Orta Doğu'da jeopolitik deprem! ABD'den İran'a harekat planı: 2'inci Ukrayna vakası ihtimali yüksek
Orta Doğu’da ABD, İsrail ve İran hattında gerilim zirvede! Karşılıklı misilleme ve saldırı açıklamaları bölgeyi barut fıçısına çevirirken, savaşta 30. güne girildi. Askeri hareketliliğin hız kazandığı ve jeopolitik dengelerin sarsıldığı kritik süreci A Haber ekibi sahada, sıcak noktalardan anbean takip etti. İşte 30 Mart sabahına kadar bölgede yaşananlar...
Orta Doğu'da savaşın 30. gününde gerilim her geçen saat tırmanırken, A Haber sahadan çarpıcı gelişmeleri aktarmayı sürdürdü. Tel Aviv'de bulunan Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, İsrail cephesindeki panik havasını ve ordu içindeki krizleri gözler önüne sererken; Tahran'dan süreci takip eden muhabir Ekber Karabağ ise İran'ın sahadaki hamlelerini ve bölgedeki askeri hareketliliği aktardı.
CANLI ANLATIM
ABD İRAN'A NASIL ÇIKARMA YAPACAK?
Askeri Stratejist İbrahim Keleş, ABD’nin 82. Hava İndirme Tümeni üzerinden kurguladığı İran'a harekat planını A Haber ekranlarında masaya yatırdı. Harekatın hedefindeki stratejik bölgeleri harita üzerinde gösteren Keleş, İran’ın sarp coğrafyasının Amerikan ordusu için "ölüm tuzağı" olabileceği uyarısında bulundu. Operasyonun başarısızlık ihtimalinin altını çizen Keleş, bu girişimin ABD için küresel çapta bir çöküşün başlangıcı olabileceğini vurguladı.
82. HAVA İNDİRME TÜMENİ VE HEDEFTEKİ KRİTİK ADALAR
ABD’nin askeri kapasitesine ve hedef seçimine dikkat çeken İbrahim Keleş, "82. Hava İndirme Tümeni’nin mevcudunun 10 binler civarında olduğu ifade ediliyor; harekatın hedefinde ise Çabahar bölgesi, Sistan, Belucistan ve stratejik öneme sahip Hark Adası yer alıyor" sözlerini kullandı. Hava indirme harekatının teknik zorluklarına değinen Keleş, "Eğer hava indirme yapacaksanız düz bir alana yapmanız lazım; dağlık alana paraşütle asker atmak risklidir, çünkü askerin nereye düşeceği belli olmaz. Hele ki burası gibi sarp bir arazide askerler daha yere basmadan imha edilebilir" ifadeleriyle coğrafi engellere işaret etti.
"VİETNAM’DAN DAHA BETER BİR TABLO ORTAYA ÇIKABİLİR"
Operasyonun saha stratejisini analiz eden Keleş, "ABD, askerlerini İran kuvvetlerinin daha gerisine indirip, denizden amfibi çıkarma yapan birliklerle birleştirmeyi hedefleyecektir" sözleriyle aktardı. Lojistik desteğin önemini vurgulayan İbrahim Keleş, "Eğer bu birleşme sağlanamazsa, paraşütle inen askerlerin lojistik ihtiyaçları karşılanamaz ve bu birlikler orada imha edilir; bu durum Vietnam’dan daha beter bir sonuç doğurur" değerlendirmesinde bulundu.
"İKİNCİ BİR UKRAYNA VAKASI İHTİMALİ YÜKSEK"
Savaşın uzun vadeli siyasi ve askeri sonuçlarına dair çarpıcı öngörülerde bulunan Keleş, "Bu işin ikinci bir Ukrayna olma ihtimali yüksek" ifadelerini kullandı. Trump yönetiminin baskıcı politikasına dikkat çeken Keleş, "Amerika kayıplar verdikçe daha fazla asker sevk edecek ve eğer içeriden büyük bir tepki gelmezse, bölge Amerika için ciddi bir bataklık haline gelecektir" sözlerini kaydetti.
"ABD'NİN BİTİŞİNİN BAŞLANGICI OLABİLİR"
Askeri Stratejist İbrahim Keleş, muhtemel bir çekilmenin küresel dengeleri sarsacağını belirterek, "Bu savaş bittiğinde Amerika buradan tıpkı Vietnam ve Afganistan’daki gibi kaçarcasına çekilirse, bu durum Amerikan imparatorluğunun bitişine doğru gidişin başlangıcı olabilir" sözleriyle aktardı. Savaşın sadece birkaç haftalık bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Keleş, "İş çığırından çıktığı takdirde Amerika bölgeyi tamamen kaybedebilir" uyarısıyla analizini sonlandırdı.
İSRAİL MEDYASINDAN HÜRMÜZ İDDİASI! TRUMP NE DEMEK İSTEDİ?
ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'in Kanal 14 televizyonuna "Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü almaya başladık" şeklinde açıklama yaptığı iddiaları kısa sürede dünya kamuoyuna dikkat çekti. Trump'ın sosyal medya hesabında konuya ilişkin herhangi bir açıklaması bulunmaması şüphe uyandırırken konuya ilişkin A Haber muhabiri İrfan Sapmaz iddialara yönelik son durumu aktardı.
