Beyaz Saray'dan İran için 4 maddelik "imha" operasyonu: Detaylar A Haber'de

Beyaz Saray'dan İran için 4 maddelik "imha" operasyonu: Detaylar A Haber'de

Orta Doğu'da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları tansiyonu zirveye taşıdı. Savaşın 1. ayına girilmesiyle müzakere tartışmaları başladı; ABD, İran ile görüşme olacağını söylerken Tahran iddiaları yalanladı. A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ İran’dan, A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ise Tel Aviv’den son gelişmeleri aktardı.A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz ABD'nin İran ekonomisini çökertecek ve nükleer tesisleri hedef alacak 4 aşamalı askeri harekat planının detaylarını aktardı.

ABD ve İsrail ile İran arasında artan gerilim Orta Doğu'da tansiyonu yükseltti. Karşılıklı saldırı ve misilleme açıklamaları dikkat çekerken, bölgede askeri hareketlilik hız kazandı. İran'ın Tel Aviv'e yönelik füze hamleleri sonrası gelişmeler yakından takip ediliyor. Bölgedeki son durumu A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu İsrail'den, A Haber muhabiri Ekber Karabağ ise Tahran'dan aktarırken, uzman isimler yaşananları değerlendiriyor. İşte Orta Doğu'daki kritik gelişmelerin perde arkası...

İŞTE 23-27 MART TARİHLERİNDE YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

ABD'NİN OLASI HAREKATINDA NÜKLEER TESİSLER VE ADALAR TEHLİKEDE

Orta Doğu’da barut fıçısı patlamak üzereyken, ABD’nin İran’ın kalbine yönelik hazırladığı gizli hava indirme ve amfibi harekat planlarının detayları gün yüzüne çıktı! 82. Hava İndirme Tümeni’nden Delta Force gibi özel birliklerin bölgeye ilerlediği belirtilirken ABD'nin olası işgal senaryosu ise A Haber'de masaya yatırıldı. Terör ve Güvenlik Uzmanı İbrahim Keleş, harita üzerinden İran'ın riskli bölgelerine işaret ederek muhtemel harekat durumunu değerlendirdi. 

İSFAHAN NÜKLEER TESİSLERİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI HEDEFTE

ABD’nin operasyonel hedeflerini harita üzerinde değerlendiren İbrahim Keleş, "İsfahan, Hürmüz ve Hark Adası’na yönelik bir hava indirme operasyonu planlanıyor; özellikle İsfahan çok kritik çünkü nükleer zenginleştirilmiş uranyum büyük ihtimalle orada bulunuyor" ifadelerini kullandı. Bölgedeki kuşatma stratejisine dikkat çeken Keleş, "Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlamak için bölgedeki küçük adalara hava indirme yapabilirler, çünkü denizden geçemedikleri noktada tek çare havadan sızma harekatıdır" sözleriyle stratejik önemi aktardı.

82. HAVA İNDİRME TÜMENİ TEYAKKUZDA: 16 SAATTE OPERASYON!

ABD’nin bölgeye sevk ettiği elit birliklerin kabiliyetlerini analiz eden İbrahim Keleş, "82. Hava İndirme Tümeni yaklaşık 16-17 saatte dünyanın herhangi bir yerine kargo uçaklarıyla ulaştırılabiliyor. Bu tümen, Hark Adası ve Hürmüz hattındaki stratejik noktalara indirilerek bölgeyi kontrol altına almayı hedefliyor" şeklinde konuştu. Keleş, tank tümenlerinin bölgeye getirilmesinin imkansız olduğunu belirterek, "1. Zırhlı Tümen bir tank tümenidir ve bu tankların oraya gelmesi imkansız; bu yüzden operasyon tamamen özel kuvvetler ve paraşütçü birlikler üzerinden yürüyecek" ifadelerini kullandı.

İRAN'DA HAVALİMANI VURULDU: SAHİL ŞERİDİNDE MAYIN ALARMI

İsrail ve ABD’nin son hamlelerini değerlendiren İbrahim Keleş, "Dün İsrail ve ABD, Fars şehrindeki havalimanını hedef aldı. Bu bölge şu an İran ordusu tarafından kullanılıyor ve kıyı şeridindeki mayın döşeme ihtimaline karşı sahil bölgeleri yoğun saldırı altında tutuluyor" sözlerini kaydetti. Keleş, kıyı bölgelerindeki harekatın amacını, "Kıyı bölgelerine yapılan saldırılar, muhtemel bir hava indirmesine karşı koyacak İran Silahlı Kuvvetleri'nin bertaraf edilmesini hedefliyor" diyerek açıkladı.

"UÇAR BİRLİK" HAREKATI: KUVEYT VE BAE ÜSLERİ KULLANARAK SALDIRI YAPABİLİR"

Operasyonun lojistik ve saha planlamasına dair teknik detayları paylaşan İbrahim Keleş, "Hava hücum harekatı dediğimiz helikopterlerle yapılan uçar birlik operasyonları her an başlayabilir. Kuveyt’ten kalkan birlikler Hark Adası’na, Birleşik Arap Emirlikleri’nden havalananlar ise Hürmüz Boğazı’nın arka taraflarına ve Bender Abbas hattına güç aktarımı yapabilir" ifadelerini kullandı. Keleş, bu operasyonların riskine değinerek, "Denizden geçemeyecekleri için Zagros Dağları’nın uygun gördükleri bölgelerine indirme yapacaklar ancak bu durum ABD için büyük zayiat riskini beraberinde getiriyor" şeklinde konuştu.

İRAN’DAN 1 MİLYON ASKERLİK SEFERBERLİĞİ 

İran’ın beklenen saldırıya karşı aldığı devasa önlemleri aktaran İbrahim Keleş, "İran dün itibarıyla bir seferberlik ilan etti ve yaklaşık 1 milyon kişiyi silah altına aldılar. Tıpkı İran-Irak Savaşı’nda olduğu gibi gençler gruplar halinde orduya katılıyor" sözleriyle sahadaki direnci vurguladı. ABD’nin hava indirme planı için tarihi bir uyarıda bulunan Keleş, "İran’ın füze atma kapasitesi yok edilmeden yapılacak bir hava indirme operasyonu, o askerlere 'git kaderini yaşa' demekle aynıdır. Karadan desteklenmeyen bir hava indirme birliği, İran’ın karşı taarruzlarıyla çok kısa sürede yok edilir ve Amerikan askerleri esir alınır" ifadelerini kullanarak sözlerini noktaladı. 

ABD ASKERLERİ BÜYÜK KARA İŞGALİ İÇİN Mİ İRAN'A GELİYOR?

Orta Doğu'da gerilim her geçen gün tırmanırken ABD'nin İran'a "Delta Force" ve "Ranger" gibi özel birliklerini bölgeye göndereceği ortaya çıktı. Körfez'e başlayacak yığınaklanma ile Trump, "Tahran'da yeni bir harekat mı başlatacak?" sorusuna neden olurken A Haber'de Banu El'in sunduğu Arka Plan programına konuk olan Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer ve Gazeteci Abdulkadir Selvi olası harekatın şifreleri deşifre etti. 

ÖZEL BİRLİKLER SAHADA: TANK TÜMENİ PLANI NEDEN ÇÖKTÜ?

Bölgedeki askeri hareketliliğin teknik detaylarını analiz eden Dr. Eray Güçlüer, "Genellikle özel harekat, özel kuvvetler ve özel birimler sahada aktif durumda. Ancak burada bir tek 82. Hava İndirme Tümeni ayrı bir parantez açılması gereken bir güç. İkinci olarak adı geçen 1. Zırhlı Tümen ise tamamen bir tank tümenidir. Bu birimin görev emri alıp buraya gelmesi imkansızdır. Bir zırhlı tümeni oraya getirmek teknik olarak mümkün değil, bu seçeneğin üstüne çarpı atmak lazım" ifadelerini kullandı. 

HAYALET OPERASYONCULAR: RANGER VE KEŞİF BİRLİKLERİ PUSUDA

Harekat sahasındaki gizli unsurları deşifre eden Dr. Eray Güçlüer, "Hızlı görev kuvveti ve deniz piyade keşif birliği muhtemelen şu an harekat sahasında keşif ve gözetleme faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ranger alayı, özel harekat havacılık alayı ve özel kuvvetler olarak adlandırdığımız bu birimlerin tamamı gayrinizami harp harekatlarını yürütebilecek en üst düzey kabiliyete sahip unsurlardır" şeklinde konuştu. 

YEREL KIYAFETLER VE GİZLİ EĞİTİMLER: KİMLİKLERİNİ GİZLİYORLAR

Özel birliklerin sahada nasıl kamufle olduklarını anlatan Dr. Eray Güçlüer, "Bu unsurları sahada fark etmeniz mümkün değil. Yerel kıyafetler giyiyorlar ve o bölgenin dilini konuşuyorlar. Bu konuda özel olarak eğitiliyorlar ve normal askeri kuvvetlerden çok daha farklı bir yapıdalar. Bu tür birimler ya savaş başlamadan hemen önce ya da savaşın en sıcak anında harekata dahil olurlar. Barış zamanında ise daha çok istihbarat teşkilatlarının özel unsurları sahadadır" sözleriyle gizli savaşın boyutlarını aktardı.

AMERİKAN BASINI: 3 AMFİBİ GEMİ VE BİNLERCE ASKER YOLDA

Yığınağın boyutlarını Amerikan basınındaki verilere dayanarak açıklayan Gazeteci Abdulkadir Selvi "Elimizdeki sayılara göre 2 bin 500 deniz piyadesi, 2 bin denizci ve 3 bin paraşütçü sevk edilmiş durumda. Bu çıkarma harekatının 3 amfibi gemiyle yapılması planlanıyor" bilgisini paylaştı. Bu devasa yığınağın ardından İran’ın hamlesi de gecikmedi. Tahran’ın seferberlik ilanını yorumlayan Selvi, "İran dün itibarıyla bir seferberlik ilan etti ve orduya katılım çağrısı yaptı. Tıpkı 8 yıl süren İran-Irak Savaşı’nda olduğu gibi gençler gruplar halinde orduya yazılmak için başvuruyor. Duyduğumuz rakamlara göre 1 milyon kişiyi silah altına almış durumdalar" dedi.

HAVA GÜCÜNÜN EZİCİ ETKİSİ VE KARA UNSURLARININ RİSKİ

Devasa orduların hava desteği olmadan büyük risk altında olduğunu vurgulayan Dr. Eray Güçlüer, "İran 1 milyon kişiyi silah altına alabilir ancak yoğun bir hava gücü karşısında, eğer hava savunma desteği yoksa bu unsurlar çok kısa sürede yok olur. Hava gücünün o ezici ateş gücü kara unsurları üzerinde yok edici bir etkiye sahiptir" uyarısında bulundu. Güçlüer aynı riskin ABD için de geçerli olduğunun altını çizerek, "ABD bir kara harekatı yapıp Hark Adası’na çıktığında, İran’ın füze menzili içerisine girecek. Eğer İran’ın füze atma kapasitesi ortadan kaldırılmadan bir saldırı yaparlarsa, sonuç alamazlar ve çok büyük zayiat verirler" şeklinde konuştu.
 

ABD'DEN 4 MADDELİK "DARBE" PLANI

Amerika Birleşik Devletleri’nde diplomasi trafiği yerini askeri senaryolara bırakıyor. A Haber Washington Muhabiri İrfan Sapmaz, "Genel kanı Amerika Birleşik Devletleri’nde kesinlikle bu anlaşmayla Amerika’nın İran’ın bir yere varmasının mümkün olmadığı, onun için de şu anda B planı üzerinde duruluyor," ifadelerini kullandı.

Sapmaz, bu planın amacının sadece bir baskı unsuru değil, İran’a indirilecek son bir darbe hazırlığı olduğuna dikkat çekerek, "Yani son bir darbe indirilmeye çalışılıyor, özellikle ona değinmek istiyorum," sözleriyle bölgedeki sıcak temas ihtimalinin ne kadar yakın olduğunu vurguladı.
 

DİPLOMASİ MASASINDA EL GÜÇLENDİRME VE PAKİSTAN TRAFİĞİ
Washington yönetimi, bir yandan askeri seçenekleri masada tutarken diğer yandan müzakerelerde elini en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor. Planlamaların genel amacını değerlendiren İrfan Sapmaz, "Bu planların genel amacı şu an itibarıyla müzakerelerde ABD’nin elini güçlendirmek, yani bu barış görüşmeleriyle," dedi. Öte yandan, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Pakistan ziyaretine ilişkin belirsizliğin de bu askeri hareketlilikle bağlantılı olduğu belirtiliyor. Sapmaz, "Şu anda henüz net değil, onun için de Pentagon ve ABD’deki istihbarat topluluğu Donald Trump’ın önüne 4 ana seçenek koymuş vaziyette," diyerek Beyaz Saray’daki kritik bekleyişi aktardı.
İLK HEDEF EKONOMİK CAN DAMARI: KHARK ADASI KUŞATMASI
Pentagon’un hazırladığı senaryoların ilk ve en yakıcı aşaması, İran’ın ekonomik varlığına darbe vurmayı amaçlıyor. İrfan Sapmaz, operasyonun ilk adımını, "Birincisi Khark adasını ele geçirmek ve tamamıyla abluka altına almak. Malum bu İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını yöneten kilit bir petrol terminali," sözleriyle açıkladı. Bu stratejik hamleyle İran ekonomisine ağır bir darbe vurulmasının planlandığını belirten Sapmaz, adanın ele geçirilmesinin Tahran yönetimi için tam bir yıkım olacağını ifade etti.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA ASKERİ DÜĞÜM: LARAK ADASI OPERASYONU
Operasyonun ikinci aşaması, bölgedeki askeri dengeleri tamamen değiştirmeyi hedefliyor. Larak Adası’nın stratejik önemine değinen İrfan Sapmaz, "Larak adasını kontrol altına almak istiyorlar. Hürmüz Boğazı’nda bulunan İran askeri üsleri, radar sistemleri ve sivil gemilere saldırı yapılabilecek küçük teknelerin bulunduğu stratejik bir ada burası," şeklinde konuştu. Sapmaz, boğaz trafiğini izleme ve kontrol etme açısından kritik olan bu bölgedeki Devrim Muhafızları’na ait tüm askeri noktaların etkisiz hale getirileceğini sözlerine ekledi.
BASRA KÖRFEZİ’NDE İŞGAL SENARYOSU: EBU MUSA ADASI
Üçüncü aşamada ise doğrudan bir işgal senaryosu öne çıkıyor. Basra Körfezi’ndeki İran kontrolünü kırmayı amaçlayan hamleyi aktaran Sapmaz, "Üçüncüsü Ebu Musa adasını işgal etmek tamamıyla. Basra Körfezi’nden çıkan gemiler üzerindeki İran kontrolünü sağlayan bu ada son derece önemli malum," dedi. Adanın stratejik konumuna ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de hak iddia ettiği bölgedeki gerilime dikkat çeken Sapmaz, boğaz girişine yakın bu noktanın ele geçirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
DENİZDE SICAK TAKİP VE PETROL AKIŞININ KESİLMESİ
Dördüncü senaryo ise doğrudan deniz ticaretini ve tanker trafiğini hedef alıyor. Bölgedeki hareketliliğin boyutlarını anlatan İrfan Sapmaz, "Dördüncüsü İran petrolü taşıyan gemileri doğrudan durdurmak ve kontrol altına almak. Tanker trafiğini hedef alan operasyon, petrol akışını keserek ekonomik baskıyı artırmak," ifadelerini kullandı. Bu adımın, İran’ın küresel piyasalara erişimini tamamen engellemeye yönelik bir kuşatma olduğu belirtiliyor.

NÜKLEER TESİSLERE KARA HAREKATI: URANYUM OPERASYONU
Senaryoların en tehlikeli ve en son aşaması ise İran’ın nükleer kapasitesini doğrudan hedef alıyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin bu noktada yoğunlaştığını belirten İrfan Sapmaz, "Sonuncusu beşincisi, hiç şüphe yok hep üzerinde durduğumuz şey uranyumu ele geçirmek. Nükleer tesislerdeki bu uranyumu kara birlikleriyle ele geçirme planı var," dedi. Bu amaçla özel birliklerin bölgeye sevk edildiğini ve büyük bir hareketlilik yaşandığını aktaran Sapmaz, "Özel birliklerin bölgeye hareketliliği sürüyor diyebiliriz kısacası," şeklinde konuştu.
 

TARİHİ UYARI: 'AFGANİSTAN HEZİMETİ' VE TAHRAN HATIRLATMASI
Deneyimli muhabir İrfan Sapmaz, olası bir kara savaşının sonuçları konusunda tarihi bir uyarıda bulundu. Trump yönetiminin böyle bir maceraya atılmasının büyük bir risk olduğunu belirten Sapmaz, "Bu bana 6 yıl boyunca izlediğim Sovyetler Birliği’nin Afganistan işgalini hatırlatıyor işin açıkçası. Çok büyük bir hezimete uğrayacaklar," sözleriyle dramatik bir tablo çizdi. Olası bir kara işgaline ihtimal vermediğini de belirten Sapmaz, "Tahran’ı inanılmaz şekilde bombalayarak tüm noktaları ve olası bir indirmeyle çeşitli yerlerden bir kara harekatının Tahran’a yönelik başlamasına ben çok fazla ihtimal vermiyorum," diyerek Trump’ın asıl hedefinin askeri bir yıkımdan ziyade bir "zafer fotoğrafı" olduğunu ifade etti.
 

SIZINTI HABERLERİN PERDE ARKASI: İRAN ÜZERİNDEKİ PSİKOLOJİK BASKI
Pentagon ve Beyaz Saray kaynaklı sızıntıların birer psikolojik harp unsuru olduğunu belirten Sapmaz, Axios, Politico ve NBC gibi mecralara sızdırılan bilgilerin tek bir amacı olduğunu vurguladı: "Bu sızdırılan haberlerin tek bir amacı var; İran üzerindeki baskıyı artırmak."

JD Vance’in bu hafta sonu yapacağı olası Pakistan ziyareti gerçekleşmezse operasyon sinyallerinin çok daha güçleneceğini belirten Sapmaz, "Bu demektir ki bir operasyon geliyor," diyerek bölgedeki ateş hattının her an ısınabileceği uyarısında bulundu.

 

İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANI'NDAN İTİRAF: ORDUMUZ ÇÖKÜYOR

İşgalci İsrail'de siyaset ve ordu koridorları hiç olmadığı kadar karışık. Katil Netanyahu'nun sözcüsünün istifasıyla patlak veren skandallar zinciri, 7 Ekim saldırılarının önceden bilindiğine dair sarsıcı ses kayıtlarıyla yeni bir boyut kazandı.

Bir yandan Genelkurmay Başkanı Zamir'in "İsrail ordusu çöküyor" çığlığı, diğer yandan 14 yaşındaki çocuklara kadar uzanan "İran casusu" paranoyası Tel Aviv'i esir almış durumda. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, kaosun merkezinden işgal rejimini temelinden sarsan o karanlık detayları deşifre etti.

GENELKURMAY BAŞKANI’NDAN TARİHİ İTİRAF: "ORDUMUZ ÇÖKÜYOR"

İsrail ordusunun içinde bulunduğu derin krizi ilk ağızdan gelen açıklamalarla değerlendiren Emine Kavasoğlu, "Birinci ağızdan çok çarpıcı bir açıklama geldi. Genelkurmay Başkanı Zamir, 'İsrail ordusu çöküyor' diyor. Güvenlik toplantısında 10 tane kırmızı bayrak kaldırdığını söyleyerek, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin çökeceğini, yedek kuvvetlerin bu sahnelere daha fazla dayanamayacağını belirtti" ifadelerini kullandı.

Kavasoğlu, ordudaki personel krizine dikkat çekerek, "465 bin yedek asker var ve görev süreleri çok ağır. Psikolojik olarak bunu kaldırmaları mümkün değil, orduda 36 aylık zorunlu askerlik yasasının bir an önce çıkarılması isteniyor" sözleriyle askeri kanattaki paniği aktardı.

NETANYAHU HAKKINDA ŞOK KAYIT: "ÖLDÜRMEK İÇİN YAŞIYOR"

Netanyahu'nun istifa eden sözcüsünden sızan ses kayıtlarının İsrail medyasında deprem etkisi yarattığını belirten Kavasoğlu, sarsıcı iddiaları şu cümlelerle paylaştı:

"İstifa eden sözcü Zivakmon'un kayıtlarında Netanyahu hakkında 'Sadece ve sadece öldürmek için yaşıyor' dediği duyuluyor. Ayrıca Netanyahu'nun 7 Ekim saldırılarından önceden haberi olduğuna dair iddialar var. Zivakmon, 'Mısırlılar elindeki kayıtları bir an önce yayınlamalıdır. Bu kayıtlar Netanyahu'nun 7 Ekim'den önce uyarı aldığını gösteriyor' şeklinde konuştu."

HAREDİ KRİZİ VE SİYASETTE ÇATLAK

İsrail meclisi Knesset'in askerlikten muafiyet konusuyla çalkalandığını ifade eden Emine Kavasoğlu, "Bir sürü asker hayatını kaybederken Haredilere ek bütçe ayırıp onların askere gitmesine engel olunması büyük tepki çekiyor. Zamir'in ordunun çöküşüne dair uyarılarının ardından muhalif kesim, Haredilerin bir an önce askere alınması gerektiğini yüksek sesle dile getirmeye başladı. Askerlik süresi uzatılmadığı için yedeklerle bu işin sürdürülmesinin mümkün olmadığı vurgulanıyor" ifadelerini kullandı.

DEMİR KUBBE DELİNDİKÇE PARANOYA ARTIYOR: 14 YAŞINDAKİ CASUS İDDİASI

İsrail'in hava savunma sistemlerindeki zafiyetin toplumda bir paranoyaya dönüştüğünü kaydeden Kavasoğlu, "Demir Kubbe başarısız oldukça 14 yaşında bir çocuğun bile ajanlık yapabileceğine dair bir korku başladı. Daha önce bir askerin Demir Kubbe bataryalarının yerini sızdırdığı iddiasıyla iddianame hazırlanmıştı, şimdi ise 14 yaşında bir çocuğun bin 160 dolar karşılığında askeri karargahların fotoğraflarını çekip İranlılara gönderdiği iddiasıyla gözaltına alındığı belirtiliyor" sözleriyle bölgedeki güvenlik bunalımını aktardı.

İRAN’IN FÜZE GÜCÜ VE İSRAİL’DEKİ KARGAŞA

İran'ın saldırı kapasitesi hakkında İsrail yönetiminin yaptığı çelişkili açıklamalara değinen Emine Kavasoğlu, "Önce İran'ın füze kapasitesini bitirdik dediler ancak füzelerin zarar verdiğini görünce 'azalttık ama hala saldırabilirler' noktasına geldiler. Sahadaki baskıyı siyasi arenada saçma sapan noktalara sürüklemiş durumdalar. Hem ordu tarafında hem de Netanyahu kanadında inanılmaz bir kargaşa ve karmaşıklık hakim" şeklinde konuştu. Kavasoğlu, İsrail’in hem içeriden hem dışarıdan büyük bir yıkımla karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

TEL AVİV'E İRAN FÜZELERİ YAĞIYOR: DEMİR KUBBE ÇARESİZ

Orta Doğu'da gerilim tavan yaptı. İran’ın misilleme saldırılarıyla sarsılan İsrail’de sirenler onuncu kez çalarken, füzeler Tel Aviv başta olmak üzere birçok bölgeyi hedef aldı. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Demir Kubbe’nin çaresiz kaldığı anları ve Netanyahu’nın 48 saatlik “imha” talimatının perde arkasını aktardı.

SİRENLER 10 KEZ ÇALDI: GÖKYÜZÜNDEN ÖLÜM YAĞIYOR

Saldırıların şiddetini ve bölgedeki son durumu aktaran Emine Kavasoğlu, "Bugün sirenler hiç susmadı, onuncu kez çaldı. Sabah 7'den bu yana hiç aralıksız bir şekilde saldırıları devam ediyor İran'ın, misillemeleri devam ediyor. Birkaç dakika önce de yeniden Tel Aviv başta olmak üzere İsrail'in pek çok noktası için uyarı verildi" ifadelerini kullandı.

Gökyüzündeki sıcak teması bizzat tanıklık ederek anlatan Kavasoğlu, "Hemen üzerimizde bir füze imha edildi ve pek çok noktada da yine o füze parçalarının düşmüş olduğunu söyleyelim. 12 ayrı noktaya füzelerin parçaları düştü" sözleriyle dehşetin boyutunu gözler önüne serdi.

NETANYAHU’DAN 48 SAATLİK İMHA TALİMATI

Müzakere masası beklenirken saldırıların dozunun artmasına dikkat çeken Kavasoğlu, "Herkes bir müzakere beklerken İran belki de bugün olası bir müzakere öncesinde saldırıları yoğunlaştırmış gözüküyor. Çünkü hatırlayacaksınız dün Netanyahu 48 saat boyunca İran'ın tüm askeri noktalarının hedef alınması talimatını vermişti orduya" şeklinde konuştu.

Bölgeye akan devasa askeri desteği de açıklayan Kavasoğlu, "Savaşın başladığı günden bugüne 8 bin ton askeri mühimmatın İsrail'e ulaştırıldığı bilgisi paylaşıldı. Cumartesiye kadar İsrail İran'a ateş olup yağmaya devam edecek" diyerek kritik süreci işaret etti.

LÜBNAN SINIRINDA İŞGAL PLANI GENİŞLİYOR

İsrail’in sadece İran ile değil, kuzey sınırında da büyük bir hazırlık içinde olduğunu belirten Emine Kavasoğlu, "Kuzey bölgesi bugün ve özellikle dün akşam saatlerinden bu yana yoğun bir ateş altında. 600 kez hedef alındı kuzey bölgesi İran ve İsrail'le birlikte. İsrail, fiili kuzey sınırını 8 kilometre uzatma kararı aldı" bilgisini paylaştı.

İşgalin boyutlarına dair teknik detayları aktaran Kavasoğlu, "18 askeri üs kuracak İsrail Lübnan sınırına, işgalini genişletecek gibi görünüyor. Bu gece çok daha uzun olacak" sözleriyle yaklaşan tehlikeye vurgu yaptı.

DEMİR KUBBE EFSANESİ ÇÖKTÜ: HALKTA BÜYÜK PANİK

İsrail halkının yaşadığı güvenlik krizini ve psikolojik çöküşü anlatan Kavasoğlu, "Burası Demir Kubbe'ye güvenerek hayatını süren bir halktı. Şimdi Demir Kubbe'nin artık her daim müdahale edemediğini gördüler. En güvenli denen Dimona'da o güvenin nasıl yerle bir olduğunu gördüler" ifadelerini kullandı.

Sokaklardaki kaos anlarını betimleyen Kavasoğlu, "Sirenler çaldığı anda yolda giden arabalar 150 ile de gidiyorsa, 200 ile de gidiyorsa hemen yolun kenarına çekiyorlar ve zaman zaman bu yüzden çok büyük kazalar oluyor. Herkes en yakın duvarın altına kendisini korumak için eğiliyor" şeklinde konuştu.

İRAN PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜĞÜ ELE GEÇİRDİ

Savaşın sadece sahada değil zihinlerde de sürdüğünü belirten Emine Kavasoğlu, "İran eğer ciddi anlamda bir yıkım gerçekleştirmemiş bile olsa burada, bu psikolojik üstünlüğü çoktan ele geçirmiş durumda. Bizim için bile bu yayını yapmak yıpratıcı bir şeyken, İsraillilerin alışık olmadıkları bir şeyle nasıl yaşamak zorunda oldukları onlarda nasıl bir psikolojik sıkıntı yaratabilir, bunu izleyicilerin tahminine bırakalım" sözleriyle bölgedeki ağır atmosferi özetledi. 

BEYAZ SARAY’DA NETANYAHU ÇATLAĞI VE SKANDAL İDDİALAR

Dünya, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerilime kilitlenmişken, Beyaz Saray ve Pentagon koridorlarından sarsıcı bilgiler gelmeye devam ediyor. A Haber muhabiri İrfan Sapmaz, Donald Trump’ın İran konusunda içine düştüğü "bataklığı" ve çıkış stratejilerini tek tek deşifre etti.

Trump’ın askeri baskıyı artırırken bir yandan da masaya oturma sinyalleri verdiği, NATO’nun ise bu süreçte ABD’yi yalnız bıraktığı belirtiliyor. İşte Washington hattındaki o sıcak çatışmanın ve diplomatik satranç hamlelerinin perde arkası

TRUMP’IN STRATEJİSİ: İÇERİYE MESAJ DIŞARIYA ASKERİ BASKI

Süreci değerlendiren İrfan Sapmaz, "Donald Trump'ın yaptığı İran'la ilgili tüm açıklamalara baktığımız zaman çok yeni bir şey yok. Artık Donald Trump bir zemin oluşturmaya çalışıyor. İşte Pete Hegseth de onun konuşması üzerine İran üzerindeki baskıları askeri anlamda artırarak bu işi noktalamaya çalışıyorlar, bitirmeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklamalarının hedef kitlesine dikkat çeken Sapmaz, "Donald Trump konuşmaların hepsinde Amerikan toplumuna mesaj veriyor. Her ne kadar 'dünyanın süper gücüyüz' mesajı verirken esas vermek istediği mesaj içeriye yönelik. Çünkü petrol fiyatları artık Trump açıklamalarından etkilenerek aşağıya inmiyor" sözleriyle durumu aktardı.

JD VANCE PAKİSTAN YOLCUSU MU? 5 GÜNLÜK KRİTİK SÜREÇ

Diplomatik kulislerdeki hareketliliği aktaran Sapmaz, "48 saatlik süreyi 5 güne uzattı. JD Vance'in Başkan Yardımcılığı uçağı hazırlanmış vaziyette. Her an büyük ihtimalle Pakistan'a gidebilir yönünde haberler var" şeklinde konuştu.

JD Vance isminin stratejik önemine vurgu yapan muhabirSapmaz, "İran, JD Vance'in Magacılar üzerinde çok etkili olduğunu biliyor. Vance üzerinden Magacıları da İran'ın yanına çekme çabası olarak değerlendiriyorum bunu. Magacılar 'Bu Amerika'nın savaşı değil, bu İsrail'in savaşı' diyerek Netanyahu'nun Amerika'yı bataklığa çektiğini düşünüyorlar" ifadelerini kullandı.

"TRUMP AMERİKA’YI BİR BATAKLIĞIN İÇİNE SOKTU"

ABD’deki genel imajı ve askeri çevrelerin analizlerini paylaşan İrfan Sapmaz, "Tüm analizleri dakika dakika tarıyorum. Genel imaj şu: Donald Trump bir bataklığın içine girdi, Amerika'yı bir bataklığın içine soktu şimdi çıkış yolu arıyor. Onun için de İran daha önce ezik durumdayken bugün psikolojik olarak dünyada hem ABD'ye hem de İsrail'e kafa tutan bir ülke pozisyonunda" sözleriyle tarihi tanıklığını paylaştı. Trump’ın çelişkili tavrına değinen Sapmaz, "Trump bir taraftan kuyruğu dik tutarken, diğer taraftan da 'gelin masaya oturalım' mesajı veriyor" dedi.

NATO ÇATLAĞI: TRUMP YALNIZ MI KALDI?

Müttefikler arasındaki gerilime işaret eden Sapmaz, "Donald Trump müttefiklerine, 'NATO bize yardım etmiyor' diyor. 5. maddeyi hayata geçiremiyor çünkü ABD topraklarına yönelik direkt bir saldırı yok. Bir savaş başlaması durumunda NATO'nun ve Avrupa ülkelerinin arkasında olmaması Donald Trump'ı korkutuyor, ürkütüyor" ifadelerini kullandı.

SIR GİBİ SAKLANAN "DÜŞÜRÜLEN UÇAK" İDDİASI

Askeri çevrelerde konuşulan şok iddiayı dile getiren Sapmaz, "Centcom'dan bir açıklama yok, Trump ve Hegseth bu topa hiç girmiyor. Bir zafiyetin ortaya çıkabileceğini düşündükleri için sessizler. F-35'in arkasından böyle bir uçağın daha düşürülmüş olması iddiaları çok ciddi bir şekilde tartışılıyor. Bu durum ABD'nin istediği yönde hareket edemediği yorumlarına neden oluyor" şeklinde konuştu.

İRAN'DAN "İŞGAL"E SERT UYARI: BÖLGEYİ CEHENNEME ÇEVİRİRİZ

Sıcak bölgede yeni bir gelişme olmadığını, İranlı yetkililerin daha önce de benzer tavırları sergilediğini belirterek söze başlayan A Haber Tahran Muhabiri Ekber Karabağ, "Resmi Tasnim haber ajansının bir bilgi kaynağına dayandırarak aktardığına göre, Amerika Birleşik Devletleri'nin sunduğu 15 maddeye karşılık İran da kendi sert yanıtını verdi. İran’ın bu yanıtındaki temel talepler; kendisine yönelik hiçbir saldırının olmaması, bölgedeki vekil gruplara yönelik operasyonların durdurulması ve tüm bunlar için uluslararası bir güvence verilmesidir" ifadelerini kullandı.

Karabağ, İran'ın sadece güvenlik değil, aynı zamanda ekonomik bir bedel de istediğini vurgulayarak, "İran tarafı sürekli olarak tazminat meselesinin altını çiziyor ve bu taleplerinden geri adım atmayacağını açıkça beyan ediyor" şeklinde konuştu.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA MUTLAK HAKİMİYET VE STRATEJİK KONTROL
Dünya ekonomisinin can damarı olan Hürmüz Boğazı’nda İran’ın kontrolü tamamen elinde tuttuğunu belirten Ekber Karabağ, "İran, an itibarıyla Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde bulundurduğunu ve bundan sonraki süreçte de burası için benzer bir statünün geçerli olması gerektiğini savunuyor. İranlı yetkililer geçtiğimiz günlerde defalarca bu stratejik noktanın kırmızı çizgileri olduğunu vurguladılar" sözleriyle aktardı. Karabağ, bölgedeki bu hakimiyetin sadece bir savunma değil, aynı zamanda bir gövde gösterisi olduğunu ifade etti. 

BEYAZ SARAY’A GÜVEN SIFIR: "ALDATMACA POLİTİKASI İZLİYORLAR"
Tahran yönetiminin ABD ile yapılacak herhangi bir görüşmeye şüpheyle yaklaştığını kaydeden Ekber Karabağ, "İran, Amerika Birleşik Devletleri ile yapılan görüşmelere hiçbir şekilde güvenmiyor. Tahran’a göre ABD, yeni saldırılar organize etmek için sadece zaman kazanmaya çalışıyor. Kendisini dünyada 'barışçıl' gibi göstermeye çalışan Washington’ın, 'ben masaya oturmak istedim ama İran kabul etmedi' diyerek bir aldatmaca politikası izlediği düşünülüyor" şeklinde konuştu. Karabağ ayrıca bu hamlenin ekonomik bir boyutu olduğunu da belirterek, "ABD’nin bu teklifi gündeme getirmesindeki asıl amacın petrol fiyatlarını düşük tutmak olduğu yönünde İran’dan ciddi açıklamalar geliyor" ifadelerini kullandı. 

MÜZAKERE DEĞİL DİRENİŞ: "KOMŞU ÜLKELER ÜZERİNDEN MESAJLAŞIYORUZ"
Resmi düzeyde bir müzakere masasının kurulmadığını vurgulayan Ekber Karabağ, "İran Meclis Başkanı Kalibaf ve diğer yetkililer, ortada herhangi bir müzakere veya diyaloğun söz konusu olmadığını belirtiyor. Bazı dost ve komşu ülkeler üzerinden ABD’den mesajlar geldiğini, İran’ın da bu mesajlara yanıt verdiğini ancak bunun adının müzakere olmadığını söylüyorlar. Şu an için tek bir odak noktaları var; o da savunma ve direniş hattını korumak" sözleriyle durumu özetledi. 

TAHRAN SOKAKLARINDA SAVAŞ ATMOSFERİ VE FÜZE POSTERLERİ
Tahran’ın en hareketli meydanlarından biri olan Valiasr Meydanı’ndan bildiren Ekber Karabağ, bölgedeki atmosferi şu sözlerle aktardı: "Her gece bu meydanlarda savaş hazırlığı yapılıyor. Valiasr ve Vanak meydanları gibi kritik noktalarda insanlar toplanıyor. Meydanlardaki posterler ise durumun ciddiyetini özetliyor; hem yeni yılı hem Ramazan’ı simgeleyen görsellerin yanında, İsrail’e doğru giden İran füzelerinin sergilendiği devasa posterler var. Halkın genel kanısı net: Kimse müzakere masasına oturulmasını istemiyor, herkes bu işin sonuna kadar gitmesini ve 'işin bitirilmesini' bekliyor." 

KOMUTANLARDAN SERT UYARI: "AMERİKALILAR ÖLMEK İSTİYORSA BEKLİYORUZ"
İranlı askeri kanadın restini de dile getiren Ekber Karabağ, "Eski Devrim Muhafızları Komutanı Muhsin Rızai, 'Eğer Amerikalılar, İsrailliler için ölmek istiyorlarsa biz onları bekliyoruz' diyerek sıcak temas mesajı verdi. Meclis Başkanı Kalibaf ise isim vermeden bazı bölge ülkelerini uyararak, bu ülkelerle işbirliği yapılıp İran adalarının işgal edilmesine kalkışılırsa, o bölgeleri onlara cehenneme çevireceklerini ifade etti" dedi. Karabağ, İran'ın gemilerle yapılacak bir işgal girişimine karşı Hürmüz Boğazı'ndan geçecek her türlü unsuru batırmaya hazır olduğunu da ekledi. 

SAVAŞIN SEYRİ DEĞİŞTİ: HEDEF ARTIK HÜRMÜZ'Ü AÇABİLMEK
Savaşın başındaki dengelerin tamamen altüst olduğunu vurgulayan Ekber Karabağ, "ABD başlangıçta İran'ın füze kapasitesini yok etmek ve Körfez'de seyir sefer güvenliğini sağlamak istiyordu. Ancak bugün gelinen noktada durum tamamen tersine döndü. Artık 'Hürmüz'ü nasıl açarız?' derdine düşmüş durumdalar. Çünkü Hürmüz zaten açıktı ancak İran’ın stratejik hamleleri sonrası kontrol tamamen Tahran’a geçti" ifadelerini kullandı. 

İSRAİL’E NÜKLEER DARBE İDDİASI VE SAHADAKİ ÜSTÜNLÜK
İran’ın askeri operasyonlardaki son durumu hakkında da bilgi veren Ekber Karabağ, "İran tarafı, son saldırılarda İsrail’deki nükleer tesislerle bağlantılı stratejik alanları vurduklarını iddia ediyor. 27 gündür devam eden bu süreçte İran’ın savunmayı ve saldırıyı çok etkili bir şekilde yürüttüğü ve sahada üstün konuma geçtiği Tahran'daki genel kanı olarak öne çıkıyor" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

TRUMP’IN DİPLOMASİ ZEMİNİ SORGULANIYOR

Bölgedeki belirsizliklerin süreci yönetmeyi zorlaştırdığını A Haber ekranlarında belirten Prof. Dr. Murat Yeşiltaş, "Bu soruya cevap vermek kolay değil, bir çerçeve çizmek mümkün gözükmüyor çünkü sürecin temel oturduğu zemin bakımından çok fazla belirsizlik ve bilinmeyen var. Özellikle ABD tarafında Trump’tan gelen açıklamalar üzerine diplomatik bir süreç zemini inşa etmek mümkün değil çünkü Trump’ın kar alma süreçlerine ne kadar hakim olduğu ve kurumların önceliklerinin neler olduğu konusunda ciddi bir soru işareti var" ifadelerini kullandı.

İSRAİL VE KÖRFEZ ÜLKELERİNİN "ZAYIF İRAN" STRATEJİSİ

Bölgesel aktörlerin savaşa bakış açısını değerlendiren Yeşiltaş, "İsrail’in en açık pozisyonu, bu savaşın İran’ı mümkün olduğu kadar zayıflatarak sona erdirilmesidir. Körfez tarafında ise Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Bahreyn gibi ülkelerin diplomatik bir zemin üzerinden süreç yönetimini çok istekli şekilde desteklemediklerini görüyoruz. Bir gün yapılan açıklamanın ertesi gün yalanlandığı bir belirsizlik sarmalı içindeyiz" sözleriyle bölgedeki karmaşık diplomatik trafiğe dikkat çekti.

SAVAŞIN AĞIR MALİYETİ: F-35 VE ÜS İDDİALARI

Savaşın sadece siyasi değil, askeri ve ekonomik faturasının da her geçen saniye arttığını vurgulayan Yeşiltaş, "ABD’nin Körfez’deki üslerinin delik deşik olduğu, her ne kadar gizlenmeye çalışılsa da bazı noktalarda ciddi tahribatların yaşandığına dair iddialar var. İran semalarında bir F-35’in vurulduğu Centcom tarafından kabul edildi; F-15 ve F-18’lerin vurulduğu iddiaları ise henüz ABD tarafından onaylanmış değil. Savaşın maliyeti arttıkça, bu durumun küresel ekonomiyi bir darboğaza sokma ihtimali de artıyor" dedi.

TRUMP’IN YENİ MOTTOSU: "MAKE AMERICA SAFE AGAIN"

ABD iç siyasetindeki anketlerin Trump’ı zorladığını belirten Yeşiltaş, "Trump’ın görev onayının tarihsel olarak en düşük seviyede olduğunu görüyoruz. Trump çok sonuç odaklı bir siyasetçi ve bu anketleri gördüğünde kendisini güvende hissetmesi mümkün değil. 'Make America Safe Again' mottosunu gündeme getirmelerinin sebebi de halkı İran kaynaklı bir tehlike altında olduklarına ikna etme çabasıdır. Ancak ABD kamuoyunda Filistin’e desteğin artması ve İsrail’e desteğin azalması Trump için ciddi bir maliyet oluşturuyor" değerlendirmesinde bulundu.

KÖRFEZ EKONOMİSİ VE 2030 VİZYONU TEHLİKEDE

Olası bir askeri çatışmanın Körfez ülkelerinin geleceğini karartabileceğini ifade eden Yeşiltaş, "Savaş sadece İran’da olmuyor; Riyad’da, Doha’da, Kuveyt’te ve Irak’ta da hissediliyor. Bugün bir yatırımcı olsanız, risk hesaplamalarınızda Birleşik Arap Emirlikleri’ni büyük veri merkezinizin yerleşkesi haline getirir miydiniz? Asla getirmez idiniz. İran’ın su arıtma tesislerini hedef alma kabiliyeti bile Körfez ülkelerinde yaşamın durduğu kaotik bir ortam oluşturabilir. Bu gereksiz savaşın bedelini ve maliyetini küçük ülkeler ödüyor" sözleriyle küresel ekonomi üzerindeki potansiyel hasarları aktardı.

ORTA DOĞU BARIŞINDA TÜRKİYE'NİN KRİTİK ROLÜ

A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün, İran ve ABD arasında süregelen müzakere çabalarını ve bu sürecin bölgedeki olası yansımalarını değerlendirdi. Akgün, Trump'ın "büyük bir zaferle savaşı bitirme" vaadiyle yola çıkmasına rağmen sürecin çıkmaza girdiğini belirtirken, Türkiye'nin barış için müzakerelerde üstlenebileceği role dikkat çekti.

MÜZAKERE MASASINDA ÇIKMAZ SOKAK

Akgün, ABD ve İran arasındaki müzakere arayışlarının her iki tarafın da "beter pozisyonlarda" olması nedeniyle zorlaştığını ifade ederek, "Amerika Birleşik Devletleri bu savaşı çok kısa bir şekilde bitirebileceğine, büyük bir zaferle bitirebileceğine inanıyordu ki bu savaşı başlattı. Ama bir ay geçti, hala bir zafer söz konusu değil," şeklinde konuştu. İran'da rejim değişikliği, halk ayaklanması veya Kürtlerin ayaklanması gibi beklentilerin boşa çıktığını vurgulayan Akgün, "İran şu anda çok büyük kayıplara uğramış vaziyette, gerek insani açıdan gerekse askeri açıdan. Ancak hala daha savaşını sürdürebiliyor," değerlendirmesinde bulundu.

TRUMP'IN BASKI STRATEJİSİ VE İRAN'IN DİRENİŞİ

Amerikalıların savaşlarda sürekli hatalar yaptığını ve adımlarının sonuçlarını öngöremediklerini belirten Akgün, "İran'da rejim değişmedi. İranlılar zannediyorlar ki Hamaney'i öldürdükleri zaman, onu bunu öldürdükleri zaman bu iş bitecekti. Hayır, bitmiyor, bitmeyecek. Çünkü İran çok köklü geçmişi olan bir ülke," sözleriyle ABD'nin İran'ı yanlış anladığını vurguladı. Akgün, ABD'nin İran'a sunduğu şartların gerçekçilikten uzak olduğunu belirterek, "Amerika Birleşik Devletleri hala daha hedeflerine varamadı ki İran'da daha kötüsünden bahsediyor. Ya da daha kötüsü Tahran'ın, İsfahan'ın yerleşim merkezlerinin bombalanması mı? Su merkezlerinin, elektrik merkezlerinin bombalanması mı?" ifadelerini kullandı. Akgün'e göre, en kötü müzakere bile savaştan iyidir ancak tarafların karşılıklı olarak sertleşen tutumları ve ABD'nin sürekli tehditkâr açıklamaları barış çabalarını baltalıyor.

TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUK ÇABALARI

Türkiye'nin müzakerelerde üstlenebileceği rolün önemine dikkat çeken Akgün, "Türkiye'nin buradaki rolü çok nettir. Türkiye'nin rolüne tarafların daha fazla kıymet vermesi, çabalarına daha fazla zaman ve takdir vermesi gerekiyor," şeklinde konuştu. Pakistan'da kurulacak olası bir müzakere masasının başarı şansının düşük olduğunu belirten Akgün, ABD'nin İran'ı müzakerelere zorlamak için "kara savaşı tehdidini" bir koz olarak kullandığını iddia etti. Akgün, "Bu bir kara savaşı olur mu? Buna çok imkan vermiyorum. Belki kısa süreli bir operasyon gibi görünür ama uzun vadede bu zaten İsrail ve İran arasındaki birbirini yıpratıcı bir savaşa dönüşecek," öngörüsünde bulundu. Akgün, iç siyasette sıkışan Trump'ın ani bir kararla "zafer" ilan edip savaştan çekilebileceğini, bu durumda savaşın İsrail ve İran arasında yeni bir boyut kazanarak devam edeceğini sözlerine ekledi.

BÖLGEDE MÜZAKERE MUAMMASI

Orta Doğu'da sular durulmuyor. Bir yandan İsrail'in saldırıları devam ederken, diğer yandan diplomatik çözüm arayışları hız kesmeden sürüyor. Pakistan'da kurulması gündemde olan müzakere masası ve ABD'nin İran'a sunduğu iddia edilen 15 maddelik plan, bölgedeki dengeleri nasıl etkileyecek? Daily Sabah Yayın Koordinatörü Dr. Mehmet Çelik, A Haber ekranlarında yaptığı açıklamalarda, tarafların uzlaşmaz tutumlarını ve diplomasinin kilitlendiği noktaları değerlendirdi.

MÜZAKERE MASASI MI ÇATIŞMA MASASI MI?

Bölgedeki müzakere arayışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Mehmet Çelik, "Halihazırda bir masa var mı yok mu bunun üzerine büyük bir muamma var ama bunun için girişimlerin olduğu aşikâr," ifadelerini kullandı. Pakistan ve ABD'den gelen açıklamaların, Türkiye'nin de desteklediği bir masa kurulma çabasına işaret ettiğini belirten Çelik, "Ancak İran tarafı, bu sürece 'müzakere' demekten kaçınıyor ve 'bunun adını ne koyalım' şeklinde bir muğlaklık yaşıyor," sözleriyle aktardı. İran'ın, diplomatik girişimleri henüz müzakere olarak tanımlamadığını, ABD'nin ise bu süreci 'müzakere kanalı' olarak sunduğunu ifade etti.

ABD'NİN 15 MADDELİK PLANI 

ABD'nin İran'a sunduğu iddia edilen 15 maddelik planın içeriğine dikkat çeken Çelik, bu planın nükleer programdan tamamen vazgeçilmesi, balistik füze programının sınırlandırılması ve vekil güçlerle ilişkilerin kesilmesi gibi ağır şartlar içerdiğini belirtti. "İran'ın nükleer programından tamamen vazgeçmesi mümkün mü?" diye soran Çelik, "İran belirli bir seviyeye kadar indiririm ama ondan sonrasına karışmaman gerektiğini söylüyor," sözleriyle aktardı. Balistik füze programı ve vekil güçler konusunda da İran'ın taviz vermeye yanaşmadığını vurgulayan Çelik, "Husi'lerden, Irak'taki güçlerden veya Hizbullah'tan vazgeçmesi söz konusu değil," ifadelerini kullandı.

DİPLOMATİK KİLİTLENME VE OLASI SENARYOLAR

Tarafların kendi açılarından taviz verebilecekleri bir noktada olmadıklarını belirten Çelik, "Savaş sürerken öne sürülen maddeler diplomatik kilidi açmaya yeterli değilse savaş devam edecektir," değerlendirmesinde bulundu. Tel Aviv'deki patlamaların ve İran'a yönelik saldırıların da bu durumun bir göstergesi olduğunu ifade eden Çelik, "Herkesin konuştuğu Türkiye'nin buradaki aktif diplomatik çabası. Bu çaba, savaşın başlamasıyla birlikte yeni bir düzlem oluşturdu," sözleriyle aktardı. Trump'ın olası bir pragmatik yaklaşımıyla dondurulmuş İran fonlarının serbest bırakılabileceğini ancak diğer konularda taviz verilmesinin zor olduğunu belirtti. "İran tarafının oradan taviz vermesi kendi sürdürülebilirlikleri açısından hayati bir mesele," ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

NETANYAHU’DAN 48 SAATLİK TAZMİNAT TALİMATI

Orta Doğu’da gerilim hat safhaya çıkarken, İsrail ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar şiddetini artırıyor. Tel Aviv’den sıcak gelişmeleri aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, İran’ın sabah saatlerinde Tel Aviv çevresini vurduğunu, Netanyahu’nun ise saldırıların dozunu artırma talimatı verdiğini bildirdi. Ateşkes umutlarının gölgesinde kalan bölgede, İsrail ordusunun Lübnan’da yeni bir işgal hazırlığında olduğu ve hükümet kanadında üst düzey istifaların yaşandığı öğrenildi.

SABAH SAATLERİNDE TEL AVİV’E ÇİFTE SALDIRI

Bölgedeki son durumu yerinden aktaran Emine Kavasoğlu, “Sakin bir gecenin ardından sabah saat 07.00 sularında İran, tıpkı dün yaptığı gibi iki kez üst üste füze saldırısı gerçekleştirdi. Petah Tikva ve Kfar Kasım bölgelerine isabet eden parçalar nedeniyle en az iki yaralı olduğu bilgisi var” ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, saldırıların ardından büyük bir yıkım olmasa da bölgedeki gergin bekleyişin sürdüğünü sözlerine ekledi.

NETANYAHU’DAN “GÖRÜLMEMİŞ SALDIRI” EMRİ

Diplomasi trafiği ve ateşkes iddialarına rağmen sahadaki tablonun tam tersini gösterdiğini belirten Kavasoğlu, “İsrail medyasında Trump’ın Cumartesi gününe kadar bir ateşkes ilan edebileceği konuşulsa da Netanyahu 48 saat içinde İran’ın tüm askeri tesislerine şimdiye kadar görülmemiş bir saldırı yapılması talimatını verdi” sözleriyle İsrail’in geri adım atmaya niyeti olmadığını aktardı.

LÜBNAN SINIRINDA 2000 ÖNCESİNE DÖNÜŞ SİNYALİ

Kuzey sınırındaki hareketliliğin de had safhada olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, “Lübnan’a yönelik yeni bir harekat planı yapılıyor. İsrail, fiili kuzey sınırını 8 kilometre uzatma kararı aldı. Askeri kontrol noktası sayısı 8’den 15’e çıkarılıyor; bu durum ordunun 2000 yılı öncesine benzer bir işgale hazırlandığını gösteriyor” bilgisini paylaştı. Hizbullah’ın da yüzlerce roketle karşılık verdiğini belirten Kavasoğlu, “Siren sesleri hiç durmadı, ilk kez İsrail medyasında bile askerler arasında yaralılar olduğu bilgisi paylaşıldı” şeklinde konuştu.

İSRAİL HÜKÜMETİNDE SES KAYDI SKANDALI VE İSTİFA

Siyasi cephede yaşanan sarsıntıları da dile getiren Emine Kavasoğlu, “Netanyahu’nun sözcüsü Ziv Agmon dün akşam istifa etti. İstifanın arkasında, Netanyahu’nun 7 Ekim saldırılarından önceden haberdar olduğuna ve sadece öldürmeye odaklandığına dair sızan skandal ses kayıtları var” ifadelerini kullandı. Bu kayıtların ardından İsrail içinde Netanyahu’ya yönelik baskıların arttığı bildirildi.

BELEDİYE BAŞKANLARINDAN NETANYAHU’YA: GÖREVİ BIRAKIN!

Saldırılardan en çok etkilenen kuzey bölgelerindeki yerel yöneticilerin isyan ettiğini söyleyen Kavasoğlu, “Kiryat Shmona ve Ma'alot Belediye Başkanları, ‘Her şeyi yok ettiniz, artık bu olaylarla başa çıkamadığınızı söyleyip görevi bırakmanızın zamanıdır’ diyerek Netanyahu’ya sert tepki gösterdi” sözleriyle bölgedeki toplumsal öfkeyi özetledi.

İŞGAL SENARYOSU NELERİ GETİRİR?

Bölgedeki çatışmaların enerji piyasaları üzerindeki yıkıcı etkisine değinen Uluslararası İlişkiler Uzmanı Halil İbrahim Yıldız, "Şu anda dünya tarihinin görmüş olduğu en büyük petrol şokunu yaşıyoruz. 1970’lerde yaşanan iki petrol şokunun toplamından daha büyük bir arz şokuyla karşı karşıyayız" sözleriyle durumun ciddiyetini ortaya koydu. Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan doğalgaz krizinin Orta Doğu’daki gelişmelerle yeni bir boyuta evrildiğini belirten Yıldız, "Dünya sıvılaştırılmış doğalgaz üretiminin beşte birini gerçekleştiren Katar’daki dev tesisin devre dışı kalması ve onarımının üç yıldan fazla sürecek olması, doğalgaz arzında çok ciddi bir sıkıntı anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.

HÜRMÜZ BOĞAZI VE İŞGAL SENARYOLARI

Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapatılmasının ve bölgedeki stratejik adaların işgal ihtimalinin piyasaları sarstığını aktaran Halil İbrahim Yıldız, "Hürmüz’ün kapatılması ve dokuz ülkedeki 40’tan fazla tesisin hasar alması nedeniyle petrol fiyatları savaş öncesindeki 65 dolar seviyesinden 100 dolara fırladı. Eğer bu işgal senaryoları gerçekleşirse fiyatların 150 dolara çıkması işten bile değil" şeklinde konuştu. Olası bir başarısız askeri harekatın ekonomik sonuçlarının felaket olacağını dile getiren Yıldız, "Brent petrolün varil fiyatındaki her yüzde 10’luk artış, dünya enflasyonuna doğrudan 0.4 puan ekliyor. Bu da dünyayı müthiş bir enflasyon dalgasının beklediğini gösteriyor" sözleriyle tehlikeye dikkat çekti.

GIDA KRİZİ KAPIDA: GÜBRE FİYATLARI EL YAKIYOR

Enerji krizinin doğrudan gıda fiyatlarını tetiklediğini belirten Yıldız, "Körfez bölgesi dünya gübre üretiminin yarısını gerçekleştiriyor. Şu anda gübre üretimi üçte bir oranında azaldı ve fiyatlar yüzde 50 artarak 720 dolara kadar yükseldi" bilgisini paylaştı. Gıda ve tarımın aslında enerji demek olduğunu savunan Halil İbrahim Yıldız, "Traktör demek mazot, sulama demek elektrik, ulaştırma demek akaryakıt demektir. Azotlu gübrenin ana hammaddesi ise doğalgazdır. Eğer bu süreç uzarsa dünya gıda krizi insani bir drama dönüşebilir" ifadelerini kullandı.

PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK VE TEL AVİV’DE SİREN SESLERİ

Tel Aviv semalarında yankılanan siren sesleri ve İran’ın füze saldırılarını da değerlendiren Yıldız, "Savaşın psikolojik boyutu şu an askeri boyutunun önüne geçmiş durumda. Başlarda psikolojik üstünlük ABD ve İsrail tarafındayken, gelinen noktada bu üstünlüğün İran’a geçtiğini görüyoruz" dedi. ABD Başkanı Trump’ın konumuna da değinen Yıldız, "Trump şu anda baskı altında ve seçimler öncesi güven tazelemeye çalışıyor. Ben yaşananların bir blöf olduğuna inanmak istiyorum çünkü hiçbir ekonomi bu çapta bir işgalin sonuçlarını kaldıramaz" sözleriyle barış ve diplomasinin önemine vurgu yaptı.

SAVAŞTA ÜSTÜNLÜK İRAN'A MI GEÇTİ?

İran’ın ABD'nin 'görünmez' dediği 110 milyon dolarlık F-35 savaş uçağını vurması ve ardından Devrim Muhafızları'nın F-18 uçağını vurduklarını açıklaması dikkat çekerken Tahran'ın savaş hattındaki hamleleri dikkat çekiyor. A Haber'e konuk olan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, ABD-İsrail-İran savaşındaki son durumu ve Tahran rejiminin  bölgede gerçekleştirdiği stratejik adımlarını ele alarak çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. 

İRAN’IN ASİMETRİK GÜCÜ VE TEKNOLOJİ TRANSFERİ ÇIKMAZI

İran’ın hava savunma kapasitesini ve müttefikleriyle olan ilişkisini değerlendiren Dr. Anar Ali, "İran’ın zaten çok gelişmiş bir hava filosu yok, hava kuvvetleri anlamında zayıf bir ülke ancak bunu çok ilginç bir yöntemle dengeliyorlar. İran’ın Çin ve Rusya ile çok iyi ilişkileri olmasına rağmen, bu ülkelerden hava savunma sistemi veya hava kuvvetleri anlamında stratejik bir teknoloji transferi süreci gerçekleşmedi; bu durum tamamen müttefiklerin tercihiyle ilgili bir durumdur" ifadelerini kullandı.

HAYALET UÇAĞA DEHŞET DARBESİ: 110 MİLYON DOLARLIK KAYIP

Amerika’nın en güvendiği teknolojinin nasıl sarsıldığını anlatan Dr. Anar Ali, "Savaş başladığından itibaren bir F-35’in zayiat verdiğini görüyoruz. Devrim Muhafızları uçağın vurulma görüntüsünü paylaştı, her ne kadar yapay zeka tartışmaları olsa da Amerika CENTCOM tarafı uçağın zarar gördüğünü ve pilotun güvenli bir şekilde iniş yaptığını kabul etmek zorunda kaldı. 110 milyon dolarlık bir uçağın hasar alması, sadece maddi bir kayıp değil, psikolojik bir eşiğin aşılmasıdır" sözleriyle sahadaki durumu aktardı.

TRUMP’IN 'DALGA GEÇTİĞİ' HAVA SAHASINDA SICAK TEMAS

Trump’ın açıklamalarıyla alevlenen gerilimi yorumlayan Dr. Anar Ali, "Trump ekran karşısına geçip İran hava sahasıyla dalga geçti; 'Elinizi kolunuzu sallayarak geziyoruz, istediğimiz yeri vuruyoruz' dedikten hemen sonra İran sahasında bu olay yaşandı. Bu, düşmanın zayıf tarafını küçümsememeniz gerektiğini gösteren bir ders niteliğindedir. Amerika şu an Trump’ın başkanlığına atıfla 6. nesil F-47 projesi üzerinde çalışsa da, sahadaki gerçekler hayalet uçak efsanesini sarsıyor" şeklinde konuştu.

İSRAİL HAZAR DENİZİ’NDE LOJİSTİĞİ HEDEF ALDI: MAZANDERAN VE GİLAN ALEV ALEV

İsrail’in stratejik hedeflerini deşifre eden Dr. Anar Ali, "Bu olaydan sonra İsrailliler, İran’ın Hazar Denizi kıyısındaki iki eyaletini, Mazanderan ve Gilan’ı hedef aldılar. Bu eyaletler neden önemli? Çünkü İran’ın Rusya ile deniz ticaretini sağlayan limanlar buralarda. İsrail, özellikle Mazanderan Limanı’ndaki Devrim Muhafızları’na ait askeri üsleri ve radar sistemlerini vurarak İran’ın Rusya’dan sağladığı askeri lojistik desteği kesmeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.

7 UÇAKLIK DEV ZAYİAT: AMERİKA VE MÜTTEFİKLERİ KAN KAYBEDİYOR

Sadece uçakların değil, devasa bütçelerin de yerle bir olduğunu belirten Dr. Anar Ali, "Şu ana kadar toplamda 6-7 uçağa ya zarar verildi ya da düşürüldü. Irak’ta 20 milyon dolarlık bir Black Hawk helikopteri, Kuveyt’te dost ateşi olduğu iddia edilen ama İran’ın üstlendiği 90 milyon dolarlık üç adet F-15 uçağı ve yine Irak’ta 40 milyon dolarlık bir KC-135 yakıt ikmal uçağı vuruldu. Bu kısıtlı imkanlarla verilen devasa bir hasardır" sözleriyle askeri kayıpların listesini paylaştı.

SAVAŞ TARİHİNDE YENİ ÇIĞIR: UKRAYNA’DAN TAYVAN’A ASİMETRİK DİRENİŞ

Gelecekteki küresel çatışmalar için bu sürecin bir laboratuvar olduğunu vurgulayan Dr. Anar Ali, "Bu savaş bize askeri tarihte çok önemli ipuçları veriyor. Küresel güçlere karşı simetrik olarak duramasanız bile asimetrik yöntemlerle direnme imkanınızın ne kadar fazla olduğunu görüyoruz. Ukrayna’da başlayan bu süreç, yarın Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir saldırısında da karşımıza çıkacaktır. Artık küresel güçlerin her istediğini kolayca yapabildiği o dönem kapanıyor" şeklinde konuştu. 

İRAN HÜRMÜZ SİLAHINI ÇEKTİ: NE OLACAK?

Dünya, Orta Doğu’da sıcak temas ve topyekûn savaş ile derin bir krizle yüzleşirken perde arkasında ABD-İran'ın müzakere öncesi ortaya koyduğu koşullar ve yürütülen dev pazarlığın şifreleri A Haber ekranlarında deşifre edildi! Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tolga Sakman, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki 15 maddelik gizli şartları ve 'ateş hattındaki' diplomatik manevraları tek tek ele alırken çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.  

MASADAKİ İMKANSIZ DENKLEM: ANLAŞMA ÇIKAR MI?

Orta Doğu’da gerilim hat safhadayken tarafların sunduğu şartların birbiriyle taban tabana zıt olduğunu vurgulayan Dr. Tolga Sakman, "Aynı kelimeler geçiyor ama anlayış tamamen farklı maddelerde. Şu iki şartı yan yana koyduğumuzda bu şartlar altında bir anlaşma çıkması mümkün değil" ifadelerini kullandı. Masadaki tıkanıklığın derinliğine işaret eden Sakman, "Hatta şöyle söyleyelim, bu şartlar masanın üstündeyken o masaya oturmak bile mümkün değil" sözleriyle diplomatik krizin boyutunu aktardı.

MÜZAKERE TAKTİĞİ VE OPTİMUM SEVİYE ARAYIŞI

Diplomatik süreçlerin işleyişindeki kilit noktaları açıklayan Dr. Tolga Sakman, "Müzakerelerde bir şey vardır; bazı maddelerden vazgeçeceğinizi bilirsiniz karşı tarafın, siz de bazı maddelerden vazgeçeceksinizdir ve ondan sonra oturduğunuzda bir optimum seviye aranır. Hatta bazen tutar, bazen tutmaz, o ayrı" şeklinde konuştu.

ABD’NİN 15 MADDELİK DAYATMASI: "YA HEPSİ YA HİÇ!"

Washington hattından gelen sert tavrı değerlendiren Dr. Tolga Sakman, "Şu anda Amerika diyor ki; 'Ben bu 15 maddeyi koydum, 15'ini de kabul edeceksin yoksa asla imzalamam, asla bitmez bu savaş'" sözleriyle ABD'nin tavizsiz tutumunu dile getirdi.

İRAN’IN EGEMENLİK RESTİ VE HÜRMÜZ ÇIKMAZI

Saldırıya uğramış bir devlet olarak İran’ın geri adım atmayacağı noktaları belirten Dr. Tolga Sakman, "İran da saldırıya uğramış bir devlet olarak ortaya koyduğu bazı egemenlik haklarıyla ilgili maddeler var. Bunlardan fedakârlık yapmak istemiyor doğal olarak. Hürmüz konusu biraz çetrefilli; orada direitirse sadece Amerika değil Körfez ülkeleri de cevap verebilir" ifadelerini kullandı.

SAVAŞ TAZMİNATI KRİZİ: İMKANSIZ TALEPLER

Tahran’ın masadaki en ağır taleplerinden birine dikkat çeken Dr. Tolga Sakman, "Savaş tazminatı konusu var. Amerika'dan savaş tazminatı, İsrail'den böyle tazminatlar alma olasılığı zaten yok ama bunu madde olarak koyuyor. Yani böyle bir masanın kurulma olasılığı yok" şeklinde konuştu.

ARKA KAPI DİPLOMASİSİ VE TRUMP’IN 'BALYOZ' HAMLESİ

Kamuoyundan gizli yürütülen görüşmelerin nasıl sekteye uğradığını anlatan Dr. Tolga Sakman, "İki tarafın önce bu maddeleri bir şekilde arka kapıdan birbirlerine gösteriyor olması lazım. Biz bunun aşağı yukarı başladığını görüyorduk aslında bir haftadır, beş gündür. Ama ne zaman böyle bir hareketlenme olsa Trump, 'Geldiler görüşmek istediler, ben de izin verdim' diyerek o konuyu bir anda hep sekteye uğrattı" sözleriyle Trump'ın gizli diplomasiyi deşifre ederek durdurduğunu aktardı. Sakman, "Her seferinde o görüşme durdu yeniden başladı, gördüğümüz bu sahada. Böyle ilerlemeyen bir arka kapı varken bir diplomasi masası kurulması da söz konusu olmuyor" dedi.

SAVAŞI BİTİRECEK FORMÜL: KARŞILIKLI 'KÜÇÜK ZAFER' İLANI

İki tarafın da savaşı bitirmek istediğini ancak onurlu bir çıkış aradığını belirten Dr. Tolga Sakman, "Niyet var, onu görüyoruz. İki taraf da müzakere etme niyetinde, savaşı bitirmek ancak böyle olur çünkü ve iki taraf da bitirmek istiyor. Ama iki tarafın da bir küçük zafer ilan etmesi lazım kendi toplumuna ve sistemine bunu göstermesi lazım" ifadelerini kullandı. Zafer kurgusunun detaylarını veren Sakman, "Amerika Hürmüz'ü zafer olarak görmeye çalışıyor, orayı kurgulamaya çalışıyor. İran da her şeye rağmen yıkılmamış bir rejimi göstermeye çalışıyor" şeklinde konuştu.

20 GÜNLÜK GİZEM: İRAN’IN SIR HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ

İran’ın askeri kapasitesindeki ani değişime ve teknolojik sıçramaya dikkat çeken Dr. Tolga Sakman, "Belki yeni füzelerle, yeni teknolojilerle, ki mesela birkaç gündür yeni hava savunma sistemlerini konuşuyoruz. Nereden geliştiğini tam anlayamadığımız bir 20 gün içerisinde... Bunları göstererek bir zafer ilan etmeye çalışacak iki taraf da" sözleriyle ateş hattındaki gizemli gelişmeleri aktardı.

ÖLÜM LİSTESİNDEN MÜZAKERE MASASINA: ARAKÇI VE KALİBAF

Müzakereleri yürütecek isimler üzerindeki stratejik değişikliğe değinen Dr. Tolga Sakman, "İran'da iki isim; Arakçı ve Kalibaf artık şeyden de geçici olarak çıktı, ölüm listesinden de çıktı. Belli ki onu müzakereci olarak seçmiş Amerika" ifadelerini kullandı. Sakman, dünyanın bu durumu ne kadar kanıksadığını ise "Şu an artık dünya bunu ne kadar normal karşılıyor" sorusuyla sorguladı.

İSRAİL LÜBNAN'IN GÜNEYİNDE 18 YENİ ASKERİ ÜS KURACAK

İsrail basınına göre, Lübnan'ın güneyini işgal eden İsrail ordusu bölgede 18 yeni askeri üs kurarak bölgedeki askeri varlığını genişletecek.

İsrail'in Kanal 14 televizyonunun haberine göre, İsrail Lübnan topraklarındaki işgalini genişletme kararı aldı.

Haberde, "İsrail, Lübnan'ın güneyinde 18 yeni askeri üs kurarak askeri mevzilerini genişletme ve kuzey sınırını Lübnan topraklarının 8 kilometre içerisine kadar genişletme kararı aldı." ifadelerine yer verildi.

Kararın Litani Nehri'ne kadar olan bölgenin tamamını kontrol altına almak amacıyla, siyasi ve askeri yetkililerce ortak alındığı belirtildi.

Haberde, Hizbullah'ın "tamamen ve kalıcı olarak" silahsızlandırılmaması durumunda Lübnan'ın güneyindeki işgalin devam edeceği ifade edildi.

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki halka evlerini terk etmeleri ve Lübnan-İsrail sınırına yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Zehrani Nehri'nin kuzeyine gitmeleri çağrısı yapmıştı.

Öte yandan, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyini ikiye bölen Litani Nehri üzerindeki köprüleri hedef alması, Lübnan'ın güneyini "izole etme ve işgali genişletme" girişimi olarak değerlendiriliyor.

NETANYAHU'NUN SÖZCÜSÜ İSTİFA ETTİ

Terör devleti İsrail'in İran ve Lübnan'a gerçekleştirdiği kanlı saldırılar sürerken, diğer yandan Netanyahu hükümetinde derin bir çatlak yaşanıyor. Katil Bibi'nin sözcüsü Ziv Agmon, 2 gün ortaya çıkan ses kaydının ardından istifa etti. Agmon'un ses kaydında Netanyahu'nun 7 Ekim'i önceden haberdar olduğu yer alırken "Netanyahu sadece öldürmek için yaşıyor" sözleri ise dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, sıcak bölgedeki son durumu ve İsrail'de yaşanan istifa depreminin ayrıntılarını aktardı. 

SÖZCÜDEN İSTİFA

İsrail yönetimindeki çözülme, Netanyahu'nun en yakınındaki ismin havlu atmasıyla yeni bir evreye girdi. Emine Kavasoğlu, "Netanyahu'nun sözcüsü istifa etti, şimdi bir metin yayınladı. Biliyorsunuz iki gün önce ses kayıtları çıkmıştı ortaya ki o ses kayıtlarında çok çarpıcı sözler vardı" ifadelerini kullandı. "Ses kayıtları afişe olduğu için istifa etti sözcü" diyerek istifanın arkasındaki asıl nedenin gizli kayıtların deşifre olması olduğunu vurguladı.

"NETANYAHU BİR KATİLDİR" İTİRAFI

Sızan ses kaydında Netanyahu'ya yönelik itiraflar İsrail'de büyük bir deprem etkisi oluştururken bölgedeki son durumu aktaran Emine Kavasoğlu, "O ses kayıtlarında Netanyahu’yu katil olarak niteliyordu. 7 Ekim’den haberi olduğunu söylüyordu. Birçok görevde bulunmuştu Netanyahu'yla ve ses kayıtlarında '7 Ekim'den önce Netanyahu bitti, asıl soru bugünden sonra İsrail devleti nasıl ayakta kalacak' diyordu" sözleriyle dehşetin boyutunu aktardı.

7 EKİM ÖNCESİ "BÜYÜK OLAYLAR OLACAK" UYARISI

Kayıtların sadece İsrail içini değil, komşu ülkeleri de kapsadığına dair sarsıcı bir iddia gündeme getirildi. Emine Kavasoğlu, "Mısırlıların elindeki ses kayıtlarını yayınlaması gerekir bir an önce. Netanyahu'nun 7 Ekim’den önce 'büyük olaylar olacak' uyarısı var o ses kayıtlarında" şeklinde konuştu. Emine Kavasoğlu, deşifre olan bilgilerin en karanlık kısmını ise "En çarpıcısı, belki de herkesin bildiği; Netanyahu sadece ve sadece öldürmek için yaşıyor tarzındaki ses kayıtları sızmıştı iki gün önce medyaya" sözleriyle dile getirdi.

BAŞBAKANLIK OFİSİ PARAMPARÇA: KİMSE KALMADI!

Netanyahu’nun etrafındaki koruma kalkanı ve idari mekanizma tamamen çöktüğünü vurgulayan Emine Kavasoğlu, "Netanyahu'nun ofisindeki şu andaki durum; Genel Sekreter yok, sözcü yok, Ulusal Güvenlik Danışmanı yok. Askeri Sekreter, Mossad Başkanı olmak için istifa sürecinde. Başbakanlık ofisinin genel müdürü bir vekil, o da yok. Ulusal Bilgilendirme Birimi Başkanı yok, Hükümet Basın Ofis Müdürü yok. Yani paramparça olmuş bir Başbakanlık ofisi izlenimi var şu anda medyada bile" ifadelerini kullanarak İsrail’in yönetim kademesindeki büyük boşluğu ve moral çöküntüsünü gözler önüne serdi.

TRUMP VE ATEŞKES PLANI: CUMARTESİYE KADAR SÜRE Mİ VAR?

Uluslararası arenada ise ABD ve İran hattında çok kritik bir trafik yaşanıyor. Emine Kavasoğlu, "Amerika Birleşik Devletleri’nin sunduğu 15 madde ve İran’ın cevabıyla ilgili nasıl bir tartışma var? Tam olarak bir korku var. Kanal 12'nin şöyle bir iddiası var; Cumartesi gününe kadar Trump ateşkesi ilan edecek deniyor" sözleriyle yaklaşan diplomatik fırtınayı haber verdi.

ABD-İSRAİL HATTINDA YOL AYRIMI: "NETANYAHU SAVAŞIN BİTMESİNİ İSTEMİYOR"

İsrail medyasından gelen son dakika bilgilerini paylaşan Emine Kavasoğlu, "KAN kanalı, Amerika'nın İran'ın çok önemli bir teklifine karşı ateşkes ilan edebileceğini söylüyor. Bunlar neden önemli? Çünkü İsrail herhangi bir ateşkes istemiyor ve anladığım kadarıyla önemli bir şeye karşılık ateşkes ilan edilebilir. Biraz Amerika’yla ayrışmış gibiler zaten bir yol ayrımında İsrail. Çünkü Netanyahu bu savaşın bitmesini istemiyor ve en az bir aylık bir süreçten bahsediliyor" şeklinde konuştu. Emine Kavasoğlu, "İsrail medyası en geç Cumartesi gününe kadar Trump'ın ateşkes ilan edeceğini belirtiyor" diyerek sıcak bölgedeki son gelişmeleri aktardı. 

İSRAİL ORDUSU KAYIPLARINI GİZLİYOR MU?

Bölgedeki sivil kayıpların korkutucu boyuta ulaştığını vurgulayan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Hayatını kaybeden sivillerin sayısı en azından 20’yi geçmiş durumda, son olarak dün akşam bir kişinin daha yaşamını yitirmesiyle bu rakam 24’e yükseldi" sözleriyle tabloyu paylaştı.

Dimona ve Arat bölgelerinde çok büyük bir yıkım yaşandığını belirten Kavasoğlu, yaralı sayısının 5 bine yaklaştığını ifade ederken İsrail ordusunun tutumuna dair, "İsrail ordusundan kaç askerin hayatını kaybettiğine dair hiçbir açıklama yapılmıyor. Bu bilgilerin gizlendiği veya örtüldüğünü bilmek güç olsa da, özellikle Dimona ve Arat bölgelerinde can kayıplarının olabileceğine dair ilk bilgilerin paylaşıldığını ancak sonra geri çekildiğini gördük" şeklinde konuştu.
TEL AVİV’DE KORKU DOLU 10 DAKİKA
İsrail’in kalbi Tel Aviv’de yaşanan panik anlarını anlatan Emine Kavasoğlu, "Bugün Tel Aviv semalarına 10 dakika arayla tam üç kez ardı ardına saldırı düzenlendi. İnsanlar tam sığınaklardan çıktıkları dakikada sirenler yeniden çaldı. Henüz bir hasar bildirilmedi ancak bu durum şehirde büyük bir paniğe yol açtı" ifadelerini kullandı. Bölgedeki atmosferin her an patlamaya hazır olduğunu belirten Kavasoğlu, halkın bu korkuyla yüz yüze yaşadığını dile getirdi.
HİZBULLAH’TAN BİR İLK: KÜME BAŞLIKLI ROKETLER SAHNEDE
Savaşın seyrini değiştirecek kritik bir gelişmeyi aktaran Emine Kavasoğlu, "Kuzey bölgesinde bugün bir ilk yaşandı; Hizbullah, savaşın başından bu yana ilk kez küme başlıklı roketlerle Hayfa ve çevresine saldırdı" dedi. Bu saldırıların stratejik önemine dikkat çeken Kavasoğlu, "Normalde İran’ın bu tip saldırılar yaptığını biliyorduk ancak bugün Hizbullah bu füzeleri ilk kez kullandı. Hayfa’ya 10 ayrı füze saldırısı gerçekleştirilirken, son 24 saatte 100’den fazla roket ve insansız hava aracıyla saldırılar düzenlendi" sözleriyle sıcak teması özetledi. İsrail tarafının açıklamalarına da değinen Kavasoğlu, "İsrail, savaşın başladığı günden bu yana 3 bin 500’ün üzerinde Hizbullah saldırısına maruz kaldıklarını belirtiyor; bunların içinde füzeler, roketler ve İHA’lar var" şeklinde konuştu.
NÜKLEER TESİSİN DİBİNDE SICAK TEMAS: KİMYA FABRİKASI VURULDU
Güney bölgesindeki nükleer tehdide değinen Emine Kavasoğlu, "Nükleer tesislerin bulunduğu Dimona çevresi bir kez daha hedef alındı ve Negev’deki kimya fabrikası vuruldu" bilgisini paylaştı. Fabrikanın stratejik konumuna vurgu yapan Kavasoğlu, "Burası Dimona nükleer tesisine sadece 8 kilometre uzaklıkta. Devrim Muhafızları Ordusu’nun ‘İstersek orayı da vurabiliriz’ tehdidinin ardından, ilk vurulan yer 10 kilometre mesafedeydi, bugün ise 8 kilometre uzağındaki bir nokta vuruldu" ifadelerini kullandı.
İSRAİL TAHRAN’I VURDU, HAVALİMANI KAPATILDI
İsrail’in İran’ın içine yönelik hamlelerini değerlendiren Emine Kavasoğlu, "İsrail gece boyunca ve bugün Tahran’ı vurmaya devam etti. Özellikle deniz seyir füzelerinin üretildiği iki tesisin vurulduğu duyuruldu" dedi. Ulaşım koridorundaki kritik gelişmeyi de aktaran Kavasoğlu, "Ben Gurion Havalimanı 16 Nisan’a kadar uluslararası uçuşlara kapatıldı. Hamursuz Bayramı için kısıtlamaların kaldırılması bekleniyordu ancak son saldırıların ardından bu karardan vazgeçildi" sözleriyle ulaşımın felç olduğunu belirtti. 

MASADA UZLAŞI YOK: İSRAİL SAVAŞI BİR AY DAHA SÜRDÜRECEK
Ateşkes umutlarının zayıflığını dile getiren Emine Kavasoğlu, "İsrail’in tavrı bir müzakere masasından yana değil. En az bir ay daha İran’a yönelik saldırılarını sürdürmeyi planlıyorlar" dedi. Genelkurmay Başkanı ve hükümet kanadından yapılan açıklamaları hatırlatan Kavasoğlu, "İran’ın füze kapasitesini sonlandırana kadar vurmaya devam edeceklerini söylüyorlar. Amerika ile İran arasında bir müzakere olsa dahi İsrail acil bir ateşkes istemiyor" ifadelerini kullandı. Amerika’nın desteğine dair de konuşan Kavasoğlu, "Amerika mühimmat desteğini keser mi? Bunu Gazze’de gördük; en büyük askeri destek oradan geliyor. Amerika resmi olarak çekilse bile İsrail’in hava savunma sistemleri ve bomba desteği için halen ciddi yardım aldığını biliyoruz" şeklinde konuştu.

 

KRİTİK TESİSLER HEDEFTE!

Orta Doğu’da İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara işgaliyle eş zamanlı olarak Hizbullah’ın gerçekleştirdiği devasa roket operasyonları bölgeyi geri dönülemez bir eşiğe sürükledi. A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, Tel Aviv’den bildirdiği sıcak gelişmelerle nükleer tesislerin ve kritik enerji santrallerinin Hizbullah roketlerinin hedefinde olduğunu aktardı.

STRATEJİK MİSİLLEME: DİMONA VE NEGEF ATEŞ ALTINDA

Tel Aviv’den son durumu bildiren Emine Kavasoğlu, Hizbullah’ın dün geceden bu yana 120’den fazla roketle İsrail’in kalbine saldırdığını belirterek, "Hizbullah roketleri, Dimona’daki nükleer tesislere sadece 10 kilometre mesafeye kadar ulaştı. Necef Çölü’ndeki enerji tarlaları ve İsrail’in elektrik ihtiyacının yüzde 19’unu tek başına karşılayan Rot-Rabin tesisleri şu an çok büyük bir risk altında" değerlendirmesinde bulundu. Kavasoğlu, İsrail ordusunun bir ay sürecek yeni bir taarruz planı üzerinde çalıştığını belirterek, "Sahada yaralı sayısı 5 bini aşmış durumda. Genelkurmay Başkanı, olası bir ateşkese karşı önlemler alarak saldırıların dozunu artıracaklarının sinyalini veriyor" şeklinde konuştu.

İRAN'IN FÜZE KAPASİTESİ BİTİRİLEMEDİ

İsrail ordusunun nükleer merkezlere kadar uzanan roket saldırıları karşısında yeni bir yol ayrımında olduğunu söyleyen Emine Kavasoğlu, "İsrail ordusu Kirya Karargahı'nda yeni harekat planları yapıyor. Masada diplomasi konuşulsa da sahada mühimmatlar havada uçuşuyor ve savaşın 25. gününde İran’ın füze kapasitesi hala bitirilemedi" değerlendirmesinde bulundu.

İRAN'DAN ABD'YE REST ÜSTÜNE REST

Ortadoğu'da tansiyon her geçen gün artarken, İran'dan dikkat çeken peş peşe açıklamalar ve sahada kritik hamleler geldi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a sergilediği dik duruş için Türkçe bir mesajla teşekkür ederken, Tahran yönetimi ABD'nin müzakere tekliflerine kapıları tamamen kapattı. Bölgeye asker sevk eden ABD'ye "Azmimizi sınamayın" uyarısında bulunan İran tarafı, bir kez daha ABD'ye ait Abraham Lincoln uçak gemisini seyir füzeleriyle hedef aldığını duyurdu. Tahran'daki son gelişmeleri A Haber Muhabiri Ekber Karabağ aktardı.

BAŞKAN ERDOĞAN'A TÜRKÇE TEŞEKKÜR MESAJI

Bölgedeki sıcak gelişmeleri Tahran'dan aktaran A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, İran Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'ye ve Başkan Erdoğan'a yönelik mesajına dikkat çekerek, "İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kaleme aldığı sosyal medya hesabı üzerinden Türkçe bir paylaşımda, Türkiye'nin bu konuyla ilgili savaş konusundaki tutumu dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Türk milletine teşekkürlerini bildirmiş oldu." ifadelerini kullandı.

TAHRAN'DAN MÜZAKERE TEKLİFİNE KESİN RET

Son günlerde gündemi meşgul eden olası ateşkes ve müzakere iddialarına da değinen Karabağ, İran'ın bu konudaki tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu belirterek, "Hükümetin basın sözcüsünden bir açıklama geldi. Müzakere gündemimizde yoktur ve böyle bir şey olmayacaktır dedi." sözleriyle aktardı. İran'ın daha önce de masaya oturduğunu hatırlatan Sözcü İlyas Hazreti'nin açıklamalarını aktaran Karabağ, "Biz iki kez müzakere masasında bulunduk, böyle üçüncü kez bu hatayı yapmayacağız yönünde ifadeleri söz konusuydu. Ki biliyorsunuz, İran'a taraf sunulan 15 maddelik bir tekliften bahsediliyor. İşte söz konusu İranlı yetkili İlyas Hazreti bu meseleyi de değerlendirdi. Onlar savaş açarak elde etmek istediklerini müzakere masasında bize sunmaya çalışıyor. Böyle bir şey söz konusu olmayacak." ifadelerini kullandı.

ABD'YE 'ASKERLERİNİZİ FEDA ETMEYİN' UYARISI

ABD'nin bölgedeki ikiyüzlü tutumuna da vurgu yapan Karabağ, Washington yönetiminin bir yandan müzakereden bahsederken diğer yandan bölgeye asker göndermeye devam ettiğini dile getirdi. Bu durumun İran meclisinde de yankı bulduğunu aktaran Karabağ, "Bu meseleyi de İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf değerlendirdi. ABD'nin bölgedeki hareketliliğini ve özellikle bu bölgeye asker gönderme meselelerini çok yakından takip ettiklerini ifade etti. Onların generallerini bozduklarına, buradaki askerleri düzeltemez, bizim azmimizi sınamasınlar yönünde bir ifadesi söz konusu oldu." sözleriyle Tahran'ın ABD'ye yönelik sert tepkisini iletti.

ABD UÇAK GEMİSİ ABRAHAM LİNCOLN'E FÜZELİ SALDIRI

Sahadaki sıcak çatışma ortamına dair çarpıcı bir askeri gelişmeyi de paylaşan A Haber Muhabiri Karabağ, İran'ın ABD donanmasını doğrudan hedef aldığını belirterek, "İran bir kez daha Abraham Lincoln savaş gemisini, uçak gemisini hedef aldığını duyurdu. Bu konuyla ilgili İran ordusundan, Deniz Kuvvetleri'nden bir açıklama geldi." ifadelerini kullandı. Saldırının detaylarına ilişkin de edindiği bilgileri paylaşan Karabağ, "O açıklamada, söz konusu savaş gemisinin sahilden denize fırlatılan seyir füzeleriyle hedef alındığı ifade edildi. Tam olarak bu hedefler isabet etti mi etmedi mi, bu konuyla ilgili bilgi yok." sözleriyle aktardı. Karabağ ayrıca bu durumun ilk olmadığını da hatırlatarak, "Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz günlerde de İran, söz konusu savaş gemisine füzeler attığını ve bu yüzden Abraham Lincoln'ün Hint Okyanusu'nun derinliklerine çekildiğini duyurmuştu." ifadelerini kullandı.

TRUMP’IN “BÜYÜK HEDİYE” GİZEMİ

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’dan çok değerli bir hediye aldıklarını duyurmasıyla başlayan tartışmalar, bölgedeki askeri hareketlilikle birlikte yeni bir boyuta taşındı. Tahran ve İsrail hattında füzelerin konuştuğu bir dönemde, Washington’ın sunduğu 15 maddelik dayatmalara karşı İran’ın masaya koyduğu ağır şartlar, krizin sadece bir enerji savaşı değil, aynı zamanda bir varoluş mücadelesine dönüştüğünü gösteriyor.

TRUMP’IN GİZEMLİ HEDİYESİ VE TİCARİ BEKLENTİLER

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, "Trump için bu meseleyi ticari bir mantıkla okumak gerekiyor; enerji kaynakları, nadir toprak elementleri veya yüksek meblağlı ticaret anlaşmaları Trump’ın hediye olarak gördüğü unsurlar olabilir" ifadelerini kullandı. Programın sunucusu Banu Hanım, "Trump’ın ‘Belki Hürmüz’ü Ayetullah ile ben yönetirim’ şeklindeki açıklamaları, bölgedeki ekonomik pastanın nasıl paylaşılabileceğine dair bir işaret olabilir" sözleriyle tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı. Günyel, "Trump eğer istediklerini alıyorsa rejimle bir sorunu kalmıyor; Venezuela örneğinde olduğu gibi petrol kaynaklarını gördüğü an pragmatik bir tavır sergileyebiliyor" değerlendirmesinde bulundu.

MASADAKİ BELİRSİZLİK VE DİPLOMASİ TRAFİĞİ

ABD tarafının görüşmelerin sürdüğünü iddia etmesine rağmen İran’ın bu durumu yalanlaması, diplomasi koridorlarındaki güvensizliği tırmandırıyor. Cihan Günyel, "Trump’ın bu hamleleri enerji piyasasını rahatlatmak veya yapılacak operasyonlar için vakit kazanmak amacıyla yaptığı söylenebilir, ancak asıl hedef rejim içerisinde bir tartışma ve çatlak yaratmak gibi görünüyor" sözlerini kaydetti. Banu Hanım, "İran tarafının ABD’li müzakerecilere güvenmediği ve daha farklı isimleri muhatap almak istediği yönünde bilgiler geliyor" diyerek masadaki isim krizine dikkat çekti.

ABD’NİN 15 MADDELİK PLANI VE İRAN’IN KAPİTÜLASYON İTİRAZI

ABD’nin sunduğu planın detaylarını inceleyen Banu Hanım, "Planda nükleer kapasitenin tamamen kaldırılmasından uranyumun teslimine, tesislerin kapatılmasından vekalet savaşlarının sonlandırılmasına kadar çok ağır şartlar bulunuyor" bilgisini paylaştı. Bu maddelerin İran için kabul edilemez olduğunu vurgulayan Günyel, "Bu maddeler İran açısından bir kapitülasyon listesidir; nükleer caydırıcılığından ve füze programından vazgeçen bir İran, İsrail’in saldırılarına karşı kapısını tamamen açık bırakmış olur" ifadeleriyle savunma kapasitesinin önemine değindi.

İRAN’IN KARŞI TALEPLERİ VE GÜVENLİK GARANTİSİ

Wall Street Journal’ın haberine göre İran’ın da masaya kendi şartlarını koyduğunu belirten Banu Hanım, "İran; ABD üslerinin kapatılmasını, saldırılar için tazminat ödenmesini ve füze programının sınırlama olmaksızın sürdürülmesini talep ediyor" diyerek Tahran’ın geri adım atmayacağını ifade etti. Dr. Cihan Günyel, "İran iki kez masaya oturdu ve her seferinde saldırıya uğradı; bu yüzden artık sadece ABD ile değil, uluslararası garantörlerin de olduğu bir masada güvenlik garantisi isteyeceklerdir" sözleriyle bölgedeki krizin ancak geniş kapsamlı bir mutabakatla aşılabileceğini aktardı.

ORTA DOĞU'DA ALEV ÇEMBERİ: İSRAİL VE İRAN HATTINDA GERİLİM DORUKTA!

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile tutuştuğu topyekûn savaşın 26. gününde, bölge adeta bir barut fıçısına dönmüş durumda. Karşılıklı misillemelerin ve ağır bombardımanların gölgesinde Orta Doğu ateş hattına evrilirken, A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu sıcak bölge Tel Aviv’den tarihi tanıklığını ve sahadaki en taze gelişmeleri aktarıyor. İsrail’in "sıfırlama" planlarından İran’ın stratejik enerji tesislerine yönelik hamlelerine, Lübnan sınırındaki dehşet anlarından İsrail içindeki casusluk operasyonlarına kadar tüm detaylar, savaşın kalbinden gelen bu özel raporla gün yüzüne çıkıyor.

İSRAİL’İN GİZLİ AJANDASI: BİR AY SÜRECEK TAAARRUZ PLANI
Savaşın seyrini değiştirecek kritik bir eşikte olunduğunu vurgulayan Emine Kavasoğlu, "İsrail bir yol ayrımında. Acil bir ateşkes olması durumunda yeni planlarını hazırladılar ki Genelkurmay Başkanı Zamir dün akşam bir toplantı gerçekleştirdi." ifadelerini kullandı. İsrail medyasında yankı bulan bu gizli zirvenin detaylarına dikkat çeken Kavasoğlu, "Olası bir ani ateşkes kararı alınırsa, en az bir ay daha özellikle İran’ın hava savunma ve saldırı kabiliyetlerini sıfırlamaya yönelik bir operasyon gerçekleştirecekleri konuşuluyor." şeklinde konuştu. Bölgedeki hareketliliğin bir an olsun durmadığını belirten Kavasoğlu, bugün kısa süre önce İran’a yönelik yeniden başlatılan saldırıların da aslında bu planın bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.


BEN GURİON’DA DEHŞET DAKİKALARI: GÖKYÜZÜNDEN YAĞAN FÜZELER
İran’ın İsrail’in kalbi Tel Aviv’e yönelik saldırılarının şiddetini artırdığı bölgeden aktaran Emine Kavasoğlu, "Saatler 12:00’yi gösterdiğinde, sadece 10 dakika içinde 3 kez ayrı ayrı saldırılar gerçekleştirildi. Tel Aviv çevresi ve Ben Gurion Havalimanı hedef alındı." sözleriyle yaşanan dehşeti tarif etti. Hamursuz Bayramı yaklaşırken uçuşların başlamasının planlandığı bir dönemde gerçekleşen bu saldırıların stratejik bir önemi olduğunu belirten Kavasoğlu, "Önlemler kısıtlı sayıda uçuş için genişletilmiş olsa da öyle gözüküyor ki bu uçuşlar gerçekleştirilemeyecek. Çünkü İran, Ben Gurion Havalimanı çevresini vurmaya çok şiddetli bir şekilde devam ediyor." dedi.

STRATEJİK ENERJİ TESİSİ VURULDU: KARANLIK VE DUMAN ALTINDAKİ HEDERA
Savaşın teknik ve lojistik boyutundaki en büyük tehlike bugün Hedera bölgesinde yaşandı. Emine Kavasoğlu, İsrail’in en kritik enerji damarlarından biri olan Orot Rabin tesisinin vurulduğunu bildirerek, "İsrail’e ait Orot Rabin elektrik tesisi vuruldu. Çevresinden bir anda yoğun dumanlar yükseldi. Altyapıda hasar yok dense de bölgeye yakın noktalarda elektrik kesintileri yaşandı." bilgisini paylaştı. Tesisin önemine dikkat çeken Kavasoğlu, "Burası İsrail’in toplam elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 19’unu tek başına karşılayan, 2590 megavatlık üretim kapasitesine sahip çok stratejik bir nokta." ifadelerini kullandı. Daha önce Ocak ayında Husiler tarafından da hedef alınan bu tesisin, 6 ayrı terminaliyle İsrail’in enerji güvenliğinin merkezinde yer aldığı vurgulandı.

KUZEY CEPHESİNDE SİRENLER SUSMUYOR: HİZBULLAH TAAARRUZU
Tel Aviv’de birkaç saattir devam eden nispeten sakin havanın aksine, kuzey bölgelerinde tam bir kaos hakim. Emine Kavasoğlu, "Kuzeyde art arda sirenler çalmaya devam ediyor. Hem Hizbullah tarafından insansız hava araçlarıyla hem de füzelerle saldırılar gerçekleştiriliyor." diyerek sıcak teması aktardı. Sadece sabah saatlerinden bu yana 7 ayrı noktanın hedef alındığını belirten Kavasoğlu, "Dün gece 38 roketle yapılan saldırının ardından bugün de 30 ayrı saldırı daha düzenlendi. Lübnan, Celile ve Kiryat Shmona’da büyük bir panik havası hakim." dedi.

SAVAŞIN MALİYETİ: 15 BİN MÜHİMMATLA DÖRT KAT ŞİDDET
İsrail Genelkurmay Başkanlığı’ndan gelen teknik verileri de paylaşan Emine Kavasoğlu, "Savaşın başladığı günden bu yana tam 15 bin mühimmatın kullanıldığı açıklandı. Bu rakam, 12 gün savaşlarında kullanılan mühimmatın neredeyse 4 katı." diyerek savaşın ulaştığı devasa boyutu gözler önüne serdi. Kavasoğlu, İsrail ordusunun geri adım atmaya niyetli olmadığını, "İran ve Lübnan’a yönelik yeni operasyonlar onaylandı. İran’ın füze kapasitesini sıfırlamaya yönelik taarruz planları devam edecek. Bir barış masası kurulsa bile İsrail geri adım atmayacak." sözleriyle ifade etti.

İSRAİL İÇİNDE AJAN AVI: 14 YAŞINDAKİ ÇOCUK İÇİN VATANA İHANET SUÇLAMASI
Sıcak çatışmaların yanı sıra İsrail’in iç güvenliğinde de "casusluk" depremi yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde Demir Kubbe’de görevli bir askerin tutuklanmasının ardından yeni bir skandalın patlak verdiğini belirten Emine Kavasoğlu, "Bugün de 14 yaşında bir çocuk için casusluk operasyonu gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Saar’ın evini takip etmek, Kirya Karargahı ile ilgili videolar çekmek ve vatana ihanet suçlamalarıyla hakkında iddianame hazırlanmış durumda." bilgisini aktardı. Bu durumun, İsrail’in savaşın ortasında sadece dışarıdaki düşmanla değil, içerideki "istihbarat sızıntılarıyla" da boğuştuğunun en net göstergesi olduğu belirtildi.

 

TAHRAN'DAN ABD'YE "GÖRECEĞİNİZ VAR" RESTİ

Orta Doğu'da sular durulmazken, İran-İsrail hattındaki gerilim sönmek bilmeyen bir yangına dönüştü. Savaşın 26. gününde Tahran yönetimi, İsrail'e karşı 80. dalga operasyonunun düğmesine bastı. Batı'nın "İran'ın füze kapasitesini yok etme" planları havada kalırken, bölgedeki sıcak gelişmeleri A Haber Muhabiri Ekber Karabağ canlı yayında aktardı. Karabağ, ABD'nin bölgeye asker yığmasına karşı Tahran'dan yükselen "20 senedir bu anı bekliyoruz" çıkışının perde arkasını deşifre etti.

İSRAİL’E KARŞI 80. DALGA: FÜZE KAPASİTESİ HALA YERİNDE!

Bölgedeki operasyonel hıza dikkat çeken A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, "İran sabaha karşı 80. dalgayı İsrail’e karşı başlattı. Bugün savaşın 26. günü ve İran günde ortalama 3 veya 4 dalga operasyon yapıyor. Bu saldırılar başladığında ABD ve İsrail'in esas amacı İran’ın füze kapasitesini yok etmekti; ancak savaşın geldiği bu noktada İran’ın füze kapasitesinin hala tüm gücüyle yerinde olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.

MASADA KİRLİ PAZARLIK: ABD’NİN 15 MADDELİK TEKLİFİ VE HÜRMÜZ KARTI

Tahran ve Washington hattındaki diplomatik kulislere değinen Karabağ, "Donald Trump'ın açıklamaları sonrası İran ve ABD bir müzakere masasına oturur mu sorusu İran’da yüksek sesle tartışılıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuk girişimleri sürüyor. Teyide muhtaç bilgilere göre ABD'nin, Hürmüz Boğazı'nın durumunu da içeren 15 maddelik bir teklifi İran’a sunduğu ifade ediliyor." sözleriyle gizli diplomasiyi aktardı.

"HÜRMÜZ'DEN İZİNSİZ KUŞ UÇMAZ"

İran'ın masadaki stratejik üstünlüğünü koruyacağını belirten Karabağ, "Böyle bir masa kurulsa dahi İran o masaya Hürmüz kartıyla, eli üstün bir şekilde oturacaktır. İran’ın Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilciliğinden gelen açıklamada, bölgeyi kullanmak isteyen diğer ülkelerin İran’dan izin alarak ve koordineli bir şekilde hareket etmesi gerektiği bir kez daha vurgulandı." ifadelerini kullandı.

TAHRAN’DAN ABD’YE MEYDAN OKUMA: "GELECEKLERİ VARSA GÖRECEKLERİ DE VAR"

ABD'nin bölgeye binlerce asker göndermesine karşı İran'ın takındığı sert tutumu bildiren Ekber Karabağ, "ABD bölgeye 2 bin paraşütçü ve 3 bin piyade göndermekten bahsetse de Tahran geri adım atmıyor. İran Savunma Konseyi Temsilcisi Ahmadiyan, 20 senedir bu durum için hazırlandıklarını belirterek 'Daha yakına gelsinler' mesajını verdi. Bir başka deyişle İran, ABD'ye 'gelecekleri varsa görecekleri de vardır' diyerek adaların işgalinin o kadar kolay olmayacağını ilan ediyor." sözleriyle sahadaki kararlılığı aktardı.

TRUMP’IN İRAN İTİRAFI VE SUİKAST KORKUSU

Donald Trump’ın "İran’da doğru insanlarla görüşüyoruz ama isimlerini açıklarsam öldürülürler" şeklindeki açıklamasını değerlendiren Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, "Trump’ın ‘doğru insanlarla görüşüyoruz’ demesi çok kritik. Burada sormak lazım; kimi kastettin ve yanlış insanlar kimler? İran içindeki paralel yapı, İsrail ile iş birliği içinde savaşı bölgeye yaymaya çalışıyor. Trump’ın bahsettiği öldürülme korkusu ise sadece İsrail’den değil, İran içindeki bazı karanlık odaklardan da kaynaklanıyor olabilir." ifadelerini kullandı. Başbuğ, İsrail istihbaratının bu isimleri deşifre ederek süreci baltalamaya çalıştığını belirterek, "Trump'ın bu açıklamasından hemen sonra İsrail istihbaratı 'Görüşülen kişi İran Meclis Başkanı' diyerek ortalığı karıştırmaya çalıştı." sözleriyle aktardı.

İSRAİL’İN ‘TETİKÇİSİ’ KONUMUNA DÜŞEN ABD

İsrail’in Amerika Birleşik Devletleri’ni kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını belirten Başbuğ, "İsrail şu an Lübnan ile uğraşırken, Amerika’yı bir vekil güç, bir tetikçi gibi İran’ın karşısına çıkarma peşinde. Bugün Amerikan halkının sorguladığı ‘Bizim orada ne işimiz var?’ sorusu tam da bu durumun özeti. ABD, İsrail’in sapık ideolojisine hizmet eden bu kirli süreçte maalesef bir tetikçi gibi kullanılıyor." sözleriyle çarpıcı bir tespitte bulundu.

"İSRAİL, İRAN İLE SINIRI OLMADIĞINA DUA ETSİN"

İran halkının milliyetçi ve savaşçı yapısına vurgu yapan Güvenlik Uzmanı, "İran halkı vatanseverdir ve İsrail’i çiğnemeden yutar. İsrail yatıp kalkıp İran ile sınırı olmadığına dua etsin. Eğer sınır olsaydı, o halk molla rejimini falan dinlemez, doğrudan karadan gereğini yapardı. Bir kara harekâtı durumunda sonuç Amerika ve müttefikleri için tam bir felaket olur." ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’IN “BAZI GÜÇLER” UYARISI VE TÜRKİYE’NİN ROLÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi bataklığa çekmek isteyen güçlere dair uyarısına değinen Başbuğ, "Sayın Erdoğan neden ‘bazı güçler’ tanımı yapıyor? Çünkü işin arkasında tek bir ülke değil, çok katmanlı bir şer odağı var. Türkiye, herkesin zarar göreceği bu yıpratma savaşını durdurmak için diplomasi anlamında inanılmaz bir mücadele yürütüyor. Pakistan ve bazı Avrupa ülkeleriyle yürütülen temaslar, bu oyunu bozmanın temel taşıdır." sözleriyle Türkiye’nin stratejik önemini anlattı.

RUSYA VE ÇİN’İN STRATEJİK SESSİZLİĞİ

Küresel güçlerin ABD’nin zayıflamasını izlediğini belirten Coşkun Başbuğ, "Rusya ve Çin şu an müdahale etmez. En büyük rakipleri olan ABD, Ortadoğu bataklığında günden güne eriyor ve bir kara delikte yok oluyor. Bu durum onların işine geldiği için sadece izlemekle yetiniyorlar. Bu oyuna 'dur' diyecek tek irade Türkiye’den başkası değildir." ifadeleriyle süreci özetledi.

İRAN’DAN EKONOMİK MERKEZE NOKTA ATIŞI!

Dün gece gerçekleşen füze saldırısının yarattığı tahribata dikkat çeken Emine Kavasoğlu, "Beni Brak bölgesine düşen füzeler ve Petah Tikva çevresindeki yıkım neticesinde şu ana kadar 14 yaralı bildirildi. Hayatını kaybeden kimse yok ama bölgede çok ağır bir hasar söz konusu." ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, hava savunma sistemlerinin bazı saldırılarda devreye girdiğini ancak bazı noktaların doğrudan vurulduğunu aktardı.

İSRAİL’DEN BİR AY SÜRECEK DEV OPERASYON HAZIRLIĞI

Müzakere masası kurulma iddialarına rağmen sahadaki hareketliliğin devam ettiğini belirten Kavasoğlu, "İsrail medyası, hava kuvvetlerinin hükümet sembollerine, füze savunma sanayiine ve nükleer hedeflere eşi benzeri görülmemiş bir saldırı düzenlemeyi planladığını yazıyor. Bu operasyonların yaklaşık bir ay sürmesi ve üst düzey isimlere suikastların da listede olması bekleniyor." sözleriyle İsrail’in önümüzdeki dönem stratejisini aktardı.

KUZEY CEPHESİNDE ROKET YAĞMURU

Lübnan sınırındaki Hizbullah hareketliliğine de değinen Kavasoğlu, "Kuzey bölgesi yoğun bir ateş altında. Dün gece kısa bir süre içerisinde Lübnan’dan 38 roket fırlatıldı, geceden sabaha ise 28 ayrı füze saldırısı daha düzenlendi. Bölge sivillerden arındırılmış olsa da saldırılar aralıksız sürüyor." dedi.

İÇ GÖÇ DALGASI: TEL AVİV’DEN KAÇIŞ BAŞLADI

İsrail içerisindeki nüfus hareketliliğinin dikkat çekici boyutlara ulaştığını ifade eden Kavasoğlu, "Tel Aviv’den görece daha güvenli olan Eilat ve Mitzpe Ramon bölgelerine büyük bir göç var. Özellikle Mitzpe Ramon’a yapılan göçlerin yüzde 289 oranında arttığı belirtiliyor. Araç trafiğindeki yoğunluk bu kaçışın en büyük kanıtı." bilgisini paylaştı.

EKONOMİNİN KALBİ HEDEFTE: İSTANBUL’UN LEVENT’İ GİBİ

Saldırının gerçekleştiği noktanın stratejik önemini vurgulayan Emine Kavasoğlu, "Vurulan bölgeyi bizim Levent bölgemiz gibi düşünebiliriz; yüksek katlı plazaların ve büyük şirket merkezlerinin bulunduğu bir nokta. İran, ekonominin kalbine bir saldırı gerçekleştirmeyi planlamış olabilir. Ayrıca İsrail ordusunda bir yedek askerin füze bataryalarının yerini İran’a sızdırdığına dair iddialar da bölgede geniş yankı buldu." ifadelerini kullandı. Kavasoğlu, İsrail’in "en güvenli bölge" olarak pazarladığı noktaların dahi artık risk altında olduğunun altını çizdi.