Kutsal değerlere hakarete mizah kılıfı! Toplumun genelinden A Haber'de ortak tepki: “Dini değerlerle şaka olmaz”

Kutsal değerlere hakarete mizah kılıfı! Toplumun genelinden A Haber'de ortak tepki: “Dini değerlerle şaka olmaz”

Son dönemde 'mizah' kılıfı altına sığınarak dini değerleri aşağılamaya çalışan karanlık odaklar, toplumun sert tepkisiyle karşılaştı. Kutsal değerlere yönelik hakaret içerikli söylemlerin artması ve sosyal mecralarda bu provokasyonların yayılması üzerine A Haber ekipleri sokağın nabzını tuttu. İnançlara yönelik bu çirkin saldırıların birer 'algı operasyonu' olduğunu vurgulayan vatandaşlar, A Haber mikrofonuna konuşarak kutsalların mizah malzemesi yapılamayacağını net bir dille ifade etti.

Son dönemde mizah adı altında dini değerlere yönelik hakaret içerikli söylemler kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, bu tür içeriklere yönelik tepkiler de artıyor.

Son olarak, sözde komedyen Deniz Göktaş'ın Kur'an-ı Kerim'e yönelik ifadeleri ve Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla tutuklanması tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Yaşanan gelişmelerin ardından A Haber muhabiri Merve İzci Özmen sokağın nabzını tuttu. Vatandaşlar, dini değerlere yönelik hakaret içeren söylemlerle ilgili görüşlerini A Haber mikrofonuna anlattı.

"DİNİ DEĞERLER ŞAKA KONUSU OLAMAZ"

A Haber'in mikrofon uzattığı vatandaşlar, dini değerlerin mizah adı altında hedef alınmasına tepki gösterdi.

Bir vatandaş, "Dini değerlerimizle ilgili bu tür ifadeleri uygun bulmuyorum. Bunlar şaka konusu olacak durumlar değil." sözleriyle kutsal değerlere yönelik hakaret içerikli söylemlerin kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bir diğer vatandaş ise, "Düşünce özgürlüğü her zaman olmalı. Ancak din hassas bir konu. Bu nedenle mizah konusu yapılmasını doğru bulmuyorum." ifadelerini kullanarak dini değerlerin diğer konulardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kutsal değerlere hakarete mizah kılıfı! Toplumun genelinden A Haber'de ortak tepki: “Dini değerlerle şaka olmaz” - 1

"DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN DE SINIRLARI VAR"

Bir vatandaş, "Bazı kişiler düşünce özgürlüğünün arkasına sığınarak bu tür mizah yapabiliyor. Ancak dini ve siyasi sınırlar aşılmadan da düşünce özgürlüğü kullanılabilir." sözleriyle ifade özgürlüğünün sınırlarının bulunduğunu dile getirdi.

Bir başka vatandaş da, "Dini değerlere saygı gösterilmesi gerekiyor. Şakanın yeri vardır ancak dinin mizah konusu yapılmasını doğru bulmuyorum." ifadelerini kullanarak kutsal değerlere yönelik hassasiyetini dile getirdi.

Kutsal değerlere hakarete mizah kılıfı! Toplumun genelinden A Haber'de ortak tepki: “Dini değerlerle şaka olmaz” - 2

"İNANÇLARA SAYGI GÖSTERİLMELİ"

Mikrofon uzatılan bir vatandaş, "İnsanlar inansın ya da inanmasın, herkesin inancına saygı gösterilmeli. Bu nedenle bu tür söylemlerin hiçbir şekilde yapılmaması gerekiyor." sözleriyle inanç özgürlüğüne vurgu yaptı.

Bir diğer vatandaş ise, "Müslüman, Hristiyan ya da Yahudi olması fark etmez. Herkesin dinine saygı duyması gerekiyor. Bir kişinin hangi dine mensup olduğunun önemi yok. Yapılanı yanlış buluyorum." ifadeleriyle tüm inançlara eşit saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Kutsal değerlere hakarete mizah kılıfı! Toplumun genelinden A Haber'de ortak tepki: “Dini değerlerle şaka olmaz” - 3

"KUTSAL VE KÜLTÜREL DEĞERLER MİZAH MALZEMESİ YAPILMAMALI"

Görüş bildiren bir başka vatandaş da, "Bazı değerlerle ilgili şaka yapılamaz. Bu konularda verilen tavizler zamanla daha büyük tavizleri beraberinde getirir. Bu nedenle dini değerlerin yanı sıra kültürel değerlerin de mizah malzemesi yapılmasını doğru bulmuyorum. Benzer örnekler daha önce de yaşandı. Zaman içinde bu konuda verilen tavizler, bugün daha sert ve daha fazla tepki çeken söylemlerin ortaya çıkmasına neden oldu." sözleriyle düşüncelerini dile getirdi.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali ErbaşEski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş

ESKİ DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ERBAŞ: EDEPSİZLİĞİN MİZAH MASKESİ

Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, kutsal değerlere yönelik mizah adı altındaki söylemleri sert sözlerle eleştirerek, Kur'an-ı Kerim'in ilahi vahiy olduğunu ve popüler kültürün diliyle değersizleştirilemeyeceğinin altını kalın harflerle çizdi.

MİZAHIN SINIRLARI VE İLAHİ KELAMIN HAKİKATİ: POPÜLER KÜLTÜRÜN KUTSAL METİN ALGISINDAKİ YANILGILARI

Prof.Dr. Ali ERBAŞ

Günümüz popüler kültürünün ve sahne sanatlarının en büyük açmazlarından biri, derinlikli bilgi ile ilgili temellerden yoksun popülist söylemleri mizah adı altında topluma sunmasıdır. Bir stand-up gösterisinde kutsal kitapların kronolojik akışını bir "roman serisine", Kur'an-ı Kerim'in nüzulünü ve "son kitap" oluşunu ise adeta beşerî bir yazarın "aceleyle verilmiş edebî bir kararına" benzeten ifadeler, yalnızca inanç dünyasını incitmekle kalmamakta; ciddi bir mantıksal, edebî ve bilimsel cehaleti de ortaya koymaktadır. Söz konusu sığ ve edepsiz yaklaşımın, Kur'an-ı Kerim'in vahyî özelliği, metinsel korunmuşluğu ve "i'caz"ı (benzerinin getirilemez oluşu) gibi mucizevî özelliklerinden ne kadar uzak olunduğunu açıkça göstermektedir.

BEŞERî ESER İLE İLAHİ KELAM ARASINDAKİ ONTOLOJİK FARK

Sahnede dile getirilen "Aklına yeni bir fikir gelse 'son kitap' dedik" cümlesi, Allah'ı zamana bağlı, unutmaya veya fikir değiştirmeye açık beşerî bir figür gibi tasavvur eden, O'nun zamandan ve mekandan münezzeh olduğundan habersiz ilkel bir antropomorfizm (insan biçimcilik) yanılgısıdır.

Halbuki İslam kelamında ve Dinler Tarihinde Kur'an, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) şahsi düşüncelerinin veya tarihsel birikiminin bir ürünü değil; zamandan ve mekandan münezzeh olan mutlak ilim sahibi Allah'ın peygamber efendimize vahyidir. Kur'an bu gerçeği net bir biçimde ortaya koyar:

"Eğer o (Peygamber), bize karşı bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun şah damarını koparırdık" (Hâkka Suresi, 44-46).

Kur'an'ın metninin zamansal akışı içinde yeni fikirlere ihtiyaç duymaması, dinin kemale erdiğinin, evrensel ilkelerin eksiksiz bir şekilde tamamlandığının göstergesidir:

"...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet'i beğendim-seçtim..." (Mâide Suresi, 3).

