Foto: Arşiv
Anlaşma maddelerinde de açıkça ifade edildiği üzere esas olanın, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bunun yalnızca askerî bir hüküm şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan, anlaşmanın asıl amacının caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumak olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin son yıllarda savunma ve güvenlik alanındaki atılımlarının herkes tarafından takdir edildiğini belirten Erdoğan, bu çalışmalar yapılırken kardeş ve dost ülkelerle iş birlikleri ve anlaşmalar kurarak bölgenin barış ve istikrarını güçlendiren bir mahiyet kazandırdıklarını söyledi.
Erdoğan, ittifaka imza atan ülkeler olarak birbirlerine tehdit teşkil etmeyecekleri, aksine birbirlerinin güvenliğini garanti etme taahhüdünde bulundukları ve içeride birbirleriyle dayanışma halinde oldukları mesajını verdiklerini belirtti.
"Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın mesajı gayet açıktır, birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir." diyen Erdoğan, bu anlayışın bölgede kapsayıcı bir yaklaşımla hayata geçirilmesi halinde kalıcı barış, istikrar ve refah ortamının oluşturulabileceğine inandığını söyledi.
ERDOĞAN: BÖLGENİN GELECEĞİ BÖLGE ÜLKELERİNİN İRADESİNDEN BAĞIMSIZ ŞEKİLLENDİRİLEMEZ
Erdoğan, Orta Doğu'daki bölgesel güçlerin güvenlik ve istikrarı sağlama sorumluluğunu daha fazla üstlenmeye karar verdiklerinin söylenip söylenemeyeceği sorusuna, bölge ülkelerinin artık kendi güvenlikleri, istikrarları ve geleceklerinin sorumluluğunu daha fazla üstlenmek durumunda olduğunu söyledi.
Bölgenin meselelerini en iyi bilenlerin o bölgenin ülkeleri ve halkları olduğunu belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenmenin, bölgesel dayanışmanın ve ortak iradenin güçlendirilmesinin küresel istikrarın güçlenmesine de katkıda bulunacağını ifade etti.
Türkiye olarak bölge ülkelerinin kendi aralarında daha güçlü mekanizmalar kurmasını, güvenlik ve istikrarı birlikte tesis etmesini son derece önemli bulduklarını belirten Erdoğan, bölge ülkelerinin kendi güvenlik ve ekonomik istikrarlarını kendi aralarında kurumsal hale getirecek ilişkiler vasıtasıyla garanti altına almaları gerektiğine inandıklarını söyledi.
Erdoğan, "Bugün ortaya çıkan tablonun en net gösterdiği durum da şu, bölgenin geleceği, bölge ülkelerinin iradesinden bağımsız olarak şekillendirilemez." dedi.
Türkiye'nin hedefinin dışlayıcı bloklaşmalar değil; egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygıya, karşılıklı güvene ve ortak çıkarlara dayalı bir bölgesel iş birliği düzeni olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin gerektiğinde sorumluluk almaya ve bölgede barış, istikrar ve güvenliğin güçlendirilmesi için diplomatik girişimlerini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğini söyledi.
Foto: Arşiv
"MEKKE ANLAŞMASI KÖRFEZ'DE PARADİGMAYI DEĞİŞTİRECEK"
Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın Körfez bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inandığını belirtti.
Bölgenin refahına, huzuruna ve güvenliğine hizmet edecek bir anlaşmaya imza attıklarını ifade eden Erdoğan, Körfez bölgesinin güvenliğinin yalnızca bölge ülkeleri açısından değil, küresel ekonomi ve uluslararası ticaret bakımından da büyük önem taşıdığını söyledi.
Enerji arz güvenliğinden deniz yollarının emniyetine, ticaretin sürekliliğinden küresel ekonomik istikrara kadar pek çok başlığın doğrudan bölgenin huzuruyla bağlantılı olduğunu belirten Erdoğan, "Bu teorik bir ifade değildir, son birkaç ayda yaşanan gelişmeler bize bunu gösterdi." dedi.
Körfez'de güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik her adımı yalnızca bölgesel değil, küresel barış ve refah bakımından da değerli bulduklarını ifade eden Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın bölgenin ortak güvenlik ve dayanışma anlayışına büyük katkı sağlayacağına ve bölgede paradigmayı değiştireceğine inandıklarını söyledi.
Erdoğan, güvenlik ile ekonomik kalkınmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, siyasi istikrar ve ekonomik kalkınmanın da at başı ilerlediğini ifade etti.
Avrupa'nın yaşadığı büyük savaşların ardından önce birlikte istikrar ve güvenlik, sonra ekonomik entegrasyon ve refah noktasına geldiğini belirten Erdoğan, "Biz bu kadar acıyı yaşamadan bu noktaya birlikte gidebiliriz." dedi.
Huzurun olmadığı yerde ticaretin, yatırımın ve refahın sürdürülebilir olmasının mümkün olmadığını belirten Erdoğan, Körfez'in istikrarının aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki ekonomik bağlantıların güvenliği bakımından stratejik bir mesele olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Körfez'in barış ve istikrarını kendi güvenlik ve bölgesel barış perspektifinden ayrı görmediğini belirten Erdoğan, üzerine düşen her türlü sorumluluğu almaya ve yapıcı diplomatik çabalarını sürdürmeye devam edeceğini ifade etti.
Foto: Arşiv
ERDOĞAN'DAN HÜRMÜZ BOĞAZI MESAJI: "KÜRESEL EKONOMİNİN ATAR DAMARLARINDAN BİRİ"
Başkan Erdoğan, Hürmüz Boğazı'ndaki duruma ilişkin soruya, Hürmüz Boğazı'nın bölgesel değil küresel öneme sahip bir nokta olduğunu belirterek yanıt verdi.
Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından son derece stratejik bir geçiş noktası olduğunu söyleyen Erdoğan, burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin etkilerinin yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını, petrol fiyatları üzerinden tüm dünyanın bunu gördüğünü ifade etti.
Erdoğan, "Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atar damarlarından biri olduğunu kanıtladı." dedi.
Mevcut gerilimin bir an önce sona ermesini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesini temenni ettiklerini belirten Erdoğan, bunun tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin hiçbir zaman gerilimin tırmanmasından yana olmadığını, aksine bütün taraflarla diyalog kurarak sorunların müzakere yoluyla çözülmesini savunduğunu belirten Erdoğan, tarafları aynı masada buluşturmaya gayret ettiklerini ifade etti.
Erdoğan, "Çünkü biliyoruz ki Hürmüz'de ya da Ukrayna'da, Filistin'de kalıcı çözümün yolu çatışmadan değil, diplomasiden geçiyor." dedi.
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğunun büyük olduğunu belirten Erdoğan, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin Hürmüz Boğazı'nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inandıklarını söyledi.
Erdoğan, hedefin Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hale gelmesi olması gerektiğini ifade etti.
ERDOĞAN'DAN SUUDİ ARABİSTAN İLE İLİŞKİLER MESAJI
Başkan Erdoğan, Suudi Arabistan ile ilişkileri ortak tarih, kardeşlik bağları ve karşılıklı çıkarların şekillendirdiği stratejik bir ilişki olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Türkiye ile Suudi Arabistan'ın yalnızca dost ve kardeş değil, aynı zamanda bölgesel barış, istikrar ve refah bakımından önemli sorumluluklar taşıyan iki ülke olduğunu belirten Erdoğan, son dönemde ilişkilerde yakalanan ivmeden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Siyasi diyaloğu güçlendirirken ekonomi, ticaret, yatırım, savunma sanayii, enerji ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda iş birliğini geliştirdiklerini belirten Erdoğan, Suudi Arabistan ile ilişkileri dönemsel gelişmelerin ötesinde, uzun vadeli ortak menfaatler ve karşılıklı saygı temelinde ele aldıklarını söyledi.
Bölgenin ciddi sınamalardan geçtiği bir dönemde Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakın istişare ve iş birliğinin daha da önem kazandığını belirten Erdoğan, Mekke Anlaşması'nın savunma iş birliği başta olmak üzere ilişkilerin birçok alanda daha da güçlenmesine vesile olacağına inandığını söyledi.
Foto: Arşiv
Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın ve bölgedeki diğer ülkelerin istikrarını ve güvenliğini önemsediğini belirten Erdoğan, bölgede yaşanan en ufak bir krizin başta göç ve terör olmak üzere yarattığı etkilerin tüm bölge ülkeleri tarafından hissedildiğini ifade etti.
Erdoğan, önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha ileri seviyelere taşıyacak adımlar atacaklarına inandığını söyledi.
ERDOĞAN'DAN LÜBNAN MESAJI: "ARZUMUZ YENİDEN İSTİKRARA KAVUŞMASI"
Erdoğan, Lübnan'daki son gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde, Lübnan'ın Türkiye için yalnızca coğrafi olarak yakın bir ülke olmadığını, tarihsel bağların bulunduğu dost ve kardeş bir ülke olduğunu söyledi.
Lübnan'ın huzur, güvenlik ve istikrarının bütün bölgenin istikrarı bakımından büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, bölgenin diğer ülkeleri gibi Lübnan'ın egemenliğinin, siyasi birliğinin ve toprak bütünlüğünün de korunması gerektiğini ifade etti.
Lübnan'ın iç meselelerinin dış müdahaleler veya askerî yöntemlerle daha da karmaşık hale getirilmesine ve ülkenin dış güçlerin rekabet alanına dönüştürülmesine karşı olduklarını belirten Erdoğan, ülkenin geleceğine ilişkin kararları Lübnanlıların kendi iradeleriyle alabilmesi gerektiğine inandıklarını söyledi.
Erdoğan, "Saldırgan ve yayılmacı politikaları bölgedeki temel sorunu teşkil eden İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ivedilikle sona erdirilmesi gerekmektedir." dedi.
Bu çerçevede Lübnan'da ateşkesin sağlanması için devam eden görüşmeleri olumlu bulduklarını belirten Erdoğan, Lübnan'ın güvenliği ve istikrarının bölgesel barıştan ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.
"Orta Doğu'nun kaderi sürekli çatışmalarla, yıkımlarla ve acılarla yazılmamalı. Bu bölge, barışı, huzuru ve refahı da hak ediyor." ifadelerini kullanan Erdoğan, Türkiye'nin bütün diplomatik çabalarının merkezinde bu anlayışın bulunduğunu belirtti.
Bölgenin uzun yıllardır savaşla ve gözyaşıyla anıldığını söyleyen Erdoğan, bunun değiştirilmesi için ellerinden geleni yapmaları gerektiğini ifade etti.
Erdoğan, Lübnan'ın yeniden istikrara kavuşmasını, kurumlarının güçlenmesini ve halkının güven içinde geleceğine bakabilmesini arzu ettiklerini belirterek, bu çerçevede her türlü teknik desteği sağlamaya ve iş birliğini tesis etmeye hazır olduklarını söyledi.
Bu yöndeki iradelerini yakın zamanda Türkiye'de ağırlanan Lübnan Başkan Aoun ve Başbakan Selam'a da ifade ettiklerini kaydetti.
ERDOĞAN'DAN SURİYE MESAJI: "YENİ BİR SAYFA AÇILDI"
Erdoğan, Suriye'deki değişim sürecine ilişkin değerlendirmesinde, yaşanan süreci Suriye halkının kendi geleceğini belirleme iradesi bakımından tarihî bir dönüm noktası olarak gördüklerini söyledi.
Türkiye'nin en başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduğunu belirten Erdoğan, Suriye'nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlığın bütün bölgeye ağır bedeller ödettiğini ifade etti.
Şimdi yeni bir dönemin bulunduğunu belirten Erdoğan, bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olmasının en büyük temennileri olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz." dedi.
Suriye'nin toprak bütünlüğünün Türkiye için ne kadar önemliyse Türkiye'nin millî güvenliğinin de o derece önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, sürecin en başından beri arzularının Suriyeli kardeşlerinin kendi ülkelerinde güven ve huzur içinde yaşayabilmesi olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Suriye'nin Aralık 2024'ten bu yana ülkede güvenlik koşullarının iyileştirilmesi, ekonomik kalkınma zemininin hazırlanması ve toplumsal uzlaşının tesisi sürecinde önemli mesafe katettiğini söyledi.
Bu sonucun alınmasında bölgesel sahiplenmenin ve Suriye Hükümeti'nin arkasında tesis edilen bölgesel desteğin önemli rolü olduğunu belirten Erdoğan, bölgesel ve uluslararası toplumla iyi ilişkiler geliştirmiş olan Suriye Hükümeti'nin sürdürülebilir istikrar ve güvenlik gündemine odaklanarak ilave çatışmaların dışında kalma maharetini gösterdiğini ifade etti.
Bugün Suriye'nin normalleşmesinin bütün bölge açısından stratejik önem taşıyan bir konu haline geldiğini belirten Erdoğan, istikrarsızlık kaynağı olmaktan ziyade Suriye'nin adının artık bağlantısallık ve kalkınma projeleriyle anılmaya başladığını söyledi.
Türkiye'nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Suriye'nin istikrarı, yeniden ayağa kalkması ve bölgesel barışın güçlenmesi için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini belirten Erdoğan, bu istikamette bölgesel ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde hareket etme iradesine sahip olduklarını söyledi.
Erdoğan, "Suriye'de yeni bir sayfa açılmışken, bu sayfanın yeni acılarla değil, barış, kardeşlik, egemenlik ve ortak gelecek anlayışıyla yazılması gerekir." ifadelerini kullandı.