ilk gününden beri ilk kez Hürmüz Boğazı’ndan böylesine büyük bir gemi trafiğinin geçişi olduğu Batı medyasında geniş yer buluyor ve yakından takip ediliyor" ifadelerini kullandı.


CUMA GÜNÜ ERTELENEN OPERASYON: TEHLİKELİ SULARDA SICAK TEMAS
Aslında bu geçişin günler öncesinden planlandığı ancak sahadaki sıcak çatışma riskinin bu süreci geciktirdiği ortaya çıktı. Gemilerin geçtiği suların hala "sıcak bölge" statüsünde olduğu vurgulanırken, Mehmet Zeyrek, "Aslında cuma günü COSCO’ya ait bu dev ultra gemilerin geçiş denemeleri yapılmıştı. Ancak bölgedeki yüksek güvenlik riski ve tehlike nedeniyle bu operasyon birkaç gün ertelenmişti. Bugün ise o dev gemiler başarıyla boğazı geçmeyi başardı" sözleriyle aktardı.


HEDEF MALEZYA: DEV GEMİLER ROTAYI PORT KLANG’A KIRDI
Boğazın o dar ve riskli koridorunu arkasında bırakan gemilerin yeni rotası da netleşti. Bölgedeki hareketliliği takip eden Mehmet Zeyrek, "Gemiler şu anda Malezya’daki Port Klang Limanı’na doğru kararlı bir şekilde hareket ediyor" bilgisini paylaştı. Bu geçiş, sadece bir lojistik operasyon değil, aynı zamanda savaşın ortasında ticaretin devam edebileceğine dair bir mesaj olarak yorumlandı.


PEKİN VE TAHRAN ARASINDA GİZLİ DİPLOMASİ: PERDE ARKASINDA NELER OLDU?
Bu devasa gemilerin ateş hattından nasıl burnu kanamadan geçtiği sorusu ise uluslararası kulisleri hareketlendirdi. Batılı uzmanların bu konudaki iddiaları oldukça çarpıcı. Mehmet Zeyrek, "Batılı uzmanlar, bu başarılı geçişin Pekin ile Tahran arasında Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş hakları konusunda yürütülen gizli bir diplomatik atılımın, gizli bir anlaşmanın sonucu olabileceğini değerlendiriyorlar" ifadelerini kullandı.

TİCARİ GEMİ TAŞIMACILIĞINDA KOŞULLAR DEĞİŞİYOR: YENİ REZERVASYONLAR AÇILDI
Kritik geçişin ardından bölgedeki ticari ambargonun ve korku ikliminin dağılmaya başladığına dair somut veriler gelmeye başladı. COSCO şirketinin hamlesini değerlendiren Mehmet Zeyrek, "Kozko şirketi bu ayın başında bölgedeki tüm seferlerini askıya almıştı. Ancak bu başarılı geçişle birlikte Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Kuveyt gibi kritik ülkelere yönelik yeni rezervasyonların açılması, ticari gemi taşımacılığında koşulların değişmeye başladığının en net işareti" şeklinde konuştu.

ÇİN DIŞİŞLERİ'NDEN RESMİ AÇIKLAMA: "İLGİLİ TARAFLARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ"
Operasyonun başarıyla tamamlanmasının ardından Pekin yönetiminden de beklenen açıklama geldi. Diplomatik koordinasyonun altını çizen Mehmet Zeyrek, "Çin Dışişleri Bakanlığı, ilgili taraflarla yapılan yoğun koordinasyon trafiğinin ardından son günlerde toplam üç Çin gemisinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini bildirdi. Bakanlık, ilgili taraflara bu süreçte sağladıkları yardımlar ve kolaylıklar için teşekkür ediyoruz açıklamasında bulundu" sözleriyle bölgedeki son durumu özetledi.

 

ABD AFRİKA'DAN PARALI ASKER Mİ TUTACAK?

Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, A Haber ekranlarında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası kara harekatının teknik detaylarını ve stratejik hedeflerini harita üzerinde analiz etti. ABD’nin doğrudan bir kara savaşına girmekten ziyade nokta operasyonları ve vekil güçleri kullanmayı planladığını belirten Olçar; uçar birlik, hava indirme ve amfibi harekat ihtimallerinin masada olduğunu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ise bölgeye binlerce paralı asker çekmek için devasa bir bütçe ayırdığını vurguladı.

ABD VE İSRAİL’İN HEDEFLERİ FARKLI

Bölgedeki ana aktörlerin stratejilerini değerlendiren Doç. Dr. Kemal Olçar, "Amerika Birleşik Devletleri eğer İran'la ilgili konuyu çözerse kara harekatını yapmaya çok istekli değil. En çok isteyen İsrail. İsrail burada bir kara harekatını çok arzu ediyor ve beklentisi de rejimi komple ortadan kaldırmak, hatta mümkünse İran'ı bölmek." sözleriyle iki müttefik arasındaki görüş ayrılığına dikkat çekti.

KRİTİK NOKTALARA UÇAR BİRLİK HAREKATI

Olası harekatın askeri taktiklerini harita üzerinde gösteren Olçar, "Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı Delta Force dediğimiz birlikleri helikopterlerle Harg Adası gibi stratejik noktalara indirerek uçar birlik harekatı düzenlenebilir. Hava indirme harekatı ise daha çok ana kıtaya yapılır ama bu, çok yoğun bir 'halı bombardımanı' sonrası gerçekleşecek bir hamledir," ifadelerini kullandı. Olçar, harekatın başarılı olması için İran'ın füze sistemlerinin ve komuta merkezlerinin tamamen imha edilmesi gerektiğini belirtti.

"AFRİKA’DAN PARALI ASKER" İDDİASI

Harekatın insan kaynağına dair çarpıcı bir iddiayı dile getiren Doç. Dr. Kemal Olçar, "Birleşik Arap Emirlikleri vasıtasıyla vekil güç toplama çalışması devam ediyor. Sudan'dan, Libya'dan, Güney Yemen'den yaklaşık 40-50 bin civarı vekil güç toplanabilir. Maaşları belirlenmiş, bordrolar hazırlanmış; sponsor ise Birleşik Arap Emirlikleri." şeklinde konuştu. Bu güçlerin, ABD'nin kendi askerlerini riske atmadan önce zayiatı göğüsleyecek bir blok olarak kullanılabileceğini ekledi.

İRAN’IN SAVUNMA HATTI VE COĞRAFİ AVANTAJI

İran’ın savunma hazırlıklarını ve coğrafi engelleri analiz eden Olçar, "İran’ın yaklaşık 900 bin askeri var ve bu güçlerin büyük kısmı güneye sevk edilmiş durumda. Ancak İran, ordusunu sadece güneyde değil; Tahran'ı korumak, Sistan-Belucistan'daki ayaklanmaları engellemek ve Kürdistan eyaletindeki PJAK hareketliliğine karşı koymak için farklı bloklara ayırmak zorunda" dedi. Ayrıca Zagros Dağları gibi sarp bölgelerin hava indirme için uygun olmadığını, harekatın daha çok düz platolar ve kıyı hattına odaklanacağını belirtti.

TRUMP’IN 2 DAKİKALIK "SAVAŞ KLİPLERİ"

ABD yönetimindeki işleyişe dair ilginç bir detayı paylaşan Olçar, "ABD Başkanı Trump uzun sunumlardan sıkıldığı için CIA ve CENTCOM ona 2 dakikalık klipler halinde sunum yapıyor. Bu kliplerde vurulan yerler ve askeri hazırlıklar hızlıca gösteriliyor. Trump'ın 'harika gidiyoruz' demesinin sebebi bu özet görüntülerdir" ifadeleriyle ABD’nin operasyonel takibini aktardı. Olçar, bölgedeki hazırlıkların son hızla devam ettiğini ve her an yeni gelişmelerin yaşanabileceğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

İLK HEDEF NEDEN ENERJİ TESİSLERİ?

Orta Doğu'da gerilim her geçen gün tırmanırken, İran ve Körfez ülkeleri arasındaki dengeler yeniden şekilleniyor. Bölgedeki enerji hatları ve stratejik altyapı tesislerine yönelik saldırılar, topyekûn bir "Orta Doğu Savaşı" riskini gündeme getiriyor. A Haber canlı yayınında kritik açıklamalarda bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tolga Sakman, bölgedeki son durumu ve enerji tesislerinin neden birincil hedef haline geldiğini tüm detaylarıyla analiz etti.

KÖRFEZ ÜLKELERİ İRAN'IN KARŞISINDA KONUMLANIYOR

Savaşın seyrinin altyapı tesislerine yönelmesiyle bölgedeki ittifakların keskinleştiğini belirten Dr. Tolga Sakman, "Körfez ülkelerindeki altyapı vurulmaya başladığı andan itibaren, hem toplum hem de devletler savaşta yavaş yavaş İran'ın karşısında konumlanmaya başladılar" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının Körfez ülkeleri için ciddi bir gelir kaybı olduğunu vurgulayan Sakman, oteller ve sivil yerleşim yerlerinin bombalanmasının bölgedeki tansiyonu geri dönülemez bir noktaya taşıdığını kaydetti.

KUVEYT VE EMİRLİKLER'DE ALARM DURUMU

Özellikle Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) hedef alındığına dikkat çeken Sakman, "Kuveyt son dönemde çok fazla bombalandı ve artık bunu sözlerine de yansıtmaya başladı. Açıklamalarında açıkça 'düşman İHA'sı' veya 'düşman füzesi' ifadesini kullanıyorlar" sözleriyle diplomatik dilin yerini sert bir tutuma bıraktığını belirtti. BAE'nin ise adalar üzerindeki egemenlik mücadelesi ve ekonomik kayıplar nedeniyle savaşa en hazır ülke gibi göründüğünü ifade eden Sakman, bölgenin adeta bir barut fıçısına döndüğünü aktardı.

ABD'NİN KARA HAREKATI VE TRUMP'IN "PETROL" STRATEJİSİ

ABD'nin bölgeye yığdığı askeri gücün bir kara harekatı sinyali olup olmadığına dair tartışmalara değinen Sakman, "Normal şartlarda ABD böyle bir kara harekatı istemiyor ve bu mantıklı da değil. Ancak bu kadar asker peyderpey geliyorsa, bir çıkarma veya indirme harekatı için yatırım yapılıyorsa sonuçta böyle bir şey söz konusu olabilir" değerlendirmesinde bulundu. Donald Trump'ın 1988 yılındaki "Hark Adası'nı işgal edip petrole el koyma" planlarının hala güncelliğini koruduğuna dikkat çeken Sakman, Trump'ın bölge politikalarında "küçük zaferler" peşinde olduğunu ve Hark ile Hürmüz üzerinde yoğunlaştığını belirtti.

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ VE ALGI OPERASYONLARI

İran'da bir rejim değişikliği yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunan Sakman, "Trump'ın 'İran'da rejim değişti' söylemi aslında bir algıdan ibaret. ABD'nin asıl istediği, rejim orada kalsa bile kendisine müzahir siyasetçilerin yönetime gelmesidir" ifadelerini kullandı. İsrail'in ABD'yi bu savaşa sürüklemek için yoğun çaba sarf ettiğini belirten uzman, bölgedeki sosyolojik yapının ve halkların kenetlenmesinin hesapları bozabileceği uyarısında bulundu.

IRAK'TA DEHŞET ANLARI: AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ VURULDU

Ortadoğu'da tansiyon bir an olsun düşmüyor, savaşın yıkıcı etkisi bölgeyi adeta bir ateş hattına çeviriyor. İsrail'de yankılanan siren sesleri ve patlamalarla başlayan gerilim, İran'ın Irak'taki Amerikan Üniversitesi'ni hedef alması ve ardından ABD ile İsrail'in Tahran'a yönelik başlattığı ağır bombardımanla zirveye tırmandı. Sıcak bölgeden gelen son görüntüler, yaşanan dehşetin boyutlarını gözler önüne sererken, dünya nefesini tutmuş bölgedeki sıcak teması takip ediyor.

SAVAŞIN SICAK NEFESİ: İSRAİL’DE SİREN SESLERİ

Savaşın en sıcak anları ve cephe hattındaki kritik gelişmeler, saniye saniye ekranlara yansımaya devam ediyor. İsrail genelinde yankılanan siren sesleri halkta büyük bir paniğe yol açarken, saldırıların hedefi olan noktalardaki hasar tespit çalışmaları sürüyor. Haber sunucusu, "Savaşın sıcak anlarını ekranlarınıza taşıdık, İsrail'de siren sesleri çaldı, vurulan noktaları Emine Kavasoğlu paylaştı" sözleriyle sahadaki durumun vahametini aktardı. Bölgeden gelen bilgiler, çatışmaların şiddetinin her geçen saat arttığını gösteriyor.

İRAN’DAN IRAK’TA KRİTİK HEDEF: AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ VURULDU

Savaşın coğrafi sınırları genişlerken, İran’dan beklenmedik ve sarsıcı bir hamle geldi. İran ordusu, Irak'ın Süleymaniye kentinde bulunan Amerikan Üniversitesi’ni doğrudan hedef aldı. Saldırının hemen ardından kampüs alanından devasa duman kütleleri yükselirken, eğitim kurumunun savaşın açık hedefi haline gelmesi dünya kamuoyunda şok etkisi yarattı. Sunucu, yaşanan bu tarihi tanıklığı, "İran, Irak'ın Süleymaniye kentindeki Amerikan Üniversitesi'ni vurdu, kampüsten yükselen dumanlar kameralara böyle yansıdı" ifadeleriyle paylaştı.

STRATEJİK NOKTALAR ATEŞ ALTINDA: KAMPÜSTE DEHŞET ANLARI

Süleymaniye’deki saldırı, sadece askeri değil, stratejik ve sembolik hedeflerin de ateş hattında olduğunu bir kez daha kanıtladı. Kampüsten yükselen dumanlar kilometrelerce uzaktan görülürken, saldırı anına ilişkin amatör kameralara yansıyan görüntüler kaosun boyutunu ortaya koydu. Haber akışında sunucu, "Irak'taki Amerikan Üniversitesi'nin vurulduğu anlara ilişkin kampüsten yükselen dumanlar kameralara böyle yansıdı" diyerek saldırının hemen sonrasındaki yıkımı ekranlara getirdi.

KÖRFEZ'DE SAVAŞ TAMTAMLARI: IRAK'TAKİ ÜSLER HEDEFTE

Bölgedeki çatışma dinamiği sadece İran ve İsrail arasında kalmıyor, Irak toprakları da adeta bir hesaplaşma alanına dönüşüyor. Uzun süredir hedef alınan askeri üslerin ardından şimdi de sivil ve akademik kurumların vurulması gerilimi geri dönülemez bir noktaya taşıdı. Sunucu, "Savaşta artık sadece İran'ı, İsrail'i, Körfez'i konuşmuyoruz; Irak'taki hem üsler hedef alınmaya devam ediliyordu biliyorsunuz, şimdi de Irak'taki Amerikan Üniversitesi'nin vurulduğunu bu görüntüler gözler önüne serdi" şeklinde konuşarak durumun karmaşıklığına dikkat çekti.

GECE BOYU SÜREN BOMBARDIMAN: TAHRAN SEMALARI AYDINLANDI

Savaşın bir diğer ayağında ise İran’ın kalbi Tahran hedef alındı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail güçleri, Tahran’daki birçok noktaya yönelik ağır bir bombardıman başlattı. Gece karanlığını yırtan füze ve roket sesleri, şehri adeta bir mahşer yerine çevirdi. Sunucu, sıcak bölgedeki son durumu, "ABD ve İsrail, Tahran saldırılarını sürdürüyor, birçok nokta yine hedef alınıyor, Tahran gece boyu bombardımanlara sahne oldu" sözleriyle izleyicilere aktardı.

HEDEFTEKİ ŞEHİR TAHRAN: SİYAH DUMANLAR GÖKYÜZÜNÜ KAPLADI

Tahran’a düzenlenen saldırılarda askeri ve stratejik noktalar ağır darbe alırken, şafak sökene kadar devam eden bombardımanın yarattığı tahribat gün ağarınca ortaya çıktı. Gökyüzünü kaplayan siyah dumanlar, şehrin üzerinde dev bir bulut tabakası oluşturdu. Haber sunucusu, "İran'da İsrail ve ABD'nin füzeleri, roketleri Tahran'da bu şekilde kayda geçti; hedef alınan noktalardan Tahran semalarına yükselen o siyah dumanları görüyoruz" ifadelerini kullanarak, bölgedeki dehşet anlarının altını çizdi.