Orta Doğu'da 19 gündür bitmeyen savaş ateşi! Trump'tan NATO içerisinde yeni organizasyon kurma planı

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
Orta Doğu'da 19 gündür bitmeyen savaş ateşi! Trump'tan NATO içerisinde yeni organizasyon kurma planı

Tüm dünyanın gözü ABD ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılara çevrilmiş durumda. Tahran Tebriz ve Şiraz başta olmak birçok noktaya saldırılar gerçekleştiren Washington ve Tel Aviv yönetimi, İran'ın misillemeleriyle karşı karşıya. Tel Aviv'den son durumu aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, İsrailli Katz'ın "Laricani’nin başına 10 milyon dolar konmuştu, biz bunu ücretsiz yaptık." sözlerini aktardı ve açıklamanın bölgedeki gerilimi daha da tırmandırdığını vurguladı. Öte yandan Trump'ın Hürmüz Koalisyonu çağrısına Avrupa'dan rest açıklamasını değerlendiren Hukukçu Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, ABD Başkanı'nın NATO içerisinde yeni bir organizasyon kurma planı olduğuna dikkat çekerek "Trump NATO ittifakının içerisindeki üyelerin her birini ayağına dolanan birer pranga gibi görüyor." dedi.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş 19. gününde sürerken, Orta Doğu'da gerilim tırmanıyor. Tahran yönetimi İsrail ve bölgedeki ABD-İngiliz üslerine misillemelerini sürdürürken, Mücteba Hamaney sonrası Trump-Netanyahu cephesinden tehdit mesajları geliyor. Sıcak gelişmeleri Ekber Karabağ Tahran'dan Emine Kavasoğlu ise Tel Aviv'den A Haber'e aktarırken, İsrail'in bölgedeki asıl planını uzmanlar deşifre ediyor. İşte Orta Doğu'daki kritik gelişmelerin perde arkası...

14-18 MART TARİHLERİNDE ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞINDA YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

00:55

5000 DENİZ PİYADESİ HAZIR, B-2’LER DEVREDE Mİ?

A Haber'de konuşan Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, yaptığı çarpıcı değerlendirmelerde bölgenin nabzını tuttu. ABD’nin askeri hedefleri vurmasına rağmen siyasi hedefe ulaşamadığını belirten Gökçe, Hark Adası’nın ele geçirilmesi planından Hürmüz Boğazı’nda olası çıkarma harekatına, B-2 bombardıman uçaklarının rolünden küresel enerji denklemine kadar kritik senaryoları tek tek ortaya koydu.

ASKERİ HEDEFLER VURULDU AMA SİYASİ HEDEF TUTMADI

Sıcak bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, ABD’nin sahadaki hamlelerinin stratejik boyutuna dikkat çekerek, Amerika’nın askeri hedefleri başarıyla vurduğunu ancak siyasi hedeflere ulaşamadığını vurguladı. Gökçe, "Amerika siyasi hedefe ulaşmak için askeri hedef belirledi ve onların hepsini vurdu. Ama siyasi hedefe ulaşamadı. Fakat çok farklı açıklamaları var Trump’ın. Bir başarı hikayesi anlatması lazım" ifadelerini kullandı.

PETROL TESİSLERİ NEDEN VURULMADI?

Operasyonların en dikkat çekici yönlerinden birinin petrol altyapısına dokunulmaması olduğunu belirten Gökçe, bunun bilinçli bir strateji olduğunun altını çizdi. Gökçe, "Hark Adası’nda askeri tesislerin hepsini vurdu ama petrol altyapısını vurmadı. 'Daha sonra kullanacağım' diyor. Bu ne anlama geliyor? Hark Adası’nı ele geçirmek istiyor" sözleriyle ABD’nin uzun vadeli planına işaret etti.

5000 KİŞİLİK DENİZ PİYADESİ HAZIR

Bölgede askeri hareketliliğin en kritik unsurlarından birinin 5000 kişilik deniz piyadesi gücü olduğunu belirten Gökçe, bu gücün olası senaryolardaki rolünü detaylandırdı. Gökçe, "5000 kişilik bir kuvvet, deniz piyadesi hazırlanıyor. Bu kuvvet herhangi bir yerden karaya çıkarılsa bile sadece kıyı başını tutabilir" ifadelerini kullandı.

COĞRAFYA ENGELİ: ŞİRAZ’DAN TAHRAN’A ZOR HAT

İran coğrafyasının askeri harekat açısından zorluğuna dikkat çeken Gökçe, bölgenin yapısını detaylı şekilde anlattı. Gökçe, "Şiraz’dan başlayarak Tahran’a kadar olan yerin ortası çöl, çevresi ise dağlık alanlarla kaplı. Bu nedenle 5000 kişilik bir kuvvetin iç bölgelere ilerlemesi askeri açıdan imkansızdır" şeklinde konuştu.

KIYI BAŞI SENARYOSU: HEDEF HÜRMÜZ MÜ?

ABD’nin asıl hedefinin kıyı kontrolü olabileceğini belirten Gökçe, dikkat çeken bir senaryoyu gündeme taşıdı. Gökçe, "Bu 5000 kişi ya Hark Adası için hazır ya da Hürmüz Boğazı’nın İran tarafında bir çıkarma harekatı için hazır. Amaç kıyı başı elde etmek" dedi.

TAKVİYE OLMADAN İLERLEME İMKANSIZ

Sahadaki askeri gerçeklere vurgu yapan Gökçe, mevcut kuvvetle derin ilerlemenin mümkün olmadığını net bir şekilde ifade etti. Gökçe, "Bu 5000 kişiyi iç bölgelere götüremezsiniz. Ya takviye yapılacak ya da sadece kıyı kontrolü sağlanacak" sözleriyle operasyonun sınırlarını çizdi.

B-2 BOMBARDIMAN UÇAKLARI DEVREDE

Operasyonun sadece kara gücüyle sınırlı kalmayacağını belirten Gökçe, hava unsurlarının da kritik rol oynayacağını ifade etti. Gökçe, "Bu harekat mutlaka B-2 bombardıman uçaklarıyla desteklenecek. İngiltere’ye geldiler, Romanya üsleri açıldı. Bombalar yükleniyor" diyerek dikkat çekti.

STRATEJİK HEDEFLER: TAHRAN, İSFAHAN, ŞİRAZ

Olası bir bombardımanın hedeflerini de açıklayan Gökçe, şehirlerin stratejik önemine vurgu yaptı. Gökçe, "Romanya’dan kalkacak uçaklar Tahran’da, İsfahan’da ve Şiraz’da yoğun bombardıman yapabilir" ifadelerini kullandı.

NEVRUZ GECESİ İDDİASI: 21 MART KRİTİK TARİH

Operasyon zamanlamasına ilişkin çarpıcı bir ihtimali de gündeme getiren Gökçe, "3-4 gün sonra, Nevruz gecesi yani 21 Mart gecesi böyle bir harekat olabilir" diyerek kritik bir tarihe işaret etti.

PETROL DENKLEMİ: DÜNYAYI ETKİLEYECEK KRİZ

Enerji hattındaki gelişmelerin sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkileyeceğini belirten Gökçe, "Petrol durduğu anda İran’ın söyleyecek bir şeyi kalmaz. Bu durum tüm dünyayı ilgilendirir" dedi.

TÜRKİYE DETAYI: SINIRLI ÇIKIŞ İZNİ

Petrol çıkışına ilişkin ülkeleri de sıralayan Gökçe, dikkat çeken bilgiler paylaştı. Gökçe, "Dört ülkeye çıkış izni verildi; Türkiye, Pakistan, Çin ve Rusya. Hindistan’a ise şartlı izin verildi" şeklinde konuştu.

HEDEF NET: HARK ADASI’NI ELE GEÇİRMEK

ABD’nin nihai hedefinin net olduğunu vurgulayan Gökçe, "Amerika Birleşik Devletleri mutlaka orayı ele geçirmek istiyor. Petrol tesislerini vurmamasının nedeni bu" dedi.

Konuşmasının sonunda küresel güç dengelerine değinen Gökçe, dikkat çeken bir tarihsel analiz yaptı. Gökçe, "1. ve 2. Dünya Savaşı’nı emperyalist ülkeler yaptı. Bugün de benzer bir tablo var ama ittifaklar net değil" ifadelerini kullandı.

“BU BİR DÜNYA SAVAŞI MI, BÖLGESEL ÇATIŞMA MI?”

Son olarak olası senaryonun boyutunu değerlendiren Gökçe, "Emperyalist ülkeler birbirleriyle savaşırsa bu 3. Dünya Savaşı olur. Ama bir bölgede başka bir ülkeyle savaşmaları bölgesel savaş anlamına gelir" diyerek sözlerini tamamladı.

22:23

TRUMP SAVAŞTA NASIL YALNIZ KALDI?

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran savaşında NATO ülkelerine Hürmüz Boğazı'nda koalisyon çağrısı yapması ve Almanya, İngiltere, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin herhangi bir donanma desteğinde bulunmayacağını açıklaması ABD-AB arasında gerilimi tırmandırdı. Trump yaptığı açıklamada NATO'ya sert tepki gösterirken "Büyük hayal kırıklığı" açıklamasında bulunması dikkat çekti.

Avrupalı ülkelerden Trump'a rest çekmesi dünyada büyük yankı uyandırırken ABD Başkanı'nın savaşta yalnız kaldığı yorumlarına neden oldu. A Haber'de Cansın Helvacı'nın sunduğu Memleket Meselesi programına konuk olan Akademisyen Hukukçu Doç. Dr. Levent Ersin Orallı İran savaşında ABD'nin çıkmaza girdiğini belirtirken çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 

AVRUPA'DAN TRUMP'A SAVAŞ RESTİ 

ABD Başkanı Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki küresel ticaret hattının kapanmasıyla NATO ve AB ülkelerine çağrı yaptığını hatırlataran Levent Ersin Orallı, "Almanya, İngiltere, İspanya, İtalya ve ABD 'bu bizim savaşımız değil' diyor ya; Trump da öyle söylüyor. 'Arkadaşlar, benim de savaşım değil' diyor. Aslında barışın olmasını en çok isteyen, savaş olmamasını isteyen benim dedi. Trump, önce 3 ila 4 gün süreceğini söylediği süreç için sonra 3 ila 4 hafta, sanırım şimdi ise 3 ila 4 ay sürecek dedi. Trump öyle bir noktaya sürüklenmiş vaziyette ki oradan çıkış arıyor. Çıkış ararken de tek başına çıkamayacağını bildiği için 'kimi yanıma çekebilirim?' diye bakıyor." ifadelerini kullandı.

NATO’NUN İŞLEVSİZLİĞİ VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ

NATO’nun Türkiye’ye karşı takındığı tutumu ve kurumun giderek zayıflayan yapısını ele alan Orallı, "NATO’nun ortadan kalkması bu yeni dünya düzeniyle birlikte neyi tetikler? Şunu vurgulayalım: Gazze’yi Birleşmiş Milletler mi yeniden ayağa kaldıracak yoksa Trump’ın kurduğu Gazze Komisyonu mu? NATO’nun işlevselliğini tartıştığımızda; Türkiye Cumhuriyeti terörle mücadelede sürekli komşularından zarar gördü. Neredeydi NATO? NATO ittifakı kurulduğu günden bu yana 77 yıl geçmiş, o meşhur 5. maddeyi ne zaman işletti? Bir defa! O da Afganistan, yani 11 Eylül'de." sözleriyle NATO'nun ikiyüzlü tavrına dikkat çekti.

"BM DİYE BİR ORGANİZASYON YOK"

Uluslararası hukukun en üst merci sayılan Birleşmiş Milletler’in fiilen çöktüğünü belirten Levent Ersin Orallı, "Gazze’de çatışmaların bitmesine dair bir algı yönetildi ve bu algı güzeldi. Çünkü 100 bine yakın insanın hayatını kaybettiği bir soykırım vardı. Bu soykırımı bitiren kişi olarak öne çıktı ve ne oldu? BM lağvedildi. Adını söylemesek de bugün Birleşmiş Milletler diye bir organizasyon yok. Guterres’in bu kadar helak olduğu, Genel Sekreter’in Genel Kurul’u toplantıya çağıramadığı, Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmadığı bir dönemde biz Birleşmiş Milletler’den bahsedebilir miyiz? Hayır." şeklinde konuştu.

TRUMP’IN YENİ İTTİFAK MODELİ: GİRİŞ ÜCRETİ 1 MİLYAR DOLAR!

Trump’ın geleneksel ittifaklar yerine "ticari" ve "güç odaklı" bir yapı kurduğunu vurgulayan Orallı, "Trump, NATO’dan bağımsız bir ittifak kurup 'Bundan sonra güvenliği NATO değil, ben ve şuraya bana gelen müttefiklerim sağlayacak' diyeceği, NATO içinde yeni bir organizasyon kurmak istiyor. Gazze için de aynısını yapacak. Bir ittifak modeli geliştirdi, 'Barış Kurulu oluşturuyorum' dedi, 'Gazze’ye komisyon kuruyorum' dedi. 'Buraya gelmek isteyen devletler şunlar şunlar olsun' dedi. Sonradan geleceklerden ise 1 milyar dolar para alırım' dedi. Herkes buna 'tamam' mı diyecek? Hayır, 'hayır' diyecekler çünkü kaybediyor." detaylarını paylaştı.

"TRUMP NATO ÜYELERİNİ AYAĞINA BAĞLANAN PRANGA GİBİ GÖRÜYOR"

Trump’ın bazı Avrupa ülkelerini stratejik bir yük olarak gördüğünü ifade eden Orallı, "Trump, NATO ittifakının içerisindeki üyelerin her birini ayağına dolanan birer pranga gibi görüyor. Onlardan kurtulup NATO’dan bağımsız hareket etmek istiyor. 'İzlanda ile ne yapacağım ben?' diyor. Danimarka NATO’ya üye olsa ne olur olmasa ne olur? Finlandiya girmiş; Rusya ile sınırı olmasa Finlandiya’yı ister mi? İsveç’i Mig’leri (uçakları) için mi istedi? Hayır, Rusya ile tampon bölge oluştursun diye istedi." sözleriyle Trump’ın pragmatik ve sert dış politika anlayışını deşifre etti. 

22:00

HİZBULLAH'TAN İSRAİL'E YENİ FÜZE SALDIRISI

İşgalci İsrail ordusu tarafından Lübnan'a hava saldırıları başlatırken, Hizbullah da İsrail’e 40’tan fazla roket attı. Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarının ardından Hayfa açıklarında sirenler çalmaya başladı. Bölgedeki gelişmeleri A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu aktardı. 

HİZBULLAH’TAN BEKLENEN YOĞUN TAARRUZ BAŞLADI

Bölgedeki sıcak gelişmeleri takip eden Emine Kavasoğlu, saldırı öncesindeki gerilimi ve beklenen tehlikeyi, "Zaten birkaç saat önce İsrail medyasında en çok konuşulan konu Hizbullah’ın çok yoğun bir saldırısıydı ve o bölgede olağanüstü önlemler alınmaya çalışılıyordu." sözleriyle aktardı. Kavasoğlu, dün Nahariya bölgesinde yaşanan saldırıya ilişkin başlatılan soruşturmaya dikkat çekerek, patlamaların kaynağının Hizbullah mı yoksa İsrail savunma sistemleri mi olduğunun hala tartışıldığını ifade etti.

KARMİEL’DE BİNALAR DOĞRUDAN VURULDU: ALEV ALEV GÖRÜNTÜLER

Saldırının boyutu dakikalar ilerledikçe ağırlaşırken, Emine Kavasoğlu sahada gözlemlediği korkunç detayları, "Şu an 50’den fazla roket atışı gerçekleştirildi Hizbullah tarafından İsrail’in kuzeyine doğru. Karmiel bölgesinde bir binaya doğrudan isabet ettiği bilgisi var. O noktada çok büyük patlamalar yaşandığına dair bilgiler geliyor ve sosyal medyaya yansıyan alev alev görüntüler mevcut." ifadeleriyle paylaştı. Kavasoğlu, saldırıların Hayfa’dan Kiryat Shmona’ya kadar çok geniş bir hattı kapsadığını vurguladı.

HADERA’YA KADAR ALARM: "SIĞINAKLARDAN ÇIKMAYIN" UYARISI

Gerilimin kuzeyden iç kesimlere doğru yayıldığını belirten Emine Kavasoğlu, "Hayfa, Kiryat Shmona, Nahariya ve Yukarı Celile bölgelerinde ardı ardına füzeler ateşlendi. Hadera’ya kadar alarm verildi. İnsansız hava aracı saldırıları devam ediyor. İç Cephe Komutanlığı tarafından 'Hiç kimse sığınaklardan çıkmasın' uyarısı yayınlanıyor." şeklinde konuştu. Kavasoğlu, bu saldırıların beklenen bir durum olduğunu ancak şiddetinin halk arasında büyük bir paniğe yol açtığını dile getirdi.

İSRAİL HALKINA "KAPASİTE BİTTİ" YALANI MI SÖYLENDİ?

İsrail yönetiminin propaganda dilini eleştiren Emine Kavasoğlu, "Israrla İsrail halkı şuna inandırılmaya çalışılmıştı: 'Hizbullah’ın kapasitesini bitirdik, İran’ın saldırma kapasitesini bitirdik.' Ama işte şu an bir kez daha görüyoruz ki o kapasiteler sona ermemiş. 50’den fazla İHA ve roketle kuzey bölgesi tamamen alarma geçmiş durumda." sözleriyle gerçeğin çok daha farklı olduğunu ifade etti.

SAVUNMA SİSTEMLERİNDE ZAFİYET: SİRENLER NEDEN ÇALMADI?

Saldırı anında yaşanan teknik çaresizliği anlatan Emine Kavasoğlu, "Öyle tahmin ediyorum ki yine o siren sistemleri ve alarm sistemleri çalışmadı. Çünkü ateşlemeler Lübnan tarafından yapıldığında, insanları uyarabilmek için yeterli bir zaman kalmıyor. Dolayısıyla bir anda havada gördüğünüz o roketlerle saldırının başladığını ancak o an anlıyorsunuz." tespitlerini paylaştı.

İSRAİL’DEN 1100 YENİ SIĞINAK KARARI

Hizbullah saldırılarının durdurulamaması üzerine İsrail’in sığınak stratejisine geçtiğini belirten Kavasoğlu, "Bu saldırıların süreceği endişesiyle balistik sığınaklar bölgeye taşınıyordu. İsrail’in pek çok noktasına 1100’den fazla sığınak yapılması kararı alınmıştı. Bunların 300-400 tanesi doğrudan kuzey bölgesine yerleştirilecekti." bilgisini verdi.

A HABER EKİBİ ATEŞ HATTININ TAM ORTASINDA KALDI

Bölgedeki tehlikenin boyutunu bizzat yaşayan Emine Kavasoğlu, yaşadıkları dehşet anlarını, "Biz bugün zaten Nahariya’daydık. O füzelerin, roketlerin ve çatışmaların arasında biz de kalmıştık. Şu an kuzeyde panik en üst seviyeye çıkmış durumda. Ambulanslar ve itfaiye ekipleri sürekli bölgeye sevk ediliyor." sözleriyle aktardı. Henüz resmi bir ölü veya yaralı raporu gelmediğini ancak sahadaki hareketliliğin çok yoğun olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.

19:15

BEYAZ SARAY’DA İRAN KRİZİ! TRUMP’IN EKİBİ İKİYE BÖLÜNDÜ

ABD’de İran gerilimi Washington’u adeta ikiye böldü! Ulusal Terörle Mücadele Direktörü Joe Kent’in istifasıyla başlayan çatlak büyürken, Trump’ın etrafındaki ekip “şahinler” ve “savaşa karşı çıkanlar” olarak ayrıştı. Petrol fiyatlarındaki artış, milyarlarca dolarlık savaş maliyeti ve uluslararası baskı Beyaz Saray’da tansiyonu zirveye taşırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın çelişkili açıklamaları dikkat çekiyor.

İLK ÇATLAK: KRİTİK İSTİFA BEYAZ SARAY’I SARSTI

A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, ABD yönetiminde yaşanan kırılmayı gözler önüne sererken, Joe Kent’in istifasının sürecin dönüm noktası olduğunu belirterek, İrfan Sapmaz, "Çok önemli bir gelişme oldu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump her ne kadar 'İran konusunda son derece başarılıyız' dese de Joe Kent Ulusal Terörle Mücadele Direktörü istifa etti. Bu ilk istifa, ilk çatlak bu Amerika ekibi etrafında" sözleriyle durumu aktardı.

Sapmaz, İran politikasına karşı çıkan isimlerin sorumluluk almak istemediğini vurgulayarak, "İran meselesi tamamıyla diyor, 'İran'a bizim herhangi bir şekilde müdahil olmamamız gerekir, bu sorumluluğun altında kalmak istemiyorum' diyerek Joe Kent yaptığı yazılı açıklamayla istifa etmiş oldu" ifadelerini kullandı.

GABBARD DETAYI: SESSİZLİK VE GİZLİ DESTEK İDDİASI

Krizin perde arkasında dikkat çeken bir diğer isim ise Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard oldu. Sapmaz, Gabbard’ın kabine içinde dışlandığını belirterek, "Tulsi Gabbard ki sessizliğiyle dikkat çekiliyor ve son günlerde de İran savaşına muhalif olması nedeniyle kabine toplantılarında yer almıyor" dedi.

Gabbard’ın istifayı perde arkasından desteklediği iddialarına da değinen Sapmaz, "Tulsi Gabbard'ın da bunun istifasını perde arkasında desteklediği konuşuluyor" şeklinde konuştu.

ŞAHİNLER VE KARŞITLAR

Washington’da en dikkat çekici tablo ise Trump’ın ekibinin ikiye bölünmesi. Sapmaz, "Şu anda ekip ikiye bölünmüş vaziyette" diyerek tarafları net şekilde ortaya koydu.

Şahin kanatta yer alan isimleri sıralayan Sapmaz, "Marco Rubio, Pete Hegseth, CIA Direktörü John Ratcliffe, Genelkurmay Başkanı Dan Bishop bunlar şahinler olarak ön plana çıkıyor" dedi.

Savaşa karşı çıkan cephede ise Başkan Yardımcısı öne çıkıyor. Sapmaz, "JD Vance ABD Başkan Yardımcısı 'İran'la savaş felaket, masrafı çok büyük olur' sözüyle dikkat çekmişti" ifadelerini kullandı.

EKONOMİK ALARM: PETROL FİYATLARI FIRLADI

Savaşın ekonomik boyutu ise Washington’daki en büyük baskı unsuru haline geldi. Sapmaz, piyasalardaki çöküşü şu sözlerle aktardı: "Petrol fiyatları yükselmiş vaziyette, dün arabamın benzinini yeniden doldurdum yine yaklaşık 10-15 cent artmıştı." Ekonomik yükün her geçen gün arttığını vurgulayan Sapmaz, "Donald Trump içerideki ekonomik baskıyla yüz yüze" dedi.

DEV MALİYET: GÜNLÜK 1 MİLYAR DOLAR!

Pentagon verilerine dikkat çeken Sapmaz, savaşın maliyetinin devasa boyutlara ulaştığını belirterek, "Şu ana kadar günlük maliyetin 1 milyar dolar olduğu Pentagon'un Kongre'ye sunduğu raporlara göre ve yaklaşık 30 milyar dolarlık bir masraftan bahsediliyor" ifadelerini kullandı.

Sigorta sektöründeki krizin de derinleştiğini vurgulayan Sapmaz, "Amerika'nın dev sigorta şirketlerinin yaklaşık 25 milyar dolar gibi çok büyük bir kaybı olduğu, artık Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere sigorta yapmak istemedikleri" dedi.

Bu tablo karşısında Trump’ın yeni destek hazırlığında olduğunu belirten Sapmaz, "Donald Trump'ın 20 milyar dolarlık yeni bir destek sözü verdiği konuşuluyor" şeklinde konuştu.

KÖRFEZ VE ÇİN BASKISI: ULUSLARARASI CEPHE DARALIYOR

ABD üzerindeki baskının yalnızca iç politikayla sınırlı olmadığını belirten Sapmaz, Körfez ülkelerinin tepkisine dikkat çekerek, "Körfez ülkelerinin 'İran'ın bizi vuracağı bana bildirilmedi' tepkisi çok ciddi baskı oluşturuyor" dedi.

Çin ziyaretinin iptal edilmesini de önemli bir gelişme olarak değerlendiren Sapmaz, uluslararası dengelerin hızla değiştiğini vurguladı.

AVRUPA CEPHESİNDEN SERT TEPKİ

Avrupa’dan destek gelmemesi de ABD kamuoyunu etkiliyor. Sapmaz, "Eleştiriler çok sertleşti, İrlanda Başbakanı bile karşı çıkıyor, taraf olmak istemiyor" ifadelerini kullandı.

ABD medyasında yaşanan çarpıcı tartışmaya da değinen Sapmaz, bir programda dile getirilen çelişkiye dikkat çekerek, "Bir tartışmacı '46 Amerikan askeri hayatını kaybetti' derken, karşısındaki isim 'Ama yılda 68 bin Amerikalı sigortasız olduğu için ölüyor' dedi" sözleriyle kamuoyundaki derin bölünmeyi aktardı.

Sapmaz, savaşın halk desteğinin de düşük olduğunu vurgulayarak, "Destek oranları yüzde 20'ler civarında" dedi.

TRUMP’TAN ÇELİŞKİLİ MESAJLAR: “KEŞKE GİRMESSEYDİK”

ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları ise kafa karışıklığını artırıyor. Sapmaz, Trump’ın çelişkili tutumuna dikkat çekerek, "Gün içerisinde yaptığı tüm açıklamalarla sürekli kendisiyle çelişki içerisinde. Keşke acaba biz bu savaşa girmeseydik daha mı iyi olurdu" ifadelerini kullandığını belirtti.

NATO ÇIKIŞI: “İHTİYACIMIZ YOK”

Trump’ın NATO’ya yönelik sert söylemlerini sürdürdüğünü belirten Sapmaz, "Donald Trump 'İhtiyaç duymuyoruz NATO'ya' diyerek sitemkar bir tavır sergiliyor" dedi.

NETANYAHU İDDİASI: “GOLF SAHASINDA İKNA EDİLDİ”

Savaşın arka planına ilişkin çarpıcı bir iddiayı da gündeme getiren Sapmaz, "Trump, Netanyahu'nun baskısıyla bu savaşın içine sokuldu" dedi.

ABD’li senatör Lindsey Graham’ın açıklamalarına atıfta bulunan Sapmaz, "Lindsey Graham 'Netanyahu ile Trump arasında gidip gelip golf sahasında ikna ettim' yönünde açıklama yaptı" ifadelerini kullandı.

ASKERİ-ENDÜSTRİYEL BASKI: DEV LOBİLER DEVREDE

Sapmaz, ABD içindeki güç odaklarının baskısına dikkat çekerek, "İsrail lobileri, askeri-endüstriyel kompleks ve istihbarat topluluklarının çok ciddi baskısı var" dedi. Savunma bütçesindeki artışa da değinen Sapmaz, "901 milyar dolarlık bütçenin 1.6 trilyon dolara çıkarılması bu baskının en net göstergesi" ifadelerini kullandı.

18:56

İSRAİL'İN KUZEY SINIRINDA TEYAKKUZ: YOĞUN SALDIRI BEKLENİYOR

İsrail’in kuzey bölgeleri günlerdir yoğun bir ateş hattı altında kalırken, İsrail makamlarından yeni bir uyarı geldi. Geçtiğimiz günlerde Hizbullah saldırılarına hazırlıksız yakalanan ve 300’den fazla binanın hasar aldığı bölgede, savunma önlemleri en üst düzeye çıkarıldı. İsrail yetkilileri, Hizbullah’tan çok daha ağır ve yoğun bir saldırı beklediklerini belirterek, İç Cephe Komutanlığı’nın talimatlarının dışına çıkılmaması gerektiğini vurguladı. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu Tel Aviv'den son detayları aktardı.

Bu kararın, özellikle İran ile koordineli şekilde düzenlenen saldırıların ardından gelen tepkiler üzerine alındığı belirtiliyor. 

NETANYAHU’DAN SUİKAST SONRASI İLK MESAJ: "REJİMİ DEVİRME ŞANSI VERİYORUZ"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Laricani suikastının ardından yayınladığı video ile dünyaya mesaj verdi. Netanyahu, "Laricani’yi etkisiz hale getirdik. Kendisi fiilen İran’ı yöneten bir Devrim Muhafızları lideri ve Besic komutanıydı. Bu rejimi baltalayarak İran halkına rejimi devirme şansı veriyoruz." ifadelerini kullandı. Dün ABD eski başkanı Trump ile görüştüğünü de hatırlatan Netanyahu, "Körfez’deki dostlarımıza yardım ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz." sözleriyle bölgedeki ittifaklarına dikkat çekti.

DİPLOMASİ TARİHİNE GEÇEN SKANDAL AÇIKLAMA
Suikastın yankıları sürerken İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan diplomasi tarihine geçecek nitelikte skandal bir açıklama geldi. Laricani’nin başına konan ödülü hatırlatan İsrail Dışişleri Bakanı, "Laricani’nin başına 10 milyon dolar konmuştu, biz bunu ücretsiz yaptık." ifadeleriyle büyük bir provokasyona imza attı. Bu sözler, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırırken uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu.

TEL AVİV SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ: FÜZE PARÇALARI ŞEHİR MERKEZİNDE
Laricani suikastı sonrası Hizbullah’ın misilleme saldırıları gecikmedi. Tel Aviv, sadece 1,5 saatlik zaman dilimi içerisinde tam 3 kez doğrudan hedef alındı. Şehir merkezine ve Holon bölgesindeki tren istasyonuna düşen füze parçaları büyük bir paniğe neden olurken, yollarda devasa obruklar oluştu ve çevre binalar ağır hasar gördü. Tel Aviv genelinde hayat durma noktasına gelirken, seferlerin gerçekleştirilemediği ve halkın sığınaklara akın ettiği bildirildi.

SUİKASTIN PERDE ARKASI: OPERASYON NEDEN ERTELENDİ?
İran tarafı suikasta ilişkin henüz resmi bir doğrulama yapmazken, operasyona dair yeni detaylar gün yüzüne çıktı. İstihbarat kaynaklarından edinilen bilgiye göre suikastın pazar gününü pazartesiye bağlayan gece yapılması planlanıyordu. Ancak Laricani’nin oğluyla birlikte gizli bir evde kalacağının tespit edilmesi üzerine operasyonun ertelendiği, saldırının pazartesi gecesi sabaha karşı gerçekleştirildiği öğrenildi. İran’da ise Laricani’nin sosyal medya hesabından paylaşılan el yazısı bir not, kafalarda soru işareti bırakırken gözler Tahran’dan gelecek resmi açıklamaya çevrildi.

16:37

TRUMP'TAN ÇİN ZİYARETİNE ERTELEME KARARI: HÜRMÜZ GERİLİMİ Mİ?

ABD Başkanı Donald Trump, merakla beklenen Pekin ziyaretini bir ay ertelediğini duyurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada bölgedeki savaş durumu gerekçe gösterilirken, kararın arkasında Çin’in Hürmüz Boğazı konusundaki tutumunun olup olmadığı tartışılmaya başlandı. A Haber Muhabiri Mehmet Zeyrek, Pekin’deki son gelişmeleri ve diplomatik kulislerde konuşulanları aktardı.

DİPLOMASİ TRAFİĞİNDE BEKLENMEDİK ERTELEME

A Haber Muhabiri Mehmet Zeyrek, Beyaz Saray'dan daha önce yapılan duyuruda Trump’ın 31 Mart ile 2 Nisan tarihleri arasında Pekin’e resmi bir ziyaret gerçekleştireceğinin bildirildiğini ancak gelinen noktada bu programın sarktığını ifade etti. ABD Başkanı Trump, "Diplomatik nezaket çerçevesinde gitmeyi çok isterdim ancak burada olmam gerekiyor, Çin ile çok iyi ilişkilerimiz var" sözleriyle ziyareti bir ay ertelemek durumunda kaldığını kamuoyuna duyurdu.

HÜRMÜZ BOĞAZI BİR MİSİLLEME ARACI MI?

Ziyaretin ertelenmesi, uluslararası basında "Hürmüz Boğazı nedeniyle Çin’e bir gözdağı mı veriliyor?" sorularını da beraberinde getirdi. İddialara yanıt veren ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, "Herhangi bir misilleme söz konusu değil, sadece bir savaş var ve devlet başkanının başkentten ayrılmaması daha doğru" ifadelerini kullanarak, kararın stratejik bir gereklilik olduğunu ve yanlış anlaşılmalara mahal verilmemesi gerektiğini vurguladı.

PEKİN: "LİDERLER DİPLOMASİSİNİN YERİ DOLDURULAMAZ"

Çin tarafı ise Trump’ın ziyaret takvimindeki değişikliğe karşın diyalog kanallarını açık tutma mesajı veriyor. Çin Dışişleri Bakanlığı, "Liderler diplomasisi Çin-Amerikan ilişkilerinde yeri doldurulamaz, stratejik ve yol gösterici bir rol oynamaktadır; iki taraf iletişimini sürdürüyor" açıklamasında bulundu. Pekin yönetimi, Ortadoğu’daki krizin çözümü için tüm taraflarla görüşmeye devam ettiğini ve gerilimi düşürme çabalarına bağlı olduğunu bir kez daha hatırlattı.

PASİFİK’TEKİ MÜTTEFİKLER VE EKONOMİK PAZARLIKLAR

Gerilimin gölgesinde kalan bir diğer önemli nokta ise ABD’nin Pasifik’teki müttefiklerinin tutumu oldu. Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin de Hürmüz konusunda Pekin’e benzer şekilde askeri değil diplomatik bir duruş sergilediği gözlemleniyor. Tüm bu diplomatik dalgalanmaya rağmen, ABD ve Çin heyetlerinin Paris’te ekonomik çerçevedeki görüşmelerini sürdürdüğü ve şu ana kadar masaya olumsuz bir durumun yansımadığı belirtiliyor.

16:29

İSRAİL’İN KORKULU RÜYASI SİCCİL FÜZELERİ DEVREDE

Askeri stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, A Haber ekranlarında Orta Doğu’daki tırmanan gerilimi ve İsrail-İran hattındaki son gelişmeleri değerlendirdi. Olçar, İran’ın kilit isimlerinden Laricani’nin sembolik öneminden İsrail’in Lübnan işgalindeki asıl stratejisine kadar pek çok kritik noktaya değinirken, İran’ın ilk kez ateşlediği Siccil füzelerinin sahadaki tüm dengeleri değiştirebileceğine vurgu yaptı.

Orta Doğu’daki suikast iddiaları ve lider kadrolara yönelik saldırıları değerlendiren Doç. Dr. Kemal Olçar, Laricani’nin İran sistemi içerisindeki hayati rolüne dikkat çekerek, “Laricani, İran’da anlamı çok yüksek, doğrudan dini lider Hamaney’den talimat alan ve nükleer politikalara kadar pek çok kararda söz sahibi olan çok kritik bir kimliktir” ifadelerini kullandı. İsrail’in hedef aldığı isimlerin yerinin nasıl dolacağına dair de konuşan Olçar, “İran’ın politik yapısı tamamen yedeklilik üzerine kurgulanmıştır; en güçlü lider bile ortadan kalksa, yerine bir hafta içerisinde mutlaka bir halef seçilir ancak Laricani gibi birikimi yüksek bir ismin boşluğunu doldurmak her zaman mümkün olmayabilir” sözleriyle durumun ciddiyetini aktardı.

LİTANİ'DEN BEYRUT'A

İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik başlattığı kara harekatının sadece bir sınır operasyonu olmadığını belirten Olçar, “İsrail’in asıl hedefi sadece Litani Nehri veya Bekaa Vadisi değil, doğrudan başkent Beyrut’a girerek oradaki yönetim mekanizmalarını ve yargı erki dahil tüm organları kontrol altına almaktır” değerlendirmesinde bulundu. Harekatın stratejik boyutunu detaylandıran Olçar, “İsrail, Şeyh Dağı gibi noktalara yerleştirdiği sofistike radar ve silah sistemleriyle Bekaa Vadisi’ni havadan kontrol ederken, taze kuvvetlerle Beyrut’a kadar ilerleyerek Lübnan devletini tamamen risk altına sokmayı amaçlıyor” şeklinde konuştu.

SAHADA YENİ BİR DÖNEM

İran’ın İsrail’e karşı ilk kez kullandığı Siccil füzelerinin teknik kapasitesine ve yaratacağı psikolojik etkiye vurgu yapan Doç. Dr. Kemal Olçar, “Siccil füzeleri, İran’ın en teknolojik ve uzun menzilli füzelerinden biridir; 2 bin ila 2 bin 500 kilometre menzile sahip olması, Tel Aviv gibi noktaların hassas bir şekilde hedef alınabilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı. Bu füzelerin hava savunma sistemlerini aşma kabiliyetine değinen Olçar, “Özellikle Çin’den gelen yeni nesil sensörlerle donatılan bu füzeler, metrik altı vuruş hassasiyetine sahip olup terminal aşamada çok yüksek hızlara ulaşabildiği için Demir Kubbe ve diğer sistemlerden kaçma potansiyeli barındırıyor” ifadeleriyle İran’ın caydırıcılık kapasitesinin arttığını belirtti.

HÜRMÜZ ÇIKMAZI

Lübnan’daki insani dramın ve işgalin büyümesine rağmen uluslararası toplumun sessizliğini koruduğunu ifade eden Olçar, “Şu anda tüm dünya ve büyük güçler Hürmüz Boğazı’ndaki enerji kaynaklarına ve İran’ın petrol rezervlerine odaklanmış durumda; korkarım ki dünya sistemi Lübnan’ı Hürmüz için feda edecek bir noktaya doğru evriliyor” sözlerini kaydetti. Asimetrik savaşın önemine de değinen Olçar, “Hizbullah her ne kadar yıpranmış olsa da vadi tabanlarındaki mağaralar ve yer altı sığınaklarıyla İsrail’in ilerlemesini geciktirmeye ve pusu faaliyetleriyle harekatı sekteye uğratmaya çalışacaktır” diyerek sahadaki direnişin devam edeceğini ifade etti.

14:20

İSRAİL’İN KALBİNDE İRAN FÜZESİ DEHŞETİ:

İran’ın İsrail’e yönelik başlattığı füze saldırıları Tel Aviv ve çevresinde büyük bir yıkıma neden oldu. Havada imha edilen füzelerin parçaları kent merkezine düşerken, bölgede ağır hasar ve yangınlar meydana geldi. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, saldırıdan dakikalar sonra füzenin düştüğü sıcak bölgeye girerek tahribatın boyutlarını, ekiplerin hummalı çalışmasını ve bölgeyi bekleyen kimyasal zehirlenme tehlikesini anbean aktardı.

A HABER YIKIMIN GERÇEKLEŞTİĞİ SICAK NOKTADA

Saldırının hemen ardından olay yerine ulaşan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Bulunduğumuz noktanın yaklaşık 8-9 dakika uzağındaki bir noktaya, havada imha edilen bir roket parçası düştü ve yolun karşısında büyük bir hasar meydana geldi." ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, olay yerinde hem polis hem arama kurtarma hem de itfaiye ekiplerinin yoğun bir mesai harcadığını belirterek, bölgedeki büyük paniği yerinden gözlemledi.

TEL AVİV’İN GÖBEĞİNDE BÜYÜK TAHRİBAT

Füzelerin hedef aldığı noktanın kritik önemine dikkat çeken Emine Kavasoğlu, "Burası tamamen kent merkezi; iş yerlerinin, evlerin ve konutların yoğun olduğu bir nokta. İran tarafından ateşlenen o füzeler canlı yayınımız sırasında yoğun bir duman çıkmasına sebep olmuştu." sözleriyle aktardı. Kavasoğlu, saldırıların sadece bu noktayla sınırlı kalmadığını; Holon ve Bat Yam gibi pek çok bölgeye de füze parçalarının isabet ettiğini dile getirdi.

KİMYASAL ZEHİRLENME ALARMI: HİDRAZİN TEHLİKESİ

Bölgedeki en büyük korkulardan birinin kimyasal sızıntı olduğunu vurgulayan Emine Kavasoğlu, "İsrail Kızılayı'ndan bir kimyasal zehirlenme uyarısı yapıldı; füze parçalarının düştüğü yerlerde hidrazin bazlı yakıtlar nedeniyle zehirlenme riski bulunuyor. Bu yakıtlar akciğer zehirlenmesinden görme bozukluğuna kadar pek çok nörolojik probleme yol açabiliyor." ifadelerini kullandı. Bu sebeple görevlilerin vatandaşlara bölgeyi terk etmeleri yönünde sık sık uyarılarda bulunduğunu belirtti.

İSRAİL’DE HAYAT TAMAMEN FELÇ OLDU

Saldırılar sonrası kentteki sosyal hayatın durma noktasına geldiğini ifade eden Kavasoğlu, "Tel Aviv’de şu an trenler, metrolar ve toplu taşıma araçları çalışmıyor. Sokaklarda insan yok, herkes sığınaklarda yaşıyor ve iş yerlerinin açılmasına izin verilmiyor." sözleriyle sahadaki son durumu aktardı. Ayrıca İran’ın taktik değiştirerek en az 1 ton başlık taşıyan Hürremşehr, Hayber Şeken ve Siccil füzelerini kullandığını, bu durumun tahribatı daha da artırdığını sözlerine ekledi.

14:00

GÖLGE LİDER LARİCANİ ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?

Ortadoğu'da sıcak çatışmaların ve istihbarat savaşlarının gölgesinde, A Haber ekranlarında tarihi bir tanıklık daha yaşandı. Katil İsrail'in, İran'ın "gölge lideri" olarak bilinen Ali Laricani'yi ve Dini Lider Hamaney'in oğlu Mücteba Hamaney'i hedef aldığı iddiaları bölgede deprem etkisi yarattı. Ateş hattındaki bu kritik gelişmeleri ve suikast sarmalının perde arkasını, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Vişne Korkmaz, A Haber canlı yayınında değerlendirdi. Korkmaz, İsrail ve ABD'nin sinsi "lider kadroyu yok etme" stratejisini detaylandırırken, İran'ın direniş kapasitesinin bu saldırılarla çökertilemeyeceğinin altını kalın çizgilerle çizdi.

İRAN'DA LARİCANİ BİLMECESİ VE "MÜESSES NİZAM"IN ŞİFRELERİ

Laricani suikast iddiasının sıradan bir iddia olmadığının altını çizen Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Laricani sıradan bir isim değil. Kendi kimliği açısından da sıradan bir isim değil; tecrübesi içerisinde İran'da devrimin çeşitli yapı taşları olarak görülebilecek pek çok görevde yer almış." ifadelerini kullandı. Bu görevlerin kağıt üzerinde kalmadığını ve devletin derinliklerine nüfuz ettiğini vurgulayan Korkmaz, "Bu görevleri sadece görev olarak düşünmemek lazım, bunlar aynı zamanda ilişkiler ağı oluşturma noktası. Bütün o siyasi pazarlıkların geçtiği noktalar. O bakımdan Laricani, hayatı içerisinde pek çok önemli mihenk taşından geçerek İran müesses nizamının içerisinde pek çok noktayla ağ dokumuş bir isim." şeklinde konuştu. Devrim Muhafızları çerçevesinde çok kritik bir figür olduğuna ve köklü bir geçmişten geldiğine değinen Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Aynı zamanda Laricani kendi kimliğinden de bağımsız İran'da devrim adına önemli olan bir aileden geliyor. Yani bu tür önemli aileler, önemli isimler var. Dolayısıyla Laricani'nin öldürülmesi, eğer öldürüldüyse, elbette ki sıradan bir hadise değil." sözleriyle aktardı.

ABD VE İSRAİL'İN SİNSİ "KOPARMA" STRATEJİSİ VE ALGI OPERASYONLARI

İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgede uyguladığı vahşi taktikleri tarihsel bir çerçeveye oturtan uzman isim, Kasım Süleymani gibi isimlerin de geçmişte benzer şekilde hedef alındığını hatırlattı. Bu suikastlerin daha büyük ve karanlık bir planın parçası olduğunu belirten Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Laricani ile beraber başka önemli isimler de aslında öldürüldü, işte Süleymani'nin ismi falan söyleniyor. İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri bir strateji izliyorlar. Bu strateji içerisinde devrimin bütün önemli isimlerinin kafasını almak var." ifadelerini kullandı. İsrail ordusunun sahada kazanamadığını algı operasyonlarıyla örtbas etmeye çalıştığına dikkat çeken Korkmaz, "Bu anlamda İsrail ordusu daha savaşın birinci gününde direniş ekseninin tüm önemli isimleri, yani Hamaney de öldürüldüğünde, 'öldürüldü' diye bir propaganda klibi ya da görüntüsü yayınlamıştı." şeklinde konuştu. Söz konusu klibin içeriğindeki Hamas, Husiler ve Hizbullah liderlerine değinen tecrübeli uzman, "İran'ın bu direniş kuvvetini bir arada alırsak, direniş cephesinin bütün önemli liderlerinin öldürüldüğü bir tablo vardı. Ama on sekizinci günde hala gölge, onun arkasında etkili isim, şu, bu diyerek hala liderlerinin kafasının alınmasına devam etme gibi bir strateji içerisindeler." sözleriyle aktardı.

İSTİHBARAT BAŞARISI MI, TAKTİKSEL BİR İLLÜZYON MU?

Yapılan suikastlerin askeri ve istihbari boyutunu masaya yatıran uzman isim, hedeflerin vurulmasının tek başına bir zafer anlamına gelmediğini anlattı. Suikastlerin operasyonel boyutunu değerlendiren Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Bu strateji, istihbari olarak eğer Laricani öldürüldüyse, başarılı diyebiliriz. Yani istihbari olarak yeri tespit edebiliyorlar ve atış yapabiliyorlar." ifadelerini kullandı. Ancak savaşın genel seyrine ve İran'ın direniş hattına etkisinin son derece sınırlı olduğunu vurgulayan Korkmaz, "Ama İran'da bu tür kafa alma ile direnişin ya da İran'daki savumanın akamete uğratılması başarılmış değil. Bunun ben İran'a yönelik ne kadar kuvvet ve cezalandırma uygulanırsa uygulansın kolay kolay da başarılacağını düşünmüyorum." şeklinde konuştu. Sahadaki gerçekliğin ve İran'ın askeri direncinin altını çizen Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Şu noktaya kadar; İran'ın elinde hiçbir savunma kapasitesi kalmayıncaya kadar. Bu da bugün geldiğimiz noktada, on sekizinci günde çok kolay bir işmiş gibi gözükmüyor." sözleriyle aktardı. Ortadoğu'daki savaş denkleminin zaman geçtikçe zorlaştığını belirten Korkmaz, "Elbette ki bu savaş uzadığında, savaşın belli bir aşamasında kim, nerede, nasıl bir pozisyon aldı ve kendi amaçlarına ne kadar yakın diye yeniden bir analiz yapmamız gerekecek." ifadelerini kullandı.

MERKEZSİZ DİRENİŞ PLANI VE SİYONİST HEDEFLERİN ÇÖKÜŞÜ

İsrail'in sadece liderleri yok ederek İran'ı dize getiremeyeceğinin matematiksel ve stratejik gerçeklerini anlatan Korkmaz, direnişin hücrelere yayıldığını belirtti. İsrail'in asıl hedeflerinden ne kadar uzak olduğunu belirten Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Ama bugün on sekizinci noktada Laricani öldürülmüş dahi olsa, İran'ın savunma kapasitesinin çökmesi noktasında İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri amacına yaklaşmış değil." şeklinde konuştu. İran'ın sinsi saldırılara karşı geliştirdiği olası asimetrik savaş ve merkezsizleşme planlarını deşifre eden Korkmaz, "Daha da önemlisi, eğer İran'da, İran'ın iddia ettiği gibi o savumanın merkeziden uzaklaşması sağlanacak şekilde bir hazırlık ve planlanma yapıldıysa, ki öyle görünüyor, o zaman ne kadar sembol ismin kafasını alırsanız alın, en küçük birimler dahi sonuna kadar direniş kapasitesini ellerinde olduğu müddetçe gösterecektir." sözleriyle aktardı. Bu kanlı operasyonların savaşın asıl doğasını değiştirmeyeceğini vurgulayan Korkmaz, "Bu noktada yani bu tür hamleler istihbarat başarısını gösteriyor ve bu tür hamleler İsrail ve Amerika'nın hala cezalandırma gücü olduğunu gösteriyor, el yükseltme uyguladıklarını gösteriyor ama savaşın gerçek doğasını değiştirebilecek hamleler değil bana sorarsanız." ifadelerini kullandı.

İRAN'DAN SESSİZ DİRENİŞ MESAJI VE ŞEHADET VURGUSU

İran devletinin bu suikast iddiaları karşısındaki stratejik sessizliğinin ve medya yönetiminin şifreleri de canlı yayında çözüldü. İran'ın resmi tutumunu ve medyadaki sessiz direnişini yorumlayan Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Bugün İran Laricani'nin ölümünü doğrulamıyor ve yalanlamıyor ama sosyal medyasından bir paylaşım yapıldı. O paylaşım işte donanma, İran donanma unsurlarında ölen askerlerle ilgili bir taziye mesajı, direniş mesajı vesaire." ifadelerini kullandı. Bu paylaşımın zamanlamasının manidar olduğunu ve aslında hedefteki isimlerin akıbetine dair gizli bir kod barındırdığını belirten Korkmaz, "Orada şunu söylüyor Laricani, bence de o mesaj o yüzden paylaşıldı; yani bu yolda ölenler en üst şehit mertebesinde." şeklinde konuştu. 

13:00

VAN KAPIKÖY’DE NEVRUZ VE TRANSİT HAREKETLİLİĞİ!

ABD, İsrail ve İran hattında karşılıklı saldırılar 18. gününde devam ederken, Orta Doğu adeta bir ateş çemberinden geçiyor. Bölgedeki sıcak gelişmelerin yankıları Türkiye-İran sınır hattında da yakından hissediliyor. A Haber muhabiri Yüksel Akalan, Van Kapıköy Gümrük Kapısı’ndan sınırın sıfır noktasındaki son durumu, artan güvenlik önlemlerini ve Nevruz Bayramı öncesi yaşanan yolcu trafiğini anbean aktardı.

NEVRUZ ÖNCESİ TURİST AKINI VE SINIRDA SON DURUM

Bölgedeki hareketliliğin temel nedenlerinden birinin yaklaşan tatil dönemi olduğunu belirten Yüksel Akalan, "Nevruz Bayramı tatilinin yaklaşmasıyla birlikte İranlılar, daha önceden yapmış oldukları rezervasyonlara uyarak Türkiye’ye geçişlerini sürdürüyorlar" ifadelerini kullandı. Olağan dışı bir göç dalgasının henüz söz konusu olmadığını vurgulayan Akalan, "18 gündür bulunduğumuz sınır kapısında neredeyse en hareketli günlerden birini yaşamaya başladık; hafta başında giriş-çıkışların yeniden yoğunlaştığını görüyoruz" sözleriyle sahadaki gözlemlerini paylaştı.

HAVA SAHASI KAPANDI: ÜÇÜNCÜ ÜLKE VATANDAŞLARI KARAYOLUNA YÖNELDİ

İran’daki hava sahası kısıtlamalarının sınır kapılarındaki trafiği doğrudan etkilediğine dikkat çeken Yüksel Akalan, "İran’da hava sahasının kapalı olması nedeniyle hem Türk vatandaşları hem de üçüncü ülke vatandaşları Türkiye kara sınır kapılarını kullanarak ülkelerine geçiş yapıyor" dedi. Birçok Avrupa ülkesi vatandaşının da bu rotayı kullandığını belirten Akalan, "Zaman zaman bu noktada birçok Avrupa ülkesi vatandaşını görebiliyoruz; İran’dan Türkiye’ye geçiş yapıp ardından İstanbul, Ankara veya Antalya üzerinden havayoluyla ülkelerine dönüyorlar" bilgisini verdi.

İRAN’DA İÇ GÖÇ HAREKETLİLİĞİ: BÜYÜKŞEHİRLERDEN KIRSALA KAÇIŞ

Saldırıların ardından İran içindeki sosyal hareketliliğe değinen Yüksel Akalan, "İranlı vatandaşlarla konuştuğumuzda, saldırıların gerçekleştiği Tahran, Tebriz, Kirmanşah ve Meşhed gibi büyükşehirlerde yaşayanların daha küçük şehirlere ve kırsal bölgelere göç ederek kendilerini güvene aldıklarını söylüyorlar" ifadelerini kullandı. Türkiye’ye yönelik kitlesel bir göç dalgasının olmadığını ancak sınır hattındaki üç gümrük kapısında da güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarıldığını belirten Akalan, ticaretin ve yük taşımacılığının ise sorunsuz bir şekilde rutin akışında devam ettiğini sözlerine ekledi.

ORGENERAL METİN TOKEL’DEN SINIR HATTINA KRİTİK DENETİM

Sınır güvenliğinin en üst seviyede tutulduğu bu dönemde gerçekleştirilen üst düzey ziyarete dikkat çeken Yüksel Akalan, "Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel de sınır kapımızı ziyaret ederek Türkiye-İran hattını kontrol eden iki hudut karakolunda incelemelerde bulundu ve yetkililerden bilgi aldı" sözleriyle aktardı. Akalan, özellikle geçtiğimiz günlerde İran’dan Türkiye’ye fırlatılan üçüncü füzenin imha edilmesinin ardından Kara Kuvvetleri Komutanı’nın gerçekleştirdiği bu denetimin büyük önem taşıdığını vurgulayarak sınır hattındaki teyakkuz halinin devam ettiğini belirtti.

09:30

HİZBULLAH NAHARİYE’Yİ VURDU

İsrail-Lübnan sınırında tansiyon en yüksek seviyeye çıkarken, Hizbullah’ın fırlattığı roketler İsrail’in kuzeyindeki Nahariye kentini savaş alanına çevirdi. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ve kameraman Niyazi Kurt, saldırıların merkezinden en sıcak görüntüleri aktardı. Tel Aviv ve Nahariye hattında yaşanan bombardıman dalgası İsrail ordusunda büyük bir paniğe neden olurken, demir kubbe sistemlerinin yetersizliği ve uyarı sirenlerinin çalmaması halktaki korkuyu zirveye taşıdı. Savaşın planlanandan çok daha uzun süreceği bizzat İsrail makamları tarafından itiraf edilirken, bölgedeki insani dram her geçen dakika derinleşiyor.

