Türkiye'nin güvenlik mimarisi genişliyor! Mekke'den Bedir'e uzanan stratejik hat!

Türkiye'nin güvenlik mimarisi genişliyor! Mekke'den Bedir'e uzanan stratejik hat!

Türkiye'nin Suudi Arabistan, Pakistan, Katar ve Endonezya ile geliştirdiği savunma iş birlikleri, Ankara merkezli yeni güvenlik mimarisinin kapısını aralıyor. Libya ile deniz yetki alanları anlaşması ve Terörsüz Türkiye sürecinde PKK'nın Kuzey Irak'taki kamplarını boşaltması da Türkiye'nin bölgesel stratejisinde yeni bir dönemin işaretlerini verirken Gazeteci Mete Sohtaoğlu, A Haber ekranlarında tarihi gelişmelerin perde arkasını değerlendirdi.

Dünya, savaş ve çatışmaların gölgesinde yeni güç dengelerine sahne olurken Türkiye, savunmadan enerjiye, diplomasiden bölgesel güvenliğe kadar kritik hamlelerini peş peşe hayata geçiriyor. Suudi Arabistan ve Pakistan'la kurulan Mekke Savunma İttifakı'nın ardından Katar, Pakistan ve Endonezya'yla imzalanan Bedir Mutabakatı, Ankara'nın bölgesel ve küresel ölçekteki stratejik ağırlığını artırdı. Konuyu A Haber ekranlarında ele alan Gazeteci Mete Sohtaoğlu ve Akademisyen Dr. Tolga Sakman dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

YENİ SAVUNMA EKOSİSTEMİ VE NÜKLEER ENERJİ HAMLESİ

Sahada devasa atılımların sürdüğüne dikkat çeken Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Burada medyaya yansıyanların dışında bir de aslında sahada gerçekleşen çok ciddi gelişmelere sahne oluyor Türkiye. Örneğin yeni bir savunma ittifakı üzerinden gidersek Türkiye'de tersanelerde 30-40'a yakın savaş gemisinin aynı anda üretildiği, aynı zamanda bunun ihracatı için de tersanelerde en az 25-30 tane savaş gemisinin yurt dışında anlaşmayla başka ülkelere, silahlı kuvvetlere gönderileceği çok ciddi, devasa atılımlar var." değerlendirmesinde bulundu.

Gazeteci Mete Sohtaoğlu, Türkiye'nin savunma sanayisinde eş zamanlı yürüttüğü savaş gemisi üretimi ve ihracat projeleriyle nükleer enerji alanındaki yeni iş birliği arayışlarını değerlendirdi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Gazeteci Mete Sohtaoğlu, Türkiye'nin savunma sanayisinde eş zamanlı yürüttüğü savaş gemisi üretimi ve ihracat projeleriyle nükleer enerji alanındaki yeni iş birliği arayışlarını değerlendirdi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Türkiye ile Kanada arasındaki kritik temaslara ve enerji arayışlarına değinen Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Türkiye ile Kanada arasında çok ciddi bir iş birliğinin başlangıcı var. Türkiye'nin Akkuyu dışında, Rusya dışında nükleer enerji arayışında Kanada çok ciddi bir örnek. Çünkü örneğin İran'ın başına bela olmuş bir zenginleştirilmiş uranyum dışında Kanada'nın Candu ismi verilen plütonyumun parçalanmasıyla nükleer enerji üretebilen bir sistemi Türkiye ilgileniyor ve bununla ilgili modüler nükleer enerji santralleriyle elektrik üretimini doğal gazdan çıkartıp çok ciddi bir hamleye gidebilecekken biz burada başka şeyler konuşmak durumunda kalıyoruz." şeklinde konuştu.

