CANLI | Tel Aviv'de hayat durdu! İran saldırıları İsrail'i felç etti | A Haber vurulan Beerşeba'da

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber | ahaber.com.tr Haber Merkezi
CANLI | Tel Aviv'de hayat durdu! İran saldırıları İsrail'i felç etti |  A Haber vurulan Beerşeba'da

İran'ın misilleme saldırılarının ardından İsrail'de hayat adeta durma noktasına geldi. Normalde hareketliliğin eksik olmadığı Tel Aviv sokakları bomboş kalırken, halk siren sesleri ve telefonlara gelen acil durum uyarılarıyla sığınaklara koşuyor. A Haber Program Müdürü Emine Kavasoğlu, saldırıların merkez üssü Tel Aviv'den Siyonist rejimdeki büyük paniği ve psikolojik çöküntüyü anbean aktardı. Kavasoğlu, İsrail'in artık her noktasının hedef haline geldiğini ve Gazze'ye yıllardır yaşatılan korkunun şimdi İsrail sokaklarına taşındığını vurguladı. Kavasoğlu son olarak İran'ın vurduğu Beerşeba'dan notlarını canlı yayında aktardı.

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik ortak saldırısı Ortadoğu'daki tüm dengeleri sarstı. A Haber canlı yayınında gelişmeleri değerlendiren uzmanlar, saldırının "diplomatik sabotaj" niteliği taşıdığına dikkat çekti. Hamaney'in ölümü ile tansiyon tavan yaparken gözler bir sonraki hamel çin bölgeye çevrildi.

İŞTE DAKİKA DAKİKA YAŞANANLAR

CANLI ANLATIM

18:57

A HABER ABD-İSRAİL'İN VURDUĞU TAHRAN'DA

İran’ın başkenti Tahran, dün ve bugün gerçekleştirilen çok şiddetli hava saldırılarıyla sarsıldı. Nilüfer Meydanı ve çevresindeki askeri noktaların hedef alındığı bombardımanlarda, füzelerin şiddeti sivil yerleşim alanlarını harabeye çevirdi.

A HABER ABD-İSRAİL'İN VURDUĞU TAHRAN'DA

Şehirde büyük bir insani dram yaşanırken, can güvenliği endişesi taşıyan halk kitleler halinde başkenti terk etmeye başladı. A Haber muhabiri Ekber Karabağ, saldırıların merkezinden son durumu aktardı.

Tahran’ın en kritik noktalarından biri olan Nilüfer Meydanı’nda yıkımın boyutlarını gözler önüne seren A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "Hemen yanı başımızda bir askeri mekan vuruldu ancak dikkat çekici olan, etraftaki birçok sivil binanın da tahrip edilmiş olmasıdır. Bulunduğumuz sokaktaki apartman dairelerinde neredeyse hiç cam kalmamış vaziyette. Kullanılan füzelerin şiddeti o kadar yüksek ki sadece askeri binalar değil, yüzlerce sivil ev de bu saldırılardan doğrudan etkileniyor" ifadelerini kullandı.

Bölgedeki tahribatın sadece tek bir sokakla sınırlı olmadığını vurgulayan Karabağ, "Her yer tozla buz olmuş durumda, belediye ekipleri molozları kaldırmak için çalışıyor ancak yerler cam kırıkları ve yıkılan bina parçalarıyla dolu" sözleriyle dehşetin boyutunu aktardı.

STRATEJİK KARARGAHLAR VURULDU

Saldırıların sadece yerleşim yerlerini değil, devletin en kritik güvenlik mekanizmalarını da vurduğunu belirten Ekber Karabağ, "Devrim Muhafızları’nın ana mekanı olan Sarullah Karargahı çok şiddetli bir şekilde vuruldu. Bugün ise emniyetin genel merkezi hedef alındı. Patlamanın şiddetiyle, saldırı noktasına 300 metre mesafedeki sivil binaların kapıları bile yerinden kopmuş durumda" dedi.

Karabağ, füze isabet oranlarındaki sapmaların daha önce büyük facialara yol açtığını hatırlatarak, "Ülkenin güneyinde bir okula yapılan saldırıda 150’nin üzerinde kız çocuğu hayatını kaybetti. Tahran’da da benzer şekilde hedeflerin şaşması sonucu sivil kayıplar artıyor" şeklinde konuştu.

TAHRAN’DA BÜYÜK GÖÇ

Bombardıman sonrası halkın canını kurtarmak için şehirden kaçtığını ifade eden Karabağ, "Dünden itibaren insanlar Tahran’ı ciddi anlamda boşaltmaya başladı ve bu terk edişler hala devam ediyor. Şehirde az sayıda insan kaldı, mağazaların hemen hemen hepsi kapalı. Sadece fırın, eczane ve benzin istasyonu gibi acil ihtiyaç noktaları hizmet veriyor" dedi.

Sokakların karanlığa gömüldüğünü ve binaların boşaldığını söyleyen Karabağ, "İnsanlar sadece eşyalarını toplamak için kısa süreliğine evlerine giriyor. Şehirde tam bir savaş hali hakim ve herkes bir şekilde canını kurtarmanın derdinde" ifadelerini kullandı.

17:18

A HABER VURULAN BEERŞEBA'DA!

İsrail’in Berşeba kenti, İran'ın hedefi oldu. Demir Kubbe hava savunma sisteminin müdahalesine rağmen kente düşen devasa roket parçaları büyük bir yıkıma yol açarken, bölgeden gelen ilk bilgilerde 17 kişinin yaralandığı bildirildi. A Haber ekipleri, saldırının hemen ardından sıcak bölgeye girerek yaşanan paniği ve hasarı yerinden görüntüledi.

SAVAŞ UÇAKLARI VE İHA SESLERİ ALTINDA CANLI YAYIN
Berşeba’daki son durumu aktaran A Haber muhabiri, "Şu anda Berşeba’dayız, yoğun bir hava hareketliliği sesi geliyor, İHA'ların sesi duyuluyor. Telefonlarımıza henüz yeni bir uyarı gelmedi ama gökyüzünde büyük bir hareketlilik var" sözleriyle bölgedeki gergin bekleyişi özetledi. Kent genelinde siren seslerinin ardından duyulan patlamalar, sivil yerleşim alanlarında büyük korkuya neden oldu.

DEMİR KUBBE PARÇALARI YIKIMA YOL AÇTI
Saldırının boyutlarını olay yerinden gösteren A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Bir roket saldırısı düzenlendi ve Demir Kubbe bu rokete müdahale etti. Ancak roket parçaları şu an bulunduğumuz noktaya düştü. Patlamanın şiddetiyle bölgedeki binaların pek çoğu hasar almış durumda. Burası 4-5 bloktan oluşan kalabalık bir site ve evlerin camları, duvarları tamamen kırılmış vaziyette" ifadelerini kullandı. Roketin düştüğü noktada oluşan devasa çukur ve kökünden sökülen ağaçlar, saldırının şiddetini gözler önüne serdi.

RADİKAL BAKAN BEN-GVİR OLAY YERİNDE
Saldırıdan kısa bir süre sonra bölgeye gelen İsrail hükümetinin tartışmalı ismi hakkında bilgi veren A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "Kısa süre önce radikal Bakan Ben-Gvir de buradaydı. Gazze’deki soykırımı haklı çıkarmak için elinden geleni yapan Ben-Gvir, saldırının gerçekleştiği bu noktada incelemelerde bulundu" şeklinde konuştu. Olay yerinde arama kurtarma çalışmaları sona ererken, polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı ve basın mensupları için bölgenin kısıtlı şekilde açıldığı belirtildi.

İSRAİL ORDUSUNDAN KRİTİK AÇIKLAMA: CEPHE GENİŞLİYOR
İsrail ordusunun Lübnan ve İran eksenindeki faaliyetlerine de değinilen haberde A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu , "İsrail ordusu, son 3 gün içinde İran’a ait 600 askeri tesisin imha edildiğini ve 110 bin yedek askerin seferber edildiğini duyurdu. Aralarında İranlı liderlerin de bulunduğu 20’den fazla hedef vuruldu" bilgisini paylaştı. Öte yandan, Tel Aviv’de gündemi sarsan "Netanyahu’nun konutu vuruldu mu?" iddialarına ilişkin ise, "İsrail’den bu konuda henüz bir yalanlama ya da doğrulama gelmedi, sessizlik korunuyor" sözleriyle belirsizliğin sürdüğünü aktardı.

Kavasoğlu “2024 yılında Hizbullah saldırısı sonrası Netanyahu’nun evinin bulunduğu noktanın hedef alındığı söylenmişti; binada oluşan hasar sosyal medyada paylaşılsa da İsrail bunu hiçbir zaman kabul etmedi, Netanyahu’nun sağlık durumuyla ilgili henüz bir açıklama yok.” ifadelerini kullandı. İsrail yönetiminin sessizliğini koruması, "Netanyahu vuruldu mu?" sorularını beraberinde getirmeye devam ediyor.

TEL AVİV HAYALET ŞEHRE DÖNÜŞTÜ
Savaşın merkez üslerinden biri olan Tel Aviv’de artık eski kalabalıktan eser yok. Bölgedeki değişimi gözlemleyen Kavasoğlu, “Tel Aviv’in o yoğun nüfusunun tamamen bittiğini söyleyebiliriz; insanlar ya sığınaklarda yaşıyor ya da İran-İsrail-ABD savaşı korkusuyla şehri terk ediyorlar.” sözleriyle bölgedeki insansızlaşmaya dikkat çekti. Öte yandan, dün geceki hareketliliğe rağmen şehirde bugün siren seslerinin azalmış olması, İran’ın hedeflerini genişlettiği şeklinde yorumlanıyor.

OLAĞANÜSTÜ HAL UZATILDI
İsrail genelinde güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarılırken, sivil yaşam durma noktasına geldi. Kararın detaylarını paylaşan Emine Kavasoğlu, “Önce iki gün için ilan edilen olağanüstü hal süresi 10 gün daha uzatıldı; 12 Mart’a kadar devam edeceği söylendi ancak savaş sürerse bu sürenin daha da uzatılması bekleniyor.” şeklinde konuştu.

"MEŞRU HEDEF" İLAN EDİLEN BÖLGELERDE YIKIM BÜYÜK
Saldırıların sadece Tel Aviv ile sınırlı kalmadığı, menzilin tüm İsrail topraklarına yayıldığı belirtiliyor. Beersheba’daki yıkımı yerinde görüntüleyen Kavasoğlu, “Sadece bir füze parçasının binalarda ne kadar derin ve ağır bir hasar bıraktığını görebiliyoruz; İran artık İsrail’in her bir karışını ve Amerikan üslerini meşru hedef olarak görüyor.” dedi. Muhabir ayrıca, Orta Doğu halklarının yıllardır alışık olduğu savaş sahnelerinin artık İsrail sokaklarında yaşandığını, “İsrailliler bu duruma hiç alışık değil, Orta Doğu’nun yaşadığı bu manzaralarla artık kendileri karşı karşıya kalıyor.”

MEDYA KARARTMASINDAN ALGI OPERASYONUNA
İsrail’in çatışmaların başladığı ilk andan itibaren uyguladığı katı sansür mekanizması, bölgedeki Türk ve dünya basını mensuplarının gözlemleriyle sarsıldı. Ancak gelinen noktada durumun tam tersine döndüğünü belirten A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu "Daha önce Gazze’ye düzenlenen saldırılar sırasında sınır bölgelerinde binaların çekilmesine ve görüntülenmesine asla izin verilmezken, bugün bölgede yoğun bir basın mensubu kitlesinin bulunmasının son derece dikkat çekici olduğunu" sözleriyle aktardı.

BEERSEBA’DA NELER YAŞANDI?
Saldırıların hedefi olan noktalardan biri olan Be’er Sheva’daki son durumu değerlendiren saha muhabiri, bölgedeki kısıtlamaların aşama aşama esnetildiğini bildirdi. Kavasoğlu, "Be’er Sheva’ya gelen tüm noktaların başlangıçta kapatıldığını ve bölgeye ulaşmanın imkansız olduğunu" ifade ederek, "Ancak temizleme çalışmaları tamamlanıp hasar tespit edildikten sonra basın mensuplarının içeri alındığını, burada 1’i ağır olmak üzere 17 yaralının bulunduğunu" belirtti. Bölgedeki hasarın çok büyük olmamasına rağmen basının buraya davet edilmesinin altında yatan nedenlerin sorgulanması gerektiğini vurguladı.

İSRAİL’İN SİVİL YERLEŞİM ALANI KURNAZLIĞI
İsrail’in son günlerde basın mensuplarına sunduğu bu imkanın arkasında, saldırılarını dünya kamuoyuna "meşru" gösterme çabası olduğu değerlendiriliyor. Bölgedeki Kavasoğlu, "İsrail’in sivil yerleşim alanlarının hedef alındığı görüntüsünü yaymaya çalışarak biz askeri noktaları vuruyoruz, onlar ise sivil yaşam alanlarını hedef alıyor mesajı vermeye çalıştığını" ifade etti. Kavasoğlu ayrıca, "İsrail'in bu görüntüleri kullanarak kendi saldırılarını meşru bir hak gibi göstermeye çalıştığını ancak tüm dünyanın İsrail’in sivilleri nasıl katlettiğine defalarca tanıklık ettiğini" sözlerine ekledi. Savaşın seyrinin değiştiğini belirten kaynaklar, İsrail’in saldırılarına devam etmesi durumunda bunun karşılığını sert bir şekilde göreceği mesajının da sahada hissedildiğini bildirdi.

17:04

ABD VE İSRAİL'DEN SİNSİ KUŞATMA

Ortadoğu’da sular bir an olsun durulmazken, ABD ve İsrail’in bölgedeki hava operasyonlarında kullandığı “hayalet” teknolojiler dünya gündemini sarstı. Tüm bunları A Haber canlı yayınına katılan uzman isimler değerlendirdi.

İRAN’IN İDDİALARI VE TRUMP’IN ÇELİŞKİLİ POLİTİKASI
Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, bölgedeki can kayıplarına ilişkin çarpıcı iddiaları dile getirerek, "İran tarafında 200 kadar askerin öldüğü söyleniyor. Batı medyasında, halkın rejim değişikliği girişimlerinden ders aldığı ancak Trump’ın ders almadığı yönünde manşetler var" dedi. Trump’ın geçmişteki söylemleriyle bugünkü aksiyonları arasındaki çelişkiyi vurgulayan Tutar, "2010'larda 'Orta Doğu'daki savaşlara bulaşmak salaklıktır, 8 trilyon dolar kaybettik' diyen bir Trump vardı. Şimdi ise 'taleplerimiz karşılanana kadar saldırılar devam edecek' diyen bir yaklaşım sergiliyor" değerlendirmesinde bulundu.

GÖRSEL SAVAŞIN GALİBİ KİM? "BİR GÖRÜNTÜ ON SAAT ANLATMAKTAN DAHA ETKİLİ"
Savaşın sadece sahada değil, algı dünyasında da sürdüğünü belirten Tutar, görsel rasyonalitenin önemine değinerek, "Uluslararası ilişkilerde ve tarihi kırılma noktalarında görsellik, vakanın kendisinden çok daha öne çıkar. Bir olayı on saat anlatsanız da bir görüntü kadar etkileyici olmaz. Bir Amerikan askerinin bu acıklı hali hafızalarda yer edecektir" ifadelerini kullandı. Bölgedeki tarihsel sürece de değinen Tutar, "1988'den sonra Suriye, Lübnan ve Irak'ta önü açılan bir İran vardı. Ancak 2016'da Trump'ın gelişi ve özellikle Kasım Süleymani suikastı sonrası, artık önü açılan bir İran yerine düğmesine basılan bir İran süreci başladı" sözleriyle bölgedeki yeni stratejik denklemi aktardı.

UZMAN PİLOT AHMET İZGİ’DEN TEKNİK ANALİZ
Programda görüşlerine başvurulan deneyimli pilot Ahmet İzgi de uçak kazaları ve askeri havacılık noktasındaki tecrübelerini paylaşmak üzere yayına dahil oldu. Bölgedeki uçak düşme hadiseleri ve pilotların durumuna dair teknik ayrıntıların tartışıldığı bölümde, ABD’nin teknolojik üstünlüğünün sahada her zaman karşılık bulamadığına dikkat çekildi.

HAYALET UÇAKLARIN SIRRI: KARBON FİBER VE TASARIM
Elektronik Yüksek Mühendisi Pilot Ahmet İzgi, ABD ve İsrail’in saldırı anında kullandığı teknolojilerin radara yakalanmama sırrını deşifre etti. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Elektronik Yüksek Mühendisi Pilot Ahmet İzgi , "Bu uçakların ortak noktası dış yüzeylerinin alüminyum değil, karbon fiber olmasıdır. Radar sinyalinin metal parçaya çarpıp geri dönmesi gerekirken, bu yapılar sinyali emiyor ve geri yansıtmadığı için uçaklar görünmez hale geliyor," ifadelerini kullandı. B-2 uçaklarının tasarımındaki farklılığa dikkat çeken uzman, "B-2 uçaklarında dikey stabilizatör bulunmuyor, bu da aşağıdan gönderilen sinyalin çarpabileceği bir yüzeyin olmaması demektir," sözleriyle uçağın tasarım harikasını aktardı.

20 KİLOMETRE YÜKSEKLİKTE ASTRONOT KIYAFETLİ PİLOTLAR
B-2 bombardıman uçaklarının operasyon kabiliyetinin sınırları zorladığını belirten Elektronik Yüksek Mühendisi Pilot Ahmet İzgi "Bu uçaklar deniz seviyesinden yaklaşık 15-20 kilometre yukarıda uçuyor. Oksijenin çok az olduğu bu irtifada pilotlar adeta birer astronot gibi özel kıyafetler giyiyor ve oksijen tüpüyle hayatta kalıyorlar," dedi. Uçakların gövde içinde sakladığı akıllı mühimmatların önemine değinen Ahmet Bey, "Lazer güdümlü mühimmatlar, verilen koordinatlara birer birer ulaşıp hedefleri imha ediyor," açıklamasında bulundu.

F-35 TEHDİDİ: TAHRAN’A GİRMEDEN NOKTA ATIŞI
İsrail’in kullandığı F-35 uçaklarının İran için neden büyük bir tehdit oluşturduğu, menzil ve mühimmat kabiliyetiyle açıklandı. Elektronik Yüksek Mühendisi Pilot Ahmet İzgi "F-35’lerin Tahran’ın tam üzerinde uçmasına gerek yok. 180 kilometre uzaklıktaki bir hedefi vurabiliyorlar. Örneğin Ankara’yı bombalayacaksanız, Sivrihisar üzerinden bombayı bırakıyorsunuz ve akıllı kanatçıklar mühimmatı adrese teslim götürüyor," ifadelerini kullandı. İran’ın bu teknoloji karşısında çaresiz kaldığını belirten Ahmet İzgi , İran’ın komşu ülkelerden aldığı radar sistemleriyle bu bombardımanı önlemeye çalıştığını dile getirdi.

KUVEYT’TE F-15 GİZEMİ VE İNSANLIK DRAMI
Bölgedeki sıcak gelişmelere dair çarpıcı bir iddiayı da paylaşan Ahmet İzgi  "Kuveyt’te 3 tane F-15 uçağının düştüğü görülüyor. Bazı kaynaklar dost ateşiyle düştüğünü söylese de İranlılar kendilerinin vurduğunu iddia ediyor," şeklinde konuştu. Yaşananların sadece bir teknoloji savaşı olmadığını vurgulayan uzman, "Şu an kimin teknolojisi iyiyse o öne geçiyor ancak İran’da 10’lu yaşlardaki 160 civarında çocuğun öldürülmesini şiddetle kınıyorum. Bu suçu işleyenlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmasını umut ediyorum," sözleriyle bölgedeki insani drama dikkat çekti.

16:37

İSRAİL’DEN AĞIR HAVA SALDIRISI VE BÖLGESEL KAOS!

Tahran’daki son durumu aktaran A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, "Son bir saat içinde Tahran’da çok sayıda patlama meydana geldi. Ağır bir şekilde hava saldırısı söz konusuydu. Devrim Muhafızları'na bağlı merkezler, Besic milisleri, istihbarat ve orduya bağlı noktaların vurulduğu bilgileri geliyor. Ayrıca Ferdovsi Meydanı'ndaki Diplomatik Polis Merkezi de hedef alınan noktalar arasında yer alıyor," ifadelerini kullandı. Saldırıların sadece askeri noktalarla sınırlı kalmadığını belirten Karabağ, "Sivil yerleşim yerlerinin de etkilendiği görülüyor. Gandhi Hastanesi’nde tahribat oluştuğu ve insanların cam kırıklarından yaralanarak yerlere uzandığı bizzat gözlemlediğimiz bir durum," sözleriyle sahadaki dehşeti aktardı.

İRAN’DAN HAYBER FÜZELERİYLE MİSİLLEME
İsrail’in saldırılarına İran kanadından jet hızıyla yanıt geldi. Devrim Muhafızları’nın açıklamalarını paylaşan Karabağ, "İran, yeni bir saldırı dalgası başlatarak İsrail’in Berşeba kentini vurduğunu duyurdu. İran tarafı, Hayber füzelerini kullanarak İsrail Başbakanlık Ofisi ve Savunma Bakanlığı’nı hedef aldığını belirtiyor," şeklinde konuştu. Bu misilleme hamlesiyle birlikte bölgedeki gerilim geri dönülemez bir noktaya taşındı.

KÖRFEZ’DE UÇAK KRİZİ: DOST ATEŞİ Mİ İRAN MÜDAHALESİ Mİ?
Savaşın yankıları Kuveyt ve Suudi Arabistan sınırlarına da sıçradı. Bölgedeki askeri hareketliliğe değinen Karabağ, "Kuveyt’te düşen üç adet F-5 uçağı var. ABD, bu uçakların Kuveyt hava savunma sistemleri tarafından yanlışlıkla, yani dost ateşiyle düşürüldüğünü söylese de İran medyası bu uçakların İran savunma sistemleri tarafından vurulduğunu iddia ediyor," dedi. Öte yandan Suudi Arabistan’daki bir petrol rafinerisinde ve Katar’da da benzer patlamaların yaşandığı, bölge ülkelerinin İran’a karşı askeri seçenekleri masaya yatırmaya başladığı bildirildi.

555 CAN KAYBI VE TAHRAN’DA BÜYÜK KAÇIŞ
İnsani bilançonun her geçen dakika ağırlaştığı Tahran’da, halkın şehri terk etmeye çalıştığı gözlemleniyor. Karabağ, "İran Kızılayı, son üç günde 131 ilçenin saldırıya uğradığını ve şu ana kadar 555 İranlının hayatını kaybettiğini duyurdu. Natanzi Nükleer Tesisi’ne yönelik de saldırılar söz konusu. Tahran’da havalimanları çalışmıyor, otobüs seferleri yetersiz kalıyor. İnsanlar kendi imkanlarıyla, yazlıklarına veya köylerine kaçarak canlarını kurtarmaya çalışıyor," ifadelerini kullandı. Bölgedeki diplomatik krizin de derinleştiğini belirten Karabağ, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Tahran Büyükelçiliği’ni kapattığını ve Ürdün’ün de İran temsilcisini bakanlığa çağırarak tepki gösterdiğini sözlerine ekledi.

16:19

IRAK ATEŞ ÇEMBERİNDE

Ortadoğu’da İsrail ve İran arasındaki gerilim tırmanırken, krizin yankıları Irak sahasında şiddetli bir şekilde hissediliyor. Bağdat’ta protestocuların ABD Büyükelçiliği’ne yönelik baskın girişimi ve peş peşe düşen İHA’lar bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. Gazeteci Mustafa Kasap, Irak’taki son durumu, hava sahasının kapatılmasını ve ABD üslerine yönelik saldırıları A Haber canlı yayınında tüm detaylarıyla değerlendirdi.

BAĞDAT’TA YEŞİL BÖLGE KARIŞTI: ELÇİLİKTE ÇATIŞMA SESLERİ

Bağdat’taki protestoların seyrini aktaran Gazeteci Mustafa Kasap, "Protestocular yeşil bölgeye girerek Amerikan Büyükelçiliği’ne saldırmak istedi, binaya girerek orayı tahribata uğratmak istediler ve lakin yeşil bölgede güvenlik güçleri yoğun bir şekilde güvenlik önlemlerini almıştı ve hatta ki güvenlik güçleriyle protestocular arasında bir çatışma çıktı" sözleriyle bölgedeki kaosu anlattı. Güvenlik güçlerinin müdahalesine değinen Kasap, "Çevik kuvvet ekipleri de göstericilere tazyikli su ve gaz bombalarıyla müdahale ederek göstericileri geri püskürtmeyi başardı" ifadelerini kullandı.

GÖKYÜZÜNDEN TEHDİT: PEŞ PEŞE DÜŞEN İHA’LAR VE KAPALI HAVA SAHASI

Irak’ın farklı bölgelerinde yaşanan hava hareketliliğine dikkat çeken Mustafa Kasap, "Diyala’ya bağlı Galabat köyüne belirsiz bir İHA düştü, sinyali kesilmiş olan bir İHA olduğu üzerinde duruluyor. Erbil’de de Dirdin bölgesinde bir İHA düşürüldü, o da hava savunma sistemleri tarafından vurularak düşürüldü" bilgisini paylaştı. Hava trafiğindeki kısıtlamaları aktaran Kasap, "Irak Sivil Havacılık Otoritesi yeni bir açıklama yaptı, 48 saat süreyle sivil hava sahasını trafiğe kapattı" şeklinde konuştu.

ABD ÜSLERİ HEDEFTE: ERBİL VE MUSUL VURULDU

Saldırıların geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Mustafa Kasap, "Erbil Uluslararası Havalimanı’na yakın bölgelere sürekli bir İHA ve roket saldırıları dünden beri devam ediyor. Irak’ın farklı bölgeleri; Babil, Diyala, Cerir, Erbil ve Musul vuruldu dün, bazı Amerikan üslerine yakın bölgelere roketli saldırılar gerçekleşti" sözleriyle sahadaki sıcak çatışmayı aktardı. Kasap ayrıca, "Şu an kritik düzeyde Irak sahasında, her an bir Amerikan üssü vurulma eşiğinde" uyarısında bulundu.

IRAK HÜKÜMETİNDEN NET MESAJ: SAVAŞ ALANI OLMAYACAĞIZ

Irak Başbakanı Muhammed Şiya el-Sudani’nin konuya ilişkin tavrını dile getiren Mustafa Kasap, "Muhammed Şiya el-Sudani, Irak’ın savaş alanına dönmesini kesinlikle reddettiklerini ve 'Irak’ın savaş alanı olmasını kesinlikle reddediyoruz' ifadelerini kullandı" dedi. Öte yandan ABD Büyükelçiliği’nin kendi vatandaşlarına ve memurlarına yönelik uyarılarını hatırlatan Kasap, "Amerikan Büyükelçiliği Irak’taki vatandaşlarına, özellikle memurlarına evlerinden çıkmamaları yönünde talimat verdi" ifadeleriyle bölgedeki alarm durumunun ciddiyetini vurguladı.

Ahaber
15:20

TEL AVİV’DE SİREN SESLERİ VE SIZMA UYARISI

Bölgedeki son durumu aktaran A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu, "İsrail çok sıcak bir güne uyandı, özellikle Tel Aviv’de art arda siren sesleri yükselmeye başladı. Hava saldırısı uygulaması üzerinden ilk kez 'terörist sızmaları var' bilgisi paylaşıldı. Shavei Shomron bölgesinde, Nablus yakınlarında yaşanan bu sızma uyarısı bölgedeki paniği daha da artırdı" ifadelerini kullandı.

KRİTİK NOKTALAR HEDEF ALINDI: NETANYAHU’NUN OFİSİ VURULDU
Saldırıların şiddetini ve hedef alınan noktaları belirten Kavasoğlu, "Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, Netanyahu’nun ofisinin ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı yerleşkesinin hedef alındığı ve vurulduğu belirtildi. Henüz İsrail hükümetinden resmi bir doğrulama gelmese de, bölgede yayın sırasında dahi şiddetli patlama sesleri duyuldu" sözleriyle durumu aktardı.

BERŞEBA’DA CAN PAZARI: YARALILAR VAR
Saldırıların sadece Tel Aviv ile sınırlı kalmadığını vurgulayan Emine Kavasoğlu, "Güneydeki Berşeba bölgesinde yaşanan patlamalarda şu ana kadar biri ağır 17 kişinin yaralandığı bilgisi paylaşıldı. Batı Kudüs yakınlarında daha önce gerçekleşen saldırılarda ise 9 kişinin hayatını kaybettiğini biliyoruz, Berşeba’da enkaz çalışmalarının ardından bilançonun ağırlaşmasından endişe ediliyor" açıklamasında bulundu.

HAYAT DURMA NOKTASINDA: NAVİGASYONLAR SUSTU
İsrail genelinde ulaşım ve iletişimin de felç olduğunu dile getiren Kavasoğlu, "İsrail’de şu an navigasyon sistemleri çalışmıyor, 15 dakikalık yollar bir buçuk saate çıkmış durumda. Tel Aviv sokakları ve yollar tamamen boşalmış halde. Ayrıca Ben Gurion Havalimanı cuma gününe kadar ticari uçuşlara kapatıldı, hava sahasının kontrollü olarak açılabileceği iddia ediliyor" ifadeleriyle sahadaki zorluklara dikkat çekti.

14:57

İNGİLTERE ÜSLERİ ABD’YE AÇTI, İRAN’DAN MİSİLLEME GELDİ

Doğu Akdeniz’de gerilim hızla tırmanıyor. İngiltere’nin, adadaki askeri üslerini ABD’nin kullanımına açacağını açıklamasının ardından İran’dan dikkat çeken bir misilleme geldi. İran’a ait bir insansız hava aracının, Güney Kıbrıs’taki İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri üssünü hedef aldığı bildirildi. Bölgede sirenler çalarken yeni saldırı ihtimali konuşuluyor.

İNGİLTERE ÜSLERİ ABD’YE AÇTI, İRAN’DAN MİSİLLEME GELDİ

A Haber ekranlarında gelişmeleri aktaran A Haber Muhabiri Rıza Açıkgöz, İngiliz medyasında da geniş yer bulan gelişmeye dikkat çekti. İngiltere Savunma Bakanlığı’nın, Güney Kıbrıs’taki askeri üslerin ABD tarafından kullanılabileceğine yönelik açıklamasının ardından İran’dan karşı hamle geldi.

İran’a ait bir insansız hava aracının, RAF Akrotiri Üssü üzerinde etkisiz hale getirildiği bildirildi. Üs, İngiltere’nin Doğu Akdeniz’deki en kritik askeri noktalarından biri olarak biliniyor.

LİMASOL’DA YENİDEN SİRENLER ÇALDI

A Haber’e bağlanan Açıkgöz, saldırının ardından bölgede gerilimin düşmediğini belirtti. Limasol kentinde yaklaşık yarım saat önce yeniden sirenlerin çalmaya başladığı ifade edildi.

Bu gelişme, bölgede yeni bir saldırı olabileceği yönündeki endişeleri artırdı.

RUM LİDER “SAVAŞIN PARÇASI DEĞİLİZ” DEDİ

Öte yandan Güney Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Hristodulidis, ülkesinin savaşın tarafı olmadığı yönünde açıklama yaptı. Ancak bu açıklamanın hemen ardından bölgede yeniden alarm verilmesi dikkat çekti.

İNGİLİZ ÜSLERİNDE TAHLİYE İDDİASI

Bölgede dikkat çeken bir diğer gelişme ise İngiliz üslerinde görev yapan personelin ailelerinin tahliye edildiğine dair haberler oldu. Hem RAF Akrotiri Üssü hem de RAF Dikelya Üssü çevresinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı bildirildi.

13:50

İRAN'DAN ABD'YE 40 YILLIK TEHDİT: "ÇÖKERSEM BÖLGEDEKİ BÜTÜN ALTYAPINIZI DA ÇÖKERTİRİM!"

A Haber canlı yayınına katılan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Necmettin Mutlu, tırmanan ABD-İran gerilimine ilişkin ezber bozan analizlerde bulundu. İran'ın ABD'nin bölgedeki 40 yıllık altyapısını hedef aldığını belirten Mutlu, Umman'da yürütülen müzakerelerin büyük bir stratejik hata olduğunu ve savaşın Doğu Akdeniz'e yayılma tehlikesinin altını çizdi. Mutlu, Umman Dışişleri Bakanı'nın saldırıdan saatler önce barışa yakın olunduğunu söylemesinin, sürecin ne kadar yanlış okunduğunu gözler önüne serdiğini vurguladı.

İRAN'DAN KÜSTAH TEHDİT

Bölgede tansiyonun bir an bile düşmediğini belirten Dr. Necmettin Mutlu, İran'ın restinin çok net olduğunu söyledi. Mutlu, İran'ın ABD'ye karşı tavrını, "Çok önemli bir mesele, aslında İran, 'Eğer ben çökersem, burada 40 yıldır bölgede yığdığınız bütün altyapıyı kendimle beraber çökertirim' diyor" sözleriyle aktardı. Bu tehdidin doğrudan doğruya Amerika'nın 40 yıldır bölgede kurduğu bütün altyapıyı hedef aldığını belirtti.

HEDEFTE 1.5 MİLYAR DOLARLIK VERİ MERKEZİ VARDI

Saldırıların hedefinde sadece askeri noktaların olmadığını, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) Amazon veri merkezinin vurulmasının çok kritik olduğunu ifade eden Mutlu, bu hedefin tesadüf olmadığını vurguladı. Dr. Mutlu, "Bence o çok kritik bir hedef. Çünkü Trump ziyaretinde orada biliyorsunuz 1.5 milyar dolarlık bir yatırım sözü verdi. Hatta Nvidia çipleri istediler. Bu konuda El-Nahyan'ın bir takıntısı da var. Yani bu özellikle veri merkezi, teknoloji yatırımlarına bir kişisel takıntısı da var" şeklinde konuştu.

SAVAŞ AKDENİZ'E YAYILIYOR: AMERİKA'NIN GÜVENLİ ÜSSÜ KALMADI

Çatışmaların coğrafyasının genişlediğine dikkat çeken Dr. Mutlu, tehlikenin Doğu Akdeniz'e sıçrama potansiyelini, "Bunun Girit'e genişlemesi, belki Sicilya'ya genişlemesi... Çünkü Amerikalıların şu an Doğu Akdeniz'deki ikmal hatlarından başka bütün güvenli üsleri kalmadı. İş artık Doğu Akdeniz'e doğru da genişleme evresinde farkındaysanız" ifadeleriyle anlattı.

DİPLOMASİDE "UMMAN" HATASI: MÜZAKERELER TÜRKİYE'DE OLMALIYDI

Dr. Necmettin Mutlu, krizin bu noktaya gelmesindeki en büyük nedenlerden birinin yanlış yürütülen diplomasi süreci olduğunu savundu. Mutlu, Türkiye'nin rolünün önemine değinerek, "Keşke bu görüşmeler hiç Umman'a götürülmeseydi. Eğer Türkiye'de bu masa kurulsaydı, bu sarmal Netanyahu'nun istediği bu noktaya gelmeyecekti. Ya son anda Umman'a alınması bence çok büyük taktik ve stratejik bir hataydı" dedi. Bu kadar büyük konuların Umman'da üçüncü sınıf bir diplomatla görüşülemeyeceğini belirten Mutlu, Camp David örneğini vererek ciddi müzakerelerin nasıl yapılması gerektiğini hatırlattı.

"ULAK" DİPLOMASİSİ İLE BU MESELELER ÇÖZÜLMEZ

Müzakere sürecindeki ciddiyetsizliğin vahametini gözler önüne seren Dr. Necmettin Mutlu, Umman'daki görüşme trafiğini eleştirdi. Mutlu, saldırıdan sadece birkaç saat önce Umman Dışişleri Bakanı'nın tarafların barışa hiç olmadığı kadar yakın olduğu yönündeki açıklamasına dikkat çekerek, "Sayın Bakan dedi bunu ya. Ben onlara söyledim, yüz yüze konuşun. Bu ne demek biliyor musunuz? Yani siz bir odadasınız, onlar bir odada, Umman Dışişleri Bakanı ulak gibi gidip geliyor. Bu meseleler böyle çözülmezdi" ifadelerini kullandı.

 

Ahaber
10:53

“SIRADAKİ HEDEF TÜRKİYE Mİ?” TARTIŞMASINA NET YANIT

Orta Doğu’da hızla büyüyen savaşın bölgeyi ateş çemberine çevirdiği bir dönemde, “sıradaki hedef Türkiye mi?” tartışmaları da gündeme geldi.

Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, A Haber ekranlarında yayımlanan Sabah Ajansı programında, A Haber muhabiri Cansın Helvacı’nın sorularını yanıtladı.

Müderrisoğlu, bölgedeki savaşın Türkiye’ye etkileri, ekonomik yansımalar, enerji riskleri ve göç senaryoları hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

“SIRADA TÜRKİYE VAR” SÖYLEMİNE SERT TEPKİ

“Sıradaki hedef Türkiye” iddialarına ilişkin konuşan Müderrisoğlu, bu söylemlerin son derece tehlikeli olduğunu vurguladı.

Müderrisoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“‘Hedefte Türkiye var’ ifadesinin peşine takılmak hakikaten hem hadsizliktir hem de Türkiye’ye karşı açık bir operasyon düzenleyenlerle iş birliği anlamına gelir. Bu söylemler, Türkiye’ye karşı yürütülen planlara yardım ve yataklık anlamına gelebilecek bir yaklaşım içerir.”

TÜRKİYE BÖLGESİNE BARIŞ İHRAÇ EDEN BİR ÜLKE

Türkiye’nin bölgesel rolüne dikkat çeken Müderrisoğlu, Ankara’nın savaş değil barış için çaba gösteren bir aktör olduğunu belirtti.

“Türkiye bölgesine barış ihraç eden bir ülkedir. Hatta hak etmediği halde İsrail’i bile bu zemine çekmeye çalışan bir yaklaşım sergilemiştir.”

Müderrisoğlu, özellikle Gazze için yürütülen diplomatik girişimlerin önemine işaret ederek Gazze Barış Kurulu sürecinin unutulmaması gerektiğini vurguladı.

 

CANLI | Tel Aviv'de hayat durdu! İran saldırıları İsrail'i felç etti |  A Haber vurulan Beerşeba'da - 1

TÜRKİYE AÇISINDAN ÜÇ KRİTİK BAŞLIK

İran merkezli gelişmelerin Türkiye açısından üç önemli boyutu bulunduğunu belirten Müderrisoğlu, bunları şöyle sıraladı:

Türkiye ekonomisine etkileri

Olası kitlesel göç dalgası ve sınır güvenliği

Saldırı biçimlerinden çıkarılacak askeri ve istihbari dersler

TÜRKİYE EKONOMİSİ DIŞ ŞOKLARA KARŞI GÜÇLÜ

Ekonomik açıdan Türkiye’nin son yıllarda önemli bir hazırlık sürecinden geçtiğini söyleyen Müderrisoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye son üç yıldır son derece dikkatli ve hedef odaklı politikalar izliyor. Rezervleri güçlendirmeyi esas alan, büyümeye duyarlı ve refah dağılımını iyileştirmeyi amaçlayan bir ekonomi politikası yürütülüyor.”

Müderrisoğlu’na göre Türkiye’nin ekonomik temelleri bu tür krizlere karşı önemli bir dayanıklılığa sahip.

Bu çerçevede şu unsurlara dikkat çekti:

  • Bankacılık sisteminin sağlam yapısı
  • Türkiye’deki borçluluk oranlarının dengesi
  • Bütçe disiplininin korunması
  • Merkez Bankası rezervlerinin güçlendirilmesi

Müderrisoğlu, bu unsurların Türkiye için “ihtiyat tamponları” oluşturduğunu belirtti.

PETROL VE TİCARET RİSKLERİ YAKINDAN İZLENİYOR

Bölgesel savaşın enerji piyasalarına etkisinin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Müderrisoğlu, özellikle petrol fiyatlarına dikkat çekti.

“Bu savaşın ne kadar süreceği ve petrol fiyatlarını nasıl etkileyeceği önemli. Aynı zamanda uluslararası ticarette özellikle nakliye risk primlerinin ne ölçüde artacağını izlemek gerekiyor.”

Müderrisoğlu, petrol fiyatlarında şimdilik sınırlı bir artış yaşandığını ancak küresel üretim kararlarının piyasayı dengelediğini ifade etti.

HÜRMÜZ BOĞAZI UYARISI

Enerji piyasaları açısından en kritik riskin Hürmüz Boğazı olduğunu belirten Müderrisoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ya da tankerlerin hedef alınması gibi riskler artarsa enerji piyasalarında günlük değerlendirmeler hızla değişebilir.”

Türkiye’nin hâlâ enerji ithalatçısı bir ülke olduğunu hatırlatan Müderrisoğlu, Ankara’nın enerji arama faaliyetlerini hızlandırmasının bu nedenle kritik olduğunu söyledi.

 

CANLI | Tel Aviv'de hayat durdu! İran saldırıları İsrail'i felç etti |  A Haber vurulan Beerşeba'da - 1

MERKEZ BANKASI VE PİYASALARDAN HIZLI HAMLE

Türkiye’nin finansal piyasalarda da hızlı önlemler aldığını belirten Müderrisoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın aldığı kararları değerlendirdi.

Merkez Bankası’nın:

  • döviz piyasasındaki olası dalgalanmaları önlemeye yönelik makroihtiyati tedbirler aldığı
  • repo piyasası işlemlerine yönelik düzenlemeler yaptığı
  • Türk lirası üzerinden uzlaşmalı sözleşmelerle döviz riskinin yönetilmesini önerdiği belirtildi.

Müderrisoğlu ayrıca Borsa İstanbul’da da açığa satış ve kredili işlemlerle ilgili bazı tedbirlerin devreye alındığını söyledi.

“TÜRKİYE-İRAN SINIRI EN GÜVENLİ SINIR”

Savaş senaryoları kapsamında gündeme gelen kitlesel göç iddialarına da değinen Müderrisoğlu, Türkiye’nin İran sınırındaki güvenlik altyapısına dikkat çekti.

“Türkiye-İran sınırı, Suriye sınırıyla karşılaştırılamayacak ölçüde güvenlidir. Özellikle yasa dışı göç açısından Türkiye’nin en güvenli sınır hattıdır.”

Müderrisoğlu sınır güvenliğine ilişkin şu unsurları sıraladı:

  • dört metre yüksekliğinde sınır duvarları
  • dikenli tel hatları
  • gelişmiş kamera sistemleri
  • dört metre derinliğinde hendekler
  • asker, jandarma ve polisten oluşan çok katmanlı güvenlik halkaları
  • Türkiye gelişmeleri çok boyutlu değerlendiriyor

Müderrisoğlu, bölgedeki gelişmelerin Türkiye tarafından ekonomik, askeri, istihbari ve insani boyutlarıyla dikkatle analiz edildiğini söyledi.

Türkiye’nin hem sınır güvenliğini hem de ekonomik istikrarını koruyacak tedbirleri eş zamanlı yürüttüğünü belirten Müderrisoğlu, Ankara’nın bölgedeki krizlere rağmen dengeli bir strateji izlediğini ifade etti.

09:43

TEL AVİV'DE HAYAT DURDU! İRAN SALDIRILARI İSRAİL'İ FELÇ ETTİ: BÜYÜK KORKU VE PANİK HAKİM!

İran'ın misilleme saldırılarının ardından İsrail'de hayat adeta durma noktasına geldi. Normalde hareketliliğin eksik olmadığı Tel Aviv sokakları bomboş kalırken, halk siren sesleri ve telefonlara gelen acil durum uyarılarıyla sığınaklara koşuyor. A Haber Program Müdürü Emine Kavasoğlu, saldırıların merkez üssü Tel Aviv'den Siyonist rejimdeki büyük paniği ve psikolojik çöküntüyü anbean aktardı. Kavasoğlu, İsrail'in artık her noktasının hedef haline geldiğini ve Gazze'ye yıllardır yaşatılan korkunun şimdi İsrail sokaklarına taşındığını vurguladı.

SOKAKLAR BOMBOŞ, TELEFONLARA 'SIĞINAĞA GİDİN' MESAJLARI YAĞIYOR

Tel Aviv'deki atmosferin düne kadar görülmemiş bir gerilim içinde olduğunu belirten A Haber Program Müdürü Emine Kavasoğlu, şehirdeki hayatın tamamen durduğunu ifade etti. Kavasoğlu, bölgeye yaklaştıkları ilk andan itibaren telefonlarına sürekli uyarı mesajları geldiğini belirterek, "Bu uyarı sadece o siren sesleri değil. Şöyle bir uyarı; acil durum uyarısı olarak geliyor ve 'çok yüksek risk altında bulunan bölgedesiniz, hemen sığınaklara ya da sığınakların bulunduğu yakın noktalara gidin' uyarısı geliyor" sözleriyle durumu aktardı. Bu uyarılar ve siren sesleri nedeniyle İsrail sokaklarının bomboş olduğunu söyleyen Kavasoğlu, insanların büyük bir korku yaşadığını ve araçlarını yol kenarlarına çekerek yere yattıklarını gözlemlediğini belirtti.

"ARTIK İSRAİL'İN HER NOKTASI ATEŞ ALTINDA"

Saldırıların sadece belirli bölgelerle sınırlı kalmadığına dikkat çeken Kavasoğlu, Hizbullah'ın da devreye girmesiyle tehlikenin boyutunun değiştiğini söyledi. Geçmişte saldırıların genellikle Gazze çevresi veya Tel Aviv gibi belirli merkezlerde yoğunlaştığını ancak mevcut durumda tablonun tamamen farklı olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, "İsrail'in her bir noktası tamamen ateş altında diyebiliriz" diyerek tehlikenin tüm ülkeye yayıldığını ifade etti. Batı Kudüs yakınlarındaki Beit Shemesh'e düzenlenen saldırıda 9 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişiden haber alınamadığını hatırlatan Kavasoğlu, can kaybının artmasından endişe edildiğini bildirdi.

GAZZE'YE YAŞATTIKLARINI YAŞIYORLAR: PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜ BAŞLADI

İsrail halkının daha önce hiç yaşamadığı bir korkuyla yüzleştiğini belirten Emine Kavasoğlu, yaşananların Gazze'deki soykırımın bir yansıması olduğunu dile getirdi. Kavasoğlu, "İsrail'in Gazze'ye yıllardır yaşattığı o psikolojik çöküntü, o öfke, o korku artık buraya gelmiş durumda. İsrailliler de bunu yaşamaya başladı" ifadelerini kullandı. Hamas'tan çok korkmayan İsraillilerin, kabiliyetleri ve füze menzilleri çok daha farklı olan İran tehdidi karşısında büyük bir panik yaşadığını ve bu durumun toplumsal bir çöküntüye yol açtığını aktardı.

HALK TEDİRGİN, NETANYAHU'YA TEPKİ BÜYÜYOR

Artan saldırılar ve ülkenin içine düştüğü durum nedeniyle Netanyahu hükümetine yönelik tepkilerin de arttığına dikkat çeken Kavasoğlu, İsrail basınının bile artık hükümeti sorguladığını belirtti. Bir basın mensubuna yönelik, "Sizi samimi bulmuyoruz" denildiğini aktaran Kavasoğlu, "Artık herkesten tepki yükselmeye başladı çünkü" diyerek iç gerilimin tırmandığını vurguladı. Kavasoğlu, İsraillilerin artık "Bizim savaşımız değil ama biz de risk altındayız" düşüncesiyle hareket ettiğini ve Netanyahu'nun koltuğunu korumak için ülkeyi ateşe attığı görüşünün yaygınlaştığını sözlerine ekledi.

OLAĞANÜSTÜ HAL UZATILDI, ÜLKEDE HAYAT DURDU

Saldırıların hemen ardından ilan edilen olağanüstü halin 2 günden 10 gün daha uzatıldığını bildiren Kavasoğlu, bu kararla birlikte ülkede hayatın fiilen durduğunu belirtti. Kavasoğlu, "Bu ne demek? Eğitim yasak, toplantı yapmak yasak, iş sektörlerinin birçoğu kapalı, dükkanlar, mağazalar kapalı. E durum böyle olunca hayat bitmiş vaziyette oluyor" sözleriyle İsrail'deki mevcut durumu özetledi.

 

Ahaber
08:03

"AZİL KORKUSU" BÖLGEYİ ATEŞE ATTI

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Serkan Gündoğdu Orta Doğu’yu sarsan Hamaney suikastı ve sonrasındaki süreci A Haber ekranlarında çarpıcı sözlerle analiz etti.

TRUMP’IN AZİL KORKUSU VE LİDERLİK ŞOVU

ABD iç siyasetindeki dengelerin İran operasyonuna etkisini değerlendiren Doç. Dr. Serkan Gündoğdu, "Trump'ın yapmış olduğu, bizim olmayan bir savaşa bu kadar külfet, bu kadar ekonomik maliyete katlanarak zaten iç borçlarının hayli hayli arttığı bir dönemde böyle bir şey yapmasının Trump'ın hanesine hatırı sayılır bir derecede olumsuz bir etki yapacağını da belirtmek gerekir. Temsilciler Meclisi'ni ve Senato'daki çoğunluğunu kaybetmesi durumunda Trump'ın azlinin bile gerçekleşebileceğini ve bu endişesini de kendi dilinden ifade etmişti. Trump bu süreçte bir kazanımı daha çok net, görünür bir hale getirmek suretiyle söz konusu eleştirileri absorbe etmek adına bir başarı elde etmek zorunluluğunda kaldı" ifadelerini kullanarak operasyonun siyasi arka planını deşifre etti.

İÇERİDEN SIZMA VE "SATILMIŞ" KARAKTERLER VURGUSU

Hamaney’e yönelik saldırının nasıl gerçekleşmiş olabileceğine dair stratejik bir tahlil yapan Gündoğdu, "Rejim içerisinde birilerinin yine işte gerek ajanlar suretiyle gerekse yönetimin içerisinden birilerini, bu artık ajanlıktan ziyade tırnak içinde 'satılmış' bazı şahsiyetler ve karakterler üzerinden rejimin soft yüzleriyle ya da Amerika'yla paralel düzlemde hareket edebilecek bir şahsiyet üzerinden yürüyor olacağı yoğun bir ihtimaldi ve bunu da gerçekleştirmiş muhtemelen. Hamaney'in öldürülmesi şöyle kalsın, bir yandan da resminin çekilip öldüğünün teyidinin dünya kamuoyuna servis edildiğinin bir zafiyetini de eklemek gerekiyor" sözleriyle İran devlet yapısındaki sızıntılara dikkat çekti.

NETANYAHU'NUN TEOKRATİK HEDEFLERİ VE AMERİKA'NIN ROLÜ

İsrail’in saldırgan tutumu ve ABD ile olan kirli ittifakını yorumlayan Serkan Gündoğdu, "Ciddi bir şekilde o Nil'den Fırat'a vadedilmiş topraklar sloganıyla olayı biraz daha teokratik bir boyuta çekmeye çalışan Netanyahu karşısında, gerek müesses nizam gerekse Amerika içerisindeki derin lobilerin mutlaka bu harekatı yapmasına yönelik baskılarının bir tezahürünü görüyoruz. Amerika buradan ta ki İsrail'in 'istediğimi aldım, artık gidebilirsin' diyene kadar Amerika'nın da gidebileceğini tahmin etmiyorum. İsrail yine sivil yerleşim yerlerini ve halkı vurmak suretiyle kendi mizacını, terörist bir devlet misyonuyla davrandığını kanıtlıyor" diyerek bölgedeki işgalci politikayı sert bir dille eleştirdi.

BÖLGESEL SAVAŞ VE "DİRENİŞ EKSENİ"NİN GELECEĞİ

Savaşın yayılma riskine ve İran’ın bölgedeki yeni konumuna değinen Gündoğdu, "Muhtemeldir ki artık bölgesel bir savaşa evrilmiş durumda. Direniş ekseni unsurlarının, özellikle dini bir bağla Hamaney'e bağlı aktörlerin var gücüyle İsrail'i zayıflatmak üzere direnişlerine devam edeceği kanaatindeyim. Ancak İran'ın artık böyle bir rejim ihracı gibi durumu söz konusu kalmamakla birlikte, o bölgedeki her defasında güçlendikçe sivrilmeye çalışıp Arap devletlerini yok sayan tavrı tamamen gidecektir" değerlendirmesinde bulundu.

07:45

TRUMP'IN KANLI SATRANCI!

Akademisyen Prof. Dr. Abdullah Aydın, Orta Doğu’da tırmanan kaosu ve İran Dini Lideri Hamaney’e yönelik saldırının perde arkasını A Haber’e özel analiz etti.

İRAN VENEZUELA DEĞİLDİR: 47 YILLIK DÜŞMANLIK KODU

Bölgedeki stratejik dönüşümü değerlendiren Prof. Dr. Abdullah Aydın, "Tabii ki Venezuela meselesi çok önemli. Venezuela'da ne yaptıysa onu yapmak istiyor. Yani ilk başta Amerika için ve sonra da İsrail için bir tehdit olmaktan çıkması lazım İran'ın. Bunun için de hamleler yapması lazım. Fakat şunu gözden kaçırıyor: İran Venezuela değil. Venezuela devlet sistemi kişiler üzerinden işleyen ve bürokrasisi tam oturmamış bir devlet yapısıyken, İran en azından 47 yıldır kendisini Amerika'ya düşman olarak tanımlamış ve bunun üzerinden kendini tanımlamaya gitmiş bir devlet" ifadelerini kullanarak iki ülke arasındaki yapısal farklara dikkat çekti.

İSRAİL VE ABD’NİN NİHAİ HEDEFİ: SİSTEMİN BEYNİNİ YOK ETMEK

Saldırıların askeri boyutuna ve stratejik hedeflerine değinen Aydın, "Trump'ın bu saldırılarla yapmaya çalıştığı şeye hedefe ulaştı. Yani ilk hedef, sistemin ana unsurlarını oluşturan insanları ortadan kaldırmaktı. Buna ulaştı. 12. gün savaşında Amerika ve İsrail İran'ın nihai gücünü test etti ve ikinci saldırıda nokta atışı operasyonlarla bunun daha da üstüne çıkarak bir saldırı gerçekleştirdi" sözleriyle operasyonun başarısını yorumladı. Aydın ayrıca, "Reisi figürü, Hamaney'den sonraki en güçlü figürdü. Reisi'yi ortadan kaldırdılar. Şimdi o gün başlayan hem devlet başkanlığına yönelik cüretkar bir saldırı gerçekleştirdiler hem de Hamaney sonrasındaki İran'a yönelik bir saldırıydı" diyerek suikast zincirinin tesadüf olmadığını belirtti.

DİN SAVAŞI VE HALK AYAKLANMASI TEHLİKESİ

İran içindeki toplumsal dinamiklere ve beklenen kalkışmalara işaret eden Abdullah Aydın, "Bundan sonra da halkın hareketlenmesi bekleniyor. İki çeşit ayaklanmadan bahsediyoruz; birincisi başkent merkezli bir ayaklanma, iç dinamiklerin harekete geçmesi. İkinci olarak da çevresel faktörlerin devreye girmesi; yani aşiretlerin, diğer dini grupların, Kürtlerin, Türklerin veya Beluçların harekete geçmesi bekleniyor" değerlendirmesinde bulundu. Aydın, bölgedeki mezhepsel hassasiyetlere de vurgu yaparak, "Hamaney aynı zamanda bir dini lider. Ona bir keramet sahibi olacak kadar bazı gruplar mana yüklüyorlar. Evanjelist ve Siyonist birlikteliğine karşı işaret edilen o Şiilerin olduğu iki taraflı bir din savaşı'nın ortaya çıkması da açıkçası İsrail'in işine gelecek bir durum" dedi.

TRUMP’IN MEGALOMANİSİ VE SEÇİM YATIRIMI

ABD iç siyasetinin bu saldırılardaki rolünü aktaran Aydın, "Trump bu işlerden keyif alıyor. Yani Trump'ın o megaloman tarzının bir yansıması. Trump'ın en önemli şeyi kasım seçimleri. Bir zafere ihtiyacı var. Egemen bir devletin topraklarına, devlet başkanına gösterilmeyecek saygısızlıklar sergiliyorlar, ordusunu terörist ilan ediyorlar. Amerika son dönemde uluslararası dengelerin olmadığını, bütün dengenin kendisinin olduğunu, bütün dengenin Siyonizm kontrolünde olduğunu ortaya koydu" diyerek Washington’ın hukuk tanımaz tavrını eleştirdi.

02:23

DEVRİM MUHAFIZLARI'NDAN GENİŞ CEPHE STRATEJİSİ

A Haber’de İran Devrim Muhafızlarına yönelik önemli açıklamalarda bulunan Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, Tahran’ın savaş kapasitesinin Devrim Muhafızları üzerinden yürütüldüğünü bununla  balistik füze ve insansız hava araçlarıyla stratejik bir asimetrik savaş yürütüldüğü vurguladı. Hedef seçimine ve kaynak kullanımına dikkat çeken Fazla, İran’ın amacının bununla savaşın geniş cepheye yaymak olduğunu söyledi.

TAHRAN SEMALARINDA SAVAŞ HAREKETLİLİĞİ

Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, ABD ve İsrail’in ani bir baskınla İran’a yaptığı bombardımanların ardından yaşananları askeri güç ve bölge hiyerarşisi açısından şöyle değerlendirdi:

"İran’ın dün itibarıyla sabah saatleri itibarıyla hazırlıksız yakalandığını sanıyorum hepimiz gördük. Ancak sonraki gelişmelerde İran beklemek yerine derhal bir karşılık verdi. Buradaki karşılık veren makam neresi? Devrim Muhafızları Komutanı öldürülmüş, Genelkurmay Başkanı öldürülmüş, Ali Hamaney öldürülmüş... Burada Devrim Muhafızları’nın ülkenin genelinde esas güç unsuru olduğu ortaya çıkıyor. Yani koskoca 600 bin kişilik orduda 190 bin kişilik Devrim Muhafızları’nın İran’daki silahlı kuvvetler dediğimiz esas nüveyi oluşturduğunu görüyoruz.