NAHARİYE’DE ROKET DEHŞETİ VE SORUŞTURMA BİLMECESİ

Saldırıların merkez üssü haline gelen Nahariye’den son durumu aktaran Emine Kavasoğlu, "Tel Aviv için oldukça zorlu bir geceydi. Saatler 23:30’u gösterdiğinde yoğun bir bombardıman yaşandı ve eş zamanlı olarak kuzey bölgesi de ateş altına alındı" sözleriyle yaşanan dehşeti özetledi. Kentteki ağır hasarı yerinde inceleyen Kavasoğlu, "Nahariye’de bulunduğumuz bu noktaya bir roket düştü. Ancak bu roketin doğrudan Hizbullah tarafından mı fırlatıldığı yoksa İsrail hava savunma sistemlerinden düşen bir parça mı olduğu konusunda İsrail ordusu tarafından bir soruşturma başlatıldı" ifadelerini kullandı. Kavasoğlu ayrıca, yaklaşık 60 bin nüfuslu Nahariye’nin alevler içinde kaldığını ve binaların güvenlik şeridine alınmasına rağmen hasarın çok ağır olduğunu sözlerine ekledi.

UYARI SİSTEMLERİ ÇÖKTÜ: TEL AVİV’DE BÜYÜK PANİK

İsrail’in teknolojik savunma sistemlerine olan güvenin sarsıldığını belirten Emine Kavasoğlu, "Dün akşam uyarı sistemleri yine çalmadı, sadece havada bir patlama olduğunu gördük. Bu durum halkta güvenin sorgulanmasına neden oldu" şeklinde konuştu. Tel Aviv’in 10 ayrı noktasına roket parçalarının düştüğünü ifade eden Kavasoğlu, "Bombardıman sırasında biz de Tel Aviv merkezindeydik ve patlamanın şiddetli etkisi bulunduğumuz noktadan dahi hissedildi. Birçok bina hasar gördü, araçlar yandı" sözleriyle aktardı. Özellikle Ben Gurion Havalimanı çevresinin günlerdir yoğun hedef altında olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, havalimanının 4-5 kilometrelik çevresinde sürekli patlamaların yaşandığını bildirdi.

KİMYASAL SIZINTI RİSKİ VE İNSANİ BİLANÇO

Saldırıların sadece fiziksel yıkım değil, aynı zamanda ciddi bir sağlık tehdidi de oluşturduğunu söyleyen Emine Kavasoğlu, "Füzelerde kullanılan hidrazin bazlı yakıtlar nedeniyle kimyasal sızıntı riski var. Bu yakıtın deriyle teması halinde akciğer hasarı, nörolojik sorunlar ve ciddi cilt tahrişlerine yol açabileceği uyarısı yapıldı" ifadelerini kullandı. İsrail’deki yaralı sayısının 3.400’ü aştığını belirten Kavasoğlu, "Yaklaşık 3.500 kişi evlerinin hasar görmesi nedeniyle otellere yerleştirilmiş durumda. İsrail için savaşın planlanandan daha uzun süreceği, en az bir ay daha devam edeceği tahmin ediliyor" sözleriyle bilançoyu paylaştı.

NETANYAHU NEREDE? YAPAY ZEKA TARTIŞMALARI

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun sağlık durumu ve nerede olduğuyla ilgili gizemin sürdüğünü belirten Emine Kavasoğlu, "Netanyahu’nun hayatta olduğunu kanıtlamak için paylaşılan videoların yapay zeka ile hazırlandığı iddia ediliyor. Henüz kendisini canlı olarak veya saldırı noktalarında bir fotoğrafta görebilmiş değiliz" dedi. Netanyahu’nun son paylaştığı bayram mesajına da değinen Kavasoğlu, "Netanyahu, Nevruz nedeniyle İran halkına yönelik bir mesaj yayımladı ve özgürlüğünüz yakın diyerek rejim karşıtı bir söylem geliştirdi. Ancak kendi halkına yönelik güncel bir açıklama henüz gelmiş değil" ifadelerini kullandı. A Haber ekipleri, Nahariye’deki sıcak noktada güvenlik riskine rağmen yayınlarını sürdürerek bölgedeki gelişmeleri takip etmeye devam ediyor.

08:25

MÜCTEBA HAMANEY MOSKOVA'DA MI? SIRLARLA DOLU TEDAVİ İDDİASI

İran siyasetinin en kilit isimlerinden biri olan ve ülkenin yeni dini lideri olarak gösterilen Mücteba Hamaney'in, ağır sağlık sorunları nedeniyle gizlice Rusya'ya götürüldüğü iddiaları uluslararası kamuoyunda bomba etkisi yarattı. Kuveyt basınından yayılan ve Moskova'da geniş yankı uyandıran haberlere göre, Hamaney'in bizzat Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel talimatıyla bir operasyon geçirdiği ileri sürülüyor. Bölgedeki güç dengelerini derinden sarsacak bu gelişme, aynı zamanda küresel bir enformasyon savaşının yeni perdesi olarak değerlendiriliyor.

PUTİN'İN ÖZEL TALİMATI VE GİZEMLİ ASKERİ UÇAK

Kuveyt merkezli El Jarida gazetesinin iddialarını aktaran A Haber muhabiri Akşin Kişiyev, "İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'in tedavi için Moskova'ya geldiği yönündeki haberler Rus basınında geniş yankı buldu. Mücteba Hamaney'in bizzat Rusya lideri Putin'in talimatı üzerine tedavi görmesi amacıyla 12 Mart'ta Rus askeri uçağıyla Moskova'ya götürüldüğü iddia ediliyor" sözleriyle gizemli yolculuğun detaylarını paylaştı. Kişiyev ayrıca Hamaney'in şu anki konumu hakkında, "Dini liderin Moskova'daki özel bir klinikte ameliyat olduğu iddia edilen bu haberlere göre Hamaney, şu anda Putin'in ikametgahlarından birinde bulunuyor" ifadelerini kullandı.

KREMLİN SESSİZ: "DEĞERLENDİRME YAPILMAYACAK"

Söz konusu iddiaların ardından gözlerin çevrildiği Kremlin cephesinden ise temkinli bir açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov'un tavrını aktaran Kişiyev, "Konuya ilişkin soruları yanıtlayan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, bu tür iddialara ilişkin değerlendirme yapmayacaklarını söyledi" diyerek Rus tarafının sessizliğini koruduğunu belirtti. Öte yandan bu haberlerin doğruluğuna şüpheyle yaklaşanların olduğunu da hatırlatan Kişiyev, "Rus basınında yer alan bazı yorumlarda ise bu iddiaların gerçeklik payının çok düşük olduğu, muhtemelen bu haberlerin psikolojik baskı veya enformasyon savaşı çerçevesinde ortaya atıldığı ifade ediliyor" sözleriyle farklı senaryolara dikkat çekti.

PSİKOLOJİK HARP VE İSTİHBARAT SAVAŞLARI

Haberlerin zamanlamasının önemine vurgu yapan Kişiyev, "Hamaney'in Moskova'da tedavi gördüğü haberlerinin kamuoyuna 'İran'a yardım ediyoruz' mesajını vermek amacıyla servis edildiği söyleniyor" ifadeleriyle olayın perde arkasındaki diplomatik hamleleri aktardı. Bölgedeki gerilimin Rusya içindeki yansımalarına da değinen muhabirimiz, "Rus milliyetçi çevreler, hükümetin İran'daki olaylara bu kadar sessiz kalmasını sert bir dille eleştirmişlerdi" diyerek Moskova içindeki siyasi tartışmaları dile getirdi.

ALİ HAMANEY'İN ÖLÜMÜ VE UKRAYNA TEHLİKESİ

İran'ın en üst düzey ismine yönelik iddiaların Rusya için güvenlik endişesi yarattığını belirten Akşin Kişiyev, "İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in 28 Şubat gecesi öldürülmesinin Moskova'da ciddi tedirginlik ve üzüntüyle karşılandığını, bunun Ukrayna tarafından benzeri bir saldırının Rusya liderine karşı Moskova'da düzenlenebileceğinin bir işareti olarak yorumlandığını" sözleriyle, bölgedeki karmaşık güvenlik denklemini ve suikast korkusunun Rusya üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi.

08:05

TRUMP’IN DEĞİŞEN İRAN SÖYLEMİ VE STRATEJİK HAMLELER

Trump’ın İran yönetimine yönelik daha önce kullandığı sert ifadelerin yerini "zekiler" vurgusuna bırakmasını A Haber ekranlarında değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tolga Sakman, "Aslında Trump’ın son yaptığı açıklamalar, belki de son 18 gündeki en sahici ve içten gelen ifadeleriydi. Savaşın nedeninden bugüne nasıl gelindiğine dair anlattıkları, bugüne kadar sürekli değişen halinden daha netleşmiş bir tablo sundu" ifadelerini kullandı. Bölge ülkelerinin hedef alınmasının beklenmedik bir gelişme olduğunu belirten Sakman, "İran’ın Körfez’deki Amerikan üslerini vuracağı en baştan belliydi ancak asıl şaşırtıcı olan sivil altyapının, petrol tesislerinin ve su arıtma tesislerinin hedef alınması oldu. Bu noktada istihbarat eksikliği yaşanmış olabilir" sözleriyle durumu aktardı.

İSRAİL’İN NÜKLEER GÜCÜ İLK KEZ RESMEN KABUL EDİLDİ

Trump’ın basın toplantısında İsrail’in nükleer silahlarına dair yaptığı çıkışı tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiren Sakman, "Trump, İsrail’in nükleer silaha sahip olduğunu kendi ağzıyla söyleyerek bunu kabul eden ilk ABD başkanı olarak tarihe geçti. Artık İsrail’i nükleer silahı olan ülkeler kategorisinde net bir şekilde saymamız gerekiyor" dedi. Pentagon’un gizli kalmasını istediği bilgilerin ifşa edilmesine de değinen Sakman, "Trump, bölgedeki Amerikan askeri sayısını ülke ülke, hatta Asya’ya kadar tek tek saydı. Bu durum Pentagon’un başını oldukça ağrıtacak güvenli bir tablo değil" ifadelerini kullandı.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KOALİSYON ÇIKMAZI VE ENERJİ SAVAŞI

Hürmüz Boğazı’nın korunmasının askeri zorluklarına dikkat çeken Sakman, "Boğazı korumak, herhangi bir yeri bombalamaktan çok daha zor. Trump bu yüzden sorunu uluslararasılaştırarak NATO’yu ve Uzak Doğu ülkelerini sürece dahil etmeye çalışıyor" sözleriyle aktardı. Petrol fiyatlarındaki artışın ABD ekonomisine yansımasını analiz eden Sakman, "Körfez petrolü daha çok Çin, Japonya ve Güney Kore’ye gidiyor. Trump ‘petrole ihtiyacımız yok’ dese de, petrol fiyatlarındaki her artış ABD’nin petrol ve doğalgaz ihracatına milyarlarca dolar ek gelir sağlıyor. Ancak yakındaki seçimler nedeniyle benzin fiyatlarındaki artış Trump için riskli bir nokta" ifadelerini kullandı.

SAVAŞIN SÜRESİ VE "ZAFER" ARAYIŞI

British Airways’in uçuş iptallerinin savaşın uzun süreceğine dair bir işaret olduğunu belirten Sakman, "İki-üç hafta denilen sürecin yıl sonuna kadar uzayacağı görülüyor. Trump için zafer, kendi kamuoyuna pazarlayabileceği küçük başarılar olabilir; donanmayı yok etmek veya nükleer tesisleri bombalamak gibi" dedi. İran üzerindeki baskı politikasının Mücteba Hamaney üzerinden yürütüldüğünü ifade eden Sakman, "Hamaney’in öldüğü veya yaralandığı iddiaları, İran yönetimini ortaya çıkmaya ve konuşmaya zorlayan bir basınç politikasıdır. Bugün masa kurulsa her iki taraf da zafer ilan edebileceği bir formül arayışında olacaktır" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

03:05

HÜRMÜZ BOĞAZI AÇILMAZSA KRİZ BÜYÜR MÜ?

Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve küresel enerji krizi, uluslararası siyasetin en sıcak gündem maddesi haline geldi. İsrail ve ABD’nin bölgedeki adımlarıyla derinleşen krizin faturası Avrupa ve Asya ülkelerine kesilirken, Donald Trump’ın güvenlik maliyetlerini müttefiklerin üzerine yıkma çabası büyük tepki çekiyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, krizin perde arkasını ve değişen jeopolitik dengeleri A Haber ekranlarında çarpıcı sözlerle analiz etti.

DÜNYADA ENERJİ KRİZİ DERİNLEŞİYOR

Küresel enerji piyasalarındaki istikrarsızlığın kaynağına dikkat çeken Dr. Cihan Günyel, "Savaş çıkmamış olsaydı hem ABD’nin müttefikleri Japonya ve Güney Kore hem de Çin ve Körfez ülkeleri zaten petrolünü alıyordu. Ancak İsrail ve Amerika’nın bu ülkelerde başlattığı savaşla beraber Avrupa Birliği ve Asya ülkeleri derin bir enerji krizine sürüklendi" ifadelerini kullandı. Günyel, krizin temel sebebinin var olan bir sorunun çözümü değil, bizzat başlatılan savaşın kendisi olduğunu vurguladı.

İRAN’IN STRATEJİK KOZU: HÜRMÜZ BOĞAZI 

İran’ın bölgedeki jeopolitik gücüne ve Hürmüz Boğazı’nın önemine değinen Dr. Cihan Günyel, "Hürmüz’ün ne kadar önemli olduğu ve İran’ın bu kartı kullanarak süreci nasıl evriltebileceği gerçeğiyle artık yüzleşildi. ABD, diğer ülkeleri de bu güvenlik ve çatışma tehdidinin içine çekerek maliyeti onların üzerine yüklemek istiyor" sözleriyle tehlikeli süreci aktardı.

TRUMP’IN MÜTTEFİKLERİNE “MALİYET” BASKISI VE İÇ KAMUOYU TEPKİSİ

Donald Trump’ın güvenlik harcamalarını müttefiklere ödetme stratejisini değerlendiren Günyel, "Trump bu krizin mali yükünü diğer ülkelerin sırtına yüklemeye çalışıyor. Ancak Japonya ve Güney Kore gibi demokrasi sınıfındaki ülkelerde iç kamuoyunun tepkisi gecikmeyecektir. Bu toplumlar, 'Bu savaşı Amerika başlattı, biz neden bu sorumluluğu alıyoruz?' diye sorgulamaya başlayacaklar" dedi. Günyel ayrıca, olası gemi ve asker kayıplarının bu ülkelerdeki yönetimleri zor durumda bırakacağını belirtti.

AVRUPA VE NATO’DAN ABD’YE “BU BİZİM MİSYONUMUZ DEĞİL” ÇIKIŞI

Avrupalı güçlerin ABD’nin tek taraflı hamlelerine karşı mesafeli duruşunu hatırlatan Dr. Cihan Günyel, "İngiltere Başbakanı Starmer’ın açıklamalarına baktığımızda, bunun bir NATO misyonu olmadığını açıkça ifade ettiğini görüyoruz. Aynı şekilde Almanya’dan gelen açıklamalar da bu durumun NATO’yu ilgilendirmediği yönünde. Hiç kimse ABD’nin başlattığı bu riskin altına girmek istemiyor" ifadelerini kullanarak küresel ittifaklardaki çatlaklara dikkat çekti. 

22:52

İSRAİL'İN LÜBNAN ÜZERİNDEKİ KİRLİ PLANI DEŞİFRE OLDU!

A Haber ekranlarına konuk olan Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik başlattığı operasyonların perde arkasındaki korkunç gerçeği deşifre etti.

Litani Nehri hattını tamamen kontrol altına alarak su kaynaklarına çökmeyi hedefleyen işgalci İsrail'in, bölgeyi insansızlaştırarak bir "Gazzeleştirme" süreci başlatmak istediğini vurgulayan Küsmez, Lübnan'ın egemenlik haklarının büyük bir tehdit altında olduğu uyarısında bulundu. 

HEDEF LİTANİ HATTI VE SU KAYNAKLARINA ÇÖKMEK

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri hareketliliğini değerlendiren Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, Litani Nehri'nin güneyinin Hizbullah'ın mevzilendiği kritik bir bölge olduğunu belirterek, "Burası biliyorsunuz aynı zamanda Hizbullah’ın sürekli İsrail’i etki altına aldığı, mevzilendiği yer. İsrail Hizbullah tehlikesini buradan kaldırmak istiyor. Ancak bununla yetinmiyor. Çünkü bu nehir kuzeye doğru uzanım hattında Bekaa Vadisi ve Hebron Dağı dediğimiz alanı da komple kapsıyor" ifadelerini kullandı.

İsrail'in bu stratejik hattı ele geçirmesi durumunda büyük bir avantaj elde edeceğine dikkat çeken Küsmez, İsrail, "Hem Hizbullah’ın Suriye tarafından kaçışlarını engelleyecek hem de bu su kaynaklarını %100 tamamen kontrol altına almış olacak. Litani Nehri’ni tamamen doğduğu yerden Akdeniz’e döküldüğü hatta kadar kontrol etmiş olacak" sözleriyle işgalin ekonomik ve askeri boyutunu gözler önüne serdi.

LÜBNAN İÇİN KORKUNÇ SENARYO: "GAZZELEŞTİRME"

İsrail'in saldırılarını sadece bir sınır operasyonu olarak görmediğini ifade eden Cüneyt Küsmez, Lübnan üzerinde kurulmak istenen baskının Gazze'deki sürece benzediğini belirterek, "Eğer Lübnan üzerinde de bu baskıyı sürdürürse, Lübnan’a da böyle bir 'Gazzeleştirme' planı uygulanabilir. Hizbullah’tan arınmış bir meclis, bunlardan tamamen tecrit edilmiş bir hükümet ve parlamento; buna yönelik İsrail’in bir planı da olabilir. Buradaki yerleşim alanlarını, açıklamasında dikkat edersek 'Gazze gibi yapacağım' diyor. Buradan tamamen insandan arındırılmış bir bölge olduğu zaman emeline ulaşmış olacak" dedi.

Bu durumun Lübnan'ı egemen bir devlet olmaktan çıkaracağını vurgulayan Küsmez, "İran’dan artık okları, hedefi Lübnan’a çevirmiş, dünyada bir Lübnan sorununu göreceğiz artık" ifadelerini kullandı.

"ZAYIF VE ETKİSİZ BİR LÜBNAN İSTİYORLAR"

İsrail'in ABD desteğiyle bölgede yeni bir yönetim biçimi dayatmak istediğini kaydeden Doç. Dr. Cüneyt Küsmez, gelecekte bizi bekleyen tehlikeyi, "Zayıf devlet, etkisiz devlet statüsüne alınmış bir Lübnan; artık yönetimini, devlet başkanını, parlamentosunu belirleyen bir İsrail, buna müdahale eden bir İsrail göreceğiz ve bunu da destekleyen bir Amerika göreceğiz. Dolayısıyla İsrail artık Lübnan’ı sadece güneyiyle değil, belki de tamamıyla bir sorunlu devlet statüsüne getirip uluslararası alanda konumlandıracak" sözleriyle aktardı.

Küsmez, bu planın Lübnan'ı tamamen İsrail'in güdümünde, iradesi kırılmış bir yapıya dönüştürmeyi amaçladığını belirterek tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti.

22:23

FÜZE SAVAŞI YERİNE PETROL SAVAŞI MI?

Orta Doğu'da savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel enerjide krize neden olurken, bölgedeki çatışmalarda petrol ve doğal gaz gibi taşımacılık ise dünyayı sekteye uğratıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın son konuşmasında İran'ı Hürmüz üzerinden tehditlerini yinelerken ticaret yolunun açılmamasıyla önümüzdeki günlerde neler olacağı sorusu gündeme geliyor. A Haber'de Melih Altınok ile Sebep Sonuç programına katılan Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, Körfez'deki enerji kaynaklarını değerlendirirken Türkiye'nin enerji bağımsızlığındaki jeopolitik hakimiyetine dikkat çekti. 

NİL HAVZALARINDA SAKLI PETROL VE DOĞAL GAZ POTANSİYELİ

Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, nehir havzalarının barındırdığı muazzam potansiyele dikkat çekerek, "Özellikle Nil'in açıldığı şu havza, doğal gaz ve LNG anlamında muazzam bir potansiyel barındırıyor. Debisi çok yüksek olan ve milyonlarca yıldır su akıtan nehirlerin ucunda mutlaka ve mutlaka doğal gaz ve petrol çıkabilir" sözleriyle bilimsel gerçeği vurguladı. Karataş, Tuna Nehri’nin Türkiye için önemini ise, "Tuna Nehri akmış, atalarımızın o mücadelesini boşa çıkartmamış; yüzlerce yıl sonra bize bir nimet vermiş. Tuna'nın biriktirdiği havza Sakarya havzasıdır ve biz şu an oradan besleniyoruz" ifadeleriyle aktardı.

"ENERJİ OLMAZSA SAVUNMAMIZ GÜÇSÜZ KALIR"

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kararlı duruşunun enerji güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Altuğ Karataş, "Eğer savunmamız güçlü olmazsa enerjimiz de olmaz. Enerjimiz olmazsa savunmamız da güçsüz kalır. Dolayısıyla ikisinin bir 'ikiz dönüşümü' var ve Türkiye ikisini de aynı anda geliştiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Geçmiş yıllarda yaşanan gelişmeleri hatırlatan Karataş, "Ordumuz oraya gidip gemilerimizi gördüğü anda enerji şirketleri çekildi. Savunma varsa enerji de var" sözlerini ekledi.

TÜRKİYE İLK KEZ OKYANUSA AÇILIYOR: PAKİSTAN VE SOMALİ ROTASI

Türkiye’nin enerji arama faaliyetlerinin sınırları aşarak okyanuslara ulaştığını müjdeleyen Karataş, "Libya ile anlaşmamız var, Cezayir tarafında kıta sahanlığı anlaşması yaptık. Somali'de araştırmalarımız başlayacak ve bu senenin sonunda ilk defa okyanusa açılıyoruz; Pakistan açıklarında iki bölgede Türkiye bu çalışmaları yürütecek" ifadelerini kullandı. Bu hamlelerin Türkiye’yi küresel bir enerji aktörü haline getirdiğine dikkat çekildi.

BATI’NIN "EASTMED" HAYALİ ÇÖKTÜ BASRA PETROLÜ GÜNDEMDE

Batılı güçlerin Türkiye’yi dışarıda bırakma çabalarının sonuçsuz kaldığını belirten Altuğ Karataş, "EastMed projesi çöktü, bu iş bitti. Hiçbir şey Türkiye'deki hazır boru hatlarından daha fizibil değil. Yakın bir zamanda Basra'nın petrolünü Türkiye’deki hazır boru hatlarından akıtmak daha doğru değil mi? Kalkınma Yolu projesi de biraz oraya gidiyor" diyerek Türkiye’nin enerji merkezi olma yolundaki stratejik konumuna vurgu yaptı. 
 

21:52

İSRAİL NAHARİYA ALEV ALEV: DEMİR KUBBE SORGULANIYOR

İsrail’in kuzeyinde tansiyon düşmek bilmiyor. Hizbullah tarafından Naharya bölgesine düzenlenen roket saldırısı sonrası şehirde büyük yangınlar çıktı.

Bölgedeki son durumu aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "Naharya şu an cayır cayır yanıyor, Hizbullah’ın fırlattığı roketler bölgeye büyük zarar veriyor" sözleriyle dehşetin boyutunu gözler önüne serdi. Yaşanan bu son saldırıyla birlikte İsrail’in savunma sistemi Demir Kubbe’nin etkinliği bir kez daha tartışmaya açıldı.

Sistemlerin neden çalışmadığına dair bir soruşturma başlatıldığını belirten Kavasoğlu, "Önleme sistemlerinin çalışmadığına dair ciddi bir endişe var, roketin doğrudan bir konuta isabet etmesi bu endişeyi perçinledi" ifadelerini kullandı.

TEL AVİV’İN KALBİNDE KİMYASAL ZEHİRLENME KORKUSU
Saldırıların Tel Aviv’in merkezine kadar uzanması, halk arasında yeni bir korkuyu tetikledi: Kimyasal zehirlenme. İsrail Kızılhaçı tarafından yapılan uyarıları hatırlatan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Roketlerden sızan hidrazin bazlı yakıt nedeniyle zehirlenme riski var, akciğer yetmezliği ve gözlerde yanma gibi ciddi belirtilere yol açabiliyor" sözleriyle tehlikenin ulaştığı yeni aşamayı aktardı. Tel Aviv dün sabahtan bu yana 7 kez vurulurken, bugün düzenlenen saldırılarda da 10 farklı noktaya roket parçalarının isabet ettiği bildirildi.

HEDEFTE BEN GURION HAVALİMANI VAR
İran’ın saldırı stratejisinde kilit noktanın Ben Gurion Havalimanı olduğu değerlendiriliyor. Rishon LeZion, Lod ve Shoham bölgelerine düşen füze parçalarının havalimanına oldukça yakın mesafelerde olduğu vurgulandı. Bölgedeki tahliyelere dikkat çeken A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "İran üç gündür Ben Gurion’u hedef almaya çalışıyor, halk büyük oranda buraları terk ettiği için can kaybı sayısı düşük kalıyor" tespitinde bulundu. Kudüs ve Beit Shemesh bölgelerinde ise herhangi bir siren sesi duyulmadan roket parçalarının düşmesi, halktaki güvensizlik hissini daha da artırdı.

İSRAİL’DEN LÜBNAN’A GAZZE BENZETMESİ
İsrail kanadından Lübnan’a yönelik tehditler ise her geçen gün sertleşiyor. İsrail Savunma Bakanlığı’nın Lübnan’ı yerle bir etme planlarını aktaran muhabir, Savunma Bakanı Kats’ın, "Orayı Beyt Hanun ve Gazze gibi yerle bir edeceğiz, biz kuzeyin güvenliğini sağlamadan kimse evine dönemeyecek" şeklindeki sert mesajlarını izleyicilerle paylaştı. Ayrıca Hizbullah’ın yeni Genel Sekreteri Kasım’a yönelik bir suikast tehdidinin de masada olduğu, Bakan Kats’ın "Onun da ömrü kısa olacak" ifadelerini kullandığı belirtildi.

NETANYAHU HAKKINDAKİ İDDİALAR VE MEDYA SANSÜRÜ
Sosyal medyada dolaşan ve Netanyahu’nun öldüğü ya da videolarının yapay zeka ile hazırlandığı yönündeki iddialar İsrail medyasında yankı bulmuyor. İsrail’deki olağanüstü hal nedeniyle ciddi bir sansür uygulandığını belirten A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "İsrail medyasında Netanyahu’nun yaşayıp yaşamadığı bir tartışma konusu bile olamıyor, patlamalarla ilgili bile çok kısıtlı bilgi veriliyor" sözleriyle bölgedeki medya karartmasına dikkat çekti.

20:53

TAHRAN'DA İNSANLIK DRAMI: SİVİL YERLEŞİMLER ENKAZA DÖNDÜ

İşgalci İsrail ve hamisi ABD'nin İran'ın kalbi Tahran'da sivil yerleşim yerlerine yönelik gerçekleştirdiği alçak saldırılar sonrası bölge adeta savaş alanına döndü. Cuma sabahı gerçekleştirilen bombardımanlarda sivil halkın yaşadığı binalar yerle bir olurken, A Haber muhabiri Ekber Karabağ yıkımın merkezinden bildirdi.

Ülke genelinde on binlerce konut, okul ve sağlık merkezi zarar görürken, saldırıların ardından geriye sadece enkaz yığınları ve evsiz kalan binlerce sivil kaldı.

SİVİL YERLEŞİMLER BİLİNÇLİ OLARAK HEDEF ALINDI

Tahran’ın göbeğinde sivillerin yaşadığı mahalleler, ABD ve İsrail’in attığı bombalarla harabeye döndü. A Haber muhabiri Ekber Karabağ, saldırının gerçekleştiği noktada yıkımın boyutlarını gözler önüne sererken; evi yerle bir olan bir vatandaşın dramını ekranlara taşıdı.

Evini kaybeden Tahranlı vatandaş, "Saldırı olduğu anda biz tahliye etmiştik, evde değildik. Ama bu bölgede, bu sokakta, bu etrafta 6 bina tahrip olmuş durumda" sözleriyle yaşadıkları dehşeti anlattı.

Muhabir Karabağ ise enkazın içinden yaptığı yayında, "İşte görüyorsunuz, ev bu vaziyette ciddi anlamda kullanılamaz, tahrip olmuş bir vaziyette. Sivillerin yaşadığı yerleri vuran ABD ve İsrail’in saldırısından geriye enkaza dönen evler kaldı" ifadelerini kullandı.

BİLANÇO AĞIR: ON BİNLERCE YAPI HASAR GÖRDÜ

Saldırıların sadece askeri noktaları değil, doğrudan halkın yaşam alanlarını ve kamu binalarını hedef aldığı belgelerle ortaya kondu. Yaşanan vahşetin bilançosuna dair bilgi veren bir diğer Tahranlı vatandaş, "Burası meskun bir mahal. Cuma günü saldırı oldu. Burada sivil olan, asker olmayan halk yaşıyordu. Toplamda 54.550 yapı ülke genelinde hasar gördü. 120 okul, 17 Kızılay merkezi zarar gördü. 236 sağlık birimi zarar gördü. Bunları her gün belgeleyip uluslararası kurumlara gönderiyoruz" diyerek saldırıların sistematik bir yıkım olduğunu aktardı.

MUCİZEVİ KURTULUŞLAR VE PARAMPARÇA OLAN HAYATLAR

Bombardıman sırasında evinde olan ve mucize eseri hayatta kalan bir başka vatandaşın anlattıkları ise tüyler ürpertti. Saldırı anında yaşadıklarını dile getiren Tahranlı vatandaş, "Saldırının olduğu tam anda tam bu noktada duruyordum. Saldırı olduğunda battaniyeyi üzerime çektim, burada beklemeye devam ettim. Bütün eşyalarım paramparça olmuş durumda. Sadece bizim bu sokakta en az 10 ev tahrip oldu. Başka bir noktada da 6 kişilik bir aile hayatını kaybetti" sözleriyle sivil katliamının boyutuna dikkat çekti.

A Haber muhabiri Karabağ, insanların enkazdan kurtarabildikleri eşyaları pikaplara yükleyerek güvenli bölgelere veya köylerine taşımaya çalıştığını bildirdi.

DAR GELİRLİ MAHALLELERDE YIKIMIN BOYUTU DAHA BÜYÜK

Tahran’ın güneyinde, dar gelirli ailelerin yaşadığı bölgelerde binaların dayanıksızlığı nedeniyle yıkımın çok daha şiddetli olduğu gözlemlendi. Bölgedeki durumu değerlendiren muhabir Ekber Karabağ, "İran’ın dar gelirli ailelerinin yaşadığı mahallelerde ise yıkımın boyutu daha büyük. Burası maddi durumu iyi olmayan insanların oturduğu bölgedir. Binaları öyle sağlam da değil, o yüzden bir bombanın isabet etmesi burada ciddi anlamda tahribata neden olmuş" ifadelerini kullandı.

Bölgede enkaz kaldırma çalışmaları devam ederken, pek çok binanın tamamen çöktüğü, ayakta kalanların ise her an çökme riskiyle karşı karşıya olduğu kaydedildi.

16:45

TEL AVİV’DE KAOS HAKİM: 8 AYRI NOKTADA ALARM

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Tel Aviv ve çevresinde büyük bir panik yaşandı. Hava savunma sistemlerinin devreye girmesine rağmen, imha edilen füzelerden düşen parçalar şehirde ağır tahribata yol açtı.

A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "Tel Aviv çevresinde 8 ayrı noktada alarm verildi, hava savunma sistemleri tarafından imha edilen füzeler farklı noktalara düşerek evlerde ve sokaklardaki araçlarda ağır hasara neden oldu" sözleriyle bölgedeki durumu aktardı. Şehrin pek çok noktasında yanan araçlar ve yıkılan binalar, saldırının şiddetini gözler önüne serdi.

BİNLERCE SİVİL EVSİZ KALDI
İsrail medyasından yayılan son rakamlar, saldırıların insani boyutunu da ortaya koyuyor. Evleri oturulamaz hale gelen binlerce kişi geçici barınma merkezlerine yönlendirildi. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "İsrail genelinde 3 bin 481 kişinin evlerinin ağır hasar alması sebebiyle otellere yerleştirildiği bilgisi paylaşıldı; bu bölgeler arasında Tel Aviv, Jaffa, Beit Shemesh ve Ramat Gan gibi kritik noktalar bulunuyor" ifadelerini kullandı. Günlerdir süren saldırılar nedeniyle halkın büyük bir panik içinde olduğu belirtiliyor.

LÜBNAN SINIRINDA YENİ CEPHE: 13 KARAKOL HEDEFİ
İsrail ordusu, kuzey sınır güvenliğini gerekçe göstererek Hizbullah’a yönelik Lübnan’ın güneyine kara harekâtı başlattı. Bölgedeki askeri varlığın hızla artırılması planlanıyor. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "İsrail, Hizbullah’a yönelik Lübnan’ı işgale yönelik bir kara harekâtı başlattı; şu an bölgede bulunan birkaç karakol sayısının 13’e çıkarılması planlanıyor" şeklinde konuştu. Öte yandan Hizbullah kanadından gelen açıklamada, Kiryat Shmona’daki Beit Jinn bölgesinin roketlerle tam isabetle vurulduğu iddia edildi.

İRAN’IN STRATEJİK ÜSLERİ HEDEFTE
Gerilimin bir diğer ayağı olan İran hattında ise İsrail’in hava saldırıları devam ediyor. Özellikle İran’ın uzay ve uydu teknolojilerine yönelik hamleler bölgedeki dengeleri sarsıyor.A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "İsrail, İran’ın uydu merkezini vurduğunu açıkladı ve uzay üssünün tamamen imha edildiğine dair görüntüleri paylaştı" sözleriyle operasyonun detaylarını verdi. İran kanadından ise bu saldırılara karşılık İsrail’in yeniden hedef alınacağına dair tehditkar açıklamalar gecikmedi.

KARŞILIKLI FÜZE DÜELLOSU: RAKAMLAR KORKUTUCU
Çatışmaların başladığı günden bu yana tarafların birbirine fırlattığı mühimmat sayıları savaşın boyutunu kanıtlar nitelikte. Füze stoklarının tükenip tükenmediği tartışılırken, sahadaki saldırı trafiği hız kesmiyor. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "Bugüne kadar İran’dan İsrail’e yönelik 227 saldırı gerçekleştirildi ve bunların 290’ı füzelerle yapıldı; Lübnan’dan ise 379 saldırıda 400’ün üzerinde roket ve İHA kullanıldı" ifadelerini kullanarak bölgedeki askeri hareketliliğin bilançosunu paylaştı. Özellikle İran füzelerinin yarısının "misketli saldırı" şeklinde gerçekleşmesi, tahrip gücünün ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

13:47

İSRAİL'İN LÜBNAN PLANI: HİZBULLAH BAHANESİYLE YENİ BİR İŞGAL DALGASI MI?

Orta Doğu’da tansiyon düşmek bilmiyor. İsrail, Hizbullah’ın varlığını gerekçe göstererek Lübnan’a yönelik kara harekatı başlattığını duyurdu. Ancak bölgeden gelen bilgiler, İsrail’in sahada ne kadar ilerleyebileceği ve kalıcı olup olamayacağı konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor. A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, Lübnan’daki son durumu, Hizbullah’ın bölgedeki gücünü ve İsrail’in stratejik hedeflerini A Haber canlı yayınında değerlendirdi.

SAHADA BELİRSİZLİK: "İSRAİL ASKERİ SOKAKLARDA GÖRÜNMÜYOR"

İsrail’in geçmişteki Lübnan işgallerini hatırlatan Orhan Sali, mevcut kara operasyonunun söylendiği kadar derin olmadığını belirterek, "Sahadan gelen bilgilere baktığımızda, sokaklarda bir İsrail askeri ya da İsrail’e ait bir unsur göremiyoruz. Çok geniş bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu bölgedeki işgalin kalıcı olması için İsrail’in çok daha büyük bir askeri güce ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. Sali, İsrail’in amacının sadece Hizbullah değil, aynı zamanda bölge ülkelerine gözdağı vermek olduğunu da sözlerine ekledi.

LÜBNAN’DA DEVLET BOŞLUĞUNU HİZBULLAH DOLDURDU

Lübnan’ın mevcut idari ve askeri yapısındaki zafiyetlerin Hizbullah’ın elini güçlendirdiğine dikkat çeken Sali, "Lübnan’ın bir ordusu, nizami bir sistemi ya da Merkez Bankası yok. Devlet yapısının eksik olduğu bu ülkede oluşan boşluğu Hizbullah yıllar içinde doldurdu" dedi. Örgütün ekonomik gücüne de değinen Sali, "Lübnan’da bir devlet memuru 300-400 dolar maaş alırken, Hizbullah kendi savaşçılarına 1500-2000 dolara varan maaşlar ödüyor. Bu durum örgütün bölgede hem askeri hem de ideolojik olarak çok güçlenmesine neden oldu" sözleriyle tablonun vahametini ortaya koydu.

DEMİR KUBBE ÇÖKTÜ MÜ? "STOKLAR TÜKENMEK ÜZERE"

İsrail’in hava savunma sistemi Demir Kubbe’nin son günlerdeki performansını değerlendiren Orhan Sali, sistemin artık delik deşik olduğunu belirterek, "Demir Kubbe şu an kevgire dönmüş durumda. Karşılık füzeleri tükenmek üzere ve bu durum İsrail için büyük bir risk oluşturuyor. İran ve Lübnan’dan atılan füzeler artık çok daha rahat bir şekilde İsrail topraklarına ulaşabiliyor" değerlendirmesinde bulundu. Sali ayrıca, Hizbullah roketlerinin Haifa ve Celile bölgelerinde ciddi hasarlara yol açtığını bizzat sahadaki gözlemlerle aktardı.

İSRAİL KÖŞEYE SIKIŞTI: "NETANYAHU ABD DESTEĞİNE MUHTAÇ"

Savaşın ilerleyen safhalarında İsrail’in hem Gazze hem de Lübnan cephesinde dikkatinin dağıldığını ifade eden Sali, "İsrail şu an çok fazla noktaya odaklanmak zorunda kaldı ve bu da stratejik bir zafiyet doğuruyor. Netanyahu’nun en büyük dayanağı ABD desteği, ancak içerideki muhalefet ve sahadaki kayıplar işleri zorlaştırıyor" dedi. Sali, İsrail’in Lübnan’da kalıcı bir başarı elde etmesinin mevcut şartlarda zor olduğunu, "İsrail için Lübnan kolay bir lokma gibi görünse de Hizbullah’ın stratejik noktaları ve İran’ın desteği bu süreci çok daha sancılı hale getirecek" sözleriyle ifade etti.

10:30

İSRAİL SOKAKLARINDA "YAPAY ZEKA" VE "HAYALET ŞEHİR" TARTIŞMASI

İran-İsrail savaşının gölgesinde kalan Tel Aviv'de, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sağlık durumu ve hayatta olup olmadığına dair iddialar dünya gündemini sarsmaya devam ediyor. Sosyal medyada "yapay zeka" tartışmalarına neden olan görüntüler ve sokaklardaki sessizlik, İsrail halkını büyük bir belirsizliğe sürüklerken; 26 Mart’a kadar uzatılan olağanüstü hal ve iptal edilen eğitim faaliyetleri, ülkedeki "ölü şehir" görüntüsünü pekiştiriyor.

KAHVE DÜKKANINDAKİ SIR VİDEO VE YAPAY ZEKA ŞÜPHESİ

Netanyahu'nun yaşadığını kanıtlamak için paylaştığı son video hakkında değerlendirmelerde bulunan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Netanyahu yeni bir videoyla yaşadığını kanıtlamaya çalıştı ama o video yine bir kez daha çok büyük tartışmalara neden oldu. Bir kahve dükkanına girdi, kahve aldı, parmaklarını göstererek yaşadığını kanıtlamaya çalıştı ama yapay zeka şüphesi sosyal medyada kare kare arandı" ifadelerini kullandı. Netanyahu'nun İsrail'de olup olmadığının dünya medyasında büyük bir soru işareti olduğunu belirten Kavasoğlu, "Canlı yayınla 'ben yaşıyorum' demiyor. İsrail medyası bu konuyu çok tartışmasa da dünya medyasının ve sosyal medyanın en büyük gündem maddesi bu" sözleriyle gizemli atmosfere dikkat çekti.

"DIŞARI ÇIKIN AMA SIĞINAKLARA YAKIN DURUN"

İsrail sokaklarındaki tedirginliği ve Başbakan'ın halka yaptığı çağrıyı aktaran Kavasoğlu, "Netanyahu dün dedi ki, 'savaş devam ediyor evet, ama biraz dışarı çıkın.' Çünkü ölü bir şehirden, ölü bir ülkeden bahsediyoruz. Ancak bu çağrıyı yaparken 'sığınaklara yakın noktalarda dışarı çıkın, İç Cephe Komutanlığı'nın uyarılarını dikkate alın' notunu da ekledi" ifadelerini kullandı. Tel Aviv sokaklarının pazar günü tamamen boş olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, insanların sadece acil işleri için ve sığınak mesafesinde dışarı çıktığını aktardı.

SİRENLER 7 SAAT DURMADI

Cumartesiyi pazara bağlayan gecenin İsrailliler için bir kabusa dönüştüğünü söyleyen Emine Kavasoğlu, "Hiç durmadı siren sesleri, sabaha karşı 2'de başladı, 9'a kadar aralıksız çaldı. Tel Aviv'in pek çok noktasına büyük saldırılar düzenlendi. Hava savunma sistemleri devreye girse de roket parçaları kent merkezine düştü. Bizim bulunduğumuz otelin 1.5 - 2 kilometre ötesine roket parçası isabet etti, dün büyük bir panik vardı" sözleriyle sahadaki sıcak anları paylaştı.

EĞİTİME ARA VERİLDİ, OLAĞANÜSTÜ HAL UZATILDI

Hayatın normale dönmesinin yakın zamanda mümkün görünmediğini belirten Kavasoğlu, "Hayat zaten normale dönmeyecek, 26 Mart'a kadar uzatıldı bu olağanüstü hal durumu. Yetkililer okulları açmayı tartıştı ancak bölge yöneticileri 'biz risk altındayız, açmamız mümkün değil' diyerek karşı çıktı" ifadelerini kullandı. Hamursuz Bayramı sonuna kadar eğitimin online devam edebileceğini belirten Kavasoğlu, "Yeni kurallara göre binalarda 100 kişiden fazla bir arada bulunulması yasaklandı. Her daireyi temsilen sadece bir kişi dışarı çıkabiliyor" diyerek İsrail'deki katı kısıtlamaları aktardı.

09:58

TRUMP’IN HÜRMÜZ ÇIKMAZI

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik başlattığı ve 10 günde biteceğini iddia ettiği savaş, 17. gününde küresel bir krize dönüştü. Bölgeye devasa donanma ve deniz piyadeleri sevk eden ABD'nin, NATO'yu ve müttefiklerini Hürmüz Boğazı'na çekme planı ters tepti. Uzmanlar, ABD'nin petrol sevkiyatının kalbi konumundaki Hark Adası'na yönelik olası bir kara işgalinin intihar olacağını belirtirken, uzayan savaşın faturasının petrol fiyatları ve ABD iç siyasetinde Trump'a ağır bir darbe vuracağı uyarısında bulunuyor.

TRUMP'IN NATO'YU BÖLGEYE ÇEKME PLANI İFLAS ETTİ

ABD'nin bölgedeki operasyonlarına müttefiklerinden destek bulamaması ve "gönüllüler koalisyonu" arayışına girmesi dikkat çekiyor. A Haber canlı yayınında süreci değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, NATO'nun bir savunma örgütü olduğunu hatırlatarak, "NATO bir savunma örgütüdür ve üye ülkelerin sınırlarını korumakla mükelleftir. Hiçbir şekilde NATO bir saldırı olmadığı için kendi topraklarının dışında bu tür misyonları üstlenmiyor" ifadelerini kullandı.

Trump'ın İngiltere, Fransa ve AB ülkelerini geçmişte gümrük vergileri ve aşağılayıcı tavırlarla dışladığını belirten Günyel, "Trump koltuğa oturduğundan beri Avrupalıları, yani batılı müttefiklerini baypas ettiği gibi özellikle çok ön plana çıkan İngiltere ve Fransa gibi iki müttefikini de dışlayarak sürekli hareket etmeye başladı" sözleriyle müttefiklerin bugün neden ABD'nin yanında durmadığını açıkladı. Bölgede köşeye sıkışan ABD'nin Çin'i bile koalisyona davet etmesini eleştiren Günyel, "Çin gelirse, İran'la müttefik, en azından onu da bu işin içine katarsam burada belki bizim gemilerimize de saldırı olmaz mantığı" değerlendirmesinde bulundu.

HARK ADASI'NA İŞGAL GİRİŞİMİ ABD İÇİN "İNTİHAR" OLUR

ABD'nin Japonya'daki Okinawa adasından USS Tripoli amfibi saldırı gemisiyle bölgeye binlerce deniz piyadesi kaydırması, akıllara kara ve çıkartma harekatı senaryolarını getirdi. Özellikle İran petrollerinin dünyaya sevk edildiği en kritik nokta olan Hark Adası'nın hedefte olduğu belirtiliyor. Adaya çıkmanın kolay ancak elde tutmanın Devrim Muhafızları'nın füze ve SİHA saldırıları karşısında neredeyse imkansız olduğuna dikkat çeken Günyel, "Evet adaya çıkabilirsiniz. Çıkmak kolay ama orada tutunmak ve kalmak oldukça zor. Kuracağınız hava savunma bataryaları, radar üsleri çok ciddi, maliyetli ve riskli" sözleriyle olası bir işgalin faturasının Amerikan askerleri için ağır olacağını aktardı. ABD'nin bu kadar büyük ve zorlu bir coğrafyada tutunamayacağını vurgulayan Günyel, "Eğer ki böyle bir operasyonlara girerse Amerika'nın da bence intihar etmiş olur diye tahminlerim var" ifadelerini kullandı. Temel hedefin Hark Adası'nı tahrip ederek İran ekonomisini çökertmek ve içeride bir rejim karşıtı halk ayaklanması başlatmak olduğu ifade ediliyor.

SAVAŞ UZADIKÇA TRUMP'IN KABUSU BÜYÜYOR: KÜRESEL EKONOMİ TEHLİKEDE

Trump'ın "10 günde biter" dediği savaşın 17. güne uzaması ve petrol fiyatlarının 100 doları aşması, küresel bir ekonomik krizin habercisi olarak yorumlanıyor. İsrail'in İran'daki rejimi tamamen ortadan kaldırma inadının savaşı körüklediğini belirten Cihan Günyel, ABD'nin iç siyasetindeki tehlikeye de dikkat çekti. Kasım ayındaki Temsilciler Meclisi seçimlerini hatırlatan Günyel, "Eğer Trump kötü bir ekonomiyle, asker ölümleriyle devam ederse ve içerideki ekonomiyi toparlayamazsa, muhtemelen Demokratlara çoğunluğu kaptıracak. Hatta kendisi 'Eğer biz seçimi kaybedersek beni azledebilirler' demişti" sözleriyle Trump'ı bekleyen siyasi kaosu özetledi. ABD'nin bölgedeki ne yapacağını bilmez tavrının dünyadaki diğer krizleri de dondurduğunu veya şekil değiştirdiğini vurgulayan Günyel, "Lübnan'dan Suriye'ye göç hareketleri var. Hamas'ın ikinci aşama Gazze'de askıya alındı. Rusya-Ukrayna görüşmeleri durdu" ifadelerini kullanarak sürecin küresel bir çıkmaza evrildiğinin altını çizdi.

02:32

İSRAİL NÜKLEER SİLAH KULLANABİLİR Mİ?

Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, Orta Doğu’da tırmanan gerilimi, İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik "taktik nükleer" planlarını ve Tel Aviv'in nükleer silah kullanarak savaşı farklı bir boyuta taşıma ihtimalini A Haber ekranlarında deşifre etti. ABD’nin bölgedeki kara gücünün kapsamlı bir harekat için yetersiz olduğunu vurgulayan Fazla, İsrail’in "Begin Doktrini" çerçevesinde geçmişte Irak ve Suriye’de attığı adımları hatırlatarak, Tahran’ın azmini kırmak için nükleer silah seçeneğinin masada olduğunu belirtti.

İRAN’IN İRADESİNİ KIRMAK İÇİN NÜKLEER SENARYO

Orta Doğu’daki krizin nükleer bir boyuta evrilme riskini değerlendiren Emekli Hava Pilot Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "ABD ve İsrail, taktik nükleer bombalarla kendi itibarlarını kurtarmak adına İran’ın nükleer silah elde ettiği yönünde yalan haberler uydurabilir ve İran’ın azim ve iradesini kırabilmek için 1945’te Japonya’ya verilen dersin bir benzerini hedefleyebilirler" ifadelerini kullandı. Batı’nın Rusya’ya karşı nükleer eleştiriler yaparken kendisinin bu seçeneği gündeme getirmesine dikkat çeken Fazla, "Putin taktik nükleer silah kullanacağım deyince hop oturup hop kalkan zihniyet, şu anda İran rejimine karşı nükleer silah kullanma konusunu masaya yatırmış durumda" sözleriyle batının çifte standartlı yaklaşımını aktardı.

KARA HAREKATI RİSKLİ: "BU BİR İNTİHAR OLUR"

ABD’nin bölgedeki askeri varlığının bir kara harekatı için sayıca yetersiz olduğunu ifade eden Dr. Hüseyin Fazla, "ABD’nin Körfez ülkelerindeki askeri varlığı bir kara harekatı için yeterli değil. Bölgedeki personel daha çok destek personelinden oluşuyor. 82'inci Tümen’in eski komutanı bile İran içlerine yapılacak bir harekatın intihar olacağını açıkça ifade etti" şeklinde konuştu. Kara operasyonu ihtimaline karşılık hava indirme birliklerinin kapasitesine değinen Fazla, "Bender Abbas veya Hark Adası gibi noktalara operasyon olasılığı olsa da askeri uzmanlar bunun çok büyük bir risk taşıdığı konusunda uyarıyor" ifadelerine yer verdi.

İSRAİL’İN ‘BEGIN DOKTRİNİ’ VE TAVİZSİZ ŞARTLARI

İsrail’in bölgedeki nükleer tehdit algısına karşı geçmişteki operasyonlarını hatırlatan Dr. Hüseyin Fazla, "İsrail, Begin Doktrini ile hareket ediyor. 1981’de Irak’taki nükleer santrali, 2007’de ise Suriye’nin Deyrizor bölgesindeki tesisleri vuran İsrail, bugün de İran’ın nükleer yeteneğini sıfırlamak istiyor" sözlerini aktardı. İsrail’in Tahran yönetiminden beklentilerini sıralayan Fazla, "İsrail’in şartları net; İran nükleer silah kapasitesinden vazgeçmeli, balistik füzelerini 300 kilometre ile sınırlamalı ve vekil güçlerle bağını tamamen koparmalıdır deniliyor " ifadelerini kullandı.

"ABD OLMADAN DA HAREKETE GEÇEBİLİRLER"

İsrail’in elindeki nükleer güçle tek başına hareket edebileceğini belirten Dr. Hüseyin Fazla, "İsrail, ABD desteği olmadan da bu tür bir çılgınlığı yapabilecek bir kapasiteye sahip. Ellerinde 80-90 civarında nükleer bomba olduğu bilgisi mevcut" dedi. Bu bombaların fırlatılma kapasitesine de değinen Fazla, "Ellerindeki Jericho füzeleriyle bu başlıkları hedefe ulaştırma yetenekleri var ve bu durum bölge güvenliği için en büyük tehditlerden birini oluşturuyor" diyerek tehlikenin boyutunu bir kez daha vurguladı. 

22:49

ORTA DOĞU'DA 2 CEPHELİ SAVAŞ

Orta Doğu’da tansiyon düşmek bilmezken ABD ve İsrail, İran topraklarına başlattığı hava saldırıları sürüyor. Lübnan ve İran'da yürütülen eş zamanlı savaşta, dev uçak gemileri bölgeye sevk edilerek adeta güç gösterisi yapıldı. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte dev gemilerin güvenliği tartışma konusu olurken, ABD donanmasının İran kıyılarına yaklaşamadığı görüldü. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Kemal Olçar, bölgedeki deniz trafiğini ve "Gambot Diplomasisi"nin modern savaştaki etkisizliğini A Haber’e değerlendirdi.

İKİ CEPHEDE OPERASYON: LÜBNAN VE İRAN

Orta Doğu’daki çatışmaların geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Doç. Dr. Kemal Olçar, "İran topraklarına yönelik 15 dalgalık bir İsrail-Amerika saldırısı var. Bu savaş tek cepheli değil, iki cepheli bir savaş yürütülüyor. Lübnan cephesini İsrail tek başına idare ederken, İran cephesini Amerika ve Fransızların da katılımıyla müşterek bir şekilde yürütüyorlar" sözleriyle bölgedeki koalisyonun yapısına dikkat çekti.

UÇAK GEMİLERİ KANALDAN GEÇTİ: KIZILDENİZ’DE HAREKETLİLİK

Bölgedeki deniz gücünün stratejik değişimine vurgu yapan Doç. Dr. Kemal Olçar, "Gerald Ford uçak gemisi Akdeniz’den Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e geldi. Şu anda seyir halinde. Fransız gemisi de Umman Denizi açıklarında bulunuyor ve bu gemiler bir noktada birleşecekler" ifadelerini kullandı. Olçar, bölgedeki gemi değişiminin ardındaki kritik iddiayı ise, "300 gündür denizde olan Abraham Lincoln gemisi arızalandı ya da hasar aldı, bu yüzden bölgeyi terk ediyor. Onun yerine George Bush gemisini gönderdiler ve o da bölgeye katıldı" sözleriyle aktardı.

GAMBOT DİPLOMASİSİ İFLAS MI ETTİ?

Uçak gemilerinin gerçek bir muharebede hedeflendiği gibi etkili olamadığını savunan Doç. Dr. Kemal Olçar, "Bu uçak gemilerinin gerçek bir savaşta çok büyük bir etkisi yok. Eğer karşınızda gerçek bir ordu yoksa, sömürgeleri veya kontrol etmek istediğiniz ülkeleri korkutmak için 'Gambot Diplomasisi' ya da 'Gambot Caydırıcılığı' işe yarayabilir. Ancak burada gerçek bir savaş var" değerlendirmesinde bulundu.

İRAN SINIRINA 600 KİLOMETRE ENGELİ

İran’ın savunma kapasitesinin ABD donanmasını açık denizde kalmaya zorladığını belirten Doç. Dr. Kemal Olçar, "Gerçek bir savaş olduğu için uçak gemileri İran topraklarına 600 kilometreden fazla yaklaşamıyor, ancak güneyde konuşlanabiliyorlar. Bölgede iki dev gemi, Ford ve Bush beraber hareket ediyor. Fransa’dan gelen gemi ise kapasitesi ve yetenekleri oldukça düşük bir platform" diyerek bölgedeki askeri kısıtlamaları ve güç dengesini A Haber ekranlarında özetledi.