Kapalı kapılar ardında gizli pazarlık: Trump İran ile anlaştı mı? Tel Aviv'e balistik füze yağmuru
Orta Doğu'da ABD/İsrail ve İran arasında yaşanan savaş her geçen gün alevlenirken çatışmalarda bir ay geride kaldı. ABD'nin bölgeye yeni asker sevkiyatları sürerken jeopolitik dengeler tamamen sarsıldı. A Haber Programlar Şefi Emine Kavasoğlu Tel Aviv'de, A Haber Muhabiri Ekber Karabağ ise Tahran'da yaşanan son gelişmeleri aktarırken A Haber canlı yayına katılan uzman isimler çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Orta Doğu'da ABD/İsrail ile İran arasında süren çatışmalar her geçen gün şiddetini artırırken savaşta bir ay geride kaldı. ABD'nin bölgeye yaptığı yeni asker sevkiyatları devam ederken, yaşanan gelişmeler jeopolitik dengeleri köklü biçimde sarsıyor.
CANLI ANLATIM
İSRAİL'İN 'VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR' STRATEJİSİ VE KÜRESEL GÜÇLERİN SAVAŞ PLANI
A Haber ekranlarında yayınlanan programda, Pakistan ve Çin'in Ortadoğu için hazırladığı 5 maddelik barış girişimi masaya yatırıldı. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İsmail Ermağan, bölgede artan gerilimi, İran-İsrail çatışmasını, Çin'in denge hamlelerini ve ABD'nin iç dinamiklerini detaylı bir şekilde analiz etti. Ermağan, İsrail'in "Vadedilmiş Topraklar" hedefi doğrultusunda uyguladığı büyük stratejiye dikkat çekerken, küresel savaşın sona ermesi için Ankara ve Pekin'in kilit rol oynadığını vurguladı.
DEVLETLER DUYGULARLA DEĞİL, MENFAATLERLE HAREKET EDER
Uluslararası ilişkilerde duyguların kenarda durduğunu ve devletlerin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini belirterek, "Devletlerin paraları azaldığında, daha iyi bir gelecek istediklerinde diğer devletlere saldırır" ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın dış politikadaki duruşunu ve açıklamalarını desteklediğini dile getiren Ermağan, "Biz Türkiye Cumhuriyeti yurttaşıyız ve tabii ki öncelikle bu ülkenin menfaati doğrultusunda politikalarımızı üretiriz. Bir ülkenin Dışişleri Bakanı bu ülkenin menfaati doğrultusunda konuşurken fikir özgürlüğü vardır ve olmalıdır. Hedef gösteremez, caka satamaz, böyle bazı gazeteci arkadaşlarımız var. Nihayetinde bu savaşı Türkiye mi çıkardı?" sözleriyle içerideki bazı eleştirilere tepkisini dile getirdi.
ÇİN'İN BÖLGESEL DENGE HAMLESİ VE RUSYA'NIN KAZANCI
Ortadoğu'daki çatışma ortamından kimlerin beslendiğine dikkat çeken Ermağan, "Rusya kaostan besleniyor. Bu kaos her türlü enerji ve silah olarak Rusya'ya dönüyor" tespitinde bulundu. Çin'in bölgedeki arabulucu rolüne ve ABD ile olan gizli diplomasisine vurgu yapan Prof. Dr. Ermağan, "Çin bir süre sonra ABD'nin söylediklerini aslında tercüme ediyor. İran'a diyor ki 'Nükleer zenginleştirmeyi bırak, bomba olayı zaten olmamalı, Körfez'i vurma, Körfez ülkelerinin bağımsızlığına saygı duy.' Niye? Çin'in orada oluşturduğu bir denge var. Suudi Arabistan ile İran'ı buluşturdu Çin" ifadelerini kullandı.
İSRAİL'İN İKİ BÜYÜK AMACI VE 'VAADEDİLMİŞ TOPRAKLAR'
İsrail'in bölgedeki saldırgan politikalarının arkasındaki asıl niyetleri ve "Büyük Siyonistan" hedefini sıralayan Prof. Dr. İsmail Ermağan, "İsrail'in İran savaşında iki büyük amacı var. Birincisi, İran üzerinden bölgeye tekrardan tahkim etmek, güçlenmek ve bu büyük devleti gevşetebilirse özellikle vekil güçlerini, Hizbullah'ı ve diğer taraftakileri, bu gevşemiş yapı İsrail için, İsrail Grand Stratejisi (Büyük Strateji) için ya da büyük Siyonistan için çok büyük bir durum. İkincisi de zaten Grand Stratejiye açılan yolu çizmek. Güney Lübnan'daki o nehri de yukarı çekti, orayı insansızlaştırıyor, Gazzeleştiriyor" sözleriyle İsrail'in harita üzerindeki kanlı planlarını aktardı.
ABD SAVAŞTAN ÇIKMAK ZORUNDA: TRUMP'IN YOL HARİTASI
ABD'nin bu bölgesel girdaptan çıkış yolları aradığını söyleyen ve Donald Trump'ın mevcut durumu kendi kitlesine bir zafer olarak pazarlamaya çalıştığını belirten Ermağan, "Trump diyor ki 'Şu an biz zafer kazandık, İran'ı perişan ettik, her yeri vurduk, nükleer yapamayacaklar, benim zaferim bu'" ifadelerini kullandı. Ancak ABD içindeki lobi faaliyetlerinin ve kurumlar arası çatışmaların barışın önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Ermağan, "ABD bir şekilde bu savaştan çıkmak zorunda. İçindeki İsraillileri durdurabilmeleri lazım. FBI'da, Pentagon'da, Yahudi kökenli ABD'liler... Bunlar Ortadoğu'da bu savaşta ne elde ettiler onu görmek lazım" değerlendirmesinde bulundu. Çözüm için net bir adres gösteren Ermağan, "ABD mantıklıysa kesinlikle telefon açıp Çin'i aramalı, kesinlikle Ankara'yı aramalı. Türkiye'nin bölgesel yapabilecekleri var, Çin'in küresel yapabilecekleri var" sözleriyle diplomasinin zorunlu rotasını çizdi.
YENİ ABD KABİNESİ VE MİLLİ TAKIM COŞKUSU
Trump'ın kurduğu yeni kabinenin sıradışı isimlerden oluşmasına ve liyakat tartışmalarına da değinen Prof. Dr. Ermağan, "Bu yeni ABD'de bakanlara bakın hepsi birbirinden renkli. Dövmeli, garip garip insanların kanını içmek... Bunlar ABD'yi zafere götürecek şeyler değil" ifadeleriyle yeni Amerikan yönetiminin ciddiyetini sorguladı. Programın sonunda, A Milli Futbol Takımımızın 24 yıl aradan sonra Amerika'da düzenlenecek organizasyona katılma hakkı elde etmesiyle gelen tarihi başarıya da değinen Ermağan, "Sevindik, özlemiştik. 24 sene sonra Türk halkının da sevinmeye ihtiyacı vardı. Türkiye'deki bütün halklara armağan olsun" sözleriyle milli coşkuya ortak oldu.
TRUMP’TAN AVRUPA’YA "HÜRMÜZ" RESTİ: CİDDİ BİR KAOS BEKLENİYOR
İran ile ABD-İsrail hattındaki gerilim küresel dengeleri sarsmaya devam ederken, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem A Haber ekranlarında çok kritik bir analize imza attı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı konusundaki tavır değişikliğini ve bu durumun dünya ekonomisine yansımalarını değerlendiren Erdem, Nisan ayının dünya için bir "kaos ayı" olabileceği uyarısında bulundu. Asya’dan Avrupa’ya kadar enerji ve lojistik hatlarının durma noktasına geldiğini belirten Erdem, petrokimyadan gıdaya kadar pek çok sektörün büyük bir tehdit altında olduğunun altını çizdi.
TRUMP’TAN DÜNYAYA "BAŞINIZIN ÇARESİNE BAKIN" MESAJI
Faruk Erdem, Trump’ın son günlerde Hürmüz Boğazı’na yönelik stratejik bir kayıtsızlık sergilediğini belirterek, "Trump artık Hürmüz meselesini pek önemsemiyor gibi gösteriyor kendisini. 'Anlaşsalar da açsalar da açmasalar da ben savaşı bitirebilirim, Hürmüz bana ne, beni hiç ilgilendirmiyor, gelin Amerika'dan alın istiyorsanız' diyor," ifadelerini kullandı. Trump’ın özellikle operasyona destek vermeyen ülkelere karşı sert bir tutum takındığını vurgulayan Erdem, "İran’ın başını kesme operasyonuna katılmayı reddeden Birleşik Krallık’a bir önerisi var; Amerika’dan satın alın ya da biraz cesaret toplayıp boğazın yolunu tutun," sözleriyle ABD’nin yeni stratejisini aktardı.
NİSAN AYINDA KÜRESEL TESLİMATLAR DURUYOR
Faruk Erdem, krizin lojistik boyutunu harita üzerinden detaylandırarak kritik tarihler verdi. Erdem, "1 Nisan’da bugün itibarıyla Asya’daki bütün teslimatlar durmuş durumda. Avustralya bölgesine baktığınız zaman 20 Nisan’ı görüyoruz, Avrupa’da ise 10 Nisan. Yani çok bir zaman kalmadı, bu Nisan ayı içerisinde buralarda küresel bir krizin çıkması artık bekleniyor," dedi. Bu durumun sadece enerjiyle sınırlı kalmayacağını hatırlatan Erdem, "Vay haline dünyanın, sadece enerjiden bahsetmiyoruz; petrokimya ürünleri, plastikten gübreye kadar her şeyi etkileyecek," değerlendirmesinde bulundu.
ABD İÇ SİYASETİNDE BENZİN BASKISI
ABD içindeki ekonomik baskıların Trump’ın kararlarında etkili olduğunu söyleyen Faruk Erdem, "Amerika'daki vatandaş 'haritada yerini bile gösteremediğim bir yer için neden sıkıntı çekiyorum' diye baskı yapıyor. Amerika aslında İran'dan çok daha fazla petrol üretebiliyor, ancak enerji fiyatlarının artması içerideki muhalefeti alevlendiriyor," şeklinde konuştu. Erdem, benzinin galon fiyatının 4 doları geçtiğini ve bunun ABD hane halkı bütçesinde yüzde 15’lik ek bir gidere neden olduğunu belirterek, Trump’ın NATO ve Avrupa’ya "kendi petrolünüzü kendiniz alın" diyerek parmak salladığını ifade etti.
GIDA VE ÜRETİMDE BÜYÜK TEHLİKE
Krizin gıda güvenliğini de sarsacağını dile getiren Erdem, "Güney Afrika bölgesi gıda, gübre ve tarım ürünlerine bağımlı, burada bir açlıkla ilgili sorun çıkacağını öteden beri konuşuyoruz. Enerji fiyatlarının artması buradaki bütün üretimi olumsuz etkiliyor," dedi. Sadece petrolün değil, petrolün ham madde olduğu tüm sanayi kollarının risk altında olduğunu belirten Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem, "İşin ölümüne gidilen noktası aslında burası. Küresel krizin çarpan etkisi her geçen gün artıyor," sözleriyle tehlikenin boyutuna dikkat çekti.
İSRAİL MECLİSİNDE "FİLİSTİNLİLERE İDAM" KUTLAMASI
İsrail'in Gazze'de başlattığı ve Lübnan'a yaymaya çalıştığı işgal politikası dünya gündemindeki yerini korurken, Daily Sabah Koordinatörü Dr. Mehmet Çelik A Haber ekranlarında süreci derinlemesine analiz etti. 70 yıllık işgal sürecinin 7 Ekim sonrası nasıl topyekün bir soykırıma dönüştüğünü vurgulayan Çelik, Netanyahu hükümetinin içerideki aşırı sağcı baskılarla nasıl köşeye sıkıştığını ve Körfez ülkelerinin bu kanlı denklemdeki farklı pozisyonlarını tek tek sıraladı. Çelik, İsrail rejiminin "en iyi Filistinli, ölü Filistinlidir" zihniyetiyle hareket ederek uluslararası hukuku tamamen devre dışı bıraktığını ifade etti.
70 YILLIK İŞGALDEN SOYKIRIMA GEÇİŞ
İsrail'in bölgedeki tarihsel genişleme stratejisini değerlendiren Dr. Mehmet Çelik, "Gazze savaşı başlamadan önce aslında baktığımızda 70 yıldır süren bir işgal politikası var ve sürekli topraklarını genişleten bir İsrail var. 7 Ekim sonrasında ise İsrail'in bu işgal hareketini artık bir soykırıma dönüştürdüğünü gördük. Orada kundaktaki bir bebeği de hedef olarak gördü, herhangi bir sivili de," ifadelerini kullandı. İsrail'in hiçbir savaş kuralını tanımadığını belirten Çelik, "Savaş kanunlarına göre hedef gösterilmemesi gereken bütün sivil altyapıyı, üst yapıyı, mabetleri ve Birleşmiş Milletler personelini hedef aldı. Gazetecileri ve sağlık personelini öldürdü," sözleriyle sahadaki dehşeti aktardı.
"EN İYİ FİLİSTİNLİ OLMAYAN FİLİSTİNLİDİR"
İsrail yönetiminin Filistin halkına bakış açısını "hayat hakkı tanımamak" olarak nitelendiren Çelik, "İsrail hiçbir şekilde kanun tanımıyor. Hapisteki Filistinli mahkumlara, 'seni beslemek veya hapiste tutmak zorunda değilim, en iyi Filistinli benim için olmayan Filistinlidir' diyorlar. Bu zihniyette doğan her bebek potansiyel bir tehdit olarak görüldüğü için anne karnındaki bebeği bile tehdit olarak gören bir rejimden bahsediyoruz," dedi. Bu durumun uluslararası insan hakları örgütlerinden büyük tepki aldığını hatırlatan Çelik, "Filistinli bir insan için hiçbir alanda hayat hakkı tanımıyorlar," şeklinde konuştu.
NETANYAHU VE AŞIRI SAĞIN PAZARLIĞI
İsrail iç siyasetindeki dengelerin Gazze'deki şiddeti körüklediğini ifade eden Dr. Mehmet Çelik, "Burada Netanyahu'nun koltuğu uzun süredir konuşuluyor. Ben-Gvir'in 6 oyu üzerinden yapılan pazarlıklarla ya bu tasarıyı geçirirsiniz ya da ben bütçeye onay vermem resti çekiliyor. Netanyahu, Avrupa'dan ve dünyadan gelecek tepkileri bir detay olarak görüyor ve büyük resme odaklanıyor. İsrail'de şu an 'daha nasıl aşırı sağcı olurum' yarışı var," değerlendirmesinde bulundu. Çelik, Netanyahu'nun savaş suçlarını meşrulaştırmak için parlamentoyu bir araç olarak kullandığını sözlerine ekledi.
KÖRFEZ ÜLKELERİ VE STRATEJİK AYRIMLAR
Bölge ülkelerinin saldırılar karşısındaki tutumunu analiz eden Mehmet Çelik, "Körfez ülkelerinin hepsini aslında bir kefeye koymanın çok da doğru olmadığını düşünüyorum. Bir Katar'ın pozisyonu ile Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri'nin pozisyonu aynı değil. Mısır örneğinde olduğu gibi, hükümet ile millet arasındaki fark Körfez ülkelerinin birçoğu için de geçerli," ifadelerini kullandı. Çelik, İsrail'in bir sonraki adımda bu ülkelerin kapısını çalacağını belirterek, "Toprak işgali ile zihin işgali aynı anda olmayabiliyor. Zihin işgali zaten halihazırda bazı Körfez ülkelerinde olmuş durumda," diyerek bölgedeki tehlikeli sürece dikkat çekti.