TRUMP’IN SESSİZLİĞİ VE İSRAİL’İN ÇARPICI İDDİASI
Haberin detaylarını Washington’dan aktaran İrfan Sapmaz, "Donald Trump’ın klasik Beyaz Saray maillerine veya Truth Social hesabına henüz yansıyan bir açıklama yok; ancak İsrail Kanal 14’ün iddiasına göre birlikler çoktan harekete geçirildi" sözleriyle sahadaki belirsizliğe dikkat çekti. Trump’ın psikolojik bir savaş yürütüyor olabileceğini belirten Sapmaz, "Donald Trump belki de bölgede operasyonlar başlarken moral vermek amacıyla bu tür iddiaların önünü açıyor olabilir" ifadelerini kullandı.
100 BİN DENİZ PİYADESİNE RESMİ ÇAĞRI
ABD ordusundaki devasa hareketliliği belgeleriyle aktaran İrfan Sapmaz, "Deniz piyadeleri komutanlığının mektubu son derece kritik; General Leonard Anderson resmi bir mektupla yedek kuvvetleri göreve çağırıyor" bilgisini paylaştı. Bu çağrının kapsamına değinen Sapmaz, "ABD’de 35 bin aktif deniz piyadesinin yanı sıra 65-75 bin civarında yedek kuvvet bulunuyor; bu mektup yaklaşık 100 bin kişilik bir güce ‘hazır olun’ mesajı veriyor" sözlerini kaydetti.
EN SOMUT VE RESMİ BELGE: HEDEF TAHRAN MI?
Söz konusu mektubun şimdiye kadar Trump yönetiminin attığı en somut adım olduğunu vurgulayan İrfan Sapmaz, "Bu mektup, ABD’nin İran’a yönelik operasyonlarındaki en somut ve resmi belge olarak görülebilir" değerlendirmesinde bulundu. Operasyonun kapsamının sadece Hark Adası ile sınırlı kalmayabileceğine işaret eden Sapmaz, "Mesele sadece bir ada operasyonu değil; 450 kilogramlık uranyumun ele geçirilmesi ya da Tahran’a yönelik doğrudan bir müdahale riskini de barındırıyor" ifadelerini kullandı.
ASKERİ UZMANLARDAN 'GENİŞ ÇAPLI SAVAŞ' UYARISI
ABD ana akım medyasında konuyu değerlendiren askeri uzmanların görüşlerini de aktaran İrfan Sapmaz, "Askeri istihbarat uzmanlarının genel yorumlarına baktığımızda, bu hareketlilik küçük bir operasyon gibi görünmüyor" sözleriyle bölgedeki tehlikenin boyutuna vurgu yaptı. Pentagon’un attığı bu adımın, bölgedeki dengeleri tamamen değiştirecek büyük bir askeri harekatın öncüsü olabileceği belirtiliyor.
İRANLILAR A HABER'E KONUŞTU: CESARETLERİ VARSA GELSİNLER
İran’da dış tehdit algısı toplumsal dengeleri kökten değiştirdi; meydanlar doldu, protestolar sustu, halk yönetime ve orduya destek için tek ses hâline geldi. Tahran’dan gelen çarpıcı saha görüntüleri, savaşın artık yalnızca cephede değil, toplumun ruhunda da verildiğini gözler önüne seriyor. A Haber ekibi ateş hattındaki başkentte sokak sokak nabız tutarken, Ekber Karabağ’ın mikrofon uzattığı bir İranlı vatandaşın sözleri direnişin tonunu ortaya koydu: “Burası bizim toprağımız… Cesaretleri varsa gelsinler!”
DIŞ TEHDİT HALKI BİRLEŞTİRDİ
İran’da toplumsal tablo, geçmişteki iç karışıklıkların aksine bambaşka bir noktaya evrildi. Dış müdahale söylemleri, halkı ayrıştırmak yerine tek bir çatı altında topladı. Özellikle başkentteki meydanlar, adeta bir “direniş sahasına” dönüştü. Venek Meydanı başta olmak üzere birçok merkezi noktada toplanan binlerce kişi, Washington ve Tel Aviv’e karşı açık mesaj veriyor.
Saha gözlemlerine göre, muhalif grupların yaptığı protesto çağrıları karşılık bulmazken, halk tam tersine meydanlara inerek yönetime ve orduya destek veriyor. Bu durum, ülkede güçlü bir “manevi ve askeri direnç refleksi” oluştuğunu ortaya koyuyor.
TAHRAN’DA SICAK GECE
A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ, sahadaki son durumu aktarırken, "Tahran’a yönelik saldırıların ardından bazı ilçelerde ve Keraj bölgesinde elektrik kesintileri yaşandı. Yetkililer bunun yerel bir arıza olduğunu ve kısa sürede giderileceğini açıkladı" ifadelerini kullandı.
Karabağ, bölgede dikkat çeken bir diğer detayı ise "30 gündür sahadayım ve gördüğüm en önemli şey şu: İnanılmaz hızlı bir toparlanma var. Elektrik kesiliyor, kısa sürede geliyor; enkaz kaldırılıyor, ardından asfaltlama bile yapılıyor" sözleriyle aktardı. Bu durum, İran’ın sadece askeri değil, sivil altyapı ve kriz yönetimi açısından da hazırlıklı olduğunu ortaya koyuyor.
KIZILAY, İTFAİYE VE ORDU OMUZ OMUZA
Sahadaki gözlemler, İran’da kriz anlarında kurumlar arası koordinasyonun üst seviyede olduğunu gösteriyor. Karabağ, "Kızılay, itfaiye ve diğer birimler arasında inanılmaz bir koordinasyon var" diyerek, sistemin işleyişine dikkat çekti.
Bu koordinasyon sayesinde, bombardıman sonrası oluşan hasarlar kısa sürede gideriliyor ve şehir hayatı yeniden normale döndürülüyor. Bu durum, uzun süren çatışma ortamına rağmen kamu düzeninin korunmasını sağlıyor.
VENEK MEYDANI’NDA TARİHİ GÖRÜNTÜLER
Tahran’daki Venek Meydanı, son günlerde adeta bir sembol noktaya dönüştü. Her yaştan İranlı, akşam saatlerinden gece yarısına kadar meydanda toplanarak destek gösterilerini sürdürüyor. Ellerinde bayraklar, dillerinde dualar var.
Ekber Karabağ, meydandaki atmosferi aktarırken, "İnsanların büyük ilgisi var, özellikle çocuklar bile bu süreci yakından takip ediyor" ifadelerini kullandı. Meydanda dikkat çeken bir diğer görüntü ise İsrail ve ABD bayraklarının yere serilerek protesto edilmesi oldu.
HALK NE DİYOR? CESARETLERİ VARSA GELSİNLER!
Meydandaki vatandaşlar, duygularını açıkça dile getiriyor. Bir İranlı kadın, "Memleketimiz ve devrimimiz için buradayız, liderimizin yanındayız" sözleriyle desteğini ifade etti.
Bir başka vatandaş ise, olası bir ABD müdahalesine ilişkin soruya "Burası bizim ülkemiz, bizim toprağımız. Cesaretleri varsa gelsinler" yanıtını vererek meydan okudu.
Bir diğer katılımcı da, "Ülkem için buradayım, liderime bu ülke için var olduğumu göstermek istiyorum" ifadelerini kullanarak meydanlardaki kararlılığı gözler önüne serdi.
30 GECEDİR AYNI MANZARA: MEYDANLAR TERK EDİLMİYOR
Karabağ, sahadaki sürekliliğe dikkat çekerek, "30 gecedir insanlar her akşam buraya geliyor ve gece yarısına kadar kalıyor. Kur’an-ı Kerim okunuyor, dualar ediliyor" şeklinde konuştu. Yetkililerin de halka sık sık “sahaları bırakmayın” çağrısı yaptığı belirtiliyor.
Bu durum, sadece anlık bir tepki değil; uzun vadeli bir toplumsal mobilizasyonun göstergesi olarak değerlendiriliyor.
MUHALİFLERİN ÇAĞRISI KARŞILIK BULMADI
İran’da muhalif grupların “sokağa çıkın” çağrıları beklenen etkiyi yaratmadı. Aksine, halk bu çağrılara kulak asmak yerine meydanlara çıkarak saldırılara karşı birlik mesajı verdi.
Ekber Karabağ, "Muhaliflerin çağrısına rağmen kimse protesto için çıkmadı, tam tersine insanlar meydanları doldurdu" diyerek bu durumu net şekilde ortaya koydu. ABD eski Başkanı Donald Trump’ın çağrılarının da sahada bir karşılık bulmadığı ifade edildi.
HALK SIĞINAKTA DEĞİL MEYDANDA
Tahran’ın farklı noktalarında saldırı izleri ve hasarlı bölgeler dikkat çekerken, hava savunma sistemlerinin aktif olduğu anlar da yaşanıyor. Buna rağmen halkın sığınaklara çekilmek yerine meydanlarda kalmayı tercih etmesi, dikkat çeken bir diğer unsur.
Karabağ, "Yolda birçok hasarlı nokta gördük, hatta yayın sırasında hava savunma sistemleri devredeydi. Ama insanlar meydanları terk etmiyor" sözleriyle bu çarpıcı tabloyu aktardı.
“ASLINDA BU SAVAŞIN ARKASINDA İSRAİL VAR” ALGISI
İran kamuoyunda savaşın sorumluluğuna dair güçlü bir kanaat oluşmuş durumda. Genel görüş, İsrail’in ABD’yi bu sürece sürüklediği yönünde.
Ekber Karabağ, "Halkın genel kanaati İsrail’in Amerika’yı kullandığı ve bu savaşa ittiği yönünde" ifadelerini kullandı. Yetkililerin de benzer bir söylem benimsediği ve “Amerikan askerleri İsrail için ölmeye hazırsa biz de hazırız” mesajı verdiği belirtiliyor.