CANLI |Pakistan ve Afganistan karşı karşıya! Savaşta Hindistan'ın sinsi rolü ne? Gerilimin perde arkası A Haber’de
Pakistan ile Afganistan hattında çatışmalar resmen başladı. Pakistan ordusunun Taliban hedeflerine yönelik operasyonları sürerken, krizin arka planında bölgesel ve küresel güç dengelerine dair çarpıcı iddialar gündeme geldi. Nükleer güç Pakistan’ın hedef alındığı bir senaryo tartışılırken, iki kardeş ülke arasındaki gerilimi düşürecek diplomatik adres olarak Türkiye’nin rolü öne çıkıyor. Küresel denklemin şifreleri A Haber’de masaya yatırıldı.
Afganistan ile Pakistan arasında Durand Hattı boyunca başlayan karşılıklı saldırılar bölgede savaşı resmen başlattı. Pakistan'ın "terör kampı" olarak nitelediği noktalara düzenlediği operasyonlara Kabil yönetimi misillemeyle yanıt verirken, başkentte patlamalar yaşandı. İslamabad "açık savaşa girdik" açıklaması yaparken, krizin arka planındaki küresel güç dengeleri ve olası senaryolar A Haber'de uzman isimler tarafından değerlendirildi.
İŞTE DAKİKA DAKİKA PAKİSTAN-AFGANİSTAN SAVAŞI
CANLI ANLATIM
HİNDİSTAN VE İSRAİL PAKİSTAN’IN NÜKLEER GÜCÜNDEN NEDEN RAHATSIZ?
Pakistan’ın Afganistan’a yönelik sert tutumunun arkasındaki güvenlik endişelerini analiz eden Coşkun Başbuğ, Pakistan içerisindeki Taliban yapılanmalarına dikkat çekti. Başbuğ, "Pakistan içerisinde Taliban uzantısı yapılar var. İslamabad yönetimi bu yapıları terörün kaynağı olarak görüyor ve doğrudan Afganistan'ı suçluyor. Pakistan, 'Sen bendeki bu yapıları provoke ediyorsun ve bana karşı kullanıyorsun' diyerek Afganistan’ı açık hedef haline getirmiş durumda. Bu durum, iki ülke arasındaki güvensizliğin zirve noktasıdır" ifadelerini kullandı.
KABİL VE KANDAHAR’DA NOKTA OPERASYONLAR
Pakistan’ın askeri hamlelerinin sıradan bir sınır çatışması olmadığını vurgulayan Başbuğ, operasyonların derinliğine dair çarpıcı bilgiler paylaştı: "Pakistan ordusu sadece sınırda değil, Kabil ve Kandahar gibi çok kritik noktalarda operasyonlar düzenledi. Gelen bilgiler, Taliban içerisindeki çok önemli isimlerin ve dini sembol olarak kabul edilen bazı figürlerin bu saldırılarda hayatını kaybettiği yönünde. Henüz resmi olarak doğrulanmasa da bu isimlerin saf dışı bırakılması, Afganistan tarafının çok daha sert bir karşılık vermesine ve işin başka bir boyuta taşınmasına neden olabilir."
DURAND HATTI VE PEŞTUN MESELESİ: BÖLGE KAŞINIYOR!
Savaşın tarihsel ve demografik kökenlerine değinen Başbuğ, Durand Hattı üzerinden yürütülen kirli oyuna dikkat çekti. Başbuğ, "Burada Durand Hattı dediğimiz yapısal olarak problemli bir sınır hattı var. Peştun meselesi her an patlamaya hazır bir bomba gibi. Bölge demografisi o kadar parçalı ki; Tacikler, Özbekler, Beluçlar ve Peştunlar üzerinden her türlü provokasyona açık bir zemin var. Emperyalist güçler bu fay hatlarını kullanarak bölgeyi 150 yıldır istikrarsızlık içinde tutmak istiyor" dedi.
"İSRAİL, HİNDİSTAN VE KÜRESEL GÜÇLER DEVREDE"
Mete Sohtaoğlu’nun küresel denklem analizine katıldığını belirten Coşkun Başbuğ, savaşın arkasındaki "üst akıl" vurgusunu yineledi. Başbuğ, A Haber ekranlarında şu uyarıyı yaptı: "Hindistan ve İsrail’in bu işin içinde olduğu bir gerçek. Ancak resim daha da büyük; bir yanda ABD, diğer yanda Rusya ve Çin’in denge arayışı var. İsrail buraya burnunu sokarak Pakistan’ın gücünü kırmak, Hindistan ise Pakistan’ı iki cepheli bir savaşa çekmek istiyor. Eğer bu yapılar Afganistan üzerinden Pakistan içerisinde bir terör dalgası başlatırsa, bu durum bölgesel bir yangına dönüşür. Önümüzdeki saatler bu anlamda çok kritik."
DURAND HATTI’NDA SICAK TEMAS
Sürecin askeri boyutunu ve başlangıcını A Haber'de değerlendiren Mete Sohtaoğlu, çatışmaların merkezindeki "Durand Hattı"na dikkat çekti. Sohtaoğlu, "22-26 Şubat tarihleri arasında sınır bölgelerinde Pakistan askeri mevzilerine ateş açılmasıyla başlayan bir süreç var. Pakistan tarafı, sınır bölgesinde TTP (Tehrik-i-Taliban Pakistan) ve DEAŞ Horasan yapılanmasına ait kampların olduğunu ve bu kamplardan Pakistan topraklarına saldırılar düzenlendiğini belirtiyor. Özellikle geçtiğimiz günlerde bir camiye yönelik düzenlenen ve çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği bombalı saldırı, bardağı taşıran son damla oldu. Pakistan Hava Kuvvetleri; Paktiya, Kandahar ve Helmand gibi bölgelerde Afganistan ordusuna ait kontrol noktalarını ve mevzileri vurdu" ifadelerini kullandı.
İSRAİL VE HİNDİSTAN’DAN PAKİSTAN’A SİNSİ KUŞATMA!
Savaşın perde arkasındaki küresel ittifakları analiz eden Sohtaoğlu, İsrail ve Hindistan arasındaki kirli iş birliğine işaret etti. Sohtaoğlu, "Burada sadece sınır meselesi yok. İsrail, Gazze'deki katliam süreciyle birlikte mühimmat sıkıntısı yaşamaya başladı ve ABD’den yeterli desteği alamayınca Hindistan’a yöneldi. Yaklaşık iki sene önce Hindistan ve İsrail arasında imzalanan savunma ve mühimmat anlaşması bugün sahada karşımıza çıkıyor. Pakistan, özellikle Belucistan bölgesindeki ayrılıkçı grupları İsrail’in silahlandırdığını yüksek sesle dile getiriyor. Hindistan’ın etkisi altına giren bir Afganistan yönetimi, nükleer güç olan Pakistan’ı iki koldan sıkıştırmayı hedefliyor" dedi.
NÜKLEER GÜÇ HEDEFTE Mİ? İSRAİL’İN KORKUTUCU PLANI!
İsrail’in bölgeye dair stratejik hedeflerini deşifre eden Sohtaoğlu, krizin nükleer bir boyuta taşınabileceği uyarısında bulundu: "Eğer süreç İsrail lehine gelişirse, İsrail savaş uçaklarının Suriye, Irak ve İran hava sahasını kullanarak Pakistan’ın nükleer tesislerini tehdit edebileceği bir denklem üzerinde duruluyor. Bu, çok büyük çaplı bir operasyon ve bölgesel bir savaşa davetiye çıkarmak demek. Pakistan, Müslüman bir ülke olarak nükleer silaha sahip olması hasebiyle İsrail'in her zaman bir numaralı hedefi konumundadır."
ÇÖZÜM TAMPON BÖLGE Mİ? TÜRKİYE MODELİ ÖRNEK OLUYOR!
Sınır hattındaki kontrolün zorluğuna değinen ve Pakistan’ın atabileceği bir sonraki adımı yorumlayan Mete Sohtaoğlu, Türkiye'nin terörle mücadele stratejisini örnek gösterdi: "Bölge oldukça dağlık, vadilerin derin olduğu ve kontrolün fiili olarak çok zor olduğu bir arazi yapısına sahip. Pakistan, tıpkı Türkiye'nin Kuzey Irak'ta yaptığı gibi, statükoyu bozacak bir tampon bölge oluşturma yoluna gidebilir. Dağları ve tepeleri tutarak terörün sızmasını engellemek amacıyla bir güvenlik hattı kurma ihtimali masada duruyor. Ancak bu yapısal bir sorun ve Çin ile İran araya girmeden kalıcı bir anlaşma sağlanması zor görünüyor."
"BU ÇATIŞMA KÜRESEL OYUNCULARIN ÇIKAR MÜCADELESİDİR"
Güney Asya’daki sıcak çatışmanın kökenlerini analiz eden Prof. Dr. Abdullah Aydın, savaşın sadece iki komşu ülke arasında geçmediğini belirtti. Aydın, "Maksat aslında bu bölgelerde küresel oyuncuların, bölge insanlarını ve dengeleri bozarak kendi çıkarlarını maksimize etmesidir. Haritaya baktığımızda bir tarafta ABD’nin küresel hedefleri, diğer tarafta ise İsrail’in güvenliği merkez alınıyor. Afganistan-Pakistan hattındaki bu kargaşa, tam da bu küresel projelerin bir sonucu" ifadelerini kullandı.
İSRAİL’İN "NÜKLEER" KORKUSU VE PAKİSTAN HEDEFİ
Askeri ve siyasi dengeler açısından Pakistan’ın önemine değinen Aydın, nükleer güç vurgusu yaptı: "İsrail için Afganistan zaten bir istikrarsızlık bölgesi ama Pakistan, nükleer silaha sahip olmasıyla çok daha büyük bir tehdit olarak görülüyor. İsrail, istikrarsız bir Pakistan istiyor. Özellikle Pakistan ile Suudi Arabistan arasında son dönemde gelişen askeri iş birliği ve 'Pakt' oluşturma gayreti İsrail’i müthiş derecede rahatsız etti. Şimdi bu birliği bozmak için Afganistan üzerinden bir vekalet savaşı yürütülüyor."
"TÜRKİYE BARIŞIN VE İSTİKRARIN TEK TEMİNATIDIR"
Türkiye’nin krizdeki kritik pozisyonunu değerlendiren Prof. Dr. Abdullah Aydın, Ankara’nın hem İslamabad hem de Kabil üzerindeki etkisinin altını çizdi. Aydın, "Türkiye'nin Pakistan ile olan yakınlığı aşikar, ancak Afganistan halkıyla da tarihsel ve gönül bağımız var. Türkiye’nin tavrı en başından beri çatışmaların bitirilmesi noktasındadır. Daha önceki gerilimlerde olduğu gibi, İstanbul yine barış masasının kurulacağı adres olabilir. Türkiye, bu bölgedeki emperyalist planlara karşı durabilecek en net tavra sahip ülkedir" dedi.
150 YILLIK SİNSİ PLAN: İNGİLİZ VE RUS DENKLEMİ
Bölgedeki istikrarsızlığın tarihsel bir kökeni olduğunu hatırlatan Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradaki planlar 150 yıldır istikrarsızlık üzerine inşa edilmiş. İngiltere ve Rusya denkleminden günümüz ABD ve İsrail stratejilerine kadar tek bir amaç var: Bölgeyi parçalamak. Afganistan haritasındaki o ince koridor bile (Vahan Koridoru), kapitalizm ile komünizm arasında bir tampon olsun diye icat edilmiş bir yapıdır. Bugün de aynı akıl, İran’ı çevrelemek ve Çin’i zayıflatmak için Pakistan’ı 'yumuşak lokma' haline getirmeye çalışıyor."
"TÜRKİYE VE SUUDİ ARABİSTAN’IN DURUŞU ABD’Yİ TEDİRGİN EDİYOR"
Savaşın küresel bloklaşmayı tetikleyebileceğini belirten Aydın, Türkiye’nin stratejik hamlelerini şu sözlerle özetledi: "ABD ve İsrail, Pakistan’dan veya Suudi Arabistan’dan bekledikleri desteği alamadılar. Türkiye zaten bu konuda dik duruşunu bozmadı. Bu durum bölgede yeni bir kutuplaşmayı tetikliyor. Pakistan ve Hindistan arasında yaşanacak bir savaşta; Türkiye, İran ve Rusya’nın Pakistan’ın yanında duracak olması, küresel aktörlerin kucağına bir kafa karışıklığı ve kaos bombası bırakıyor. Hedef bölgeyi istikrarsızlaştırmak olsa da, Türkiye’nin sağduyulu diplomasisi bu oyunu bozabilecek tek güç."
