Füzeler havalandı Babülmendep kilitlendi! S. Arabistan’a 2 günde 156 füze! Husilerin savaş gücü deşifre oldu

Füzeler havalandı Babülmendep kilitlendi! S. Arabistan’a 2 günde 156 füze! Husilerin savaş gücü deşifre oldu

Yemen'deki Husilerin Suudi Arabistan'da iki havalimanını balistik füzelerle hedef alması sonucu 3 kişinin hayatını kaybettiği ve 36 kişinin yaralandığı son dakika bilgisiyle sıcak çatışma yeni bir boyuta evrilirken; Babülmendep ve Hürmüz hatlarında küresel tedarik zincirini kilitleyen kaos ortamı dünyayı derin bir yoksullaşma ve emtia kriziyle karşı karşıya bırakıyor. Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, Husilerin sahadaki vurucu gücünden Suudi Arabistan ordusunun zafiyetlerine, Türkiye'nin Çelik Kubbe hamlesinden Mekke Paktı'nın hayati stratejisine kadar bölgedeki tüm kırılma noktalarını A Haber canlı yayınında deşifre etti.

Babülmendep Boğazı'nda kontrolün daralması ve Hürmüz Boğazı'nın sıkıştırılmasıyla birlikte dünya genelinde yoksullaşma sürecinin hızlandığına, kış öncesinde petrol, doğal gaz ve temel gıda fiyatlarının hızla tırmandığına dikkat çekilirken; Arap Ligi ve Mısır'ın da yer aldığı koalisyona rağmen Husilerin son olarak iki havalimanını hedef alması bölgedeki çatışmanın boyutunu gözler önüne serdi.

HUSİ-SUUDİ ÖZELİNDE SAHADAKİ ASKERİ DENGE

Husilerin bu direnci yalnızca İran desteğiyle mi sürdürdüğü sorusu üzerine sahadaki askeri dengeleri değerlendiren Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Husilerin ellerindeki malzemelerin ne olduğu tam bilinmiyor ama İran destekli olduğu kesin. Özellikle çok uzak mesafelerdeki hedeflere karşı Husilerin taarruz edebilmesi için istihbarata ihtiyaç var, hedef istihbaratına. Bunu İran'ın sağladığı söyleniyor. İkincisi, kısa menzilli roketleri veya balistik füzeleri, kısmen dronları Husiler üretebiliyor, en azından montaj sanayisi var. Çünkü bunları onlara hem İran öğretti hem de Hizbullah kısmen öğretti ve belirli aşamada da yol aldılar ama lojistik altyapıları uzun süreli bir savaşı sürdürmek için yeterli değil" sözleriyle sahadaki mühimmat ve üretim kabiliyetini aktardı.

Füzeler havalandı Babülmendep kilitlendi! S. Arabistan’a 2 günde 156 füze! Husilerin savaş gücü deşifre oldu - 1

HUSİLERİN SAHA TAKTİKLERİ VE SUUDİ ARABİSTAN ORDUSUNUN YAPISI

Husilerin sahada yürüttüğü manevra kabiliyetine işaret eden Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Zaten Husilere baktığımızda, özellikle Yemen resmi güçleriyle savaşlarında kullandıkları o dört çeker araçlar var. Onların üzerinde en iyi ihtimalle makineli top var, Stinger benzeri füzeler var. Onun haricinde çok da etkili olacak bir şeyleri yok ama ateş gücü ve manevrayı çok iyi kullanabiliyorlar. Sahaya indikleri zaman çok süratli hareket ediyorlar ve bir anda toplanabiliyorlar. Biraz bedevilerin eski tarzında; develerin yerine o araçları kullanıyor ve manevrayı, sürati kullanmak suretiyle bazı noktalarda yoğunlaşarak yıldırım harekatı yapabiliyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan'ın bölgedeki askeri adımlarını ele alan Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Suudi Arabistan'ın geçtiğimiz gün başlattığı, 100 uçaktan fazla savaş uçağını devreye soktuğu, füzelerini ve dronlarını devreye soktuğu süreçte Yemen ordusunu yoğun şekilde desteklediği ve muhasara altına alındığı söyleniyor. Aden bölgelerinde hareketlilik var ve Kızıldeniz'de kaybedilen o bölgenin yakın süre zarfında Yemen ordusu tarafından tekrar geri alınacağı ifade ediliyor. Bu savaştaki esas Husilerin ilerleme ekseni güneydeki bölgeye doğruydu. Burada daha önce Birleşik Arap Emirlikleri destekli bir yapı vardı. Suudi Arabistan Birleşik Arap Emirlikleri'ne 'Sen çekil, destek verme' dedi. Oluşan boşluğu kendisi dolduramadı çünkü Yemen ordusu o kadar güçlü değil, bu boşluğu Husiler doldurdu" ifadelerini kullandı.

Füzeler havalandı Babülmendep kilitlendi! S. Arabistan’a 2 günde 156 füze! Husilerin savaş gücü deşifre oldu - 2

Suudi Arabistan Kara Kuvvetleri'nin yapısına dair kritik tespitlerde bulunan Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Şimdi gelinen aşamada Suudi Arabistan'ın ordusuna baktığımızda, elinde klasik bir kara ordusu yok. 75 bin kişilik bir ordu var ama bu ordu sadece kraliyet mensuplarını, kraliyet sistemini koruyacak şekilde iç güvenlik için var. Rafinerileri koruyacak, Mekke, Medine gibi kutsal şehirleri veya başkent Riyad'ı koruyacak bir muhafız birliği niteliğinde. Sayısı zaman zaman 100 bin oluyor ama hava ve deniz unsurlarını da eklediğimizde yaklaşık 230 bin kişilik bir güçten söz ediyoruz. Zorunlu askerlik yok, gönüllü askerlik var. Bu ordu göğüs göğüse birebir savaşmak üzerine dizayn edilmemiş" şeklinde konuştu.

Suudi Arabistan'ın askeri doktrinini ve sahadaki çekincelerini aktaran Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Havadan bombardıman yapabilir ancak Husilerin ilerleyişinde gördük ki batıda güçlü bir deniz filosu olmasına rağmen Husilere doğrudan müdahale olmadı. Çünkü kendisi savaşmak istemiyor, vekalet savaşı yürütmek istiyor. Parasal ve lojistik destek versin, gerekirse havadan bombardıman yapsın veya sınır hattını korumak için konuşlanmış olan Pakistan askerlerini devreye soksun istiyor. Burada İran desteği göz ardı edilemez; İran deniz yolu ağırlıklı lojistik desteğini tamamen keserse Husiler muhtemelen 3, bilemediniz 5 ay dayanabilir. Suudi Arabistan'ın yapması gereken aslında sabırla bekleyip kritik lojistik merkezleri vurmak ve Husileri dağlık alana hapsetmektir. Sahadaki coğrafi yapı doğal bir kale niteliğinde ve dehlizler var. Hakim noktalara oturan bir güce karşı düz ovadaki birliklerin üstünlük sağlaması çok zordur" ifadelerini kullandı.

Füzeler havalandı Babülmendep kilitlendi! S. Arabistan’a 2 günde 156 füze! Husilerin savaş gücü deşifre oldu - 3

TARİHİ HAFIZA: OSMANLI TECRÜBESİ VE ZEYDİLER

Bölgedeki aşiret ve inanç yapısının tarihsel köklerine değinen Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "1869'da Süveyş Kanalı açılınca Osmanlı Devleti'nin bölgeye ihtiyacı doğdu ve 1872'de Yemen vilayet yapıldı. Ancak aşiretlere yönelik merkezi reformlar tepki çekince ayaklanmalar yaşandı ve Osmanlı 1911'de akılcı bir adımla bu yapılarla el sıkışarak özerklik tanıdı. 1916 Hicaz ayaklanmasında demiryolu hatlarımız kesilince Yemen'deki 7. Kolordumuz orada mahsur kaldı. Mondros Mütarekesi'nden sonra silahların normalde İngilizlere teslim edilmesi gerekirken, 7. Kolordumuz dönemin Zeydilerinin desteğiyle İngiliz ordusunu Aden'e hapsetti ve silahlarını İngilizlere değil, Zeydilere bıraktı. Bugün Sana bölgesinde Husilerin bir kimliği ve savaşçı ruhu varsa, o dönem kurulan Yemen Krallığı ve orada kalan Türk subaylarının kurduğu düzenli ordu sayesindedir. Osmanlı valisi 1924'e kadar bölgede kaldı. İngilizlerin değil, Türklerin yanında duran bir yapı söz konusudur" dedi.

Tarihsel mirasın günümüz diplomasisine uyarlanması gerektiğini vurgulayan Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Her ne kadar El-Husi ailesi 1990'lardan sonra Kum kentinde eğitim görmüş olsa da bunlar özünde Zeydidir. Osmanlı'nın çözdüğü yönteme benzer şekilde, Suudi Arabistan'a Yemen'deki dengelerin savaşla değil, barışla nasıl kurulabileceğini bu tecrübeyle aktarabiliriz. Tarihi dokumuza baktığımızda Husiler bizi hiçbir zaman arkadan vurmamıştır. Onlarla savaşmaktan ziyade bölgeye kazandıracak bir politika yürütülmelidir ve Türkiye'nin durduğu nokta da tam olarak budur" ifadelerini kullandı.

Füzeler havalandı Babülmendep kilitlendi! S. Arabistan’a 2 günde 156 füze! Husilerin savaş gücü deşifre oldu - 4

MEKKE PAKTI, 'ÇELİK KUBBE' VE TÜRKİYE'NİN STRATEJİK KONUMU

Mekke Paktı kapsamında asker konuşlandırma tartışmalarına açıklık getiren Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Mekke Paktı'nda asker gönderme kararı alındı ancak bu Suudi Arabistan'ın savunması içindir. 'Asker' denildiğinde kamuoyunun aklına sadece piyade geliyor; havacı da denizci de askerdir. Suudi Arabistan'a hava savunma sistemlerini gönderdiğinizde veya Çelik Kubbe'nin bir uzantısını oraya yerleştirdiğinizde yükümlülüğünüzü yerine getirmiş oluyorsunuz. İllaki gidip Husilerle kara savaşına girileceği yönündeki değerlendirmeler doğru değildir. Husiler iki günde 156 füze atarak ciddi bir stok ve istihbarat kabiliyetine sahip olduklarını gösterdiler" sözleriyle askeri desteğin niteliğini açıkladı.

Husilerin Riyad yakınlarını hedef alarak 3 kişinin ölümüne, 36 kişinin yaralanmasına yol açan saldırılarının ardından masadaki denklemde kazanan tarafın ABD olduğu, boğazların tutulduğu ve Husi operasyonlarının hem ABD hem de İran hesaplarıyla örtüşüp örtüşmediği yönündeki soru işaretleri üzerine Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "Bölgedeki dengeler rasyonel çizgiden çıkmış durumda. İsrail ile İran çatışması bir anda ABD-İran eksenine kaydı ve İsrail adeta denklemden geri çekildi. İran sözde İsrail ve ABD ile savaşırken Körfez ülkelerinin ekonomilerini hedef aldı. Kimin dost kimin düşman olduğunun birbirine karıştığı kaotik bir Orta Doğu tablosu var" tespitinde bulundu.

Mekke Paktı'nın bu karmaşadaki hayati rolünü özetleyen Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, "İşte bu noktada bölgesel istikrar, caydırıcılık ve kolektif savunma için üç devletin bir araya geldiği Mekke Paktı son derece önemlidir. ABD ve İsrail, İbrahim Anlaşmaları ekseninde İran'a karşı kendi güdümlerinde bir blok kurmak istiyordu ancak Mekke Paktı bundan tamamen farklı bir zemindedir. Eğer Türkiye ve Pakistan Suudi Arabistan'ı yalnız bırakırsa, Riyad yönetiminin sığınabileceği tek yapı ABD ve İsrail olacaktır. Dolayısıyla Suudi Arabistan'ı İbrahim Anlaşmalarına mecbur bırakmak yerine yanında yer almak stratejik açıdan en doğru karardır. Nitekim 1967'den bu yana bölgede 30 bin civarında Pakistan askerinin bulunması da bu savunma mimarisinin köklü bir geçmişe dayandığını göstermektedir" sözleriyle değerlendirmelerini tamamladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin