"İçinde bulunduğumuz durum, acı verici tarihi bir karşılaştırma yapmayı gerektiriyor. İsrail'in Gazze'ye dair düşüncesi çökmüştür. Siyasette, savunma kuvvetlerinin konuşlandırılmasında ve sürprizlere hazırlıklı olmada başarısız olunmuştur. Cumartesi gecesi İsrailli siyasetçiler ve komutanlar, evlerinde güven içinde uyumuş ve erken uyarı olmadığı için kuvvetler takviye edilmemiştir."
Askeri istihbarat ve Genelkurmay Başkanlığının, "Hamas'ın önceki savaşlardan ders çıkardığını ve yeni bir savaşa girme niyetinde olmadığını" iddia ettiğini belirten Harel, "Yüzlerce Hamas mensubu kimseye duyurmadan bu sürpriz saldırı için aylardır hazırlık yaparken İsrail'de, Gazze'den ülkeye girişine izin verilen işçilerin sayısının artırılıp artırılmayacağı tartışılıyordu." değerlendirmesinde bulundu.
Bu büyük başarısızlıkta hem askeriyenin hem siyasetin payı olduğunu vurgulayan Harel, "Bu mesele, ancak savaş bittiğinde derinlemesine değerlendirilebilir. Sorun şu ki İsrail bu savaşa, benzeri görülmemiş bir kriz ortamında giriyor. Bu durum, önümüzdeki zor günlerde hükümetin performansını etkileyecektir." ifadelerini kullandı.

Hamas'ın, 2014'teki Koruyucu Hat Operasyonu'ndan ders çıkardığını ve buna göre hazırlık yaptığını dile getiren Harel, şunları kaydetti:
"Hamas, bu sefer, ordunun olduğu bölgelere saldırdı. Anlaşılan o ki bu alanlarda teyakkuz hali düşüktü ve askeri güçlerin sayısı azdı. Aynı şekilde Gazze Tümeni Karargahı'nda ve diğer birkaç askeri üste de çatışmalar yaşandı.
Tek sorun, istihbarat zafiyeti değildi. Görünüşe göre tüm sistem çöktü. İsrail, Mısır ordusu ya da Hizbullah ile savaştığında böyle bir şey olmadı. Bu sefer, daha küçük bir grup (Hamas), İsrail'e 1973 darbesinden daha acı verici bir darbe vurdu."
HAMAS, HİZBULLAH'I TAKLİT ETTİ, KURNAZ DAVRANDI
Yossi Yehoşua, Yediot Ahronot'taki yazısında "Orta Doğu'nun en güçlü ve dünyanın en saygın ordularından biri olan İsrail ordusunun, Hamas'ın saldırısı karşısında şaşkına döndüğünü" belirtti.

Hamas'ın, yaklaşık iki hafta önce sınır bölgesine göstericileri göndererek ne kadar kurnaz olduğunu gösterdiğini kaydeden Yehoşua, "İsrail hükümetinin Gazzeli işçilerin İsrail'e girişine izin vermesinden sonra ordunun, sınırda durumun kontrol altına alındığını sandığını, Hamas'ın ise İsrail ordusunu yanılttığını ve rehavete düşürdüğünü" aktardı.
Hamas'ın, sınırdaki yerleşim birimlerine sızarak, asker ve sivilleri öldürüp kaçırarak Hizbullah'ı taklit ettiğini vurgulayan Yehoşua, ordunun, böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermediğine ve ayrıca yüksek maliyetli yeni sınır bariyerine güvendiğine işaret etti.
Yehoşua, pek çok noktadan aynı anda silahlı kişilerin İsrail içine sızması ve İsrail'in roket yağmuruna tutulmasının planlama ve zaman gerektirdiğini ancak bundan daha da önemlisi Hamas'ın, benzeri görülmemiş bir cesaret örneği sergilediğini vurguladı.
İzzeddin el-Kassam Tugaylarının İsrail'in güneyindeki yerleşim yerlerine geniş çaplı saldırı başlattığı 7 Ekim'in, İsrailli yetkililere, "daha güçlü bir ordu inşasının şart olduğunu" göstermesi gerektiğini belirten Yehoşua, bunun yapılabilmesi için uzun süredir tartışılan "yargı reformu" gibi daha az ehemmiyetli konularla meşgul olmaya son verilmesi gerektiğini kaydetti.
