Orta Doğu'da 19 gündür bitmeyen savaş ateşi! Trump'tan NATO içerisinde yeni organizasyon kurma planı

Tüm dünyanın gözü ABD ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılara çevrilmiş durumda. Tahran Tebriz ve Şiraz başta olmak birçok noktaya saldırılar gerçekleştiren Washington ve Tel Aviv yönetimi, İran'ın misillemeleriyle karşı karşıya. Tel Aviv'den son durumu aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, İsrailli Katz'ın "Laricani’nin başına 10 milyon dolar konmuştu, biz bunu ücretsiz yaptık." sözlerini aktardı ve açıklamanın bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdığını vurguladı. Öte yandan Trump'ın Hürmüz Koalisyonu çağrısına Avrupa'dan rest açıklamasını değerlendiren Hukukçu Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, ABD Başkanı'nın NATO içerisinde yeni bir organizasyon kurma planı olduğuna dikkat çekerek "Trump NATO ittifakının içerisindeki üyelerin her birini ayağına dolanan birer pranga gibi görüyor." dedi.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş 19. gününde sürerken, Orta Doğu'da gerilim tırmanıyor. Tahran yönetimi İsrail ve bölgedeki ABD-İngiliz üslerine misillemelerini sürdürürken, Mücteba Hamaney sonrası Trump-Netanyahu cephesinden tehdit mesajları geliyor. Sıcak gelişmeleri Ekber Karabağ Tahran'dan Emine Kavasoğlu ise Tel Aviv'den A Haber'e aktarırken, İsrail'in bölgedeki asıl planını uzmanlar deşifre ediyor. İşte Orta Doğu'daki kritik gelişmelerin perde arkası...
14-18 MART TARİHLERİNDE ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA YAŞANANLAR
CANLI ANLATIM
5000 DENİZ PİYADESİ HAZIR, B-2’LER DEVREDE Mİ?
A Haber'de konuşan Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, yaptığı çarpıcı değerlendirmelerde bölgenin nabzını tuttu. ABD’nin askeri hedefleri vurmasına rağmen siyasi hedefe ulaşamadığını belirten Gökçe, Hark Adası’nın ele geçirilmesi planından Hürmüz Boğazı’nda olası çıkarma harekatına, B-2 bombardıman uçaklarının rolünden küresel enerji denklemine kadar kritik senaryoları tek tek ortaya koydu.
ASKERİ HEDEFLER VURULDU AMA SİYASİ HEDEF TUTMADI
Sıcak bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, ABD’nin sahadaki hamlelerinin stratejik boyutuna dikkat çekerek, Amerika’nın askeri hedefleri başarıyla vurduğunu ancak siyasi hedeflere ulaşamadığını vurguladı. Gökçe, "Amerika siyasi hedefe ulaşmak için askeri hedef belirledi ve onların hepsini vurdu. Ama siyasi hedefe ulaşamadı. Fakat çok farklı açıklamaları var Trump’ın. Bir başarı hikayesi anlatması lazım" ifadelerini kullandı.
PETROL TESİSLERİ NEDEN VURULMADI?
Operasyonların en dikkat çekici yönlerinden birinin petrol altyapısına dokunulmaması olduğunu belirten Gökçe, bunun bilinçli bir strateji olduğunun altını çizdi. Gökçe, "Hark Adası’nda askeri tesislerin hepsini vurdu ama petrol altyapısını vurmadı. 'Daha sonra kullanacağım' diyor. Bu ne anlama geliyor? Hark Adası’nı ele geçirmek istiyor" sözleriyle ABD’nin uzun vadeli planına işaret etti.
5000 KİŞİLİK DENİZ PİYADESİ HAZIR
Bölgede askeri hareketliliğin en kritik unsurlarından birinin 5000 kişilik deniz piyadesi gücü olduğunu belirten Gökçe, bu gücün olası senaryolardaki rolünü detaylandırdı. Gökçe, "5000 kişilik bir kuvvet, deniz piyadesi hazırlanıyor. Bu kuvvet herhangi bir yerden karaya çıkarılsa bile sadece kıyı başını tutabilir" ifadelerini kullandı.
