
15 Temmuz Gazisi Eyüp Gürlevük A Haber canlı yayınından şunları anlattı:
"Çok zor bir süreçti. İş çıkışı o zaman Beyoğlu'ndaydık. Orada yemek yedik, çay iştik. Bize Taksim Anıtı'nı askerlerin sardığını söylediler. Biz masumane bir şekilde askeri tören olacağını falan düşündük ve Taksim'e doğru yola çıktık. O sırada bütün yolları kapatmışlar, bir anda insanları ve arabaların ortadan kaybolmasına çok şaşırdık. Askeri tören oluyor oraya gittiklerini düşündük ve biz de oraya gittik. Askerlerin anıtın etrafını sardığını gördüm.

POLİSLER TEKBİRLERLE GELDİ
Halk bizim olduğumuz yere doğru gelmeye başladı. Askerler anıtın içine kimseyi sokmuyordu. Biz hala ne olduğunu hala anlamamıştık. İtişmeler başladı sonra İstiklal Caddesi'nden polislerin tekbir getirerek geldiğini duyduk. Orada bir kargaşa yaşadık. Elmadağ tarafından askeri araçların geldiğini gördük. Sonra TRT'nin kuşatıldığını öğrendik. Elmadağ'a geldik ve orada askerlerle konuşma yaptıktan sonra darbe olduğunu anladık.

HAVAYA ATEŞ AÇTILAR
Askerler kimseyi geçirmemek için emir aldıklarını söylediler. Biz milletin parasıyla alınmış silahı millete tutuyorsunuz diyerek askerlere karşı çıktık. Kalabalık bir grup geldiğimiz için içlerinden bir komutan emir verdi ve askerler havaya ateş ettiler sonra yere sıktılar. Biz oradan dağıldık. Dolapdere tarafından TRT binasına çıkmaya çalıştık. 300-400 kişi vardık belki daha fazla olabilir. Askerler yarım ay şeklinde oraya sarmışlardı. Yerde vurulduğunu düşündüğümüz bir polis yatıyordu.

BURNUM KIRILDI, ÇENEM DAĞILDI
Askerler Harbiye tarafından gelen grubu durdurmak için yönelince biz 3-4 kişi yaralı polisi almak için harekete geçti. Karşıya atladım ağaçların altında 2 tane asker varmış. Asker kıyafeti giymiş hainlerin elinden polisi kurtarmanın hesaplarını yapıyorduk. Arkamdan gelen polis elimi büküp beni yere yatırdı ve enseme boyutla bastı. O sırada karşımda olan asker suratıma tekme attı. Benim burnum kırıldı, çenem dağıldı ve sol bileğim kırıldı."
