Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu

İstanbul merkezli yürütülen ve İsrail vatandaşları tarafından yönetilen 3 milyar dolarlık dev yasa dışı forex şebekesine yönelik soruşturmada, gözaltına alınan şüphelilerin kan donduran itirafları adli dosyaya girdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen tahkikatta ifade veren 3 eski çalışan, organizasyonun para kaynağını sorgulayanların "İsrail mafyası" ile tehdit edildiğini, personelin şifreli yazılımlarla anlık izlendiğini ve kaçak işçi çalıştırılarak milyarlarca liranın nakit kasalarla taşındığını deşifre etti.

İsrail vatandaşları tarafından yönetildiği belirlenen uluslararası yasa dışı forex şebekesine yönelik soruşturma, organizasyonun İstanbul'daki çağrı merkezlerinde kurduğu sistemi açığa çıkardı. Mağdurlardan yaklaşık 3 milyar dolar topladığı belirlenen yapının tehdit, baskı, uzaktan takip, nakit ödeme ve kripto para transferlerine dayalı bir düzen oluşturduğu soruşturma dosyasına yansıdı.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 1

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından ifadeleri alınan üç şüpheli, yönetim kadrosu ile çalışanlar arasındaki işleyişi anlattı. Eski çalışanların beyanları, mağdurların nasıl seçildiğini, personelin nasıl kontrol altında tutulduğunu ve elde edilen paranın hangi kanallarla taşındığını ortaya koydu.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 2

PARA KAYNAĞINI SORGULAYANLARA MAFYA TEHDİDİ

Şüpheli Hümeyra Doğaner'in ifadesine göre şirkette "Richard" adını kullanan yöneticilerden Ümit Bolat, sürekli silahla geziyordu. Bolat'ın şirketin para kaynağını veya organizasyon yapısını sorgulayan çalışanları tehdit ettiği öne sürüldü.

Doğaner, Bolat'ın çalışanlara, "Benim İsrail mafyalarım var, elim kolum uzundur, fazla merak cana zarardır" dediğini anlattı. Bolat'ın Doğaner'i 4 yaşındaki kızı üzerinden de açıkça tehdit ettiği iddiası dosyaya girdi.

Bir başka şüpheli ifadesinde ise şirket korumalarına silah sağladığı öne sürülen Arif adlı kişinin kendisini MİT ajanı olarak tanıttığı ileri sürüldü.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 3

ÇALIŞANLAR ŞİFRELİ BİLGİSAYARLARLA İZLENDİ

Ofislerde kullanılan bütün bilgisayarların bilişim görevlileri tarafından özel koruma şifreleriyle kilitlendiği belirtildi. Çalışanlardan gizlenen bu şifrelerle sistemlere uzaktan erişildiği ve personelin faaliyetlerinin anlık olarak izlendiği anlatıldı.

Şirket yönetiminin bu yöntemi çalışanları kontrol altında tutmak ve organizasyonun içinden bilgi sızmasını engellemek amacıyla kullandığı değerlendirildi.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 4

MAĞDURLARIN PARASIYLA YILDA DÖRT LÜKS PARTİ

Şirketlerde yılda dört kez büyük ve lüks partiler düzenlendiği, Robert İlker Hason ile eşi Karolin Hason'un da bu organizasyonlara katıldığı ifade edildi. Karolin Hason'un şirket bünyesinde "Me" adlı özel bir motivasyon ekibi kurduğu kaydedildi.

Ümit Bolat'ın eğlence amacıyla ofisteki nakit paraları havaya saçtığı iddiası da şüpheli ifadelerine yansıdı. Söz konusu partilerin mağdurlardan alınan paralarla finanse edildiği öne sürüldü.

RESMİ KAYDI OLMAYAN YABANCI ÇALIŞANLAR

Facto şirketinde mutfak görevlisi olarak çalışan Murat Demirbaş, şirketin asıl sahibinin İsrail vatandaşı Amit Ygal olduğunu beyan etti. Demirbaş, Rusya vatandaşı Maksym Verzilov'un ise ikinci patron konumunda bulunduğunu söyledi.

Şirketlerde resmi çalışma kaydı bulunmayan Pakistan uyruklu çok sayıda çağrı merkezi personelinin çalıştırıldığı ileri sürüldü. İdari bölümlerde Türkçe konuşulmasının kesinlikle yasak olduğu da ifadelerde yer aldı.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 5

MUTFAK DIŞINDA TÜRKÇE KONUŞMAK YASAKTI

Emekli kuaför olan Murat Demirbaş, Facto Dış Ticaret bünyesinde mutfak personeli olarak görev yaptığını anlattı. Demirbaş, çağrı merkezi çalışanlarının yalnızca hedef alınan ülkelerde konuşulan dilleri kullanmak zorunda olduğunu söyledi.

Şirketteki faaliyetlerden şüphelenerek ayrıldığını belirten Demirbaş, daha sonra CİMER'e ve emniyet birimlerine ihbarlarda bulunduğunu ifade etti.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 6

200 BİN AVROLUK DOSYA: PARA KASITLI İŞLEMLERLE SIFIRLANDI

Sky Marketing ve Movimiento bünyesinde çalışan Mehmet Cemre Ketencigil, müşterilere yalnızca uygulamanın kullanımını anlattığını savundu. Ketencigil'in ifadesinde 2021 yılında yaşanan 200 bin avroluk olay da yer aldı.

İfadeye göre Ümit Bolat ile Özden adlı çağrı merkezi çalışanı, Arif Yaman isimli mağduru sisteme 200 bin avro yatırmaya ikna etti. Parasını çekmek isteyen Yaman'a kasıtlı olarak yanlış işlemler yaptırıldığı ve hesabındaki paranın sıfırlandığı öne sürüldü.

Ketencigil, mağdura e-posta göndererek yaşananları anlattığını ve lisans kurumlarına başvurmasını tavsiye ettiğini söyledi.

"APTAL OLMASAYDI" DİYEREK MAĞDURLA ALAY ETTİLER

Mağdurun parasının sıfırlanmasının ardından bazı şüphelilerin "aptal olmasaydı" sözleriyle Yaman'la alay ettiği beyanlara yansıdı.

Ketencigil, mağdurun avukatıyla iletişime geçmesinin ardından Ümit Bolat, Özden ve İlker Hason tarafından tehdit edildiğini anlattı. Özden adlı kişinin Ketencigil'in evinin önüne kadar gittiği de ifadede yer aldı.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 7

KAGIT ÜZERİNDEKİ PATRON İLE GERÇEK YÖNETİM AYRI ÇIKTI

Facto adlı şirketin ticaret sicili ve resmi belgelerinde patron ve imza yetkilisi olarak İlhami İçingir görünüyordu. Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre şirketin asıl sahibinin İsrail vatandaşı Amit Ygal olduğu ortaya çıktı.

Ygal'ın ardından yapıdaki en yetkili isim olarak Maksym Verzilov öne çıktı. Stass Ness ile Azerbaycan vatandaşı Tural adlı kişinin de patron düzeyinde görev yaptığı ve çağrı merkezlerini yönlendirdiği kaydedildi.

Soruşturmadaki İsrail bağlantısının tek bir isim veya şirketle sınırlı olmadığı görüldü. Farklı dönemlerde kurulan şirketlerde Robert İlker Hason'un çağrı merkezi yöneticisi, Karolin Hason'un ise üst düzey yönetici olarak görev yaptığı dosyaya yansıdı.

Yapının temel yönetim birimlerinin İsrail bağlantılı kişiler tarafından kontrol edildiği değerlendirmesi soruşturmaya girdi.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 8

MAĞDUR BİLGİLERİ UKRAYNA'DAN SATIN ALINDI

İstanbul'daki çağrı merkezlerinden başta Avrupa olmak üzere farklı ülkelerdeki kişileri hedef alan şebekenin, mağdurlara ait kişisel verileri Ukrayna merkezli şirketlerden para karşılığında aldığı belirtildi.

Satın alınan bilgilerin çağrı merkezi sistemlerine aktarıldığı, her çağrı merkezine farklı ülkelerin hedef olarak verildiği anlaşıldı. Personelin konuşabildiği dile göre arayacağı ülke ve mağdur listesi belirleniyordu.

TOPLANAN PARA ARTTIKÇA BONUS VERİLDİ

Çalışanları daha fazla kişiyi sisteme dahil etmeye yönlendirmek amacıyla bonus sistemi kurulduğu belirtildi. Bonus ödemelerinin mali takibi zorlaştırmak için kripto hesaplardan gönderildiği kaydedildi.

Çalışanların telefonlarında yapılan adli bilişim incelemelerinde "en yüksek net yatırım" listeleri bulundu. Listelerde her personelin konuştuğu dile göre sisteme aktardığı para miktarlarının ayrı ayrı kaydedildiği görüldü.

Mayıs ayına ait verilere göre Hintçe konuşan bir personel 330 bin 585 dolar, İngilizce konuşan bir personel 250 bin 569 dolar, Arapça konuşan bir personel ise 239 bin 882 doları sisteme soktu.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 9

PARA TRAFİĞİ NAKİT KASALARLA YÜRÜTÜLDÜ

Şirket içerisinde banka kayıtlarında iz bırakmamak amacıyla nakit paraya dayalı bir ödeme düzeni kurulduğu anlaşıldı. Amit Ygal'ın Sait adlı özel şoförünün araçla iş yerine gelerek kasa içinde yüksek miktarda nakit para getirdiği belirtildi.

Personel maaşlarının kasalardan alınan paralarla İdari İşler ve Finans Müdürü Ezgi Nur Çolak tarafından elden dağıtıldığı öne sürüldü. Maaş ödemelerinin bu yöntemle banka kayıtlarına yansıtılmadığı kaydedildi.

Siyonist finans şebekesinde dehşet dökümleri: 3 milyar dolarlık çetenin "İsrail mafyası" tehditleri deşifre oldu - 10

KRİPTO HESAPLARI İKİ İSİM YÖNETTİ

Şebekeye bağlı şirketlerin kripto hesaplarının Ümit Bolat ile Doğukan adlı çalışan tarafından yönetildiği belirtildi. Elde edilen paraların bu kişilerin şahsi kripto cüzdanlarına aktarıldığı ileri sürüldü.

Mali trafiğin izlenmesini zorlaştırmak amacıyla uluslararası bir kripto ağı kullanıldığı görüldü. Şirketlerin Dubai, Kıbrıs ve Ukrayna bağlantılı kripto para hesaplarıyla işlem yaptığı dosyaya yansıdı.

Yüksek tutardaki paraların banka ve borsa denetimlerinden uzak tutulmak amacıyla "soğuk cüzdanlar" içerisinde saklandığı anlaşıldı.

POLİS OPERASYONU YÖNETİMİ PANİĞE SÜRÜKLEDİ

Benzer faaliyetler yürüten başka bir iş yerine 10 Mart'ta polis baskını yapılması, şirket yönetiminde paniğe yol açtı. Çalışanların 3-4 gün boyunca ofislere getirilmediği belirtildi.

Bu dönemde yaklaşık 650 olan personel sayısı 400'e kadar indirildi. Bir ay sonra operasyon riskinin azaldığının düşünülmesi üzerine çalışan sayısının yeniden 600 seviyesine çıkarıldığı kaydedildi.

Doğa Altunok'un telefonunda bulunan WhatsApp mesajları, operasyon sonrasında şirkette yaşanan paniği ortaya koydu. Personelin eşyalarını toplayarak ofislerden ayrıldığı, finans biriminde hareketlilik yaşandığı ve 16 Mart'ta birçok departmanın tamamen boşaltıldığı anlaşıldı.

"POLİSLER GELİRSE NE DEMELİYİZ?"

13 Mart tarihli yazışmalarda çalışanların bir avukata, "Polisler gelirse ne demeliyiz, hepimizin ağzı bir olsun, nasıl en güvenli şekilde atlatırız bu durumu?" sorularını yönelttiği görüldü.

Mesajların, çalışanların olası bir polis operasyonuna karşı ortak bir anlatım oluşturma arayışında olduğunu gösterdiği değerlendirildi.

ŞİRKETİN ADI VE ADRESİ DEĞİŞTİRİLDİ

Sabah'ın haberine göre, operasyon paniğinin ardından mayıs ayında işten ayrılmak isteyen personelin istifalarının haziran ayına kadar geciktirildiği belirtildi.

Polis takibinden ve olası baskınlardan kaçmak isteyen şirketin adını değiştirerek faaliyetlerini sürdürmek amacıyla Park Plaza'ya taşındığı ortaya çıktı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, şirketlerin adres ve unvan değiştirerek iz kapatmaya yönelik attığı adımları da soruşturma kapsamına aldı.

ŞEBEKENİN ÇALIŞMA VE PARA DÜZENİ

Başlık Dosyaya yansıyan yöntem
Mağdurların seçilmesi Kişisel verilerin Ukrayna merkezli şirketlerden satın alınması
Personelin kontrolü Şifreli bilgisayarlar ve uzaktan anlık takip
Çağrı sistemi Çalışanların bildiği dile göre hedef ülke belirlenmesi
Teşvik düzeni Toplanan para miktarına göre kripto hesaplardan bonus verilmesi
Maaş ödemeleri Kasalarla getirilen nakit paranın çalışanlara elden dağıtılması
Para transferi Dubai, Kıbrıs ve Ukrayna bağlantılı kripto hesaplarının kullanılması
Paranın saklanması Yüksek tutarların soğuk cüzdanlara aktarılması
Operasyon hazırlığı Ofislerin boşaltılması ve ortak ifade arayışı
İz kapatma yöntemi Şirket unvanının ve faaliyet adresinin değiştirilmesi

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin