İsrail Tahran'ı İran Tel Aviv'i vuruyor! A Haber sıcak bölgede

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
İsrail Tahran'ı İran Tel Aviv'i vuruyor! A Haber sıcak bölgede

ABD’nin müzakere masasını devirerek İsrail ile birlikte İran’a başlattığı savaş 15. gününde gerilimi artırdı. Orta Doğu’da tansiyon yükselirken A Haber Haber Programları Müdürü Emine Kavasoğlu Tel Aviv’den, A Haber Muhabiri Ekber Karabağ ise Tahran’dan gelişmeleri aktardı. Mescid-i Aksa’nın Ramazan’ın son cuma gününde ibadete kapatılması dikkat çekti. İsrail ve İran’ın karşılıklı misillemeleri sürerken bölgedeki tüm gelişmeleri A Haber ekipleri sahadan anbean takip etti.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş 15. gününde sürerken Orta Doğu'da gerilim tırmandı. Tahran yönetimi İsrail ve bölgedeki ABD-İngiliz üslerine misillemeler gerçekleştirdi. Mücteba Hamaney sonrası Trump ve Netanyahu cephesinden de tehdit mesajları geldi. Gelişmeleri Ekber Karabağ Tahran'dan, Emine Kavasoğlu ise Tel Aviv'den A Haber'e aktardı. Uzmanlar İsrail'in bölgedeki planını değerlendirdi.

İŞTE 10 MART - 14 MART TARİHLERİ ARASINDA SAHADA YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

06:32

ABD VE İSRAİL'İ YUTAN KORKUNÇ MALİYET! MİLYARLARCA DOLAR HAVAYA UÇUYOR, VİETNAM SENDROMU KAPIYA DAYANDI!

A Haber canlı yayınına katılan Stratejist Prof. Dr. Zakir Avşar, Amerika ve İsrail'in bölgede başlattığı savaşın perde arkasını araladı. Avşar, basit bir caydırma operasyonu olarak başlayan sürecin, kontrolden çıkarak Amerika'yı hem ekonomik hem de siyasi olarak bataklığa sürükleyen devasa bir maliyet canavarına dönüştüğünü çarpıcı ifadelerle gözler önüne serdi. Washington'ın evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirten Avşar, artan asker tabutlarının Amerika'da yeni bir "Vietnam Sendromu" korkusunu tetiklediğini ve kamuoyunun "Neden İsrail'in peşinden gidiyoruz?" sorusunu yüksek sesle sormaya başladığını vurguladı.

EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI

Savaşın geldiği noktanın temelinde Amerika'nın istediği sonucu alamaması yattığını belirten Prof. Dr. Zakir Avşar, Washington'ın büyük bir hesap hatası yaptığını dile getirdi. Avşar, "Buradaki esas mesele, Amerika'nın istediği gibi bir netice alamamasıdır. Eğer istediği neticeleri almış olsaydı, tabii buna gerek kalmayacaktı. Amerika baştan beri yanlış hesaplar içerisinde oldu, evdeki hesap çarşıya uymadı" sözleriyle durumu özetledi. Amerika'nın başlangıçtaki planının askeri bir müdahale olmadan, bölgeye gönderdiği uçak gemileriyle İran'a gözdağı vermek olduğunu aktaran Avşar, Washington'ın, "bir psikolojik harekat içerisinde bunun gerçekleşeceğini, hiçbir fiili saldırıya gerek kalmayacağına dahi inanıyordu. Ama öyle bir inanç içerisinde olması, pek de makul bir inanç biçiminde netice vermedi" ifadelerini kullandı.

ÜÇ BAŞLI MALİYET CANAVARI: ASKERİ, EKONOMİK VE SİYASİ

Prof. Dr. Avşar, planları altüst olan Amerika ve İsrail'in şimdi üç koldan gelen devasa bir maliyetle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Avşar, "Bugün Amerika'da, İsrail'de çok ciddi anlamda hem askeri hem de ekonomik maliyetler ödenmeye başlandı. Sadece onlar değil, Amerika ile birlikte bölgede hareket eden ülkeler de yine aynı maliyeti ödemeye başladılar" dedi. Bu maliyetin en tehlikeli boyutunun siyasi olduğunu belirten Avşar, "Amerika'da şu anda Trump'ın esas çekindiği hususlardan birisi nedir? Siyasi maliyet. O yüzden de bu siyasi maliyet noktasına çok fazlasıyla gelmeden konuyu daha hızlı bir şekilde halletmek üzere savaşın İran açısından çok ciddi anlamda maliyet ödenecek bir noktaya gelmesini temin etmeye uğraşıyor" sözleriyle Trump'ın asıl korkusunu deşifre etti.

TRUMP'IN OYUNU BOZULDU: ABD KAMUOYU İSRAİL'İ SORGULUYOR

Savaşın uzaması ve İran'ın beklenmedik direnişi sonrası Amerikan iç siyasetinde de dengelerin sarsıldığını belirten Prof. Dr. Avşar, kamuoyunun artık bu savaşı sorguladığını belirtti. Amerikalıların artık bu savaşı onaylamadığını söyleyen Avşar, "Yüksek sesle biz niye İsrail'in peşinde gidiyoruz eleştirilerini sıklıkla artık duyuyoruz. Amerikalılar da artık bunu sorgulamaya başladılar. Bizim imkanlarımız, kaynaklarımız, verdiğimiz vergiler ve insanlarımız, askerlerimiz niçin İsrail için harcanıyor?" diyerek Amerikan halkının tepkisini dile getirdi. Artan asker ölümlerinin Washington'da büyük bir endişe yarattığını ifade eden Avşar, "Eğer tabut sayısı artarsa, Amerika'ya dönen tabut sayısı, bu başka sendrom da yaratacak. Çünkü Amerika'nın yıllardır aşamadığı bir Vietnam sendromu var biliyorsunuz" sözleriyle tarihi bir uyarıda bulundu.

KÜRESEL EKONOMİ ATEŞ ÇEMBERİNDE

Savaşın faturasının sadece bölge ülkeleriyle sınırlı kalmayacağını, küresel bir ekonomik yangına dönüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Zakir Avşar, özellikle Avrupa ve Körfez ülkelerinin de büyük bir sıkıntı içinde olduğunu belirtti. Avşar, "Bu işin maliyetinin bir ucu da Avrupa'ya dokunmaya başladı. Avrupa çok ciddi anlamda çaresiz, sıkıntılı durumda. Keza Körfez ülkeleri... Trump'ın düşünün ki üç buçuk gün dolaşıp 5 trilyondan fazla kaynak topladığı Körfez ülkelerinden bahsediyoruz ama bugün onların ekonomisi de felç vaziyette, ülkelerindeki istikrar da felç olmuş vaziyette" diyerek tablonun vahametini ortaya koydu. Avşar, savaşın 15 gün daha sürmesinin bile, "bütün ülkeler açısından, dünya açısından ciddi bir enflasyonist etki, sonrasında da durgunluk anlamına" geleceğini söyleyerek küresel bir kriz kapıda uyarısı yaptı.

01:46

İRAN’DAN TEL AVİV’E YENİ FÜZE DALGASI!

İran’ın başlattığını duyurduğu 46’ncı saldırı dalgası Tel Aviv’de alarm sirenlerini yeniden devreye soktu. Art arda düzenlenen füze saldırılarında kentte 6 farklı noktaya parçalar isabet ederken, çok sayıda bina ve araçta hasar oluştu. Bölgeden son gelişmeleri aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Tel Aviv’de gün boyu patlamaların yaşandığını ve kentte uzun bir gece beklendiğini bildirdi

.

TEL AVİV’DE SİRENLER YENİDEN ÇALDI

Kavasoğlu, İran’ın yeni bir saldırı dalgası başlattığını belirterek, "Sirenlerin çalmaya başlamasıyla birlikte yeni bir saldırı daha gerçekleşiyor. İran 46. dalganın başladığını duyurdu. Bir ateşleme gerçekleşti ama şu an farklı bir noktadan daha saldırı gelecek mi diye bakıyoruz. Bazen sirenlerle birlikte, bazen de sirenlerin sona ermesinden birkaç dakika sonra saldırılar gerçekleşiyor" ifadelerini kullandı.

TEL AVİV’DE 6 NOKTAYA FÜZE PARÇASI DÜŞTÜ

Günün en yoğun saldırılarından birinin Tel Aviv’e yönelik olduğunu belirten Kavasoğlu, İran’ın akşam saatlerinde kente art arda saldırılar düzenlediğini aktararak, "Akşamüstü saatlerinde yaklaşık 1,5 saat arayla iki ayrı saldırı düzenlendi ve Tel Aviv’de 6 farklı noktaya füze parçaları isabet etti. Kentte ağır hasar oluştu ve pek çok noktada yoğun dumanlar yükseldi" sözleriyle yaşanan durumu anlattı.

EVİN ÇATISINA FÜZE PARÇASI İSABET ETTİ

Saldırıların ardından bazı bölgelerde yangın çıktığını belirten Kavasoğlu, A Haber ekibinin de hasarın yaşandığı noktalardan birinde bulunduğunu ifade ederek, "Şason bölgesindeydik ve imha edilen füze parçalarından biri bir evin çatısına isabet etti. Yoğun bir yangın çıktı, çevredeki araçlar ve binanın bir kısmı hasar gördü" dedi.

BEN GURİON HAVALİMANI HEDEFTE

Tel Aviv ve çevresinin gün boyu hedef alındığını belirten Kavasoğlu, özellikle Ben Gurion Havalimanı çevresinin yoğun saldırılarla karşı karşıya kaldığını aktararak, "Son iki gündür saldırılar özellikle Ben Gurion Havalimanı çevresine yoğunlaşıyor. İmha edilen füzelerin parçaları artık havalimanının birkaç kilometre yakınına kadar düşüyor" ifadelerini kullandı.

Kavasoğlu ayrıca geçtiğimiz günlerde Hayber Şekan füzesinin Ben Gurion Havalimanı yakınlarında boş bir araziye düştüğünü hatırlatarak, saldırıların giderek kritik noktalara yaklaştığını sözlerine ekledi.

KUZEY İSRAİL’DE BÜYÜK YIKIM

İsrail’in kuzeyinde de saldırıların ciddi hasara yol açtığını belirten Kavasoğlu, "Nasıra çevresinde Zarzir bölgesinde gece başlayan saldırılar sonrası 300 ev ağır hasar gördü ve 80’in üzerinde yaralı olduğu bildirildi" diyerek bölgedeki yıkımın boyutuna dikkat çekti.

HAVA HAREKETLİLİĞİ ARTIYOR

Saldırıların ardından bölgede yoğun bir hava hareketliliği yaşandığını belirten Kavasoğlu, İsrail savaş uçaklarının da operasyon için havalandığını aktararak, "Nasıra çevresinde yıkımı görüntülediğimiz sırada 15 savaş jetinin Lübnan yönüne doğru havalandığını gördük. Hemen ardından Lübnan’da da saldırılar gerçekleşti" ifadelerini kullandı.

İRAN SALDIRILARA DEVAM EDİYOR

A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ ise İran medyasının yeni saldırılarla ilgili bilgiler paylaştığını belirterek, "İran medyasına göre Beerşeba’ya yönelik yeni bir saldırı dalgası başlatıldı. Aynı zamanda Kuveyt’teki Amerikan üssüne yönelik bir saldırı olduğu da ifade ediliyor" sözleriyle bölgedeki gerilimin yalnızca İsrail ile sınırlı kalmadığına dikkat çekti.

TEL AVİV İÇİN UZUN BİR GECE

Gün boyu devam eden saldırılar nedeniyle Tel Aviv’de alarm durumunun sürdüğünü belirten Kavasoğlu, "Saat 17.00’den 20.30’a kadar ayrı ayrı düzenlenen saldırılarda Tel Aviv’e altı farklı füze parçası düştü ve büyük hasar oluştu. Sirenler şu an için sustu ancak Tel Aviv için uzun bir gece olacak gibi görünüyor" ifadelerini kullandı.

22:51

İSRAİL'DE A HABER CANLI YAYININA MÜDAHALE

İsrail'de sıcak bölgede görev yapan A Haber ekibi, bölgedeki sistematik Türk düşmanlığını ve gerçeklerin üzerini örtmek için uygulanan akılalmaz sansür yöntemlerini deşifre etti. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, sahada yaşadıkları baskıları, İsrailli sivillerin açık tehditlerini ve füze saldırılarının izlerini silmek için 40 dakikada yapılan "asfalt operasyonlarını" ayrıntılarla aktardı.

Orta Doğu'da gerilim her geçen gün tırmanırken, İsrail'in sahada görev yapan Türk gazetecilere yönelik skandal boyutuna ulaştı. A Haber ekibi, canlı yayın sırasında kimlik kontrolü adı altında engellenmeye çalışılırken, bölgedeki Türk karşıtlığının sadece güvenlik güçleriyle sınırlı kalmadığı, sivil halka da sirayet edildiği görüldü.

KRİTİK UYARI: "BİR NUMARALI TEHDİT TÜRKİYE'DİR"

A Haber canlı yayınında yaşanan engelleme girişimini yorumlayan Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, "İsrail devletinin aklının Türk düşmanlığıdır bu, çok açık bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlığıdır bile bile yapıyorlar" sözleriyle İsrail'in toplanmaya başlamasına dikkat çekti.

"SIRADAKİ DÜŞMAN SİZSİNİZ" TEHDİDİ

Sahada karşılaştıklarını anlatan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Ne zaman Türk duysalar böyle bir sorunla karşı karşıya kalıruz. Bir sürü basın mensubu mümkünse çekim yapabilirken biz yapamıyoruz. dedi. Ben de 'Biz İran'da değilsiniz, aradaki farkın farkındasınızdır' diyerek cevap verdim. Bu durumda, yaşlı insanlara uzun yolda kalmamaya çok büyük bir risk ödemek zorunda kalacaksınız" ifadesini kullandı.

AĞIR SANSÜRE “YAPAY ZEKA” YÖNTEMİ

İsrail yönetiminin askeri kayıpları ve vurulan noktaların gizlenmesi için uygulanan ağır sansür, A Haber ekibinin geliştirdiği sıra dışı bırakıldı. Biz Telegram kanallarından satış ekran görüntülerini yapay zekaya yüklüyoruz. 'Burası ne demek?' diye sorup yakın çevreyi buluyoruz, sonra barut ve is sızıntısını takip ederek ulaşıyoruz. Radar sistemi yüksek düzeyde güvenlik teknolojisine sahiptir ve yüksek düzeyde operasyonel güvenliğe sahiptir.

40 DAKİKADA ASFALT DÖKÜP İZLERİ SİLİYORLAR

İsrail ekibi, füze saldırılarının dünya çapındaki gösterilerini sürdürmek için başvurulduğu yöntem ise pes dedirtti. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Bir füze saldırısı olduğunda evrensel olarak devasa bir çukur toplanıyor. O yarım saat-kırk dakika içinde orası tamamen temizleniyor ve asfalt dökülüyor. İki Saat sonra oradan geçen biri orada bir saldırı olduğunu anlamıyor bile. Askeri üslere yaklaşmamız zaten imkansız, her şey yasaklanmış durumda" sözleriyle sahada "karartma" taktığını deşifre etti.

UZMANINDAN ÇARPICI DEĞERLENDİRME: UYDU GÖRÜNTÜLERİNE KARARTMA

Haberin arka planında yatan uluslararası sansür boyutuna da değinen Kavasoğlu, "ABD merkezli bir uydu görüntüleme sistemi, yoğun saldırılar sonrasında uydu görüntülerinin 14 gün boyunca paylaşılamayacağını duyurdu" diyerek bölgedeki bilgi savaşının ulaştığı son noktayı aktardı.

 

22:34

ABD’DEN İRAN LİDERİNİN BAŞINA ÖDÜL

Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın üst düzey isimlerini hedef alan skandal bir karara imza atarak, aralarında Mücteba Hamaney ve Ali Laricani'nin de bulunduğu isimlerin yakalanması için 10 milyon dolar ödül koydu. A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, Washington yönetiminin "Vahşi Batı" yöntemlerini aratmayan bu hamlesinin bölgedeki gerçeklerle nasıl çeliştiğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı, İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney ve bazı üst düzey yetkililer hakkında bilgi verenlere 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıkladı. Söz konusu isimlerin dünya çapında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na yön verdiği belirtiliyor.

Sapmaz, “Listede Mücteba Hamaney var. Mücteba Hamaney’in yaralı olduğuna yönelik İngiliz basınında, The Sun’da haberler vardı; Amerikan Başkanı da bunu ifade etti” diyerek süreci aktardı. Sapmaz, “Şu andaki savaş döneminden önce ve sonra paylaşılmamıştı. Şu anda sokaklarda dolaşan paylaşımlar var ve insanlar ‘İşte yerlerini biliyorum, 10 milyon dolarımı verin’ diyerek dalga geçiyorlar. Amerika’daki hesaplar bunu paylaşıyor” ifadelerini kullandı.

LİSTEDE KİMLER VAR?

Sapmaz, listede Mücteba Hamaney, Ali Asker Hicazi, Ali Laricani, Liderlik danışmanı Yahya Rahim Safevi, İçişleri Bakanı İskender Mümini ve İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’in yer aldığını belirterek, “Ali Laricani bugün Kudüs Günü yürüyüşünde en öndeydi. Sanki teröristmiş gibi gösteriliyor ama o ülkenin güvenlikten sorumlu en üst düzey ismi. Böyle ülkelerle ilgili, ülkelerin liderleriyle ilgili o "Wanted" Amerika’daki o vahşi batı tarzı... O vahşi batıda "aranıyor" amblemleriyle insanları bu hale getirmek de tam bir Amerikan tarzı oldu” ifadelerini kullandı.

DİKKAT ÇEKEN TEZAT: İSRAİL VE İRAN

Sapmaz, Amerika’nın yaşananlar karşısında tezat bir tabloyla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Bir yanda İsrail’de 6,5-7 milyon insan, başta Başbakan Netanyahu olmak üzere yerin altında sığınaklarda. Diğer tarafta İran liderleri ve halk sokaklarda. Tahran’dan bağlanan Anadolu Ajansı muhabirimizin aktardığı gibi ışıklar yanıyor, televizyon ışıkları bile görülüyor. Amerika’daki milyonlarca insan bunu izliyor ve mukayese ediyor” dedi.

Sapmaz, Mesut Pezeşkiyan’ın Tahran’daki fotoğrafının milyonlarca kişi tarafından tıklanıp paylaşıldığını ve büyük bir dikkat ve tepki topladığını sözlerine ekledi.

22:21

İRAN-İSRAİL HATTINDA GERİLİM TAVAN YAPTI!

İran'ın İsrail'e yönelik gerçekleştirdiği dev füze saldırısının ardından bölgede sular durulmuyor. A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, Tahran'dan aktardığı sıcak bilgilerle saldırının detaylarını ve İran siyasetindeki son gelişmeleri paylaştı. İran’ın saldırıları Hizbullah ile ortaklaşa yürüttüğü itirafı ve Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin gövde gösterisi bölgedeki dengeleri değiştirecek nitelikte.

FÜZE SALDIRISINDA HİZBULLAH PARMAĞI VE TEKNİK DETAYLAR
İran’dan gelen açıklamaların satır başlarını aktaran Ekber Karabağ, "İsrail'e karşı yürütülen füze saldırısının Hizbullah ile ortaklaşa yapıldığı yönündeki açıklama oldukça dikkat çekicidir, zira bugüne kadar İranlı yetkililerden bu yönde bir ifade duyulmamıştı." sözleriyle yeni bir döneme girildiğine işaret etti. Saldırının teknik boyutuna da değinen Karabağ, İran’ın İsrail’e yönelik toplamda 30 füze fırlattığını, "Bu füzelerin bazılarının 1 ton, bazılarının ise 2 tonluk savaş başlığı taşıdığı belirtiliyor." ifadeleriyle saldırının boyutunu gözler önüne serdi.


TRUMP’IN İDDİALARINA DENİZ KUVVETLERİNDEN CEVAP
ABD kanadından gelen dezenformasyonlara da değinilen haberde, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin operasyondaki rolü vurgulandı. Ekber Karabağ, "Donald Trump’ın İran deniz kuvvetlerini tamamen imha ettikleri yönündeki iddialarına karşın, İran’ın bu son açıklaması deniz kuvvetlerinin hâlâ ayakta ve operasyonel olduğunu kanıtlıyor." şeklinde konuştu.


TAHRAN SOKAKLARINDA "GÖVDE GÖSTERİSİ" VE LİDERLERİN MESAJI
Dünya Kudüs Günü kapsamında Tahran’da düzenlenen dev yürüyüşte İranlı liderlerin halkla iç içe olması dikkatlerden kaçmadı. Yeni Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın korumalarından ayrılarak halkın arasına karışmasını değerlendiren Karabağ, "Mesut Pezeşkiyan halkla selamlaşıp fotoğraf çektirirken, bu durum İran içinde büyük bir dayanışma mesajı olarak yankı buldu." dedi.


SALDIRI SIRASINDA İHA HAREKETLİLİĞİ VE CAN KAYBI
Yürüyüşlerin devam ettiği sırada Tahran’da bir karakola yönelik düzenlenen saldırının detayları da netleşmeye başladı. Karabağ, saldırının bir insansız hava aracı (İHA) ile gerçekleştirildiğini tahmin ettiklerini belirterek, "Olay yerinde büyük bir tahribat olmasa da fırlayan taş parçaları nedeniyle bir hanımefendi maalesef hayatını kaybetti." sözleriyle acı haberi paylaştı. Karabağ ayrıca, İsrail’in daha önce Tahran’daki kritik noktaları vuracağına dair uyarılar yaptığını ve vurulan yerin protesto güzergahına oldukça yakın olduğunu "İsrail’in uyarıları arasında gösteri alanına yakın noktalar da bulunuyordu." ifadeleriyle aktardı.

 

21:39

İSRAİL'DE FÜZE YAĞMURU: TEL AVİV ALEV ALEV!

A Haber Haber Programları Müdürü Emine Kavasoğlu, Tel Aviv'de yaşanan sıcak gelişmeleri anbean aktardı. İsrail'in kalbi Tel Aviv'in Shoham bölgesinde üç katlı bir binanın füze saldırısı sonucu alevlere teslim olduğunu belirten Kavasoğlu, bölgedeki sanayi tesislerinin de hedef alındığını ve İran'dan gelen füze saldırılarının şiddetini artırdığını vurguladı.


TEL AVİV'İN MERKEZİNDE SICAK SAATLER
Saldırının detaylarını bölgeden aktaran Emine Kavasoğlu, "Demir Kubbe devreye girdi ama Tel Aviv’de Shoham bölgesinde, yani merkeze yaklaşık 20-25 kilometre uzaklıkta üç katlı bir binaya füze isabet etti" ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, Demir Kubbe müdahalesine rağmen füze parçalarının ciddi hasara yol açtığını belirterek, "Binanın alev alev yandığı görüntülere tanık olduk" sözleriyle sahadaki dehşeti aktardı.

HÜRREM-ŞER FÜZELERİ VE MİSKET BOMBASI ETKİSİ
Kullanılan mühimmatın teknik özelliklerine dikkat çeken Kavasoğlu, "Öyle tahmin ediyorum ki bir kez daha Hürrem-Şer füzesiydi ve yine cluster çok başlıklı, yani parçalandığında çok fazla bölgeye dağılabilen bir füzeydi" dedi. Hava bulutlu olmasına rağmen parçaların dağılımının net bir şekilde görüldüğünü ifade eden Kavasoğlu, "Misket bombasının dağıldığını gördük ama buluta girmesiyle tamamen kapandı. Birkaç dakika içinde çok şiddetli patlama sesleri geldi" şeklinde konuştu.

SANAYİ BÖLGELERİ VE FABRİKALAR HEDEFTE
Saldırıların sadece yerleşim yerlerini değil, stratejik noktaları da vurduğunu belirten Kavasoğlu, "Merkezde üç farklı noktaya füze parçaları isabet etti. Bunlardan bir tanesi endüstri bölgesinin içerisinde yer alan bir fabrikaya isabet etti" ifadelerini kullandı. Bölgedeki güvenlik önlemleri nedeniyle fabrikaya ulaşımın kısıtlandığını söyleyen Kavasoğlu, "Yoldan geçenler, hava henüz kararmadan o alev alev görüntüleri sosyal medya aracılığıyla paylaştılar" dedi.

İRAN’IN FÜZE STOKLARI TARTIŞILIYOR
Operasyonun askeri boyutuna ve İran’ın kapasitesine değinen Emine Kavasoğlu, "Günlerdir füze stokları bitti diye konuşuluyor ama İran’ın füze stokları belli ki hala var" değerlendirmesinde bulundu. İran’ın en az 6 ay daha kendilerini idare edebilecek füze stokuna sahip olduklarını açıkladıklarını hatırlatan Kavasoğlu, "Sahaya yansıyan görüntülerde aslında bunun ne kadar gerçekçi olduğunu anlayabiliyoruz. Arka arkaya bir füze yağmuru yok ama etkili füze atışları gerçekleşiyor" sözlerini kaydetti.

HAYFA VE NASRA’DA AĞIR HASAR
Saldırıların geniş bir alana yayıldığını vurgulayan Kavasoğlu, "Bugün Hayfa’daydık, o bölgede de görüntüler kayda geçirdik, orada da çok büyük hasar vardı" dedi. Nasra çevresindeki duruma da değinen Kavasoğlu, "Nasra çevresinde tam 300 binanın füze saldırıları sebebiyle hasarlı olduğu ve zarar gördüğü bilgisi paylaşıldı" ifadeleriyle yıkımın boyutunu gözler önüne serdi.

21:36

İRAN'A ATOM BOMBASI MI ATILACAK?

Orta Doğu'da tansiyon her geçen saniye tırmanırken, İsrail'in "nükleer silah" tehdidi ve İran'a yönelik olası büyük operasyon senaryoları dünya gündemine bomba gibi düştü. A Haber ekranlarında süreci değerlendiren Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, İsrail’in tamamen kontrolden çıktığını ve savaşın sınır tanımadan her yere yayıldığını vurguladı. İran içindeki "paralel yapı" iddialarından ABD'nin envanterindeki devasa sığınak delici bombalara kadar çarpıcı detayları paylaşan Başbuğ, bölgedeki tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi.

Orta Doğu'da tansiyon her geçen saniye tırmanırken, İsrail'in "nükleer silah" tehdidi ve İran'a yönelik olası büyük operasyon senaryoları dünya gündemine bomba gibi düştü. A Haber ekranlarında süreci değerlendiren Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, İsrail’in tamamen kontrolden çıktığını ve savaşın sınır tanımadan her yere yayıldığını vurguladı. İran içindeki "paralel yapı" iddialarından ABD'nin envanterindeki devasa sığınak delici bombalara kadar çarpıcı detayları paylaşan Başbuğ, bölgedeki tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi.

