"YERLİ FUTBOLCULARIMIZA ÖNEM VERMEMİZ GEREK"
"Türk futbolunda yabancı sayısının azaltılarak, yerli futbolculara destek olunmasına" ilişkin düşüncelerinin sorulduğu Erdoğan, "Bak şimdi çekirdekten yetişen Sergen kimin öğrencisi? Serpil Hamdi Tüzün'ün öğrencisi, onların hocası oydu. İşte Sergen'i, Rıza'yı, onları o yetiştirdi ve o çarktan çıktılar. Şimdi de geldi işte Beşiktaş'ı şampiyon yaptı, ama tabi iyi de bir takımı var ve son anlarda biraz tökezleme durumuyla karşı karşıya kaldıysa da işi bitirdi." ifadelerini kullandı.
Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi'yi arayıp tebrik ettiğini kaydeden Erdoğan, bu sezon Sergen Yalçın ile performansı yüksek bir takım izlediklerini söyledi.
"Tabii bizim bütün üzüntümüz, bu koronavirüs belasıyla, Kovid'le aslında sahaların tadını alamadık. Çünkü böyle ekranlardan izlemekle filan falan bu işin tadı olmuyor." diyen Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Tribün farklı bir zevk veriyor. Tribün olmayınca ne sahadaki oyuncu bu işin zevkini alabiliyor ne de futbolseverler bu işin zevkini alabiliyor. Öyle veya böyle temennim odur ki, önümüzdeki sezona bu beladan kurtulmuş olarak gireriz. Fakat tabii yine küresel diyeyim futbolcu noktasında ben yerli futbolcularımıza önem vermemiz gerekir diyorum. Niye? Eğer biz milli takımımızın çok güçlü olmasını istiyorsak, Milli Takımımızın güçlü olması için bizim çekirdekten yetişme futbolcularımızın olması lazım. Bakın şimdi Milli Takımımız biraz kıpırdanıyorsa, yine yurt dışındaki birçok yerlerde oynayan futbolcuları milli takıma çağırmak suretiyle biraz daha güç katıyor değil mi? Ama biraz daha içeriden yetişme olsa, bizim Milli Takımımız inanıyorum ki çok daha güçlü olacak. Şimdi mesela işte Fransa'da Lille'de Burak son haftalarda orada bayağı performansı yüksek neticeler aldı, arka arkaya işte 2 tane, 3 tane hattrick yaptığı maçlar oldu."

"NETİCEYE VARMAMIZ LAZIM"
"Hayalim dediğiniz pek çok şeyi gerçekleştirdiniz. Peki, gençler için gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mıdır?" sorusu üzerine Erdoğan, "Olmaz olur mu? Her şeyden önce şu anda bugün burada 80 gencimiz var ve bu 80 gencimiz çok değişik illerden, değişik üniversitelerden buraya katıldılar ve sizin yarınlar için umutlarınız var, hedefleriniz var, bu hedefleri bir defa hayata uygulamanız gerekiyor." cevabını verdi.
Gittiği okullarda "oku, düşün, uygula, hayata geçir" tavsiyesinde bulunduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Şimdi bunu hayata geçirmemiz lazım. Okuyalım, okuduğumuzu düşünelim, düşündüğümüzü uygulayalım, uyguladığımızı da hayata geçirelim. Şimdi bu süreç içerisinde kuru kuruya okumak değil, onun üzerinde düşünmemiz lazım, düşündüğümüzü de uygulamamız lazım, ondan sonra da bunu takip edip bir defa neredeyim, nereye geldim, ne yapıyorum, bunun neticesini almamız lazım. Ve Erbakan Hocamız hep şunu söylerdi: 'intaç, intaç, intaç' yani netice, netice, netice. Şimdi bizim de gençler olarak neticelendirmemiz lazım. Şimdi ben futbol oynadım, ama şimdi orta sahada top çevirmekle netice olur mu? Olmaz. Peki, futbolun neticesi ne? Gol. Golü atmadıktan sonra orta sahada top çevirmişsin, o hiçbir işe yaramaz. Şimdi ilimde de bizim neticeye ulaşmamız lazım, neticeye varmamız lazım. Hangi sahada ilim tahsil ediyorsak, o sahada her şeyden önce bir şeyi, doktor muyuz, peki doktorlukta alan çok fazla, cerrah mıyız, dahiliyeci miyiz öyle mi, röntgen, bu alanda mıyız? Hangi alandaysak o alanda olmamız gereken yere varmamız gerekiyor. Şimdi Uğur Hoca Almanya'da, Hanımefendiyle beraber orada bak şu anda Almanya'da kendilerinden bir ses getiriyorlar. Nedir? Çünkü onlar neticeyi yakaladılar, en kritik anda ne yaptılar? Şu aşıyı intaç dediğimiz neticelendirdiler, ortaya koydular ve kötü itibarıyla Türk orada kendinden ne yapıyor, bahsettiriyor ve ödülü de alıyor."
- "ÜNİVERSİTEYİ KAPINIZA GETİRDİK"
Aynı şekilde Aziz Sancar'ın ödül aldığına değinen Erdoğan, şöyle konuştu:
"Uğur Hoca olmanız, birer Aziz Sancar Hoca olmanız mümkün veyahut da alanınızda, siyaset bilimindeyse siyaset biliminde bu işi başaracaksınız. Başbakan mı olmak istiyorsun? Başbakan ol. Cumhurbaşkanı mı olmak istiyorsun? Cumhurbaşkanı ol. Bakan mı olacak, belediye başkanı mı olacak? Ol ol ol, ama bir yere muhakkak gelerek bu hizmeti vermemiz lazım. Yani bulunduğumuz alanın zirvesi neyse o zirveye ben tırmanacağınıza inanıyorum, bunun kararlılığı içerisinde olmamız lazım. 'Ya işte bize şu verilmiyor, bu verilmiyor.' Yok, her şey veriliyor bu ülkede, verilmeyen bir şey yok, her şey veriliyor. İşte bak ne dedik? Yani ülkemizde 76 üniversiteden aldık 207 üniversiteye geldik. Yani biz üniversiteyi kapınıza getirdik, niye getirdik? Dedik ki, oradaki öğrencilerimiz rahatlıkla ilk, orta, lise, üniversite, hepsini ayağında bulsun, bunları yapmamız lazım. Ve en güzelini yapalım dedik, 'her ilde üniversitelerimizin en iyisini yapalım' dedik ve mümkün olduğunca da öğretmenlerimizi yetiştirelim, onların sayısını artıralım ve öğretmenlerimizi buralara tayinlerini süratle yapalım dedik. Onun için de sizlerden hiçbir il ayırt etmeksizin inşallah hangi alanda bir görev düşüyorsa ben o alanda o görevi yapmanız noktasında sizlerden doğrusu çok ciddi icraatlar bekleriz. Bu millet sizden bunu bekliyor onu da söyleyeyim, bahanesi yok bu işin. Nerede, ne zaman hangi görev düşerse bu görevi yapmanız lazım."
- "DİYARBAKIR ÇOK DEĞİŞTİ"
"Diyarbakır ve bölge için daha nasıl yatırımlar olacak? Diyarbakır'ın tanıtımı için bir şeyler istiyoruz." demesi üzerine Erdoğan, soruyu yönelten gence yaşını sordu.
Gencin "20 yaşındayım" yanıtını vermesine üzerine Erdoğan, "Şimdi doğduğu zamanki Diyarbakır, bugünkü Diyarbakır hiç mi hiç mukayese edilmez. 20 yıl önce Diyarbakır gezilecek, görülecek bir Diyarbakır değildi, harabe, altyapı yok, üstyapı yok, tamamen berbat ve biz o Diyarbakır'ı hamdolsun bugün mukayese edilemeyecek bir Diyarbakır haline getirdik." ifadelerini kullandı.
Şu anda Diyarbakır'ın, Dicle'nin özellikle altyapısının muhteşem olduğunu, insanların kafelerde gece saatlerine kadar oturarak muhabbet ettiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Şimdi şöyle yapacağız, buradaki bütün kardeşlerimizi ya Ankara merkezli burada toplayacağız, buradan Diyarbakır'a götüreceğiz veyahut da bütün illerin tespitini yapacaksınız, kendi illerinden oradan hemen uçak biletlerini falan gönderip Diyarbakır'a alacağız, Diyarbakır'da kendilerine rehberliği de yine Yusuf kardeşimiz de yapar ama, bizim orada Valilik vasıtasıyla Diyarbakır'ı bir gezmelerini doğrusu ben de çok ama çok isterim, çünkü Diyarbakır çok değişti. Dicle Üniversitesinin rehberlik bölümü varsa, rehberlik bölümü bu çalışmayı yapabilir ama orada biz valimizi görevlendirelim inşallah ve bu konuyla ilgili olarak da her şeyden önce illerimizden tabi uçak kaldırabilen illerimiz varsa oralardan uçakla gelirler, yoksa Ankara merkezli olarak Ankara'ya gelir, Ankara'dan kendilerini Diyarbakır'a uğurlarız."

"BİR DİNAMİZM VERİYOR"
"Siz de bize eşlik etmez misiniz?" sorusuna Erdoğan, "Ankara bana müsaade ederse gelirim de Ankara'daki işlerin durumunu biliyorsunuz, duruma göre, yani Diyarbakır'a gidildiği zamandaki durumumuz nedir bir bakalım." karşılığını verdi.
"Ailenize gerçekten vakit ayırma imkanınız oluyor mu? Çocuklarınızla, torunlarınızla ne yapmak sizi mutlu ederdi ya da ne yaptığınızda sizin bütün stresinizi, bütün yorgunluğunuzu alır ve mutlu olurdunuz?" sorusuna Erdoğan, "Onlar İstanbul'da, burada onlardan yanımızda olan yok, tabi İstanbul'da da hafta sonlarında filan gitme durumumuz olduğunda torunlarımı orada gördüğümde onlarla eğlenmek, onlarla hakikaten şöyle kucaklaşmak vesaire, bambaşka bir zevk bize veriyor, bir dinamizm veriyor." yanıtını verdi.
"Hele hele şu anda da tam böyle sevilme çağında oldukları için o da bize ayrı bir güç katıyor." diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Benim şimdi 8 tane torunum var, darısı başınıza. Hepsinin de ayrı bir tadı var çünkü her jenerasyondan var. Şimdi en büyüğü 13-14 yaşında, şöyle küçüğe doğru geldiğimizde bakıyoruz bunların en küçüklerinin içerisinde şu anda 6 aylık olanı filan da var ama onun da ayrı bir zevki var. Ve cumartesi, cumadan İstanbul'da olmak, pazar, eskiden bu da olmuyordu tabii, şimdi bu fırsatı zaman zaman yakalayabiliyorum ve kendileriyle hanımla birlikte böyle bir eğlenme, oynama vakti buluyoruz."
"ÖYLE BİR ANAYASA YAPALIM Kİ..."
Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili soruları da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte anayasaların yapılmasına bakıldığında Türkiye için ihtiyacı olan bir anayasanın yapılmasının çok uzun zaman aldığına vurgu yaptı.
Bu anayasaların yapılmasının da ihtiyaca cevap verecek bir şekilde olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bundan dolayı maalesef halkın yasaların tanziminde veyahut da anayasayı gerektirdiği şekilde bir netice almaya yönelik maalesef adımlar atılamıyordu. Şimdi ise öyle bir anayasa yapalım ki bu yaptığımız anayasa yani Cumhurun ihtiyacına cevap verecek bir anayasa olsun. Ve bu konuyla ilgili olarak Cumhur İttifakı biz bir adım atalım dedik ve bu Cumhur İttifakı olarak attığımız bu adımda şu anda yani anayasacılar, STK'lar ve bütün bunlarla birlikte de yaptığımız hazırlığı daha sonra halka açalım. Halkta bu açtığımız metni değerlendirsin. Onlar da değerlendirdikten sonra biz burada eksikler nelerdir bu eksikleri giderelim ve Cumhur İttifakı olarak da bu anayasa metni üzerinde adımımızı atalım. Tabii son zamanlarda maalesef muhalefet 'biz böyle bir şeye ihtiyaç duymuyoruz' gibi laflar etmeye başladılar. Zaten bu zihniyet geçmişten bu zamana hiçbir zaman ihtiyaç duymadı ki. Hiçbir zaman ihtiyaç duymadığı için de bu ülke sağlıklı bir anayasa ile ne yapılmadı? Yönetilemedi. Ve ne oldu? Kanunlarla yönetilen bir Türkiye haline geldik, şu anda da durum aynı. Yine kanunla yönetilen bir ülke konumundayız. Öyle de olsa, böyle de olsa biz önce üzerimize düşeni bir yapalım. Biz üzerimize düşeni yaptıktan sonra netice alırız veya almayız, ama hiç olmazsa yaptık deriz ve elimizde de bu anayasa metni inşallah olur."

"MUHTAÇLARA ELİMİZİ UZATACAĞIZ"
"Parametrelere de baktığımızda Türkiye dünyanın en çok yardım eden ülkelerinden biri. Bu konu hakkında ne söyleyebilirsiniz?" sorusu üzerine Erdoğan, göreve geldiklerinden bu yana yardımları hiç aksatmadıklarını söyledi.
"Nerede bir Müslüman varsa biz oraya elimizi uzatacağız, onlara desteğimizi vereceğiz. Müslüman dışında da muhtaç varsa biz o muhtaçlara da elimizi uzatacağız." diyen Erdoğan, şunları ifade etti:
"Mesela TİKA bizim dönemimizde zirve yapmıştır. Neyle? Bununla. Müslüman, gayrimüslim hepsine elimizi uzaktık. Nerede mağdur, mazlum varsa hepsine elimizi uzattık. Şu anda TİKA dünyanın dört bir yanında bu tür desteklerini sürdürüyor ve sürdürmeye de devam edecek. Mesela çok daha ilginci, şu anda Türkiye mülteciler noktasında 4,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor değil mi? Ve 4,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye dünyada örnektir, bir başka örneği yok. Şimdi Suriye'de bütün bu insanlar kaçtığı zaman geldikleri yer neresi? Türkiye. Hani bu kadar parası, pulu, vesairesi olan dünya ülkeleri başta Amerika acaba mültecilere ev sahipliğinde Türkiye'nin önünde mi? Hayır, Türkiye bir numara. Daha enteresanı, mesela bizim şu anda Suriye'nin kuzeyinde konutlar yapmaya başladık. Ben bunu Avrupalılarla görüştüm 'destek verin' dedim, yok. Şu anda bizim bitirdiğimiz İdlib'de konut sayısı 35 bin oldu. 35 metrekareyle 45 metrekare arasında konut yapıyoruz gayet güzel, altyapısı vesairesi her şeyiyle beraber. Şimdi bunların sayısını inşallah 100'e çıkaracağız. Niye? Bu insanlar derme, çatma çatılar, derme çatma brandalar, derme çatma muşambalar, vesaireler içerisindeki o çadırlarda kalmasın. Gelsinler bu yaptığımız konutlarda kalsınlar ve taşınmaya başladılar şimdi buralara. Niye? Biz öyle bir ecdadın torunuyuz ki bu ecdadın bize bu konudaki tavsiyesi çok açık net. O da nedir? Nerede bir düşkün varsa, nerede bir dara düşen varsa siz onların yanında yerinizi alacaksınız. Onun için Şeyh Edebali'nin tavsiyesini hiç unutmayacağız, ona duyacağız. Yani o pagan o kadar yükseklere tırmanıyorsa ve size de sarılıyorsa o bu işin inceliğini çok iyi biliyor. Allah yar yardımcıları olsun inşallah."
"ÜNİVERSİTELER BİRBİRİYLE YARIŞIYOR"
"Böyle bir süreçte öğrenci olsaydınız nasıl davranırdınız?" sorusu üzerine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Tabii şimdi bizim öğrencilik yılımızı şöyle düşündüğümde maalesef yani o dönemlerde biz bugün gördüğümüz imkanları göremedik, bulamadık. Yani düşünebiliyor musunuz? Üniversite imtihanına giriyorsunuz 10 öğrenciden bir tanesi üniversiteye girebiliyor, böyle bir dönemi yaşadık biz. Ama şu anda neredeyse 10'da 10 öyle mi? Yani 10 öğrencinin 10'unu da üniversiteye girebiliyor, böyle bir döneme geldik. Peki, nasıl yakaladık bunu? İşte 76 üniversiteden 207 üniversiteye çıkmak suretiyle yakaladık. Bunun yanında tabi bütün öğretim üyelerinin sayısını ne yaptık? Ciddi manada artırdık. Öğretim üyelerinin sayısı da artınca o zaman üniversitelerimizde bir defa öğretim üyesi olmayan üniversitemiz neredeyse kalmadı. Böyle bir dönemi yaşadık. Şimdi bu sorun tabii yok, şimdi rahatız elhamdülillah. Keşke öğretim üyelerimizin sayısı daha da artsın ve öğretim üyelerimizin kalitesini daha da arttıralım ve bunlar daha da arttığı zaman tabii ki üniversitelerden mezun olan öğrencilerimizin de gerek kalifikasyonu, gerek kariyer yapma imkanı daha da ne olacak? Artacak. Ama ben bunları da başaracağımıza inanıyorum. İyi bir noktadayız, iyi gidiyoruz ve dediğim gibi işte yani öğrencisine harç ödeyemeyen dönemlerden bugünlere geldik. Burs işte 45 liracık burs bununla aldanan ve aldatan dönemlerden bugünlere geldik ve bütün bunlarla beraber devlet üniversitelerinin yanına bir de ne oldu şimdi? Özel üniversiteler girdi, vakıf üniversiteleri girdi. Bütün bunlar bizim bir rekabet alanımızı açtı."
İlimde rekabetin çok önemli olduğunu, bunu başardıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Tabii ilimdeki bu rekabet kalite yarışını da ne yaptı? Arttırdı. Şimdi bakıyorsunuz, vakıf üniversiteleri birbirleriyle ne yapıyor? Yarışıyorlar, kalitede yarışıyorlar, bu da bize mutluluk veriyor." diye konuştu.