
Tabii bunun yanında, ülkemiz, insan odaklı dış politikamız kapsamında, Afrika ülkelerine eğitim desteği de veriyor. Bu destek, Kıta'nın kalkınmasında önemli bir rol oynuyor. Çünkü mühendislik, tıp ve eğitim gibi alanlarda yetişmiş nitelikli insanlar dönüp ülkelerine hizmet ediyorlar. Bugüne kadar ülkemiz burslarından yararlanan Afrika öğrencilerinin sayısının 14.000'i aşması büyük mutluluk kaynağıdır. Bu öğrenciler ileride kendileri de bilgi transferi yaparak nitelikli ve yetişmiş insan kaynağının artmasını sağlayacaklar. Bu tip yatırımlar meyvesini uzun vadede verse de, geleceğe uzanan sağlam ve sürdürülebilir adımlardır. Umarım tüm dünya olarak, el birliğiyle, anlık çözümler kadar, sosyal ve ekonomik dönüşümün önünü açacak yatırımlar yaparız.
Şahsi olarak da Afrika'nın sorunlarının duyurulması ve yeterli farkındalığın oluşturulması için bir gayret içindeyim. Bilhassa uluslararası konferans ve toplantılar gibi etkinlikleri bir fırsat olarak görüyorum.
En son, bildiğiniz gibi Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulu esnasında New York'ta Türk Evi açıldı. Açılışta, Afrika Seyahatlerim kitabımın tanıtımını yaptık. Amacımız, naçizane hazırladığım bu hatıratın harcını oluşturan şahitliklerin hangi gerçeklere dayandığını anlatmaktı.
Yine, 2019'da, New York'ta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında Sierra Leone Cumhurbaşkanı eşi Fatima Maada Bio, beni "Afrika'da Erken Evlilikler ve Tecavüzü Önlemek" paneline davet etti. Burada yaptığım konuşmada, çocuk yaşta evliliğin, insan hakları ihlali olduğu kadar, uluslararası mevzuata göre de suç olduğunu anlatıp, uluslararası topluma bir çağrı yapmıştım.

Uluslararası Global Somali Diaspora Konferansı da yine önem verdiğim bir buluşmadır. Üçüncüsü 2019'da İstanbul'da düzenlenmişti ve ben de Somalili gençlerle bir araya gelip, onların Batı ülkelerinde edindikleri bilgi birikimini ve mesleki becerileri, Somali'ye aktarmak için neler yapılabileceği hususunda istişare ettik. Kendi ayakları üzerinde duran bir Somali için diasporadaki gençlerin ülkeleriyle bağ kurmaları çok önemli.
Global Somali Diaspora temsilcileriyle, 2019'da NATO Devlet ve Hükumet Başkanları Zirvesi kapsamında Türkiye Londra Büyükelçiliği'nde buluşmuş ve Türkiye'nin Somali'ye verdiği destekler hakkında görüşmüştük. Aynı şekilde, bu görüşme de ülkeye hizmet etmek için batılı ülkelerdeki Somalilerle anavatan arasında sağlam köprüler kurmanın yolları hakkında fikir alışverişinde bulunduk.
Kendi ülkemizde de, her 25 Mayıs'ta Afrika Günü'ne has etkinlikler tertip ediyoruz. Bu programlar, Afrikalı dostlarımızla buluşmanın vesilesi oluyor. Kültür alanında da gerçekten güzel projelere imza attık. Mesela, Afrika Yemek Kültürü ve Afrika Atasözleri kitapları, Afrikalı sefireler ve akademisyenlerin de olduğu bir dostluk ekibinden doğdu. Afrika Yemekleri Kitabını oluşturan tarifler, sefireler tarafından seçildi ve bizzat onlar tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi mutfağında pişirilip fotoğraflandı. Yine, atasözleri de Afrika sefireleri tarafından derlendi. Bu iki kitabın da dostluğumuzu pekiştiren bir çaba olduğu kadar, literatüre de önemli bir katkı olduğuna inanıyorum.

UMUYORUM SONUÇLARI GÜZEL OLUR
3. Türkiye Afrika Ortaklık Zirvesi 16-18 Aralık'ta İstanbul'da gerçekleşti. Siz de orada iklim temalı bir panel düzenlediniz. Afrikalı genç aktivistlerle ve First Lady'lerle buluştunuz. Panelin dünyaya verdiği mesajlar nelerdi?
Bu zirve bizim için son derece önemli bir zirveydi. Zirvenin yoğun gündeminde, iklim değişikliği ile mücadele kapsamında Afrika'nın gerçeklerine değinmek gerçekten çok önemliydi. Afrika iklim değişikliğinden en çok etkilenecek coğrafyaların başında geliyor. Bildiğiniz gibi, iklim mültecisi terimi, bu yüzyılda hayatımıza giren ve hepimize endişe vermesi gereken bir terim. İnsanlar artık yalnızca ekonomik ya da siyasi nedenlerle değil, coğrafyaların yaşanamaz hale gelmesi sebebiyle göç ediyorlar. Bir örnek vermek gerekirse, Dünya Bankasının verilerine göre, Afrika'da iklim değişikliğine bağlı sebeplerle, 2050'ye kadar 86 milyon insanının göç edebileceği söyleniyor. Nijer, Nijerya
ve Senegal'in bu tarihe kadar en yüksek iç iklim göçmenine sahip ülkeler olacağı da tahminler arasında. Su kıtlığı, düşük mahsul, yüksek sıcak dalgaları ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi nedenler bu göçleri başlatacak.
Her ne kadar, iklim değişikliğinin getirilerinden tüm dünya etkileniyor olsa da, Afrika'nın ödediği ve gelecekte ödeyeceği bedel herkesten farklı. Mesela, dünyadaki karbondioksit emisyonunun sorumlularına baktığımızda Afrika'nın payının son derece az olduğunu görüyoruz. Ama bedel ödeme söz konusu olduğunda, Afrika, kıtlıklarla, doğal afetlerle ve bunlarla mücadele edebilecek altyapı eksiklikleriyle büyük bedeller ödüyor. İklim mültecisi konumuna düşen insanlar, bu emisyonun ana kaynağı olan batılı ülkelerce kabul edilmiyorlar.
Bu gerçekten çok acı bir durum. İnsanlığın ortak sorunları ortak sorumluluklar almayı gerektirir. Batılı ülkelerin mülteci meselesine korku ve red politikası ile değil, sorumlulukla yaklaşması gerekir.

İklim değişikliğinin getirileri hiçbir ülkeyi teğet geçmeyecek ve her coğrafya kendine has bedeller ödeyecek. Ancak, elbette iklim değişikliğine adaptasyonda gelişmiş ülkeler avantajlı olacaklar. Yani, her afette olduğu gibi, iklim değişikliğinin olumsuz tablolarından yine yoksul ülkeler ve kırılgan gruplar orantısız şekilde etkilenecekler. Bu panel ana hatlarıyla bu gerçeğin altını çizdi ve geçtiğimiz günlerde, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin yayınladığı son raporun alarm niteliğindeki uyarılarına da bir atıf yapmış oldu. Uluslararası toplumun bu mücadeleyi koordineli ve iyi biçimde yürütmesi için tüm ülkelerin dayanışma halinde olması gerekiyor. Bu hususta güçlü bir çağrı yaptığımıza inanıyorum. Umuyorum sonuçları güzel olur.