KAAN motoru ve F-35’lerde son viraj! A Haber’de dikkat çeken analiz: Bölgedeki asıl tehdit İsrail'dir

KAAN motoru ve F-35’lerde son viraj! A Haber’de dikkat çeken analiz: Bölgedeki asıl tehdit İsrail'dir

Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil olma ihtimali, yerli ve milli savaş uçağı KAAN'ın seri üretim süreci ve Türk savunma sanayisindeki yükseliş A Haber ekranlarında masaya yatırıldı. Uzman isimler, Türkiye'nin askeri kapasitesindeki artışın yalnızca bölgesel değil küresel dengeleri de etkilediğine dikkat çekerken, İsrail'in F-35 konusundaki itirazlarından Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye karşıtı raporlarına, Ege'deki silahlanmadan uluslararası güç dengelerine kadar birçok başlık değerlendirildi.

Türkiye'nin savunma sanayiindeki dev hamleleri, F-35 süreci ve milli muharip uçak KAAN'ın gökyüzüyle buluşmaya hazırlanması, küresel ve bölgesel aktörlerde büyük bir paniğe neden oldu. A Haber'de konuyu derinlemesine analiz eden Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, Gazeteci Mete Sohtaoğlu ve Sosyolog-Yazar İsmail Öz çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

"TÜRKİYE HAKKI OLAN F-35'LERİ ALMAK ZORUNDA"

Programda yöneltilen, "F-35'leri almamızın önemi belli, KAAN'ı üretiyor olabilmemizin önemi belli. Bunların Türkiye'nin elinde olmasından neden korkuyorlar?" sorusunu değerlendiren Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, NATO Zirvesi'nde Mehter Marşı'nın yankı uyandırdığını belirterek, "Bu NATO Zirvesi ve Mehter Marşı biraz önce söylediğiniz aktörlerin hem kimyasını hem de fiziğini bozdu. Mehter takımının kösleri vurmaya başlayınca omuzlar düştü. Kendileri konuşamayınca bu kez temsilcilerini konuşturmaya başladılar." ifadelerini kullandı.

Avrupa Parlamentosu'nda yayımlanan ve Türk ordusunu hedef alan rapora da tepki gösteren Gökçe, "Türk ordusunu Kıbrıs'ta işgalci olarak gösteren bu rapor, yıllar önce Türk ordusunu Suriye'de ve Irak'ta kimyasal silah kullanmakla suçlayan çevrelerle aynı anlayışın ürünüdür. İçeride de dışarıda da Türkiye'yi karalamaya çalışan aynı zihniyet vardır." dedi.

Avrupa Parlamentosu'nda yayımlanan ve Türk ordusunu hedef alan rapora da tepki gösteren Gökçe, olaya tepki göstererek dikkat çeken açıklamalarda bulundu (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Avrupa Parlamentosu'nda yayımlanan ve Türk ordusunu hedef alan rapora da tepki gösteren Gökçe, olaya tepki göstererek dikkat çeken açıklamalarda bulundu (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

EGE ADALARINDA STRATEJİK DENGE

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ve Ege adalarındaki askeri yığınağa da değinen Gökçe, İsrail'in Güney Kıbrıs'a, Yunanistan'ın ise Ege adalarına hava savunma sistemleri yerleştirdiğini belirterek, "Türkiye F-35'e sahip olmasa bile onların kurduğu hava savunma sistemlerini yerle bir edecek imkân ve kabiliyete sahiptir." değerlendirmesinde bulundu.

F-35 talebinin gerekçesini de açıklayan Gökçe, "Biz bu uçakların parasını ödedik. Bu bizim hakkımız. Çok basit gerekçelerle teslim edilmedi. Türkiye hakkı olan F-35'leri almak zorundadır. Ayrıca KAAN seri üretime geçene kadar oluşacak süreçte bu kabiliyeti kullanmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.

İsrail'in Türkiye'nin F-35 sahibi olmasını istemediğini belirten Gökçe, "Türkiye İsrail'e tehdit değildir. Bunu defalarca söyledik. Bölgedeki asıl tehdit İsrail'dir. Netanyahu, kendi saldırgan politikalarını sürdürebilmek için Türkiye'yi tehdit gibi göstermeye çalışıyor." dedi.

Gökçe, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ve Ege adalarındaki askeri yığınağa değindi (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Gökçe, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ve Ege adalarındaki askeri yığınağa değindi (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"TEL AVİV 2008 YASASINI YANLIŞ OKUYOR"

Gazeteci Mete Sohtaoğlu ise ABD Kongresi'nin 2008 yılında kabul ettiği ve İsrail'in askeri üstünlüğünü garanti altına alan düzenlemeye dikkat çekti.

Sohtaoğlu, "2008 yılında ABD Kongresi'nden İsrail'in nitelikli askeri üstünlüğünü korumaya yönelik bir yasa geçti. O dönemde Ortadoğu merkezli bir değerlendirme vardı. Ancak bugün ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ilgili biriminin adı değişti. Artık 'Yakın Doğu Çalışmaları' deniliyor. Kuzey Afrika'dan Körfez'e, Kafkasya'ya kadar genişleyen bu coğrafyanın içerisinde Türkiye yer almıyor." ifadelerini kullandı.

Bu nedenle Tel Aviv yönetiminin Türkiye'yi İsrail'e tehdit olarak göstermeye çalışmasının gerçeklerle örtüşmediğini belirten Sohtaoğlu, "Türkiye o coğrafyanın içinde yer almıyor. Haritada bulunmayan bir ülke İsrail'e nasıl tehdit olabilir? Tel Aviv'in atladığı ya da manipüle etmeye çalıştığı nokta tam olarak budur." değerlendirmesinde bulundu.

Gazeteci Mete Sohtaoğlu ise ABD Kongresi'nin 2008 yılında kabul ettiği ve İsrail'in askeri üstünlüğünü garanti altına alan düzenlemeye dikkat çekti (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Gazeteci Mete Sohtaoğlu ise ABD Kongresi'nin 2008 yılında kabul ettiği ve İsrail'in askeri üstünlüğünü garanti altına alan düzenlemeye dikkat çekti (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"İSRAİL'İN KORKMASI TÜRKİYE İÇİN SORUN DEĞİL"

Gazeteci Ekrem Kızıltaş ise İsrail'in güvenlik kaygılarının Türkiye açısından bir anlam taşımadığını belirterek, "Arz-ı Mevut denilen anlayışın arkasında Amerika Birleşik Devletleri gibi büyük bir gücün hareket ettiğini görüyoruz. İsrail'in korkuları bizim açımızdan problem değildir. Bu millet savaşı temenni etmez ama başına gelirse de kaçmaz. Korkmaz, geri durmaz, gerektiğinde üzerine düşeni yapar." dedi.

Türkiye'nin hazırlıklı olmasının en güçlü cevap olduğunu söyleyen Kızıltaş, "Onlar istedikleri kadar korksunlar. Bizim hazırlıklı olmamız en güzel cevaptır. Mehter Marşı'nı çalar gideriz." ifadelerini kullandı.

azeteci Ekrem Kızıltaş ise İsrail'in güvenlik kaygılarının Türkiye açısından bir anlam taşımadığını söyledi (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)azeteci Ekrem Kızıltaş ise İsrail'in güvenlik kaygılarının Türkiye açısından bir anlam taşımadığını söyledi (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"TÜRKİYE'NİN LİSTEYE GİRMESİ DENGELERİ DEĞİŞTİRİYOR"

Programda F-35 kullanan ülkeler arasında ABD, İngiltere, İtalya, Norveç, Danimarka, Hollanda, Avustralya, Japonya, Güney Kore, Belçika, Polonya ve İsrail'in bulunduğu hatırlatılırken, Türkiye'nin bu listeye eklenme ihtimalinin neden bu kadar tartışıldığı da ele alındı.

Ekrem Kızıltaş, Yunanistan'ın Ege adalarını silahlandırmasına ilişkin değerlendirmesinde, "Adaların güvenliği içinse yapılan yığınak çok fazla, Türkiye'den korktukları söyleniyorsa da çok az. Konuşulacak mesele yalnızca 12 mil ya da kıta sahanlığı değildir. 1947'de Yunanistan'a bırakılan adaların hukuki zemini de tartışmalıdır. Eski defterler açıldığında Yunanistan bunun farkındadır." ifadelerini kullandı.

"ULUSLARARASI HUKUKUN ARKASINDA GÜÇ YOKSA İŞLEMEZ"

Programın devamında söz alan Sosyolog-Yazar İsmail Öz, devletler arası ilişkilerin idealist yaklaşımlarla değil güç dengeleriyle şekillendiğini vurguladı.

Öz, "Uluslararası ilişkiler keşke sanatın, düşüncenin ve şiirin konuşulduğu bir alan olsaydı. Ancak tarih bize bunun böyle olmadığını gösteriyor. Roma'nın filozof imparatoru Marcus Aurelius bile savaşmak zorunda kaldı. Bizim tarihimizde de 'Sulh istiyorsan cenge hazır ol' anlayışı vardır." dedi.

Montesquieu'nun "Bir kılıcın gölgesinde değilse hiçbir antlaşma uzun süre yaşayamaz." sözünü hatırlatan Öz, uluslararası hukukun arkasında yaptırım gücü bulunmadığında işlemediğini belirterek, "Bugün uluslararası hukukun yaşadığı kriz tam da budur. Ekonomi de hukuk da güçlü bir irade olmadan yaşayamaz. Devletin olmadığı yerde hukuk da olmaz, ticaret de olmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Programın devamında söz alan Sosyolog-Yazar İsmail Öz, devletler arası ilişkilerin idealist yaklaşımlarla değil güç dengeleriyle şekillendiğini vurguladı (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Programın devamında söz alan Sosyolog-Yazar İsmail Öz, devletler arası ilişkilerin idealist yaklaşımlarla değil güç dengeleriyle şekillendiğini vurguladı (Fotoğraf - ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"TÜRKİYE'DEKİ F-35'LER FARKLI ANLAM TAŞIYOR"

Türkiye'nin F-35 sahibi olmasının yalnızca askeri değil tarihsel sonuçlar da doğuracağını belirten Öz, "Türkiye'deki F-35, diğer ülkelerde bulunan F-35'lerden farklı bir anlam taşıyor. Çünkü Türkiye'nin sahip olduğu güç tarihsel hafızayı harekete geçiriyor. Bu nedenle Batı'da sık sık 'Yeni Osmanlıcılık' tartışmaları gündeme getiriliyor. Sadece Batı'da değil, Türkiye'nin içinde de Osmanlı ismini duyunca rahatsız olan çevreler bulunuyor." dedi.

Büyük devletlerin tarihsel hafızalarının önemine dikkat çeken Öz, "Bir imparatorluk ya da güçlü bir devlet kurmaya en aday milletler, tarihinde büyük devlet kurmuş milletlerdir. Çünkü ortada bir devlet aklı, bir tarih hafızası ve güçlü bir birikim vardır." sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin