Denizolgun'dan alınan deliller nasıl incelenecek? Adli Tıp Uzmanı A Haber'de: Zehirlenme ihtimali yaklaşık 150 madde ile araştırılacak
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’a yönelik feth-i kabir işleminin tamamlanmasının ardından gözler yeni raporun ne zaman çıkacağına çevrildi. Merhum Bakan’ın zehirlendiğine ilişkin iddiaların hazırlanacak raporla netlik kazanması beklenirken, Denizolgun’dan hangi doku örneklerinin alındığı sorusu A Haber’de masaya yatırıldı. Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan, yapılacak incelemenin ayrıntılarını anlatırken Denizolgun’un defnedildiği bölgeden alınan toprak örneğiyle birlikte yaklaşık 150 madde ile araştırılacağını belirterek, herhangi bir maddenin normalin üzerinde bulunmasının zehirlenme ihtimalini gündeme getirebileceğini ifade etti. Alkan ayrıca, merhum Bakan’ın boyun bölgesindeki morluk iddialarına dikkat çekerek boğulma ihtimalinin de araştırılacağını, boyun kemiğinde kırık olup olmadığının inceleneceğini vurguladı.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin 19 Ağustos'ta mezarı yeniden açılmasının ardından alınan numuneler Adli Tıp Kurumunda kapsamlı analizle incelenecek.
Günlerdir konuşulan suikast ihtimaline yönelik iddiaların hazırlanacak raporla netlik kazanacak. Peki Denizolgun'un ölümünden 10 yıl geçmesine rağmen naaşından hangi örnekler alındı? A Haber'de Banu El'in sunduğu Arka Plan programına konuk olan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan, Adli Tıp Kurumunun yapacağı incelemenin sürecini ve Denizolgun'un ölümünde gündeme gelen zehirlenme olasılığına yönelik merak edilenleri yanıtladı.
MEZAR AÇILDI: 10 YIL SONRA NE BULUNABİLİR?
Arif Ahmet Denizolgun'un kabrinin açılmasıyla birlikte sürecin teknik detaylarını açıklayan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan, "İlgili ekip Karacaahmet Mezarlığı'na gitti. Savcının nezaretinde ve teknik kişiler mezar yerini açtı. 10 yıl geçtiği için ve burası bir mezar yeri olduğu için, mezar yerleri de su geçirgen toprak olduğu için normalde 5 yıl içinde iskelet haline gelmesi beklenir." ifadelerini kullandı.
ZEHİRLENME ŞÜPHESİ VE TOPRAK ANALİZİ
Feth-i kabir işlemlerinin Türkiye'deki sıklığına ve Denizolgun vakasının farkına değinen Prof. Dr. Nevzat Alkan, "Babalık testleri için çok sayıda mezar açılıyor ama bu tür olaylar, yani otopsi yapılıp gömülüp tekrar açılması çok sık olan bir şey değil. Muhtemelen kemik, saç, tırnak ve kefen parçası çıkmış olabilir. Çıkan kemik parçalarında travma dediğimiz darbeye bağlı izler aranır. Çevre mezarlardan ve o mezar yerinden toprak alındıktan sonra kimyasal analiz yapılacak. Yaklaşık 150 tane madde ile zehir aranacak. Eğer o cenazenin defnedildiği yerde belli bir madde daha fazlaysa, o bir zehirlenme etkeni olabilir diye yorumlanacak." şeklinde konuştu.
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan, Denizolgun'dan alınan numunelerde zehirlenme bulgusunun tespit edilmesine rağmen ölümünün normal şekilde geçmiş olmasının ciddi bir problem olacağını vurguladı. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
Banu El'in, yumuşak dokudaki zehir kalıntılarının toprağa karışıp karışmadığına dair sorusu üzerine Alkan, "Cenazeyi bir bütün olarak toprağa verdikten sonra yumuşak dokular toprağa ve doğaya karıştığı için o toprakta kalıyor. Yağmurla su geçirgenliğiyle bazıları azalıyor ama radyoaktif maddeler falan kalır." dedi.
GEÇMİŞTEKİ ŞAİBELİ RAPORLAR VE ÇELİŞKİLER
2016 tarihli adli tıp raporunda cenazenin çürüme sıvısında baryum, arsenik, kadmiyum ve nikel gibi ağır metallerin tespit edildiğine yönelik bulguları hatırlatan Banu El, bu durumun ne ifade ettiğini sordu.
Söz konusu raporla ilgili çekincelerini dile getiren Prof. Dr. Nevzat Alkan, "Ben böyle bir rapor görmedim, basın tartışıyor. 24 saat bizim çürüme için beklediğimiz bir süre değil. Eylül ayı olduğu için aşırı sıcak değil, ortalama çürüme 48 saatte başlar. O nedenle cesedin çürüme sıvısında bunları bulduk demek benim için şaşırtıcı. Ama bu kadar madde varken bu şahıs kalp krizinden öldü diye raporu sonuçlandırmak ayrı bir gariplik. Bunlar gerçekse hakikaten büyük sıkıntı var." ifadelerini kullandı.
BOĞULMA İHTİMALİ VE SABUNLAŞMA DETAYI
Denizolgun'un ağzının kapatılması veya boğulması sonucu oluşabilecek morlukların kemiklerde iz bırakıp bırakmayacağına değinen Alkan, "Eğer maktulün ağzını burnunu kapattılarsa ve belki de yastıkla boğdularsa bunu tespit etmemiz yüzde sıfır. Ama o esnada boynunu sıkıp kemiği kırdılarsa o tespit edilebilir. Turgut Özal olayı gerçekten o konuda şaşırtıcı bir olgudur. Sabunlaşma olayını biz biliriz ama o cenaze için bu öngörülmüyordu ama gerçekleştiğini gördük. Tıpta kesinlik yok, böyle bir olay gerçekleşmiş olabilir." yanıtını verdi.
Dokuların Adli Tıp Kurumunda saklanma süresine de değinen Alkan, "Dokuların saklanmasıyla ilgili bir süre sınırı yok. Soğuk odada yıllarca saklanır, bozulmaz. Teknoloji ilerlediği için daha az bir materyalden daha çok sonuç elde edilebilir." dedi.
Alkan, Denizolgun'un mezar yerinden toprak analizi yapılarak yaklaşık 150 madde ile inceleneceğini, olası zehirlenme etkeninin bu analizlerle araştırılacağını belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
FETÖ ADLİ TIPTAKİ ÖRNEKLERİ YOK ETMİŞ OLABİLİR Mİ?
Arif Ahmet Denizolgun'dan alınan ilk DNA örneğinin yeni numunelerle karşılaştırılacağını hatırlatan Alkan, FETÖ'nün doku örneklerini değiştirmiş olabileceğine dair soru üzerine ise DNA örneklerinin uyuşmayacağını belirten Nevzat Alkan, "Alınan DNA örneği ile adli tıpta duran ilk örnekler karşılaştırılmasında iki numunede uyumsuzluk tespit edilirse yeniden analiz yapılabilir. 10 yıl içinde teknolojinin gelişmesiyle tekrar zehirleyici maddeler aranabilir. Yani yapılabilecek şey çok, olumlu sonuç kalan kalıntılar, alınan örnekler ve ölüm raporuyla ilgilidir." dedi.
Avukat Hadi Dündar, Denizolgun'dan alınan iki numunenin karşılaştırılması sonucu farklı bulgulara ulaşılması ve adli tıp çalışanlarının incelemeyi bilinçli şekilde yapmadığının tespit edilmesi durumunda nasıl bir sürecin yaşanacağını sordu.
Prof. Dr. Nevzat Alkan, yöneltilen soruya "Öyle bir sonuca ulaşırsak o ekibin hepsi muhtemelen cezaevine gidecek. Artık adli tıbba da kimse güvenmeyecek. Bu tür kurumlara güvenin sarsılması kötü bir şey. Adli Tıp çok kritik bir yerdir, buna 'bilirkişi adaleti' denir. Yasama, yürütme, yargı içinde yargıya yön veren raporları adli tıp yazar." ifadelerini kullandı.
Alkan, Denizolgun'un ölümüyle gündeme gelen video kaydına ilişkin ise hâlihazırda çekilmiş bir video olmasına rağmen Adli Tıp Kurumunda bulunmamasının ciddi sorun teşkil edeceğini belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
"VİDEO KAYDININ DOSYADA BULUNMASI GEREKİR"
Savcılık tarafından Adli Tıp Kurumuna yazılan yazıda, Denizolgun'un otopsi işleminde 145 görselin bulunduğu ve videonun yer almadığına dair bilgileri değerlendiren Alkan, "Medyadaki haberlerde videonun çekildiği fakat dosyada olmadığına dair bilgileri gördüm. Eğer durum böyleyse zaten başlı başına bir sıkıntı var demektir. Çünkü video kaydının dosyada durması gerekir. Biz kritik ölümlerde videoya otopsileri kaydederiz." dedi.
Adli Tıp Uzmanı Alkan, Denizolgun'un ölümünde bahsi geçen ʺRapor değiştirildiʺ iddialarına yanıt olarak ilk raporun ortadan kaldırılamayacağını belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
RAPORLAR DEĞİŞTİRİLDİ Mİ?
Fatih Süleyman Denizolgun'un, adli tıp raporunun bir hafta içinde değiştirildiği yönündeki iddialarını değerlendiren Prof. Dr. Nevzat Alkan, "İddia sanırım şu; rapor hazırlandı, olumsuz şeyler bulundu, o yok edildi ve yeni bir rapor hazırlandı. Yoksa öyle bir prosedür yok; 'biz yanlış yazmışız özür dileriz' diyemezsiniz. Eğer rapor yanlış yazılır ve fark edilirse düzeltme raporu yazılır. Bu çok istisnai bir durumdur. İlk rapor ortadan kaldırılmaz." ifadeleriyle sözlerini noktaladı.
Arif Ahmet Denizolgunun ölümünde FETÖ izi mi var? ARİF AHMET DENİZOLGUN'UN ÖLÜMÜNDE FETÖ İZİ Mİ VAR?



