"400 VE ÜZERİ BİR OYLA KABUL EDİLDİĞİ ZAMAN HALK OYLAMASINA GİTMEYECEĞİZ"
Kanunun bu meseleyi çözmede kafi olmadığını vurgulayan Bozdağ, öyleyse kanundan daha güçlü bir yasal metne yani anayasal güvenceye ihtiyaç olduğunu söyledi.
O yüzden bu meselenin Türkiye'nin gündeminden kalıcı olarak çıkmasını istemeleri halinde yolun belli olduğunu belirten Bozdağ, şöyle devam etti:

"Anayasa değişikliğini yaparak bu meseleyi artık Türkiye'nin gündeminden kalıcı olarak çıkarabilirsin. Umar ve dilerim ki Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygın üyeleri bu değişiklik teklifini 400'ün üzerinde bir oyla kabul ederek yasalaşır. Buradan şunu da ifade etmek isterim, Sayın Cumhurbaşkanı'mız da ifade etti, ben de tekrar etmek isterim. Bazıları '400'ün üzerinde bir kabul ile Meclis'ten geçerse dahi bu değişiklik halk oylamasına götürülecek, biz bu nedenle karşıyız.' diye konuşabilir, konuşanlar da var. Çok net söylüyoruz; değişiklik 400 ve üzeri bir oyla kabul edildiği zaman halk oylamasına gitmeyeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı'mız da halk oylamasına götürmeyeceğini ifade etti. Ancak 400'ün altında 360'ın üstünde kalırsa bunu düşünürüz dedi. Neden? O zaman da Türk halkı şunu diyebilir, 'Meclis 400'le kabul etmedi, bana gelseydin ben kabul ederdim' diyebilir. Bu açıdan da 400 ve üzeri bir kabul olduğu takdirde Cumhurbaşkanı'mızın halk oylamasına götürmeyeceğini açıkladığını buradan bir kez daha tekrar etmek isterim. Bunun arkasına kimse sığınmasın. 400 ve üzeri kabul olduğunda Resmi Gazete'de yayımlanır, yasalaşır ve bu konuda Türkiye'nin gündeminden kalıcı bir şekilde çıkmış olur. Umarız ki bu konudaki mutabakat Parlamentoda sağlanır ve Türk Parlamentosu 27'inci dönemi, Türkiye için örnek bir uzlaşmayı hayata geçirir."

"DİYANET, ATATÜRK'ÜN KURDUĞU ÖNEMLİ BİR KURUM"
Bakan Bozdağ, konuşmasında Diyanet İşleri Başkanlığının Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu önemli bir kurum olduğunu söyledi.
Diyanet İşleri Başkanlığının, toplumun din konusunda sağlıklı aydınlatılması, sahih dini bilgiye ulaşılması konusunda en önemli görevi üstlendiğini vurgulayan Bozdağ, "Diyanet İşleri Başkanlığı'mız, Türkiye'nin ve Türk halkının birlik ve dirliğini sağlayan en önemli kuruluşların başındadır. Birlik ve dirliğimizin adeta çimentosu mesabesinde önemli bir görevi ifa etmektedir. Memleketin dört bir yanında milletine ve devletine hizmet edenler, memleket dara düştüğünde de imdada koşan yine bu camianın çok saygın üyeleridir." diye konuştu.
Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığının ve İlahiyat Fakültelerinin dinin sahih kaynaklardan ve doğru kalemlerden öğretilmesi konusunda üstlendikleri rolün çok kıymetli olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:
"Bu, ülkede FETÖ terör örgütünün zuhur etmesi ve FETÖ vari terör örgütlerinin oluşmaması için de son derece önem arz etmektedir. Dünyada Müslümanların ve İslam'ın, terörle, şiddetle, kötü kötü hadiselerle yan yana adının yazılmaması için de bunun son derece önemli olduğunu ifade etmek isterim. Elbette ki bu konuda üzerine vazife düşenler, gereklerini yapacaklar, milletimizi doğru bilgilendirme hususunda gayreti, çabayı artıracaklardır."

"AYASOFYA'NIN ZİNCİRLERİ KIRILDI"
Bozdağ, AK Parti'nin din ve vicdan hürriyeti konusunda ülkede yaşanan sorunları çözmek, din ve vicdan hürriyetini Türkiye'de tam anlamıyla hayata geçirmek açısından da ciddi adımlar attığını anımsattı.
Ayasofya'nın vasfının değiştirilerek 84 yıl müze olarak kullanıldığını anlatan Bozdağ, şunları söyledi:
"2021'in Temmuz ayında muhterem Diyanet İşleri Başkanlığı'mızın riyasetinde kılınan cuma namazıyla beraber Ayasofya zincirleri kırıldı. Yeniden ibadete açıldı, ceddimiz Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfiyesine dönüldü. Çok net söylüyorum; eğer Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde, Türkiye'nin yönetimi cumhurbaşkanımızda olmasaydı, bu piyasada gezen 6'lı masanın etrafında ve başka yerde olan, hatta AK Parti'nin içinde olanları da katarak söylüyorum, ben de dahil, 'Şimdi zamanı değil. Hele biraz daha bekleyelim. Vakit biraz daha olgunlaşsın. Şartlar iyi değil diye diye' emin olun şu dediklerimin hiçbirini hayata geçiremezdik. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Erdoğan değil de başka birisi Türkiye'de adı geçen herkesi kastederek söylüyorum, Türkiye'nin cumhurbaşkanı başkası olsaydı, Allah için elinizi vicdanınıza koyun, cevap verin. Ayasofya'yı müzelikten çıkarıp ibadethaneye çevirmeyi bırakın hayata geçirmeyi, düşünmeye cüret edebilir mi? Vallahi edemezler. İşte böylesi büyük bir cesur liderin önderliğinde din ve vicdan hürriyetine ilişkin Anayasa'mızda yer alan kurallar yeniden Anayasa'nın ruhuna uygun hayata geçirilirken, bu milletin manevi değerlerine vurulan zincirler de bir bir kırıldı. İnşallah bu zincirleri yeniden takmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecek."

"EĞİTİM MERKEZLERİ KAYNAŞMAYA VESİLE OLUYOR"
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş da Türkiye'de 32 eğitim merkezlerinin bulunduğunu, bunlardan 12'sinin yüksek ihtisas merkezi, diğerlerinin dini ihtisas merkezleri olduğunu dile getirdi.
Yozgat Dini İhtisas Merkezi'nde 200 öğrencinin en az 6 ay eğitim alacağını belirten Erbaş, şunları kaydetti:
"6 aylık eğitimden sonra sınav yapacağız. O sınavda başarılı olanlar imam olacak, Kur'an kursu öğreticisi olacaklar, müezzin kayyum olacaklar. Eğitimlerimiz 6 aydan başlıyor, 3 yıla kadar devam ediyor. Vaizlerimizin ve müftülerimizin de eğitim süresi 3 yıl. İmam hatip mezunu, hafız imam hatip mezunu, ön lisans ilahiyat mezunları ve ilahiyat fakültesi mezunları diplomalarına göre Diyanet Eğitim Diyanet Akademisi'nde değişik sürelerde eğitim alacaklar."
Merkezlere 80 ilden hocaların geleceğini ifade eden Erbaş, "Eğitim merkezleri büyük bir kaynaşmaya da vesile oluyor. Diğer 80 ilden mutlaka buraya hocalarımız gelecek. Böyle de bir tecrübe paylaşımına, kültür paylaşımına, coğrafi durumuna göre illerimizin kendilerine göre kültürleri var, o kültürleri buraya taşıyacaklar. Tıpkı üniversiteler gibi." dedi.
Konuşmaların ardından Şehit İbrahim Yılmaz Dini İhtisas Merkezi'nin açılış kurdelesi kesildi.