Katil Bibi'ye New York'ta tecrit! A Haber’de çarpıcı analiz: "Resmen istenmeyen adam ilan edildi"
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'a gelmesi beklenen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, diplomatik tarihin en ağır tecritlerinden birini yaşıyor. New York'ta adeta "istenmeyen adam" ilan edilen Netanyahu ile ne ABD Başkanı Donald Trump, ne Elon Musk ne de yerel yöneticiler görüşmeye yanaşıyor. Konuyu A Haber ekranlarında masaya yatıran A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, Netanyahu’nun İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde seçmenine "Arkamda Amerika var" mesajı verme hesabının tamamen çöktüğünü belirterek dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu maratonu New York'ta tansiyonu yükseltirken, liderlerin temasları ve perde arkasındaki diplomatik hamleler küresel dengeleri sarsıyor. ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki soğuk rüzgarlar, New York'ta boy gösteren İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın diplomasi atağı ve Rusya-Ukrayna hattında tırmanan tehlikeli gerilim, uluslararası siyasetin en sıcak gündem maddeleri haline geldi.
"NETANYAHU NEW YORK'TA İSTENMEYEN ADAM İLAN EDİLDİ"
Donald Trump'ın Binyamin Netanyahu ile birebir görüşme yapmamasının iki ülke arasındaki gergin sürecin doğrudan bir yansıması olup olmadığı, yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'nda son konuşmasını yapma ihtimali ve Trump'ın Orta Doğu'daki tansiyona nasıl yaklaşacağı masaya yatırıldı.
A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, New York'ta olağanüstü bir BM Genel Kurulu tablosunun yaşandığını vurgulayarak, "Resmen Netanyahu New York'ta istenmeyen adam ilan edilmiştir. Ne belediye başkanı istiyor, ne Trump görüşmek istiyor, Elon Musk da görüşmek istemiyor. Kimsenin görüşmek istemediği, dünyada izole olan bir ülkenin başbakanı perşembe günü birkaç saatlik bir konuşma için, günübirlik bir ziyaret için New York'a gelecek, BM Genel Kurulu'nda konuşmasını yapacak, arabasına binecek ve tekrar İsrail'e geri dönecek" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
İSRAİL'DE SEÇİM KABUSU VE BEYAZ SARAY'LA KOPAN BAĞLAR
Netanyahu'nun ABD yolculuğu öncesinde parti kurullarını "Orada maskelerini düşüreceğim" diyerek tehdit etmesi ve dünya sahnesinde zemin kaybederken yapay bir gündem oluşturmaya çalışması dikkat çekti.
İsrail'de 27 Ekim'de gerçekleştirilecek Knesset seçimlerini işaret eden A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, yaşanan sürecin Netanyahu adına tam bir çıkmaza dönüştüğünü belirterek, "Bütün İsrail başbakanları seçim öncesi Amerika'nın desteğini alarak seçmenine 'Ben İsrail başbakanıyım, Amerika da benim arkamda, bana güvenin' mesajı vermek ister. Şimon Peres'inden Ariel Şaron'una, Ehud Barak'ına kadar herkes bunu klasik olarak yapmıştır ama Trump bu sefer bunu yapmadı. Netanyahu ile görüşmek istemeyen bir Amerikan başkanı var. Özellikle İran, Suriye ve Lübnan gibi noktalarda Amerika'nın dediğinin tam tersini yapan bir İsrail başbakanı var. Trump da bundan oldukça sıkılmış görünüyor ve randevu vermek istemiyor. Amerika'daki ara seçimler nedeniyle de Netanyahu ile yan yana görüntü vermek istemiyor. İsrail lobileri Trump üzerinde 'Neden görüşmüyorsun?' baskısı kurarken diğer tarafta Genel Kurul'da İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan da yer alıyor" sözleriyle aktardı.
PEZEŞKİYAN'IN ABD ZİYARETİ VE ARKA KAPI DİPLOMASİSİ
İran'ın ağır bir çatışma sürecinden geçmesinin ardından saldırıların durakladığı böylesi kritik bir dönemde, Pezeşkiyan'ın BM Genel Kurulu için dahi olsa ABD topraklarına gitmesinin taşıdığı stratejik anlam ve dünya kamuoyuna verdiği mesaj değerlendirildi.
Bu ziyaretin normal şartlarda pek beklenmediğine dikkat çeken A News Yayın Koordinatörü Orhan Sali, BM merkezinin bağımsız statüsüne rağmen ABD topraklarına inilmek zorunda olduğunu hatırlatarak, "İran ile Amerika arasında masaya oturulup imzalanmış bir ateşkes veya barış anlaşması yok, sadece şartlar üzerinde birkaç belge var ve kontrollü bir savaş sürüyor. Dini lideri öldürülmüş, bütün askeri komuta kademesi yok edilmiş, tesisleri vurulmuş bir İran'dan bahsediyoruz. Pezeşkiyan buraya gelmeli miydi? Tabii ki gelmeliydi, çünkü burada sadece Amerika yok, dünya liderleri var. Pezeşkiyan 'Ben hâlâ buradayım, ayaktayım, diplomasi yürütüyorum' mesajı veriyor. Her iki lider de oradayken arka kapı diplomasisinde Amerika ile İran arasında bir temasın olmaması düşünülemez" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
TRUMP'IN İRAN STRATEJİSİNDE İSRAİL FAKTÖRÜ
ABD basınında Trump'ın Pezeşkiyan ile görüşmeye istekli olduğuna dair haberlerin yer alması, Trump'ın savaşları bitirme iradesinin arka planını yeniden gündeme taşıdı.
Donald Trump'ın savaşları bitirme niyetine vurgu yapan Sali, Washington yönetiminin Orta Doğu'daki açmazlarını ele alarak, "Trump hem Ukrayna hem de İran savaşını bitirmek istiyor. Baştan beri İran'la bir savaşın içine girmeyi arzu etmiyordu fakat Netanyahu'nun şubat ayında Beyaz Saray'da Trump'ı 'Hamaney'i öldür, iş bitti' diyerek etkilemesi Trump'ı çok zor durumda bıraktı. Savaştan çekilmek Amerika'nın yenilgisi manasına gelecekti ve ABD'de enflasyon patladı. Hürmüz Boğazı konusunda önce 'Muhakkak açık olmalı' dedi, ardından 'Kapalı olsa da sıkıntı olmaz' yaklaşımına geçti. Amerikan dış politikası İran savaşında büyük bir bocalama yaşadı ve strateji kuramadı. Bunun ana etkeni, Amerika'nın çıkarlarını değil kendi çıkarlarını önceleyen İsrail'dir. Bölgedeki çatışmaların sürmesi İsrail'in lehine olduğu için savaşın devamını istiyor. Amerika bu işin içinden çıkamazken şimdi Babülmendep'te de ciddi bir sorun yaşanıyor" değerlendirmesinde bulundu.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
HÜRMÜZ'DE UZLAŞI İHTİMALİ VE UKRAYNA HATTI'NDA NÜKLEER ALARM
İranlı yetkililerin Japon basınına yansıyan "ABD ile uzlaşı sağlanırsa 7 gün içinde Hürmüz Boğazı'nı açarız" yönündeki açıklamalarının diplomatik bir uzlaşma zemini oluşturup oluşturamayacağı sorusu gündeme geldi.
İran'ın öne sürdüğü koşulların bir kısmının uygulanabilir, bir kısmının ise gerçek dışı olduğunu dile getiren Sali, "İran'ın bütün zararının ABD tarafından karşılanması talebi ütopik duruyor, Trump asla bu yükün altına girmez. Aslında Hürmüz, Babülmendep ve İran'da savaşın bitirilmesi iki taraf da isterse zor değil. Fakat asıl kontrol edilemeyen ve bitirilemeyen nokta Rusya-Ukrayna krizidir; Avrupa daha büyük bir savaşa hazırlanıyor" dedi. Moskova'ya binlerce insansız hava aracıyla yapılan saldırılara değinen Sali, "On yıl önce böyle bir saldırı yaşansaydı nükleer savaş çıkmıştı ama AB ve Ukrayna bu durumu normalleştirdi. Saldırılar Moskova'nın en kritik noktalarına kadar ulaştı. Rusya artık Ukrayna'ya destek veren ülkeleri hedef alacağını ilan etti. Zelenski stratejik oyunu bozdu ve Trump bu sebeple Zelenski'ye çok kızıyor. Putin ile Trump arasında enerji santrallerinin vurulmaması yönünde bir mutabakat vardı fakat Zelenski Rusya'nın stratejik enerji altyapısına yönelik saldırıları sürdürdü. Rusya da Kiev ve Lviv'i çok daha sert vurarak dronları Avrupa'nın içlerine yönlendirdi. Trump bu savaşın sona ermesini istiyor; çünkü bu eşikten sonra ne Amerika ne Rusya ne de Avrupa için geri dönüşü olmayan bir noktaya gelinebilir" sözleriyle küresel krizin ulaştığı tehlikeli boyutu aktardı.


