HAŞMET BABAOĞLU

İsrail’in kurulduğu dönemden bugüne...

Bazı şeyleri anlamak için biraz geriye gidelim mi?
Türkiye'nin İsrail'i tanımasına bir buçuk ay kala, Şubat 1949'da dönemin ilk Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak şöyle bir demeç vermişti...
"İsrail devleti bir vakıadır. Otuzdan fazla devlet tanımıştır. Arap temsilcileri de İsrail temsilcileriyle konuşmaktadırlar..."
İsrail'in tanınmasının "kaçınılmazlaştığı"nı net biçimde anlatan üç cümle...
Otuz devlet çok mu fazlaydı mesela?
Hayır!
Ama hangi devletler tanımıştı İsrail'i; işte orası önemliydi!
Cevap: Müttefiğimiz olacak devletler...
Asıl "vakıa" buydu!

***

Devletleri kuşatan ağlardan (şebeke) söz ediyorum.
Düşünün...
Büyük savaş bitmiş, ekonomik ve askeri kutuplar çok sert biçimde belirlenmeye başlamıştı...
Türkiye savaştaki "tarafsız" görüntüsünü ve içe kapalı ekonomik yapısını sürdürmekte zorlanıyordu.
İnönü ve arkadaşları Sovyetlerin "Türkiye coğrafyasını tehdit eden yeni bir harita" peşinde olduklarına inanmışlardı.
Dolayısıyla hem ABD'yle birlikte olup, hem de İsrail'e uzak durmak imkansızlaşıyordu.
Nitekim 28 Mart 1949'da İsrail'i tanıdığımızı ilan ettik.
İlk diplomatik temsilciliğimizi de 7 Ocak 1950'de açtık.
Sonrası?
14 Mayıs 1950'de Seçimler oldu...
Demokrat Parti iktidara geldi.

***

Niye bunları hatırlatıyorum?
Şundan...
Bugün İsrail gerçeği şiddetle kafamıza dank edince...
Dönüp o günleri sorguluyoruz...
Tamam!
Lakin devletleri içinde yer aldıkları bağlamdan kopuk ve fazlasıyla "iradi" yapılar gibi düşünme eğilimimiz hatalı...
Hegemonların kurduğu dengeler öteki devletler için bazen elastik, bazen katı prangalardır.
İsrail'in işgalci varlığı bu zemin üzerinde inşa edildi...
Türkiye ve Arap ülkelerinin iradesi o "kurgu"nun yanında pek hafif kalırdı...

***

Şimdi işler değişiyor.
ABD'nin ve İsrail siyonizminin hesapları tutacak mı?
Orta vadede imkansız...
20. yüzyılın "madde"si ile kitlelerin "ruhu" arasındaki mesafe açılıyor.
Yeni dünya düzeni eskisinin enkazını sırtında taşıyacak mı?
Türkiye de artık çok farklı...
Neler olacak?
Yaşayıp göreceğiz...

***


NOT DEFTERİ
Bir memlekette insanlar namuslu olduklarıyla ayrıca övünüyorlarsa, o memleketin hali dumandır. (KEMAL TAHİR / Yol Ayrımı)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.