Türkiye'nin caydırıcı gücü: Yerli silahlar | A Haber'de çarpıcı analiz: Terörsüz Türkiye sürecinin gelişmesini sağlayan yerli silahların etkisidir
Orta Doğu’da artan gerilimler, bölgedeki savaş riskini ortaya koyarken Türkiye, son yıllarda envanterine kattığı yerli ve milli savunma sistemleriyle gücüne güç katıyor. Hava, kara ve deniz için üretilen modern sistemlerin Savunma Sanayii envanterine girmesi, ülke güvenliğini yeni bir seviyeye taşırken dünya kamuoyunun da dikkatini çekiyor. A Haber’de Gökhan Kurt’un sunduğu Memleket Meselesi programında bu hafta Türkiye’nin savunma sanayiine kazandırdığı yerli silahlar ele alındı. Programda değerlendirmelerde bulunan Askeri Stratejist Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, İsrail-İran gerilimine değinerek modern teknolojinin savaş süreçlerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Gökçe, “Gelişen teknolojiyi muharebe sahasına uyarlayan ordular daima başarılı olmuştur. Savunma sanayiinin güçlü olması caydırıcı etki uyandırır.” ifadelerini kullandı. Yerli üretim silahların terörle mücadelede kritik bir güç unsuru olduğunun altını çizen Gökçe, “Terörsüz Türkiye hedefinin ilerlemesinde, savunma sanayiimizde geliştirilen yerli silahların etkisi büyüktür.” dedi.
Türk Savunma Sanayii, son yıllardır yüzde 80'e ulaşan yerli ve milli üretimleri ile adından söz ettirirken envanterine kattığı hava, kara ve denizdeki savunma sistemleriyle dünyanın ilgisini çekiyor. Gelişen teknolojiyi planladığı projelerine entegre eden Türk Savunma Sanayisi; yerli savaş uçakları, füzeler, deniz altı ve deniz üssü üretimleri ile eşi benzeri olmayan noktaya erişirken bir zamanlar hayal gibi görülen sistemler şuan envanter bünyesinde oluşuyla rakiplerinin gözünü korkutan seviyeye ulaştı. Yerli ve milli İHA, SİHA, Tayfun, Gazap, Hayalet, Siperi, Gürz , Gökberk, KAAN gibi birçok savunma sanayiine güç katarken öte yandan Türkiye'nin ülke güvenliği açısında çağ atlatan noktaya getirdi. A Haber'de Gökhan Kurt'un moderatörlüğündeki Memleket Meselesi programına katılan uzman isimler Türkiye'nin yerli silahlarını masaya yatırarak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
"GELİŞEN TEKNOLOJİYİ MUHAREBE SAHASINDA UYGULAYAN ORDULAR BAŞARILI OLMUŞTUR"
Askeri Stratejist Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, Türkiye'nin son 23 yılda artan savunma sanayiindeki teknolojilerinin ülkenin gücünü ciddi oranda artırdığını belirterek, "İsrail- İran savaşında dünya savaş tarihini incelediğimizde gelişen teknolojiyi muharebe sahasında uygulayan ve uyarlayan ordular daima başarılı olmuştur. Savunma sanayiinin güçlü olması caydırıcı etki uyandırır. İsrail-İran savaşına baktığımız zaman İran hava sahasında İsrail uçakları kol gezdi ve bombaladı. Bu örnekten bakacak olursak sadece hava taarruz sistemlerinin güçlü olması yetmez aynı zamanda hava savunma sistemlerinin de güçlü olması lazım." dedi.
A Haber - Ekran Görüntüsü
"SAVUNMA SANAYİİ UZUN VADELİ HAZIRLANDIĞINDA DÜŞMAN CAYDIRICI OLUR"
Gökçe sözlerinin devamında İsrail-İran savaşının dünya tarihi açısından oldukça önemli olduğunu ve savaş sürecinde Demir Kubbe'nin füze saldırılarıyla etkisiz kaldığını hatırlatırken mühimmat tedariğinin önemini vurguladı.
"Düşman saldırılarını önleyebilmek için mevcut teknolojiyi ordumuza kazandırmak ve muharebe sahasında uygulayabilmektir. İsrail-İran arasında süren 12 günlük savaş dünya tarihine adını yazdıran bir savaştır. İran, İsrail'in Demir Kubbe algısını tamamen yıktı ve Tel Aviv'i yerle bir etti. Bu sebeple İsrail'in Demir Kubbesi ABD'nin parça desteği vermesine rağmen delindiğini ve mühimmatlarının yetmediğini gördük. Burada güçlü bir savunma sanayi sistemine sahip olunması gerektiğini ve teknolojiyi uyarlayarak uzun vadeli savaşlara da hızlı yıldırım harplerine de hazırlıklı olmak gerekiyor. İran ve İsrail 1 günde karşılıklı olarak 300'e yakın füze attı. Bu örnekten yola çıkarak barış zamanında mühimmat stoklarının artırılması gerektiği sonucunu çıkarıyor. Uzun vadeli savaşları göze alarak savunma sanayiini hazırlamak gerekir. Düşmanın size saldırmayacak hale gelinmesi lazım. Düşmanı caydırmak için bu husus çok önemli. Bulunduğumuz coğrafyanın ne kadar kritik olduğunu biliyoruz."
A Haber - Ekran Görüntüsü
"TCG ANADOLU'NUN ÖZELLİKLERİNE SAHİP GEMİ HİÇBİR ÜLKEDE YOK"
Türkiye deniz, hava ve karada envanterine kattığı savunma sistemleri ile caydırıcı gücünü arttırdığını belirten Gökçe; "Türkiye yapmış olduğu füze, İHA, SİHA, Tayfun, KAAN, Altay Tankı, Gazap, Siperi, Hayalet ve TCG Anadolu gibi daha birçok sayabileceğimiz ürünleri ile savunma sanayiini güçlendirerek karşı tarafa caydırıcılık unsurunu artırıyor. TCG Anadolu'ya baktığımızda hava ve kara harekatı unsurları ile müşterek harekatı yapabilecek bir savaş gemisidir. SİHA gemisi olarak nitelendiriliyor ve gittiği bölgede caydırıcılık sağlayabilecek. Doğu Akdeniz'de bu özelliklere sahip bir gemiye sahip hiçbir ülkenin olmadığını düşündüğümüzde TCG Anadolu'nun Doğu Akdeniz'de gezmesi Türkiye'nin savunma sanayiinde bölgede artırıcı bir faktördür." ifadelerini kullandı.

