
PERDE ARKASINDAKİ GÜÇ VE HANEDANLIK TARTIŞMALARI
Mücteba Hamaney, bugüne kadar herhangi bir seçimde aday olmamasına rağmen, babasının en yakın çevresinde stratejik kararların alınmasında kilit rol oynadı.
Özellikle İslam Devrim Muhafızları Ordusu ile kurduğu sarsılmaz bağlar, onu rakiplerinden ayıran en büyük özellik olarak değerlendiriliyor. Halefiyet meselesi İran'da oldukça hassas bir konu olarak görülürken, Hamaney'in liderliği kimi çevrelerde 1979 Devrimi öncesindeki Pehlevi monarşisini anımsatan bir "siyasi hanedanlık" eleştirilerine de kapı aralıyor.

Yeni dini lider, bugüne kadar son derece gizemli ve düşük profilli bir yaşam sürmeyi tercih etti. Al Jazeera'nın analizlerine göre, ne bir cuma hutbesi okuyan ne de kamuoyuna açık siyasi konuşmalar yapan Mücteba Hamaney'in sesini birçok İranlı bugüne kadar duymuş değil.
Ancak bu sessizliğin ardında, teokratik sistemin kılcal damarlarına kadar sızmış muazzam bir operasyonel güç yatıyor. Tahran'ın yeni liderinin, bölgesel krizlerin gölgesinde nasıl bir strateji izleyeceği ise şimdiden tüm dünyanın merak konusu haline geldi.
AVAŞIN GÖLGESİNDE STRATEJİK HALEFİYET VE "BESİC" GÜCÜ!
İsrail ve ABD'nin nokta operasyonlarıyla sarsılan İran'da, Dini Lider Ali Hamaney'in ardından haleflik tartışmaları yeni bir boyuta taşındı. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Yıldırım Deniz, A Haber canlı yayınında normal şartlarda dini yeterliliği tartışılan Mücteba Hamaney'in yükselişini, bölgedeki varoluşsal savaşın ve Devrim Muhafızları ile Besic üzerindeki sarsılmaz nüfuzunun bir sonucu olarak değerlendirdi. Tahran'daki "ateşten gömlek" liderlik yarışı, istihbarat zafiyetleri ve rejimin kılcal damarlarındaki milis yapılanmasıyla yeniden şekilleniyor.
DİNİ YETERLİLİK TARTIŞMASI VE SAVAŞIN GETİRDİĞİ MECBURİYET
İran'da liderlik makamı için dini otoritenin mutlak kabul görmesi gerekirken, Mücteba Hamaney isminin öne çıkması ezberleri bozuyor. Dr. Yıldırım Deniz, "Normal koşullarda Mücteba Hamaney'in İran gibi bir devletin başına geçmesi bence çok mümkün olmazdı. Çünkü Mücteba Hamaney, Ayetullah Humeyni ya da Ayetullah Ali Hamaney gibi dini yeterliliği her kesim tarafından kabullenilmiş bir lider değil. Dini yeterliliği var fakat bununla alakalı içeride çok tartışmalar var." sözleriyle içerideki meşruiyet krizine dikkat çekti.
Hamaney'in Kum kentindeki eğitimine 30'lu yaşlarında başlamasının geleneksel kariyer basamaklarına aykırı olduğunu belirten Deniz, "Normalde dini alanda kariyer yapacaksa çok daha erken yaşlarda bu eğitimi alması gerekirken, o herkesin tersine 30'lu yaşlarda Kum kentine gidiyor. Ancak şu an ülke bir varoluşsal mücadele içerisinde olduğu için her kesim birbirine kenetlenmiş durumda." ifadelerini kullandı.
DEVRİM MUHAFIZLARI VE "SİVİL ORDU" BESİC'İN TAM DESTEĞİ
İran'ın askeri yapısındaki çift başlılığın Mücteba Hamaney için bir avantaj olduğunu vurgulayan Deniz, "İran'da bir normal ordu var, bir de onun gibi ikinci bir ordu olan Devrim Muhafızları Ordusu var. Devrim Muhafızları şu anda su götürmez bir şekilde hakim konumda ve Mücteba Hamaney'i kayıtsız şartsız destekliyorlar." dedi. Rejimin en kritik gücü olan Besic yapılanmasına da değinen Deniz, "Besic dediğimiz örgüt rejimin halkın en kılcal damarlarına kadar inen, sivil ve gözü kara yapılanmasıdır. Sayıları 100 bin ile 300 bin arasında değişen bu grubun uzun süre bağlı olduğu kişi Mücteba Hamaney'dir. Bu güç, olası iç karışıklıklarda sahaya inip sorunları doğrudan çözmeye yönelik hareket eder." şeklinde konuştu.
HALK AYAKLANMALARI VE "VATAN HAİNLİĞİ" KISKACI
Saldırılar öncesi İran'ı sarsan protestoların akıbetine dair çarpıcı bir tahlil sunan Dr. Yıldırım Deniz, "28 Şubat saldırılarından hemen önce İran'ın en büyük problemi halk ayaklanmasıydı. Saldırılarla beraber bu ayaklanmalar deyim yerindeyse bir molaya gitti. Savaş döneminde ayaklanan insanlar direkt vatan haini yaftası yiyeceklerdir, bu Doğu toplumlarının olaya bakışıdır." değerlendirmesinde bulundu. Deniz ayrıca, halkın onayının mevcut yönetim için ikincil planda kaldığını belirterek, "Halkın Mücteba Hamaney'i onaylaması ya da onaylamaması durumu, şu an İran'ı yöneten insanların çok da umurunda değil." sözlerini ekledi.
TAHRAN TERK EDİLMİYOR: "ATEŞTEN GÖMLEK"
Liderlik merkezinin neresi olacağı sorusuna net bir yanıt veren Deniz, "Yeni lider bence daha güvenli bir yerdedir ama yine Tahran'dadır. Çünkü rejimin kalbi orası. Hani böyle bir dönemde liderlik yapacaksa bir insan, bu ateşten gömlektir. Ben orada liderlik yapacak olsam Tahran'ı asla terk etmezdim, işin ucunda hayatımı kaybetmek dahi olsa." dedi. Ali Hamaney'in vurulmasından dersler çıkarıldığını belirten Deniz, "Ali Hamaney'in kurmaylarıyla bir toplantıda vurulması bir istihbarat sızıntısını gösteriyor. Yeni liderin seçiminin zamana yayılması ve görkemli bir devir teslim yapılmaması, bu sızıntılardan ders çıkardıklarının bir göstergesidir." ifadeleriyle süreci özetledi.