Hürmüz krizinde küresel güç mücadelesi: 3'üncü Körfez Savaşı senaryosu masada mı?
Ateşkes masasının dağılmasına rağmen ABD ve İran arasında tek sayfalık anlaşmaya ilişkin görüşmelerin sürdüğü ortaya çıktı. ABD Başkanı Trump, görüşmelerin olumlu ilerlediği fakat İran'ın anlaşmaya uymaması halinde saldırılarına devam edeceğini işaret ederek tehditlerini sürdürdü. Gözler Washington-Tahran hattına kilitlenirken, anlaşmanın sağlanamaması durumunda savaş Körfez'e yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. A Haber'de olası Körfez savaşı senaryoları masaya yatırılırken, Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar değerlendirmelerde bulundu.
ABD ve İran arasında müzakere masasının devrilmesine rağmen görüşmeler devam ederken, Trump'ın görüşmelerde ilerlemelerin kaydedildiğini belirterek Tahran'a tehditlerini sürdürmesi dikkat çekiyor. ABD Başkanı anlaşmanın sağlanmaması halinde saldırı sinyali verirken, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kriz 3'üncü Körfez savaşı senaryolarını yeniden gündeme getirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Çin'e yaptığı ziyaret ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Şi Cinping ile 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştireceği görüşme dikkat çekiyor. Öte yandan Pekin yönetiminin Tahran'a verdiği destek sürerken A Haber'de savaşın gölgesinde yaşananlar ele alındı.
ABD'DEN İRAN'A ZORAKİ BARIŞ DAYATMASI
Ateşkesin başladığı ilk günden bu yana yaşanan belirsizlikleri değerlendiren Bercan Tutar, "Aslında devam eden bir süreç var, Amerika zoraki de olsa İran'a bir barış süreci dayatıyor. İran ya bunu kabul edecek ya da savaşın devamıyla yüzleşecek. Bugün Marco Rubio da konuştu ve 'Destansı Öfke' (Epic Fury) operasyonunun sona erdiğini resmen açıkladı" ifadelerini kullandı.
Trump'ın bu süreçteki sert üslubuna ve gelgitli tavırlarına dikkat çeken Tutar, "Amerika bu operasyon sırasında bir sürü öfke nöbeti yaşadı. Trump'ın açıklamalarındaki o öfke nöbetleri sürekli kendini tekrar ediyor. Bugün hem barışa çok yakınız diyor hem de 48 saat veya 3 hafta gibi süreler veriyor. Ardından ise barış olmazsa çok daha ağır bir savaş saldırısı gerçekleşir uyarısında bulunuyor" şeklinde konuştu.
"ABD'NİN YAPTIĞI KÜRESEL DÖNÜŞÜM"
Hürmüz Boğazı ile ilgili başlatılan "Özgürlük Projesi"nin geçici olarak askıya alınmasını küresel bir vizyonla açıklayan Bercan Tutar, "Şu an her şey Amerika'nın istediği şekilde ilerliyor. Amerika'nın şu an yaptığı aslında Berlin Duvarı'nın yıkılışı düzeyinde bir küresel değişiklik ve dönüşümü işaret ediyor. Onlar açısından bu bir müjdedir" sözleriyle aktardı. Soğuk Savaş sonrası kurulan dengelerin kökten değiştiğini belirten Tutar, "Soğuk Savaş'tan sonra Avrupa, Rus gazını ve enerjisini ucuz bir yoldan temin etmeye başladı ve bedava bir Amerikan güvenliği şemsiyesi altında tüm parasını ekonomik büyümeye harcadı. Rus gazı ve masrafsız Amerikan güvencesiyle buraya kadar geldiler" değerlendirmesinde bulundu.
"FATURAYI ÇİN'E ÇIKARIYOR"
Amerika'nın müttefiklerine yönelik strateji değişikliğini sert vurgularla anlatan Bercan Tutar, "Ukrayna savaşıyla birlikte Amerika Avrupa'ya şunu söyledi: Artık bu bedava güvenlikten ve ucuz enerjiden yararlanamayacaksınız. Bundan sonra bunun bir masrafı ve bedeli olmalı. Trump Avrupa'ya bir fatura çıkardı ve şimdi aynı faturayı Çin'e çıkarıyor" şeklinde konuştu.
"UCUZA ENERJİ ALMA DEVRİ BİTTİ"
Soğuk Savaş sonrası ABD ve Çin arasında kurulan 'Chimerica' ortaklığının artık bittiğini müjdeleyen Bercan Tutar, "Amerika'nın teknolojisi ve sermayesine karşılık Çin'in iş gücüyle şekillenen bir küreselleşme dönemi yaşandı. Çin ekonomisini, Amerika'nın hedefindeki Rusya, Venezuela ve İran gibi ülkelerden ucuz petrol alarak büyütüyordu. Üstelik bu enerjiyi Amerika'nın koruduğu Malakka, Hürmüz, Babülmendep ve Süveyş Kanalı gibi ticaret boğazlarından bedava geçiriyordu. Şimdi Amerika bu dönemin de sonuna gelindiğini Çin'e ihtar ediyor" ifadelerini kullandı. Tutar, Amerika'nın Çin'e "Hedefimdeki ülkelerden ucuz enerji alma dönemi bitti ve buralardan ticaretini bedava yapma dönemi de geçti" dediğini belirtti.
Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, İran savaşının aslında ABD-Rusya-Çin'in küresel rebati olduğunu belirtti. (A Haber - Ekran Görüntüsü)
RUSYA'NIN STRATEJİK TERCİHİ VE AMERİKA'NIN YENİ KOZU
Trump'ın Çin'e karşı elinde çok güçlü kozlarla gittiğini savunan Bercan Tutar, "Trump, İran'ın sisteme entegre edilmesi noktasında Çin ve Rusya'dan yardım istiyor. Amerika aslında Rusya'yı yanına çekmeyi başardı. Alaska zirvesiyle Batı dünyasının hedefindeki Putin'i meşrulaştırdı ve legal bir aktör olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Rusya'ya yönelik yaptırımları kaldırmaya başladı" sözleriyle aktardı. Hürmüz krizinde en çok yararlanan ülkelerin başında Rusya'nın geldiğini belirten Tutar, "Bu savaşta en çok Rusya'nın işine yarayan sonuçlar çıktı. Şimdi hedefte Çin var ve Amerika 'kazan-kazan' döneminin bittiğini dayatıyor" şeklinde konuştu.
Tutar, ABD'nin kazan-kazan dönemini sona erdirdiğini ve Çin'i hedef alarak Rusya'yı yanına çektiğini vurguladı. (A Haber - Ekran Görüntüsü)
KÜRESEL JEOPOLİTİK HESAPLAŞMANIN MERKEZİ: İRAN
Yaşananların sadece bölgesel bir çatışma olmadığını, tarihi bir tanıklık gerektirdiğini vurgulayan Bercan Tutar, "İran savaşı ve Hürmüz savaşı dediğimiz şey aslında ABD ile Rusya ve Çin'in küresel rekabetidir. Biz o cepheyi İran'da görüyoruz ama asıl mesele küresel jeopolitik hesaplaşmadır. Amerika, küresel çapta bir değişim ve dönüşümü İran üzerinden dizayn ediyor ve yürürlüğe sokuyor. Bu noktada bence çok başarılı gidiyorlar, Trump'ın deliliklerine bakıp aldanmamak lazım" ifadelerini kullandı. Tutar, Amerika'nın Çin'deki üretimi kendi ülkesine çekme hedefinin de bu büyük tasarımın bir parçası olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.