EDEBİ VE İLMİ BİR MUCİZE: TAHADDî (MEYDAN OKUMA) AYETLERİ

Bir edebi eserin kalitesi, başka yazarlar tarafından taklit edilebilmesi ya da aşılabilmesiyle ölçülebilir. Ancak Kur'an, nazil olduğu 7. yüzyılın en zirve noktası olan Arap belagati ve edebiyatı karşısına çıktığında, bir benzerinin getirilemeyeceği konusunda tüm insanlığa meydan okumuştur. Literatürde "tahaddî" olarak bilinen bu süreç, Kur'an'ın benzerinin bir insan tarafından asla yazılamayacağını ilan eder:

"De ki: Kuran'ın bir benzerini getirmek üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler ve birbirlerine destek olsalar bile, yine de onun bir benzerini getiremezler" (İsrâ Suresi, 88).

Kur'an bu meydan okumayı önce tüm metin, sonra "on sure" (Hûd Suresi, 13) ve nihayetinde "bir tek sure" seviyesine kadar indirgemiştir:

"Kulumuza indirdiğimiz kitaptan dolayı bir şüphe içinde iseniz onun benzeri bir sûre de siz getirin, Allah'tan başka taptıklarınızı da yardıma çağırın; eğer iddianızda samimi iseniz! Bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten sakının; o, inkârcılar için hazırlanmıştır" (Bakara Suresi, 23-24).

Tarihsel süreçte hiçbir edebî dehâ, şair veya dilbilimci bu çağrıya nazire yapamamış, Kur'an'ın eşsiz üslup, ses estetiği ve anlamsal bütünlük kombinasyonunu yakalayamamıştır. Dolayısıyla, benzeri yapılamayan bir mucizeyi "serinin son kitabı" gibi sıradanlaştırmaya çalışmak büyük bir cehalettir, ahlaksızlıktır. Bunu Mekke'nin müşrikleri bile yapmamışlardır. İnanmasalar da en azından "bu insan sözü olamaz" demişlerdir.

TARİHSEL VE METİNSEL KORUNMUŞLUK

Sahne programındaki "çeviri zayıf, ilk kitaplar iyiydi" gibi ifadeler, kutsal metinlerin aktarım tarihindeki bilimsel gerçeklerle taban tabana zıttır. Batılı pekçok oryantalistin (şarkiyatçının) en radikal eleştirilerinde bile kabul etmek zorunda kaldıkları bilimsel gerçek şudur: Kur'an-ı Kerim, ilk yazıldığı andaki harf, hareke ve telaffuz yapısını (tecvid,kıraat) kelimesi kelimesine koruyarak günümüze ulaşan yeryüzünde tek metindir.

San'a el yazmaları, Topkapı ve Kahire nüshaları üzerinde yapılan karbon-14 testleri ve paleografik incelemeler, metnin tarihsel süreçte hiçbir değişikliğe uğramadığını kanıtlamaktadır. Bu durum, metnin kendi içindeki şu vaadin tarihsel tezahürüdür:

"Şüphesiz Kur'an'ı biz indirdik biz, biz! Onun koruyucusu da elbette biziz." (Hicr Suresi, 9).

ENTELEKTÜEL SIĞLIĞIN, CEHALETİN, EDEPSİZLİĞİN MİZAH MASKESİ

Bilimsel metot, nesnesini kendi tabiatına uygun araçlarla inceler. Kutsal metinler, pozitivist tarih felsefesi veya edebi eleştiri yöntemleriyle incelenirken bile belirli bir metodolojiye tabi tutulur. Bir sözde komedyenin sergilediği tutum ise ne bilimsel bir eleştiriye ne de sanatsal bir derinliğe dayanmaktadır. Düpedüz soytarılıktır.

Milyarlarca insanın hayatı anlama ve anlamlandırma biçimini şekillendiren, bilgi ve varlık zeminini oluşturan, metinsel orijinalliği bilimsel olarak tescilli ve edebî olarak taklit edilemez olan Kur'an-ı Kerim'i popüler kültürün tüketim diliyle karikatürize etmek, entelektüel bir sığlığın ve mantık hatasının ötesine geçemez.

Gerçek mizah toplumsal aksaklıkları zekayla beslemelidir; mukaddesata saldırarak cehaleti perdelemeye çalışmak ise yalnızca sanatsal bir tükenmişliğin ve edepsizliğin göstergesidir.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin