Özgür Özel ve ekibi kendi kalesine gol mü attı? “Kurultayın önünü kendileri kapattı”

Özgür Özel ve ekibi kendi kalesine gol mü attı? “Kurultayın önünü kendileri kapattı”

Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde "değişim" adı altında başlayan taht kavgası, hukuk labirentlerinde tam bir kördüğüme dönüştü. Özgür Özel yanlılarının tüzük maddelerine sığınarak başlattığı "istifa" hamlesi ve 45 günlük kurultay baskısı, yargı kararlarıyla adeta duvara tosladı. Hukukçu Av. Hadi Dündar’ın çarpıcı analizleriyle deşifre olan süreçte, Kılıçdaroğlu’nu "kayyum" ilan edenlerin aslında kendi elleriyle yargı sürecini kilitleyerek kurultayın önünü kapattığı gerçeği siyaset gündemine bomba gibi düştü. İşte CHP koridorlarında yankılanan o "mutlak butlan" tartışmaları ve ateş hattındaki partinin perde arkası...

CHP'de kurultay tartışmaları sürerken, Parti Meclisi üyelerinin istifaları sonrası olağanüstü kurultay çağrısı yapılıp yapılamayacağı yeniden gündeme geldi. Hukukçu Av. Hadi Dündar, A Haber'de devam eden yargı süreci nedeniyle parti tüzüğündeki kurultay hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek, temyiz başvurusunun kurultay sürecini fiilen durdurduğunu söyledi. Dündar, Özgür Özel yönetiminin mahkeme kararını temyize taşımasının, kurultay yolunu açmak yerine süreci kilitleyen bir adım olduğunu ifade etti.

TÜZÜK MADDELERİYLE GELEN SİYASİ KRİZ: 45 GÜNLÜK SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

CHP'li Zeynel Emre, partinin tüzüğündeki kritik bir noktaya parmak basarak krizin fitilini ateşledi. CHP'li Zeynel Emre, "Partimizin tüzüğünün madde 24, görevin boşalması: Parti Meclisi'nde boşalan üyelikler, sırasıyla yedek üyelerle doldurulur. Parti Meclisi'ne bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra üye sayısı, üye tam sayısının üçte ikisinin altına düştüğünde Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkan, 45 gün içinde kurultayı toplantıya çağırır. Madde bitiyor, bir istisnası yok. Butlan olursa, tedbir olursa, şu olursa, bu olursa diye bir şey yazmıyor" sözleriyle, istifaların ardından kurultayın bir zorunluluk olduğunu savundu.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

Bu noktada devreye giren Hukukçu Av. Hadi Dündar, konunun teknik detaylarına inerek, "Burada iki tane önemli husus var. Bu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin parti tüzüğü ve Sayın Kılıçdaroğlu'nun zamanında oluşmuş bir parti tüzüğü; 2018 yılındaki parti tüzüğünün 24. maddesinin 3. bendi. Yani daha sonra tüzük kurultayı da oldu. İzleyicilerimizin kafasında 'Daha sonra tüzük değiştirildi, o geçersizdir' diye bir algı oluşmasın. Sayın Kılıçdaroğlu zamanındaki tüzükten bahsediyoruz" ifadelerini kullandı.

GENEL MERKEZİN "HAYIR" DEME HAKKI VE ASLİYE HUKUK YOLU

Tüzükte yazan kuralların uygulanmaması durumunda yaşanacak hukuk mücadelesini anlatan Av. Hadi Dündar, "Burada 'Genel Başkan bu kararı alır' diye bir ibare durumu söz konusu. Eğer Genel Başkan, tüzüğün maddesindeki bütün şartlar taşınsa dahi 45 gün içerisinde kurultayı toplantıya çağırmazsa, götürmezse o zaman istifa edenler mahkeme yoluna başvurabilir. Çünkü kendiliğinden düşme gibi bir durum söz konusu değil. Eğer genel merkezin aldığı yanlış bir karar varsa, bu yanlış karara karşı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yolunun tutulması gerekiyor. Bütün kural böyle işlemektedir" şeklinde konuştu. Dündar, PM üye sayısı 39'a düştüğünde Genel Başkan'ın kurultay kararı alabileceğini ancak almadığı takdirde yargı denetiminin devreye gireceğini vurguladı.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"KAYYUM" ÇELİŞKİSİ: HEM TANIMIYORLAR HEM TÜZÜĞE UYUN DİYORLAR

Özgür Özel yanlılarının Kılıçdaroğlu'na yönelik "kayyum" nitelendirmesini sert bir dille eleştiren Av. Hadi Dündar, "Zeynel Emre'nin söylediği şey; bir parti tüzüğüne göre olağanüstü bir kurultaya gitmek istiyorlar. Ancak ortada bir mahkeme kararı varsa ve siz mahkeme kararıyla gelen bir kayyum olarak Sayın Kılıçdaroğlu'nu kamuoyuna gösteriyorsanız, o zaman bu tüzük kanun maddesine de başvuramazsınız. Madem mahkeme kararıyla gelen bir kayyum olduğunu söylüyorsanız, kayyum tek kişidir. Ve geldiğinde Parti Meclisi de önemli değil, Yüksek Disiplin Kurulu da önemli değil, MYK da önemli değil. O parti, yeni bir kurultay, yeni bir seçim dönemine girene kadar o kayyum kendi görevine devam eder. Yeri geldiğinde Sayın Kılıçdaroğlu'na 'kayyum' deniliyor, yeri geldiğinde de seçilmiş bir Genel Başkan gibi 'tüzüğe de uyması gerektiğini' söylüyorlar. Kendi içlerinde bir çelişkiye düşüyorlar" diyerek siyasi tutarsızlığa dikkat çekti.

YARGI SÜRECİNDEKİ "STRATEJİK HATA": KURULTAYIN ÖNÜNÜ KENDİLERİ KAPATTI

Sürecin neden kilitlendiğine dair dehşet verici detayları paylaşan Av. Hadi Dündar, "Sayın Kılıçdaroğlu neden bu olağanüstü kurultaya gitmiyor? Sayın Özgür Özel'den dolayı gitmiyor. Sayın Özgür Özel, tahminimce bilinçli bir şekilde, mahkeme karar verdiği gün, kararın açıklandığı gün daha mesai bitmeden gittiler, karara itiraz ettiler. Temyiz sürecini başlattılar. Bu burası çok önemli. Çünkü eğer bir mahkeme kararı olmamış olsaydı, tüzüğün 48. maddesine göre delegelerin 5'te 1'inin imzasıyla kurultaya gidebilirlerdi. Delegeler zaten sizden yanaydı ve 800-900 tane delege imzası toplayabiliyorsunuz. Ancak bunu yapmadılar çünkü bir mahkeme kararı var. Mahkeme kararı olduğu için de karar sonuçlanıncaya kadar bir kurultayın olmaması gerekiyor" sözleriyle Özgür Özel ekibinin hamlesinin kurultayı imkansız hale getirdiğini ifade etti.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

YARGITAY SAVCISININ "GİTMEYİN" UYARISI NEDEN DİKKATE ALINMADI?

Siyaset koridorlarında yankılanan "akıl tutulması" tartışmalarına eski bir savcının uyarısını hatırlatarak ekleme yapan Av. Hadi Dündar, "Hamdi Bey biliyorsunuz Ömer Faruk Eminağaoğlu –sık sık onun görüşüne başvuruda bulunurlar– o uyardı. Dedi ki: 'Sakın Yargıtay'a gitmeyin.' Kendisi çünkü eski Yargıtay savcısı. 'Giderseniz Yargıtay'daki temyiz süreci sonuçlanana kadar Kılıçdaroğlu orada oturur ve siz kurultay yapamazsınız' uyarısında bulundu. Buna rağmen gittiler. Ama her şeyi algı operasyonuna sokuyorlar. Netice itibariyle de hem gidiyorlar oraya müracaat ediyorlar, şimdi de çıkıp 'Niye kurultaya gitmiyorsun?' diyorlar. E nasıl gidecek adam? Gittin, elini kolunu bağladın. Yargıtay daha karar vermeden kurultaya gidemez ki" şeklinde konuştu.

SİLİVRİ VURGUSU VE GİZEMLİ TALİMATLAR: KARAR NEREDE ALINDI?

Mahkeme kararı öncesinde yaşanan garip gelişmelere değinen Av. Hadi Dündar, "Bence bu mahkeme kararı çıkmadan önce bir ara konuşuluyordu, 'mahkeme kararı çıkacak olumlu yönde mutlak butlan şeklinde' diye. O andan itibaren bence yeni bir parti kararı alındı. Artık o az önce bahsettiğiniz gibi Silivri'den mi alındı, başka bir yerden mi alındı... O yeni parti kararı alındığı için burada işte o Yargıtay süreci devreye girmiş oldu. Çünkü bunu bilmemelerinin imkanı yok" ifadeleriyle, kararın arkasında farklı odakların olabileceği imasında bulundu.

TOPLU İSTİFALARIN HUKUKİ KARŞILIĞI: 27 PM ÜYESİ NEDEN BOŞA DÜŞTÜ?

Parti Meclisi'ndeki toplu istifaların neden sonuçsuz kaldığını açıklayan Dündar, "Bugün 27 tane PM üyesi birden istifa etmediler mi? Ettiler. Aynı tüzüğün 24. maddesi şunu söylüyor; diyor ki: '3'te 2 oranında eğer toplu bir istifa durumu söz konusu olursa PM'de...' 60 kişiden 21 kişi yani istifa ederse, o zaman ne olacaktı? 45 gün içerisinde olağanüstü kurultaya gitmen gerekiyor. Bakın, kendi tüzükleri, kendi ortaya koydukları kurallar. Ancak bunları bilmelerine rağmen çıkıp ne yaptılar? Temyiz sürecini başlattılar. Temyiz süreci varken bunu uygulayamazsınız" dedi.

(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)(Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

ŞAİBELİ DELEGELER VE İRADE SATIŞI: MAHKEMENİN "MENFAAT" TOKADI!

Dündar, mahkemenin CHP'li delegeler hakkındaki ağır tespitlerini şu sözlerle aktardı:

"Olağanüstü bir kurultaya şu an Cumhuriyet Halk Partisi giderse, bu davanın herhangi bir anlamı kalmaz. Çünkü 21. ve 22. Olağanüstü Kurultaylarda İstanbul delegelerini çıkarttırıp yaptırdılar. Mahkeme bunları kabul etti mi? Etmedi. Niye? Çünkü bu davanın temel noktası delegelerin iradesinin sakatlanması. Orada oy kullanan delegeler zaten kendi iradelerini, tabiri caizse menfaat karşılığında satmış. Mahkeme, 'kendi iradesini satan, suç işleyen bir delegeyle sen bir partinin iç demokrasisini ya da Türkiye demokrasisini tesis edemezsin' diyor. Mahkeme süreci devam ederken bu delegelerle kurultay yapamazsınız."

HUKUKİ ÇIKMAZDA SON PERDE: TEMYİZE GİTMESELERDİ NE OLURDU?

Hadi Dündar, Özgür Özel ve ekibinin önündeki kaçırılan fırsatı, "Eğer Özgür Özel ve arkadaşları deseydi ki: 'Tamam, biz bunu kabul ediyoruz. Mahkeme böyle bir karar verdi, temyize gitmiyoruz.' Sayın Kılıçdaroğlu da daha sonra gitmemiş olsaydı, dosya kapanmış olsaydı, dava kapanmış olsaydı; Cumhuriyet Halk Partisi delegelerini kabul etmiş olurdu. Gitmeselerdi 15 gün içerisinde karar kesinleşecekti ve kurultaya gitmenin önünde hiçbir engel kalmayacaktı" sözleriyle özetleyerek, CHP'deki krizin hukuki bir satranç oyununa dönüştüğünü vurguladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin