Hürmüz Boğazı'nda geri sayım! İran'dan 'füze hakimiyeti' ilanı
İsrail, İran ve Lübnan’dan gelen ardı arkası kesilmeyen füze saldırılarıyla adeta ateş hattına döndü. İran ordusu, İsrail’in en kritik noktalarından biri olarak gösterilen Dimona Nükleer Tesisi’ni hedef alarak gerilimi tırmandırdı. Aynı saldırı dalgasında ülkenin güneyindeki Arad kenti de vuruldu. ABD’nin bölgeye yönelik askeri yığınak hazırlıkları sürerken, uzman isimler ve A Haber ekibi bölgeden detayları aktardı.
ABD ve İsrail ile İran arasında artan gerilim Orta Doğu'da tansiyonu yükseltti. Karşılıklı saldırı ve misilleme açıklamaları dikkat çekerken, bölgede askeri hareketlilik hız kazandı. İran'ın Tel Aviv'e yönelik füze hamleleri sonrası gelişmeler yakından takip ediliyor. Bölgedeki son durumu A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu İsrail'den, A Haber muhabiri Ekber Karabağ ise Tahran'dan aktarırken, uzman isimler yaşananları değerlendiriyor. İşte Orta Doğu'daki kritik gelişmelerin perde arkası...
İŞTE DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR
CANLI ANLATIM
SİYONİSTLERİN KİRLİ PLANI DEŞİFRE OLDU
Uluslararası İletişim Uzmanı Dr. Tolga Sakman, A Haber canlı yayınında İsrail'in İran saldırısını bahane ederek bölgeyi topyekûn bir din savaşına sürükleme planını deşifre etti. Sakman, Netanyahu yönetiminin nihai hedefinin ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı yıkarak yerine Süleyman Mabedi'ni inşa etmek olduğunu ve bu uğurda Hristiyanlar ile Müslümanları da çatışmanın içine çekmek için özel bir çaba sarf ettiğini vurguladı. İsrail'de savaş istemeyenlerin ülkeyi terk ettiğini, geriye en radikal şahinlerin kaldığını belirten Sakman, yaşanan her olayın bu "Mesih'i getirme" planı için bir basamak olarak kullanıldığını gözler önüne serdi.
SAVAŞ İSTEMEYENLER GİTTİ, ŞAHİNLER KALDI
İran-İsrail geriliminin ardından İsrail içindeki dinamikleri değerlendiren Dr. Tolga Sakman, ülkede barış istemeyen bir grubun kaldığına dikkat çekti. Sakman, "Maalesef şunu ortaya koymak lazım, ülkede savaş olmasını istemeyenler, ikinci vatandaşlığı olduğu ülkelere göçtüler. Kaçtılar savaştan. E şimdi kalanlar en şahinleri" sözleriyle mevcut durumu özetledi. Bu radikal grubun, savaşın daha da keskinleşerek hedefe ulaşması noktasında oldukça istekli olduğunu belirten Sakman, geçmişte Tel Aviv'de yapılan gösterilerin yanlış anlaşıldığını, halkın Netanyahu'ya tepkisinin savaş karşıtlığından değil, "daha sert" saldırmadığı için olduğunu, "O tepki Netanyahu'nun az şekilde hareket ettiği, yumuşak kaldığı içindi. O eylemler 'daha fazla bastır, daha fazla hedefi yok et' talepleriydi" ifadeleriyle aktardı.
ASIL HEDEF MESCİD-İ AKSA: DİN SAVAŞI FORMATI DEVREDE
Gündemin en sıcak maddesi olan Mescid-i Aksa'ya yönelik tehditleri analiz eden Dr. Tolga Sakman, İsrail'in çatışmayı bilinçli olarak dini bir boyuta taşıdığını söyledi. Sakman, "Orayı daha da köpürtmeye çalışıyorlar. Bunu tamamen bir din savaşı haline getirmeye çalışıyorlar" diyerek tehlikenin altını çizdi. Netanyahu'nun kişisel olarak teolojik ve mesiyanik hedefleri olduğunu belirten uzman isim, "Netanyahu'nun öyle teolojik şeyleri var. Hani böyle Mesih'i gelmeye zorlama vesaire gibi böyle uç fikirleri var savaşı yayarak" şeklinde konuştu. Sakman, bu kirli planın sadece Müslümanları değil, Hristiyanları da hedef aldığını, "Hristiyanları ve Müslümanları da bir şekilde buna inandırmak, bu din savaşı formatını kabul ettirmek için özel bir çabası da var. Çünkü eğer öyle olursa kafasındaki din savaşı formülü hayata geçer" sözleriyle açıkladı. Bu stratejinin bir parçası olarak Hristiyanlar için kutsal olan Kutsal Diriliş Kilisesi'nin de kapatılarak Katoliklerin girişinin engellendiğini hatırlattı.
SAVAŞ BAHANE, SÜLEYMAN MABEDİ ŞAHANE!
Dr. Tolga Sakman, tüm bu yaşananların Mescid-i Aksa'nın yıkılıp yerine Süleyman Mabedi'nin inşa edilmesi hedefine hizmet eden birer bahane olduğunu belirtti. Yıllardır Mescid-i Aksa'nın altında "bilimsel araştırma" adı altında kazılar yapıldığını ve temellerinin zayıflatılmaya çalışıldığını söyleyen Sakman, Netanyahu'nun bu savaşı planını hızlandırmak için bir fırsat olarak gördüğünü ifade etti. Sakman, "Savaşın formatını bu şekle getirmek için elinden geleni yapıyor. Yani savaşın varlığı artık yavaş yavaş o teolojik temeller üzerine oturtulup herkesi de buna inandırabilirse, işte o zaman gerçekten bunu bahane edebilir" değerlendirmesinde bulundu. Dr. Sakman, yıllar önce genç bir siyasetçiyken bir hahamın Netanyahu'ya, "Senden beklediğimiz bu" diyerek bugünkü hedefleri işaret ettiğini hatırlatarak, mevcut görüntülerin bu büyük ve tehlikeli planın bir parçası olarak daha sık gündeme geleceği uyarısını yaptı.
İRAN'DAN "FÜZE HAKİMİYETİ" İLANI
İran'ın İsrail'e yönelik gerçekleştirdiği füze saldırıları bölgede tansiyonu zirveye taşıdı. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, İran füzelerinin vurduğu Arad kentinden gerçekleştirdiği canlı yayında, stratejik noktaların hedef alındığını ve İsrail'in hava savunma sistemlerinin adeta kör edildiğini bildirdi. Dimona Nükleer Santrali yakınları ve sivil yerleşim alanlarında yaşanan büyük yıkım, savaşın 23. gününde yeni bir aşamaya geçildiğini kanıtlarken, bölgedeki güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.
ARAD VE DİMONA’DA STRATEJİK YIKIM
Saldırının gerçekleştiği noktadan son durumu bildiren Emine Kavasoğlu, "Zaman zaman alarmlar çalmaya devam ediyor ancak Arad kentinde ağır bir hasar söz konusu. Patlama öylesine şiddetliydi ki çevredeki pek çok bina ve araç ağır hasar gördü. İsrail tarihine 21 Mart, en büyük kayıplardan biri olarak geçti" ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, saldırının sadece sivil alanları değil, stratejik noktaları da vurduğunu belirterek, "İran, Dimona Nükleer Santrali’nin bulunduğu bölge başta olmak üzere iki ayrı noktaya Fettah-2 füzeleriyle saldırdı. Dimona’ya sadece 10 kilometre uzaklıktaki bu bölge ağır darbe aldı" sözleriyle yıkımın boyutunu aktardı.
HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ ÇARESİZ KALDI
İsrail’in savunma kalkanlarının İran’ın yeni taktiği karşısında yetersiz kaldığını vurgulayan Kavasoğlu, "Hava savunma sistemlerine, Demir Kubbe’ye ve Tahat sistemlerine güvenen İsrail’i, İran deyim yerindeyse kör etti. Geçtiğimiz hafta küme başlıklı füzeler kullanılmıştı ancak bu kez taktik değişti ve Fettah-2 füzeleri devreye girdi" dedi. Bu füzelerin teknik üstünlüğüne dikkat çeken Kavasoğlu, "Yüksek manevra kabiliyetine sahip ve ses hızının 15 katına çıkabilen Fettah-2 füzeleri, İsrail’in hava savunma sistemlerinin müdahale etmesini tamamen engelledi" şeklinde konuştu.
İran kanadından gelen iddialı açıklamaları paylaşan Emine Kavasoğlu, "Devrim Muhafızları yaptıkları açıklamada artık füze hakimiyeti ilan ettiklerini duyurdular. Önümüzdeki dalgalarda kullanılacak taktiklerin ve fırlatma sistemlerinin ABD ve İsrail komutanlarını hayretler içerisinde bırakacağını, güney semalarının artık aydınlık olacağını belirttiler" ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, İran’ın en kritik noktaları bile rahatlıkla vurabileceği mesajını bu saldırıyla verdiğini belirtti.
ENERJİ VE SU ALTYAPISINA YÖNELİK BÜYÜK TEHDİT
Savaşın genişleme potansiyeline dair çarpıcı bilgiler veren Kavasoğlu, "İran tarafı, eğer kendi yakıt ve enerji altyapılarına saldırı düzenlenirse, bölgedeki ABD üslerini ve İsrail’e ait tüm enerji ve bilgi teknolojileri altyapısını hedef alacaklarını açıkladı. Özellikle deniz suyu arıtma tesislerinin hedef alınması demek, Körfez bölgesinin büyük bir susuzluk ve su krizi riskiyle karşı karşıya kalması anlamına geliyor" uyarısında bulundu.
SAHADA YOĞUN GÜVENLİK VE KISITLAMALAR
Saldırı sonrası bölgedeki son durumu aktaran Emine Kavasoğlu, "Şu an Arad’da yoğun bir temizlik ve hazırlık çalışması var. Bölge demir bariyerlerle kapatıldı ve basın mensupları uzaklaştırıldı. İsrail yönetimi, hasarın görüntülenmesini engellemeye çalışıyor. Ayrıca telefonlarda ve iletişim ağlarında zaman zaman ciddi kısıtlamalar ve kesintiler yaşanıyor" diyerek bölgedeki sıkı yönetim atmosferini sözlerine ekledi.
TRUMP'IN HÜRMÜZ İÇİN VERDİĞİ SÜRE DOLUYOR! İRAN'A KARA OPERASYONU OLUR MU?
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması için verdiği 48 saatlik sürede 24 saat doldu. Öte yandan ABD'nin Hark Adası'na yönelik operasyon seçeneklerinin masada olduğu bilgisini paylaşması kara harekatı ihtimalini güçlendirirken Orta Doğu'da ne gibi bir senaryo ortaya çıkar. Sinan Tatlı'nın sunduğu A Haber Gece programına konuk olan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Sinan Demirtürk, Körfez'de yaşanan gelişmeleri ve Trump'ın olası savaş planlarına dair değerlendirmelerde bulundu.
ARKA KAPI DİPLOMASİSİ VE GİZLİ MÜZAKERELER
Savaşın gidişatını değiştirecek kritik saatlere girildiğini vurgulayan Sinan Demirtürk, "Trump bu 48 saat sonrasında savaştaki gerilimi daha da arttırmayı hedefliyor olabilir. Çünkü biz dolaylı olarak bir müzakere zemininin arka kapı diplomasisi olarak da var olduğunu, yaşandığını okuyoruz. Bu anlamıyla bazı Amerikalı diplomatlar ve Trump'ın yakınları aynı zamanda müzakerenin bazı şartlarını da ifade ediyorlar. Tabii ki bu Umman'daki ya da İsviçre'deki masadan çok farklı bir formatı içeriyor." ifadelerini kullandı.
İRAN’IN DİMONA VE ARAD'I VURMASI SAVAŞIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ
İran’ın saldırılarının İsrail için yıkıcı sonuçlar doğurduğunu belirten Sinan Demirtürk, "İran çok net bir şekilde cevap veriyor ve bu anlamıyla hem Dimona'daki hem de Arad'daki bu son iki saldırı savaşın kaderini değiştirebilecek bir eylem olarak da okunabilir. Bu anlamıyla hem İsrail'de askeri kayıpların fazla olması hem önemli bir nükleer tesisin ağır bir yara almış olması ve bu gece bu saldırının tekrarlanmış olması, İsrail'e verilmiş olan tahribatın derinleştiği bir süreç yaşatıyor." sözleriyle askeri tablonun vahametini aktardı.
TRUMP’IN ÖLDÜRÜCÜ DARBE PLANI VE SUİKAST ZİNCİRİ
Bölgenin topyekûn bir genişleme eğiliminde olduğunu ve Trump’ın "nihai vuruş" peşinde olduğunu ifade eden Sinan Demirtürk, "Onlarca sivilin hayatını kaybetmiş olduğu bir yayılım içerisinde, genişleme eğilimi içerisinde bulunuyor olması da savaşın kaderinde büyük bir tesir meydana getirecek. Bu anlamıyla bir öldürücü darbe peşinde olabileceğini tahmin ediyorum Trump'ın. Daha kritik hedeflerin vurulabileceği ve geçtiğimiz hafta cereyan eden Ali Laricani başta olmak üzere pek çok ismin öldürülmüş olduğu suikastler benzeri gibi çok sert bir cevabın da beklenebileceğini tahmin ediyoruz." şeklinde konuştu.
HÜRMÜZ VE HARK ADASI HEDEFTE: SERT DALGA BEKLENİYOR
Amerika’nın savaşı zamana yaymak istemediğini ve kısa sürede sonuç odaklı bir imha süreci planladığını dile getiren Sinan Demirtürk, "Savaşın çok uzun aylar devam etmesi istikametinde bir iradeye sahip değil Amerika. Bu anlamıyla ağır bir baskı altında olduğu okunuyor Donald Trump'ın. Bu yönüyle de daha sert ve öldürücü bir darbenin beklenebileceği kanaatini taşıyoruz ki; hem Hark Adası’nın hedef alınmış olması hem de Hürmüz’ü koruyan birtakım jeopolitik hedeflerin de vurulduğu, İran'ın bir anlamıyla körfezi tutan donanmasının, kara unsurlarının ve füze rampalarının yeniden vurulmaya başlanmış olduğu daha sert bir dalgayı beklemek gerekiyor." diyerek sıcak bölgedeki büyük tehlikeyi gözler önüne serdi.
