Demokrasi nöbetinin 10. yılı: 15 Temmuz'un tanıkları A Haber'de o geceyi anlattı

Demokrasi nöbetinin 10. yılı: 15 Temmuz'un tanıkları A Haber'de o geceyi anlattı

15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde şehit aileleri, gaziler ve alanında uzman isimler A Haber ekranlarında buluştu. O karanlık gecede yaşananlar, FETÖ'nün kalkışmasının perde arkası ve milletin destansı direnişi canlı yayınlarda yeniden ele alındı. Tanıkların anlattıkları, 15 Temmuz'un unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Demokrasiye sahip çıkmak uğruna canlarını ortaya koyan şehitlerin emanetleri, gaziler ve güvenlik politikaları alanındaki uzman isimler, 15 Temmuz'un yıl dönümünde A Haber ekranlarında günün anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

O gece yaşadıkları anları ilk ağızdan anlatan konuklar, milletin darbecilere karşı verdiği tarihi mücadeleyi, yaşanan acıları ve Türkiye'nin demokrasi zaferini canlı yayınlarda izleyicilerle paylaştı. Haberlerde, 15 Temmuz'un unutulmaması ve milli hafızada diri tutulmasının önemine de dikkat çekildi.

CANLI ANLATIM

15 TEMMUZ GAZİSİ ÜZEYİR CİVAN O GECEYİ ANLATTI: "BİN KEZ OLSA BİN KEZ GİDERİM"

15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden geçen yılların ardından, vatanı müdafaa etmek için sokaklara çıkan kahramanlardan biri olan Gazi Üzeyir Civan, yaşadıklarını A Haber ekranlarında paylaştı. Tuzla Orhanlı gişelerinde hainlere karşı göğsünü siper eden ve bu uğurda bir kolunu feda eden Civan, darbe haberini alışından yaralandığı ana kadar geçen süreci tüm detaylarıyla aktardı.


"DARBE HABERİNİ ALINCA 'BU ZAMANDA OLUR MU' DEDİM"
Darbe girişimini ilk duyduğu anı anlatan Üzeyir Civan, "Darbeyi ilk haber aldığımda Gebze Kadıllı Köyü'ndeydim. Akrabam yanıma gelip 'Duydun mu darbe oluyor' dediğinde, 'Git işine, bu zamanda darbe mi olur' demiştim. O andaki düşüncem, darbeyi oluşturacak bir şey görmüyordum. Sonrasında 'Çocuklar internette yazışıyorlar' deyince içime bir kurt düştü. Televizyonda Başbakan Binali Yıldırım'ın 'Bu bir kalkışmadır' açıklamalarını ve köprüdeki tankları izledik. Seyirci olarak kalamazdık, bir şeyler yapmalıydık" ifadelerini kullandı.


"VATANIMIZI KAYBEDECEK ZAMANIMIZ YOKTU"
1980 darbesini 13-14 yaşlarında yaşadığını hatırlatan Üzeyir Civan, "O günleri bir daha yaşamamamız lazımdı. Vatanımızı, milletimizi kaybedecek zamanımız yoktu. Çocuklarımızın geleceği heba olmamalıydı. Bu duyguyla akrabalarımızla istişare ettik. Sabiha Gökçen Havalimanı'na gitmek için iki araca bindik. 15 yaşındaki oğlum elinde bir kazma sapıyla gelmek istedi. Ona 'Oğlum biz oraya askerleri dövmeye gitmiyoruz, onları uyandırmaya, yaptıklarının yanlış olduğunu haykırmaya gidiyoruz' dedim" şeklinde konuştu.


"SOL KOLUM BİR ET PARÇASI GİBİ SARKIYORDU"
Vurulma anını büyük bir metanetle anlatan Üzeyir Civan, "Silah sesleri kesilince araya girmek için yolun ortasına kadar geldim. Hainlerin mevzi değiştirdiğini görünce iki elimi havaya kaldırıp 'Durun, yapmayın, silahlarınızı bırakın, hepimiz kardeşiz' diye üzerlerine koştum. O esnada kulağımda bir çınlama duydum, sanki sol koluma elektrik çarpmıştı. Vurulmamak için yere uzandım. Sağ elimi havaya kaldırdığımda orta parmağımda kan pıhtısı gördüm. Meğer kurşun avucumun ortasından girip çıkmış. Sol tarafıma doğru toparlanmak istediğimde, kolumun adeta bir deri bir et parçası gibi sarktığını fark ettim" ifadelerini kullandı.


"KOLUMU KAYBETTİM AMA CENNET VATANIM SELAMETTE"
Yaşadığı fedakarlıktan dolayı en ufak bir pişmanlık duymadığını vurgulayan Gazi Üzeyir Civan, "Allah'ım ruhumu burada fitne kurşunuyla teslim alma diye dua ettim. Ameliyattan sonra yeğenime 'Ne oldu, bitti mi?' diye sordum. Bitti deyince 'Elhamdülillah' dedim. Elhamdülillah ki kolumu kaybetmiştim ama cennet vatanım selametteydi. Rabbim bana 50 yıl iki el vermişti, 50 yıl sonra birini aldı, isyan mı edeceğiz? Asla. Zerre kadar pişman olmadım. Bin kez olsa bin kez giderim. Evlatlarım da canım da bu vatan için feda olsun" diyerek sözlerini tamamladı.

15 TEMMUZ KAHRAMANI CAFER AKIN O KARANLIK GECEYİ ANLATTI: VATANI ÜÇ KURUŞA SATAN HAİNLERDİ

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden yıllar geçse de o gece sergilenen eşsiz kahramanlıklar hafızalardan silinmiyor. Darbe girişiminin en kritik noktalarından biri olan Ankara'daki Akıncı Üssü'nde, göğsünü kurşunlara siper ederek hainlere geçit vermeyen Kahramankazanlı vatandaşlar vatan savunmasında adeta destan yazdı. O gece üssün önünde hainlerin kurşunuyla yaralanarak gazi olan Cafer Akın, yaşadığı dehşet dolu anları, darbecilerin kirli yalanlarını ve milli iradenin sarsılmaz duruşunu A Haber ekranlarında aktardı.

Ankara’dan yayına bağlanan A Haber muhabiri Abdullah Ünver, "Hain darbe girişiminin ardından 10 yıl geçti. Bugün 10. yıl dönümündeyiz. O darbe girişiminde kilit noktalardan biri de Kahramankazan ilçesindeki Akıncı Üssü'ydü. Akıncı Üssü darbe girişiminde oldukça önemli bir noktadaydı. Hem darbecilerin hem de o darbeye direnenlerin merkezi konumundaydı. Ankara'daki saldırıları yapan bütün savaş uçaklarının kalktığı nokta Akıncı Üssü. Biz de şu anda Kahramankazan'dayız, o gece Akıncı Üssü'nde gazi olan bir vatandaşımız yanımızda" ifadelerini kullandı.


"VATANI ÜÇ KURUŞA SATAN HAİNLERDİ"
O gece yaşadıklarını anlatan 15 Temmuz Gazisi Cafer Akın, "O gece normal sıradan bir gündü 15 Temmuz günü. Gündüzüne normal bir güne başlayıp gecesinden ülkemizin kaderini değiştirecek bir ihanet şebekesinin neler yapacağını bilmeden günümüze başladık. Tabii olayların ilk çıktığı saatlerde Kazan Belediyesi önünde toplanarak ne yapacağımızı bilmeden orada bir kalabalık oluşmaya başladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan milletimizi meydanlara, hava meydanlarına davet edince biz de ilçemizde bulunan Akıncı Üssü'ne gitmeye karar verdik. İlk gidenlerden birisiyim, Akıncı Üssü'ne gittim. Burada şerefli Türk ordusu üniformasını giymiş, kahraman askerlerimizin üniformasının içine sızmış hainler bizlere ateş ederek karşıladılar" sözleriyle direnişin ilk anlarını aktardı.


Darbecilerin halkı kandırmaya çalıştığını vurgulayan Akın, "Daha sonra biz bunlara durumu anlatmaya çalıştık. Dedik buradan kalkan uçakların Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombaladığını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni bombaladığını görüyoruz, internetten takip ediyoruz; bunlara da biz uyarmaya çalışıyoruz. Bunlar da diyorlar ki; biz buradan kalkan uçaklar Kuzey Irak'a harekâtta bulunuyorlar. Öyle bir şeyin olmadığını, aslında Kuzey Irak'a harekât yapıldığını söylüyorlar ama biz inanmadık tabii. Sürekli internetten de takip ediyoruz. En son Özel Harekat'ın bombalandığı duyuldu. Onu da anlatmaya çalıştık. Tabii bunlar kaybedeceklerini anladılar, sabah namazına doğru birden ateş emri verdiler" dedi.


BAYRAĞI DÜŞÜRMEYEN DİK DURUŞ
Hainlerin kutsal değerlere de saldırdığını belirten Cafer Akın, "Sabah ezanı yaklaşmıştı. Orada Akıncı Üssü'nün içerisinde camimiz var, orada selalar okunuyor. Bu hainler hatta selalar okunmasın diye camiyi bile taradılar orada yani. Burada Kahramankazan'da o gece 15 Temmuz gecesi 9 şehit ve 92 gazi verdik. 15 Temmuz sıradan bir tarih günü değil, 15 Temmuz bir duruştur" ifadelerini kullandı.


Vurulma anını ve asker kılığındaki teröristlerin acımasızlığını anlatan Akın, "Akıncı Üssü'nde yaralandım. Yaralanmadan bir an önce bir asker görünümlü şahsa giderek elimde Türk bayrağı vardı. Demiştim ki; 'Bir İstiklal Marşı okuyalım komutanım' diye Türk bayrağıyla birlikte gidince beni tüfekle iterek Türk bayrağımızın düşmesine sebep oldu. O arada ben anladım ki yani bunlar Türk askeri olamazlar. Bizim Türk askerimiz merhametlidir, vatanına milletine, özellikle silahsız vatandaşa kesinlikle silah doğrultmayacağını biliyoruz. Anladık ki bunlar vatanını üç kuruşa satan hainlerdi. O arada ilk ateş esnasında yaralanarak sol ayağımdan yere düştüm" şeklinde konuştu.


"YİNE OLSA YİNE İLK ÇIKANLARDAN OLURUM"
Yerde yatan yaralıları gördüğünde yaşadığı acıyı paylaşan Gazi Cafer Akın, "O an işte geriye dönüp baktığım zaman yerde yaralıları gördüm. Yüzlerce yaralı var, herhalde dedim burada kimse kalmadı. Onlarca kişiyi can hıraş içerisinde 'ambulans' diye bağıranları, kan gövdeyi götürüyor... Ambulansların gelmesine müsaade etmediler, 20-25 dakika ambulanslar geldi ama yaralıları almasına müsaade etmediler. En son bizi aldı, Yeni Mahalle Devlet Hastanesi'ne götürdüler. Orada tedavilerimiz devam etti, 4 kere ameliyat geçirdim. Halen şarapnel parçalarıyla yaşıyoruz ama sağ olsun vatanımız var, bayrağımız var. Türk bayrağında bir damla da kanımız nasip olduysa onunla da gurur duyuyoruz. Allah bir daha devletimize, milletimize 15 Temmuz gibi ihanet gecesi yaşatmasın. Eğer öyle bir gece yaşanacaksa yine o gece de ben bulunup ya gazi ya da şehitlik nasip olmasını istiyorum. İlk çıkanlardan birisi olmaya devam edeceğim" diyerek kararlılığını dile getirdi.

15 TEMMUZ GAZİSİ EYÜP GÜRLEVÜK: "ÜNİFORMANI DA SİLAHINI DA BU DEVLET VERDİ!"

Darbe girişiminin ilk anlarında Beyoğlu’nda çalıştığını belirten Eyüp Gürlevük, "Beyoğlu’nda çalışıyordum, iş çıkışıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın sokağa davetini daha sonra duydum. Taksim çok kalabalık bir yerdir ama bir anda insanlar ışınlanmışçasına kesildi, araçlar yok oldu. Sonra bir kalabalık grup aşağı indi ve Taksim Anıtı'nı askerlerin ele geçirdiğini söylediler. Arkadaşımla anıta gittiğimizde askerlerin vatandaşa çok sert ve acımasız müdahalede bulunduğunu gördük," ifadelerini kullandı.

STRATEJİK HEDEF TRT: "BÜTÜN DÜNYAYA DUYURULACAK YER ORASIYDI"

İletişim merkezi olduğu için TRT binasının kritik önemde olduğunu anlayan Gürlevük, "Bir grup TRT Harbiye'nin ele geçirildiğini, oranın anıttan daha önemli bir iletişim merkezi olduğunu söyledi. Kalabalık bir grupla oraya yöneldik. Elmadadağ’da askerler bariyer oluşturmuştu, bizi binaya almadılar. Askerlerden biriyle münakaşa ettim; bu devletin üniformasını giyiyorsun, bu devletin silahını kullanıyorsun dedim. O da 'Ben emir kuluyum, emir aldık geçiş izni vermeyeceğiz, beni zora sokma' dedi," sözleriyle o anki gerginliği aktardı. Gürlevük, "TRT bütün dünyaya duyurulacak, halkı oradan idare edecekleri merkezi bir yerdi. Bu yüzden orayı hedef aldık," diyerek stratejik mücadelenin önemini vurguladı.

HAİNLERİN ALÇAKLIĞI: VURULAN POLİSE YARDIM EDERKEN İŞKENCE GÖRDÜ

TRT binası önüne ulaştıklarında karşılaştıkları vahşeti anlatan Gürlevük, "Askerlerin binayı yarım ay şeklinde çevirdiğini gördük. O esnada bir polisimiz vurulmuştu, kafası yere düşmüştü. Arkadaşlara, 'Alalım belki yaşıyordur, bir umuttur' dedim. Karşıya geçtiğimde askerleri görmedim, iyi kamufle olmuşlardı. Bir tanesi kolumu büküp arkama getirdi, dizime vurup beni yere düşürdü. Diğeri botuyla enseme bastı, bana eziyet ve işkence ettiler," şeklinde konuştu.

BOTLARLA GELEN VAHŞET: "İKİNCİ VURUŞTA HER ŞEY KARARDI"

Hainlerin savunmasız vatandaşa karşı gösterdiği acımasızlığı dile getiren gazi Gürlevük, "Yerdeyken bir asker suratıma botuyla vurdu. Vuracağını hissettiğim an kafamı hafif çevirmeye çalıştım; ilkinde burnumu sıyırdı ama ikinci vuruşu direkt yüzüme geldi. O anda her şey karardı, sonrasını hatırlamıyorum. Ertesi sabah gözümü hastanede açtım. Burnum ve kolum kırılmıştı. 10 yıl geçti ama hala anlatırken o anları yaşıyorum. Bizim için o gün siyah bir geceydi," ifadeleriyle maruz kaldığı alçak saldırıyı ve vatan savunması yolunda ödediği bedeli aktardı.

15 TEMMUZ GAZİSİ MURAT KAYGUSUZ: KENDİ ASKERİMİZ BİZİ Mİ VURACAK DEDİK!

O gecenin izlerinin hala taze olduğunu ve köprüden her geçişinde aynı ürpertiyi yaşadığını belirten Murat Kaygusuz, "Bu köprüden ne zaman geçsem, arabayla da olsa otobüsle de olsa bir ürperti oluyor. O gece burada vurulan vatandaşlarımız, şehit olanlarımız, gazilerimiz... Bu artık bilinçaltımıza yerleşti," ifadelerini kullandı. Sokağa çıkma kararını nasıl aldığını anlatan Kaygusuz, "Sanki birisi bizi arkamızdan itiyordu. Beni o sokağa atan duygu, 'kalk git' dedi. İlk olarak Göztepe Köprüsü’ndeki üç tanka müdahale ettik. İki tankı aldık, biri kaçtı. Yolu kesmişlerdi, oradan boş bir otobüse binip Altunizade’ye, oradan da köprüye geldim," sözleriyle o anki kararlılığını aktardı.

HAİNLERİN ALÇAKLIĞI: "AMBULANSI BİLE KURŞUNLADILAR"

Köprüye vardığında karşılaştığı manzaranın bir "insan seli" olduğunu vurgulayan Kaygusuz, hainlerin ne kadar gözü dönmüş olduğunu şu sözlerle dile getirdi: "Ümraniye’den, Üsküdar’dan, Kadıköy’den insanlar buraya akın etmişti. Saat 23.00’ten sonra çatışmalar ufak ufak başladı. Darbeciler köprünün Avrupa yakası çıkışındaydı, geçişi kapatmışlardı. Buraya yaralıları almak için bir ambulans geldi, o alçaklar ambulansı bile kurşunladılar. Ambulans bir kişiyi zor alıp gidebildi. Burada 36 şehit verdik biz o gece."

"YARALIYI ALMAYA ÇALIŞANI BİLE ŞEHİT ETTİLER"

Hainlerin sadece ateş açmakla kalmadığını, yaralılara yardım etmek isteyenleri de hedef aldığını belirten gazi Kaygusuz, "Oğuz Ayanoğlu kardeşim de buradaydı, kardeşi Onur Ayanoğlu şehit oldu. Bunlar bir yaralıyı götürmeyi bırakın, yaralıyı almaya çalışanı bile vurdular. Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok kardeşlerimizi de o gece burada peş peşe vurdular, onları da gördük. Böylesine gözü kararmış bir alçaklıktı bu," ifadelerini kullandı.

"KENDİ ORDUMUZ BİZİ Mİ VURACAK DEDİK"

Vurulma anını ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Murat Kaygusuz, "Gece 02.45 civarıydı. Öncesinde bir motosikletliyi taradılar, o çocuk şehit oldu. 15-20 dakika sonra da beni gişelerin önünde vurup indirdiler. Bana ateş edeni gördüm, Silivri’deki mahkemelerde de yüzleştim. Hedef gözeterek ateş ediyorlardı. Mermileri azalınca yerden sektirerek ateş etmeye başladılar, bir kurşun sekince beş kişiyi birden vurabiliyordu," dedi. Hainlerin kendi vatandaşına ateş açabileceğine asla ihtimal vermediklerini söyleyen Kaygusuz, "Geri gelin ateş edecekler dediklerinde, 'Yahu neden ateş etsinler, biz silahsız insanlarız, vatandaşız. Kendi askerimiz, kendi ordumuz bizi mi vuracak?' diye düşündük. Hiç beklemiyorduk ateş edeceklerini," sözleriyle milletin o geceki temiz duygularına hainlerin nasıl ihanet ettiğini bir kez daha vurguladı.

GÖLBAŞI ÖZEL HAREKAT'IN KAHRAMAN MÜEZZİNİ O KARANLIK GECEYİ ANLATTI

O Cuma gününün ismine müsemma Şehitler Camii’nde her zamanki gibi dualarla başladığını belirten Hasan Hüseyin Alkır, "Cuma namazını kıldırdıktan sonra bir kardeşimiz gelip bana sarıldı ve ‘Hocam hakkını helal et, göreve gideceğiz; ya döneriz ya dönmeyiz’ dedi. O kardeşimiz o akşam şehadete erenlerden oldu. Bu mekan şehitliğin ve gaziliğin ne olduğunu bizzat yaşayanların mekanıdır," ifadelerini kullandı. Olayı saat 23.00 sularında öğrenir öğrenmez camiye koştuğunu söyleyen Alkır, "Bana ‘Gitme, yapma’ diyenler oldu ama onlara tek bir sözüm vardı: Benim halim Hazreti Hüseyin Efendimizin haline benzer. O nasıl Kerbela’ya giderken zulme karşı bir duruş sergilediyse, bizim de o duruşu sergilememiz lazımdı," sözleriyle kararlılığını aktardı.

"BU AKŞAM SİZİNLE OLMAYACAĞIZ DA NE ZAMAN OLACAĞIZ?"

Nizamiyeye vardığında özel harekatçı polislerin vatan sevdasına bizzat şahit olduğunu dile getiren Hasan Hüseyin Alkır, "Kardeşlerim beni görünce ‘Hocam bu akşam bizimle beraber misin?’ diye sordular. Ben de onlara ‘Biz bu akşam sizinle beraber olmayacağız da ne zaman olacağız?’ cevabını verdim. Eğer onlarla beraber bu mücadelenin içinde bulunmasaydım kendimi asla affetmezdim. Biz görevimizi sadece namaz kıldırma memurluğu olarak görmedik; kürsüde söylediğimiz ‘vatan sevgisi imandandır’ şuurunu bizzat hayatımıza yansıttık," şeklinde konuştu.

"ANASIZ BABASIZ BÜYÜR AMA VATANSIZ BÜYÜYEMEZ!"

Hainlerin sivil, asker, polis gözetmeksizin gerçekleştirdiği saldırıda şehadete eren kadın kahramanları da unutmayan Hasan Hüseyin Alkır, "Burada Nene Hatun dediğimiz bacılarımız vardı, onlardan biri de Demet Sezen’di. Demet bir gün bana ‘Hocam şehadeti ne kadar güzel anlattın’ demişti. Ben de ona Nene Hatun’un o meşhur sözünü hatırlatarak ‘Demet, nasıl ki Nene Hatun zamanında bu çocuklar anasız babasız büyür ama vatansız büyüyemez dediyse, gün gelir sana da aynı vazife düşer’ demiştim. O akşam çağrılmadığı halde göreve koşup gelen Nene Hatunlardan biri de o oldu," ifadelerini kullandı.

"HAİNLERİ KAZDIKLARI O KARANLIK ÇUKURA GÖMDÜK!"

Alçakların kendi polisine ve vatandaşına bomba yağdırdığı o anları büyük bir öfke ve vakarla anlatan Alkır, "Özel Harekat’ta görevli arkadaşlarımız ‘Devletimizin verdiği maaşla evlatlarımızı okuttuk, evlerimizi aldık; şimdi devletimizin bize ihtiyacı olduğu an üzerimizde ne varsa devletimizin yanındayız’ diyerek şehadete koştular. Biz malını, sağlığını kaybetmeyi biliriz ama izzet ve şerefini kaybetmek Allah muhafaza buyursun en ağırıdır. Safımız belliydi; Hazreti İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali devletimizin yanındayız dedik. 15 Temmuz, zalimin zulmüne karşı bir duruş sergilemekti ve biz o gün hainleri kazdıkları çukura gömdük," sözleriyle milli iradenin zaferini vurguladı.

2. ORDU KARARGAHINDA O GECE NELER YAŞANDI?

15 Temmuz hain darbe girişimine karşı kazanılan şanlı Demokrasi Zaferi'nin 10. yılında, o karanlık gecenin en kritik, en sıcak çatışma noktalarından biri olan Malatya 2. Ordu Komutanlığı karargahında yaşanan büyük direnişi A Haber muhabiri Mehmet Türel aktardı.

Türel, "O gece 2. Ordu Karargahı, cuntacıların bölgedeki harekat merkezi haline getirilmek istendi ve komuta kademesi derdest edilmeye çalışıldı" ifadelerini kullandı. Karargahın içine sızan FETÖ’cülerin, emir-komuta zincirini bozarak birliği darbe safına çekmeye çalıştığı belirtildi.

KRİTİK SAATLERDE SİLAH SESLERİ YÜKSELDİ

Karargah binasının darbeciler tarafından işgal edilmesi üzerine, Malatya Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü koordinasyonunda operasyon için düğmeye basıldı. Karargah çevresindeki gerilimi anlatan Mehmet Türel, "Silah seslerinin yankılandığı o saatlerde, nizamiyeden dışarı çıkmaya çalışan darbeci unsurlar ile polis ekipleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı" sözleriyle aktardı. Türel, darbecilerin, karargah içindeki tankları ve zırhlı araçları sokağa çıkarma teşebbüsü, emniyet güçlerinin barikatları sayesinde engellendiğini belirtti.

HALKIN DİRENİŞİ VE İŞ MAKİNELERİYLE KURULAN BARİKATLAR

Malatya halkı, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla sokaklara dökülürken, belediyeye ait iş makineleri 2. Ordu Komutanlığı’nın giriş ve çıkışlarını tamamen kapattı. Bölgedeki atmosferi tarif eden Mehmet Türel, "Vatandaşların ellerinde bayraklarla tankların önüne dikilmesi, darbecilerin psikolojik üstünlüğünü o an bitirdi" sözleriyle ifade etti. Karargah nizamiyesine dayanan binlerce Malatyalı, hainlere karşı tek yürek olarak geçit vermedi.

DARBE GİRİŞİMİNİN PERDE ARKASI VE TESLİMİYET

Gece boyu süren operasyonlar neticesinde, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte karargah içindeki darbeci grup köşeye sıkıştırıldı. Çatışmaların ardından yaşanan süreci değerlendiren Mehmet Türel, "Karargahın içine giren özel harekat polisleri ve vatansever askerler, darbe planlayıcılarını tek tek etkisiz hale getirerek teslim aldı" ifadelerini kullandı. Bu başarı, FETÖ’nün Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerindeki planlarını tamamen çökertti.

10. YILDA UNUTULMAYAN DEMOKRASİ ZAFERİ

Malatya’daki bu destansı direniş, Türk demokrasi tarihine altın harflerle kazındı. 10 yıl sonra aynı kararlılıkla o günü anan bölge halkı ve güvenlik güçleri, bir daha böyle bir ihanete asla izin verilmeyeceği mesajını verdi. Türel, "Malatya, o gece sadece bir karargahı değil, Türkiye’nin geleceğini hainlerin elinden kurtardı" sözleriyle haberini noktaladı.

15 TEMMUZ GAZİSİ HÜSAMETTİN SARI: "BU GÜÇ BİRLİĞİMİZİN TEMİNATIDIR"

O gecenin kahramanlık hikayelerinin hala taze olduğunu vurgulayan Gazi Hüsamettin Sarı, "10 yıl üzerinden hala birliğimiz beraberliğimiz devam ediyor. Bu arada tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Gazilerimize Rabbim sağlık şifa versin," ifadelerini kullandı. Kahraman komutanların gösterdiği direncin millete büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirten Sarı, "Samsun İlk Yardım Askeri Okulumuzun başında bulunan Davut Ala komutanımız, o hain gecede tam yedi tane mermi yedi. 28 tane ameliyat oldu ve hala görevinin başında. Bu bize büyük bir güç veriyor. Bu gücün karşılığında birlik beraberliğimiz hiçbir zaman bozulmaz," sözleriyle vatan savunmasındaki kararlılığın altını çizdi.

"HER TÜRLÜ BELAYI BİRLİKTE AŞTIK"

Türkiye'nin maruz kaldığı saldırılar ve felaketler karşısında sergilediği direnci hatırlatan Hüsamettin Sarı, "10 yılı değerlendirmek gerekirse; o günden bugüne yaşamış olduğumuz her şeyin karşılığında yine birlik beraberliğimiz kazandı. 15 Temmuz’u atlatmışız, pandemiyi atlatmışız, 11 ilimiz depremden dolayı yerle yeksan olmuş ve biz buradan yeniden ayağa kalkmışız. Böyle bir memleketiz biz. Bu bizim kazanmaya yönelik hareketimizdir. Karşı tarafın her hamlesi milletimizin iradesi karşısında yerle yeksan olacaktır," diyerek milli ruhun sarsılmaz gücüne dikkat çekti.

"DIŞARI ÇIKMAK İÇİN EŞİME YALAN SÖYLEMEK ZORUNDA KALDIM"

Hain darbe girişimini ilk haber aldığı anları derin bir duygu yoğunluğuyla anlatan Sarı, "Saat 8.30-9.00 gibi bir arkadaşımız sosyal medya üzerinden darbe oluyor, sokaklara çıkmanız gerekiyor diye mesaj attı. O sırada bir arkadaş ortamındaydım. Bir diğer arkadaşımız ise Eminönü’nde görevliydi, belki denetlemedir dedi. Ancak mesajlar peş peşe gelince eve gittim. Televizyona bakarken eşimle ve çocuklarımla istişare ettim. Eşime yalan söylemek zorunda kaldım. Yarın ne olur ne olmaz, ben dışarı çıkayım ihtiyaçlarımızı gidereyim dedim. Ama asıl amacım bir şey almak değil, sokağa çıkıp vatanı savunmaktı," ifadelerini kullandı.

EVLATLARIYLA HELALLEŞİP ŞEHADETE YÜRÜDÜ

Dışarı çıkma kararını verdiğinde geri dönmeyi düşünmediğini belirten gazi Sarı, "Son kararı verdim, ben çıkıyorum dedim. Bunu anlatmak gerçekten çok zor," diyerek o anki hissiyatını paylaştı. Boğazı düğümlenen ve gözyaşlarına hakim olamayan Hüsamettin Sarı, evden çıkarken ailesiyle yaptığı duygusal vedayı, "Çocuklarıma şunu söyledim: Hakkınızı helal edin," sözleriyle aktardı. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ndeki o şanlı direnişin, bir milletin kanıyla yazdığı bir kahramanlık destanı olduğunu vurgulayan Sarı, bu birliğin sonsuza dek süreceğini ifade etti.

15 TEMMUZ ŞEHİDİ TÜRKAN TEKİN’İN EŞİ O GECEYİ ANLATTI

 O gecenin simge isimlerinden biri olan ve tankın altında kalarak şehadet şerbetini içen Türkan Tekin’in eşi Ramazan Tekin, "En büyük, zor bir süreçte 11 yaşındaki kızımı evde bırakıp eşimle beraber bu yola çıktık. Geri döneceğiz demedik, vatanımız için yola devam ettik. Esenler’den Dörtyol Meydanı’na yürüdük, oradan Esenler İlçe Emniyet’e kadar gittik. Tek tük gidiyorduk ama sonra insanlar peş peşe gelince sevindim, çok şükür yalnız değiliz demek ki dedim" ifadelerini kullandı. Başkan Erdoğan'ın havalimanına geleceği haberi üzerine yola devam ettiklerini belirten Tekin, "Havalimanına gitmek için çevre yoluna indik. Eşime yolda biraz oturup dinlenelim dedim, ‘Haydi Ramazan, vatan elden gidiyor’ dedi. Allah konuşturdu herhalde. Yol bomboştu, hainlerin yolu kapattığını bilmiyorduk. Bayrağımızla, dualarımızla yolumuza devam ettik" sözleriyle o anki kararlılıklarını aktardı.

İHANETİN TANKI MİLLETİ HEDEF ALDI: "BENİ BOŞVER, VATAN ELDEN GİDİYOR!"

Tanklarla karşılaştıkları o dehşet anlarını anlatan Ramazan Tekin, "İnsanlar üç yol üst geçidinde 'Tank geliyor' diye bağırıyordu. Sola bir döndüm, tankı gördüm, dondum kaldım. Eşime ‘Kendini bariyerden aşağı bırak, beni boş ver’ dedim. Hainler tankı sağ taraf bomboş olmasına rağmen sol taraftaki insanların üzerine sürdü. Eşimin bariyerden atlayıp kurtulduğunu sanmıştım ama bir baktım eşim yerde. Hainler o gece bize o tankla vurdular" şeklinde konuştu. Eşini kucağına aldığında yaşadıklarını dile getiren Tekin, "Kucağıma aldım, Türkan Türkan diye seslendim. Nabzı çalışıyordu ama kafatasından darbe almıştı. Allah razı olsun, bir vatandaşımız bizi arabasına aldı. Hiç tereddüt etmeden bizi hastaneye yetiştirmeye çalıştı" ifadelerini kullandı.

DÜNYA DURDU, O ACI HABER GELDİ: "RAMAZAN, BAŞIN SAĞ OLSUN!"

Hastaneye ulaştıkları süreci anlatan Ramazan Tekin, "Esenler Güney Hastanesi’ne vardık, doktorlar bizi kapıda karşıladı. ‘Hastanız çok ağır, hemen Bağcılar Eğitim Araştırma’ya kaldıracağız’ dediler. Üstüm başım komple kandı. Bağcılar’a gittiğimizde hainler insanlar kaçsın diye üzerimizde alçak uçuş yapıyorlardı ama hiçbirimiz ne kaçtık ne de yere yattık. Allah bize o gece iman gücü vermişti" dedi. Acı haberi aldığı anı paylaşan Tekin, "Saat 3’e kadar bekledik. Yukarı çıkıp eşimi görmek istedim. Doktor bana ‘Ramazan, başın sağ olsun’ dediğinde cevap veremedim. Eşim şehit olmuştu" sözleriyle yaşadığı büyük acıyı dile getirdi.

HAİNLERİ KAZDIKLARI ÇUKURA GÖMDÜK: BİZ BU TOPRAKLAR İÇİN BEDEL ÖDEDİK!

Şehit eşinden sonra kızına hem annelik hem babalık yaptığını belirten Ramazan Tekin, "Kızıma ‘Annen şehit oldu, dua edeceğiz, biz sizin geleceğiniz için bu yola çıktık’ diyerek teselli verdim. Eşim okumayı seven, merhametli, çok iyi bir insandı. En büyük hayali hacca ve umreye gitmekti, o bizden önce en büyük mertebeye ulaştı" dedi. Gelecek nesillere özgür bir vatan bırakmak için bu bedeli ödediklerini vurgulayan Tekin, "Allah o günü bir daha göstermesin ama bugün de olsa, yarın da olsa yine varım. Onlar kendilerini 1 dolara sattılar ama biz bedel ödedik. Hainleri o gece kazdıkları çukura gömdük. Cenab-ı Allah bize o gece güç kuvvet verdi" ifadeleriyle vatan nöbetinin bitmediğini vurguladı.

15 TEMMUZ DESTANININ KAHRAMANI GÜRBÜZ AKIN A HABER’DE O GECEYİ ANLATTI: "BİZİ ÖLDÜRMEDEN GEÇEMEZSİNİZ DEDİK!"

15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yılın ardından, o karanlık geceyi canı pahasına aydınlığa kavuşturan kahramanlardan biri olan Gazi Gürbüz Akın, A Haber ekranlarında tarihe geçecek açıklamalarda bulundu. İstanbul’un kalbi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde gerçekleştirilen özel yayında, vatan sevdalılarının tanklara ve mermilere karşı göğsünü nasıl siper ettiği, o gece yazılan destanın şifreleri ve hainlerin alçak saldırıları bir kez daha tüm çıplaklığıyla gözler önüne serildi.


"1000 YIL GEÇSE DE BU İHANETİ UNUTMAYACAĞIZ"
 15 Temmuz Gazisi Gürbüz Akın, "10 yıl değil, 100 yıl da geçse, 1000 yıl da geçse biz bu ihaneti unutmayacağız, unutturmayacağız. Biz 15 Temmuz’da hain bir darbe girişimiyle yola çıktık; dış güçler, FETÖ denilen köpekler ihanete uğradı, Türkiye’yi ele geçirmeye çalıştı. Bunlar bir terör örgütüdür, bunu böyle bilmek gerekiyor." dedi.


ORHANLI GİŞELERİNDE HAİN PUSU: "BUNLAR TÜRK ASKERİ OLAMAZ"
Tuzla Orhanlı gişelerindeki dehşet anlarını aktaran Gürbüz Akın, "Yalova’dan bir takım hainlerin yola çıktığını, havaalanını ve Başbakanın evini işgal etmeye geleceklerini öğrendik. Orhanlı gişelerine geçtiğimizde polis arabaları vurulmuştu, polisler yaralıydı. Orada bir kepçeci arkadaşımız vurulmuştu. Biz bunu görünce kendimizden geçtik; 'Bu Türk askeri asla olamaz, bu Türk askerinin elbisesini giymiş terör örgütleridir' dedik." şeklinde konuştu.


DARBECİ BİNBAŞIYA TARİHİ AYAR: "ÖLÜMÜNE GELDİK!"
Hainlerle karşı karşıya geldiği anı anlatan Gazi Akın, "Onları ikna etmek için üzerlerine doğru gittik. Elimizde bayrak, dilimizde tekbir, yüreğimizde iman vardı o gece. Bir binbaşıyla karşı karşıya geldik, o esnada sağa sola silah sıkıyordu. Bana 'Sen kimin köpeğisin' diyerek Sayın Cumhurbaşkanımızın ismini kullanıp hakaretlerde bulundu. Biz de 'Bu seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, Başkomutanımızdır. Biz buraya ölmeye geldik, bizi öldürmeden buradan geçişinizi asla sağlayamazsınız' dedik. O anda vurulmuşum, sonrasını hatırlamıyorum." sözleriyle kahramanlık dolu o diyaloğu paylaştı.

 

O GECE NELER YAŞANDI?

15 Temmuz 2016'da FETÖ üyeleri tarafından girişilen hain darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Darbeciler 35 uçak, 37 helikopter, 74 tank ve 246 zırhlı aracın yanı sıra 4 bine yakın silah da kullanarak; vatandaşın üzerine bomba yağdırdı. Başkan Erdoğan'ın dik duruşu ile sokaklara dökülen milyonlarca vatandaş, FETÖ'cü alçaklara fırsat vermezken; hafızalara kazınan o gecede neler yaşandı? 

SAAT 22.00:
Genelkurmay'da silah sesleri duyuldu ve bir helikopterden dışarıda bulunanların üzerine ateş açıldı. Ankara'da Genelkurmay Başkanlığı karargahı darbeci askerlerce ele geçirildi. İstanbul'da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri, bir grup asker tarafından geçişe kapatıldı.

SAAT 22.10:
Ankara'da MİT binası ve Genelkurmay Başkanlığı karargahına helikopterden ateş açıldı.

SAAT 22.35:
İstanbul'daki Atatürk Havalimanı'na tankla giden darbeci askerler kontrol kulesine girdi.

SAAT 23.10:
Başbakan Binali Yıldırım, olayları "TSK içinde bir grubun kalkışması" olarak niteleyen açıklamasını yaptı.

SAAT 23.15:
Marmaris'te otelde tatilini geçiren Başkan Tayyip Erdoğan, buradaki bir grup gazeteciye yaptığı açıklamayla halkı darbecilere karşı direnişe çağırdı. Erdoğan, "Malum yapıdan birtakım odaklar girişimde bulunmuştur. Bunun da üstesinden gelinecek" dedi. Halkı havalimanlarına davet etti.

SAAT 23.18:
Darbecilerin kullandığı F-16, Gölbaşı’ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Daire Başkanlığına bomba attı. Saldırıda 7 kişi şehit oldu, 5 kişi yaralandı.

SAAT 23.30:
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın, darbeciler tarafından rehin alındığı bildirildi.

SAAT 00.00:

Gölbaşı’ndaki Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığı bombalandı. Saldırıda 44 polis şehit oldu, 36 kişi yaralandı.

SAAT 00.11:
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris'te kaldığı otelden helikopterle ayrıldı.

SAAT 00.13:
Darbeci askerler TRT binasını basarak canlı yayındaki haber spikerine, yönetime el koyduklarına dair yazılı bir açıklama metni okuttu. Bu açıklamada, "... siyasi iktidara görevden el çektirilmiştir" denildi. Milli Savunma Bakanı bildiriyi "korsan bildiri" olarak nitelendirdi.

SAAT 00.35:
Darbe girişimiyle ilgili ilk soruşturma İstanbul'da başlatıldı. Küçükçekmece Başsavcısı, darbeci askerlerin görüldükleri yerde tutuklanmaları talimatını verdi.

SAAT 00.37:
Başkan Recep Tayyip Erdoğan Facetime üzerinden A Haber'e bağlanarak halka sokağa çıkma çağrısını yaptı.

SAAT 00.40:
İzmir Adnan Menderes Havaalanı'ndan hareket eden TC-ATA uçağı, Başkan Erdoğan ve ailesini İstanbul'a götürmek üzere Dalaman Havaalanı'na iniş yaptı.

SAAT 01.01:
Ankara Emniyet Müdürlüğü savaş uçağı ve helikopterlerin saldırısına uğradı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, "Bu, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bir cuntanın kalkışma girişimidir." dedi.

SAAT 01.30:
TBMM Genel Kurulu Salonu açıldı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve milletvekilleri Genel Kurul Salonu'nda yerini aldı.

SAAT 01.40:
Boğaziçi Köprüsü'nü geçmeye çalışan halkın üzerine ateş açıldı. Diyanet İşleri Başkanı'nın talimatıyla camilerden sela okunarak, halka darbe girişimine karşı sokaklara çıkma çağrısı yapıldı.

SAAT 01.43:
Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve ailesinin içinde bulunduğu uçak, İstanbul'a gelmek üzere havalandı.

SAAT 01.45:
Darbeciler, Boğaziçi Köprüsü'nü geçmeye çalışan halkın üzerine ateş açtı. Cuntacı askerlerin halka ateş açma görüntüleri internet üzerinden yayıldıkça sokağa dökülen insan sayısı arttı. Vatandaşlar, darbecilerin olduğu noktalara akın etti.

SAAT 02.00:
Marmaris'te Cumhurbaşkanı'nın kaldığı oteli vurmak üzere İzmir Çiğli Üssü'nden onlarca darbecinin olduğu 3 helikopter havalandı.

SAAT 02.16:
Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmeye gelen Tuğgeneral Semih Terzi, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'nın emriyle kahraman Astsubay Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürüldü. Halisdemir, darbeci alçaklar tarafından 17 el ateş edilerek şehit edildi.

SAAT 02.30:
MİT Basın Danışmanı Nuh Yılmaz, "Darbe püskürtüldü" açıklaması yaptı.

SAAT 02.42:
F-16'LAR ve askeri helikopterler TBMM binasını vurmaya başladı.

SAAT 02.49:
Meclis'e yeni bir bomba atıldı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve Genel Kurul'daki milletvekilleri ile basın mensupları Meclis sığınağına indi. Meclis'in giriş kapılarına sabaha kadar toplam 4 bomba atıldı.

SAAT 03.10:
Başbakan Binali Yıldırım, Ankara semalarında MİT, Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık gibi kritik bölgeler üzerinde uçuş yapan her türlü askeri helikopter ve uçağın füzeyle indirileceğini açıkladı.

SAAT 03.12:
Gölge CIA olarak tabir edilen ABD kurumu Stratfor, Başkan Tayyip Erdoğan'ın uçağının rotasını gösteren bir haritayı dünyaya duyurarak adeta uçağı hedef gösterdi.

SAAT 04.07:
İstanbul Atatürk Havalimanı'na inen Başkan Erdoğan, "Bu bir ayaklanma, vatana ihanet hareketidir. Bedelini çok ağır ödeyecekler." dedi. Binlerce vatandaş Başkan'ın etrafında etten duvar ördü.

SAAT 04.42:
Marmaris'teki otele helikopterlerden FETÖ'cü teröristler tarafından ateş açıldı. Çatışmalarda polis memuru Nedip Cengiz Eker ile Cumhurbaşkanlığı koruma polisi Mehmet Çetin şehit oldu. Sabah saatlerine kadar devam eden çatışmalar sonucunda darbeci askerler, İçmeler'deki ormanlık alana kaçtı.

SAAT 05.20:
Başbakan Binali Yıldırım, aralarında albayların olduğu 130 darbeci askerin gözaltına alındığını bildirdi.

SAAT 06.42:
Boğaziçi Köprüsü üzerindeki darbeciler silahlarını bırakarak teslim oldu.

SAAT 06.43:
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin yakınlarına 2 bomba atıldı. Bombalar, Millet Camisi'nin önüne park etmiş araçlardan birinin üzerine düştü.

SAAT 06.44:
Başbakan Binali Yıldırım, darbecilerin rehin aldığı Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın yerine vekaleten 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar'ın atandığını bildirdi.

SAAT 07.35:
Darbe girişimine karşı başlatılan soruşturmalar kapsamında, ülke genelinde 754 asker gözaltına alındı. Gözaltına alınıp sivil polis aracına konulan üniformalı askerlerin rütbeleri söküldü.

SAAT 08.11:
İstanbul'da uçak, metro ve vapur seferleri yeniden başladı.

SAAT 09.32:
Ülke genelinde, aralarında generallerin de olduğu FETÖ üyesi bin 374 TSK personeli gözaltına alındı.

SAAT 10.07:
Genelkurmay Başkanlığı'ndan çıkan 700'e yakın silahsız er ve erbaş, polise teslim oldu.

SAAT 10.41:
Darbe girişiminin merkez üssü olan Ankara'daki Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'ndaki FETÖ'cüler, girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanması üzerine burayı terk etmeye başladı.

SAAT 11.01:
Genelkurmay Başkan Vekili Orgeneral Ümit Dündar, "Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Bakanlarımız ve TBMM, TSK ile tam bir dayanışma içinde demokrasinin ve hukukun yanında yer alarak bu darbe girişimini önlemiştir." şeklinde bir açıklama yaptı.

SAAT 12.57:
Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde kameralara açıklama yaptı. Yıldırım, "Bu kalkışma bastırılmıştır, 161 şehidimiz, şu ana kadar bin 440 yaralımız vardır. Bu aşağılık kalkışmaya karışan şu ana kadar 2 bin 839 çeşitli rütbede subay, asker gözaltına alınmıştır. Üst düzey rütbeliler de mevcuttur." dedi.

15 Temmuz darbe girişimi Başkomutan Tayyip Erdoğan'ın "Tüm vatandaşlarımızı meydanlara davet ediyorum" çağrısıyla başka bir boyut kazandı. Sokaklara inen milyonlar vatanını savundu, hainleri durdurdu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin