Aşil Kalkanı Yunan semalarını koruyabilir mi? Ege adalarındaki "Siyonist" plan: "İsrail, Yunanistan'ı ele geçirmek istiyor"
İsrail ve Yunanistan arasında yapılan 3 milyar euroluk Aşil Kalkanı anlaşmasıyla Ege adalarına savunma sistemleri kurulması planlanıyor. Anlaşmanın 2030 yılında tamamlanması beklenirken, sistemlerin özelliklerini Askeri Stratejist Eray Güçlüer değerlendirdi. Güçlüer, kurulacak sistemlerin menzilinin en fazla 300 kilometreyi kapsayacağını belirtirken, anlaşmanın arkasındaki amacın İsrail'in Yunanistan'ı korumak olmadığını vurguladı. İsrail'in asıl amacının Yunan halkının parasına çökmek ve İsraillileri adalara yerleştirmek olduğunu ifade eden Güçlüer, "İsrail Siyonist aklı, Güney Kıbrıs'ta olduğu gibi Yunanistan'ı ele geçirmek istiyor." dedi. A Haber muhabiri İlhan Tahsin ise İsrail'in aidiyeti belli olmayan adalara çökmek istediğini ve bunun için Yahudi Ulusal Fonu'nu kullandığına dikkat çekti.
İsrail ve Yunanistan Savunma Bakanlığı arasında yapılan Aşil Kalkanı anlaşması, Yunanistan'ın muhalefet sol partileri tarafından eleştirilere neden oldu. Yaklaşık 3 milyar euro değerindeki anlaşmada Davud'un Sapanı, Barak MX, Spyder mobil sistemleri ve Elta MMR çok görevli radarların kurulacağı belirtilirken, yapılan anlaşmanın bugüne kadarki en büyük savunma ihracatı anlaşması olduğu ifade edildi.
YUNANİSTAN'DA MUHALEFETTEKİ SOL PARTİLERDEN ANLAŞMAYA TEPKİ
Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) yaptığı açıklamada Yunanistan'ı üçüncü ülkelere bağımlı olmakla suçlarken "Yeni Demokrasi hükümeti, uluslararası örgütlerin tepkilerini görmezden gelen, Batı Şeria'da da uluslararası hukuku çiğneyen soykırımcı İsrail hükümeti ile Yunanistan'ın savunma ve askeri alandaki bağımlılığını artırmayı seçiyor. Jeopolitik sorunlarla dolu bir dönemde Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Yunanistan'ın caydırıcı gücünü sözde artırmasını kutluyor." ifadeleri yer aldı.
Hükümetin bu anlaşmayı bir zafer olarak değerlendirmesine rağmen cevaplanması gereken birçok soru olduğuna işaret edilen açıklamada, Yunanistan'ın üçüncü ülkelere bağımlılıktan uzak, ekonomik olarak sürdürülebilir, dayanıklı, ulusal olarak kontrol edilen bir hava savunma sistemi edinip edinemeyeceği sorusu dile getirildi.
Açıklamada, "Ülkemiz gerçekten daha fazla stratejik özerklik kazanıyor mu yoksa İsrail'e stratejik karşılıklı bağımlılık çerçevesinde, İsrail-ABD anti balistik ve uçaksavar güvenlik sistemine mi dahil oluyor?" sorusuna da yer verildi.
Hükümetin yaklaşık 3 milyar avroluk bir savunma harcamasını şeffaf olmayan ve Yunan mükelleflere yük getirecek şekilde yaptığı eleştirisinin de bulunduğu açıklamada, "Ülkemiz, stratejik özerklik çerçevesinde, siyasi hesap verilebilirliğin ve mutlak şeffaflığın garanti altına alındığı güçlü bir hava savunmasına ihtiyaç duymaktadır." ifadesi de kullanıldı. Hükümetten anlaşmanın teknik detaylarına ilişkin bilgi vermesi ve Yunanistan'ın stratejik bağımsızlığını ne kadar garanti altına aldığını belirtmesi istendi.
İsrail ile yapılan Aşil Kalkanı anlaşması Atina'da tartışmaları beraberinde getirirken, A Haber'de kurulacak sistemin özellikleri ve Ege adalarındaki asıl planın ayrıntıları masaya yatırıldı.
"ANLAŞMANIN ARKASINDA SİYONİST PLANI VAR"
Yunanistan'ın borç batağında olmasına rağmen silahlanma çabasını eleştiren Dr. Eray Güçlüer, "Aslında işin arkasında nasıl bir Siyonist plan olduğunu, Yunanistan'ı nasıl bir cenderenin içine almaya çalıştıklarını hep beraber anlıyoruz. Bu her ne kadar Türkiye'ye karşıymış gibi görünse de aslında İsrail'in Yunanistan'ı ele geçirme planıdır." ifadelerini kullandı.
Yunanistan'ın almayı planladığı sistemlerin teslimat süresine dikkat çeken Güçlüer, "Bu Elta MMR çok görevli radar 3 yıl sonra deniyor. 3 yıl sonra Türkiye hangi pozisyonda olacak? Bizim Siper Blok-2 seri üretimde ve menzili 250 kilometre. Patriot'un menzili ise 160 kilometre. Biz Patriot'u çoktan geçtik." sözleriyle Türkiye'nin teknolojik üstünlüğünü vurguladı.

2030 HEDEFİ: 700 KİLOMETRELİK ÇELİK KUBBE
Türkiye'nin hava savunma vizyonunu detaylandıran Dr. Eray Güçlüer, "2027 sonunda Siper Blok-3'ün envantere girmesi bekleniyor. Siper Blok-3, atmosfer dışındaki hedefleri, yani 80 kilometrenin üzerini vurabilecek kapasitede olacak. Siper Blok-3 bizim adeta Amerikan SM-3 füzemiz olacak. 2030'lara geldiğimizde Çelik Kubbe'nin nihai hedefi olan 700 kilometre menzile ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.
Güçlüer değerlendirmelerinin devamında Türkiye'nin Aşil Kalkanı anlaşmasına yönelik herhangi bir tedirginlik duymadığını vurgularken, "İsrail'in 'Davud'un Sapanı' sistemi İran savaşında İsrail'i koruyabildi mi? Hayır. Yunanistan'ın 'Aşil Kalkanı' dedikleri yapının maksimum menzili 300 kilometre iken Türkiye 700 kilometreye ulaşacak. Türkiye'nin yıllık dron üretim kapasitesi 1 milyonun üzerinde. Bizim Barak MX sistemlerinden herhangi bir tedirginliğimiz yok. Teknolojik olarak bize zaten yetişemezler. Yunanistan eğer aidiyeti belli olmayan adalara, gayri askeri statüdeki adalara silah yerleştirirlerse Türkiye'nin müdahalesi meşru hale gelir. Başta Lozan olmak üzere anlaşmalar var. Yunanistan anlaşmalara aykırı hareket edip böyle bir şey yapmaya kalkarlarsa Türkiye bunu izin vermez. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu çok net şekilde ifade etmişti." dedi.
"İSRAİL GKRY'DEKİ GİBİ YUNANİSTAN'I İŞGAL ETMEK İSTİYOR"
Güçlüer, İsrail-Yunanistan arasındaki iş birliğinin arkasındaki Siyonist planına dikkat çekerek "İsrail, Yunanistan halkının parasına çökmeye çalışıyor. İkincisi ise adalarda sözde füze üssü kurma bahanesiyle bölgede Yunanlılar değil İsrailliler olacak. İsrail, tıpkı Güney Kıbrıs'a çöktüğü gibi Yunanistan'ı da işgal etmek istiyor." ifadelerini kullandı.

"ADALARA ÇÖKMEK İÇİN YAHUDİ ULUSAL FONU DEVREDE"
A Haber muhabiri İlhan Tahsin, İsrail'in finansal operasyonlarını deşifre ederek, "İsrail, Yunanistan'ın aidiyeti belli olmayan adalarına çökmek istiyor ve bunun için Yahudi Ulusal Fonu'nu kullanıyor. Yunanistan'a bu fondan açılan bir kredi var. Bu henüz Yunan basınında yer almadı, A Haber olarak farkındalığımız olsun." sözleriyle kirli pazarlığı aktardı. Adalardaki silahlanmaya dair detaylar veren Tahsin, "Limni, Midilli ve Rodos gibi adalarda yoğunlaşma var. Limni'de F-16 Viper seviyesine yükseltilmiş uçaklar var. Ayrıca İsrail'den alınan Spike NLOS füzelerini Apache helikopterlerine monte ediyorlar." dedi.
YUNANİSTAN'IN "ÖNCE PÜSKÜRT SONRA SALDIR" STRATEJİSİ
Yunanistan'ın askeri doktrinini ve tatbikat senaryolarını anlatan İlhan Tahsin, "Yunanistan'ın Parmenion tatbikatındaki senaryosu şudur: İlk önce püskürtme, yani Türkiye'yi Batı Trakya ve adalardan içeri sokmamak, kendi topraklarında hapsetmek. Ancak son dönemde Amerikalılar, Fransızlar ve İsrailliler geldikten sonra 'saldırı' konseptine geçtiler. Karasu ve Meriç'i geçmek üzere 'Ribon' köprülerini kullanıyorlar. Türkiye uzayla uğraşırken, Yunanistan Ribon köprülerle uğraşıyor." ifadelerini kullandı.


