Önce Yavaş sonra Tugay Külliye’de: Neden CHP-YENİ Parti’den kopuyorlar? “Belediye başkanlarını genel merkez sultası ve hizmetsizlik kaçırıyor!"

Önce Yavaş sonra Tugay Külliye’de: Neden CHP-YENİ Parti’den kopuyorlar? “Belediye başkanlarını genel merkez sultası ve hizmetsizlik kaçırıyor!"

CHP'de yaşanan büyük çözülme, Mansur Yavaş ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın birbirinden farklı ajandaları ve AK Parti'ye geçiş iddiaları A Haber’de masaya yatırıldı. Gazeteciler Gaffar Yakınca ve Zafer Şahin, yerel yönetimlerde yaşanan istifaları, CHP Genel Merkezi’nin tutumunu ve muhalefetteki erimenin perde arkasını çarpıcı tespitlerle gözler önüne serdi.

Mansur Yavaş ve Cemil Tugay'ın son dönemde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği görüşmeler, siyaset kulislerini hareketlendirdi. Mansur Yavaş'ın 9 Eylül'de Erdoğan ile görüşmesinin ardından AK Parti'ye geçeceği yönündeki iddialar gündeme gelirken, benzer iddialar Cemil Tugay'ın 30 Eylül'deki görüşmesinin ardından yaşandı.

YAVAŞ VE TUGAY İÇİN DİKKAT ÇEKEN SENARYOLAR

Programda Mansur Yavaş ve Cemil Tugay'ın farklı gündemlerle kamuoyuna yansıyan görüşmeleri ele alınırken, konuya ilişkin ilk değerlendirmeyi yapan Gazeteci Gaffar Yakınca, "Ya şimdi çok enteresan bir şey var. Bir defa şu fotoğrafa dair yorumu zaten herkes üç aşağı beş yukarı görüyor. Mansur Bey başka bir profil, bambaşka bir ajandası vardı. Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olduğunda, kendisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı olarak lanse edildi. Aslında öyle bir makam, öyle bir unvan yok ama öyle bir kampanya yürüttüler ve daha sonra da CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olacağı yönünde pek çok söylenti oldu. Mansur Bey de bunu arzu ediyordu, bunun için çok uğraştı ama belli ki son dönemdeki gelişmeler onu bu fikrinden caydırdı. O başka bir kariyer çizmeye çalışıyor kendine. Bir kulis bilgisiyle söylemiyorum ama bu kadar gelişmenin ardından Mansur Yavaş'ı biz AK Parti çatısı altında görürsek buna şaşırmam. Dışarıdan gördüğüm kadarıyla Mansur Bey böyle bir şeyi arzu eder ama AK Parti ve Sayın Cumhurbaşkanı ne kadar arzu eder o kısmını bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın durumuna da değinen Gazeteci Gaffar Yakınca, "İzmir Belediye Başkanı zaten bağımsız vaziyetteydi ve sinyaller veriliyordu, çok da şaşırtıcı bir gelişme olmadığını düşünüyorum. Seçmenine bunu izah edebilir. Çünkü İzmir, evet çok uzun süredir sosyal demokratların yüksek oy aldığı bir yer ama unutmayalım kökeni itibarıyla Demokrat Parti'nin güçlü olduğu, merkez sağa genelde oy veren, liberalliğiyle ve ticaret kültürüyle bilinen bir şehirdir. Rahmetli Piriştina'nın kimliğini bilenler de bunu şaşırtıcı bulmaz. Son dönemdeki kutuplaşma nedeniyle CHP orayı adeta Kadıköy gibi 'Kimi koysak kazanır' mantığıyla bir kale gibi gördü, hizmetler ihmal edildi ve seçmenin iradesi suistimal edildi. Sokak ortasında elektrik çarptığı için insanlar öldü. Sadece Bangladeş veya Zimbabve gibi ülkelerde görülebilecek manzaraları İzmir'in merkezinde gördük. Cemil Bey bu durumu fırsata çevirip 2-2,5 yılda kentin ulaştırma ve altyapı gibi kronik sorunlarını çözmek isteyebilir" dedi.

"CHP BELEDİYELERİNİN YÜZDE 15'İ AK PARTİ'YE GEÇTİ"

CHP'deki erimenin rakamlara yansıdığını belirten Gazeteci Gaffar Yakınca, "Son yerel seçimde CHP 416 belediye kazanmıştı. Notlarıma göre şu an 90'dan fazla belediye başkanı bağımsız durumda. Cemil Bey hariç 44 belediye başkanı da AK Parti'ye geçti; 8-10 civarında geçme talebi reddedilen var. Yani CHP'nin kazandığı belediyelerin yaklaşık yüzde 15'i, siyaseten en büyük rakip gördükleri AK Parti'ye geçmiş durumda. 24 senedir ülkeyi yöneten bir iktidar karşısında muhalefetin bu halini düşünmesi lazım. Buradaki asıl problem, CHP ve o cenahın siyasetsizliği, kronikleşen basiretsizliği ve ufuksuzluğudur. Ben belediye başkanlarının ve vekillerin sık sık parti değiştirmesine olumlu bakmıyorum; hatta Anayasa görüşmelerinde 'seçmene geri çağırma hakkı' verilmesini savunuyorum ancak ahlaki ve makul bir gerekçe varsa siyasetçilerin parti değiştirme hakkı da vardır" şeklinde konuştu.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

ZAFER ŞAHİN: "KABAHAT O İSİMLERİ LİSTEYE YAZANLARDA"

Parti değiştiren isimlere yönelik 'ihanet' suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Gazeteci Zafer Şahin, "Bu parti değiştiren isimleri sadece 'ihanet etti' çerçevesinden değerlendiremeyiz. Bu ihanet etmeye müsait siyasetçi profillerini kim, hangi gerekçelerle aday yaptı? AK Parti'den veya MHP'den CHP'ye geçen olmuş mu? Yakın dönemde yok. Peki neden sizin belediye başkanlarınız ve meclis üyeleriniz sürekli parti değiştiriyor? Siz 2024 yerel seçimlerinde sırf seçimi kazanmak motivasyonuyla, partinizin genetiğiyle uyumlu olmayan pragmatist bir yaklaşımla 'Belediyeyi alayım da ne olursa olsun' mantığıyla hareket ettiniz. 'Bu adamları yapay zekayla aday gösterdik, en doğru yöntem bizde' diyerek pazarladınız. Şimdi 2,5 yılın sonunda o oyun bitti; adamlar parti değiştirince tek argümanınız 'İhanet ettiler' oluyor. Burada kabahatin büyüğü, sırf seçimi kazanmak veya başka hesaplarla CHP geleneğinden gelmeyen isimleri o listelere yazanlardadır" sözleriyle durumu eleştirdi.

ÖZGÜR ÖZEL'İN "LÜZUMSUZ" ÇIKIŞINA SERT TEPKİ

Söz konusu tartışmaların odağındaki YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise yaşanan geçişlerle ilgili olarak, "Bu konularda herhangi bir değerlendirme yapmayı lüzumsuz bir alana, lüzumsuz önem atfetmek üzere değerlendiriyorum" açıklamasında bulundu.

Özgür Özel'in daha önce Cemil Tugay bağımsız kaldığında "Doğrusunu yapıyor, baskı yapmıyoruz, aramız iyidir" şeklindeki ılımlı yaklaşımının ardından gelen bu "lüzumsuz" nitelemesini ve parti içindeki sert kavgaları değerlendiren Gazeteci Gaffar Yakınca, "İzmir gibi bir kentin belediye başkanının AK Parti'ye geçiyor olması asla lüzumsuz bir konu değildir; aksine mutlaka tartışılması gereken bir konudur. Özgür Bey bu konudan çok rahatsız ve mutsuz olduğu için böyle konuşuyor; çünkü çok önemli bir kaleyi kaybediyor ve bunun siyasi sonuçları olacaktır. Söyleyecek lafları kalmadığı için konuyu küçümsüyorlar. Artık 'ihanet' ve 'şantaj' söylemleri de inandırıcı olmuyor. 44 belediye başkanı geçmiş, devamındakilerle sayı 50'yi bulmuş, yüzlerce meclis üyesi var; bunların biri ikisi şantaj olsun, geri kalanını nasıl izah edeceksiniz?" ifadelerini kullandı.

(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"KOPUŞUN ASIL SEBEBİ AYKUT ERDOĞDU DAYATMASIDIR"

CHP ile belediye başkanları arasındaki bağın kopma nedenini somut bir örnekle açıklayan Gazeteci Zafer Şahin, "Cemil Tugay ile iplerin kopma sebebi somut bir bilgidir: Seçimden sonra Özgür Bey, Cemil Tugay'a Genel Sekreter olarak eski milletvekili arkadaşı Aykut Erdoğdu'yu dayattı, 'onu Genel Sekreter yapacaksın' dedi. Cemil Tugay da 'Oyu ben aldım, belediyede icraatın başı olan makama neden senin dikte ettiğin birini getireyim?' diyerek bunu kabul etmedi ve ilişki orada koptu. Başkanlara 'Sen orada süs olarak dur' muamelesi yapıp belediyeler üzerinden siyaseti finanse etmeye çalışıyorlar. Adam ayrılınca da 'İktidar korkuttu, ihanet etti' yalanına sarılıyorlar; yaşanan sorunların temelinde genel merkezlerin bu çarpık bakış açısı yatıyor" şeklinde konuştu.

Sözlerini AK Parti'nin hizmet siyaseti anlayışıyla tamamlayan Gazeteci Gaffar Yakınca, "AK Parti ideoloji partisi değil, Menderes, Özal ve Demirel çizgisindeki merkez sağ gelenek gibi hizmeti merkeze koyan bir partidir. Seçmeni de dindarından sekülerine, Atatürkçüsünden liberaline kadar hizmete göre bakar. Dikkat edin, partilerinden ayrılıp gelen belediye başkanlarının hiçbiri 'Muhafazakar ya da sağcı olduğum için geldim' demiyor; 'Üzerimdeki genel merkez sultası yüzünden vatandaşa hizmet edemiyordum, artık hizmet edeceğim' diyor. AK Parti de vatandaşa hizmet etmek isteyene kapısını açıyor" diyerek değerlendirmesini noktaladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin