OKAN MÜDERRİSOĞLU
- 22.05.2025, Perşembe
BM’de Türkiye’nin ayak sesleri
Küresel sistemin temelden çatırdadığı bir ortamda Türkiye, "daha adil bir dünya" mücadelesini sürdürürken, uluslararası kuruluşlarda da ağırlığını artırmaya, yapısal sorgulamasını sürdürmeye devam ediyor...
Dün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın davetine icabetle Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayri resmî Zirvesi kapsamında Budapeşte'de idik. Osmanlı izlerini taşıyan bu başkent, siyasi açıdan bir hayli ilginç. Başbakan Orban'a karşı kurulan ittifak, bizdeki (dağılan) 6'lı Masa benzeri karakteri ile varlığını korumaya çalışıyor. Macarlar bir yandan TDT ile ilişkilerini sıcak tutarken, diğer yandan AB içinde aykırı çizgisi ile dikkati çekiyor. Sistemin her noktasında Yahudi nüfusun nüfuzu hissediliyor. Orban, AB'ye rağmen Rusya ve Ukrayna liderlerini ayrı ayrı ziyaret ederek, özgün diplomasi takip ettiği için şimşekleri üstüne çekmekle kalmıyor, Brüksel tekelini sarsan Avrupa aşırı sağı ile yeni bir blok oluşturmaktan da geri durmuyor.
***
TDT, Macarların AB üyesi olması ve birlik içi baskılar nedeniyle bu kez KKTC olmadan toplandı. AB'nin yakın zamanda Türk cumhuriyetleri ile geliştirdiği, maddi destek de içeren yeni ilişki formatı, özellikle Kıbrıs Rum Yönetimi'ni heyecanlandırırken, haliyle Ankara-Lefkoşa hattında hayal kırıklığı ile karşılandı. Türkiye, "Aile içi" olarak ele aldığı meseleyi, tansiyonu yükseltmeden ama işin peşini de bırakmadan aşmayı esas alıyor. Nitekim Budapeşte'deki zirvede KKTC, hak ettiği ölçüde karşılık buldu. ÖrneğinAyrıca,
Erdoğan, "Gazze'de sivil halk cehennemi yaşıyor. Yardım ulaşmazsa 14 bin bebek ölecek" uyarısında bulundu.
Bu bağlamda, Türk cumhuriyetlerine etkileyici bir perspektif çizdi.
"Geçmişte Kıbrıs'ta, Karabağ'da, Bosna'da ve bugün Gazze'de yaşanan trajediler, bizlere sınırlarımızın ötesini de düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Sesimizi duyuracağımız her vesile, insanlığın ihtiyaç duyduğu adil düzen, hakça paylaşım ve hukuk temelli sistem arayışlarına cevap verecektir!"
Özetle...
Diplomasi çok değişken ve dinamik bir alan. Oyuncuları da büyük ve iddialı. Türkiye ise küresel gelişmeleri etkileyebilen bölgesel güç kimliği ile her türlü düğümün çözüm merkezi konumunda. Uluslararası ilişkilerde yükselen Türkiye, terörün tasfiye edildiği, ekonomide ritim kazanmakta olduğu tarihi bir fırsat yakaladı. Bu fırsatın değerlendirilmesi siyasi istikrardan ve yüksek liderlikten geçiyor.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Gün, bugündür! Eteklerdeki taşlar dökülsün Samimi olanlar ayrışsın! (11.12.2025)
- Ankara’daki TÜSİAD... Ve 2026’nın öncelikleri... (09.12.2025)
- “DEM” süzülmeden, algoritması çözülmeden barış olmaz!.. (06.12.2025)
- Terör örgütünün yüzde 30’u çözüme ayak sürüyor! (04.12.2025)
- Kürt aktörlerin tavrı ve milletimizin sinir uçları! (02.12.2025)
- Özgür (!) CHP’ye Ekosistem ipoteği! (30.11.2025)
- Terörsüz Türkiye’nin kritik eşikleri... (29.11.2025)
- PKK silah bırakıyor! Peki ya SDG? (27.11.2025)
- Ukrayna: Acı barışa katlanmak! (25.11.2025)
- Küresel barış için Erdoğan reçetesi... (23.11.2025)