
"MİLLETİMİZİN HER BİR FERDİNE HİZMET İÇİN VARIMIZI YOĞUMUZU ORTAYA KOYDUK, KOYUYORUZ"
Van depremini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Van, bizim yüksek oy aldığımız bir il değil ama Van depreminde daha ikinci akşam kendim orada oldum ve bütün Bakan arkadaşlarımı seferber ettim ve bütün o yıkılmış olan yerde, belediye başkanı muhalif bir partidendi malum, sular kesildi büyükşehirlerde su olayını çözme görevi büyükşehir belediye başkanınındır. Adam müdahale etmiyor. Müdahale etmeyince o zaman Veysel Bey'e dedim ki 'Veysel Bey, süratle DSİ'yi buraya sok ve buranın su sorununu hemen anında çöz.' Bizim Van'dan Erciş'e kadar adeta Van Gölü'nün etrafında yalılar yapar gibi konutlar yaptık. 'Burada bize oy çıkmıyor.' filan demedik. Biz oradaki bu süreci devam ettirdik."
Şu anda bile Van'da bu kadar hizmete rağmen ikinci parti konumunda olduklarını dile getiren Erdoğan, "Bu demek değil ki 'Ben Van'ı ihmal edebilirim.' Hayır. Batıda neyse ben doğuda da güneydoğuda da aynı hizmeti vermek mecburiyetindeyim. Neden? Çünkü sen bu sorumluluğu üzerine aldığına göre bu ülkenin, 780 bin kilometrekarenin tamamı bu hizmete layıktır ve bu hizmeti vereceksin. Şimdi burada tabii biz milletimizin her bir ferdine hizmet için varımızı yoğumuzu ortaya koyduk, koyuyoruz ve hayatımızı biz bu ülkenin her şehrine adeta vakfettik." diye konuştu.
6 Şubat'taki Kahramanmaraş merkezli depremler dolayısıyla 50 bin kişinin hayatını, çok sayıda kişinin uzuvlarını kaybettiğini söyleyen Erdoğan, "Biz bunları ihmal edebilir miyiz? Hangi partiye oy verirse versin. Kucaklayacaksın, gereken bütün ihtiyaçlarını gidereceksin. Bazıları hala annesinin, babasının öldüğünü bilmiyor." ifadesine yer verdi.
"İSTİKRAR VE GÜVEN İÇİN YÜRÜTME VE YASAMANIN EŞGÜDÜM İÇİNDE OLMASI ÖNEMLİ"
Başkan Erdoğan, "Meclis çoğunluğunun ikinci tur açısından kimin elinde olduğu çok önemseniyordu. Şimdi Cumhur İttifakı'nın olduğu ortaya çıktı. Bu, ikinci tura giderken 12 günlük kampanya süresince kullanacağınız bir argüman mıdır? 'Bakın Meclis bizde, onunla uyumlu bir Başkan olması gerekir aksi takdirde kaos olur, istikrarsızlık olur.' Bu mesajı ağırlıklı olarak seçmene vermeyi düşünüyor musunuz, düşünmüyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine şunları kaydetti:
"İstanbul'da belediye başkanlığı malum, CHP'de ama meclis, kahir ekseriyetle bizde. Ankara'da durum yine aynı. Burada bir şeyi ben örneklemek istiyorum. Yani sağlıklı bir yönetim isterseniz, bu sağlıklı yönetimi, gerek yürütme gerek yasama uyumlu olursa tabii orada netice çok daha farklı olacaktır. Şimdi parlamentoda böyle bir sağlıklı yapı ortaya çıkmazsa burada tabii ki sıkıntılar olacağı bir gerçektir. Çünkü yasama ve yürütmenin uyumlu olması, dayanışma halinde olması, ülkenin geleceği açısından çok çok ciddi olumlu neticeler doğuracaktır. Yürütme ve yasamanın uyum içinde çalışması her zaman ülkenin kalkınmasına hizmet eder. Hükümet sistemini değiştirirken Başkan ve parlamento seçimlerinin aynı zamanda yapılmasını biz aslında bunun için sağladık. Bunun amacı seçilecek cumhurbaşkanıyla birlikte çalışacak parlamentonun da yenilenmesi demekti. Burada iki kelime çok çok önemli, 'istikrar' ve 'güven.' İstikrar ve güven için yürütme ve yasamanın eşgüdüm içinde olması da çok önemli. Eğer istikrarlı bir yönetim varsa o ülkede huzur da refah da olur. Geride bıraktığımız son 5 yılda biz bunu gösterdik. Şimdi geçmişteki o koalisyon dönemlerini düşünün. Ne çileler çektik. Yani 5 ayda, 8 ayda bir seçimler ve buralarda tabii istikrar olur mu? Güven olur mu? Olmadı ama Cumhur İttifakı'nın parlamentodaki güçlü duruşu, hükümet olarak bizi de güçlü kılıyor. Vatandaşlarımız 21 yıldır olduğu gibi yine güven ve istikrara oy verecektir. Ben buna inanıyorum."

"İNŞALLAH 28 MAYIS ÇOK ÇOK FARKLI OLACAKTIR
"Meclis dengesi farklı, hükümet farklı olursa sürdürülebilir değil. Geçmişte yaşanan birtakım Başkan ve hükümet örnekleri var. Benzerine gelinir ve sonuç erken seçime gider." değerlendirmesi üzerine de Erdoğan, Cumhur İttifakı 322 üyeyle parlamentoda olduktan sonra kolay kolay böyle bir adımın olmayacağını vurguladı.
Başkan Erdoğan, "Burada tabii şuna inanıyorum. İnşallah 28 Mayıs çok çok farklı olacaktır. 29 Mayıs'a da o bir sinyal olacaktır. 29 Mayıs'a inşallah çok farklı uyanacağız diye düşünüyorum." dedi.
"Çok oy alacağız mı demek istiyorsunuz?" sorusuna ise Erdoğan, "Ona inanıyorum." ifadesini kullandı.
"MİLLETİMİZİN YİNE SANDIKLARA KOŞACAĞINA İNANIYORUM"
Başkan seçiminin ikinci turunda nasıl bir strateji izleyeceklerinin sorulmasına karşılık ise Erdoğan, şunları kaydetti:
"Birinci turdaki yol haritasını aynen uygulayacağız diyemem. Onun benzerini sadece bu hafta sonu yapacağım deprem bölgesinde uygulayacağız ama bunun dışında özellikle İstanbul, Ankara'da teşkilatımızın yoğunlukla bulunduğu şehri ziyaretlerle, hatta hemşehri dernekleriyle çok çok iç içe olacağız teşkilat olarak. Bunlarla yapacağımız görüşmelerle, gençlikle yapacağımız görüşmelerle, bütün esnaf odalarıyla vesaire yapacağımız buluşmalarla bu süreci farklı bir şekilde inşallah işleyeceğiz. İkinci turda, birinci turda olduğu gibi milletimizin ben yine sandıklara koşacağına inanıyorum ama ben milletimizden bir şeyi özellikle rica edeceğim. O da şu, tabii şimdi mayıs ayında ve bu mayıs ayı sebebiyle özellikle mesela Karadeniz'de çaya gidenler olabilir, fındığa gidenler olabilir. Ben diyorum ki ne olur bunu erteleyin. 28 Mayıs'ta oyunuzu kullanın, ondan sonra bu seyahatleri yapın. Bütün bunlarla beraber yazlıklarına gidecek olanlar da olabilir. Bunların da değerlendirmesini iyi yapmamız lazım."
Yeni kabinenin nasıl şekilleneceğine ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, kurulacak kabinede birçok özelliğin aranması gerektiğini belirterek, mevcut kabinenin, süreç içerisinde büyük bir sınav verdiğini söyledi.
Yeni dönemin biraz daha farklı olacağını ifade eden Başkan Erdoğan, "Şu anda o çalışmaları yaptım, yapıyorum ve güçlü bir kabineyle, yeni dönemde mevcut eksiklerimizi de gidermek suretiyle inşallah Türkiye Yüzyılı'nı güçlendirerek yola devam etmeyi düşünüyoruz." diye konuştu.
Dünyada bütün ülkelerle bir kucaklaşma siyasetini bugüne kadar yürüttüklerini belirten Erdoğan, "Bir ülkeyi yanıma çekeyim, öbür ülkeyi yani CHP'nin yaptığı gibi Rusya'ya meydan okuyayım, böyle bir şey bizim kitabımızda yok." değerlendirmesinde bulundu.
Rusya, ABD, Çin ve bütün Batı dünyasıyla devamlı irtibat halinde olduklarını aktaran Erdoğan, "Benim bir Türkiye Cumhuriyeti Başkan olarak dargın, küskün olduğum dünyada neredeyse lider yok. Hepsiyle görüşmelerimi en güzel şekilde yaptım, yapıyorum. Bundan sonra da aynı şekilde yapacağım. Ülkemin menfaati çünkü burada. Siz bir ülkeyi bir kenara attığınız zaman kaybedersiniz, kazanmazsınız. Hep benim aklımda Japonların güzel bir atasözü var; 'İplikle de olsa aranızdaki bağı koparmayın. Olur ki bir gün lazım olur." ifadelerini kullandı.
Başkan Erdoğan, "Yüzde 49,5 çok önemli destek, sizin açınızdan önemli bir güven. Fakat 28 vekil kaybettiniz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? " sorusu üzerine, seçim sonucuna göre Cumhur İttifakı olarak 322 vekile ulaştıklarını ve çoğunluğu sağladıklarını, muhalefette böyle bir çoğunluğun söz konusu olmadığını dile getirdi.
Halkın kendilerine gösterdiği teveccühün çok net bir şekilde görüldüğünü söyleyen Erdoğan, "Partimde maalesef bir düşüş, partimizin milletvekillerinde az da olsa bir eksiklik söz konusu. Bunun üzerinde, şu anda teşkilat başkanlığımız dün yaptığımız toplantıdan sonra bugün bir araya geldiler, çalışıyorlar. Nerede ne tür eksiklerimiz oldu, bu eksiklerimizi de gidermek suretiyle inşallah önümüzdeki döneme başta yerel seçimler olmak üzere hazırlığımızı yapmamız lazım. Yani iç muhasebemizi yapacağız, buna göre de gereken adımları atacağız." sözlerine yer verdi.
"Kılıçdaroğlu, deprem bölgesinde 'Evleri ücretsiz yapacağım, bedava vereceğim size.' dedi. Buna rağmen o insanlar onu değil de sizi tercih etti. Bunun nedenini nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna Erdoğan, 6 Şubat'ta insanlık tarihinin en büyük doğal afetlerinin yaşandığını ve 50 binin üzerinde insanın hayatını kaybettiğini hatırlattı.
11 ildeki 14 milyon insanın depremlerden doğrudan etkilendiğini dile getirerek, afetin ardından devletin tüm imkanlarını seferber ettiğini, ilk günlerde kimi illerde yaşanan sıkıntıları süratle giderdiklerini belirten Erdoğan, "Fakat muhalefet, özellikle ana muhalefet bir şeyler söylüyor da bugüne kadar yaptıklarına benim milletim bakıyor. Bu verdiği sözleri bugüne kadar tuttu mu?" dedi.
Muhalefetin yönettiği yerel yönetimlerde verilen sözlerin tutulmadığını ifade eden Erdoğan, "Bunlar, 'ücretsiz otobüs, traktör' dediler, böyle bir traktör falan verilmedi. Öbür tarafta 'süt' dediler verilmedi. Yani verdikleri hiçbir sözü bunlar tutmadılar. İstanbul'da da Ankara'da. İstanbul, Ankara, İzmir bunlar Türkiye'nin adeta özetinin özeti." diye konuştu.

"BUNLAR DEPREM TURİSTİ"
Başkan Erdoğan, kendilerinin ise hangi sözü verdilerse tuttuklarını, yapamayacakları hiçbir söze vermediklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Ben bunlara 'deprem turisti' diyorum. Bunlar şimdi deprem yerlerine turist gibi gittiler, herhangi bir şey yok, herhangi bir destek yok, döndüler. Ben de aynı yerlere gittim, Antalya yangınında Manavgat'ta falan. Orada yaşlı bir amca, 'Benim traktörüm vardı, şimdi bu traktörüm yandı. Benim halim ne olacak?' dedi. Ben kendisine 'Amca senin traktörün bu hafta gelecek.' dedim ve kendisine traktörünü o hafta gönderdim. Aynı şekilde yine orada bir kişi 'Benim halim ne olacak?' dedi. Meğerse o arkadaş da CHP'liymiş. Dedim ki 'Bak biz şimdi buradaki bütün konutları süratle yapacağız. Sen de bu konutuna inşallah yerleşeceksin.' Konutları yapıp, teslim ettikten sonra teslime gittim ve yanıma sokuldu, 'Ben sizin o söylediğinize inanmıyordum.' dedi. Sonra kulağıma eğildi, 'Ben aslında CHP'liydim. Ama şimdi ne olur benim eve gel.' dedi. 'Ama şimdi yandaki eve söz verdik. Gideceğim eve sen de gel, ne hazırlamışsa yenge hanım onu da oraya getir.' dedim."
Deprem bölgesinde köy evlerinin süratle yapılıp teslim edildiğini hatırlatan Erdoğan, bu nedenle depremzedelerin de "Bunlar söz verdiği zaman yapar. Söz verdiği zaman yerine getirir. Traktörse traktör, konutsa konut." dediğini aktardı.
Deprem sonrasında Hatay'daki Defne Hastanesini 3 ayda inşa edecekleri söylediklerini hatırlatan Erdoğan, "Hemen çıktı bir tanesi, 'Neye göre yapıyorsun?' dedi. Şimdi bunlar inşaat mühendisi veya müteahhit değil ki. Anlamaz bu işten. Bunlar yalan üzerine bir şey bina ediyorlar. Biz Kovid-19 döneminde İstanbul'da Atatürk Havalimanı'nda Profesör Doktor Murat Dilmener Hastanesini yaptık, 1006 odalı. Üç ayda biz orayı bitirdik." ifadelerini kullandı.
Defne Hastanesinin yapımına ilişkin bilgi veren Erdoğan, hastanenin depreme sağlam şekilde inşa edildiğini vurguladı.

"GENÇLERİMİZİN TEVECCÜHÜ BİZDEN VE CUMHUR İTTİFAKI'NDAN YANA OLDU"
Yurt dışı oyları ve genç seçmenlere ilişkin soruyu cevaplayan Erdoğan, yurt dışında bir milyon 800 bine yakın oyun kullanıldığını, kendisine bir milyondan fazla oy verildiğini bildirdi.
Başkan Erdoğan, gurbetçilerin 21 yıl içinde Türkiye'deki değişimi çok iyi anladığını, kendilerinin de 21 yılda attıkları adımlarla yurt dışındaki vatandaşları hiçbir zaman yalnız bırakmadıklarını anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bulundukları ülkelerde oy kullanma hakkından mavi karta, araçtan, askerliğe, emeklilikten diğer konulara birçok adımı onlar için attık. Yabancı karşıtlığı ve İslam düşmanlığıyla mücadelede onların yanında olduk. Devletimizin gücünü onlara hissettirdik. Yurt dışındaki vatandaşlarımız da bütün bunları görerek, bilerek, inanarak 28 Mayıs'ta ben inanıyorum ki büyük bir katılımla sandığa gideceklerdir. Ben gitmelerini özellikle rica ediyorum çünkü onlara gerçekten çok güveniyorum."
İlk turda elde edilen başarıda gençlerin çok büyük bir payının olduğunu ifade eden Erdoğan, "Kolay değil, 6 milyon genç oy kullandı. Gençlerimizin teveccühü bizden ve Cumhur İttifakı'ndan yana oldu. Siyasi hayatının tamamında gençlerle yol yürümüş bir siyasetçiyim. 30 yaştan 18 yaşa oy kullanma ve tüm bunlarla beraber özellikle seçme ve seçilmeyi 18'e indirme noktasında attığımız adımlarla gençlerimizi motive etmiş, onların önünü açmış bir siyasetçiyim." diye konuştu.
"KENDİ SEÇMENLERİNİ DAHİ ALDATMAKTAN UTANMIYORLAR"
Başkan Erdoğan, seçim sonuçlarıyla ilgili spekülasyon yapıldığının belirtilmesi ve muhalefetin sonuçların aktarılmasına ilişkin eleştirilerinin hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:
"Bütün bunlar klasik CHP ve bay bay Kemal davranışıdır. Milleti aldatma çabalarına seçim gecesi bile ne yazık ki ara vermediler. Yalan söylemeden duramıyorlar. Bunları yalanı huy edinmiş bir yapı olarak değerlendiriyorum. Sabah yalan, akşam yalan. Bizim önde olduğunuzu bal gibi bildikleri halde Sayın Kılıçdaroğlu ve şürekası, 'Öndeyiz, kazandık' açıklamaları yaptılar. Kendi seçmenlerini dahi aldatmaktan utanmıyorlar. Gerçek neticeler ortaya konduğunda da yüzleri kızarmıyor. Gerek YSK gerekse Anadolu Ajansı görevini başarıyla yerine getirmiştir. Bunlar, kendi çapsızlıkların, beceriksizliklerine kılıf bulma çabalarıdır. Milletimiz bunlara gereken cevabı inşallah 28 Mayıs'ta bir kez daha verecektir. Ben buna inanıyorum."
Bir soru üzerine Erdoğan, "Hep söyledim, yine söylüyorum, biz kazanınca bu ülkede kimse kaybetmeyecek. Bu iki kere iki dört." mesajını verdi.
Başkan Erdoğan'a Meclis başkanlığı için aklında bir isim olup olmadığı da soruldu.
En yaşlı üye sıfatıyla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile süreci geçireceklerini, bugün yaptıkları görüşmede de bunu konuştuklarını belirten Erdoğan, "Zaten hak onun. Hak da onun olduğuna göre inşallah hayırlısıyla bu adımı atmış oluruz. Devlet Bey'in o adeta devlet anlayışı içerisindeki suhuletiyle, sükunetiyle bu süreci atlatır ve Meclis başkanlığı seçimlerini de rahatlıkla inşallah geçirmiş oluruz." diye konuştu.
"KILIÇDAROĞLU, CHP SEÇMENİNE ELBETTE BİR AÇIKLAMA YAPACAKTIR"
"AK Parti'den kopan bazı isimlerin CHP listelerinden Meclise girmesi size ne hissettirdi? Sizinle hareket edebilirler mi? Bu tür beklentileriniz var mı?" sorusunu yanıtlayan Erdoğan, her şeyden önce bunların hiçbirini siyasi ahlak açısından doğru bulmadığını söyledi.
Erdoğan, "Artık bu bir yol ayrımıydı. Bu ayrım olmuştur ve bu iş bitmiştir. Öyle bir derdimiz de yok. Şimdi onlar tamamen CHP'nin kendi meselesidir. Şu anda oluşturdukları partilerin kendi iç meselesidir. Bizim buradaki şeyimiz öncelikle siyasi ahlak noktasında ortaya konulacak ferasettir. Bu ferasetle bu ülkeye faydalı olabiliriz. Aksi takdirde faydalı olamayız. Kılıçdaroğlu, bu konuda CHP seçmenine elbette bir açıklama da yapacaktır. Biz bunlarla ilgilenmiyoruz. Bu bizim işimiz değil. Biz kendi işimize bakıyoruz." diye konuştu.
Cumhur İttifakı'ndaki ortaklarıyla yol yürümeyi sürdürdüklerini, birlikte kararlı bir şekilde ülkeye nasıl hizmet edeceklerini bugün liderlerle yaptığı görüşmelerde de konuştuklarını aktaran Erdoğan, belirledikleri yol haritasıyla yüzüncü yılın adımlarını atacaklarını anlattı.
Erdoğan, "İttifaktaki partilerden kabinede yer almak isteyen var mı?" sorusuna ise "Bizim ittifakımız pazarlık esasına göre değil ilke birliğine göre şekillenir." yanıtını verdi.