Kuriş soruşturması: Arif Ahmet Denizolgun için feth-i kabir kararı! Sır ölümün arkasında FETÖ'nün izi mi var?
Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik gelişmelerin ardından, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ailesinin başvurusu üzerine feth-i kabir kararı verildi. Denizolgun'un 36 saat sonra evinde ölü bulunması ve hain FETÖ darbe girişiminden birkaç ay sonra ölmesi suikast ihtimali ve örgüt ile bağlantısını gündeme getirdi. Eray Güçlüer adli bilimler uzmanı kimliğiyle sürece ilişkin açıklamalarda bulunurken, Denizolgun'un ölümünün şüpheli olduğunu ve yapılacak incelemede toksik maddenin rastlanması durumunda ölüm raporunun çürütüleceğini belirtti. Güçlüer ayrıca alınacak saç örneğinin yıllar geçmesine rağmen gerçeği aydınlatabileceğini vurguladı.
Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturma sürerken, 2016 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Aile fertlerinin başvurusu üzerine Denizolgun'un mezarının yeniden açılacağı belirtildi. Ağabeyi Mehmet Beyazıt Denizolgun ile Fatih Süleyman Denizolgun'un yaptığı başvuruda, ölümün tüm yönleriyle araştırılması istendi.
36 SAATLİK SIR DOSYADA
Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan bilgi notunda, Denizolgun'un çalışanı Rufat Kadyrow'un ifadesine yer verildi. Kadyrow, patronunun ölümünden önce Beykoz Çavuşbaşı'ndaki çiftliğe gittiğini, 7 Eylül 2016 günü saat 07.00 sıralarında Denizolgun'un çiftlikte olup olmadığını sorduğunu belirtti. Kadyrow, saat 15.00 sıralarında evden ayrılmasını beklediği Denizolgun'u yaklaşık 28 saat boyunca görmeyince şüphelenerek üst kata çıktığını ve eski bakanı kanepede hareketsiz halde bulduğunu ifade etti.
Savcılık dosyasına, Kadyrow'un ifadesinde geçen Denizolgun'un şoförü Murat'ın, eski bakanın çiftlikten ayrılmasının beklendiği saatten yaklaşık 2 saat önce çiftlikten ayrıldığı bilgisi de yansıdı. Savcılığın, olayın zamanlamasına ilişkin tüm ayrıntıların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiği ve söz konusu 36 saatlik süreçte neler yaşandığına ilişkin şüphelerin bulunduğunu belirtildi.
Soruşturmanın seyrini değiştirebilecek gelişmelerin ortaya çıkmasının ardından akıllara "Denizolgun öldü mü, öldürüldü mü?" sorusunu gündeme getirirken, merhum bakanın ölümündeki FETÖ şüphesini de beraberinde getirdi. A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Memleket Meselesi programına konuk olan Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer ile Takvim Gazetesi yazarı Bülent Erandaç soruşturmadaki gelişmeleri değerlendirdi.
"KÖPÜK VE KAN TOKSİK BELİRTİ OLABİLİR"
Ölüm anındaki bulguları değerlendiren Dr. Eray Güçlüer, polis tutanaklarında Denizolgun'un ağzından kabarcıklı ve yoğun kan geldiğine ilişkin tespit bulunduğu belirterek "Denizolgun ölmek üzereyken, hatta öldükten sonra yani ağzından kan ve köpük geliyor ve boyun taraflarında da iz var, morluklar var" diyerek durumun şüpheli doğasına dikkat çekti.
Adli Bilimler Uzmanı kimliğiyle bilimsel süreci anlatan Güçlüer, "5 ila 10 yıl içerisinde bedendeki çürüme gerçekleşir ve kemikleşme dediğimiz, iskeletleşme dediğimiz bir safhaya geçer. Eğer durum böyleyse, ölme esnasında kan ve köpük geliyorsa bu bir toksik belirti olabilir." ifadelerini kullandı.
FETÖ ŞÜPHESİ VE BOĞULMA İHTİMALİ
Olayın arkasındaki karanlık ellere işaret eden Güçlüer, "İşi bir de FETÖ şüphesiyle birleştirirsek; şahsın baygınlaştırılması, ondan sonra da öldürülmesi gibi bir süreç işlemiş olabilir. Boğulma durumu söz konusuysa özellikle boğaz ve boyun bölgesindeki bazı kemiklerin kırılma ya da deformasyona uğrama durumu vardır, bunlar incelenecektir." sözleriyle dehşete düşüren senaryoyu aktardı. Güçlüer, boyun bölgesindeki kemiklerde oluşabilecek sıra dışı bir kırılma ya da çatlamanın adli tıp raporuyla karşılaştırılmasının önem taşıdığını belirtti.
Eray Güçlüer, Denizolgun'un ölümünde şüphelerin bulunduğunu ve alınacak numuneler sayesinde gerçeğin aydınlatılabileceğini belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
"10 YIL GEÇSE DE SAÇ VE KEMİK GERÇEĞİ SÖYLER"
Zamanın delilleri yok edemeyeceğini savunan Dr. Eray Güçlüer, "Bazı toksik maddeler iskelette de bulunur, sadece karaciğer ve yumuşak dokularda yerleşmez, iskelete de geçebilir. Diş minelerinde yumuşak doku örnekleri uzun yıllar kalabiliyor" açıklamasını yaptı. Saç dokusunun adli tıptaki gücüne değinen Güçlüer, "Saçlar 10 yıldan fazla kalıyor ve toksik maddelerin toplandığı yerlerden biri de saç. Napolyon'un ölümünü yıllar sonra saçındaki siyanürden buldular." örneğini verdi.
"BİR MADDEYE RASTLANMASI VERDİLMİŞ RAPORU ÇÜRÜTÜR"
Türkiye'nin bu alandaki yetkinliğini hatırlatan Güçlüer, "Adli tıp yönünden Türkiye dünyada üst seviyede. Saçlar keratin isimli güçlü bir proteinden yapılıyor ve toksik madde varsa oradan anlaşılır. Öyle bir maddeye rastlanması bile verilmiş olan o raporu çürütür." ifadeleriyle yapılacak yeni incelemenin tüm süreci sil baştan değiştirebileceğini kaydetti.
Gazeteci Bülent Erandaç Denizolgun'un 2016 yılındaki ölümünün ardından FETÖ'nün hain darbe girişimini hatırlattı. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
DENİZOLGUN'UN YEĞENİ: ÖLDÜRÜLDÜ
Arif Ahmet Denizolgun'un siyasi geçmişine vurgu yapan Bülent Erandaç, "Denizolgun'u tanıyorum, çok kibar bir insandı. 1995'te Refah Partisi'nden geldi, milletvekili oldu. Mimardır kendisi; İstanbul Mimarlık Fakültesi, Columbia'da mimarlık okumuş, çok kibar birisidir" sözleriyle merhumun kişiliğini ve kariyerini anlattı.
Erandaç, Denizolgun'un yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun tarafından olayın normal bir ölüm olmadığını belirttiğine dikkat çekerek "Bu olayla ilgili sıkıntılar daha önceden birkaç defa ortaya çıkmıştı. AK Parti'den milletvekili olan yeğeni Fatih Süleyman Denizolgun, dayısının öldürüldüğünü söyledi. Neden öldürüldüğüne dair detayları anlatıyor ve onun verdiği bilgi üzerine bu gelişmeler sağlanıyor." ifadelerini kullandı. Erandaç, milletvekili Denizolgun'un iddialarının dosyadaki sis perdesini araladığını kaydetti.
RAPORLARI DEĞİŞTİREN DOKTOR FETÖ'CÜ ÇIKTI!
Cinayet şüphesini güçlendiren en kritik noktanın tıbbi raporlar olduğunu belirten Bülent Erandaç, "Denizolgun'un ölümünde oradaki doktor, raporları değiştiren, doktor yıllar sonra FETÖ'den gözaltına alınıyor. O bakımdan FETÖ zaten orada var, bu durum dosyadaki en somut verilerden biri" ifadelerini kullandı. Erandaç, FETÖ'nün tıbbi müdahaleler ve sahte belgelerle suikastın üzerini örtmeye çalışmış olabileceğine işaret etti.

