Gazzeli Cercavi'den insanlığa azim dersi! Gazze'nin yoklukta nasıl var olduğunu anlattı
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bir kampta ailesiyle yaşayan Beraa el-Cercavi (18), ders çalışmak için yardım kolilerinden kestiği kartonları kullanmak zorunda kalsa da lise bitirme sınavında sayısalda çok yüksek bir not alarak küçüklükten beri hayalini kurduğu tıp fakültesine bir adım daha yaklaştı.
1948'deki Nekbe'yi ikinci defa yaşayan, soykırımın, göçün, işgalin, açlık ve yokluğun her türlüsünü tadan Gazzeliler, yaşadıkları toplumsal travmaya rağmen imkansızı başarıyor.
"Öldürmeyen acının güçlendirdiği" Gazze halkı, her şeye rağmen mücadele ederek elde ettikleri başarılarla tüm dünyaya "yenilmeyecekleri ve yeniden ayağa kalkacakları" mesajı veriyor.
ِAynı zamanda hafız olan Beraa, İsrail işgal güçlerinin, evlerinin olduğu bölgeye girmesinin ardından Han Yunus'un batısındaki Mevasi bölgesine göç etti.
Çadırda zor şartlarda yaşayan Beraa, Gazze'de 2 yıl boyunca eğitim durmuş, eğitim kurumlarının çoğu yıkılmış olsa da azmin ve iradenin önüne hiç bir şeyin geçemeyeceğini gösterdi ve lise bitirme sınavında yüz üzerinden 97,9 aldı.
Gazzeli Beraa el-Cercavi (18), Gazze'de yokluktan nasıl var olduklarını anlattı. (AA)
SAVAŞA VE YOKLUĞA RAĞMEN EĞİTİME DEVAM ETTİ
Küçükten beri hep tıp okumak istediğini belirten Beraa, birden kendisini trajik bir savaşın ortasında bulduğunu söyledi.
Savaşın devam ettiği zamanlarda her yerin bombalandığını ve açlığın hat safhada olduğunu kaydeden Beraa, "Bu duruma adapte olamadım ama azimle tüm bu zorlukların üstünden geldim, hepsine meydan okudum ve eğitime devam ettim." dedi.
Beraa sınava hazırlık aşamasında karşılaştığı zorlukları ise şöyle anlattı:
Gazzeli Beraa el-Cercavi (18), Gazze'de yokluktan nasıl var olduklarını anlattı. (AA)
"Ders çalışmaya başladım ama elimde sadece yardım kolilerinin kartonları vardı. Kardeşlerim Tine'ye, Morag Koridoruna (ABD-İsrail güdümündeki sözde yardım noktaları) gidip yardım kolisi getiriyordu. Ben de bunların kartonlarını kullanıyordum.
Açtık, başımızı göğe çevirsek zennane (Filistinlilerin, İsrail'e ait insansız hava araçlarına ve onların çıkardığı sese verdiği isim) görüyorduk. Gece uyuyamıyorduk. Gece ders çalışmam gerektiğinde elektrik ya da ışık olmadığından çalışamıyordum. Çadır yazın gündüzleri ateş gibi oluyordu, akşamları ise sinekten uyuyamıyorduk. Yani eğitimine devam etmek istesen de uygun bir ortam yoktu."




