Demokrasi nöbetinin 10. yılı: 15 Temmuz'un tanıkları A Haber'de o geceyi anlattı
15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde şehit aileleri, gaziler ve alanında uzman isimler A Haber ekranlarında buluştu. O karanlık gecede yaşananlar, FETÖ'nün kalkışmasının perde arkası ve milletin destansı direnişi canlı yayınlarda yeniden ele alındı. Tanıkların anlattıkları, 15 Temmuz'un unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Demokrasiye sahip çıkmak uğruna canlarını ortaya koyan şehitlerin emanetleri, gaziler ve güvenlik politikaları alanındaki uzman isimler, 15 Temmuz'un yıl dönümünde A Haber ekranlarında günün anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
O gece yaşadıkları anları ilk ağızdan anlatan konuklar, milletin darbecilere karşı verdiği tarihi mücadeleyi, yaşanan acıları ve Türkiye'nin demokrasi zaferini canlı yayınlarda izleyicilerle paylaştı. Haberlerde, 15 Temmuz'un unutulmaması ve milli hafızada diri tutulmasının önemine de dikkat çekildi.
CANLI ANLATIM
15 TEMMUZ GAZİSİ ÜZEYİR CİVAN O GECEYİ ANLATTI: "BİN KEZ OLSA BİN KEZ GİDERİM"
15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden geçen yılların ardından, vatanı müdafaa etmek için sokaklara çıkan kahramanlardan biri olan Gazi Üzeyir Civan, yaşadıklarını A Haber ekranlarında paylaştı. Tuzla Orhanlı gişelerinde hainlere karşı göğsünü siper eden ve bu uğurda bir kolunu feda eden Civan, darbe haberini alışından yaralandığı ana kadar geçen süreci tüm detaylarıyla aktardı.
"DARBE HABERİNİ ALINCA 'BU ZAMANDA OLUR MU' DEDİM"
Darbe girişimini ilk duyduğu anı anlatan Üzeyir Civan, "Darbeyi ilk haber aldığımda Gebze Kadıllı Köyü'ndeydim. Akrabam yanıma gelip 'Duydun mu darbe oluyor' dediğinde, 'Git işine, bu zamanda darbe mi olur' demiştim. O andaki düşüncem, darbeyi oluşturacak bir şey görmüyordum. Sonrasında 'Çocuklar internette yazışıyorlar' deyince içime bir kurt düştü. Televizyonda Başbakan Binali Yıldırım'ın 'Bu bir kalkışmadır' açıklamalarını ve köprüdeki tankları izledik. Seyirci olarak kalamazdık, bir şeyler yapmalıydık" ifadelerini kullandı.
"VATANIMIZI KAYBEDECEK ZAMANIMIZ YOKTU"
1980 darbesini 13-14 yaşlarında yaşadığını hatırlatan Üzeyir Civan, "O günleri bir daha yaşamamamız lazımdı. Vatanımızı, milletimizi kaybedecek zamanımız yoktu. Çocuklarımızın geleceği heba olmamalıydı. Bu duyguyla akrabalarımızla istişare ettik. Sabiha Gökçen Havalimanı'na gitmek için iki araca bindik. 15 yaşındaki oğlum elinde bir kazma sapıyla gelmek istedi. Ona 'Oğlum biz oraya askerleri dövmeye gitmiyoruz, onları uyandırmaya, yaptıklarının yanlış olduğunu haykırmaya gidiyoruz' dedim" şeklinde konuştu.
"SOL KOLUM BİR ET PARÇASI GİBİ SARKIYORDU"
Vurulma anını büyük bir metanetle anlatan Üzeyir Civan, "Silah sesleri kesilince araya girmek için yolun ortasına kadar geldim. Hainlerin mevzi değiştirdiğini görünce iki elimi havaya kaldırıp 'Durun, yapmayın, silahlarınızı bırakın, hepimiz kardeşiz' diye üzerlerine koştum. O esnada kulağımda bir çınlama duydum, sanki sol koluma elektrik çarpmıştı. Vurulmamak için yere uzandım. Sağ elimi havaya kaldırdığımda orta parmağımda kan pıhtısı gördüm. Meğer kurşun avucumun ortasından girip çıkmış. Sol tarafıma doğru toparlanmak istediğimde, kolumun adeta bir deri bir et parçası gibi sarktığını fark ettim" ifadelerini kullandı.
"KOLUMU KAYBETTİM AMA CENNET VATANIM SELAMETTE"
Yaşadığı fedakarlıktan dolayı en ufak bir pişmanlık duymadığını vurgulayan Gazi Üzeyir Civan, "Allah'ım ruhumu burada fitne kurşunuyla teslim alma diye dua ettim. Ameliyattan sonra yeğenime 'Ne oldu, bitti mi?' diye sordum. Bitti deyince 'Elhamdülillah' dedim. Elhamdülillah ki kolumu kaybetmiştim ama cennet vatanım selametteydi. Rabbim bana 50 yıl iki el vermişti, 50 yıl sonra birini aldı, isyan mı edeceğiz? Asla. Zerre kadar pişman olmadım. Bin kez olsa bin kez giderim. Evlatlarım da canım da bu vatan için feda olsun" diyerek sözlerini tamamladı.
15 TEMMUZ KAHRAMANI CAFER AKIN O KARANLIK GECEYİ ANLATTI: VATANI ÜÇ KURUŞA SATAN HAİNLERDİ
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden yıllar geçse de o gece sergilenen eşsiz kahramanlıklar hafızalardan silinmiyor. Darbe girişiminin en kritik noktalarından biri olan Ankara'daki Akıncı Üssü'nde, göğsünü kurşunlara siper ederek hainlere geçit vermeyen Kahramankazanlı vatandaşlar vatan savunmasında adeta destan yazdı. O gece üssün önünde hainlerin kurşunuyla yaralanarak gazi olan Cafer Akın, yaşadığı dehşet dolu anları, darbecilerin kirli yalanlarını ve milli iradenin sarsılmaz duruşunu A Haber ekranlarında aktardı.
Ankara’dan yayına bağlanan A Haber muhabiri Abdullah Ünver, "Hain darbe girişiminin ardından 10 yıl geçti. Bugün 10. yıl dönümündeyiz. O darbe girişiminde kilit noktalardan biri de Kahramankazan ilçesindeki Akıncı Üssü'ydü. Akıncı Üssü darbe girişiminde oldukça önemli bir noktadaydı. Hem darbecilerin hem de o darbeye direnenlerin merkezi konumundaydı. Ankara'daki saldırıları yapan bütün savaş uçaklarının kalktığı nokta Akıncı Üssü. Biz de şu anda Kahramankazan'dayız, o gece Akıncı Üssü'nde gazi olan bir vatandaşımız yanımızda" ifadelerini kullandı.
"VATANI ÜÇ KURUŞA SATAN HAİNLERDİ"
O gece yaşadıklarını anlatan 15 Temmuz Gazisi Cafer Akın, "O gece normal sıradan bir gündü 15 Temmuz günü. Gündüzüne normal bir güne başlayıp gecesinden ülkemizin kaderini değiştirecek bir ihanet şebekesinin neler yapacağını bilmeden günümüze başladık. Tabii olayların ilk çıktığı saatlerde Kazan Belediyesi önünde toplanarak ne yapacağımızı bilmeden orada bir kalabalık oluşmaya başladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan milletimizi meydanlara, hava meydanlarına davet edince biz de ilçemizde bulunan Akıncı Üssü'ne gitmeye karar verdik. İlk gidenlerden birisiyim, Akıncı Üssü'ne gittim. Burada şerefli Türk ordusu üniformasını giymiş, kahraman askerlerimizin üniformasının içine sızmış hainler bizlere ateş ederek karşıladılar" sözleriyle direnişin ilk anlarını aktardı.
Darbecilerin halkı kandırmaya çalıştığını vurgulayan Akın, "Daha sonra biz bunlara durumu anlatmaya çalıştık. Dedik buradan kalkan uçakların Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni bombaladığını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni bombaladığını görüyoruz, internetten takip ediyoruz; bunlara da biz uyarmaya çalışıyoruz. Bunlar da diyorlar ki; biz buradan kalkan uçaklar Kuzey Irak'a harekâtta bulunuyorlar. Öyle bir şeyin olmadığını, aslında Kuzey Irak'a harekât yapıldığını söylüyorlar ama biz inanmadık tabii. Sürekli internetten de takip ediyoruz. En son Özel Harekat'ın bombalandığı duyuldu. Onu da anlatmaya çalıştık. Tabii bunlar kaybedeceklerini anladılar, sabah namazına doğru birden ateş emri verdiler" dedi.
BAYRAĞI DÜŞÜRMEYEN DİK DURUŞ
Hainlerin kutsal değerlere de saldırdığını belirten Cafer Akın, "Sabah ezanı yaklaşmıştı. Orada Akıncı Üssü'nün içerisinde camimiz var, orada selalar okunuyor. Bu hainler hatta selalar okunmasın diye camiyi bile taradılar orada yani. Burada Kahramankazan'da o gece 15 Temmuz gecesi 9 şehit ve 92 gazi verdik. 15 Temmuz sıradan bir tarih günü değil, 15 Temmuz bir duruştur" ifadelerini kullandı.
Vurulma anını ve asker kılığındaki teröristlerin acımasızlığını anlatan Akın, "Akıncı Üssü'nde yaralandım. Yaralanmadan bir an önce bir asker görünümlü şahsa giderek elimde Türk bayrağı vardı. Demiştim ki; 'Bir İstiklal Marşı okuyalım komutanım' diye Türk bayrağıyla birlikte gidince beni tüfekle iterek Türk bayrağımızın düşmesine sebep oldu. O arada ben anladım ki yani bunlar Türk askeri olamazlar. Bizim Türk askerimiz merhametlidir, vatanına milletine, özellikle silahsız vatandaşa kesinlikle silah doğrultmayacağını biliyoruz. Anladık ki bunlar vatanını üç kuruşa satan hainlerdi. O arada ilk ateş esnasında yaralanarak sol ayağımdan yere düştüm" şeklinde konuştu.
"YİNE OLSA YİNE İLK ÇIKANLARDAN OLURUM"
Yerde yatan yaralıları gördüğünde yaşadığı acıyı paylaşan Gazi Cafer Akın, "O an işte geriye dönüp baktığım zaman yerde yaralıları gördüm. Yüzlerce yaralı var, herhalde dedim burada kimse kalmadı. Onlarca kişiyi can hıraş içerisinde 'ambulans' diye bağıranları, kan gövdeyi götürüyor... Ambulansların gelmesine müsaade etmediler, 20-25 dakika ambulanslar geldi ama yaralıları almasına müsaade etmediler. En son bizi aldı, Yeni Mahalle Devlet Hastanesi'ne götürdüler. Orada tedavilerimiz devam etti, 4 kere ameliyat geçirdim. Halen şarapnel parçalarıyla yaşıyoruz ama sağ olsun vatanımız var, bayrağımız var. Türk bayrağında bir damla da kanımız nasip olduysa onunla da gurur duyuyoruz. Allah bir daha devletimize, milletimize 15 Temmuz gibi ihanet gecesi yaşatmasın. Eğer öyle bir gece yaşanacaksa yine o gece de ben bulunup ya gazi ya da şehitlik nasip olmasını istiyorum. İlk çıkanlardan birisi olmaya devam edeceğim" diyerek kararlılığını dile getirdi.
15 TEMMUZ GAZİSİ EYÜP GÜRLEVÜK: "ÜNİFORMANI DA SİLAHINI DA BU DEVLET VERDİ!"
Darbe girişiminin ilk anlarında Beyoğlu’nda çalıştığını belirten Eyüp Gürlevük, "Beyoğlu’nda çalışıyordum, iş çıkışıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın sokağa davetini daha sonra duydum. Taksim çok kalabalık bir yerdir ama bir anda insanlar ışınlanmışçasına kesildi, araçlar yok oldu. Sonra bir kalabalık grup aşağı indi ve Taksim Anıtı'nı askerlerin ele geçirdiğini söylediler. Arkadaşımla anıta gittiğimizde askerlerin vatandaşa çok sert ve acımasız müdahalede bulunduğunu gördük," ifadelerini kullandı.
STRATEJİK HEDEF TRT: "BÜTÜN DÜNYAYA DUYURULACAK YER ORASIYDI"
İletişim merkezi olduğu için TRT binasının kritik önemde olduğunu anlayan Gürlevük, "Bir grup TRT Harbiye'nin ele geçirildiğini, oranın anıttan daha önemli bir iletişim merkezi olduğunu söyledi. Kalabalık bir grupla oraya yöneldik. Elmadadağ’da askerler bariyer oluşturmuştu, bizi binaya almadılar. Askerlerden biriyle münakaşa ettim; bu devletin üniformasını giyiyorsun, bu devletin silahını kullanıyorsun dedim. O da 'Ben emir kuluyum, emir aldık geçiş izni vermeyeceğiz, beni zora sokma' dedi," sözleriyle o anki gerginliği aktardı. Gürlevük, "TRT bütün dünyaya duyurulacak, halkı oradan idare edecekleri merkezi bir yerdi. Bu yüzden orayı hedef aldık," diyerek stratejik mücadelenin önemini vurguladı.
HAİNLERİN ALÇAKLIĞI: VURULAN POLİSE YARDIM EDERKEN İŞKENCE GÖRDÜ
TRT binası önüne ulaştıklarında karşılaştıkları vahşeti anlatan Gürlevük, "Askerlerin binayı yarım ay şeklinde çevirdiğini gördük. O esnada bir polisimiz vurulmuştu, kafası yere düşmüştü. Arkadaşlara, 'Alalım belki yaşıyordur, bir umuttur' dedim. Karşıya geçtiğimde askerleri görmedim, iyi kamufle olmuşlardı. Bir tanesi kolumu büküp arkama getirdi, dizime vurup beni yere düşürdü. Diğeri botuyla enseme bastı, bana eziyet ve işkence ettiler," şeklinde konuştu.
BOTLARLA GELEN VAHŞET: "İKİNCİ VURUŞTA HER ŞEY KARARDI"
Hainlerin savunmasız vatandaşa karşı gösterdiği acımasızlığı dile getiren gazi Gürlevük, "Yerdeyken bir asker suratıma botuyla vurdu. Vuracağını hissettiğim an kafamı hafif çevirmeye çalıştım; ilkinde burnumu sıyırdı ama ikinci vuruşu direkt yüzüme geldi. O anda her şey karardı, sonrasını hatırlamıyorum. Ertesi sabah gözümü hastanede açtım. Burnum ve kolum kırılmıştı. 10 yıl geçti ama hala anlatırken o anları yaşıyorum. Bizim için o gün siyah bir geceydi," ifadeleriyle maruz kaldığı alçak saldırıyı ve vatan savunması yolunda ödediği bedeli aktardı.