“AMAÇ SAVAŞI GENİŞ CEPHEYE YAYMAK”

Burada Devrim Muhafızları normal şartlarda İsrail’i hedef alması gerekirken bölgedeki Amerikan varlıklarını hedef alacak şekilde; 15 kadar ülkedeki Amerikan varlıklarına -hatta buna Fransız ve İngiliz varlıklarını da ekleyebilirsiniz- onları da vurmak suretiyle savaşı geniş bir cepheye yaymak istiyor. Bunda iki tane faktör var: Bir; buradaki Birleşik Arap Emirlikleri’nde olduğu üzere çok uluslu şirketlerin ve yine içlerinde çok fazla yabancı uyrukluların bulunduğu ülkelerde kamuoylarını... Türkiye’deki, oradaki insanlar bile mahsur kaldı. Orada havayolu şirketleri artık çalışmıyor. Savaş devam ettiği için burada Birleşik Arap Emirlikleri, özellikle Dubai’nin dünyada o hani cennet, sahte cennet algısına da aslında İran darbe vurdu.

AMERİKAN ÜSLERİ VE 12 GÜN SAVAŞLARI

ABD ile iş birliği içerisinde olan ülkelere bir anlamda gözdağı verirken özellikle o Amerikan üslerini vurmaya çalışıyor. Buralarda herhangi bir şekilde sonuca gitmekten ziyade taciz ediyor, rahatsız ediyor. Fakat yine radarlar konusunda, özellikle Bahreyn’deki radarı vurdu. Burada ne görüyoruz aslında? Yavaş yavaş İran’ın 12 gün savaşından farklı olarak cerrahi operasyon yapabilecek savaş başlıkları kullanan balistik füzeleri var veya insansız hava araçları var kısmen. Buralarda kısa menzilli olanları özellikle yakındaki ülkelere karşı kullanıyor ama uzun menzilli olanları da İsrail’e ve işte Ürdün’e, Güney Kıbrıs’a kadar bunları kullanmaya başladı.

İRAN BALİSTİK FÜZELERİN TAMAMINI KULLANACAK MI?

Ancak savaşın uzun soluklu olabilmesi için İran’ın elinde iki tane unsur var silahlı kuvvetler açısından: Birincisi balistik füzeler, ikincisi insansız hava araçları. İnsansız hava araçlarıyla balistik füzeler paralel gidiyor gibi. Yani 100 füze kullanıyorsa bir ülkeye karşı, aşağı yukarı en fazla 150 de insansız hava aracı gönderiyor. Burada savaşla ilgili olarak eğer ki kısa süre içerisinde İran elindeki balistik füze stoklarını ve insansız hava aracı stoğunu doğru şekilde kullanamazsa Amerikan istihbaratı, İsrail istihbaratı bu rampaları, üretim tesislerini vurmak suretiyle İran’ın yaratabileceği asimetrik etkiyi minimize edeceklerdir. Dolayısıyla İran aslında zamana karşı oynaması gerekiyor.

DEVRİM MUHAFIZLARI

Bu yetenekler ve karar alma mercii şu an için Devrim Muhafızları içerisindeki mekanizma olarak görülüyor. O zaman akla şu geliyor; acaba şu noktadan itibaren İran o körfez ülkelerini, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dahil oradaki varlıkları artık taciz etti, bunu bırakıp İsrail’e yoğunlaşması gerekmiyor mu? Yani burada İsrail’e yoğunlaşmadığı takdirde İran’ın herhangi bir şekilde sonuca ulaşması, buradaki kesin bir zaferden bahsetmesek de en azından İsrail’in durdurulmadığı takdirde mevcut İran’daki sisteme en büyük zararı verebilecek yapı İsrail’in kendisi ve İsrail’in manipüle ettiği, yönlendirdiği Trump yönetimi. Dolayısıyla burada Devrim Muhafızları aslında İran’dan ziyade hayat memat meselesi olarak bunu görüyorlar çünkü bazı rakamlara göre okumalarıma göre benim, İran’daki mevcut kaynakların, ticaretin, rafinerilerin, hatta esnaf gelirlerinin, savunma sanayinin %60’ına hükmeden bir Devrim Muhafızları yapısı var.

TRUMP'IN AÇIKLAMALARI VE PSİKOLOJİK HARP

Trump burada konuşmalarında psikolojik harekat dediğimiz, stratejik iletişim dediğimiz şekilde ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek şekilde -ben bunu yalan olarak okumuyorum, dahası bir harekatın, savaşın parçası olarak okuyorum- o manada Trump’ın söylediklerini yani doğru kabul etmekten ziyade o harekatın kendi akışı içerisinde yönlendirmeler olarak okumamız, görmemiz gerekiyor. Şu anda İran’da Devrim Muhafızları’ndan ziyade tanımlanan üçlü yapı içinde Pezeşkiyan’ın da olduğu bu üçlü yapının artık ülkenin yönetimini gerçek manada ele alıp biraz daha dünyayla barışık bir sisteme geçebilmek adına bu saldırıları bir noktaya getirdikten sonra -yani İsrail’e arzu ettikleri miktarda bir zararı verdikten sonra bunu 3 ila 5 gün içerisinde verebilirler aslında- ellerinde Fettah 1 füzeleri var, Fettah 2 füzeleri varsa ki keza onu anlatmıştık, tekrar anlatmakta fayda var; Fettah 2 füzeleri sonuçta fırlatıldıktan sonra uzayda seyir halindeyken gövde bir bütün halinde hipersonik hızla devam ediyor.

HİPERSONİK TEHDİT: FETTAH-2 DURDURULABİLİR Mİ?

Kullandıklarına dair yorumlar var ama ben şu ana kadar görmedim. Bu Fettah 2 füzesi diyelim ki 3 ila 5 başlık taşıyor. Bu 5 tane başlık süzülecek süzülürken hedefe doğru her biri ayrı ayrı giderken bunlar manevra yapabilen hipersonik süratte hedeflerine gidebilen ayrı ayrı başlıklar oldukları için İsrail’in bunları önleme kapasitesi veya herhangi bir ülkenin önleme kapasitesi artık o kadar kolay olmuyor. Çünkü manevra halindeki bir savaş başlığını, hele ki hipersonik hızda olduğu zaman sizin hangi füzeyle vuracaksınız? Bunlara mutlaka bazılarını ıskalamak zorunda kalacaksınız. Bir de elinde çok miktarda varsa yani aynı anda sizin diyelim ki 20 adet, 30 adet tek bir noktaya bu Fettah 2 füzelerinden gönderdiğiniz zaman İsrail’e yani hatırı sayılır manada bir zarar vermemenizin artık kaçarı yok."

 

00:18

A HABER GÖZLERİN ÇEVRİLDİĞİ TEL AVİV'DE

A Haber Program Müdürü Emine Kavasoğlu’nun Tel Aviv’den aktardığı son duruma göre kentte derin bir sessizlik hakim. Hava saldırısı uyarıları peş peşe gelirken, ülke genelinde olağanüstü alarm verildi. Son 40 saatte can kaybı 11’e yükselirken 400’ün üzerinde yaralı olduğu açıklandı. İsrail genelinde güvenli bir nokta kalmadığı değerlendirilirken, halk sığınaklara yöneldi.

YOLDA GELEN ALARM: “OLAĞANÜSTÜ RİSKLİ BÖLGEDESİNİZ”

Emine Kavasoğlu, Tel Aviv’e kameraman Niyazi Kurt ile birlikte taksiyle geldiklerini belirterek, yolculuk sırasında yaşananları aktardı. Tel Aviv’e yaklaşana kadar herhangi bir hava saldırısı uyarısı almadıklarını ifade eden Kavasoğlu, ancak kente girildiği anda ülke genelinde olağanüstü alarm verildiğini söyledi. Telefonlarına hem alarm uygulamasından hem de Google üzerinden uyarı geldiğini belirten Kavasoğlu, “Olağanüstü riskli bir bölgedesiniz, bulunduğunuz bölgeden en yakın güvenli alana geçin. Sığınaklardaysanız, sığınaklara yakınsanız sığınaklara gidin” mesajının yaklaşık 20-25 dakika önce ulaştığını ifade etti.

Şoförün aracı hemen yol kenarına çektiğini anlatan Kavasoğlu, araçtan inmeleri ve yere yatmaları yönünde uyarı aldıklarını belirterek, yoldaki diğer sürücülerin de köprü ve viyadük altlarına sığındığını söyledi.

TEL AVİV’DE HAYAT DURDU

Tel Aviv’in en işlek noktalarından birinde bulunduklarını aktaran Kavasoğlu, arka tarafta meydan ve restoranların yer aldığını ancak bölgede derin bir sessizlik hakim olduğunu söyledi. “Burası normalde insanların restoranlarda oturduğu, yemekler yediği, sohbetler ettiği yerlerdi ama şu anda tamamen bomboş. Sokaklarda ne insan ne araç var. Tek tük birkaç kişi ve birkaç araç görmek mümkün” sözleriyle tabloyu aktardı.

Üç yıl önceki Tel Aviv ile bugünkü tabloyu kıyaslayan Kavasoğlu, kentin artık çok daha sessiz ve tedirgin bir atmosferde olduğunu vurguladı.

CAN KAYBI ARTIYOR: 40 SAATTE 11 ÖLÜ, 400’Ü AŞKIN YARALI

Son iki günde yani yaklaşık 40 saat içinde İsrail’de hayatını kaybedenlerin sayısının 11’e yükseldiği açıklandı. Resmi rakamlara göre 400’ün üzerinde yaralı bulunuyor.

Tel Aviv’e 40-45 kilometre uzaklıkta, Batı Kudüs yakınlarında düzenlenen saldırıda 9 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Belediye Başkanı’nın açıklamasına göre 20 kişiye ise henüz ulaşılamadı.

Tel Aviv başta olmak üzere ülke genelinde her an her noktadan hava saldırısı ihtimali bulunduğu belirtiliyor. Hayfa Limanı’nın da savaşın başından bu yana hedefte olduğu aktarılıyor.

BELİRSİZLİK HAKİM: “İRAN’IN NEREYE SALDIRACAĞI BİLİNMİYOR”

Kavasoğlu, İran’ın roketlerinin hangi noktaya ulaşacağının bilinmediğini belirterek, “Belki Amerika ve İsrail bile bu kadar büyük saldırıları tahmin etmiyordu. Şu anda Tel Aviv sakin ama birkaç dakika sonra ne olur, birkaç saat sonra ne olur kestirmek güç” ifadelerini kullandı.

İran’ın misillemelerini sürdürdüğünü vurgulayan Kavasoğlu, güç topladıkça ya da ortamın nispeten sakinleşmesini bekledikçe saldırıların devam ettiğini aktardı.

İSRAİL MEDYASINDA ÇATLAK SESLER

Benjamin Netanyahu’nun zafer ilan edebileceğini belirten Kavasoğlu, kısa süre önce İsrail ordusu tarafından paylaşılan görüntülere dikkat çekti. Israel Defense Forces’nin yayınladığı grafikte İran ve vekil güçlerinin üst düzey komutanlarının etkisiz hale getirildiğinin duyurulduğunu söyledi.

İsrail medyasında ise farklı görüşlerin bulunduğunu aktaran Kavasoğlu, İran lideri Ali Khamenei’nin öldürülmesine sevinenler olduğu kadar gerilimin tırmanmasından endişe edenlerin de bulunduğunu belirterek, İsrail halkının tek ses olmadığını vurguladı.

Bir İsrailli bakanın vurulan bir noktada röportaj verdiğini aktaran Kavasoğlu, bir gazetecinin yetkiliye “Sivilleri vurdular” dediğini, başka bir gazetecinin ise “Siz bu konu hakkında konuşabileceğinizden emin misiniz?” diye tepki gösterdiğini, hatta “Kız çocuklarını öldürdünüz İran’da” sözleriyle sert çıkış yaptığını aktardı.

“ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLER ORTADOĞU’NUN ON YILLARINI ŞEKİLLENDİRECEK”

İsrail’in eski Genelkurmay Başkanı’nın sosyal medya paylaşımına da değinen Kavasoğlu, “Önümüzdeki günler Ortadoğu’nun on yıllarını şekillendirecek günler olacak” sözlerinin paylaşıldığını ifade etti.

Tel Aviv’de şu an için sakinlik hakim olsa da kırmızı alarmın sürdüğünü vurgulayan Kavasoğlu, her an yeni bir saldırı ihtimalinin bulunduğunu ve ülkede derin bir belirsizlik yaşandığını sözlerine ekledi.

23:07

DUBAİ’DE NELER OLUYOR? “KAOS YOK TEDBİR VAR”

Ortadoğu’daki gerilim sonrası Dubai’nin hedef alındığı iddiaları ve sosyal medyada yayılan görüntüler kafa karışıklığına neden olurken, Dubai’den A Haber’e bağlanan iş insanı Esra Bölükbaşı sahadaki son durumu anlattı. Şehirde panik havasının olmadığını belirten Bölükbaşı, “hayat temkinli şekilde normal akışında devam ediyor” diye konuştu.

“SOSYAL HAYAT DEVAM EDİYOR”

Dubai’de yaşayan iş insanı Esra Bölükbaşı, Downtown bölgesinden, Burj Khalifa meydanından yaptığı değerlendirmede, Dubai’de hayatın tamamen durduğu yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Tam olarak Burç Halife’nin bulunduğu meydandayım. Burada hayat normal akışında devam ediyor. Sosyal medyada hem teyit edilmiş hem de asılsız çok fazla haber var ama Dubai’de sosyal hayat temkinli şekilde sürüyor” ifadelerini kullandı.

HAVA SAHASI KAPATILDI, OKULLAR UZAKTAN EĞİTİME GEÇTİ

Alınan önlemlere de değinen Bölükbaşı, “Güvenlik amacıyla hava sahaları kapatıldı. Bu zaten bu tarz durumlarda ilk alınan aksiyondur. Okullar üç gün uzaktan eğitime geçti, özel sektör üç gün evden çalışma moduna geçti. Bunlar tamamen tedbir amaçlı” sözleriyle aktardı.

Doğrudan bir saldırı olmadığını vurgulayan Bölükbaşı, “Herhangi bir direkt hava saldırısı ya da füze durumu söz konusu değil. Bazı ışıklar ve sesler görüldü ama bulunduğumuz coğrafya kritik bir bölge. Buna rağmen kaos ortamı yok” ifadelerini kullandı.

“UÇUŞLAR TEDBİR AMAÇLI DURDURULDU”

Ulaşım konusunda da bilgi veren Bölükbaşı, “Dün itibarıyla uçuşların bir süre durdurulacağı açıklandı. Ne zaman başlayacağı henüz net değil ama birkaç gün içinde resmi açıklamalarla normale dönmesi bekleniyor. Bu tamamen tedbir amaçlı” şeklinde konuştu.

SOSYAL MEDYADA “KİRLİ BİLGİ” UYARISI

Sosyal medyada dolaşan görüntülere dikkat çeken Bölükbaşı, “6-7 ay önce elektrik problemi nedeniyle yanmış bir binanın görüntüleri bugün füze atılmış gibi servis ediliyor. Bu yanıltıcı paylaşımlar insanları paniğe sürüklüyor” dedi.

Dubai’de iletişim altyapısının aktif olduğunu belirten Bölükbaşı, “Sosyal medya, internet ve telefon hatları aktif. Resmi kurumlar anbean açıklama yapıyor. Onaylanmamış hiçbir bilgi yerel ve uluslararası medyada paylaşılmıyor” sözleriyle aktardı.

“ŞAŞKINLIK VAR AMA PANİK YOK”

Dubai’nin hedef alındığı iddialarına ilişkin kamuoyundaki durumu değerlendiren Bölükbaşı, “Durum çok taze olduğu için resmi kurumlardan net açıklama gelmeden yorum yapmak zor. Gürültüler ve ışıklar bizlerin de gözü önünde gerçekleşti ama göründüğü gibi bir panik ortamı yok” ifadelerini kullandı.

Türk Konsolosluğu ve Dubai’deki resmi makamların sürekli bilgilendirme yaptığını vurgulayan Bölükbaşı, “Resmi kurumlar sosyal medya üzerinden anbean uyarı ve açıklama paylaşıyor. Bu yüzden biz de sadece resmi kaynakları takip ediyoruz” sözleriyle durumu özetledi.

22:32

HAMANEY’İ “CASUS AĞI” MI ÖLDÜRDÜ?

İran’ın ruhani lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından olası suikast senaryoları ve “içeriden iş birlik” iddiaları gündemi hareketlendirdi. 7 Ekim’den bu yana yürütülen operasyonların bir “paket plan” olduğu öne sürülürken, ABD-İsrail hattının bölgede komuta kademesini hedef aldığı iddiası tartışmaları alevlendirdi. A Haber’de konuşan uzman isimler meselenin yalnızca İran değil; Ortadoğu’da yeni bir hegemonya inşası olduğunu söyledi.

“PAZARLIK VE İÇERİDEN SATIŞ” İDDİASI

İran lideri Ali Hamaney’in hedef alınmasının bir pazarlık sürecinin parçası olabileceği iddiaları kulisleri hareketlendirirken Hamaney’in yerinin tespit edilmesi için içeriden bilgi sızdırıldığı ve bunun karşılığında bir takım kazanımlar elde edildiği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti.

Bazı yorumlarda, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın elinde “zafer ilan edecek veri” bulunduğu öne sürülerek, “İran’ın ruhani lideri ortadan kaldırıldı, süreç bitti denilmek istenebilir” görüşü dile getirildi.

“BU TEK SEFERLİK DEĞİL PAKET OPERASYON”

Askeri Stratejist Doç. Dr. Kemal Olçar, sürecin münferit olmadığını belirterek, “Haniye’yi kim sattıysa Hamaney’i de o sattı. Bu bir ekip işi ve tek seferlik bir iş değil, bir paket işi” sözleriyle dikkat çekti.

Olçar, 7 Ekim’den bu yana bir “suikastlar listesi” üzerinden hareket edildiğini ifade ederek, “Hamaney de bu paketin içindeydi. Devrim Muhafızları Komutanı vardı, Haniye vardı, Sinvar vardı, Nasrallah vardı. Kamuoyunun yakından bildiği devlet ve devlet dışı aktörlerin liderleri bu planın ekindeydi” ifadelerini kullandı.

İran’daki kritik isimlerin peş peşe hedef alındığını hatırlatan Olçar, “Kasım Süleymani’yi öldürttükleri gibi Savunma Bakanı’nı, Genelkurmay Başkanı’nı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı’nı öldürdüler. Reisi de öldürüldü. Yerine atanan ekip de hedef oldu” sözleriyle zincirleme bir sürece işaret etti.

KOMUTA KONTROLÜ ÇÖKERTME STRATEJİSİ

Olçar, İsrail’in temel amacının liderliği hedef alarak komuta kontrol sistemini çökertmek olduğunu vurgulayarak, “Amerika’yı ikna ettiler. ‘Komuta kontrolü yok edersek zafer elde ederiz’ dediler” sözleriyle stratejiyi özetledi.

Hamaney’in halen konutunda tutulmasının dahi risk barındırdığını savunan Olçar, “Hamaney’in kaderi artık kendi elinde değil. Çok kilit bir rolde. Bu savaş halinde bile tahliye edilmesi gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

“HEDEF SADECE İRAN DEĞİL, BÖLGESEL HEGEMONYA”

Gazeteci Kurtuluş Tayiz ise sürecin yalnızca İran’la sınırlı olmadığını belirterek, İsrail’in bölgesel güç dengelerini yeniden kurma arayışında olduğunu ifade etti. Tayiz, “İsrail diyor ki yeni İran Türkiye’dir. İran öncelikli tehdit olmaktan çıktı. İran’a saldırı bu coğrafyada yeni bir hegemonya inşasıdır” sözleriyle dikkat çekti.

İsrail’in ABD desteğiyle İran’ı zayıflatarak Ortadoğu’daki stratejik rakibini devre dışı bırakmayı hedeflediğini dile getiren Tayiz, 12 günlük savaşın ardından İsrail’in de ciddi bir sarsıntı yaşadığını belirterek, “Karizması ve bölgesel hegemonyası sarsıldı” ifadelerini kullandı.

18:16

KÖRFEZ’DE GÜVENLİK PARADİGMASI ÇÖKTÜ

Orta Doğu, İran ruhani lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından tarihinin en belirsiz dönemine girdi. Sabah Gazetesi Dış Haberler Müdürü Bercan Tutar, A Haber canlı yayınında Şii dünyasının en etkili ismi Ali Sistani’nin alacağı pozisyonun savaşın seyrini değiştirebileceğine dikkat çekerken; Körfez ülkelerindeki güvenlik şemsiyesinin tamamen parçalandığını vurguladı.

Şİİ DÜNYASININ GÖZÜ ALİ SİSTANİ’DE

Hamaney sonrası Şii dünyasındaki liderlik boşluğunu ve beklenen reaksiyonları değerlendiren Bercan Tutar, "Özellikle Necef'teki, işte merci-i taklit kabul edilen Ali El Sistani var. Hamaney'in öldürülmesinden sonra gözler Ali Sistani'ye çevrilmiş durumda. Yani Şii dünyası tabii ki buna bir tepki reaksiyon verecektir. Şii dünyasının dışında, Amerika'nın politikalarından rahatsız olan kesimler de Amerikan ve İsrail büyükelçiliklerine yönelik protestolarda bulunacaktır." sözleriyle küresel bir protesto dalgasının kapıda olduğunu belirtti.

KÖRFEZ’DE GÜVENLİK ŞEMSİYESİ YIKILDI

İran’ın füze ve İHA saldırıları sonrası Körfez ülkelerinin içine düştüğü savunma krizine değinen Tutar, "Körfez'in güvenlik mimarisi bundan sonra tamamen değişecektir. Şu anda bütün Körfez ülkeleri İran'dan gelen füzelerin, İHA'ların saldırısı altında. Dubai'de finans merkezi, hastaneler, hava alanları hedef alındı. Bu İran'ın saldırısından sonra tamamen yeni bir arayışa girecekler. Burada mesela Türkiye'nin, Pakistan'ın, askeri olarak güçlü ülkelerin rolü artacaktır." ifadelerini kullandı.

BİR SONRAKİ HEDEF: İRAN’IN ŞAH DAMARI "HARK ADASI"

ABD’nin stratejik imha planının aşamalarını deşifre eden Bercan Tutar, "Amerika'nın hedefi askeri ve stratejik hedeflerin yok edilmesi. Üçüncü aşama ekonomik hedefler. Eğer rejim değişikliği başarılamazsa bir sonraki hedef, Devrim Muhafızlarının direniş gücünü sağlayan ekonomik desteğin yok edilmesi. Özellikle Hark Adası'ndaki petrol terminali hedef alınabilir. Çünkü İran'ın petrolünün yüzde 90'ı buradan yapılıyor. Amerika ve İsrail, rejimi teslim olmaya zorlamak için ülkeyi bir enkaza çevirebilir." şeklinde konuştu.

REHBERLİK YARIŞI: MUHAFAZAKAR MI, ENTEGRASYON YANLISI MI?

Hamaney’in yerine geçebilecek isimler ve sistemin işleyişi hakkında kritik bilgiler paylaşan Tutar, "Devrim Muhafızlarının tercihi Ali Rıza Arafi olacaktır. Ama küresel anlamda bir dönüşüm sağlayacaksa Pezeşkiyan gibi bir ismin tercih edilmesi çok daha iyi olacaktır. Yeni devletin küresel ve bölgesel entegrasyonu açısından bu önemli. Ancak mevcut seçim sisteminden Amerikan yanlısı bir ismin çıkması çok zor, hatta mümkün değil," değerlendirmesinde bulundu.

ABD MEDYASINDA "ŞAHİN" TRUMP VE KÜRESEL EKONOMİK ŞOK

Savaşın ABD içindeki yansımalarını ve küresel piyasalardaki etkilerini yorumlayan Bercan Tutar, "Amerikan medyası, Trump'a yakın medya 'Gerçek güvercin değil şahin başkan, savaş başkanı olduğunu ispatladı' şeklinde methiyeler dizse de büyük bir kesim bu saldırıyı kanunsuz görüyor. Küresel Güney'in verebileceği ekonomik reaksiyonlar var. Bazılarına göre petrolün varil fiyatının 200 doları bulması bile hesaplanıyor, altın fiyatları yükseliyor." sözleriyle ekonomik darboğaz uyarısı yaptı.

17:45

ORTA DOĞU'DA SAVAŞ ÇANLARI ÇALIYOR: IRAK ATEŞ ÇEMBERİNE DÖNDÜ

28 Şubat’ta patlak veren ABD, İsrail ve İran merkezli gerilim, Irak’ı adeta bir savaş alanına çevirdi. Bölgedeki Amerikan üslerinin açık hedef haline gelmesi ve İran'dan gelen kritik haberler sonrası Bağdat sokakları savaş alanına dönerken, füzeler sivil yerleşim alanlarına kadar ulaştı.

Erbil’de eğitim-öğretime ara verilirken, ekonomik kaosun pençesindeki halk panik içerisinde marketlere akın etti. Gazeteci Mustafa Kasap, A Haber ekranlarında bölgedeki son durumu ve yaklaşan büyük tehlikeyi tüm detaylarıyla aktardı.

DİPLOMASİ TRAFİĞİ VE SAVAŞ SİNYALİ

Bölgedeki gerilimin merkezi Irak sahasına kayarken, diplomatik kanallardan gelen açıklamalar tansiyonu daha da yükseltti. Gazeteci Mustafa Kasap, "28 Şubat'ta başlayan gerginlik Amerika, İsrail ve İran olan saldırıları Irak'a da yansıdı. Orta Doğu adeta bir ateş çemberine dönüşmüştü ve dünkü saldırılardan sonra da Irak epey payını almış durumda" sözlerini kaydetti.

Irak ve İran dışişleri bakanları arasındaki kritik telefon trafiğine değinen Kasap, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, "Biz sadece ülkelere karşı savaş ilan etmiyoruz, sadece Amerikan askeri üslerini hedef alıyoruz" ifadelerini kullandı diyerek saldırıların devam edeceği sinyalini verdi.

BAĞDAT'TA SICAK TEMAS: YEŞİL BÖLGE'DE ÇATIŞMA

İran’ın dini lideri Ali Hamaney hakkındaki iddiaların ardından Irak’ta protesto dalgası başkent Bağdat’ı esir aldı. Ketaib Hizbullah taraftarlarının korunaklı Yeşil Bölge’ye girmeye çalışmasıyla tansiyonun zirveye çıktığını belirten Mustafa Kasap, "Asma Köprüsü'nden Yeşil Bölge'ye girmek isteyen göstericilere karşı çevik kuvvet barikat kurarak girişlerine engel oldu. Çevik kuvvetle göstericiler arasında birtakım çatışma yaşandı ve dört hafif yaralı oldu" ifadeleriyle sahadaki sıcak çatışmayı aktardı.

Kasap ayrıca, iftardan sonra gösterilerin Bağdat, Nasıriye ve Basra’da daha da alevlenmesinin beklendiğini dile getirdi.

FÜZELER SİVİL YERLEŞİM ALANLARINDA: EĞİTİME ARA VERİLDİ

Savaşın sadece askeri üsleri değil, sivil hayatı da vurduğu Irak’ta füzeler peş peşe düşmeye başladı. Kerkük’ün Havice ilçesine düşen füzelerin ardından Erbil’deki Amerikan üssüne yönelik saldırının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini ifade eden Mustafa Kasap, "Erbil'de çarşamba gününe kadar okullar, üniversiteler tatil edildi. Eğer ki gidişat daha fazla artarsa, savaş riski alınırsa eğitimler askıya alınacak ve online üzerinden devam edecek" sözleriyle eğitimdeki acil durum planını paylaştı.

Özellikle Erbil’deki Amerikan Başkonsolosluğu’nun bulunduğu sivil yerleşim bölgelerinin büyük tehdit altında olduğu vurgulandı.

EKONOMİK DEPREM: HALK MARKETLERE AKIN ETTİ

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin engellenmesi ve vurulan gemilerle birlikte Irak ekonomisi de ağır darbe aldı. Dolar ve altın fiyatlarının tavan yaptığını belirten Mustafa Kasap, "Ekonomik olarak Kerkük ve başkent Bağdat olmak üzere diğer illerde vatandaşlar bir tedirgin halinde. Herkes bir korku bir panik halinde, pazarlara ve marketlere akın ederek eve yiyecek temin etmeye çalışıyor" sözleriyle halkın yaşadığı büyük paniği gözler önüne serdi. Bölgedeki tehlikeli sürecin ilerleyen saatlerde daha da derinleşmesi bekleniyor.

16:07

​ İRAN’IN SON KALESİ IRAK MI?

Orta Doğu’daki sıcak gelişmeleri değerlendiren Uzman Mehmet Alaca, İran’ın bölgedeki nüfuzunun kırıldığını ve "doğal sınırlarına" çekilmek zorunda kaldığını vurguladı. Suriye’deki rejim değişikliği sonrası İran’ın elinde kalan son kalenin Irak olduğunu belirten Alaca, ABD ve İsrail’in bölgeye yönelik yeni oyun planını da açıkladı. 


İRAN’IN SON KALESİ IRAK
Bölgedeki jeopolitik sarsıntıyı analiz eden Mehmet Alaca, "İran’ın bölgede yaptıkları kabul edilebilir değil, ancak İran Ekim 2023’ten sonra kendi doğal sınırlarına çekilmek zorunda kaldı." ifadelerini kullandı. Suriye’deki yönetim değişikliğinin İran için büyük bir kayıp olduğunu belirten Alaca, "Özellikle Suriye’deki 8 Aralık devrimi ve Şara yönetiminin gelmesiyle birlikte İran’ın son kalesi Irak kaldı. ABD şu an Irak’ta İran etkisini olabildiğince baskılamaya çalışıyor." sözleriyle sahadaki durumu aktardı.

KARA SAVAŞI MI MÜZAKERE Mİ?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamlelerinin bir işgal operasyonu olmadığını dile getiren Alaca, "ABD ve İsrail, İran’da bir kara savaşına yönelik düzen içerisine girmedi. Irak savaşına benzer şekilde 200 bin askerin bölgeye sevk edildiği bir süreç yok." değerlendirmesinde bulundu.

İRAN’IN BÜYÜK YANILGISI: SİVİL HEDEFLER VE KAPASİTE TAHMİNİ
Alaca, "İran muhtemelen ABD ve İsrail’in savaş kapasitesinin bu boyutta olacağını tahmin etmiyordu. Bu durum İran’ın bölgedeki riskli konumunu daha da derinleştiriyor." ifadelerini kullandı.

7 EKİM SONRASI YENİ DÜZEN: HEDEFTE KİMLER VAR?
Bölgede inşa edilen yeni sistemin detaylarını paylaşan Alaca, "7 Ekim sonrasında bölgede yeni bir düzen inşası var. ABD, merkezi güçlü devletlerin ve devlet altı grupların olmadığı bir düzen dayatıyor. Lübnan’da Hizbullah’ın karşısında ordunun güçlenmesini istiyor. Bu yeni düzeni bozan ana aktör ise İran’dır. İran, bölgedeki bu yeni yapılanmayı istemediği için sürece bu şekilde yaklaşıyor." dedi. 

15:04

BÖLGESEL DENKLEMDE İRAN KUŞATMASI: ABD VE İSRAİL’İN STRATEJİK HAMLELERİ NEYİ HEDEFLİYOR?

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Canan Tercan, A Haber ekranlarında Orta Doğu ve çevresinde yaşanan sıcak gelişmeleri değerlendirdi. Cenevre görüşmelerinin sonuçsuz kalmasıyla hız kazanan askeri ve siyasi operasyonların perde arkasını aralayan Tercan, İran’ın müttefiklerinden nasıl arındırıldığını ve küresel ticaret yolları üzerindeki yeni hakimiyet savaşlarını harita üzerinde analiz etti. Bölgenin adeta bir barut fıçısına döndüğünü belirten uzman, yaşananları "sistemli bir çevreleme operasyonu" olarak tanımladı.

DİPLOMASİDEN SAVAŞ TAMBURLARINA: CENEVRE’NİN BAŞARISIZLIĞI

Cenevre görüşmelerinin gidişatının sahadaki operasyonları tetiklediğini belirten Dr. Canan Tercan, "Cenevre görüşmelerinin olumlu geçmemesi süreci hızlandırdı. Eğer bir mutabakat olsaydı Donald Trump bunu büyük bir barış kahramanlığı gibi yansıtırdı, ancak sonuç alınamayınca İran’ın müttefik hattına yönelik operasyonlar devreye girdi" ifadelerini kullandı. Afganistan ve Pakistan arasındaki gerilimin İran’ın bölgesel desteğini zayıflattığını vurgulayan Tercan, "İran’ın en önemli müttefiklerinden Afganistan, Pakistan ile savaşa evrildiği için İran’a destek verecek hali kalmadı. Şii hilalinin akıbeti ve rejim değişikliği tartışmaları bu noktada daha kritik hale geldi" sözleriyle durumu aktardı.

İSRAİL VE ABD’NİN "KUŞATMA" PLANI

İran’ın dış dünyayla bağlarını koparan hamleleri harita üzerinde özetleyen Tercan, "ABD ve İsrail’in saldırı planı yapılmadan önce çok yönlü hesaplar yapıldı. İran’ın yaptırımları aşmak için kullandığı Venezuela, Ermenistan ve Afganistan gibi ülkelerle olan bağları tek tek kesildi. Venezuela’daki yönetim değişikliği ve Ermenistan’ın ABD-İsrail eksenine yakınlaşması İran’ı ekonomik bir krize ve iç savaşa sürükledi" şeklinde konuştu. Kuşatmanın sadece kara sınırlarıyla kalmadığını belirten Tercan, "Hazar Denizi hattında Kazakistan, güneyde ise Hindistan ile yapılan İbrahim Anlaşmaları benzeri mutabakatlar İran’ın etrafındaki çemberi tamamen daralttı" ifadelerini kullandı.

KÜRESEL TİCARET YOLLARI VE VEKİL GÜÇLER SAVAŞI

Dünya ticaretinin kilit noktalarındaki hakimiyet mücadelesine dikkat çeken Dr. Canan Tercan, "Trump’ın temel hedefi dünya ticaretini elinde tutmak ve Çin’i engellemek. Bu yüzden Hürmüz Boğazı, Aden Körfezi, Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz hattı büyük bir savaş alanı. Latin Amerika’daki rejim müdahaleleriyle başlayan süreç, şimdi Orta Doğu’daki enerji ve ticaret hatlarını kontrol etme aşamasına geçti" dedi. Yemen’deki Husilere yönelik stratejiyi değerlendiren Tercan, "İsrail, Husileri etkisiz hale getirmek için Somaliland’i tanıyarak tam karşı hatta askeri bir komuta merkezi kurdu. İran zayıfladığı an bu bölgedeki vekil güçlere yönelik müdahaleler daha da sertleşecek" sözleriyle aktardı.

MISIR VE TÜRKİYE: DENKLEMİ BOZAN AKTÖRLER

İran sonrası hedefin kim olacağına dair tartışmalara farklı bir perspektif getiren Tercan, "İran düşerse sıra Türkiye’ye mi gelir tartışmalarından ziyade Mısır’ın konumuna bakmak lazım. Mısır, Orta Doğu’nun kapısıdır. Husilerin düşmesiyle bu hat birleşecek ancak önündeki tek engel Mısır’ın Türkiye ile olan yeni iş birliği süreci. Türkiye ve Mısır’ın Akdeniz’deki ortaklığı İsrail’in kurmaya çalıştığı denklemi bozuyor" değerlendirmesinde bulundu. Mısır’ın baskı altında tutulduğunu ifade eden uzman, "Mısır denge politikası izlemeye çalışsa da ekonomik kriz ve İsrail ile yapılan zoraki anlaşmalar bu ülkeyi kritik bir eşiğe getirdi. Haritayı sadece İran üzerinden değil, bölge genelindeki güç dengeleri üzerinden okumalıyız" sözleriyle analizini tamamladı.

Ahaber
14:30

"İRAN’DA HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK"

Orta Doğu’da tansiyon düşmek bilmezken, İran ile ABD-İsrail hattında yaşanan çatışmalar stratejik bir boyuta evrildi. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Cem Öğütürk, A Haber canlı yayınında Tahran’ın nükleer konuda tüm geri adımları atmasına rağmen Trump yönetiminin müzakere masasını dağıtarak saldırıyı başlattığına dikkat çekti.

İSTİHBARAT ZAFİYETİ VE HAMANEY SUİKASTI

Savaşın ilk aşamalarındaki farklılıklara değinen Doç. Dr. Cem Öğütürk, "Ali Hamaney'in ve diğer İranlı yetkililere düzenlenen saldırıyla beraber, lider kadrosuna vurma davranışının çok daha güçlü istihbaratlarla gerçekleştirildiği görülüyor. Ali Hamaney'in korunması ve buna yönelik istihbaratın gizlenememesi gibi birçok şey var ama önemli bir faktör tabii dini liderin öldürülmüş olması." sözleriyle İran’ın savunma hattındaki açıkları işaret etti. Öğütürk ayrıca, "Dün İran bir önceki savaşa göre hızlı reaksiyon verdi. Daha önceki savaşta daha yavaş, biraz daha temkinli bir reaksiyonu vardı. Tabii Ali Hamaney'e yönelik yapılan saldırının bunda etkisi olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

KÜRESEL EKONOMİDE HÜRMÜZ BOĞAZI TEHLİKESİ

Tahran’ın ABD’ye maliyet ödetme stratejisini yorumlayan Öğütürk, "Yapılan saldırıların ne kadar etkili olduğu tartışmalı ancak öne çıkan unsur Körfez ülkelerine yapılan saldırılar. Burada temel amaç Amerika Birleşik Devletleri'ne bu savaşın maliyetli olacağını göstermek. Küresel ekonomik sisteme ciddi bir zarar verme söz konusu olabilir. Devrim Muhafızlarının açıkladığı Hürmüz Boğazı'nın kapatılması meselesi kritik. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ABD ve küresel ekonomik sistem için oldukça ciddi bir maliyet yaratacak." ifadelerini kullandı.

TRUMP’IN REJİM DEĞİŞİKLİĞİ VE "BAM TELİ" STRATEJİSİ

ABD’nin asıl niyetinin nükleer dosyadan öte olduğunu savunan Cem Öğütürk, "Aslında İran'ın nükleer konusunda her türlü geri adımı attığı, ABD'nin her şartını kabul ettiği anlaşılıyor. Ama buna rağmen Trump yönetimi müzakere masasını dağıttı ve saldırıyı başlattılar. Çünkü Trump 'rejim değişikliği' dedi. Rejim değişikliği olabilmesi için ABD ve İsrail, halkın yaşayışına ciddi zarar verecek altyapı tesislerini, okulları, hastaneleri tekrar vuracaktır. İnsanların bam teline basan hedefleri vurarak tepkiyi yönetime çekmek isteyeceklerdir." sözleriyle kirli planı deşifre etti.

ÇİN VE RUSYA’NIN TUTUMU: DESTEK SADECE SÖYLEMDE

İran’ın müttefiklerinin sessizliğini değerlendiren Öğütürk, "Çin hiçbir surette ABD'yle kendisini askeri anlamda karşı karşıya getirecek bir çatışmanın içerisine dahil olmak istemiyor. Çin'in İran'dan ucuza petrol elde eden bir ülke olarak hiç de İran'ın arkasında duran bir konumda olmadığını görüyoruz. Rusya ise zaten Ukrayna meselesiyle karşı karşıya, başka ülkelere askeri veya ekonomik yardım yapması mümkün görünmüyor. Bu ülkelerin söylemsel desteği var ama somut bir karşılığı yok. İran bu savaşta kendi kaynaklarına muhtaç." tespitini paylaştı.

HAVA SAVUNMA SİSTEMİNDEKİ TEST VE ZAYIFLIK

İsrail’in İran hava sahasındaki rahatlığına dikkat çeken Doç. Dr. Cem Öğütürk, "Dünkü saldırılar daha az yoğunluktaydı, hava savunma sisteminde bir değişiklik var mı diye test ettiler. Bugünkü saldırılarla birlikte o sistemlerin halihazırda güçlü olmadığını ve kolaylıkla İran hava sahasına girip saldırıda bulunabileceklerini gördüler. İran adına işlerin çok iyi gitmeyeceğini söylemek mümkün." ifadeleriyle Tahran’ın askeri anlamda köşeye sıkıştığını aktardı.

14:13

HAMANEY SONRASI TAHRAN’DA SİSTEM KRİZİ

Ortadoğu, İran ve İsrail arasındaki doğrudan çatışmalarla tarihinin en kritik eşiğinden geçiyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. İsmail Sarı, A Haber canlı yayınında Hamaney’in hedef alınmasının ardından bölgede kartların yeniden karıldığını belirterek; Trump yönetiminin "kontrollü rejim değişikliği" stratejisi ile İsrail’in "parçalanmış İran" hedefi arasındaki derin farklara dikkat çekti. 

HANİYE'NİN İNTİKAMI VE BÖLGESELLEŞME RİSKİ

Savaşın gidişatını ve beklenen misillemeleri değerlendiren Doç. Dr. İsmail Sarı, "Eee şimdi bir savaşın sıcağı sıcağına... Aynı zamanda bu savaşın içerisinde Haniye'nin intikamına özel farklı bir operasyon muhtemelen planlanacaktır. Çünkü mevcut savaşın içerisinde vurulan yerler vesaire, bunlar doğrudan Haniye'nin intikamı olarak nitelendirilemez. İlerleyen zamanda zaten intikamına yönelik bir adım beklenebilir." sözleriyle sürecin henüz başında olunduğunu hatırlattı.

Bölgesel aktörlerin devreye girmesiyle ilgili olarak ise Sarı, "Bölgeselleşme derken büyük oranda İran'ın bölgedeki proksilerinin de; Hizbullah gibi, Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husiler, Irak'ta Şii milisler... Bunlar hareketlenebilir ve bunlar İran'a destek noktasında ciddi anlamda hem ABD üslerine hem İsrail'e yönelik saldırılarda bulunabilir. Nihayetinde tabii bunlar temel, fonksiyonel aktörler değil. Burada temel savaşın taşıyıcısı İran'dır." tespitinde bulundu.

KÖRFEZ ÜLKELERİ VE SUUDİ ARABİSTAN’IN STRATEJİK KONUMU

İran’ın Körfez ülkelerine yönelik asimetrik baskısını yorumlayan Sarı, "Şimdi İran tabii Körfez ülkelerine de saldırıyor ama bu Körfez ülkelerine baktığımız zaman bunlar küçük ülkeler zaten; Bahreyn gibi, Kuveyt gibi, Birleşik Arap Emirlikleri gibi, Katar gibi görece çok küçük ülkeler oldukları için, burada İran'la bir asimetrik güç ilişkisi söz konusu olduğundan buna karşılık verebilecek aktörler değil. Burada belki Suudi Arabistan'ı kenarda tutmak lazım. Suudi Arabistan bölgesel bir güç ve kendisine yönelecek saldırıları farklı okuyup karşılık verebilir. Her ne kadar normalleşme ilişkisine girmiş olsa da derin ayrılıkları olan iki ülke bunu tırnak içerisinde fırsata çevirebilir." ifadelerini kullandı.

EKONOMİK SAVAŞ: HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ KRİZİ

Tahran’ın ABD üzerindeki baskı kurma yöntemlerine değinen Doç. Dr. İsmail Sarı, "Şu an İran, ABD'ye ciddi anlamda bir maliyet ödetmeye çalışıyor. Bu hem askeri bir maliyet hem ekonomik bir maliyet. Nihayetinde petrol ile ilgili, enerji arzı ile ilgili bir güvenlik sorununun yaratılması, özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, savaşın bölgeselleşmesi ve Körfez'in de ABD üzerinde baskı yapması durumu söz konusu olacaktır. İran bunu maliyetli hale getirerek hem askeri, hem ekonomik, hem diplomatik anlamda bu savaşın daha hızlı bitmesini istiyor." şeklinde konuştu.

HAMANEY SONRASI İRAN VE TRUMP'IN "REJİM" PLANI

Sistemin kilitlenmesi ve Trump’ın olası müdahalesine dikkat çeken Sarı, "ABD uzun soluklu bir savaşa hazırlanıyor. Bu sefer daha önemli isim, Hamaney öldürülmüş oldu ve sistemin bir şekilde kilitlenmesini istiyor. Ama Trump'ın biliyorsunuz bir rejim değişikliği söylemi var. Hamaney sonrası nasıl bir İran'ın şekilleneceğini... Kendi içinden mi şekillenecek, yoksa Trump sadece askeri müdahaleyle kalmayıp rejim değişikliği noktasında da sisteme müdahale edip, sistemin içerisinde bir dönüşümü ABD eliyle mi yaratacak, bunları da açıkçası bilmiyoruz. Şu an İran açısından hem bir savaş yönetimi, hem de bir sistem yönetimi krizi söz konusu." sözleriyle Tahran'daki yönetim boşluğuna işaret etti.

İSRAİL VE ABD'NİN İRAN STRATEJİSİNDEKİ DERİN FARK

İki müttefikin İran vizyonundaki ayrışmayı vurgulayan Doç. Dr. İsmail Sarı, "İsrail'in İran stratejisiyle, ABD'nin İran stratejisi arasında ciddi bir fark var. Parçalanmış, zayıflatılmış, etnik anlamda bölünmüş bir İran'ı İsrail istiyor. Ama ABD'ye baktığımız zaman, Trump'la beraber bir rejim değişikliğinden bahsediyor ama bununla beraber Ortadoğu'da bir istikrar arayışı var. Kontrollü bir geçişin, yani kontrollü bir rejim değişikliğinin söz konusu olması gerekir. Parçalanmamış, istikrarsızlık yaymayan bir İran gerekir. O nedenle ABD'nin yaklaşımıyla İsrail'in rejim değişikliği isteğinde bir farklılık var." açıklamasında bulundu.

DİPLOMASİDE SON ŞANS: NÜKLEER DOSYA VE BALİSTİK FÜZELER

Savaşın gölgesindeki diplomasi trafiğini aktaran Sarı, "Dışişleri Bakanı Arakçi bir diplomatik öneride bulundu. Cuma akşamı Umman Dışişleri Bakanı çok apar topar bir şekilde Washington DC'ye gitti ve orada çok umut verici açıklamalarda bulundu. 'Yarın bile bir anlaşma yapılabilir' dedi. Ama şu anki saldırılar sadece nükleer dosyayla ilgili değil. ABD'nin ve İsrail'in temel hedefi şu an İran'ın balistik füze programı. Bunu hedef alıyor. Bunları vurup bir şekilde artık İran'ı savunmasız hale getirmeye çalışıyor. Temel hedef bu." ifadeleriyle tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.

13:08

ALTIN VE PETROL PİYASASINDA SAVAŞ DEPREMİ

İsrail'in Tahran'ı doğrudan hedef alması ve bölgedeki caydırıcılığın azalmasıyla birlikte savaşın fitili ateşlenirken, ABD ile olan derin ve gizemli ittifakın küresel yansımaları dünyayı tedirgin ediyor.

Bölgedeki çatışma sürecini değerlendiren Uluslarası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Yetim, A Haber canlı yayınında yaptığı açıklamada "İran-İsrail çatışmasının farklı bir zirvesini yaşıyoruz. İsrail artık Tahran’ı merkezinde vurabileceğini ve bunun karşılığında ciddi bir maliyet yaşamayacağını gördü" dedi. İsrail'in bölgedeki saldırgan tutumuna sert eleştiriler getiren Doç. Dr. Mustafa Yetim, "İsrail gibi tabiri caizse kanla beslenen, terör dış politikası haline gelmiş, soykırım faili bir oluşuma böyle bir fırsatı verdiğinizde, onu daha güçlü bir maliyetle caydıramadığınızda bugün yaşadığımız senaryoyu sadece birkaç süre ertelemiş olursunuz" ifadelerini kullandı. İran'ın meşru müdafaa hakkına da değinen uzman, "İran'ın nükleer enerjiye sahip olması gayet hukuki bir haktır ama maalesef hukukun ve moral değerlerin güçlü olduğu bir dünyada yaşamıyoruz" sözleriyle uluslararası sistemin tıkandığına işaret etti.

ABD VE İSRAİL ARASINDAKİ "GİZEMLİ" DENKLEM
ABD ve İsrail arasındaki ilişkinin boyutlarını "hiyerarşi" kavramıyla açıklayan Doç. Dr. Mustafa Yetim, "ABD mi İsrail'e bağlı, İsrail mi ABD'ye bağlı bunu çözemiyoruz. Haziran ayında diplomasi görüşmeleri sürerken, bölge ülkeleri Trump’ı masaya oturtmaya çalışırken bir bakıyorsunuz ki ABD ve İsrail ortak operasyon düzenlemiş" dedi.

Bu ilişkinin arkasındaki teorilere dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Yetim "Evangelist teoriler, Yahudi lobileri, Epstein skandalları gibi pek çok argüman var ve belki hepsinin doğruluk payı var. Ancak uluslararası ilişkilerde açıklayamadığımız bir olgu var; küresel bir gücün, bölgesel bir aktörü bu denli takip etmesi ve onun dış politika amaçlarını kendi hedefi olarak belirlemesinin başka bir örneği yok" ifadelerini kullandı.

KÜRESEL GÜÇLERİN SESSİZLİĞİ VE HÜRMÜZ ÇIKMAZI
Rusya ve Çin'in bu süreçteki rolünün sınırlı olduğunu belirten Doç. Dr. Mustafa Yetim, "Rusya'nın Ukrayna'daki sınırlılıklarını görüyoruz. Çin'in ise Amerikan hiyerarşisiyle ne kadar karşı karşıya geleceği soru işareti. Eğer tepki göstermeleri gerekseydi bunu Venezuela’da yapmaları daha mantıklı olurdu çünkü Venezuela dünya enerji piyasasında Suudi Arabistan’dan bile daha önemli bir aktör" sözleriyle Çin ve Rusya’nın sessiz kalabileceği sinyalini verdi.

Doç. Dr. Mustafa Yetim "Amerikan hiyerarşisi istediğini herkese kabul ettirmeye çalışıyor ve adeta herkese 'teslim ol' şartlarını dayatıyor" sözleriyle tamamlayarak, küresel sistemin ekonomik baskılarla dizayn edildiğini vurguladı.

 

CANLI | Tel Aviv'de hayat durdu! İran saldırıları İsrail'i felç etti |  A Haber vurulan Beerşeba'da - 1

STRATEJİK ENERJİ KORİDORUNDA TİCARET DURMA NOKTASINDA
Bölgedeki enerji akışının hayati önemine dikkat çeken Ekonomist Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Yaklaşık 20 milyon varillik günlük bu bölgeden dünyaya, özellikle Asya-Pasifik bölgesine bir petrol akışı durumu söz konusu. Sadece İran’ı düşünmeyelim; Körfez ülkeleri, onların üretmiş olduğu enerjiler, LNG’ler... Ciddi anlamda Asya’ya buradan enerji transferi durumu söz konusu" ifadelerini kullandı. Ticari gemilerin riskli bölgelerden kaçındığını belirten Ekonomist Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Hürmüz bazlı geçmekten kaçınıyorlar, dönüş yapıyorlar; şu anda neredeyse fiilen durma noktasına gelindi" sözleriyle durumun ciddiyetini aktardı.
 

GEÇMİŞ ÇATIŞMALARDAN DAHA DERİN VE KARMAŞIK
Mevcut gerilimin tarihsel süreçlerle kıyaslandığında çok daha tehlikeli bir boyutta olduğunu vurgulayan Ekonomist Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "12 gün savaşları ile mukayese edersek şu anki durum çok daha karmaşık ve derin duruyor. Dolayısıyla bu riskin artacağı anlamına da geliyor" açıklamasında bulundu. Bu karmaşıklığın piyasalardaki belirsizliği artırdığı ve fiyatlama mekanizmalarını bozduğu belirtiliyor.
 

PETROL FİYATLARINDA 100 DOLAR ALARMI
Fiyatlardaki ani yükselişe ve beklentilere değinen Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Geçtiğimiz sene dünyada petrol fiyatları alışılmadık bir şekilde 60 dolar civarında seyir içerisindeydi. Fakat geçtiğimiz günlerde bu risklerin artmasıyla beraber 73 dolara kadar çıktı. Yarın açılış olacak, petrol fiyatlarında bir yükselme durumu olur mu buna bakmak lazım" dedi. Savaşın seyrine göre senaryoların ağırlaşabileceğini belirten Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Sürecin daha sert ve derin bir şekilde devam etmesi, petrol fiyatlarını 100 dolara kadar çıkartabilir" uyarısında bulundu.
 

KÜRESEL ENFLASYON VE ABD ÜZERİNDEKİ BASKI
Yükselen enerji maliyetlerinin sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı sarsacağını ifade eden Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Petrol fiyatlarının yükselmesi küresel ölçekte de enflasyon riskini artıracaktır. Özellikle ABD’deki tüketiciler de bundan etkilenecektir" şeklinde konuştu. Körfez ülkelerinin ekonomik refahının enerjiye bağlı olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Refah kaybının getireceği bir durum söz konusu olacaktır. Bu noktada Körfez ülkelerinin özellikle ABD’ye baskısı çok fazla olacaktır" ifadelerini kullanarak diplomatik ve ekonomik baskıların artacağına işaret etti.

Ahaber
11:17

KANLI SAVAŞIN PERDE ARKASI: HEDEFTEKİ ÜSLER, GİZLİ MESAJLAR VE TÜRKİYE'NİN KRİTİK ROLÜ!

Ortadoğu'da tansiyon zirveye çıkarken, bölgedeki kanlı satrancın tüm şifreleri A Haber ekranlarında çözüldü. Terör ve Güvenlik Uzmanı Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, İran'ın neden uçak gemileri yerine kara üslerini vurduğunu, saldırılarda Körfez ülkelerinin nasıl bir rol oynadığını ve Türkiye'nin izlediği akılcı politikayla bu ateş çemberinin dışında kalmayı nasıl başardığını canlı yayında tek tek anlattı. Gökçe, yaşananların bir "Müslüman-Müslüman" savaşına dönüştürülmeye çalışıldığına dikkat çekti.

SALDIRILARIN ÇIKIŞ NOKTASI KÖRFEZ ÜLKELERİ Mİ?

Saldırıların ardından bölge ülkelerinin pozisyonunu değerlendiren Prof. Dr. Gökçe, hava sahasını kapattığını iddia eden ülkelerdeki ABD üslerinin saldırıda kullanıldığına dikkat çekti. Gökçe, bu durumun o ülkeleri zımnen saldırının bir parçası yaptığını belirterek, "Sonuç itibarıyla bugün o uçaklar, İran'ı vuran uçaklar, bu üstlerden havalandı ve bu füzeler o üstlerden fırlatıldı. Dolayısıyla zaten bu ülkeler, bir İslam ülkesinin vurulmasına da yol açtılar" sözleriyle perdenin arkasındaki tehlikeli iş birliğine işaret etti.

İRAN NEDEN UÇAK GEMİLERİNİ DEĞİL, ÜSLERİ HEDEF ALDI?

İran'ın misilleme olarak neden bölgedeki Amerikan uçak gemileri yerine kara üslerini hedef aldığı sorusunu askeri strateji üzerinden yanıtlayan Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, bu durumu, "Askeri açıdan hangi harekâta bakarsanız bakın, öncelikle en yakındaki tehditler bertaraf edilir" şeklinde açıkladı. Gökçe, mevcut haritaya bakıldığında İran için en yakın tehditlerin Bahreyn, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki ABD üsleri olduğunu vurgulayarak, "Bakın ABD üsleridir. Uçak gemileri biraz daha uzaktadır. İran'ın da uçak gemilerine vurabilecek silahı var mı yok mu, emin değiliz. Varsa henüz onları devreye sokmadığını da düşünebiliriz" ifadelerini kullandı.

SOKAKLAR KARIŞTI: PAKİSTAN'DA ABD KONSOLOSLUĞUNA SALDIRI

Gerilimin sadece devletler arasında kalmadığını, sokağa da taştığını belirten Prof. Dr. Gökçe, Pakistan'da ABD Başkonsolosluğuna düzenlenen ve 6 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı değerlendirdi. Bu tür tepkilerin beklendiğini aktaran Gökçe, "Çünkü siz Şii dünyasının dini liderini etkisiz hale getiriyorsunuz. Bu tür tepkilerin yaygınlaşmaması tabii ki temennimiz o da ayrı bir konu ama yaygınlaşma ihtimali oldukça yüksek" diyerek olayların tırmanabileceği uyarısında bulundu.

TÜRKİYE'NİN DİKKATLİ POLİTİKASI SALDIRILARI NASIL ÖNLEDİ?

Bölgedeki tüm ülkeler ateş çemberinin içindeyken Türkiye'deki ABD üslerinin neden hedef alınmadığı sorusuna ise Prof. Dr. Gökçe, Türkiye'nin izlediği stratejik ve barışçıl politikayla yanıt verdi. Türkiye'nin caydırıcı gücünün altını çizen Gökçe, "Türkiye'nin izlediği politika oldukça pozitif bir politika. Barışçıl ve insancıl bir politika. Üslerin hakimiyetini ele geçirmiş ve kontrol ettiğini gösteren bir politika ve Amerika'yla da olan diyaloğundan dolayı da bunu da bir şekilde kendi ülkesini mahvedecek bir politikaya imza atmayan bir politika izlediği için şu anda buradaki üslerle İran vurmamıştır, atmamıştır" sözleriyle Türkiye'nin farkını ortaya koydu.

 

Ahaber