HAŞMET BABAOĞLU

Gerçekten hayvan sevgisi mi, yoksa kaçış mı?

Sosyal ve geleneksel medyayı esir alan hayvan görüntülerine ve hayvan davranışları haberlerine bakıp da...
"İyi ama bu kadarı da bir tuhaf!" diyor musunuz?
Yalnız kedileri köpekleri değil, börtü böceği, yılanı, kuşu da seven biriyim ama yalanı yok, ara ara içimden böyle söylendiğim çok oluyor.
Geçen gün yirmi yıl önceki bakıcılarını tekrar görünce hatırlayıp boynuna sarılan şempanzelerin haber görüntüleri rekor kırdı.
Ah, dedi çoğu kişi, unuttuğumuz nice duyguyu, vefayı, hasreti, kavuşmanın sevincini bize şempanzeler hatırlatıyor.
Peki böyle düşünüp dediler de...
O duygulara tekrar değer verdiler mi? Ne gezer!
***
Gerçek şu ki...
Hayvanları bir türlü "hayvan" olarak sevemiyoruz. Ya onları insan yerine koymaya çalışıyoruz ya da oyuncağa çeviriyoruz.
Şefkatle birbirine sarılan farklı türde hayvanların fotoğraflarına bayılıyoruz mesela.
Kendi aramızda nasıl şefkat ve aşk yoksunu hale gelmişiz hayvanların bizi bunların varlığına inandırmasını istiyoruz.
Hatırlıyorum...
Bir zamanlar artık yaşlanmış babalarını kan revan içinde pataklayarak aile ortamından açlığın ve ölümün kollarına doğru kovalayan genç aslanların belgesellerini ağzımız açık izlerdik.
Şimdi işin bu yanını unuttuk!
Doğal ortamından kopmuş aslanların insan bakıcılarıyla kucaklaşmalarına bayılıyoruz artık.
Tuhaf dediğim bu!
Yalnız tuhaf da değil, basbayağı patolojik uzantıları var.
***
Malum, Amerikalılar her şeyin istatistiğini, kaydını, karşılaştırmasını çıkarmaya bayılırlar.
2014 yazında Idaho polisi Arfee isimli bir köpeği saldırganlığından dolayı vurmuş. Aynı gün yine Idaho polisi hamile bir kadını şüpheli davranışları yüzünden vurup öldürmüş.
Kadının haberiyle neredeyse kimse ilgilenmemiş. Köpeğin haberi ise yalnız Idaho'yu değil, bütün Amerika'nın medyasını ayağa kaldırmış.
Bana sorarsanız, görüşü alınan uzmanlar kolaya kaçıyor ve bu yaklaşımlarda "hayvanların masumiyeti"ni öne sürüyorlar.
Oysa "masumiyet" fena halde kültürel ve insani bir kavram.
Ve mesela...
Sormak gerekmez mi...
Bir sokak kedisi veya köpeğine gösterdiğimiz ihtimamın zerresini bile göstermekten kaçındığımız Suriyeli yetim çocuklar masum değiller mi?
***
Uzun konu...
Üzerine ilerde yazacağım başka şeyler de olacak.
Şimdilik şu kadarını söyleyeyim..
Hayvanlar modern insanın "kaçış" yolu oldu.
Kendimizden, dümdüz sıkıntılarımızdan, berbat psikolojimizden kaçmak için hayvanları kullanıyoruz.
Oysa onlara da yazık!
Bu kadar ağır yükü nasıl kaldırsınlar!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.