İSTİHBARAT SAVAŞLARI VE BEDİR MUTABAKATI'NIN STRATEJİK HEDEFLERİ

İstihbarat yöntemlerinin biçim değiştirdiğini ve dijital manipülasyonlarla toplumların hedef alındığını belirten Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Tabii ki burada bir komplo teorisinden ziyade özellikle İsrail gibi başka ülkelerin istihbaratlarının da artık Soğuk Savaş döneminde ya da filmlerde gördüğümüz gibi istihbaratçılık meseleleri geride kaldı. Artık toplumların kendi yönetimlerine karşı düşmanlaştırılmaya çalışıldığı ya da kafalarının sürekli bulandırıldığı ya da doğru söyleseniz de 'Acaba?' sorusunun sordurulmaya çalışıldığı tuhaf bir dijital dönemden geçiyoruz. Dijital bir savaş alanı mı izleyicilerimizin takdirine bırakıyorum. Ama özellikle sosyal medya üzerinden bu Katar, Pakistan, Endonezya son dönem Bedir Mutabakatı'nın gelmesi iyice bu gerginliği artırdı. Mekke İttifakı'nın tam arkasından gelmesiyle de tabii birçok soru işaretini bu barındırıyor, dünya kamuoyunda." dedi.

Bedir Mutabakatı, Türkiye merkezli yeni savunma ve güvenlik mimarisinin önemli adımlarından biri oldu (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Bedir Mutabakatı, Türkiye merkezli yeni savunma ve güvenlik mimarisinin önemli adımlarından biri oldu (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

Türkiye merkezli yükselen yeni savunma mimarisini Sohtaoğlu, "Kanada'dan başlayarak Türkiye'nin Balkanlardaki nüfuzunu, Avrupa'daki etkisini hesaba kattığımız zaman Avrupa'dan Asya'ya kadar uzanan bir hatta yeni bir güvenlik ve savunma mimarisinin Türkiye merkezli olarak oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Burada katılımcılar Mekke Anlaşması'nda 4 ülkeyi görsek de mekanizmanın içerisinde gözlemci statüsünde, destekçi statüsünde başka ülkeler de katılacak. Bedir Mutabakatı Zaptı'nın imzalanmasıyla beraber yüksek teknolojili oluşturulacak bir savunma sanayi yatırım fonuyla beraber bu 4 ülkenin yeni belki de bir ortak savaş uçağı projesinin, yeni bir silahlı insansız hava aracı projesinin üretilebileceği ve bu silahların entegrasyonunun sağlanabileceği ve Türkiye'nin savunma sanayi ürünleriyle Asya pazarında daha da fazla nüfuz edebileceği bir durum söz konusu." ifadelerini kullandı.

Batı'nın yaptırım şantajlarının kırılacağını vurgulayan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Kanada ile iş birliğimiz de çok kritik. Çünkü artık CAATSA gibi İngiltere, Almanya, Kanada merkezli ya da Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir mutabakat zaptına imza atan ülkeler ve daha sonra katılacak olan ülkelerle beraber bu CAATSA gibi savunma sanayinin bir ülkenin üzerinde bir kılıç gibi sallanması meselesiyle karşılaşmayacağız. Önümüzdeki dönemde Mekke İttifakı'nda Azerbaycan ve Bangladeş'in buraya gözlemci statüsünde ya da direkt katılımcı olarak ilgilendiğini söylemiştim. Bedir Mutabakatı Zaptı'nda da buraya Malezya ve tekrar Azerbaycan'ı dahil edebileceğimizi düşünüyorum. Bir 'Bedir Plus' ya da 'Bedir Artı' gibi gözlemci ya da başka bir statüde Azerbaycan ya da Malezya'nın da iştirak edeceğini söyleyebilirim. Bu sadece bir mühimmat alışverişinden ziyade Batı'nın siyasi sopa olarak kullandığı yaptırımlar ve baskılara karşı da savunma sanayi üzerinden bir birliktelik; bu yüzden hayli kıymetli." açıklamasında bulundu.

Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasının tarihi önemine dikkat çeken Sohtaoğlu, anlaşmanın Libya'nın doğusu ve batısını ortak bir zeminde buluşturduğunu vurguladı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasının tarihi önemine dikkat çeken Sohtaoğlu, anlaşmanın Libya'nın doğusu ve batısını ortak bir zeminde buluşturduğunu vurguladı (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

LİBYA'DA TARİHİ BİRLEŞME VE AKDENİZ'DEKİ DENGELER

Libya'daki diplomatik başarının altını çizen Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Bir de burada Türkiye-Libya anlaşması var ki, ilk defa Türkiye Libya'nın doğusuyla batısını birçok anlaşmazlığa rağmen bütün kurumlarını tek bir konuda birleştirmeyi başardı. 2026 yılının Akdeniz bölgesindeki tüm siyasi, ekonomik gelişmelerinin baş tacı bir anlaşma. Libya'nın kurumları dahi Libya'nın geleceği için ilk defa bir konuda yıllar sonra birleşti. Bu tarihi bir zaferdir. İç savaştan sonra Libya'da ilk defa taraflar kendi gelecekleriyle ilgili bir anlaşmaya vararak ortak bir mutabakatla bunu canıgönülden parlamentolarında desteklediler. Önümüzdeki dönem Türkiye Petrolleri'ne lisans verilecek ve Libya açıklarında Türkiye Libya'yla beraber sismik araştırmaya başladığı zaman doğu ve batı arasındaki fark da kalkmış olacak. Libya dünyanın en büyük petrol üreticilerinden bir tanesi ve petrolünü çıkartamıyor." sözleriyle süreci aktardı.

Akademisyen Dr. Tolga Sakman, Türkiye'nin Libya'daki diplomatik girişimlerinin doğu ve batı arasındaki diyalogun gelişmesine ve ülkenin iç barışına önemli katkı sağladığını ifade etti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Akademisyen Dr. Tolga Sakman, Türkiye'nin Libya'daki diplomatik girişimlerinin doğu ve batı arasındaki diyalogun gelişmesine ve ülkenin iç barışına önemli katkı sağladığını ifade etti (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"İÇ BARIŞIN DA MİMARI ASLINDA TÜRKİYE"

Türkiye'nin ilkeli duruşuna ve sahadaki arabulucu gücüne dikkat çeken Akademisyen Dr. Tolga Sakman, "Türkiye petrol için değil, doğru yerde durmak için Batı'daydı. Ve bugün doğuyla da iletişim kurabilen bir noktaya geldi. Ama o gün doğuyu destekleyenler sırf petrol için, bugün ne doğuyla ne batıyla konuşamıyorlar. Hafter de oğlu da bizim buradan Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız gittiğinde hemen görüştüler. İç barışın da mimarı aslında Türkiye. Orada bu görüşmeler olmasaydı Mete Bey'in söylediği o tek Libya'ya doğru giden süreç çok zordu. Çünkü kışkırtılıyordu orada grupların karşı karşıya gelmesi." değerlendirmesinde bulundu.

Gazeteci Mete Sohtaoğlu, Türkiye'nin yeni güvenlik ve savunma mimarisi oluşturduğu süreçte iç siyasi gerilimlerden uzak durulması ve milli hedefler doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)Gazeteci Mete Sohtaoğlu, Türkiye'nin yeni güvenlik ve savunma mimarisi oluşturduğu süreçte iç siyasi gerilimlerden uzak durulması ve milli hedefler doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi (Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)

"MİLLİ HEDEFLERİN KARŞISINDA DURANLARI MİLLET SANDIKTA ELER"

Türkiye'nin liderliğinde kurulan eksenin korunması gerektiğini ve iç siyasette sorumluluk bilinciyle hareket edilmesinin şart olduğunu belirten Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Ankara'nın ve Cumhurbaşkanı Erdoğan çevresindeki karar alma mekanizmaları aşındırılmaya çalışılıyor. Türkiye adına çok daha önemli gelişmelere adım attığımız zaman bu mutabakatlar genişleyip başka ülkelerin ilgisiyle beraber Türkiye bir merkez olacak, bundan da kimse rahatsız olmamalı. Türkiye yeni bir savunma ve güvenlik mimarisi oluşturuyor. İçeride bir başka ülkenin, ülkeyi karıştırmak için vatandaş görünümlü kişiler üzerinden hedef alması kabul edilebilir değil. Muhalefetteki siyasetçilerin de hem ülkenin hem dünyanın durumu gereği daha sorumlu, daha ağırbaşlı ve olgun bir siyaset izlemeleri memleket yararına olur. Ankara'nın enerjisinin darbe görünümlü, muhtıra görünümlü suni krizlerle harcanmaması gerekir; Türkiye o dönemleri geride bıraktı. Türk milletinin beklentisi bu tablonun daha ileriye götürülmesi ve ekonomik refah olarak millete dönmesidir. Bu tabloya aykırı davranacak bir siyasetçi varsa önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinde yeri olmayacak. 2028'de sandık geldiği zaman Türk milleti bu yola aykırı hareket eden siyasetçileri çekinmeden ve acımadan eleyecektir." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin