Milyonlarca emekliyi ilgilendiriyor! En düşük emekli maaşında yeni formül: AK Partili isim A Haber’de rakam verdi
Milyonlarca emeklinin gözü kulağı Meclis'e sunulacak kanun teklifine çevrilirken, AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdulkadir Develi canlı yayında emekli maaşları, refah payı beklentisi ve prim adaletsizliğine dair yürütülen çalışmalara ilişkin çok kritik değerlendirmelerde bulundu. Emeklilere enflasyonun üzerinde bir refah payı verilmesinin gündemde olduğunu belirten Develi, en düşük emekli maaşı ile asgari ücret dengesi ve yüksek prim ödeyenlerin durumu hakkında yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Milyonlarca emeklinin beklediği düzenlemede rakamlar üzerinden dikkat çeken bir hesap ortaya çıktı. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdülkadir Develi, rakam vererek mevcut maaş tablosu, olası artış oranı ve bunun üzerindeki refah payına dikkat çekti.
Milyonlarca emeklinin gözünün Cumhur İttifakı tarafından hazırlanacak kanun teklifine çevrildi. Yürütülen çalışmalar sonucunda nasıl bir yasal düzenlemenin ortaya çıkacağı ise merak konusu.
Emekliye seyyanen zam gelir mi? Milyonları ilgilendiren hesap | Tablo: A Haber
Konuya ilişkin A Haber'e kritik değerlendirmelerde bulunan AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Cumhurbaşkanımızın bu konudaki ifadelerine baktığımızda, ilk olarak ekonomik dirençlilikten bahsetti ve sonrasında toplumsal refah ile sosyal adalet kavramlarını vurguladı. Makroekonomik tedbirler sürerken, sosyal devlet olmanın bir gereği olarak toplumsal refah ve sosyal adaletin tesis edilmesi amaçlanıyor. Ülkemizde yaklaşık 17-18 milyon emeklimiz var. Bağ-Kur ve SSK emeklileri sadece enflasyon farkı alıyor. Açıklanan veriler ve Merkez Bankası'nın beklentileri ışığında yıl sonunda kabaca yüzde 10 civarında bir artış öngörülüyor. Memur emeklilerinde ise toplu sözleşmenin üzerinde bir artış için enflasyon farkının oluşması gerekiyor. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği gibi enflasyonun üzerinde bir artışın gündeme gelmesi, bu noktada bir refah payı düzenlemesinin yapılacağı anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.
SEYYANEN ZAM VE EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI SENARYOLARI
Emeklilerin beklentilerini ve en düşük emekli maaşına ilişkin rakamları detaylandıran Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "2023 yılında memurlara verilen 8 bin 77 liralık seyyanen zam şu anda bordrolara 25 bin lira olarak yansımış vaziyette. Dolayısıyla memur emeklilerinde de buna benzer bir düzenleme beklentisi bulunuyor. Enflasyon kaynaklı kayıplar ücret politikalarıyla telafi edilse de toplumsal bir talep ortaya çıkmış durumda. En düşük emekli maaşı ise şu an 23 bin 500 lira bandında bulunuyor ve 6 ayda bir düzenleniyor. Buraya yüzde 10 artış geldiğinde rakam 26 bin 500 - 27 bin seviyelerine gelecektir; bunun üzerindeki her ilave artış ise refah payı düzenlemesi olarak değerlendirilecektir. Bu toplumsal beklentinin bütçe nispetinde, rasyonel bir yaklaşımla karşılık bulacağını düşünüyorum" sözleriyle aktardı.
EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRETLE EŞİTLENEBİLİR Mİ?
Kamuoyunda uzun süredir tartışılan en düşük emekli maaşının asgari ücrete eşitlenmesi yönündeki talepleri hatırlatarak, yıl sonuna kadar hayata geçmesi planlanan yasal düzenlemede böyle bir eşitlemenin mümkün olup olmadığını sordu.

Asgari ücret ile emekli aylıklarının dinamiklerinin tamamen farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Asgari ücrette devlet bir hakem rolündedir; işveren ve işçiler bir araya gelerek piyasa gerçekliği doğrultusunda bir rakam oluşturur. Ayrıca asgari ücret enflasyonla mücadelede kritik bir yönlendirilen fiyat konumundadır. Bu iki başlığın parametreleri birbirinden farklı olduğu için emekli meselesini müstakil bir başlık olarak ele almak gerekir. Memur emeklileri seyyanen artış beklerken, diğer tarafta en düşük emekli maaşının artırılması ve yüksek prim ödeyenlerle az prim ödeyenlerin dengelenmesi gibi farklı başlıklar mevcuttur" değerlendirmesinde bulundu.
PRİM GÜNÜ ADALETSİZLİĞİNE KARŞI ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR
Bunun üzerine Sunucu İlter Yeşiltaş, özellikle yüksek prim ödeyen vatandaşlar ile düşük prim ödeyenlerin aynı maaşı almasından kaynaklanan itirazlara yönelik resmi bir çalışma yapılıp yapılmadığını sordu.
Söz konusu rahatsızlığın yetkililer tarafından bilindiğini aktaran Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Zaman zaman Sayın Bakana da bu konuyu sorduğumuzda, buna dair çalışmaların yürütüldüğü ifade ediliyor. Ücret politikası kapsamında bu konu topyekûn elden geçirilebilir. Çünkü en düşük emekli maaşı belirli bir çıtaya çekildiğinde, yüksek prim ödeyenler ile az prim ödeyenler aynı maaşı alabiliyor. Bu durum sosyal adalet açısından itirazlar doğuruyor. Yetkililer de bu sorunun tamamen farkında ve bu doğrultuda çalışmalar yürütülüyor" ifadelerini kullandı.
EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRETLE EŞİTLENEBİLİR Mİ?
Develi, emekli maaşının asgari ücretle eşitlenip eşitlenmeyeceği şeklinde gelen soruya ise "Önümüzdeki yıla dair beklentiler de bu noktada doğru. Ama şunu söyleyebilirim; ikisinin parametreleri birbirinden farklı. O yüzden emekli meselesini müstakil bir mesele olarak görmek lazım. Her birinin kendi içerisinde farklı birtakım durumları var." dedi.

Telefon bağlantısıyla yayına katılan AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Tabii bu bayram ikramiyesi meselesi birazcık daha maaşlardan ve prim ödeme sayısından bağımsız bir şekilde düşünülen sosyal bir destek. Emekliler açısından bu şekilde düşünmek daha yerinde olur diye düşünüyorum. Ama bunun öncesinde daha önce bahsetmiş olduğumuz konuların düzenlenmesi şu anda daha öncelikli bir durum." ifadelerini kullandı.
MEMUR İLE MEMUR EMEKLİSİ ARASINDAKİ MAAŞ MAKASI
Stüdyoda söz alan gazeteci Zafer Şahin ise kamuda çalışan memurların emekliye ayrıldıklarında mevcut maaşlarının neredeyse yarısına ya da daha azına gerilediğini, 2023'te verilen seyyanen zammın emeklilere yansımaması nedeniyle emeklilik motivasyonunun düştüğünü hatırlatarak, kapsamlı bir sosyal güvenlik reformunun gündeme gelip gelmeyeceğini sordu.
Soruyu yanıtlayan Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "2023 yılında çalışan memurlara verilen seyyanen farktan sonra, ki 8 bin 77 liraydı şu an bordrolara bu 25 bin lira olarak yansımış vaziyette, bundan dolayı ciddi bir makasta artış durumu söz konusu oldu. Ve bundan dolayı da emekli olma motivasyonu birçok arkadaşımızda şu anda yok, çünkü maaşlarda ciddi anlamda bir düşüş durumu söz konusu. O yüzden özellikle memur emeklilerinin talebi de tam bu noktada. Yani bu seyyanen bir artış miktarının bizzat memur emeklileri tarafına da yansıtılması bekleniyor burada. Kapsam topyekun nasıl olur, bunlar bizim görmüş olduğumuz meseleler ama bu sosyal güvenlik reformunda bunların hepsinin birden ele alınması mümkündür. Çünkü bu zaten konuşuluyor ve biliniyor. Makasın açık olmasının sebebi de buradaki seyyanen artış. O yüzden burada memur emeklileri de buna benzer bir artış istiyorlar ve bu da konuşuluyor şu anda. Buna dair çalışmalar da yapılıyor ama netice burada bütçe imkanlarıyla olacaktır diye düşünüyorum." sözleriyle aktardı.
BAĞ-KUR EMEKLİLİĞİNDE 7200 PRİM GÜNÜ DÜZENLEMESİ
Gazeteci Zafer Şahin'in Bağ-Kur'luların 9 bin günlük prim ödeme şartının 7 bin 200 güne düşürülmesi talebini ve bu düzenlemenin ne zaman hayata geçeceğini sorması üzerine Prof. Dr. Abdülkadir Develi, sosyal güvenlik dengelerinin altını çizdi.
Sistemin sürdürülebilirliğine değinen Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Burada aktüeryal denge demiş olduğumuz bir kavram var; ne kadar çalışan var ve ne kadar emekli var, bunların birbirine oranı nedir? İşte bu özellikle EYT ile beraber birazcık Türkiye'de bozuldu. Yani bu dengeyi de gözetmeye ihtiyaç var. Bahsetmiş olduğunuz nokta önemli; 9 bin gün prim ve 7 bin 200 prim arasında ciddi bir fark durumu söz konusu ve bu da konuşulan konular arasında. Aslında topyekun bir paket halinde çalışılacak bir konu. Bu söylemiş olduklarınızı zaten bizler de konuşuyoruz ve bununla ilgili çalışmalar yapıldığını da biliyoruz. Eldeki bütçe kısıtı ve birtakım dengeler gözetilerek bu çalışmaların yapılmasında daha fayda olacağını biz düşünüyoruz. Çünkü aynı zamanda bu sosyal güvenlik sisteminde sürdürülebilirliğin de bir nevi devam etmesi gerekiyor fakat adil bir şekilde devam etmesi gerekiyor. O yüzden bu noktada birtakım düzenlemelere ihtiyaç var ama bu düzenlemeler de yine bütçe kısıtıyla karşı karşıya kalacaktır. Burada emekli tarafında bir refah payı düzenlemesi olacağını buradan biz anlıyoruz ama bu yapılırken de bu söylemiş olduğumuz konuların hepsinin de gözden geçirildiğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
EMEKLİLİK YAŞI VE 'GÜMÜŞ EKONOMİ' VURGUSU
Dünyadaki gelişmelere ve Fransa'da emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı çıkan sokak eylemlerine değinen Zafer Şahin, Türkiye'deki ortalama emeklilik yaşının 49 olduğunu hatırlatarak sistemin uzun vadeli sürdürülebilirliği ve ilerleyen süreçte atılabilecek adımlara ilişkin değerlendirmesini sordu.
Nüfus yapısının hızla değiştiğini belirten Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Yaşlanan bir nüfusumuz var, günbegün de bu oran artıyor maalesef. Bunu tekrar tersine döndürmeye ihtiyaç var. Avrupa'nın da bu noktada yaşlı bir nüfusu var ve yaşlı nüfus olduğundan dolayı da sürekli olarak emeklilik yaşını öteleme durumu söz konusu. Tabii burada birtakım kavramlar var, 'Gümüş Ekonomi' diye bir kavram var bizim; beyaz saçlı, yani belli bir yaş sonrası olan bireylerin halen çalışma hayatında aktif olarak çalışmasını destekleyen birtakım modeller var. Bu noktayı da desteklemeye ihtiyaç var çünkü EYT ile beraber emekli olanların birçoğu tekrar çalışıyorlar, çalışma hayatını bir nevi devam ettiriyorlar. O zaman onların zaten çalışma hayatında kalacak modelleri de bu noktada desteklemeye ihtiyaç vardır. Yani daha fazla prim ödeyenin daha fazla emekli maaşı alacağı birtakım modeller ki bu zaten yine konuşulan konulardan bir tanesi. Çok prim ödeyen çok maaş alsın, daha fazla sistemde kalsın, daha fazla üretsin. Bunlar da aynı zamanda konuşulan konular. Bir tarafta demografik gerekçeler var, diğer taraftan da 'Gümüş Ekonomi' demiş olduğumuz aktif bir şekilde belli bir yaş sonrasında çalışma motivasyonunu devam ettirecek düzenlemeler ile bu dengenin sağlanmasının ben önemli olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
EMEKLİYE ÖZEL İNDİRİM VE DESTEK KARTI MODELİ
Sosyal devlet anlayışına dikkat çeken Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Bu özellikle aktif yaşlanmanın dışında apayrı bir nokta. Burada emeklilerin bizzat yaşam maliyetlerini düşürücü, destekleyici önlemler olarak bunu nitelendirmek yerinde olur. Büyükşehirlerde kira yardımları denilebilir; zaten buna benzer destekler, özellikle ulaşımda şu an Türkiye'de var ama daha kapsamı genişletilebilir mi, bu da önemli bir nokta. Tabii burada temel nokta bütçe ve yapılan bu desteklerin gerçekten yerinde ve doğru olması. İşte bunun için hep sürekli söylemiş olduğumuz etki analizleri bu noktada önemli. Ama şu an birincil olarak emeklimizin talebi nedir diye baktığımız zaman ücretlerde iyileşme. Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği üzere ücretlerde bir iyileşmenin sağlanması ile aynı zamanda bu sürecin oluşması gerekiyor. Fakat o kadar çok reforma ihtiyaç duyulacak nokta var ki şu an sosyal güvenlik sistemimizde, bunların her birinin bu vesileyle gözden geçirileceği kanaatindeyim. İskandinav ülkelerinde farklı uygulamalar var, bu da bir nevi devletin pozisyonuyla, yani sosyal devlet olmanın kapsamının ne kadar olduğuyla ilgili bir mesele aslında." şeklinde konuştu.
GELİRİ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA KALAN HANEYE 'VATANDAŞLIK MAAŞI'
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kabine Toplantısı'nda konuyu aktarması ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamalarının ardından AK Parti cephesinden gelen sıcak kulis bilgilerine değinen sunucu İlter, kamuoyunda merakla beklenen "Vatandaşlık Maaşı" projesindeki son gelişmeleri sordu.
Dar gelirli haneleri güvenceye alacak yeni sisteme ilişkin ayrıntıları aktaran Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Vatandaşlık maaşı asgari ücretin altında, henüz tam olarak bu netleşmiş değil ama asgari ücretin altında bir haneye gelir giriyor ise bunun üstünün bizzat devlet tarafından tamamlanma durumu söz konusu. Bununla ilgili de bazı illerde pilot çalışmalar yapılacak. Buna ilgili taslak ve çalışma da yapılıyor, bunu biliyoruz biz. Burada her eve, her haneye en az asgari ücret kadar gelirin girmesi sağlanmak isteniyor. Pilot uygulama ile belki bu noktada kira, barınma gibi yardımlar da olabilir; direkt gelir tamamlayıcı düzenleme de olabilir. Bu vatandaşlık maaşı belirli bir gelir grubunun altında olanları kapsayacak bir şekilde aynı zamanda düşünülüyor." ifadelerini kullandı.
BÖLGESEL GELİŞMİŞLİK VE TERSİNE GÖÇ VURGUSU
Sosyal politikanın temel hedeflerinden birinin bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmak olduğunu belirten AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Herkesin kendi memleketine gitmesi ve orada emeklilik süreçlerini devam ettirerek destek almaları yerinde bir uygulama olabilir. Burada temel nokta, özellikle büyükşehirlerdeki maliyetin getirdiği mağduriyetin bir nebze olsun rahatlatılmasıdır. Yerindelik, yani ülke nüfusunun tüm bölgelerde dengelenmesi ve tek bir yere yığılmaması oldukça önemli. Marmara Bölgesi'nde yoğun bir nüfus varken diğer tarafta Türkiye'nin doğusunda; Artvin, Ardahan, Kars ve Erzurum gibi illerimizde nüfus oldukça düşük seviyede. İnsanların bu bölgelerde faaliyet göstermesinin desteklenmesini başlı başına bir makro politika olarak değerlendirebiliriz" ifadelerini kullandı.
ÇALIŞAN VE ÇALIŞMAYAN EMEKLİLER AYRI DEĞERLENDİRİLECEK
Çalışan emekliler ile çalışmayan emeklilerin ihtiyaçlarının ayrı ayrı inceleneceği formülün detaylarına ilişkin soruyu yanıtlayan Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Çalışan emekliler ve çalışamayan emekliler noktasında bir gelir modeline bakmak gerekiyor. Çünkü çalışan emekli sonuçta daha fazla kazanıyor. Bir taraftan bunu desteklemeliyiz ama diğer taraftan çalışmayanın geliri daha düşük kalabiliyor. Ancak bunun mutlaka kayda alınması ve kayıt dışılığın önlenmesi gerekiyor. Emekli olanların güvencesiz biçimde başka yerlerde çalışarak ekstra gelir elde edebildiğini görüyoruz; bu sürecin kayıt altına alınması şart. Meseleye asgari bir gelir düzeyi üzerinden yaklaşmak çok daha doğru olacaktır" sözleriyle süreci aktardı.
DÜZENLEME İÇİN TARİH VERİLDİ: YIL SONUNA KADAR TAMAMLANACAK
Düzenlemenin takvimine ve refah payı eklenmiş maaşların hangi tarihte netleşeceğine yönelik değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Develi, "Sayın Cumhurbaşkanımız yıl sonuna kadar çalışmanın tamamlanacağını ifade etti ve yeni dönem itibarıyla refah payını kapsayan maaşların emeklilere ulaşacağını açıkladı. Bu çok boyutlu ve kapsamlı bir çalışma. 'Maaşları şu kadar artırdım' demekle olmuyor; prim noktasında düşük yatıran ile yüksek yatıran arasındaki farkın gözetileceği bir model ortaya konulacak. Sayın Cumhurbaşkanımız bütçede buna dair kaynak ayrıldığını ifade etti. Tahminimce yıl sonuna kadar süreç tamamlanacak ve yeni yılın başında tablo netleşmiş olacaktır" dedi.
"TÜM BEKLENTİLER MASADA DİYEBİLİRİZ"
Yapılan çalışmanın kapsamına ilişkin görüşlerini paylaşan Develi, "Anladığımız kadarıyla temel çerçeve maaşlarda bir iyileşmeyi kapsıyor. Konuşulan her başlığın anında devreye girmesi beklenmese de bütçe imkanları doğrultusunda emeklilerin maaşlarını iyileştirecek adımlar atılıyor" dedi.
Emeklilerin beklentilerini karşılayacak bu çalışmanın AK Parti'nin masasında olup olmadığına yönelik soruya ise Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Kesinlikle diyebiliriz efendim" cevabını verdi.
BÜTÇE İMKANLARI VE OPTİMUM NOKTA HEDEFİ
Refah payı formülü ve taban sınır gibi başlıklarda her kesimi gözeten bir denge kurulup kurulmadığına değinen Prof. Dr. Develi, "Bütçe imkanları sınırları dahilinde herkesi mutlu edecek, emeklilerin maaşlarını iyileştirecek bir çalışma şu anda yürütülüyor. Masadaki maddelerin tek tek gözden geçirileceği bir süreç işletiliyor" açıklamasında bulundu.
CUMHURBAŞKANI VE CEVDET YILMAZ'DAN 'EMEKLİYE ÖNCELİK' MESAJI
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bütçede emeklilerin önceliklendirildiğine yönelik ifadelerini değerlendiren Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Sayın Cumhurbaşkanımız da emekli maaşlarında bir iyileştirme yapılacağını ve bütçede buna yer açıldığını ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız da bütçede emeklilerin önceliklendirildiğinin altını çizdi. Sosyal politika açısından baktığımızda, emekliler için refah payını kapsayan iyileştirilmiş maaşların olacağını söylemek yerinde olur. Refah payı, enflasyonun üzerindeki artışı ifade eder. Mevcut verilere ve tahminlere göre SSK ve Bağ-Kur emeklileri yaklaşık yüzde 10, memur emeklileri ise yüzde 7-8 civarında bir enflasyon farkı alacak gibi duruyor. Konuştuğumuz iyileştirme çalışması ise bu oranların ötesindeki bir artışı kapsıyor. Bu oranların üzerine çıkacak her artışı refah payı olarak nitelendirebiliriz" şeklinde konuştu.
OCAK AYINDA MAAŞLARA UYGULANACAK FORMÜLÜN DETAYI
Program sunucusu Zafer'in Ocak ayı için sıraladığı enflasyon farkı, refah payı ve yan sosyal haklar formülüne açıklık getiren Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Vatandaşlık maaşı ve yan destekler sadece emeklilerle sınırlı değil; asgari ücretin altında geliri bulunan herkesi kapsayan ayrı bir sosyal politika alanıdır. Ancak ilk iki madde, yani enflasyon farkı ve buna eklenecek refah payı yaklaşımı tamamen doğrudur" ifadelerini kullandı. Sunucu İlker'in 6 aylık enflasyon farkına refah payının ekleneceği formülü teyit etmesi üzerine Develi, "Evet, aynen öyle" karşılığını verdi.
EVİ OLMAYAN EMEKLİYE KONUT VE KİRA DESTEĞİ OLACAK MI?
Büyükşehirlerdeki kira sorununa dikkat çekilerek evi olmayan emeklilere özel bir desteğin gündeme gelip gelmeyeceği yönündeki soruyu yanıtlayan Prof. Dr. Abdulkadir Develi, "Ev sahibi olmayanlara yönelik 'İlk Evim' projesi ve düşük borçlanma maliyetleriyle konut edindirme imkanları halihazırda yürürlükte bulunuyor. Evi olmayan emeklilerimiz de bu kapsam içerisine girebilir. Emekli maaşıyla kirada yaşamanın getirdiği zorlukların farkındayız. Gönlümüzden geçen herkesin ev sahibi olması ve konuta erişiminin kolaylaştırılmasıdır. Bu başlık da değerlendirilen konular arasında yer almakla birlikte şu aşamada kesin bir ifade kullanmak doğru olmaz" sözleriyle konuşmasını tamamladı.

