"28 ŞUBAT, 2001 KRİZİNE SÜRÜKLEYEN BAŞLICA ETKEN"
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Abdurrahman Kaan, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ister askeri ister sivil olsun tüm darbelerin başlıca amacının kaynak, servet ve gelir transferi olduğunu söyledi.
Kaan, "28 Şubat 1997'de yaşanan darbenin de, kendisinden sonraki yıllarda artış kaydeden banka hortumlamaları ve yolsuzluklarla doğrudan alakalıdır ve bu süreç Türkiye ekonomisini 2001 yılında yaşayacağı büyük ekonomik krize sürükleyen başlıca etken olmuştur." dedi.
Türkiye ekonomisinde büyüme oranının sonraki yıllarda düştüğünden bahseden Kaan, "2000 yılında milli gelirimiz 201,6 milyar dolar iken 2001'de 144,6 milyar dolara kadar gerilemiş ve böylece milli gelirde 57,2 milyar dolarlık bir kayıp olmuştur." diye konuştu.
Kaan, 28 Şubat'ın Türkiye ekonomisi üzerindeki en bariz etkisinin finansal kesime olduğunu kaydederek, 1994-2003 yıllarında toplam 25 bankanın TMSF'ye devredildiğini, bunlardan 20 tanesinin 1997-2002 yılları arasında yaşandığını, el konulan bu bankaların fona devir zararının 17,3 milyar dolar olduğunu bildirdi.
Yıllık sermaye girişi tutarında ortalama olarak milli gelirin yüzde 2'sinin alınabileceğini ifade eden Kaan, "1997-2000 yıllarında Türkiye'ye yaklaşık 20 milyar dolar net doğrudan yabancı sermaye girişi olabilirdi. Ancak 28 Şubat sürecinin baltaladığı sermaye girişi, bu dönemde yalnızca 3,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece sürecin yabancı sermaye girişi üzerindeki etkisi 17 milyar dolar oldu." açıklamasında bulundu.

"EKONOMİYE ZARARI 250 MİLYAR DOLARI AŞTI"
Abdurrahman Kaan, siyasi istikrarsızlığın meydana getirdiği belirsizliğin de kamu dengesizliğini artırdığını belirterek, faizlerin artmasının bir taraftan büyümeyi istikrarsızlaştırdığını, diğer taraftan da kaynakların yatırımlara yönelmesin, engellediğini ve rant ekonomisinin gelişmesine neden olduğunu söyledi.
Söz konusu rant ekonomisinden en büyük zararı Türk halkının gördüğünü dile getiren Kaan, askeri müdahale öncesinde 4 bin dolar seviyesinde olan kişi başına gelirin bu seviyeyi ancak 2003'te aşabildiğini, ülke ekonomisinin en az 6 senelik türbülansa sokulduğunu vurguladı.
Kaan, "Bugün söz konusu dönemin ekonomik etkilerine yönelik yapılan araştırmaların sonuçları farklılık gösteriyor olsa da 28 Şubat'ın muhtemel ekonomik etkilerinin 250 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu bağlamda darbenin askeri ya da sivil kanattaki bütün faillerinin kaynak, servet ve gelir transferi noktasında Türkiye ekonomisine oldukça ağır bir tahribat yaşattığı aşikardır." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE ULUSLARARASI YATIRIM ORTAMINDA KOPARILDI"
Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın ise, 28 Şubat darbecilerinin insanların haysiyetini, onurunu ve kariyerini çaldıkları gibi ülke ekonomisine 230 milyar dolar zarar verdiğini söyledi.
İçi boşaltılan bankaların devlete yüklenmesi, gecelik faizlerin yüzde 7 binlere yükselmesi, enflasyonun yüzde 70'lere çıkması, kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 80'e ulaşması gibi gelişmelerin ekonomiye ve millete darbe üstüne darbe vurduğunu dile getiren Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Seçilmiş hükümetin sürekli hedef seçilmesi, postmodern darbecilerin insan hak ve hürriyetlerini hedef alması Türkiye'nin uluslararası mecralarda itibarını sarsmış, güven ortamı zedelenerek Türkiye özellikle uluslararası yatırım ortamından kopartılmıştır. Dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğu ile yapılan anlaşma ile 1996 yılında Gümrük Birliğine dahil olan Türkiye beklenen ölçüde doğrudan yabancı sermaye çekememiştir. 1997'de 1,7 milyar dolarlık izin verilen yabancı yatırımdan sadece 800 milyon dolarlık kısmı fiilen gerçekleşebilmiştir. Türkiye, postmodern darbenin ekonomiye yansımasını ağır bir bedelle ödemiştir."

"YEŞİL SERMAYE TABİRİYLE BİR KESİM İŞ YAPAMAZ HALE GETİRİLDİ"
Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Doğan da, gelecekle ilgili belirsizlikler doğuran süreç nedeniyle ekonominin büyük yara aldığını belirterek, "Özellikle iş dünyasının bir bölümünü oluşturan iş insanlarının girişimlerinin 'yeşil sermaye' olarak nitelendirilmesi ve iş yapamaz hale getirilmesi, ülkemizin üretkenliğine de darbe vurdu, bu işletmelerin çalışanlarını gelecek endişelerine sevk etti." dedi.
Darbenin ekonomiye verdiği zararlardan bahseden Doğan, "Ancak asıl zararlardan birisi de; 'iş dünyasının psikolojisinde yol açan tahribat nedeniyle ekonominin kırılganlığının artmasıdır." diye konuştu.
Doğan, Türkiye'nin uluslararası platformlarda prestij kaybından bahsederek, şu ifadeleri kullandı:
"Belirsizliklerin arttığı, güven ortamının yok olduğu ve ekonominin geleceği ile ilgili endişelerin arttığı ortamlarda yeni yatırım bekleyemezsiniz. Aksine var olan yatırımlarda bu ortamdan çıkmanın yollarını arar. Ülkemizdeki bazı yerli firmalarımız özellikle Anadolu sermayesi çöküşe sürüklenirken, yabancı sermaye girişi durdu. Darbenin sermaye piyasalarına etkisi de olumsuz oldu. İMKB'de günlük meydana gelen spekülatif dalgalanmalar birçok yatırımcının parasını kaybetmesine yol açarken, ülkemizde sermaye piyasalarının gelişimi gecikti."
Doğan, darbenin halka verdiği zararlara değinerek, vatandaşın alım gücünün düştüğünü, kronik problemlerinden tasarruf edememe ve tasarrufları ekonomiye kazandıramama sorununun arttığını anlattı.
