ANALİZ | CHP'nin sınıfta kalan yargı karnesi: Kontrol edilebilir düzene duyulan özlem mi?
CHP’nin son dönemde dile getirdiği “yargı bağımsız değil” açıklamaları, parti tarihindeki tartışmalı yargı süreçlerini yeniden gündeme taşıdı. Özellikle 28 Şubat süreci, 2007’deki 367 kararı ve 2008’de açılan AK Parti kapatma davasında CHP’nin aldığı tutum tartışıldı. Benzer şekilde, 2013’teki 17–25 Aralık sürecinde parti yönetiminin kullandığı söylem de uzun süre kamuoyunda gündem oldu. Öte yandan, geçmişte yargı kökenli bazı isimlerin CHP bünyesinde aktif siyaset yapması ve parti yönetiminde görev alması da eleştirilerin odağındaki başlıklardan biri oldu. Bu tartışmaların gölgesinde kamuoyu "CHP’nin talebi gerçekten tam anlamıyla tarafsız ve bağımsız bir yargı mı? Yoksa etkili olabildiği bir yargı düzenine duyulan bir özlem mi söz konusu?" sorularının yanıtını arıyor. İşte detaylar...