Atlas Çağlayan, anne Gülhan Ünlü ve ikizi Doruk Çağlayan (Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
"ATLAS BİZE SÜRPRİZ OLDU KARDEŞİYLE BENZEMİYORDU"
Atlas'ın bebeklik yolculuğuna da değinen anne Gülhan Ünlü, "Atlas ve Doruk prematüre, 7.5 aylık doğdular. Atlas doğduğunda 1 kilo 300 gramdı. 13 gün boyunca kuvözdeydi. Bu kuvözde kaldığı süreçte biz Doruk'u hep gördük ama Atlas'ı hiç göremedik. Bir de zaten doğuma girmeden önce yaşam riskleri vardı ikisinin de. 13 gün boyunca Atlas bize yüzünü göstermedi. 13 gün sonra artık hastaneden çıkacağı zaman ilk defa yüzünü gördük. Ve Atlas bize sürpriz oldu. Kardeşiyle benzemiyordu, çok farklı bir bebekti. Çok küçüktü. Derler ya 'Pamuklara sardım büyüttüm' diye, ben gerçekten çocuklarımı pamuklara sardım büyüttüm. 16 yıl boyunca bana çok güzel bir evlat oldu. Ben de gücüm yettiğince çok güzel bir anne olmaya çalıştım." ifadelerine yer verdi.
Güngören'de Mehmet Nesih Özmen Mahallesi Emek Sokak'ta 14 Ocak'ta iki grup arasında 'yan bakma' çıkan kavgada, E.Ç. (15), sustalı olarak tabir edilen bıçakla Atlas Çağlayan'ı katletmişti
"MEKAN SAHİBİNİN İHMALİ ÇOK BÜYÜK"
Yaşanan olayla ilgili konuşan anne Gülhan Ünlü, mekân sahibinin büyük ihmali olduğunu savundu. Çocuklarının yaklaşık iki yıldır aynı mekâna gittiğini belirten Ünlü, sorun çıkardığı öne sürülen grubun işletme tarafından önceden bilindiğini ifade etti. Ünlü, "Kesinlikle mekân sahibinin ihmali çok büyük. Çünkü bizim çocuklarımız yaklaşık iki yıldır bu mekâna gidiyorlar. Biz de aileleri olarak, arkadaşlarının aileleri olarak bunu biliyoruz. Oraya gelen sıkıntılı bir grup olduğu zaten kamera görüntülerinde de belli. Sürekli bir uyarma, sürekli rahatsız olunan bir grup. Müşteriler tarafından da rahatsız olunuyor, kamera görüntülerinde de belli. Mekân sahibi bu durumu bilmesine rağmen onları çıkartırken bizim çocuklarımızı da dışarı çıkartıyor. Bunların problemli olduğunu görüp "Siz gidin" deyip bizim çocuklarımızı orada tutabilirdi. Ben engellemediğini düşünüyorum. Tamamen "Dışarıda başınıza ne gelirse gelsin" mantığıyla davranıldı. Bu vicdani bir durum. Demek ki kendisinin vicdanı yokmuş. Allah'a havale ediyorum kendisini. Ama bunun yanında hâlâ mekânın açık olduğunu da söylemek istiyorum. Hâlâ o mekâna gidebilen insanların var olduğunu söylemek istiyorum. Onları da Allah'a havale ediyorum. Evet, en son mekân kapatıldı bilgisi almıştık ama maalesef ki mekânın yasal olmayan küçük bir alanında işletme olarak hâlâ devam ettiğini öğrendik. Biz de bu bilgiye yeni ulaştık." dedi.
"TEHDİT MESAJLARI BİZİ YILDIRAMAZ"
Yaşadıkları acının ardından tehdit mesajları almaya devam ettiklerini söyleyen Ünlü ailesi, tüm baskılara rağmen adalet mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini belirtti. Aile adına konuşan Ünlü, zaman zaman tehdit içerikli mesajların gelmeye devam ettiğini ifade ederek, "Ara ara tehdit mesajları gelmeye devam ediyor. Ayrıca davalarımız da devam ediyor. Ama tabii bunlar bizi yıldıramaz. Tehdit mesajlarının içerikleri 'Seni de oğlunun yanına göndereceğiz', 'Bunu biz yaptık' gibi çok yaralayıcı şeyler. Hatta para isteme, evimize kurye gönderme gibi şeyler de oldu. Kuryenin içinde yemek gönderiliyor, itfaiye aranıyor, ambulans aranıyor… Bu tarz şeylerle acımızın en büyük olduğu zamanlarda karşılaştık. Ama tabii bunların hiçbiri bizi yıldıramaz." dedi.
Atlas Çağlayan (Foto: ahaber.com.tr ekran görüntüsü)
"ATLAS'A VERDİĞİM SÖZÜ TUTACAĞIM"
Evladını kaybetmenin tarifsiz acısını yaşayan Ünlü ailesi, adalet mücadelesini sonuna kadar sürdüreceklerini söyledi. Atlas'ın mezarı başında verdiği sözü anlatan anne Gülhan Ünlü, hem ilahi adalete hem de bu dünyadaki hukuk mücadelesine inandığını ifade etti. Ünlü, "Evladıma verdiğim bir söz var. Ahirete inanıyorum, Allah'ın adaletine her zaman inanıyorum ama bu dünyada da adaletin sağlanması için elimden gelen her şeyi yapacağıma ona söz verdim" dedi.
"SENİ ÇOK ÖZLEDİM, SENİ ÇOK SEVİYORUM"
Evladının yokluğunun her geçen gün daha da derin bir özleme dönüştüğünü söyleyen anne Gülhan Ünlü, Atlas'a duyduğu sevgiyi duygusal sözlerle anlattı. "Atlas şu an karşınızda olsaydı ne söylemek isterdiniz?" sorusuna yanıt veren Ünlü, "Şu an karşımda olsaydı, 'Seni çok özledim, seni çok seviyorum' demek isterdim" ifadelerini kullandı.
SEVGİ DOLU BİR YÜREK: ATLAS'IN DÜNYASI
Yeğeni Atlas'ın nasıl bir çocuk olduğunu tarif etmekte kelimelerin yetersiz kaldığını belirten teyze Gülşah Akarçay ise "Atlas çok sevgi dolu, çok merhametli ve çok uyumlu bir çocuktu. Onun her anı, her yaptığı davranış özel ve güzeldi. Onu o kadar çok özlüyoruz ki..." ifadelerini kullandı. Atlas'ın huzur verici varlığının ailesi için her zaman çok kıymetli olduğunu dile getiren Akarçay, "Onun bu hayattaki yerinin ne kadar anlamlı olduğunu bize doğduğundan beri hissettiriyordu. Atlas'ın bu dünyada bir vasfının olduğuna zaten inanıyordum, şu anda da aslında o acı misyonu yaşıyoruz." şeklinde konuştu.
BİR ÇOCUĞUN ÖLÜMÜNDEN ÖTE: BÜYÜK BİR MİSYON
Yaşanan bu büyük kaybın sadece bir ailenin dramı değil, tüm çocuklar için bir dönüm noktası olması gerektiğini savunan Akarçay, "Belki bundan sonraki çocukların zarar görmesini engelleyecek, belki bir şeyleri değiştirecek bir anlam taşıdığına inanıyorum. Atlas bize bu misyonu yükledi." sözleriyle yaşadıkları trajediye toplumsal bir görev atfetti.
Teyze Gülşah Akarçay ahaber.com.tr'ye özel açıklamalarda bulundu (Foto: ahaber.com.tr)
ADALET ÇAĞRISI YÜREKLERİ DAĞLADI
Yaşanan feci olayın ardından adaletin yerini bulması için haykıran Gülşah Akarçay, "Umarım adalet çağrımızın ve yaşadığımız bu büyük kaybın karşılığında en azından bundan sonraki çocuklara bir fayda sağlandığını görürüz. Bir katilin ya da katil olma yolunda ilerleyen birinin tereddüt etmesini sağlayacak bir adaletin tesis edileceğine inanıyorum." dedi. Devletin bu konudaki hassasiyetine güvendiğini belirten Akarçay, "Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Adalet Bakanımızın bu konuda çok hassas çalıştıklarını biliyorum. Yakın zamanda adaletin yerini bulacağı o müjdeli haberi alacağımıza da yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.
14 OCAK: YARIM KALAN SÖMESTR HAYALLERİ
Atlas ile son görüşmelerini ve planlarını gözyaşları içinde anlatan Akarçay, "Atlas ve Doruk ile sömestr planlarımız vardı. Maalesef o karanlık gün 14 Ocak'tı. Tam sömestr tatiline yaklaştığımız, tatil planları yaptığımız bir tarihte hayallerimiz yarım kaldı. Hepimizin hayalleri Atlas ile birlikte o gün söndü" sözleriyle yaşadığı derin üzüntüyü dile getirdi.
"TEYZİŞİM" DİYEN O SES HİÇ DİNMEYECEK
Yeğeninin herkesin gönlünde ayrı bir yeri olduğunu ve kendine has sevgi gösterileriyle hafızalara kazındığını anlatan Akarçay, "Atlas'ın herkeste bıraktığı bir imza vardı. Herkesi selamlama şekli, konuşması, sevme şekli bile farklıydı. Ben kapıyı çaldığımda gelir kapıyı açar, 'Oy teyzişim' diyerek beni yanağımdan öperdi. Anneannesine 'Tonbişim', annesine 'Annişim', dedesine ise 'Dedemen' derdi." diyerek Atlas'ın aile içindeki sevgi dolu lakaplarını aktardı. Atlas'ın bulunduğu her yere mutluluk ve huzur saçtığını vurgulayan teyze, "Onun aramızdan böyle koparılmış olması bizim için tahmin edilemez, tarif edilemez büyük bir acı." şeklinde konuştu.
CAYDIRICI OLMAYAN CEZALARA İSYAN: 21 YIL YETMEZ!
Adalet sistemindeki ceza oranlarına ve infaz yasalarına dikkat çeken Akarçay, "Bir çocuk öldü demek kolay ama 'benim çocuğum öldü' demeyi denesenize... Bu söz beni çok yaralıyor. Bugün bizim katilimizin yargılandığı süre 21 yıl ama hepimiz biliyoruz ki bunun yatarı maalesef 21 yıl değil." diyerek mevcut cezaların yetersizliğine vurgu yaptı. Caydırıcılığın önemine değinen acılı teyze, "Cezalar caydırıcılığını yitiriyor. Daha korkutucu, daha caydırıcı cezalar verilmeli ki başka Atlaslar ölmesin. Bu acı çok büyük. Şu an bize yaşamak değil, sadece bu acıya dayanmaya çalışmak düşüyor." ifadelerini kullandı.