Gülistan Doku cinayetinde korkunç şüphe! Naaşı kimyasal maddeyle yok mu edildi? Adli Tıp Uzmanı A Haber'de açıkladı
Tunceli'de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun cansız bedeninin kimyasal maddeler kullanılarak ortadan kaldırılmış olabileceği yönündeki açıklamalar soruşturmanın seyrini değiştirdi. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in gündeme getirdiği bu kritik ihtimali A Haber canlı yayınında değerlendiren Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz, kemik ve diş dokusunun kimyasallara karşı direncine dikkat çekerek gelişmiş bilimsel analizler sayesinde en küçük biyolojik veya kimyasal izin dahi saptanabileceğini vurguladı.
Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinde sırra kadem basan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyası seneler sonra yeniden açıldı.
DOSYA YILLAR SONRA RAFTAN İNDİRİLDİ: 32 KİŞİ TUTUKLANDI
Yürütülen titiz çalışmalar sonucunda genç kızın kaybolmadığı, organize bir cinayete kurban gittiği belirlendi. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen geniş çaplı soruşturmada, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de yer aldığı 32 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Soruşturmanın kilit ismi olan ve ABD'ye firar eden Umut Altaş'ın verdiği ifadede Gülistan Doku'nun Pertek yolu üzerinde bir noktaya gömüldüğünü itiraf etmesi üzerine bölgede geniş çaplı kazı ve arama çalışması başlatıldı.

BAKAN AKIN GÜRLEK: "KİMYASAL MADDE İHTİMALİ DEĞERLENDİRİLİYOR"
Arama çalışmaları aralıksız sürerken soruşturmanın seyrine dair flaş açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var" dedi.
Naaşın kimyasal madde kullanılarak eritilmiş olma ihtimali üzerinde durulduğunu ve olayın üzerini kapatmaya çalışan kamu görevlilerinin mercek altına alındığını belirten Bakan Gürlek, "Soruşturma kapsamında, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz şekilde kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıklarına ilişkin ciddi iddialar ve bulgular da inceleniyor. Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" ifadelerini kullandı.
"BEDEN YOK OLSA BİLE KANITLAR KALABİLİR"
Gündeme gelen iddiaları A Haber canlı yayınında değerlendiren Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Halis Dokgöz, "İnsan bedenine ait dokular, pek çok şeye karşı dirençlidir. Otopsi ve adli tıp uygulamalarında bu tür kimyasal maddelerle vücudun eritilip yok edilmesi girişimleri sonrası biyolojik kanıtlar bulabiliyoruz. DNA analizi ile ölen kişinin kim olduğunu saptayabiliyoruz. Diyelim ki insana ait hiçbir faktör bulamadık. Bu kez toksikolojik kimyasal incelemeler yapıyoruz. Bilim o kadar ilerledi ki eser miktardaki maddeleri bile belirleyebiliyoruz. Yani bir biyolojik materyaller iki kimyasal madde bulma yöntemi kullanılıyor. Buna yönelik incelemeler gömüldüğü iddia edilen yerlerde mutlaka yapılıyor. Toprak dahil oradan pek çok yerden örnekler alınıp incelenmeye başlandı" ifadelerini kullandı.