COĞRAFYA ENGELİ: ŞİRAZ’DAN TAHRAN’A ZOR HAT
İran coğrafyasının askeri harekat açısından zorluğuna dikkat çeken Gökçe, bölgenin yapısını detaylı şekilde anlattı. Gökçe, "Şiraz’dan başlayarak Tahran’a kadar olan yerin ortası çöl, çevresi ise dağlık alanlarla kaplı. Bu nedenle 5000 kişilik bir kuvvetin iç bölgelere ilerlemesi askeri açıdan imkansızdır" şeklinde konuştu.
KIYI BAŞI SENARYOSU: HEDEF HÜRMÜZ MÜ?
ABD’nin asıl hedefinin kıyı kontrolü olabileceğini belirten Gökçe, dikkat çeken bir senaryoyu gündeme taşıdı. Gökçe, "Bu 5000 kişi ya Hark Adası için hazır ya da Hürmüz Boğazı’nın İran tarafında bir çıkarma harekatı için hazır. Amaç kıyı başı elde etmek" dedi.
TAKVİYE OLMADAN İLERLEME İMKANSIZ
Sahadaki askeri gerçeklere vurgu yapan Gökçe, mevcut kuvvetle derin ilerlemenin mümkün olmadığını net bir şekilde ifade etti. Gökçe, "Bu 5000 kişiyi iç bölgelere götüremezsiniz. Ya takviye yapılacak ya da sadece kıyı kontrolü sağlanacak" sözleriyle operasyonun sınırlarını çizdi.
B-2 BOMBARDIMAN UÇAKLARI DEVREDE
Operasyonun sadece kara gücüyle sınırlı kalmayacağını belirten Gökçe, hava unsurlarının da kritik rol oynayacağını ifade etti. Gökçe, "Bu harekat mutlaka B-2 bombardıman uçaklarıyla desteklenecek. İngiltere’ye geldiler, Romanya üsleri açıldı. Bombalar yükleniyor" diyerek dikkat çekti.
STRATEJİK HEDEFLER: TAHRAN, İSFAHAN, ŞİRAZ
Olası bir bombardımanın hedeflerini de açıklayan Gökçe, şehirlerin stratejik önemine vurgu yaptı. Gökçe, "Romanya’dan kalkacak uçaklar Tahran’da, İsfahan’da ve Şiraz’da yoğun bombardıman yapabilir" ifadelerini kullandı.
NEVRUZ GECESİ İDDİASI: 21 MART KRİTİK TARİH
Operasyon zamanlamasına ilişkin çarpıcı bir ihtimali de gündeme getiren Gökçe, "3-4 gün sonra, Nevruz gecesi yani 21 Mart gecesi böyle bir harekat olabilir" diyerek kritik bir tarihe işaret etti.
PETROL DENKLEMİ: DÜNYAYI ETKİLEYECEK KRİZ
Enerji hattındaki gelişmelerin sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkileyeceğini belirten Gökçe, "Petrol durduğu anda İran’ın söyleyecek bir şeyi kalmaz. Bu durum tüm dünyayı ilgilendirir" dedi.
TÜRKİYE DETAYI: SINIRLI ÇIKIŞ İZNİ
Petrol çıkışına ilişkin ülkeleri de sıralayan Gökçe, dikkat çeken bilgiler paylaştı. Gökçe, "Dört ülkeye çıkış izni verildi; Türkiye, Pakistan, Çin ve Rusya. Hindistan’a ise şartlı izin verildi" şeklinde konuştu.
HEDEF NET: HARK ADASI’NI ELE GEÇİRMEK
ABD’nin nihai hedefinin net olduğunu vurgulayan Gökçe, "Amerika Birleşik Devletleri mutlaka orayı ele geçirmek istiyor. Petrol tesislerini vurmamasının nedeni bu" dedi.
Konuşmasının sonunda küresel güç dengelerine değinen Gökçe, dikkat çeken bir tarihsel analiz yaptı. Gökçe, "1. ve 2. Dünya Savaşı’nı emperyalist ülkeler yaptı. Bugün de benzer bir tablo var ama ittifaklar net değil" ifadelerini kullandı.
“BU BİR DÜNYA SAVAŞI MI, BÖLGESEL ÇATIŞMA MI?”
Son olarak olası senaryonun boyutunu değerlendiren Gökçe, "Emperyalist ülkeler birbirleriyle savaşırsa bu 3. Dünya Savaşı olur. Ama bir bölgede başka bir ülkeyle savaşmaları bölgesel savaş anlamına gelir" diyerek sözlerini tamamladı.
TRUMP SAVAŞTA NASIL YALNIZ KALDI?
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran savaşında NATO ülkelerine Hürmüz Boğazı'nda koalisyon çağrısı yapması ve Almanya, İngiltere, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin herhangi bir donanma desteğinde bulunmayacağını açıklaması ABD-AB arasında gerilimi tırmandırdı. Trump yaptığı açıklamada NATO'ya sert tepki gösterirken "Büyük hayal kırıklığı" açıklamasında bulunması dikkat çekti.
Avrupalı ülkelerden Trump'a rest çekmesi dünyada büyük yankı uyandırırken ABD Başkanı'nın savaşta yalnız kaldığı yorumlarına neden oldu. A Haber'de Cansın Helvacı'nın sunduğu Memleket Meselesi programına konuk olan Akademisyen Hukukçu Doç. Dr. Levent Ersin Orallı İran savaşında ABD'nin çıkmaza girdiğini belirtirken çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
AVRUPA'DAN TRUMP'A SAVAŞ RESTİ
ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki küresel ticaret hattının kapanmasıyla NATO ve AB ülkelerine çağrı yaptığını hatırlataran Levent Ersin Orallı, "Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya ve ABD 'bu bizim savaşımız değil' diyor ya; Trump da öyle söylüyor. 'Arkadaşlar, benim de savaşım değil' diyor. Aslında barışın olmasını en çok isteyen, savaş olmamasını isteyen benim dedi. Trump, önce 3 ila 4 gün süreceğini söylediği süreç için sonra 3 ila 4 hafta, sanırım şimdi ise 3 ila 4 ay sürecek dedi. Trump öyle bir noktaya sürüklenmiş vaziyette ki oradan çıkış arıyor. Çıkış ararken de tek başına çıkamayacağını bildiği için 'kimi yanıma çekebilirim?' diye bakıyor." ifadelerini kullandı.
NATO’NUN İŞLEVSİZLİĞİ VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ
NATO’nun Türkiye’ye karşı takındığı tutumu ve kurumun giderek zayıflayan yapısını ele alan Orallı, "NATO’nun ortadan kalkması bu yeni dünya düzeniyle birlikte neyi tetikler? Şunu vurgulayalım: Gazze’yi Birleşmiş Milletler mi yeniden ayağa kaldıracak yoksa Trump’ın kurduğu Gazze Komisyonu mu? NATO’nun işlevselliğini tartıştığımızda; Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelede sürekli komşularından zarar gördü. Neredeydi NATO? NATO ittifakı kurulduğu günden bu yana 77 yıl geçmiş, o meşhur 5. maddeyi ne zaman işletti? Bir defa! O da Afganistan, yani 11 Eylül'de." sözleriyle NATO'nun ikiyüzlü tavrına dikkat çekti.
"BM DİYE BİR ORGANİZASYON YOK"
Uluslararası hukukun en üst merci sayılan Birleşmiş Milletler’in fiilen çöktüğünü belirten Levent Ersin Orallı, "Gazze’de çatışmaların bitmesine dair bir algı yönetildi ve bu algı güzeldi. Çünkü 100 bine yakın insanın hayatını kaybettiği bir soykırım vardı. Bu soykırımı bitiren kişi olarak öne çıktı ve ne oldu? BM lağvedildi. Adını söylemesek de bugün Birleşmiş Milletler diye bir organizasyon yok. Guterres’in bu kadar helak olduğu, Genel Sekreter’in Genel Kurul’u toplantıya çağıramadığı, Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde biz Birleşmiş Milletler’den bahsedebilir miyiz? Hayır." şeklinde konuştu.
TRUMP’IN YENİ İTTİFAK MODELİ: GİRİŞ ÜCRETİ 1 MİLYAR DOLAR!
Trump’ın geleneksel ittifaklar yerine "ticari" ve "güç odaklı" bir yapı kurduğunu vurgulayan Orallı, "Trump, NATO’dan bağımsız bir ittifak kurup 'Bundan sonra güvenliği NATO değil, ben ve şuraya bana gelen müttefiklerim sağlayacak' diyeceği, NATO içinde yeni bir organizasyon kurmak istiyor. Gazze için de aynısını yapacak. Bir ittifak modeli geliştirdi, 'Barış Kurulu oluşturuyorum' dedi, 'Gazze’ye komisyon kuruyorum' dedi. 'Buraya gelmek isteyen devletler şunlar şunlar olsun' dedi. ' Sonradan geleceklerden ise 1 milyar dolar para alırım' dedi. Herkes buna 'tamam' mı diyecek? Hayır, 'hayır' diyecekler çünkü kaybediyor." detaylarını paylaştı.
"TRUMP NATO ÜYELERİNİ AYAĞINA BAĞLANAN PRANGA GİBİ GÖRÜYOR"
Trump’ın bazı Avrupa ülkelerini stratejik bir yük olarak gördüğünü ifade eden Orallı, "Trump, NATO ittifakının içerisindeki üyelerin her birini ayağına dolanan birer pranga gibi görüyor. Onlardan kurtulup NATO’dan bağımsız hareket etmek istiyor. 'İzlanda ile ne yapacağım ben?' diyor. Danimarka NATO’ya üye olsa ne olur olmasa ne olur? Finlandiya girmiş; Rusya ile sınırı olmasa Finlandiya’yı ister mi? İsveç’i Mig’leri (uçakları) için mi istedi? Hayır, Rusya ile tampon bölge oluştursun diye istedi." sözleriyle Trump’ın pragmatik ve sert dış politika anlayışını deşifre etti.
HİZBULLAH'TAN İSRAİL'E YENİ FÜZE SALDIRISI
İşgalci İsrail ordusu tarafından Lübnan'a hava saldırıları başlatırken, Hizbullah da İsrail’e 40’tan fazla roket attı. Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarının ardından Hayfa açıklarında sirenler çalmaya başladı. Bölgedeki gelişmeleri A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu aktardı.
HİZBULLAH’TAN BEKLENEN YOĞUN TAARRUZ BAŞLADI
Bölgedeki sıcak gelişmeleri takip eden Emine Kavasoğlu, saldırı öncesindeki gerilimi ve beklenen tehlikeyi, "Zaten birkaç saat önce İsrail medyasında en çok konuşulan konu Hizbullah’ın çok yoğun bir saldırısıydı ve o bölgede olağanüstü önlemler alınmaya çalışılıyordu." sözleriyle aktardı. Kavasoğlu, dün Nahariya bölgesinde yaşanan saldırıya ilişkin başlatılan soruşturmaya dikkat çekerek, patlamaların kaynağının Hizbullah mı yoksa İsrail savunma sistemleri mi olduğunun hala tartışıldığını ifade etti.
KARMİEL’DE BİNALAR DOĞRUDAN VURULDU: ALEV ALEV GÖRÜNTÜLER
Saldırının boyutu dakikalar ilerledikçe ağırlaşırken, Emine Kavasoğlu sahada gözlemlediği korkunç detayları, "Şu an 50’den fazla roket atışı gerçekleştirildi Hizbullah tarafından İsrail’in kuzeyine doğru. Karmiel bölgesinde bir binaya doğrudan isabet ettiği bilgisi var. O noktada çok büyük patlamalar yaşandığına dair bilgiler geliyor ve sosyal medyaya yansıyan alev alev görüntüler mevcut." ifadeleriyle paylaştı. Kavasoğlu, saldırıların Hayfa’dan Kiryat Shmona’ya kadar çok geniş bir hattı kapsadığını vurguladı.
HADERA’YA KADAR ALARM: "SIĞINAKLARDAN ÇIKMAYIN" UYARISI
Gerilimin kuzeyden iç kesimlere doğru yayıldığını belirten Emine Kavasoğlu, "Hayfa, Kiryat Shmona, Nahariya ve Yukarı Celile bölgelerinde ardı ardına füzeler ateşlendi. Hadera’ya kadar alarm verildi. İnsansız hava aracı saldırıları devam ediyor. İç Cephe Komutanlığı tarafından 'Hiç kimse sığınaklardan çıkmasın' uyarısı yayınlanıyor." şeklinde konuştu. Kavasoğlu, bu saldırıların beklenen bir durum olduğunu ancak şiddetinin halk arasında büyük bir paniğe yol açtığını dile getirdi.
İSRAİL HALKINA "KAPASİTE BİTTİ" YALANI MI SÖYLENDİ?
İsrail yönetiminin propaganda dilini eleştiren Emine Kavasoğlu, "Israrla İsrail halkı şuna inandırılmaya çalışılmıştı: 'Hizbullah’ın kapasitesini bitirdik, İran’ın saldırma kapasitesini bitirdik.' Ama işte şu an bir kez daha görüyoruz ki o kapasiteler sona ermemiş. 50’den fazla İHA ve roketle kuzey bölgesi tamamen alarma geçmiş durumda." sözleriyle gerçeğin çok daha farklı olduğunu ifade etti.
SAVUNMA SİSTEMLERİNDE ZAFİYET: SİRENLER NEDEN ÇALMADI?
Saldırı anında yaşanan teknik çaresizliği anlatan Emine Kavasoğlu, "Öyle tahmin ediyorum ki yine o siren sistemleri ve alarm sistemleri çalışmadı. Çünkü ateşlemeler Lübnan tarafından yapıldığında, insanları uyarabilmek için yeterli bir zaman kalmıyor. Dolayısıyla bir anda havada gördüğünüz o roketlerle saldırının başladığını ancak o an anlıyorsunuz." tespitlerini paylaştı.
İSRAİL’DEN 1100 YENİ SIĞINAK KARARI
Hizbullah saldırılarının durdurulamaması üzerine İsrail’in sığınak stratejisine geçtiğini belirten Kavasoğlu, "Bu saldırıların süreceği endişesiyle balistik sığınaklar bölgeye taşınıyordu. İsrail’in pek çok noktasına 1100’den fazla sığınak yapılması kararı alınmıştı. Bunların 300-400 tanesi doğrudan kuzey bölgesine yerleştirilecekti." bilgisini verdi.
A HABER EKİBİ ATEŞ HATTININ TAM ORTASINDA KALDI
Bölgedeki tehlikenin boyutunu bizzat yaşayan Emine Kavasoğlu, yaşadıkları dehşet anlarını, "Biz bugün zaten Nahariya’daydık. O füzelerin, roketlerin ve çatışmaların arasında biz de kalmıştık. Şu an kuzeyde panik en üst seviyeye çıkmış durumda. Ambulanslar ve itfaiye ekipleri sürekli bölgeye sevk ediliyor." sözleriyle aktardı. Henüz resmi bir ölü veya yaralı raporu gelmediğini ancak sahadaki hareketliliğin çok yoğun olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.