İSRAİL’DEN ABD’YE NÜKLEER ŞANTAJ

İsrail’in İran’a yönelik operasyon konusunda ABD üzerinde kurduğu baskıyı anlatan Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, "İsrail, Amerika’ya 'Vurmazsan ben vuracağım' veya 'Aç kapıyı vur, beraber girelim İran'a' diye tekliflerde bulundu. En son cevap alamayınca 'Gerekirse nükleer kullanırız' dedi. Ben ilk defa duydum o tehdidi. Bu, o terörist başlarının Amerika'ya bir mesajı ve dünyaya bir tehdidiydi. Gerekirse nükleer silah kullanırız diye bir algı oluşturdular ve ondan sonra zaten artık savaş aktı, bugünlere geldik," ifadelerini kullandı.

"İRAN’IN İÇİNDE KRİPTO BİR YAPI VAR"

Savaşın Lübnan'dan Nahçıvan'a kadar çok geniş bir alana yayıldığına dikkat çeken Başbuğ, "İsrail öylesine kontrolden çıktı ki, öylesine şiraze kaydı ki bugün saldırmadığı yer kalmadı. Ben İran'dan yapılan birçok saldırının arka planında da İsrail olduğu kanaatindeyim. İran'ın içinde bir kripto yapıdan, 'İran'ın paralel yapısı' diyeceğimiz bir yapıdan bahsediyorum; bu yapı İsrail'le arka planda iş birliği içerisinde. Bu yapı ve İsrail şu an savaşı yaymak için çılgınca her yere müdahalede bulunuyor. Beyrut bombalanmadığı gün kalmadı, Nahçıvan'a kadar uzanan saldırılar var. Bunların gözü dönmüş, her türlü çılgınlığı yaparlar" sözleriyle aktardı.

20:35

ABD, RUSYA VE ÇİN’DEN İRAN ÜZERİNDEN KÜRESEL UZLAŞMA

Küresel siyasette kartlar yeniden dağıtılıyor ve dünya yeni bir dönemin eşiğine sürükleniyor. SABAH Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, ABD'nin İran üzerinden yürüttüğü operasyonun perde arkasını ve değişen küresel dengeleri A Haber ekranlarında analiz etti.

Trump dönemiyle birlikte ABD'nin "tek kutuplu dünya" sevdasından vazgeçerek Rusya ve Çin ile yeni bir uzlaşı zeminine oturduğunu belirten Tutar; bu yeni stratejinin hedefinde Orta Asya, Hazar havzası ve Türk Dünyası’nın olduğunu vurguladı. Yeni bir Yalta ve Sykes-Picot sürecinin başladığına dikkat çeken Tutar, Körfez ülkelerinin bu devasa satranç tahtasında en büyük zararı gören taraf olabileceği uyarısında bulundu.

TEK KUTUPLU DÜNYA DÖNEMİ KAPANDI

Amerika’nın dış politikasındaki köklü değişimi değerlendiren SABAH Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, "Amerika eskiden kendisi dışında kimseyi kabul etmeyen tek kutuplu bir Pax Americana güdüsüyle hareket ediyordu. Ancak Trump geldikten sonra Amerika'nın güç kaybettiğini ve tek başına tüm bölgelere hakim olamayacağını kabul etti. Marco Rubio'nun 'Artık çok kutuplu bir dünyadayız' demesi bu yüzden önemli. Amerika artık İran'da bir operasyona girişirken Rusya ve Çin'i takmadan hareket edeceği dönemi geride bıraktı; bu operasyonda Çin ve Rusya ile bir uzlaşıya varıldığı görülüyor." ifadelerini kullandı.

STRATEJİK HEDEF: HAZAR HATTI VE TÜRK DÜNYASI

İran operasyonunun stratejik hedeflerinin sanılandan çok daha geniş bir coğrafyayı kapsadığını belirten Tutar, "Bu, dünyanın yeniden dizayn edildiği bir savaş. Stratejik hedefleri Orta Asya'yı ve Hazar havzasını kapsıyor. İran'ın biraz üstüne bakarsanız hedefi net görürsünüz; Hazar’ın doğu kesimi Türk Dünyası. Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan gibi ülkeler Çin'in Batı'ya açıldığı kapılar. Amerika'nın denizden nüfuz edemediği bu bölgelere Trans-Hazar hattı üzerinden ulaşma çabası var." sözleriyle bölgenin önemine dikkat çekti.

ZENGEZUR KORİDORU VE KAFKASYA PLANI

Trump yönetiminin Kafkasya ve Zengezur Koridoru üzerindeki planlarını aktaran Bercan Tutar, "Zengezur Koridoru ile orada bir açılım yapıldı. Trump’ın bu koridora bu kadar önem vermesinin nedeni Kafkasya üzerinden Rusya'nın güney sınırlarına etki etmek. Hatta koridorun ismini bile Trump koydular. İran’ın bu süreçte dönüştürülmesi, doğrudan Orta Asya’yı ve Hazar havzasını etkileyecek." değerlendirmesinde bulundu.

YENİ DENKLEMİN KAYBEDENİ KÖRFEZ ÜLKELERİ

Küresel dizaynın bölgesel aktörler üzerindeki etkisine değinen Tutar, "Bu savaşın şu aşamada en büyük kaybedeni Körfez ülkeleri gibi görünüyor. Irak, Suriye ve Yemen'den sonra İran da istikrarsız hale getirilince Körfez ülkelerinin tamamen İsrail ve Amerika'nın istediği şekle sokulması kolaylaşacak. Körfez ülkeleri, Amerika'nın ittifak sistemine güvenerek en büyük zararı gördüklerine inanıyorlar." şeklinde konuştu.

19:53

İSRAİL VE ABD'NİN İRAN PLANI ÇÖKTÜ! TRUMP ÇIKMAZA GİRDİ: BÖLGEDE KARTLAR YENİDEN DAĞITILIYOR

A Haber ekranlarında Orta Doğu’daki sıcak gelişmeleri ve ABD’nin bölge stratejisini analiz eden Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Savaşın maliyetinin ABD için 14 milyar doları aştığını belirten Ülger, Washington’ın İran’a yönelik "tasfiye" kurgusunun sahada tam tersi bir etki yarattığını ve rejimin sarsılmak yerine daha da kenetlendiğini vurguladı.

EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI: VENEZUELA MODELİ İRAN'DA TUTMADI

ABD’nin İran üzerindeki beklentilerinin boşa çıktığını ifade eden Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, "ABD yönetimi, İran’da Venezuela benzeri bir süreç işleterek dini liderlerin ve komutanların bertaraf edilmesiyle yönetimin teslim olacağını kurgulamıştı ancak sahada bu hesap çarşıya uymadı" ifadelerini kullandı. Dini liderlerin hedef alınmasının İran halkı üzerinde ters teptiğini belirten Ülger, "Bu saldırılar İran’ın direnişi üzerine adeta benzin döktü ve rejim muhalifleri bile vatan savunması noktasında ortak bir tepki ortaya koydu" sözleriyle sahadaki durumu aktardı.

TRUMP İSRAİL’İN PEŞİNE TAKILDI: STRATEJİK PLANLAMA EKSİK

ABD Başkanı Trump’ın bölge politikasında rasyonel bir yol haritası izlemediğini savunan Ülger, "Trump’ın stratejik bir kurgu yerine, baskılar ve yönlendirmelerle İsrail’in peşine takıldığını görüyoruz. 90’lı yıllardaki Saddam operasyonlarında görülen kapsamlı askeri hazırlık ve planlama bugün mevcut değil" değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın bu stratejik boşluğu iç kamuoyuna bir başarı öyküsü olarak satmaya çalışacağını belirten Prof. Dr. Ülger, "Trump muhtemelen bu başarısızlığı, 'Amacımıza ulaştık, İran’ın nükleer güç olmasını engelledik' diyerek bir zafer gibi pazarlama arayışına girecektir" ifadelerini kullandı.

NATO’YU SAVAŞA ÇEKME ÇABASI: TÜRKİYE VE AZERBAYCAN HEDEFTE Mİ?

Türkiye ve Azerbaycan sınırlarına düşen füze parçalarına ve bölgedeki provokasyon girişimlerine dikkat çeken Ülger, "İran içerisindeki radikal unsurlar veya Mossad-CIA yönlendirmesiyle hareket eden yapıların, NATO’yu bu sürecin bir parçası haline getirmeye çalıştığı anlaşılıyor" dedi. Özellikle Hatay, Gaziantep ve Adana’ya düşen parçaların rasyonel bir açıklaması olmadığını vurgulayan Ülger, "Türkiye’ye veya Nahçıvan’a yönelik bu saldırılar İran’ın çıkarlarıyla örtüşmüyor. Burada hedef, NATO’nun 5. maddesini tetikleyerek ittifakı çatışmanın içine çekmek olabilir" uyarısında bulundu.

SAVAŞIN ASIL KAZANANI RUSYA VE ÇİN

ABD’nin küresel enerji fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletmek için attığı geri adımlara değinen Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger, "Washington, enerji krizini aşmak adına Rus petrolüne yönelik kısıtlamaları gevşetmek zorunda kaldı. Bu savaş stratejik olarak ne ABD’ye ne de İsrail’e yaradı; tablonun geneline bakıldığında asıl kazananın Rusya ve Çin olduğu görülüyor" açıklamasını yaptı. İran’ın Haziran ayındaki "yatıştırma" politikasından vazgeçerek artık bir varoluş mücadelesi verdiğini belirten Ülger, bölgede diplomasi kanallarının hala çok zayıf olduğunu sözlerine ekledi.

18:29

SAVAŞIN GÖLGESİNDE LİDERLERDEN MEYDANLARDA GÖVDE GÖSTERİSİ

İran ile İsrail arasındaki gerilim tırmanırken, Tahran bugün hem büyük çaplı protestolara hem de İsrail bombardımanına sahne oldu. "Kudüs Günü" dolayısıyla sokağa inen İran halkına, Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan ve Ali Laricani gibi kritik isimler de eşlik etti. Savaşın ikinci haftasında direnç mesajı veren İran yönetimi, ABD’nin tehditlerine rağmen meydanlardaki yerini alırken; bir yandan da Türkiye'ye yönelik füze saldırısı iddialarını kesin bir dille yalanladı.


SALDIRILAR GÜNLÜK HAYATIN PARÇASI HALİNE GELDİ
Bölgedeki sıcak gelişmeleri yerinden aktaran A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "Artık bu saldırılar insanların hayatının bir parçası olmuş durumda, yaklaşık iki haftadır süren bu savaş artık bir yıpratma savaşına dönüştü" ifadelerini kullandı. Karabağ, sabahın ilk saatlerinden itibaren Tahran sokaklarında haber nöbetine devam ettiklerini belirterek, ABD ve İsrail’deki en iyimser yorumcuların bile İran’ın bu kadar direneceğini tahmin etmediğini vurguladı.

İSRAİL BOMBARDIMANI ALTINDA KRİTİK MESAJLAR
Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda düzenlenen gösteriler sırasında, İsrail ordusunun hedef aldığı noktalardan yükselen dumanlar dikkat çekti. Saldırılarda bir karakolun vurulması sonucu yoldan geçen bir kadının hayatını kaybettiğini belirten Karabağ, liderlerin buna rağmen sahada olduğunu bildirdi. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, korumalarından ayrılarak vatandaşlarla fotoğraf çektirirken; aynı anlarda meydanda bulunan Ali Laricani, İsrail saldırılarını "Bu durum karşı tarafın çaresizliğini gösteriyor" sözleriyle aktardı.

TAHRAN’DA SAVAŞ SESSİZLİĞİ: MAĞAZALAR KAPALI
Kerimhan Caddesi'nden son durumu aktaran Karabağ, hem Cuma günü olması hem de süregelen savaş hali nedeniyle mağazaların büyük bir kısmının kapalı olduğunu ifade etti. Şehrin her noktasında, üst geçitlerde ve billboardlarda dini lider Hamaney ve Mücteba Hamaney’in görsellerinin yer aldığını belirten Karabağ, halkın yoğun katılımıyla yönetime destek gösterilerinin sürdüğünü dile getirdi.

TÜRKİYE'YE YÖNELİK FÜZE İDDİALARINA SERT YALANLAMA
Gündemi meşgul eden füze saldırısı iddialarına ilişkin İran cephesinden resmi açıklama gecikmedi. İran’ın Ankara Büyükelçiliği tarafından yapılan yazılı açıklamada, "İran'dan Türkiye'ye yönelik herhangi bir saldırı gerçekleşmedi" denilerek iddialar reddedildi. Büyükelçilik, meselenin araştırılması için daha önce önerilen ortak komisyonun kurulması gerektiğine değinirken, İran’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine duyduğu saygıyı "İran, Türkiye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine her zaman saygı göstermektedir" ifadeleriyle kamuoyuna duyurdu.

 

17:57

A HABER İRAN FÜZESİNİN İSRAİL'E VERDİĞİ ZARARI GÖRÜNTÜLEDİ

İran ve Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine düzenlediği devasa füze saldırıları sonrası Nasıra bölgesindeki Zarzir köyü adeta savaş alanına döndü. 300’den fazla binanın ağır hasar aldığı, 80’in üzerinde yaralının bulunduğu bölgeden sıcak gelişmeleri aktaran A Haber Haber Programları Müdürü Emine Kavasoğlu, İran’ın "bir tondan ağır" füzelerle vurduğu noktayı görüntüledi.

Saldırının gerçekleştiği noktada oluşan devasa çukuru gösteren A Haber Haber Programları Müdürü Emine Kavasoğlu, "Nasıra bölgesinde bulunan Zarzir'deyiz ve dün gece saatlerinde bu bölgeye düzenlenen saldırılarda 300'den fazla bina hasar gördü. İran tarafından ateşlenen o füzelerden bir tanesi işte hemen buraya düştü ve bir krater oluştu. Patlama öylesine şiddetliydi ki yüzyıllık ağaçlar belki de köklerinden söküldü." ifadelerini kullandı.

Bölgedeki yıkımın boyutunu binaların içine girerek aktaran Kavasoğlu, "Evin içine girdim, her yer yerle bir olmuş, tamamen yıkılmış, yakılmış. Duvarların ne kadar kalın olduğunu görüyoruz ama patlama öylesine etkiliydi ki her yerde şarapnel parçaları var." sözleriyle dehşeti tarif etti.

İRAN'DAN "AĞIR TONAJLI" GÖZDAĞI

İran’ın saldırı stratejisindeki değişikliğe dikkat çeken Emine Kavasoğlu, "İran bir açıklama yaptı ve artık bir tondan daha düşük füzelerle saldırı gerçekleştirmeyeceğiz dedi. İşte bu yıkım da aslında onun bir göstergesi gibi," şeklinde konuştu.

Bölgedeki stratejik hedeflere yönelik operasyonların devam ettiğini belirten Kavasoğlu, "Dün gece saldırılar yoğundu. İran tarafı 41. dalga saldırıyı Sürremşer ve Hayberşekan füzeleriyle gerçekleştireceklerini duyurmuştu. Tel Aviv’e ulaşmayan o füzeler, Hayfa’nın 15-20 kilometre uzağındaki Zarzir köyüne ulaştı." dedi.

BÖLGEDE JET HAREKETLİLİĞİ: "EN BÜYÜK SALDIRI" HAZIRLIĞI

Haber takibi sırasında tepelerinden geçen savaş uçaklarını bildiren Kavasoğlu, "Bakın bir yandan da F-16 jetleri şu anda yeniden İsrail'in kuzeyine doğru havalandı. Sınıra çok yakınız, art arda savaş jetleri üzerimizden uçmaya devam ediyor. İnanılmaz bir hareketlilik var." ifadelerini kullandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin sürece dahil olduğunu hatırlatan Kavasoğlu, "Amerika Savunma Bakanı, bugünden sonra en büyük saldırımızı gerçekleştireceğiz açıklamasını yaptıktan sadece bir dakika sonra dört ayrı savaş jeti yeniden sınıra doğru gitti." diyerek gerilimin zirve yaptığını vurguladı.

SİREN PANİĞİ VE 11 ARAÇLIK ZİNCİRLEME KAZA

Bölgedeki halkın yaşadığı korku dolu anları ve savunma sistemlerine olan güvenin sarsıldığını aktaran Emine Kavasoğlu, "Siren sesleri nedeniyle büyük panik yaşanıyor. Biz buraya ulaşmaya çalışırken sirenler çaldı ve insanlar panikle araçlarını sağa çekmek isterken 11 aracın karıştığı çok büyük bir kaza meydana geldi. Yaklaşık iki buçuk saat yolda beklemek zorunda kaldık." dedi.

İsrail’in bölgedeki önlemlerine de değinen Kavasoğlu, "İsrailliler sığınaklarda, Demir Kubbe'yi sorgulamaya başladılar. Olağanüstü hal devam ediyor; okullar iki hafta daha kapalı kalacak. IDF de artık kendini sorgulamaya başladı." ifadelerini kullandı.

16:25

"İRAN SOKAKLARINDAKİ GÖVDE GÖSTERİSİ ABD VE İSRAİL'E MESAJDIR"

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in İran'a yönelik "En büyük saldırı bugün olacak ve tüm savunma sanayisi yok edilecek" açıklaması gündeme bomba gibi düştü. A Haber ekranlarında bölgedeki sıcak gelişmeleri değerlendiren Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer, ABD'nin iddialarının sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini belirterek çarpıcı analizlerde bulundu. Kudüs Günü etkinliklerinde İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın halkın arasına karışarak yaptığı gövde gösterisinden, Tahran sokaklarındaki patlama anına kadar tüm detayları yorumlayan Dr. Güçlüer, bölgedeki savaş psikolojisinin ulaştığı son noktayı gözler önüne serdi.

ABD'NİN "HÜRMÜZ" İDDİASI VE SAHADAKİ GERÇEKLER

ABD Savaş Bakanı Hegseth'in İran'ın Hürmüz Boğazı'nda çaresiz durumda olduğu yönündeki açıklamalarına tepki gösteren Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer, "Hürmüz Boğazı'nda şu an İran taktik durum üstünlüğünü elinde tutuyor. İran izin verirse gemiler geçiyor, izin vermediği gemiler geçmiyor. Dolayısıyla Amerika Savaş Bakanı'na katılamıyoruz, şu anki taktik tablo bize tam tersini gösteriyor," ifadelerini kullandı. ABD'nin İran'ın tüm füze üretim kapasitesini yok edeceği yönündeki iddialarının bir propaganda olduğunu belirten Dr. Güçlüer, "İran'ın dağ bloklarının içerisinde binlerce kilometrelik bir alanda sadece füze değil, rampa üretme kapasitesi de var. ABD'nin yapabileceği tek şey bu yeraltı sığınaklarından dışarıya çıkan tahliye yollarını vurmak. İran'ın füze atma kapasitesinin bir anda önlenemeyeceğini düşünüyorum," sözleriyle aktardı.

İRAN LİDERİNDEN SOKAKTA GÖVDE GÖSTERİSİ

Kudüs Günü etkinlikleri kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ve üst düzey yetkililerin koruma kalkanı olmadan binlerce vatandaşın arasında yürümesini stratejik bir hamle olarak yorumlayan Dr. Güçlüer, "Savaş ortamında Pezeşkiyan'ın bu şekilde gezebilmesi, civarlarındaki ajan ağını belli bir ölçüde kırdığını gösteriyor. İkincisi, rejime karşı bir iç ayaklanma çıkarılması yönündeki beklentileri boşa çıkararak sosyal bütünün tavrını rejim yönünde çevirebildiklerini kanıtlıyor. Bu aynı zamanda İsrail ve ABD'ye 'Buradayız, yıkılmadık, ayaktayız' mesajıdır," ifadelerini kullandı.

PETROL FİYATLARI VE KÜRESEL KRİZ UYARISI

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin bölgedeki ABD ve İsrail politikalarının bir sonucu olarak petrol fiyatlarının artmaya devam edeceği yönündeki sözlerini de değerlendiren Dr. Güçlüer, "Eğer bu durum 3 ay devam ederse petrolün 120 doların, 6 ay devam ederse 200 doların üzerine çıkma ihtimalinden bahsediliyor. Bu ciddi bir küresel kriz oluşturur. Küresel kriz ekonomik olarak artarsa, İran'a yönelik istenmeyen olumsuz durumlar da ortaya çıkabilir," şeklinde konuştu.

BOMBALI SALDIRI VE SAVAŞ PSİKOLOJİSİ

İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin İsrail ve ABD'ye yönelik "Güçlü olan biri gösterileri bombalamaz, bunlar uzaktan korkakça yapılan saldırılardır" şeklindeki sözleri ekranlara yansırken, o esnada kalabalığa çok yakın bir noktaya isabet eden bomba dikkat çekti. Bu çarpıcı görüntüleri analiz eden Dr. Güçlüer, "Çok yakın, 200-300 metre mesafede bir bombalamadır bu. Ama kimsenin korktuğu, kaçıştığı görülmüyor. Artık savaş psikolojisine girmiş durumda İran halkı. Savaş psikolojisine girmişseniz artık düşman ve vatan kavramları ön plana çıkar ve dimdik ayakta dururlar," sözleriyle aktardı.

14:29

ORTA DOĞU'DA SAVAŞ YAYILIYOR, ABD'NİN STRATEJİSİ ÇÖKÜYOR!

İran'dan ateşlenen ve etkisiz hale getirilen füze sonrasında bölgedeki gerilim tırmanırken, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Vişne Korkmaz, A Haber canlı yayınında krizin perde arkasını araladı. Hem İsrail'in hem de İran'ın savaşı yayma niyetinde olduğunu belirten Korkmaz, Türkiye'nin diplomatik çabalarına ve askeri caydırıcılığına dikkat çekerken, Çin ile Rusya'nın hamleleri ve ABD'nin Orta Doğu'da çöken planlarına yönelik çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

"TÜRKİYE'NİN CAYDIRICILIĞI ÇOK GÜÇLÜ"

Bölgedeki füze gerilimini ve tırmanan sıcak çatışma riskini değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Vişne Korkmaz, "Savaşın sisi dediğimiz şey bütün savaşlarda vardır ve çatışan taraflar bunu kullanır. Şu anda da İran ve İsrail, kendi savaş amaçları doğrultusunda bu savaşı yaymayı tercih eden iki aktör ve ikisi de bunu varoluşsal bir savaş olarak tanımlıyor." ifadelerini kullandı. Bu füze saldırılarının bir deneme ve mesaj niteliği taşıdığını vurgulayan Korkmaz, "Bu deneme üzerinden verilen temel mesaj Türkiye'den ziyade ABD ve Batılı aktörlere, maliyetin artabileceğine yöneliktir." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin askeri ve diplomatik gücünün altını çizen Korkmaz, "Türkiye çok ciddi bir konvansiyonel güç. Türkiye'yi düşünmeden karşınıza almak taktik bir adım değildir, caydırıcılığımız çok güçlü." şeklinde konuştu.

İSRAİL'İN STRATEJİSİ: BÖLGEDEKİ TÜM AKTÖRLERİ ZAYIFLATMAK

İsrail'in bölgeyi ateşe atan hedeflerine dikkat çeken Korkmaz, "İsrail'in bölgedeki tüm aktörleri zayıflatmakla ilgili bir stratejisi var. Baktığınızda Körfez ülkeleri bu işten çok yara aldı. Olası riskleri ve provokasyonları minimize etmenin tek yolu acil bir ateşkes ortamının oluşmasıdır. Türkiye de diğer bölge ülkeleriyle beraber diplomasiyi geri döndürmek için çok ciddi uğraşıyor." sözleriyle aktardı.

ÇİN VE RUSYA ABD'NİN AÇIKLARINI KULLANIYOR

Çin'den gelen "savaşı derhal durdurun" çıkışını ve küresel güç dengelerindeki kırılmayı yorumlayan Korkmaz, "Çin ve Rusya, ABD'nin zafiyetlerini göstermek için her şeyi yapacaktır. Şu an için yumuşak dengeleme pozisyonundalar ancak fırsat açılırsa bu durum sert dengelemeye dönüşebilir." tespitinde bulundu. ABD'nin bölgedeki kontrolü kaybettiğine dikkat çeken Korkmaz, "Amerika Birleşik Devletleri'nin caydırıcılığı çalışmıyor. Çin ve Rusya da bu açığın üzerinden oynamaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.

ABD BİRÇOK CEPHEDE SIKIŞMIŞ DURUMDA

ABD'nin sadece Orta Doğu'da değil, küresel çapta zorlandığını belirten Korkmaz, Grönland ve Küba örneklerini vererek, "Hem Küba, hem Grönland hem de İran'la savaş meselesi... Bunların üçü birden ABD için çok geniş bir cephe. ABD'nin hegemonik stratejisinin bir parçası olarak kontrol altında tutulacak aktörler, ABD'yi yavaş yavaş zorluyor." şeklinde konuştu. ABD'nin Orta Doğu'da bir güçler dengesi kurup bunu yönetebileceğini sandığını ancak fena halde yanıldığını belirten Korkmaz, "ABD bu savaşa girerken kurulan güçler dengesinin İsrail'in güvenliğini garanti edeceğini ve savaşı bir araç olarak kullanabileceğini umdu. Ancak İsrail huzursuz bir aktör ve savaşacağım diyerek sonuna kadar gitmek istiyor. Eğer bir ateşkesle bu durum dondurulmazsa Orta Doğu'da çok daha fazla komplikasyona neden olacak." sözleriyle tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.

13:47

TAHRAN'IN KALBİNDE KANLI TUZAK! GÖSTERİ ALANINA BOMBA YAĞDI, CANLI YAYINDA DEHŞET ANLARI!

A Haber muhabiri Ekber Karabağ, İran'ın başkenti Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda İsrail ve ABD karşıtı gösterileri takip ederken dehşet anlarına tanıklık etti. Hükümete destek için toplanan on binlerce sivilin üzerine bombalar yağarken, meydan bir anda savaş alanına döndü. Saldırılarda en az bir kişi hayatını kaybederken çok sayıda yaralının olduğu bildirildi. Karabağ, yaşanan korkunç olayın perde arkasını ve sahadaki son durumu anbean A Haber ekranlarından dünyaya duyurdu.

DESTEK GÖSTERİSİ KANA BULANDI

Başkent Tahran'ın sembolü İnkılap Meydanı, İran yönetimine ve ordusuna destek vermek için toplanan on binlerce kişiye ev sahipliği yapıyordu. Ancak barışçıl gösteri, hain bir saldırıyla kana bulandı. Tam destek gösterileri devam ederken meydana art arda saldırılar düzenlendi. Olay yerinden son durumu aktaran A Haber muhabiri Ekber Karabağ, yaşanan paniği ve trajediyi, "elde ettiğim bilgilere göre en az bir kişi hayatını kaybetti, yaralı olan insanlar da vardır" sözleriyle aktardı. Karabağ, bu saldırıların sürpriz olmadığını, İsrail ordusundan daha önce, "Tahran'daki bazı noktaların vurulacağı" yönünde bir uyarı mesajı geldiğini ve vurulacağı söylenen hedefler arasında gösterinin yapıldığı meydana çok yakın noktaların da bulunduğunu belirtti.

BOMBALAR ALTINDA DİRENİŞ VE İBADET

Saldırının şiddeti o kadar büyüktü ki bombalar, A Haber ekibinin de bulunduğu noktanın çok yakınına düştü. Ekber Karabağ, yaşanan dehşeti, "Çok bizim çok yakınımıza bombalar düştü. Hatta bir ara biz gazetecilerden burayı terk etmemiz istendi" ifadeleriyle anlattı. Ancak tüm bu bombardımana rağmen İran halkı meydanı terk etmedi. Karabağ, saldırılar devam etmesine rağmen insanların meydanın hemen yakınındaki bir bölgede namazlarını kıldığını ve büyük bir metanet gösterdiğini vurguladı.

PROTESTOLAR VE DESTEK SLOGANLARI KESİLMEDİ

Resmi gösteri programı bitmiş olmasına rağmen halkın meydandan ayrılmadığını bildiren Karabağ, saldırıların ardından öfkenin daha da büyüdüğünü ifade etti. Meydanda toplanan kalabalığın tekbirler getirerek hem Amerika Birleşik Devletleri'ni hem de İsrail'i protesto ettiğini, diğer yandan da ülke yönetimine destek sloganları atmaya devam ettiğini aktardı.

MEYDANDAKİ DEV GÖRSEL DÜNYAYA MESAJ VERDİ

İnkılap Meydanı'nda paylaşılan dev bir görselin de dünyaya net mesajlar içerdiğini belirten Karabağ, bu görselde, "İran'ın yeni lideri Müçteba Hamaney'in parmağıyla bir yönü gösterdiğini, o yöne doğru füzelerin fırlatıldığını" söyledi. Karabağ, görselin arka planında ise Devrim Muhafızları ve ordunun başkomutanlarının yer aldığını, ayrıca hayatını kaybeden Ayetullah Ali Hamaney'in fotoğrafı ve İran bayrağının da masanın üzerinde bulunduğunu sözlerine ekledi.

LİDERDEN "MEYDANLARI DOLDURUN" ÇAĞRISI GELMİŞTİ

Ekber Karabağ, bu büyük katılımın tesadüf olmadığının altını çizdi. Dün akşam saatlerinde İran'ın yeni lideri Müçteba Hamaney'den bir açıklama geldiğini hatırlatan Karabağ, liderin halktan, "sahayı terk etmemelerini istediğini ve özellikle bugünün Dünya Kudüs Günü olması hasebiyle insanlardan geniş çaplı olarak bu gösteriye katılmasını istediğini" aktararak sözlerini noktaladı.

13:25

İSRAİL MESCİD-İ AKSA'YI KAPATTI: FİLİSTİNLİLER SOKAKTA NAMAZ KILDI

A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Kudüs'ten bildirdi: İsrail'in baskıları Ramazan ayının son cumasında da devam ediyor. Mescid-i Aksa'nın çevresi demir bariyerlerle tamamen kapatıldı, içeri girişlere izin verilmedi. Filistinliler ise bu zulme boyun eğmeyerek Mescid-i Aksa'nın gölgesinde, sokaklarda namazlarını kıldı. İsrail'in bu keyfi ve hukuksuz uygulamaları, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırıyor.

DEMİR BARİYERLERLE ÇEVRİLİ KUTSAL MEKAN

Kudüs'te yaşananları anlatan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Mescid-i Aksa'nın çevresi demir bariyerlerle tamamen kapatılmış durumda. Buraya ulaşan yollar, kapılar her biri kapatılmış durumda ve durum böyle olunca da Filistin halkı önce camiye girmek için çabaladılar, Mescid-i Aksa'ya ulaşmaya çalıştılar ama bu mümkün olmadı." ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, bu engellemelere rağmen Filistinlilerin çareyi Mescid-i Aksa'nın karşısındaki bir okulda saf tutmakta bulduklarını belirtti. "Tabii olağanüstü hal olması sebebiyle şu an itibariyle okullar kapalı. Okullar kapalı olunca da işte buranın boş olması Mescid-i Aksa'nın kapalı olması, Filistin halkını burada namaz kılmaya mecbur bıraktı." sözleriyle yaşanan durumu özetledi.

BİTMEYEN ZULÜM

İsrail'in bu uygulamalarının yeni olmadığını vurgulayan Kavasoğlu, "Aslında bu yıllardır yaşanan bir sorun, bunu biliyoruz. Mescid-i Aksa'ya Müslümanların Cuma namazı için girişlerine çoğu zaman keyfi nedenlerle izin verilmiyor." dedi. Bu kez ise 28 Şubat'ta başlayan savaşın gerekçe gösterildiğini ve güvenlik tedbirleri alınamayacağı bahanesiyle tüm giriş çıkışların kapatıldığını belirten Kavasoğlu, "1967'deki işgalden bu yana Mescid-i Aksa ilk kez bu kadar uzun süre kapalı kaldı." gerçeğini hatırlattı. Özellikle Ramazan ayının son 10 gününde kapatılmasının büyük tepkilere neden olduğunu ifade eden Kavasoğlu, İsrail'in, Mescid-i Aksa'nın idaresinden sorumlu olan Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'ni de hiçe saydığını belirtti. Kavasoğlu, "Kudüs Valiliğinden de konuyla ilgili bir açıklama geldi ve İsrail'in Mescid-i Aksa'yı açma ya da kapama yetkisinin olmadığı, bunun sadece Kudüs İslami Vakıflar İdaresinde olduğu duyuruldu." ifadelerini kullandı.

"İSRAİL İSTEDİĞİ KADAR KAPATSIN MÜSLÜMANLARI DEĞİŞTİREMEYECEK"

Filistinlilerin bu duruma tepkisini de aktaran Kavasoğlu, "Tepki gösterdi halk ve dedi ki, Mescid-i Aksa Müslümandır, İsrail ne yaparsa yapsın değişemez. Biz Mescid-i Aksa'nın gölgesinde, burada namaz kılıyoruz. İçeride kılmamızla burada kılmamız arasında bir fark yok." sözlerini alıntıladı. Filistinlilerin, İsrail'in engellemelerine rağmen ibadetlerinden vazgeçmediklerini vurgulayan Kavasoğlu, "İsrail istediği kadar kapatsın, asla Müslümanlarını, Aksa'nın Müslümanlarını değiştiremeyecekler." şeklindeki kararlı tutumlarını da paylaştı.

GÖZLER RAMAZAN BAYRAMI'NDA

Bu gerginliğin ne kadar süreceğinin belirsizliğini koruduğunu ifade eden Kavasoğlu, "Önümüzdeki hafta bayram, bayram namazı için de yine Filistinliler Mescid-i Aksa'ya ulaşmaya çalışacaklar hiç şüphesiz ama yine o demir bariyerlerle karşı karşıya kalacaklar." sözleriyle önümüzdeki günlere dair endişelerini dile getirdi. "İçeri girişlerine yine izin verilmeyecek. Burası bir okul bahçesi tekrar söyleyelim, Filistin halkı tüm yasaklara rağmen bir araya geldi, okulun bahçesini kendilerine cami belirledi ve şu anda da namazlarını kılıyorlar." diyerek Filistinlilerin direnişini ve kararlılığını vurgulayan Kavasoğlu, yayını "Kudüs'ten sözü size bırakalım." ifadeleriyle sonlandırdı.

13:01

TRUMP'IN SEÇİM HESABI SAVAŞIN KADERİNİ DEĞİŞTİRİR Mİ?

A Haber canlı yayınına konuk olan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Filiz Katman, ABD'de yaklaşan başkanlık seçimlerinin ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının bölgedeki savaşın seyrini nasıl etkileyeceğini değerlendirdi. Katman, Donald Trump'ın enerji fiyatları ve savaş yorgunluğu üzerinden kurduğu seçim stratejisinin, savaşın uzaması durumunda bölgedeki dengeleri nasıl sarsabileceğini detaylarıyla anlattı. Nükleer silah kullanma ihtimalinden, İran'ın iç dinamiklerindeki sarsıntılara kadar geniş bir yelpazede savaşın olası sonuçlarını masaya yatırdı.

TRUMP'IN ZAFER İLANI

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Filiz Katman, ABD'deki seçim sürecinin Orta Doğu'daki gelişmeleri derinden etkilediğini belirtti. Donald Trump'ın enerji fiyatlarındaki artışı ve ABD'nin savaşlardaki başarısızlıklarını bir seçim kozu olarak kullandığını vurgulayan Katman, "Buradaki süreçte net bir şekilde İran'ın tek başına olmadığını gören bir Amerika Birleşik Devletleri görüyoruz. Ve şu anda var olan süreçten faydalandığı için yaşanan gelişmeler Amerika Birleşik Devletleri'ni farklı alanlarda besleyen unsurları da kendi içinde barındırıyor." ifadelerini kullandı. Katman, Trump'ın yaklaşan Çin ziyareti öncesinde bir "zafer" ilan edip etmeyeceği sorusuna, "Burada biraz daha uç bir senaryoya gitme riski bulunuyor. Nedir bu? Hem İsrail tarafının 12 gün savaşında kullanmayı değerlendirdiği nükleer santrallere saldırı opsiyonu, Amerika Birleşik Devletleri o dönemde OPEC üyesi ülkelerden petrol arzını artırma talebinde bulunmuştu, buna hayır cevabını alınca da İsrail'den bu saldırıyı iptal etmesini talep etmişti." sözleriyle yanıt verdi. Katman, Trump'ın barışçıl bir çözüm arayışından çok, kendi çıkarına uygun bir senaryoyu tercih edebileceğini ve bu doğrultuda nükleer saldırı seçeneğinin dahi masada olabileceğini belirtti.

"YENİŞEMEME" DURUMU VE NÜKLEER TEHDİT

Katman, savaşın mevcut durumunu bir "yenişememe" hali olarak tanımlayarak, bu durumun çözümü için iki yol olduğunu belirtti. "Süreç bu noktaya doğru ilerlediğinde iki tane yol var. Bir tanesi masa, diplomasi, diğeri de daha yüksek bir güç kullanma. Nedir bu daha yüksek? Yani şu anda füzeler kullanılıyor. Bunun bir üst perdesi nükleer füzelerin kullanılması." diyen Katman, nükleer silah kullanımının meşruiyet kazanması için bir zemine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Katman, "Bu noktada da bir meşruiyet zeminine ihtiyaç duyulduğu söyleniyor. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde 11 Eylül benzeri bir eylemin gerçekleşmesi senaryosunun da bir kenarda tutulması gerektiğine dair birtakım analizler yapılıyor ki bu nükleer saldırı yapılabilsin." sözleriyle endişe verici bir senaryoyu gündeme getirdi. Enerji piyasalarındaki daralmanın ABD'ye ekonomik bir kazanç sağladığını belirten Katman, aynı zamanda dolarizasyondan kaçış eğiliminin ve doların değer kazanmasının, ABD'nin iç ve dış borçlarını ödemesi için yeni bir kaynak yaratma çabası olarak da okunabileceğini ifade etti.

İRAN'DA REJİM KARŞITI AYAKLANMA BEKLENTİSİ

Katman, ABD ve İsrail'in saldırılarının İran'da bir iç karışıklık yaratmayı hedeflediğini de belirtti. "Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in bu noktada mümkün olduğunca hasar vererek olası bir halk ayaklanmasını, rejim karşıtı bir çökmüş devlet mevzusunu yaratmaya çalıştığını görüyoruz." diyen Katman, İran'da şu an için böyle bir tepkinin oluşmadığını ve aksine bir konsolidasyon yaşandığını ifade etti. Katman, "Bu sosyolojik veriye hakim olmayan ve buna hiçbir şekilde ikna olmayan, böyle bir mevzunun olabileceğini çünkü tamamen pragmatik davranır Batı nosyonu. Hiçbir şekilde daha ruhani diyebileceğimiz insanların maddi değerlerin çok daha üstünde materyal olmayan unsurları anlayabilme kapasiteleri pek bulunmuyor." sözleriyle Batı'nın İran sosyolojisini yanlış okuduğunu vurguladı.

"SAVAŞIN ASIL MALİYETİ ZİHİNLERDE OLUŞUYOR"

Katman, savaşın sadece maddi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir maliyeti olduğuna da dikkat çekti. "Asıl maliyet zihinlerde oluşuyor. Çünkü ifade ettiğimiz üzere, ta 1950'lerde gerçekleştirmiş olan bir Vietnam'da yaşanan mağlubiyetin sendromu yıl 2026 olmuş hala konuşuluyor ise, şu anda da burada yaşanan durumun Amerikan ve İsrail nezdinde çok ciddi bir maliyet olduğunu görmek gerekiyor." diyen Katman, İsrail'den kaçışların ve halkın tepkisinin bu maliyetin bir göstergesi olduğunu ifade etti. Katman, savaşın uzamasının ve yeni aktörlerin devreye girmesinin bölgesel bir yıkıma yol açabileceği uyarısında bulundu.

DİPLOMASİ MASASI KURULUR MU?

Son olarak diplomasinin devreye girme ihtimalini değerlendiren Katman, "Üçüncü aktörlerin bundan faydalanması ortadan kalkmadıkça bu ihtimal yok." diyerek, savaşın seyrinin bölgesel ve küresel aktörlerin çıkarlarına bağlı olduğunu vurguladı. Katman, barışın sağlanması için tüm tarafların uzlaşmaya varması gerektiğini ve bu durumun şu an için pek mümkün görünmediğini belirtti.

12:30

CUMA NAMAZI ÖNCESİ GERGİNLİK

İsrail-İran savaşının 14. gününde, işgal altındaki Kudüs’te gerilim had safhaya ulaştı. A Haber Haber Programları Müdürü Emine Kavasoğlu, Mescid-i Aksa’nın Ramazan ayının son Cuma gününde ibadete kapatılmasının tarihte bir ilk olduğunu bildirirken, bölgedeki polis barikatlarını ve Filistin halkına yönelik ağır kısıtlamaları yerinden aktardı.

MESCİD-İ AKSA’DA TARİHİ YASAK

Emine Kavasoğlu, "Mescid-i Aksa’nın bir kez daha Ramazan’ın son cumasında kapalı olduğunu söyleyelim; bu durum, Filistin toprakları işgal edildiğinden bu yana tarihte neredeyse ilk kez oluyor." ifadelerini kullandı. İsrail’in savaşı bahane ettiğini belirten Kavasoğlu, "Savaşı bahane ederek 28 Şubat’tan bu yana Mescid-i Aksa ibadete kapatıldı; halk Cuma ve Teravih namazlarını kapı önlerinde kılmak zorunda kalıyor ve polisin sert müdahalesiyle karşılaşıyor." sözleriyle sahadaki zulmü anlattı.

GİRİŞLER DEMİR PARMAKLIKLARLA KAPATILDI

Kudüs’teki güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığını vurgulayan Kavasoğlu, "Mescid-i Aksa ve çevresi tamamen demir parmaklıklarla kapatılmış durumda, polis barikatlarını ve bariyerleri aşmak mümkün değil." dedi. Mescid-i Aksa’nın kapılarına dair detaylı bilgi veren Kavasoğlu, "Harem-i Şerif’e ulaşmak için toplam 15 kapı var ancak İsrail 5 kapıyı tamamen kapattı, geri kalan açık olan 10 kapıdan ise 28 Şubat’tan beri geçişe izin verilmiyor." şeklinde konuştu.

KUDÜS VALİSİ’NDEN İSRAİL’E SERT TEPKİ

Kudüs Valisi’nin yaptığı açıklamayı hatırlatan Kavasoğlu, "Kudüs Valisi dün akşam saatlerinde, Mescid-i Aksa’yı kapatma yetkisinin İsrail’de değil, sadece Kudüs İslami Varlıklar İdaresi’nde olduğunun altını çizerek bu karara tepki gösterdi." ifadelerini kullandı. Bölgedeki atmosferi gözlemleyen Kavasoğlu, "Polis, akreditasyon kartlarımızı kontrol ettikten sonra basın olarak girmemize izin verdi ancak uyardıkları noktadan ileri geçmememiz konusunda kesin talimat verdiler; içeri şehirde dükkanlar kapalı ve tam bir sessizlik hakim." dedi.

KUDÜS GÜNÜ’NDE MÜDAHALE ENDİŞESİ

1979 yılında ilan edilen Kudüs Günü’nün önemine değinen Kavasoğlu, "Ramazan’ın son Cuma günü olan bugün, Filistin halkı Allah’ın evine gelmek için buraya yönelecek ancak dün Mücteba Hamaney’in açıklamalarından sonra İsrail’in güvenlik önlemleri daha da artırıldı." ifadelerini kullandı. Filistin mahallelerindeki direnişe dikkat çeken Kavasoğlu, "Özellikle Aslanlı Kapı çevresinde Müslümanların toplanmasına karşı polisin nasıl bir müdahalede bulunacağı merak konusu; biz de öğle namazı vaktinde yaşanacakları takip etmek üzere bölgedeyiz." sözleriyle Kudüs'teki kritik bekleyişi özetledi.

12:19

ORTA DOĞU’DA TOPYEKÜN SAVAŞ ÇANLARI!

İsrail-İran savaşı 14. gününde İran'ın kalbi Tahran sokaklarına sıçradı. İran halkı Dünya Kudüs Günü için meydanlara inerken, İsrail ordusu kentin giriş noktalarını ve stratejik sanayi merkezlerini hedef aldı. Bölgedeki son durumu aktaran A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, bombaların gölgesinde devam eden protestoları ve İran yönetiminin "bölgedeki tüm petrol tesislerini vururuz" restini yerinden aktardı.

GÖSTERİ ALANLARINA BOMBA YAĞDI

Tahran’daki İnkılap Meydanı’nda yönetime destek gösterileri sürerken patlama seslerinin duyulduğunu belirten Ekber Karabağ, "İnkılap Meydanı’nda gösteriler devam ederken kentin etrafına saldırılar düzenlendi; insanlar dumanların yükseldiği noktaya dönerek tekbir getirdi." ifadelerini kullandı. İsrail’in saldırılarını önceden duyurduğuna dikkat çeken Karabağ, "İsrail ordusu Tahran’ın bazı noktalarını vuracağını Farsça açıklamalarla duyurmuştu; bu uyarılar hedef listesindeki üniversite gibi noktaları da kapsıyordu ancak buna rağmen halk meydanları boşaltmadı." sözleriyle sahadaki kararlılığı aktardı.

SANAYİ MERKEZLERİ HEDEF ALINDI

İsrail’in İran’ın ekonomik can damarlarını hedef aldığını vurgulayan Karabağ, "Tahran’ın giriş noktaları ile Parand ve Nazarabad gibi endüstriyel merkezlere yönelik hem savaş uçakları hem de İHA’larla saldırılar gerçekleştirildi. İsrail bu noktaları askeri amaçla vurulduğunu iddia etse de asıl hedef İran’ın altyapısını çökertmek." şeklinde konuştu. İHA saldırılarının alçak irtifada yapılması nedeniyle hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini belirten Karabağ, patlama seslerinin kentin her yerinden hissedildiğini bildirdi.

MÜCTEBA HAMANEY DÖNEMİ: "BABASINDAN DAHA SERT"

İran’daki siyasi atmosferi de değerlendiren Karabağ, yeni lider olarak görülen Mücteba Hamaney’e yönelik posterlerin meydanlarda yer aldığını belirterek, "Mücteba Hamaney’in babasından çok daha sert bir çizgide olduğu ve Devrim Muhafızları ile oldukça sıkı bağları bulunduğu biliniyor. Posterlerde komutanlarla birlikte yer alması, İran’ın artık daha saldırgan bir politika izleyeceğinin mesajı olarak okunuyor." ifadelerini kullandı.

"YARIM SAATTE TÜM BÖLGEYİ KARANLIĞA GÖMERİZ"

İran yönetiminin İsrail ve ABD’ye yönelik "kısasa kısas" politikasına geçtiğini söyleyen Karabağ, "İranlı yetkililer, eğer enerji ve finans altyapılarına bir saldırı olursa bölge ülkelerindeki tüm petrol ve doğalgaz tesislerini vuracaklarını ilan etti." dedi. Donald Trump’ın tehditlerine de sert karşılık verildiğini belirten Karabağ, Larijani'nin, "Trump İran’ı bir saatte karanlığa gömerim diyor ancak biz böyle bir durumda yarım saat içinde tüm bölgenin ışıklarını söndürürüz." sözleriyle rest çektiğini aktardı. Karabağ ayrıca, bölgedeki Citibank gibi dev finans kuruluşlarının güvenlik gerekçesiyle faaliyetlerini durdurmaya başladığı bilgisini paylaştı.

12:13

İRAN HÜRMÜZ BOĞAZINI MAYINLADI MI?

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı mayınladığı ve küresel enerji arzını tehdit ettiği iddiaları, A Haber yayınında Gazeteci Güngör Yavuzaslan tarafından değerlendirildi. Yavuzaslan, İran'ın stratejik hamlelerini, olası sonuçlarını ve küresel güçlerin bu duruma tepkilerini detaylandırdı. Boğazın kapatılmasının dünya ekonomisi üzerinde yaratacağı yıkıcı etkilere dikkat çekilirken, İran'ın kullandığı taktikler ve yeni teknolojiler de ele alındı.

TAHRAN'IN KANLI İNTİKAM GÖSTERİSİ

A Haber canlı yayınına katılan Gazeteci Güngör Yavuzaslan, Tahran'daki kitle gösterilerini değerlendirirken, "Bu gösteriler gerçekten bir vahşet dengesi. Bugün Cuma ve kitlesel gösteriler bekleniyor, başkent Tahran'da, Meşhed'de başladı zaten. Ve ihtimal dahilinde yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in de konuşması var. Belki halka açık bir şekilde olmazsa, bugün onun için büyük bir beklenti var," ifadelerini kullandı. Yavuzaslan, bu uyarıların özellikle Tahran'ın merkezi olan İnkılap Meydanı'nda yoğunlaştığını ve kalabalığın, İsrail'in Gazze'deki soykırımcı ve Siyonist saldırılarına karşı bir tepki olarak bir araya geldiğini, "Artık değerlerin olmadığını, Gazze'de olduğu gibi insanların yaşamlarının katledilebilmesini olağan gören bir Siyonist yapıyla karşı karşıyayız," sözleriyle aktardı. İran'ın okullarının dahi hedef alındığını vurgulayan Yavuzaslan, dünyanın bu duruma sessiz kalmasını eleştirerek, "Dünya nerede? Aslında bunu da sorgulamamız, üzerine bir baskılama kurulması gerekiyor. Ama saldırganlık devam ediyor. Bu çok riskli, aynısını Beyrut'ta da yapıyorlar," şeklinde konuştu.

ENERJİ ARZINDA KÜRESEL KRİZ KAPIDA

Hürmüz Boğazı'nın önemine değinen Yavuzaslan, İran'ın stratejik gücünün nükleer silah değil, Hürmüz Boğazı olduğunu vurguladı. "Şimdi İran'ın bu savaşta en stratejik, elindeki güç Hürmüz Boğazı. Ben şöyle bir değerlendirmede bulunuyorum: Nükleer silahı yok, nükleer bombası yok ama Hürmüz var," diyen Yavuzaslan, Hürmüz'ün dünya ekonomisi üzerindeki etkisini anlattı. İran'ın boğazı kapatarak istediği gemileri geçirdiğini ve ABD üslerine karşı bir tehdit oluşturduğunu belirten Yavuzaslan, "İran ilk defa vuruldu ABD tarafından, 25 Haziran 2025'teki lokal bir operasyondu, savaş olarak vuruldu. İlk defa İran, İsrail ve ABD tarafından ortak vuruluyor," sözleriyle İran'ın bu yeni duruma karşı aldığı önlemleri anlattı.

AKILLI MAYINLAR VE SİNSİ TAKTİKLER

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki mayınlama faaliyetlerine dikkat çeken Yavuzaslan, "Kısmi mayınlandığı söyleniyor," dedi ve Amerikalı yetkililerin Wall Street Journal'a verdiği demeçlere dayanarak on mayının yerleştirildiğinin doğrulandığını ifade etti. Mayınların sinsi ve tehlikeli yapısını anlatan Yavuzaslan, "Mayın dünyanın en hain silahıdır, askerlik literatüründe de bilinir," sözleriyle durumu özetledi. Deniz tabanına yerleştirilen manyetik mayınların, gemilerin oluşturduğu basınçla patlayabildiğini, yüzen mayınların ise su yüzeyinde ilerleyerek hedeflerini vurduğunu belirten Yavuzaslan, "Bir de bir iddia var, güçlü bir iddia onu da söyleyeyim. Çin'in manyetik mayınları verdiği, akıllı mayınları... Ya da Çin'in yardımıyla bunu ürettiği," diyerek, İran'ın bu tehlikeli teknolojileri nasıl elde etmiş olabileceğine dair iddiaları gündeme getirdi.

KÖRFEZ'DE TAŞLAR YERİNDEN OYNADI

İran'ın sadece mayınlarla değil, insansız deniz araçları ve robot denizaltılarla da tehdit oluşturduğunu belirten Yavuzaslan, "İran'ın elinde insansız deniz araçları var, küçük denizaltılar, robot denizaltılar var," diyerek, İran'ın denizdeki askeri kapasitesini vurguladı. Savaşın geleceğine ilişkin öngörülerde de bulunan Yavuzaslan, "Bu savaşta artık tarihe 'Üçüncü Körfez Savaşı' mı geçecek, 'Ortadoğu Savaşı' mı? Bölgemizde olan bu savaşta İran'ın kullandığı iki tane gücü var; bir füzeleri, iki Hürmüz Boğazı," şeklinde konuştu. Yavuzaslan, savaşın dünya ekonomisine etkilerini değerlendirirken, "1991'de biz ekranları izlerken bu işin uzmanları ne diyorlardı? 'Ortadoğu'da taşlar yerinden oynadı.' Ben de diyorum ki, Ortadoğu'da taşlar darmadağın oldu. Bunun da dünyaya etkisi olacaktır," ifadelerini kullandı. Yavuzaslan, Trump'ın Çin ziyaretine ilişkin beklentileri de değerlendirerek, "Genel görüş o güne kadar, Çin ziyaretine kadar tansiyonun düşeceği. Savaşın bitip bitmeyeceği, bunu da söyleyeyim, Siyonist İsrail'in saldırganlığı bitmeden bu savaş bitmez," diyerek konuşmasını sonlandırdı.

11:01

İRAN HALKI SOKAKLARA DÖKÜLDÜ: "İSRAİL’İ YOK EDECEĞİZ!"

İsrail-İran arasındaki savaşın 14. gününde gerilim zirve yaptı. İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Dünya Kudüs Günü etkinlikleri, İsrail ve ABD’ye karşı dev bir gövde gösterisine dönüştü. Bölgeden son durumu aktaran A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, Tahran’ın giriş noktalarına düzenlenen hava saldırılarını ve İran halkının intikam çığlıklarını ekranlara taşıdı. Öte yandan, İran’ın yeni lideri olarak görülen Mücteba Hamaney’in ilk kez askeri komutanlarla birlikte yer aldığı posterler, bölgedeki yeni dönemin en somut işareti olarak yorumlandı.

TAHRAN’DA KUDÜS GÜNÜ: "DURDURULAMAZ BİR İNTİKAM YOLUNDAYIZ"

İran’da her yıl Ramazan ayının son Cuma günü kutlanan Kudüs Günü’nün bu yıl bambaşka bir anlam taşıdığını belirten Ekber Karabağ, meydanlardaki atmosferi yerinden bildirdi. Mikrofon uzatılan bir İranlı kadın, "Yönetimimizin ve silahlı kuvvetlerimizin arkasındayız; onlardan tüm güçleriyle düşmanımız olan İsrail ve Amerika’ya saldırmalarını ve İsrail’i haritadan silmelerini istiyoruz." ifadelerini kullandı. Meydandaki bir İmam ise, "Her zaman sahada hazırız; canımız, malımız ve kanımız ülkemize feda olsun, emperyalizme karşı asla boyun eğmeyeceğiz." sözleriyle kararlılık mesajı verdi.

YENİ LİDER MÜCTEBA HAMANEY İLK KEZ SAHNEDE!

Tahran’ın İnkılap Meydanı’nda çok dikkat çekici bir görselin yer aldığını vurgulayan Karabağ, "İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney, posterlerde Devrim Muhafızları komutanlarıyla birlikte ilk kez bu kadar net bir şekilde ön plana çıkarılıyor. Posterlerde Mücteba Hamaney’in 'Hazreti Ali gibi Hayber’in kapısını kıracağı' yönündeki ifadeler, İran’ın yeni ve daha sert bir döneme girdiğinin ilanıdır." değerlendirmesinde bulundu. Karabağ, Mücteba Hamaney’in babası Ali Hamaney’den çok daha sert bir çizgide olduğunu ve Devrim Muhafızları ile çok sıkı bağları bulunduğunu hatırlattı.

TAHRAN’IN GİRİŞ NOKTALARINA BOMBA YAĞDI

Ekber Karabağ, Kudüs Günü etkinlikleri sürerken kentin farklı noktalarından patlama sesleri geldiğini bildirdi. Karabağ, "Yoldayken saldırı seslerini bizzat duyduk. Hem savaş uçakları hem de insansız hava araçlarıyla Tahran’ın giriş noktalarına, Kum otoyolundaki kontrol merkezlerine ve Karaj bölgesine yönelik saldırılar gerçekleştirildi. İnsansız hava araçlarının alçak irtifada uçması nedeniyle hava savunma sistemleri devreye girdi ve bu sesler kentin her yerinden hissedildi." şeklinde konuştu.

EKONOMİ VE ENERJİ SAVAŞI: "GÖZE GÖZ, DİŞE DİŞ!"

İsrail’in askeri noktaları vurduğu yönündeki açıklamalarına karşın İran’ın da karşı tehditlerini savurduğunu belirten Ekber Karabağ, "İran, eğer enerji ve finans altyapısına yönelik bir saldırı olursa bölgedeki tüm ülkelerin petrol ve doğalgaz tesislerini vuracağını açıkladı." dedi. Trump’ın "İran’ı bir saatte karanlığa gömerim" tehdidine karşı İranlı yetkililerin yanıtını aktaran Karabağ, "Larijani, 'Böyle bir şey yaparsanız biz de yarım saat içinde tüm bölgeyi karanlığa gömeriz' diyerek göze göz, dişe diş politikasına geçtiklerini duyurdu." sözleriyle bölgedeki tehlikeli tırmanışa dikkat çekti. Ayrıca, bölgedeki Citibank gibi dev kuruluşların güvenlik gerekçesiyle faaliyetlerini durdurmaya başladığı bilgisini paylaştı.

 

09:38

A HABER TEL AVIV SOKAKLARINDA

İsrail-İran gerilimi 14. gününde tırmanmaya devam ederken, A Haber Haber Programları Müdürü Emine Kavasoğlu Tel Aviv sokaklarındaki son durumu yerinden aktardı. Netanyahu’nun savaşın başından bu yana düzenlediği ilk basın toplantısının siren sesleriyle kesildiğini belirten Kavasoğlu, İsrail’in kuzeyindeki ağır yıkımı, halkın artan tepkisini ve hükümeti bekleyen siyasi tehlikeleri deşifre etti.

BASIN TOPLANTISI SİREN SESLERİYLE KESİLDİ

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun tarihi açıklamasının saldırıların gölgesinde kaldığını belirten Emine Kavasoğlu, "Netanyahu’nun açıklama yaptığı dakikalarda İran ve Hizbullah yeniden bir saldırı başlattı; Tel Aviv ve Kudüs çevresinde siren sesleri basın toplantısını kesti." ifadelerini kullandı. Saldırıların şiddetinin arttığına dikkat çeken Kavasoğlu, "Gece boyu saldırılar İsrail’in kuzeyine yönelmiş durumda; Nasıra çevresinde 300’den fazla bina ağır hasar aldı ve çok sayıda yaralı olduğu bilgisi geliyor." sözleriyle bölgedeki ağır tabloyu aktardı.

NETANYAHU’DAN TRUMP’LI 'ORTA DOĞU' VAADİ

Netanyahu’nun saldırgan tutumunu sürdürdüğünü ifade eden Kavasoğlu, "Netanyahu yine tehditler savurarak 'Orta Doğu’yu yeniden şekillendiriyoruz' dedi; İran rejimini devirmek için gerekli koşulları yaratmaya çalıştıklarını açıkça dile getirdi." şeklinde konuştu. İsrail-ABD ilişkilerindeki değişime de değinen Kavasoğlu, Başbakan Netanyahu'nun, "Amerika ile benzeri görülmemiş bir ittifak kurduk; özellikle Trump ile olan samimiyetimiz diğer tüm dönemlerden çok daha farklı." diyerek kurulan yeni dengelere vurgu yaptığını belirtti.

HALK AYAKLANIYOR: 15 MART’TA BÜYÜK PROTESTO

Sokaktaki korkunun yerini öfkeye bıraktığını vurgulayan Emine Kavasoğlu, "Tel Aviv sokakları bomboş, sığınağı olmayan dükkanların açılmasına izin verilmiyor; insanlar hem ekonomik sıkıntılarla hem de bitmeyen siren sesleriyle baş başa kalmış durumda." dedi. Hükümete yönelik tepkilerin sokaklara taşacağını belirten Kavasoğlu, "İsrail halkı 15-20 Mart tarihleri arasında büyük protestolar düzenlemeyi planlıyor; özellikle askere gitmeyen Haredilere ayrılan dev bütçe halkın en büyük öfke kaynağı." ifadelerini kullandı.

31 MART NETANYAHU İÇİN SON OLABİLİR

İsrail hükümetinin içinde bulunduğu siyasi çıkmaza dikkat çeken Kavasoğlu, "31 Mart’a kadar onaylanması gereken ek bütçe Netanyahu için bir ölüm kalım meselesi; eğer bu bütçe onaylanmazsa hükümetin düşmesi bekleniyor." sözleriyle siyasi geleceğin belirsizliğine işaret etti. Ekonomik krizin de kapıda olduğunu hatırlatan Kavasoğlu, "Her ne kadar olağanüstü hal hafifletilmiş olsa da dükkanlar kapalı kalmaya devam ediyor; İsrail halkı büyük bir ekonomik ve psikolojik yıkım yaşıyor." ifadeleriyle sahadaki gerçekliği özetledi.

Ahaber
09:16

KÜRESEL EKONOMİK KRİZ KAPIDA, SAVAŞ NASIL BİTECEK?

A Haber canlı yayınına katılan Strateji ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş ve Stratejist Dr. Mehmet Bozkuş, dünyanın merakla takip ettiği savaşla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ABD ve İsrail ekseninin bölgedeki varlığının ve İran'ın stratejik hamlelerinin ele alındığı yayında, savaşın olası seyri ve bölgedeki dengelerin nasıl şekilleneceği masaya yatırıldı. Irak'ta düşen ABD yakıt uçağının gizemi ve Donald Trump'ın sert söylemleri, gerilimin ne kadar yüksek boyutlara ulaştığını bir kez daha gözler önüne serdi.

"ELEKTRONİK HARP SALDIRISI OLABİLİR"

ABD savaş uçaklarının bölgede düşme nedenlerinin hala belirsizliğini koruduğunu ifade eden Strateji ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, "Amerika'ya bakarsanız savaşın daha ilk haftasında Kuveyt'te de 3 tane Amerikan F-15 savaş uçağı düştü. Şimdi de Irak'ta ikmal uçağı düştü. Amerika diyor ki, Kuveyt'teki düşenler için "dost ateşi" diyor. Bunu da ne dost ateşi ne düşman ateşi nedeniyle düştü diyor. Sebebini hiç açıklamadılar. Şimdi burada tabii insanın aklına da şu sorular geliyor. Bu uçaklar özellikle F-15 savaş uçakları dost ateşiyle düşürüldü dendiği zaman insanın aklına birçok şey geliyor. Normalde bu uçaklar dost-düşman ayrımı yapabilen uçaklar. Yani Amerika'daki bütün savaş uçakları birbirlerini dost veya düşman diye ayırır. O nedenle dost ateşi pek inandırıcı değildi. Şimdi burada Irak'taki düşen ikmal uçağında da aynı durum var. Ona da hiçbir sebep açıklamıyorlar. Bana göre tahminen bir elektronik harp saldırısıyla düşmüş olabilir." ifadelerini kullandı. Keleş, bu durumun ardında dışarıdan bir saldırı ya da elektronik harp olabileceğini, elektronik harbin artık etkin bir şekilde kullanıldığını ve İran'ın da bu teknolojiyi, Rusya ve Çin'in desteğiyle aktif olarak kullandığını sözlerine ekledi. "Bir de uçaklardan biri arızalansa diğeri için de sıkıntı var deniliyor, biri acil iniş yapmış zaten." sözleriyle de düşen uçakların sayısına ve olayın ciddiyetine dikkat çeken Keleş, "Benim tahminim ya dışarıdan bir saldırı veyahut da elektronik harp düşürülmüş olabilir. Çünkü elektronik harp artık kullanılıyor. Hem de etkin bir biçimde kullanılıyor. Amerika da kullanıyor, İsrail de kullanıyor, İran da kullanıyor." diyerek elektronik savaşın yeni dönemdeki önemini vurguladı. Keleş, İran'ın elektronik harp kapasitesini net olarak bilmese de, Rusya ve Çin'in bu alanda İran'a destek sağladığını ve bu desteğin uydu sistemleri ile elektronik harp sistemleri üzerinden gerçekleştiğini belirtti. Son olarak, ABD'nin uçak gemilerindeki yangınlara da değinen Keleş, "Amerika'da özellikle dün gece çok enteresan şeyler oldu. Ben yayına girmeden önce sizi dinliyordum zaten. Burada bazı şeyler oluyor, işte Abraham Lincoln Uçak Gemisi, Jared Ford Uçak Gemisi, ne oluyor bunlara? Kimin mutfağında yangın çıkıyor? Barış zamanında normaldir ama şu an barış zamanı değil." sözleriyle bölgedeki gerginliğin boyutunu bir kez daha hatırlattı.

"SAVAŞIN ŞEKLİ DEĞİŞİYOR"

Savaşın şeklinin değiştiğini ve artık fiziki cephelerden algısal ve dijital cephelere evrildiğini belirten Stratejist Dr. Mehmet Bozkuş, "Bakın, artık savaşlar fiziksel coğrafyadan algısal ve dijital coğrafyaya evrildiğini görmekteyiz. Dolayısıyla bu savaş, bir beşinci nesil savaşın tamamen laboratuvarı, test alanı ve aynı zamanda da geri dönüşümleriyle beraber tarafların birbirlerine psikolojik üstünlüğü sahada kullandıkları bir savaş modellemesinden bahsediyoruz." sözleriyle savaşın yeni boyutlarına dikkat çekti. Bozkuş, geçmiş savaşların hep farklı anlamlarla değerlendirildiğini ancak bu savaşın noktasal olarak değerlendirildiğinde beşinci nesil bir savaş olarak nitelendirilebileceğini ifade etti. Beşinci nesil savaşta yapay zeka, algoritmalar ve görünmez destekçilerin (Rusya, Kuzey Kore ve Çin) dijital, teknolojik, istihbarat ve diplomasi alanlarında İran'a destek verdiğini belirten Bozkuş, bu durumun savaşın nereye gideceğinin kestirilemediği bir ortam yarattığını vurguladı. "Savaşın artık nereye gideceğinin beşinci nesil savaş türünde pek de kestirilemediği bir ortamla karşı karşıyayız." diyerek sözlerini tamamlayan Bozkuş, bu değişimin uluslararası ilişkilerde yaratacağı belirsizliğe dikkat çekti.

İsrail Tahran'ı İran Tel Aviv'i vuruyor! A Haber sıcak bölgede - 1

TRUMP'IN TEPKİSİ NE ANLAMA GELİYOR?

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik sert söylemlerini değerlendiren İbrahim Keleş, "Amerika'nın yaptığı katliamların toplamda ölen insan sayısı yaklaşık yüz milyonun üzerinde insan katlettiler. Şimdi biraz biz kendi irfanımız açısından bakalım şu açıklamalara. Biz deriz ki, aynaya bakarak mı konuştun? Birilerini terörizmle, birilerini öldürmekle anlatırken, böyle mi olmalı?" ifadelerini kullandı. Keleş, Trump'ın sözlerinin aslında kendi tarihi ve geçmişteki uygulamaları ile çeliştiğini belirtti ve "Trump tabii ki üst perdeden anlatıyor her şeyi ama gerçeğe bakalım. Harita bize çok şey gösteriyor. İran'a zarar veriyorlar mı, veriyorlar. İsrail ve Amerika ellerindeki bütün kapasiteyi kullanarak İran'a zarar veriyorlar. İran'ın kapasitesini de, yani altyapısı, askeri karargahlarını vuruyorlar. Ama eğer bir terörden bahsedilecekse daha savaşın ilk günü Tayyibe kız öğrencilerin okuduğu Tayyibe Okulu'nu vurarak 160'ın üzerinde çocuğu öldürdüler. Bu terör değil mi? Bu bir terör. İsrail'in Gazze'de yaptıkları zaten baştan sona terör. Sadece Gazze'yi bitirdikleri gibi başka bir ülke, Lübnan. Egemen bir ülke, bir devleti var, hükümeti var, her şeyi var, bir de onu vuruyor ve bunu kimse ses etmiyor. Yani bu İsrail yaptığı zaman savaşılıyor, öbürü yaptığı zaman terörist oluyor. Dünyanın bu adaletsiz ve çifte standartlığı ne kadar devam edecek o zaman?" diyerek Trump'ın açıklamalarını eleştirdi. Keleş, Trump'ın tepkisinin aslında uluslararası toplumdaki çifte standartları ve adaletsizliği gözler önüne serdiğini ve bu durumun sürdürülemez olduğunu vurguladı.

KRİZ KÜRESEL EKONOMİYİ NASIL ŞEKİLLENDİRECEK?

Dr. Mehmet Bozkuş, savaşın küresel ekonomiye olası etkilerine de dikkat çekerek, "Sadece Hürmüz değil, Babülmendep Boğazı gündeme gelmiyor. Çünkü İsrail'in işgal ettiği Filistin topraklarındaki Gazze Savaşı sürecine baktığımız zaman hala İsrail'e giden gemilerin Kızıldeniz'den geçemediğini hatırlatmakta fayda var. Ve Husiler'in devreye girmesiyle beraber hem Kızıldeniz de çok büyük bir riskle dünya karşı karşıya, hem Basra Körfezi'nden enerji çıkışlarında." sözleriyle bölgesel krizin küresel ekonomiye yansımalarını değerlendirdi. Bozkuş, lojistik sistemin ve ekonomik dalgalanmaların savaşla beraber tamamen felç noktasına geldiğini belirterek, "Çünkü ilk 14. gününe girdiğimiz bu süreçte petrolün %20'sinin, LNG'nin %25 ve 30'unun dünya ortalamasında bu bölgeden karşılandığını gördüğümüzde, günlük 21 milyon varili aşan bir petrol ihracatının olduğunu gördüğümüzde, şu anda dünya lojistik sistemi önemli bir felçle karşı karşıya." diyerek uyardı. Bozkuş, enerji bağımlılığının kimyasal ve endüstriyel sektörleri de etkileyeceğini ve bunun dünya ekonomisini derinden sarsacağını belirtti. "Çünkü bakın dünya lojistik sisteminin enerjiye bağımlılığı noktasında hammadde ihtiyacını taşımak için enerjiye ihtiyacınız var." diyen Bozkuş, "Şimdi dünya ülkeleri 3'er aylık bir bu tür risklere karşı rezervleri var. 3'er aylık. Yani bir tek Çin'in 4 aylık bir petrol rezervi var, 1.6 milyon varil." ifadelerini kullandı. Bozkuş, "Bu felç eğer giderek de çok farklı bir noktaya gelirse dünya ekonomilerini derinden sarsacak başka boyutlarını da beraberinde getirecektir. Şimdi Birleşik Arap Emirlikleri'ne yapılan bu saldırılara da baktığımız zaman dünyanın finansal merkezi olarak, enerji merkezi olarak ve diğer teknik ve teknoloji konusundaki en ileri gelen küresel ölçekli şirketlerin vergisiz cennet olarak merkezlerini bulundurdukları bu ülkede, artık bu coğrafyada yaşamanın imkansız olduğu gerçeğinin farkına varmalarını sağladı. Tabii bunlar bu merkezleri nereye taşıyacaklar? Ya da en yakın yer neresi sorularını beraberinde getiriyor. Baktığımız zaman en yakın yer ve güvenli yer Türkiye gerçeğinin olduğunu bir kez daha hatırlatmakta fayda var." diyerek krizin Türkiye'ye olası yansımalarını da değerlendirdi. Bozkuş, bu krizin enerji piyasalarını ve küresel ekonomiyi nasıl şekillendireceğini ve Türkiye'nin bu yeni düzende nasıl bir rol alabileceğini detaylandırdı.

07:12

SİYONİST İSRAİL'İN KİRLİ PLANI DEŞİFRE OLDU: HEDEFTE TÜM İSLAM ALEMİ VAR!

A Haber canlı yayınına katılan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, Gazze'de soykırımını sürdüren İsrail'in ve Başbakan Netanyahu'nun asıl hedefini deşifre etti. Netanyahu ve ekibinin akıl sağlığının tartışmalı olduğunu belirten Günyel, Siyonist rejimin bölgede bir "din savaşı" çıkarmak için Evanjelik-Hristiyan dünyasının desteğini arkasına alarak tüm İslam coğrafyasını terörize etmeye çalıştığını vurguladı. Günyel ayrıca, Netanyahu'nun "süper gücüz" yalanının arkasındaki gerçeği ve sahadaki 'karartma' savaşına dair kritik analizlerde bulundu.

"AKIL SAĞLIĞI PROBLEMLİ BİR EKİP"

İsrail Başbakanı Netanyahu ve yönetiminin pervasız açıklamalarını ve politikalarını değerlendiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, durumun teolojik bir analizin ötesine geçtiğini belirtti. Günyel, Netanyahu ve ekibinin artık mantık çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, "Bana sorarsanız tamamen rivayetler üzerinden hareket eden, teopolitik anlamda da artık daha üst seviyeye çıkmış, bence akıl sağlıkları anlamında da problemli kişiler olduklarını söyleyelim" sözleriyle Siyonist yönetimin içinde bulunduğu durumu gözler önüne serdi. Bu söylemlerin temel amacının hem kendi toplumunu savaşa razı etmek hem de Batı dünyasının desteğini almak olduğunu ekledi.

BATI'NIN DESTEĞİYLE YAYILMACI POLİTİKA

Dr. Günyel, İsrail'in bu din savaşı söylemini Batı'dan, özellikle ABD'deki Evanjelik gelenekten destek almak için kullandığının altını çizdi. Uzman isim, "Kendilerine yakın biliyorsunuz, teolojik anlamda çok ortaklaştıkları noktalar var. Bu destekle beraber de bunu bir anlamda da din savaşına çevirmeye çalışıyor" dedi. Günyel, bu kirli planın asıl amacının ise bahaneler üreterek İsrail'in yayılmacı politikasını sürdürmek ve bölgedeki birçok alanı daha işgal etmek olduğunu, "Bunlar bahane edilerek yayılmacı bir politikayla da aslında bölgede birçok alanı da işgal etmeye çalışan İsrail var," ifadeleriyle aktardı. Netanyahu'nun Şii ya da Sünni fark etmeksizin tüm İslam coğrafyasını hedef göstermesinin, 2001'den beri süregelen İslam'ı terörle özdeşleştirme algısının bir devamı olduğunu belirtti.

SÜPER GÜÇ YALANI: TEK DAYANAKLARI ABD

Netanyahu'nun "Biz artık bölgesel bir güç değil, süper bir gücüz" şeklindeki küstah açıklamasına da yanıt veren Dr. Günyel, bu iddianın ardındaki şok eden gerçeği açıkladı. Günyel, İsrail'in bu gücünün kendine ait olmadığını, tamamen ABD ve Batı'nın desteğine dayandığını söyleyerek, "Süper güç ama Amerika ve Batı süper gücü olduğu için ve onların desteğini sürekli aldığı için süper güç. Burada bir Amerikan varlığı olmasa İsrail'in süper güç olarak tanımlanabilmesi mümkün mü?" diye sordu. İsrail'in nüfus ve coğrafi olarak böyle bir potansiyeli olmadığını, gücünü sadece aldığı destekten ve kurduğu ittifak ilişkilerinden devşirdiğini vurguladı.

SAHADA 'KARARTMA' SAVAŞI: GERÇEKLER GİZLENİYOR

İran'ın devam eden füze saldırıları ve sahadaki son duruma da değinen Günyel, bölgede büyük bir enformasyon savaşının yaşandığına dikkat çekti. Tarafların bilinçli olarak 'karartma' uyguladığını belirten Uzman Günyel, "Doğruyu tespit edebilmek de çok zor. Neden çok zor? İran karartma uyguluyor, İsrail karartma uyguluyor, hatta Amerika Birleşik Devletleri bile karartma uyguluyor" dedi. Bu karartmaya rağmen net olan tek bir şeyin olduğunu söyleyen Günyel, "Savaşın bugününe geldiğimizde İran'ın direncinin kırılamadığını görüyoruz ve karşılık verdiğini görüyoruz. Hala işte 'füze sistemlerini, mobil rampaları vurduk, etkisiz hale getirdik' diyorlar ama hala İran'ın biz karşılık verdiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı. Bu durumun, İsrail ve ABD'nin hedeflerine tam olarak ulaşamadığının en net kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.

Ahaber
02:52

"ERBİL HEDEF TAHTASINA OTURTULDU"

Ortadoğu’da tansiyon düşmek bilmezken, İran ve ABD arasındaki gerilim Irak’ın kuzeyine, Erbil sahasına sıçradı. ABD’nin Irak’taki Haşdi Şabi güçlerine yönelik saldırılarına misilleme hazırlığında olan İran, Erbil'deki Fransız askeri üssüne İHA saldırısı gerçekleştirdi. Saldırıda 7 Fransız askerin yaralandığı belirtilirken yaşanan sıcak gelişmeler A Haber Gece programında ele alındı.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, Erbil’in stratejik önemine ve İran’ın bölgedeki vekil güçlerini devreye sokarak açmayı planladığı yeni cephelere dikkat çekti. Kerkük ve Musul’un da çatışma çemberine çekilme riski, bölgedeki Türkmen varlığı açısından da endişeleri artırıyor.

ERBİL’DE ABD VE FRANSA ÜSLERİ ALARMDA

Erbil’in Amerikan askeri varlığı açısından taşıdığı kritik önemi vurgulayan Dr. Anar Ali, "Erbil sahası giderek kızışacak gibi görünüyor; çünkü Amerikan yığınağının en kuvvetli olduğu bölge burası. ABD’nin Haşdi Şabi güçlerine yönelik saldırılarına karşı İran, Erbil’i hedef tahtasına oturtmuş durumda. İran, ‘Eğer üslerinizi bize ve desteklediğimiz vekil güçlere karşı herhangi bir askeri operasyon için açarsanız, Amerikan ve Fransız üsleri bizim hedefimiz olacaktır’ mesajını veriyor" ifadelerini kullandı.

TALABANİ VE BARZANİ ARASINDAKİ STRATEJİ FARKI

Bölgedeki aktörlerin saldırılara karşı farklı tutumlar sergilediğini belirten Dr. Anar Ali, "Süleymaniye’de Bafel Talabani süreci daha soğukkanlı okuyor ve Kürt grupların İran’a sızmasına karşı olduklarını net bir şekilde dile getirdi. Ancak Barzani tarafı, ABD ile olan yakın ilişkileri sebebiyle daha farklı bir pozisyonda ve bu durum Erbil’i İran’ın sürekli hedefi haline getiriyor. Dün de Erbil sahası oldukça sıcaktı ve karşılıklı saldırılar devam etti" sözleriyle aktardı.

"KERKÜK VE MUSUL SALDIRILARDAN OLUMSUZ ETKİLENECEK"

Çatışmanın Irak’ın diğer stratejik kentlerine yayılma riskine değinen Dr. Anar Ali, "ABD dün Kerkük’te bazı Haşdi Şabi üslerine ciddi saldırılar yaptı. Türkmen Cephesi Milletvekili Erşat Salihi de Kerkük ve Musul’un bu çatışmanın içerisine çekilmemesi yönünde çok sert bir açıklama yaptı. Maalesef bu süreç devam ettikçe karşılıklı saldırılar ve uçak düşürmeler Kerkük ve Musul’u da olumsuz etkileyecektir" değerlendirmesinde bulundu.

HAMANEY’DEN "YENİ CEPHE" VURGUSU

İran’ın askeri stratejisinde yeni bir aşamaya geçildiğine dikkat çeken Dr. Anar Ali, "Mücteba Hamaney’in açıklamasında yeni cephelerin açılmasından bahsetmesi çok önemli. İran, düşmanın zayıf yönlerini bildiğini ve stratejik hazırlıklarını tamamladığını söylüyor. Bu yeni cephelerden biri hiç şüphesiz Husilerin Kızıldeniz’de, özellikle Babul Mendep Boğazı’nda bir kriz çıkarması, diğeri ise Irak sahasındaki Haşdi Şabi güçlerinin hareketlenmesidir. Bu durum bölgede çok daha büyük bir tırmanmayı beraberinde getirecektir" ifadelerini kullandı.