SOFİ NURETTİN ÖLDÜRÜLDÜ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütlerini bir daha ülkede eylem yapamayacak hale getirmek için sürdürdükleri operasyonlarla, hainlerin inlerini başlarına geçirdiklerini, geçirmeye de devam edeceklerini vurguladı.
Pençe- Kartal Operasyonu'nda şehit olan Mehmetçiklere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete başsağlığı dileyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu vesileyle milletimle müjdeli bir haberi de paylaşmak istiyorum. Milli İstihbarat Başkanlığımızın uzun süredir yürüttüğü çalışmalar neticesinde yerini belirlediği, PKK'nın Suriye genel sorumlusu Sofi Nurettin kod isimli terörist, Irak'ın kuzeyinde gerçekleştirilen operasyonla etkisiz hale getirilmiştir. PKK'nın en üst düzey yöneticilerinden olan Suriye kökenli bu terörist, uzun süre örgütün sözde silahlı kanadının sorumluluğunu yürütmüş, ardından da Suriye'deki faaliyetlerin başına geçmiştir. Türkiye'ye yönelik pek çok kanlı eylemin faili olan bu terörist, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında askerlerimize karşı yapılan pek çok saldırının da sorumlusudur. Gara Operasyonu sırasında 13 masum insanımızın şehit edilmesi talimatını verenlerden biri yine bu teröristtir. İstihbarat başkanlığımızın ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği operasyonla etkisiz hale getirilen Sofi Nurettin'in durumu, PKK/KCK ile PYD/YPG'nin aynı örgüt olduğu gerçeğini, inkarı mümkün olmayacak şekilde bir kez daha ortaya koymuştur. PKK-YPG'nin Irak'ta ve Suriye'de saklanan elebaşıları ve teröristlerinin tamamını etkisiz hale getirene kadar operasyonlarımız sürecektir. Terör örgütünün bu önemli elebaşının etkisiz hale getirilmesinde görev alan istihbaratçılarımızı ve askerlerimizi tebrik ediyor, her birinin alınlarından öpüyorum. Bu ülkeye ihanet eden, kurşun sıkan, herhangi bir insanımıza zarar veren, hele hele vatanımızın bütünlüğüne, milletimizin birliğine, devletimizin bekasına tehdit oluşturan herkesi aynı akıbetin beklediğini bugün bu millete seslenişte hatırlatıyorum."

"ESKİ TÜRKİYE HASTALIKLARINI HORTLATMA NOKTASINDA MESAFE ALAMAYACAKLAR"
Erdoğan, 19 yıl önce ülkenin yönetimini devraldıklarında, yaptıkları en önemli işlerden birinin de geçmişte terör örgütleri ve ideolojik kavgalar yanında, suç örgütlerinin cirit attığı ülkenin her yerinde huzuru sağlamak olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yürüttükleri kararlı mücadele sayesinde, suç örgütlerini ülkenin ve milletin başına musallat olmaktan tamamen çıkarttıklarını belirterek, şöyle konuştu:
"Demokrasi ve hukuk dışı her araçtan medet umanlar, şimdi yeni arayışlara yönelmişlerdir. Türkiye'yi vesayetin, darbecilerin, gözü doymaz ekonomik tetikçilerin, demokrasiyi hazmedememiş iç ve dış siyaset mühendislerinin her türünden, çetelerin pençesinden nasıl kurtardıysak, bu kirli senaryoyu da aynı şekilde bozacağız. En büyük üzüntümüz, ülkemizde hala çetelerden medet umacak kadar zavallılaşan, küçülen, haysiyet fukarası kişiliklerin olduğunu görmektir. PKK'yı ve onun destekçilerini bile samimi ve açık bir dille kınamaktan kaçınanların, çetelerle aynı yolda yürümeye başlamaları karşısında şu gerçeği tekrar hatırlatmak isterim. Terör örgütleri gibi suç çeteleri de zehirli bir yılan gibidir. Onlarla aynı çuvala girerseniz, daha sonra başınıza geleceklere rıza göstermiş olursunuz. Demokrasiye, milli iradeye, hukuka, medeniyetimizin ve tarihimizin üzerimize yüklediği sorumluluklara uygun şekilde çalışmaya, mücadele etmeye, hedeflerimize doğru ilerlemeye devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yollara başvururlarsa vursunlar, eski Türkiye hastalıklarını hortlatma noktasında mesafe alamayacaklar. Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasına da engel olamayacaklardır."
FİLİSTİN'DEN BİZE NE? DİYENLERE YANIT
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ramazan ayının ve Ramazan Bayramı'nın, salgın şartlarının yol açtığı masumluğun yanı sıra Filistin'den gelen acı haberlerin burukluğu içinde geçirildiğini dile getirdi.
"Filistin'den bize ne? Kudüs'ten bize ne?" şeklindeki cehalet ve nefret kokan yaklaşımlara şahit olduklarını belirten Erdoğan, Kudüs'ün sembolü olduğu coğrafyanın, insanlığın en kadim yerleşimlerine ev sahipliği yaptığına dikkati çekti.
Hazreti İbrahim, Hazreti Davut, Hazreti Süleyman ve birçok nebinin o bölgede yaşadığını ve izler bıraktığını anımsatan Erdoğan, "Resuli Ekrem Efendimizin Miraca çıktığı yer Mescid-i Aksa'nın haremindedir. Hristiyanlığın mezheplerinin en önemli kiliseleri Kudüs sınırları içindedir. Hazreti Ömer, Kudüs'ü fethettiğinde Hristiyanların kiliselerine dokunmamış, kendi adını taşıyan camiyi hemen onların bitişiğine kurmuştur. Mescid-i Aksa'nın ilk avlusunun adı, Yavuz Sultan Selim'in 12 bin askeriyle şamdanlarını yakarak, gelip burada kıldığı yatsı namazına atfen 12 bin şamdanlı avlu olarak geçer." bilgisini verdi.
Kudüs'ün bugünkü fiziki görüntüsünün surlarıyla, çarşılarıyla ve diğer pek çok yapısıyla Osmanlı padişahlarının eseri olduğunu hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Peygamberimizin Miraca yükseldiği kayanın üzerinde inşa edilen Kubbet-üs Sahra'nın tepesine Osmanlı'nın diktiği alemi, Kudüs ve pek çok şehirdeki ecdat yadigarı eserler gibi yenileyen yine biz olduk, ecdadımız oldu. Asırlarca ecdadımız bu mübarek beldeyi korumak, iman etmek ve oradaki her dinden insanı huzur içinde yaşatmak için var gücüyle çalışmaktadır. Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale ve Kut'ül Amare'de seferler kazanan Osmanlı, 1917'de Gazze'ye ve ardından Kudüs'e yönelik saldırıları Anadolu'daki Ermeni ve Rum isyanlarının açtığı sıkıntının da etkisiyle karşılamakta zorlanmıştır. Gazze'ye yapılan ilk iki saldırıyı püskürten 30 bin kişilik, çoğu Çanakkale'den gelmiş olan yorgun Osmanlı ordusu, takviye ile asker sayısı 110 bine çıkan ve silah gücü artan düşmanın üçüncü saldırısının ardından çekilmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu savaşlarda iddiaların aksine bölgedeki Filistinli Arapların önemli bir kısmı düşmanın yanında yer almamış, bizimle birlikte mücadele etmiştir. Çekildikten sonra da Kudüs'ü yalnız bırakmadık."

"HASAN ONBAŞI'NIN HATIRASI KUDÜS'Ü SAVUNMAMIZ GEREKTİĞİNİ GÖSTERMEYE YETERLİDİR"
Bir tarihçi gazetecinin Filistin'e ilişkin anısını aktaran Erdoğan, şunları söyledi:
"Merhum bir tarihçi gazetecimiz 1972 yılında yaptığı Kudüs ziyaretinde Mescid-i Aksa'nın avlusunda, başında Osmanlı askeri kalpağı ve sırtında askeri palto kalıntıları olan uzun boylu, kavruk yüzlü bir ihtiyara rastlar. Gazetecimiz bu ihtiyara yaklaşıp Türkçe olarak selam verdiğinde karşısındaki meczup görünümlü kişi, donuk yüzü gülümsemeye dönerek 'Aleykümselam oğul' diye mukabelede bulunur. Sonra gazetecimiz karşısındaki kişinin hikayesini öğrenir. Bu kişi 9 Aralık 1917'den, yani son Osmanlı birliği Kudüs'ten ayrılırken orayı muhafaza etmek üzere bırakılan artçı birliktenmiş. Iğdırlı Hasan Onbaşı o günden beri de Mescid-i Aksa'dan ayrılmamıştır. Evet başka hiçbir şey değilse bile Hasan Onbaşı'nın bu hatırası bize Kudüs'ü her şeyimizle savunmamız gerektiğini göstermeye yeterlidir."
