Küba'da dengeleri değiştirecek süreç! A Haber’de dikkat çeken analiz: Devrimin son kalesi yıkılıyor mu?
Küba’da 1959 devriminden bu yana en büyük sarsıntı yaşanırken, ada ülkesi ağır ekonomik kriz, derinleşen yoksulluk şimdi de Amerika tehdidiyle karşı karşıya. ABD’nin yanı başındaki sosyalist rejimin geleceği tartışılırken, A Haber’de konuşan Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, CIA Başkanı'nın Havana ziyaretiyle birlikte rejimin kaderini belirleyebilecek kritik pazarlıkların başladığını belirtti. Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez ise Küba’daki Çin ve İran etkisine dikkat çekerek, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını korumak adına yeni hamleler ve olası operasyonel seçenekleri gündemine alabileceği uyarısında bulundu.
Küba, derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve halkın büyüyen tepkileri nedeniyle son yılların en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. ABD ile Havana arasında yürütüldüğü öne sürülen temaslar, ada ülkesinin geleceğine ilişkin yeni senaryoları da beraberinde getirirken, bölgedeki jeopolitik dengeler yeniden tartışılmaya başlandı. Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu ile Askeri Stratejist Doç. Dr. Cüneyt Küsmez konuya ilişkin A Haber'de çarpıcı açıklamalarda bulundu.
HAVANA'DA CIA PAZARLIĞI VE GENERALLERİN KİRLİ SERVETİ
Bölgedeki sıcak gelişmeleri değerlendiren Orta Doğu Uzmanı Mete Sohtaoğlu, "Küba'da ekonomi, tıpkı Venezuela ve İran örneklerinde gördüğümüz gibi Küba versiyonuyla generallerin elinde. Bütün işletmeler, vergilendirme ve stratejik varlıklar Kübalı generallerin kontrolünde bulunuyor. Zaten geçtiğimiz haftalarda Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Başkanı'nın bir Havana ziyareti gerçekleştirmesi tesadüf değil. Burada çok büyük bir pazarlık söz konusu. Yumuşak bir geçiş senaryosu için Kübalı yetkililerle, generallerle ve bölgedeki sermaye gruplarıyla doğrudan temas kuruldu" sözleriyle kirli pazarlığın perde arkasını araladı. Sohtaoğlu, Küba'daki halkın sefaletine karşın yönetici elitlerin Miami'deki lüks yaşamına dikkat çekerek, "Maaşların 1 dolar seviyesinde bile olmadığı ülkede, Kübalı generallerin çocukları ve akrabaları Florida'da, Miami'de okyanusa bakan milyon dolarlık evlerde, lüks arabalarla keyif çatıyor. Halk artık bu yükü taşıyamayacak noktada" ifadelerini kullandı.
Küba, derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve halkın büyüyen tepkileri nedeniyle son yılların en kritik dönemlerinden birini yaşıyor (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
FLORIDA HATTINDA İRAN VE RUSYA TEHDİDİ: KAMİKAZE İHA'LAR ATEŞ HATTINDA
Küba'nın askeri kapasitesinin ABD için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Mete Sohtaoğlu, "ABD'nin göçmen politikasının kalbi olan Florida'da Key West sadece 160 kilometre, Miami ise 360 kilometre uzaklıkta. Burası Küba'nın ABD'yi doğrudan tehdit edebildiği ana stratejik noktalar. Küba, Rusya veya İran'dan tedarik edilen ve 'Geran-2' olarak bilinen Şahit 136 tipi yaklaşık 300-400 tane kamikaze insansız hava aracıyla bu bölgeleri vurabileceği tehdidinde bulunuyor. Bu İHA'ların 1500 ila 2500 kilometre menzili var ve bölgedeki donanma üsleri, elektrik şebekeleri ile petrol rafinerileri doğrudan ateş hattında yer alıyor" dedi.
TRUMP'IN BÜYÜK DOKTRİNİ: MEKSİKA'DAN GRÖNLAND'A TASFİYE OPERASYONU
Bölgedeki büyük satranç oyununun sadece Küba ile sınırlı olmadığını belirten Sohtaoğlu, "Trump döneminde temelleri atılan ve Meksika'dan başlayıp Karayipler üzerinden Grönland'a kadar uzanan bir 'Büyük Kuzey Amerika Doktrini' uygulanıyor. Bu plan çerçevesinde Kolombiya, Küba ve Nikaragua'nın yeniden hizalandırılması hedefleniyor. Meksika ise uyuşturucu kartelleri ve göç sorunuyla adeta terbiye edilerek yeni Amerika'nın üretim merkezi haline getirilmeye çalışılıyor. Venezuela'nın 'kafasının kesilmesi' ile Küba'ya giden petrol ve silah sevkiyatı durduruldu. Karanlığa gömülen Küba'da artık rejim değişikliği için şartlar olgunlaştı" şeklinde konuştu.
Sohtaoğlu bölgedeki büyük satranç oyununun sadece Küba ile sınırlı olmadığını belirtti (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
VİETNAM MODELİ VE 1959 DEVRİMİNİN SONU: ÖZELLEŞTİRME DALGASI
Küba'da komünist rejimin içine girdiği çaresizliği tarihi verilerle açıklayan Mete Sohtaoğlu, "Kübalı milletvekilleri ve Komünist Parti, Raul Castro'nun da onayıyla ağır yaptırımlardan kurtulmak için ekonominin büyük bölümünü özelleştirmeyi kabul etti. Bu, 1959 devriminden sonraki en radikal ekonomik kırılmadır. Özel gayrimenkul satışı, özel bankaların kurulması ve devlet işletmelerinin hisseli şirketlere dönüştürülmesi gibi adımlar, Amerikan şirketlerinin Küba'ya giriş vizesidir. Artık karşımızda insanların sosyalizm sandığı ama aslında liberalleşen bir 'Vietnam Modeli' var" tespitinde bulundu.
KANSIZ DARBE SENARYOSU: CASTRO İÇİN YOLUN SONU MU?
Yönetim katındaki değişim planlarını deşifre eden Sohtaoğlu, "Önümüzdeki dönemde Raul Castro'nun tıpkı Maduro için planlanan senaryoya benzer bir operasyonla Miami'ye getirilmesi, Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel'in ise sağlık sorunları bahane edilerek askerler tarafından 'kibarca' istifa ettirilmesi bekleniyor. Bu, ABD'nin artık ulus inşası yerine 'rejimin başını kesme' ve kendi hizasına çekme stratejisinin bir parçasıdır. Kuzey Yarımküre'de Arktik bölgesine kadar uzanan alanda ABD lehine tam bir hizalanma süreci işliyor" dedi.





