Evlatlarımızı katile dönüştüren dijital tuzak: Algoritmaların kanlı yüzü deşifre oldu!

Şanlıurfa’nın ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları sonrası TBMM harekete geçti. Türkiye, dijital mecraların birer “hibrit savaş” cephesine dönüştüğü; aile yapısını, gençleri ve milli güvenliği hedef alan siber tehditlerin tırmandığı kritik bir eşikten geçiyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yayman, sosyal medya ağlarının “kötülüğün merkezi” haline geldiğini belirterek siber faşizmden küresel istihbarat örgütlerinin dijital tuzaklarına kadar çarpıcı gerçekleri A Haber ekranlarında tek tek deşifre etti.
Dijital çağın karanlık yüzü bir kez daha gündemde. Sosyal medya ve dijital ağların küresel güvenliği tehdit eden bir radikalleşme alanına dönüşmesi, Türkiye'de ve dünyada alarm zillerini çaldı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yayman, A Haber'de dijital radikalleşmenin milli güvenlik ve beka meselesi olduğunu vurgularken, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdinde uluslararası bir düzenleme için öncü rol üstlenebileceğinin sinyalini verdi.
DİJİTAL MECRALARIN YIKICI ETKİSİ
Kahramanmaraş'ta bir ortaokulda yaşanan silahlı saldırının dijital radikalleşme boyutuyla ele alındığı programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Öncelikle Türkiye'mizin başı sağ olsun. Bu tür olayları daha önce Amerika Birleşik Devletleri ve İskandinav ülkelerinde görüyorduk ve bize uzak sanıyorduk ama Siverek ve Kahramanmaraş'taki hadiseler meselenin ne kadar ciddi olduğunu ortaya koydu." ifadelerini kullandı. Meselenin siyaset üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğini belirten Yayman, "Burada asıl mesele gençlerimiz ve dolayısıyla geleceğimizdir. İktidarıyla muhalefetiyle bu konuda ortak akılla hareket etmeliyiz." sözleriyle toplumsal dayanışma çağrısında bulundu.
NÜFUS ARTIK BİR GÜVENLİK MESELESİ
Türkiye'nin sahip olduğu genç potansiyelin doğru yönlendirilmemesi durumunda büyük riskler barındırdığına dikkat çeken Hüseyin Yayman, "Türkiye'de 20 milyon genç nüfus var. Bu rakam Hollanda, Yunanistan veya Bulgaristan gibi ülkelerin toplam nüfusundan çok daha fazla. Gençlerimizin 'yazılımını' doğru yapmazsak bu potansiyel bir milli güvenlik sorunu haline gelir." değerlendirmesinde bulundu. Dijital mecraların aile yapısına yönelik tehditlerini sıralayan Yayman, "Sosyal ağlarda cinsiyetsizleştirme, LGBT propagandası, nefret suçları ve İslamofobi gibi akımlar meşru hale getirilmeye çalışılıyor. Dijital ağların 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' tavrı asla kabul edilemez." ifadelerini kullandı.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
DİJİTAL RADİKALLEŞME VE SİBER FAŞİZMİN KARANLIK YÜZÜ
Dijital dünyada beslenen radikalleşmenin bir milli güvenlik ve beka meselesi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hüseyin Yayman, "Buradaki temel konulardan bir tanesi şu: Maalesef ama maalesef sosyal medya ve dijital ağlar kötülüğün merkezi haline gelmiş. Sosyal medyanın yapıcı etkisi çok sınırlı olmasına rağmen yıkıcı etkisi çok fazla. Siz diyelim ki bir hayır işinde sosyal medya üstünden örgütlenmeye çalışsanız bu çok sınırlı kalırken, negatif bir kampanya yürüttüğünüzde burada daha fazla bir etkileşim almak mümkün" sözleriyle dijital mecralardaki dehşet dengesine dikkat çekti. Karanlık odakların bu mecraları birer silah olarak kullandığını belirten Yayman, "Maalesef bu ırkçılık, ötekileştirme, siber faşizm bunlar ve cinsiyetsizleştirme özellikle buna temas etmek isterim; bunlar sosyal medya üstünden çok yaygın bir biçimde kullanılıyor ve kullanılmaya devam ediyor. Bu sadece Türkiye'nin değil, küresel bir problemdir" ifadelerini kullandı.
ELON MUSK VE TRUMP ÖRNEĞİ
Küresel ölçekte sosyal medyanın siyaseti nasıl manipüle ettiğini çarpıcı bir örnekle anlatan Hüseyin Yayman, "Başkan Trump önceki başkanlık döneminde X hesabını kapattı, o günkü adı Twitter'dı. Sonra Elon Musk seçim kampanyası döneminde Başkan Trump'ı destekliyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nde kampanyayı Twitter üzerinden yapmak için Elon Musk gitti sosyal medya şirketini satın aldı ve o kampanyayı onun üstünden yaptılar ve başkanlık seçimini kazandılar" diyerek dijital gücün ulaştığı korkutucu boyutu gözler önüne serdi. Yayman, bu durumu "Sosyal medyanın politika üzerinde, insanların kişisel hayatı üzerinde ve psikolojik gelişimi üzerindeki etkisi tartışılamaz bile. Çok büyük etkileri var. Dijital çağın faydalı yönleri olsa da çok ciddi mahsurları da var ve bu mahsurları dünya ile birlikte yaşıyoruz" şeklinde aktardı.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
SANAL SOKAKTA BÜYÜK TEHLİKE: YENİ KAMUSAL ALAN
Gençlerin vakit geçirdiği dijital mecraların artık 'yeni kamusal alan' yani 'sanal sokak' haline geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Hüseyin Yayman, "Buradaki meseleyi eğitim ve sosyolojik boyutuyla serinkanlı bir biçimde ele almalıyız. Sosyal medya meselesi en önemli mesele, bunları yeni bir kavram setiyle yeniden tanımlamalıyız. Çünkü hem dünyada hem Türkiye'de az görülen yeni bir durumla karşı karşıyayız" uyarısında bulundu. Sanal sokağın nabzını tutma ve denetleme konusuna değinen Yayman, "Yasaklamakla hiçbir şeyi çözemeyiz. Yasaklamak sadece problemi halının altına süpürmekle eşdeğerdir. Dijital okuryazarlıktan ailelerin bilinçlendirilmesine kadar zihnimiz çok net" sözleriyle çözümün topyekûn bir bilinçlenme olduğunu ifade etti.
"AK PARTİ BU KONUDA NET"
Devletin aile ve çocuk konusundaki tavizsiz duruşunu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleriyle pekiştiren Yayman, "AK Parti'nin zihni bu konuda çok net ve rafine bir akıl var. Cumhurbaşkanımız şunu söylüyor ve ben bu betimlemeyi doğru buluyorum: 'Eğer aileyi korumak yasakçılıksa biz sosyal medyada yasakçıyız. Eğer cinsiyetsizleştirmeye karşı olmak, bu konuda tavrımızı ortaya koymak yasakçılıksa evet biz yasakçıyız'. Bir kullanıcı etkileşim almak uğruna orada cinsiyetsizleştirmeyi övüyorsa biz o hesabı kapatabiliriz, engelleyebiliriz" diyerek devletin kırmızı çizgilerini ilan etti.
TIKTOK, INSTAGRAM VE X MERCEK ALTINDA
Kamu düzenini bozan her türlü dijital faaliyete karşı operasyonel bir refleks sergileneceğini belirten Yayman, "Başta TikTok olmak üzere X'te, Instagram'da ya da Facebook'ta Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden, kamu düzenini bozacak, bireyin ruh ve beden sağlığını tehdit eden, aileyi, kadını ve çocuğu hedef alan bir durum varsa biz bu konularda çok netiz" dedi. Dijital dünyanın dinamizmine karşı sürekli bir güncelleme gerektiğini belirten Yayman, "Siz yasal düzenleme yapıyorsunuz, üç ay sonra yeni bir yazılım geliştiriliyor ve düzenleme işlevini kaybetme riskiyle karşılaşıyor. Bu interaktif bir süreçtir. Sosyolojinin de yazılımını, algoritmasını teknoloji diliyle yeni baştan tanımlamamız lazım" ifadelerini kullandı.
(fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)
"ATILAN TWEET BİR FÜZE KADAR TEHLİKELİDİR!"
Savaş stratejilerinin artık dijital mecralar üzerinden şekillendiğini vurgulayan Hüseyin Yayman, "Yeni hibrit savaşlar var. Bu savaşta atılan füzenin hangi hedefe yöneldiği kadar, atılan tweetin de yapılan paylaşımın da nereyi etkilediği bir füze kadar önemlidir. COVID süreci dijitalleşmeyi 20 yıl öne çekti ve pratik teoriyi aştı" dedi. Küresel manipülasyonlara örnek veren Yayman, "Trump'ın 'seçimi dijitalde kaybettik' demesi, Cambridge Analytica raporları, İngiltere'nin Brexit kararı... Hepsi Facebook üzerinden yapılan kampanyaların sonuçlarıdır" sözleriyle dijital operasyonların gücünü hatırlattı.
BEDAVA PEYNİR FARE KAPANINDA
Sosyal medya platformlarının arkasındaki karanlık istihbarat ağına dair şoke eden açıklamalarda bulunan Yayman, "Bedava peynir fare kapanında olur. Her şeyi bedava diye veriyorlar ama orada altta başka bir yazılım var. Pek çok terör örgütünün artık bu mecralarda taraftar bulduğunu, başta CIA, FBI ve Mossad olmak üzere istihbarat örgütlerinin en çok yatırımı dijital ağlara yaptığını bütün dünya biliyor" diyerek siber casusluk faaliyetlerine karşı uyardı. Türkiye Cumhuriyeti'nin bu tehditlere karşı her türlü tedbiri aldığını belirten Yayman, "Türkiye gerekli politikaları geliştiriyor. İnşallah ortak akılla ve milletimizin duasıyla bu süreçleri takip edeceğiz" dedi.
DİJİTAL RADİKALLEŞMEYE KARŞI 'SIFIR ATIK' MODELİ
Türkiye'nin çevrecilikte dünya markası haline getirdiği 'Sıfır Atık' projesinin başarısının, dijital dünyadaki kirlilik ve radikalleşme için de örnek olabileceğini belirten Hüseyin Yayman, bu konuda uluslararası bir inisiyatif alınabileceği mesajını verdi. Dijital sokağın kontrolsüzlüğüne ve sınır aşan etkilerine karşı küresel bir düzenlemenin şart olduğunu ifade eden Yayman, Türkiye'nin dijital dünyayı bir beka meselesi olarak görmeye ve bu yönde dünya çapında adımlar atmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.








