Babülmendeb ve Kızıldeniz hattında hakimiyet savaşı! Boğaz kimin kontrolünde?

Babülmendeb ve Kızıldeniz hattında hakimiyet savaşı! Boğaz kimin kontrolünde?

Kızıldeniz ve Bâbülmendeb Boğazı hattında çatışmalar yeniden tırmanırken Yemen meşru hükümeti ile Husiler arasındaki hâkimiyet mücadelesi kritik bir boyuta ulaştı. Dağlık arazi yapısının operasyonlara etkisi, Husilerin vurucu silah kapasitesi, Aden ve Mokha hattındaki stratejik hedefler ile küresel deniz ticaretini sekteye uğratan asimetrik taktikler masaya yatırıldı. Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ, bölgedeki jeopolitik denklemi, Avrupa ve ABD'nin sahada neden yetersiz kaldığını ve krizin perde arkasındaki küresel aklı A Haber'de tek tek değerlendirdi.

Yemen'de Husiler ile meşru hükümet güçleri arasındaki Babülmendep Boğazı ve çevresindeki hâkimiyet mücadelesi yeniden alevlendi. Konuyu A Haber ekranlarında değerlendiren Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, Aden ve Mokha hattındaki saldırıların arkasındaki stratejik hesapları anlatarak Husilerin askeri kapasitesine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

HUSİLERİN BABÜLMENDEB PLANI VE ADEN'İ HEDEF ALAN KARŞI ATAĞI

A Haber'de Aklın Yolu programında ilk olarak Yemen'in batı kıyılarındaki hâkimiyet mücadelesi, Husilerin sığındığı dağlık coğrafya, meşru hükümet güçlerinin Bâbülmendeb Boğazı'nın kontrolüne yönelik hamleleri ve Aden Havalimanı'nın füzelerle hedef alınmasının stratejik gerekçeleri gündeme taşındı.

Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, Husilerin Babülmendep Boğazı üzerindeki hâkimiyet mücadelesinin bölgedeki dengeleri değiştirdiğini söyledi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, Husilerin Babülmendep Boğazı üzerindeki hâkimiyet mücadelesinin bölgedeki dengeleri değiştirdiğini söyledi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Bölgedeki son gelişmeleri değerlendiren Emekli İstihbarat Albayı Coşkun Başbuğ, Husilerin geçmişte Sana ve Hudeyde Limanı başta olmak üzere ülkenin batı kıyılarında ciddi bir hâkimiyet kurduğunu hatırlattı.

Başbuğ, "Buradaki hâkimiyeti tekrar ele geçirmek isteyen bir meşru hükümet tablosu var. Ancak Suudi Arabistan hedef olduğu için Bâbülmendeb'i kontrol etmeye kalksanız dahi Suudi Arabistan, Eritre ve Cibuti hattını kullanarak boğazdan geçmeyi denedi. Dolayısıyla Husilerin elindeki botlar ve füzeler, buradaki gemilere yapacakları saldırılarda yetersiz kaldı. Bunun üzerine Husiler, 'Güneye inelim, buradaki Mokha Limanı'nı ve ilini ele geçirelim. Buradaki kritik adaları da tutarsak boğazı otomatikman kapatmış oluruz; her füzemiz buraya yeter, kuş uçmaz.' mantığıyla güneye saldırdı ve Mokha ele geçti. Bu durum meşru hükümet için bir kayıptı. Ancak sonrasında meşru hükümet güçleri, Suudi Arabistan'ın da desteğiyle Marib'den başlayarak güneye ve batıya doğru harekâtı yoğunlaştırdı ve Mokha'yı tekrar ele geçirdi. Şimdi Aden'e ve yanı başındaki Mokha bölgesine yönelik saldırıları, Husilerin hâkimiyeti yeniden sağlamak adına başlattığı bir karşı atak olarak okuyorum. Çünkü bu bölgeyi kontrol eden güç, Bâbülmendeb'e fiilen hâkim olur." ifadelerini kullandı.

Başbuğ, Yemen'in dağlık coğrafyasındaki mağara ve sığınakların Husilere önemli bir savunma avantajı sağladığını vurguladı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Başbuğ, Yemen'in dağlık coğrafyasındaki mağara ve sığınakların Husilere önemli bir savunma avantajı sağladığını vurguladı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"3 BİN 700 METRELİK ŞUAYB DAĞI VAR; UZAKTAN SAPANLA SİNEK AVLARSINIZ"

Yemen güçlerinin ve Suudi Arabistan'ın sahip olduğu hava üstünlüğüne rağmen neden düz bir hat üzerinden ilerleyerek kontrolü tamamen sağlayamadığı ve bölgedeki dağ silsilesinin kara operasyonlarını ne ölçüde zorlaştırdığı sorusu üzerine Coşkun Başbuğ, coğrafi şartların belirleyici rolüne dikkat çekti.

Bölgenin yalnızca harita üzerinde basit bir yükselti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Başbuğ, "Orada rakımı 3 bin 700 metreye varan Şuayb Dağı gibi zirveler ve devasa bir dağ silsilesi var. Bu yapının içinde çok sayıda mağara ve sığınak bulunuyor. Bizim Kandil örneğinde olduğu gibi havadan bombardımanla bir etki üretemezdiniz. Ne zaman ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Bataklığı kurutacağız' vizyonuyla Mehmetçik o dağların tepesine konuşlandı, teröre alan dar edildi. Burada da özel harekât ve özel birliklerin sahaya girmesi gerekiyor. Fakat bu nitelikte birlikler ne Yemen'de var ne de Suudi Arabistan'da; Amerika'nın dahi gücü buna yetmez. Karşınızda elinde Kalaşnikof ve RPG olan, bu mağaralara ve sarp dağlara hâkim 200 bine yakın Husi varlığı bulunuyor. Eğer o coğrafyayı havadan 24 saat kesintisiz gözetleyemiyorsanız ve dağlara çıkaracak askerî gücünüz yoksa uzaktan ancak sapanla sinek avlarsınız." sözleriyle sahadaki zorluğu aktardı.

Husilerin balistik füzeler, seyir füzeleri, İHA ve SİHA'larla bölgedeki deniz ve kara trafiğini tehdit ettiğine dikkat çekildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Husilerin balistik füzeler, seyir füzeleri, İHA ve SİHA'larla bölgedeki deniz ve kara trafiğini tehdit ettiğine dikkat çekildi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

HUSİLERİN SİLAH ENVANTERİ: BURKAN, KUDÜS VE PATLAYICI YÜKLÜ BOTLAR

Husilerin elindeki silah envanterinin Bâbülmendeb Boğazı'nı uzun süre kapalı tutmaya yetip yetmeyeceği ve askerî kapasitelerinin boyutu da canlı yayında incelendi.

Husilerin envanterinin abartılmaması gerektiğini ancak belirli unsurlarda oldukça etkili olduklarını vurgulayan Coşkun Başbuğ, "Tabloya bakınca koca bir nizami ordu donanımı algısı oluşmasın. Ağırlıklı olarak ellerinde AK-47 Kalaşnikof ve RPG-7 roketatarlar var; karada bunlarla etki üretiyorlar. Denizde ise patlayıcı yüklü botlar ve deniz mayınları kullanıyorlar. Uzun menzilli etki için Burkan balistik füzeleri, Kudüs seyir füzeleri ile Samad ve Şahid serisi İHA ve SİHA'ları var. Denizde boğazı bu patlayıcı botlar ve mayınlarla kilitliyorlar; Burkan ve Kudüs füzeleriyle de Suudi Arabistan ve İsrail'e yönelik saldırılar gerçekleştiriyorlar. Gazze sürecinde 'İsrail ve ABD bağlantılı hiçbir gemiyi geçirmeyeceğiz.' dediklerinde dünya ticareti Afrika'nın güneyine yönelmek zorunda kaldı; maliyetler, sigorta primleri ve navlun fiyatları katlandı." dedi.

Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle ticaret gemilerinin Afrika'nın güneyine yönelmesi, küresel taşımacılık maliyetlerini artırdı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle ticaret gemilerinin Afrika'nın güneyine yönelmesi, küresel taşımacılık maliyetlerini artırdı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

AVRUPA'NIN ASPIDES MİSYONU HUSİ TAKTİKLERİNİ NEDEN DURDURAMADI?

Kızıldeniz'deki ticari akışın kesilmesi üzerine Avrupa ülkelerinin oluşturduğu askerî gücün sahadaki yetersizliğine değinen Coşkun Başbuğ, asimetrik yöntemlerin modern donanmaları etkisiz hâle getirdiğini belirtti.

Avrupa'nın 22 ülkeyle başlattığı girişimi hatırlatan Başbuğ, "Aralarında Almanya ve Fransa'nın da bulunduğu ülkeler, 'Kızıldeniz'i bir avuç Husi'ye mi bırakacağız?' diyerek Cibuti merkezli Aspides misyonunu kurdu. Modern hücum botlarını limanlara demirlediler ancak yine de sonuç alamadılar. Çünkü Husiler, karadaki pikap mantığını denize uyarladı. Hızlı botların üzerine Doçka uçaksavarları ve denizde kullanılan Kudüs-2 füzelerini yerleştirdiler; içine de 5-10 militan bindirdiler. Açık denizde ticari gemilerin makine dairelerini ve kaptan köşklerini roketlerle hedef alıp personeli rehin aldılar ya da gemilere el koydular. Koca Avrupa devletlerinin kurduğu bu yapı dahi söz konusu asimetrik bot saldırılarının önüne geçemedi." değerlendirmesinde bulundu.

Coşkun Başbuğ, Suudi Arabistan ve Rusya'daki enerji hedeflerine yönelik saldırıların arkasında İsrail ve İngiliz aklının olabileceğini savundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Coşkun Başbuğ, Suudi Arabistan ve Rusya'daki enerji hedeflerine yönelik saldırıların arkasında İsrail ve İngiliz aklının olabileceğini savundu (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

PERDE ARKASINDAKİ 'İNGİLİZ-İSRAİL AKLI' VE İRAN DENKLEMİ

Husilerin saldırılarının ardından hamileri konumundaki İran'a yönelik yeni bir askerî dalganın başlayıp başlamayacağı sorusunu da değerlendiren Coşkun Başbuğ, küresel enerji hatlarına yönelik sabotajların arkasındaki stratejik akla işaret etti.

Suudi Arabistan ve Rusya'daki petrol altyapılarına yönelik saldırıların tesadüf olmadığını kaydeden Başbuğ, "Burada dünyayı ekonomik krize ve kaosa sürüklemek isteyen İsrail aklının ve onun arkasındaki İngiliz aklının devrede olduğunu görüyorsunuz. Gazze sürecinde Husiler, doğrudan İsrail'i vurduklarını söyleyerek İslam âleminde farklı bir sempati topladı. ABD ve İngiltere ortak hava harekâtları düzenledi ancak bir netice alamadı. Hatta Husiler, ABD'nin Truman uçak gemisinin kulesini hedef aldı ve bir F-15 düşürdü; Amerika bunu 'dost ateşi' diyerek gizlemeye çalışsa da fatura Husilere kesildi. Trump döneminde 'Husilerle anlaştık, artık bize saldırmayacaklar.' açıklaması dahi bir başarı gibi sunuldu. Ancak Husi lider kadrosundan Ebu Sahip gibi isimlerin İran'ı korkaklıkla suçlayıp sert eleştiriler yönelttiğini de biliyoruz. Son Mekke İttifakı'nın ardından ise farklı bir Husi profili belirdi. Husiler içinde İran etkisindeki kanadın baskın çıkıp Tahran lehine doğrudan pozisyon alıp almadığı son derece kritik bir sorudur ve dikkatle takip edilmelidir." ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin