İsrail'den Suriye'de 2 bölgeye işgal! Siyonist bakandan savaş itirafı
İran'da savaş gerilimi sürerken, terör devleti İsrail Lübnan'ın yanı sıra Suriye'nin Dera ilindeki Cemle ile Saysun köyleri arasına konuşlanarak 2 bölgeyi işgal etti. Bölgede halk ve İsrail işgal ordusu arasında çatışmalar çıkarken, Siyonist bakan Amichai Chikli'nin Suriye-İsrail arasında savaş çıkacağını açıklaması bölgede gerilimi yeniden yükseltti. AA Suriye muhabiri Muhammed Karabacak bölgedeki son durumu aktarırken A Haber'e konuk olan uzmanlar ise olası savaş senaryosunu değerlendirdi.
Orta Doğu'da İran savaşı sürerken, işgalci İsrail ordusu Lübnan'ın ardından Suriye'yi hedef alarak 2 bölgeyi işgal etmesiyle yayılmacı politikasını sürdürüyor. İsrail Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli, yaptığı açıklamada İsrail-Suriye savaşı çıkacağını açıkça belirtirken, Türkiye'nin İsrail için İran'dan 10 kat daha tehlikeli olduğunu vurgulayadı. Öte yandan Suriye'nin güneyinde halk ve İsrail ordusu arasındaki çatışma olası savaş senaryosunu yeniden gündeme getirdi.
A Haber'de Sinan Tatlı'nın sunduğu Gece Ajansı programında AA Suriye muhabiri Muhammed Karabacak bölgedeki son durumu aktarırken, Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Necmettin Mutlu, Dr. Anar Ali ve Dr. Furkan Kaya İsrail'in Suriye hattındaki saldırılarını değerlendirdi.
İSRAİL'DEN STRATEJİK TEPEYE KONUŞLANMA
Saldırıların merkez üssünü detaylandıran Muhammed Karabacak, "İsrail'in Suriye süreci aslında 8 Aralık 2024 tarihinde yani Baas rejiminin devrildiği tarihten itibaren başladı. O dönem İsrail, İsrail tarihinin en büyük hava saldırılarını düzenlemişti. 1000'e yakın hava saldırısı ve 400'e yakın kara baskını düzenlediğini açıkladı İsrail ordusu. Olayın gerçekleştiği yer Suriye'nin güneyindeki Dera ilinde. Spesifik olmak gerekirse de Dera ilinin kuzeybatısı ve çatışmasızlık hattının yani 1974 silahsızlandırılmış bölgenin doğusundaki Abidin köyünde. Dün İsrail'e ait bir devriye bu Abidin köyünden geçerek stratejik tepe sayılan ve Yermük havzasına yüksek irtifadan bakan Mğayr tepesine (Tel El Mğayr) konuşlanmıştı." sözleriyle bölgedeki kritik hareketliliği aktardı.
AA Suriye muhabiri Muhammed Karabacak, İsrail'in Suriye'de 2 bölgeyi işgal ettiğini, Suriye halkının taş ve sopalarla siyonist orduya karşı mücadele ettiğini belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
KÖYLÜLERDEN TAŞ BARİYERLİ DİRENİŞ
İşgalci İsrail güçlerinin köylerine girmesini engellemek isteyen halkın mücadelesine değinen AA Suriye muhabiri Muhammed Karabacak, "Yaklaşık bir 20 saat konuşlanmadan sonra bugün saat 22:30'da tam olarak bu noktadan çekilmeye başladı. Çekilirken Abidin köyünden geçmiş. Halk, İsrail'in sürekli düzenlediği baskınlara ve yıldırma politikasına karşılık vermek için Abidin köyünün bütün giriş ve çıkış yollarını taş bariyerler örerek kapatmaya çalıştı." şeklinde konuştu.
İSRAİL SURİYE'DEKİ 2 BÖLGEYİ İŞGAL ETTİ
Çatışmanın fitilinin ateşlendiği anları anlatan Muhammed Karabacak, "Yaklaşık olarak tam olarak da 22:40'ta İsrail tarafından ateş açıldı. İsrail'e ait iki tane helikopter Dera ve Kuneytra semalarında keşif ve sorti uçuşu yapmaya başladı. Ondan sonra karadan İsrail'e ait tanklar Abidin köyünün içerisine 6 adet top atışı ve 4 adet aydınlatma fişeği attı. Ayrıyeten de İsrail'e ait iki tane helikopter köyden ağır makineli tüfeklerle köy içine ateş açmaya başladı." sözleriyle yaşanan dehşet anlarını aktardı.
Saldırıların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini paylaşan Muhammed Karabacak, "Bu olayların sonucunda köy halkının yüzde 60-70'i yaklaşık köyden çıkmak zorunda kaldı. Daha güvenli yerlere gitti, daha doğu kesimlere sığındı. Halihazırda İsrail'e ait o söz konusu iki helikopter Abidin, Kuneytra ve Dera semalarında sorti uçuşu yapmaya devam ediyor. Söz konusu saldırıların gerçekleştiği köylerde ölü veya yaralı olup olmadığı hala bilinmiyor." ifadelerini kullandı.
MÜZAKERE MEKANİZMASI VE YENİ YERLEŞİM PLANLARI
Suriye ve İsrail arasındaki gizli ve açık süreçleri değerlendiren Dr. Necmettin Mutlu, "Suriye ile İsrail arasında doğrudan bir müzakere mekanizması kuruldu. Birleşmiş Milletler oturumlarında Kuneytra ve Dera'daki tutuklamalar muhtemelen konu edilecek. Ayrıca Suriye'nin güneyinde artık dokuz tane askeri kontrol noktası var. Golan'dan Dera ve Kuneytra'ya kadar bir güvenlik bölgesi inşa ettiler. Golan'ı işgal ettiler ve çıkmıyorlar. Hatta Golan bölgesinde 'Katsin' adlı yeni bir yerleşim yeri kuruyorlar ve oraya 3 bin yerleşimciyi yerleştirmek üzere karar aldılar. Burada açık bir demografik mühendislik çalışması yürütülüyor" ifadelerini kullandı.
TARIM ARAZİLERİNE KİMYASAL ZEHİR: HERBİSİT SALDIRISI
İsrail'in bölge halkını açlığa mahkûm etmek için başvurduğu dehşet verici yöntemi açıklayan Dr. Necmettin Mutlu, "Lübnan'da yaptıkları gibi Kuneytra ve Dera'da da 'Herbisit' denilen bir kimyasal maddeyi topraklara, tarım arazilerine sıkıyorlar. Çiftçiler bir daha ekim yapamasın diye 'Glifosat' denilen bu maddeyle orayı ekilemez ve biçilemez hale getiriyorlar. Bu mesele aslında bir yıldırma politikasıdır" sözleriyle yaşanan insani dramın altını çizdi.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Necmettin Mutlu, İsrail'in Suriye'de saldırılarını sürdürdüğü ve tarım arazilerine kimyasal madde atarak halkı zehirlemeye çalıştığını belirtti. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
KATİL İSRAİL ORDUSUNDA ASKER KRİZİ VE ÇOKLU CEPHE ÇIKMAZI
İsrail'in askeri kapasitesindeki zafiyetlere değinen Dr. Necmettin Mutlu, "İsrail şu an içeride yedek asker problemi yaşıyor ve askerlikten kaçan Haredileri tutuklamaya çalışıyorlar. Bu kadar geniş sahada, bu kadar az nüfuslu bir ülkenin aktif operasyon yürütmesinin asimetrik dezavantajları var. Lübnan sahasında da bunu yaşıyorlar; Hizbullah ile karada karşı karşıya gelmemeye çalışıyorlar çünkü avlanıyorlar. Hizbullah artık üçlü, dörtlü gruplara dönerek vur-kaç taktiğine geçti ve bu durum İsrail içerisinde ciddi ses getiriyor" şeklinde konuştu.
İSRAİL'İN "HASTA RUH" ANATOMİSİ VE SİYASİ ÇIKMAZ
İsrail devletinin ve toplumunun mevcut psikolojik durumunu analiz eden Dr. Anar Ali, "İsrail toplumu, devleti ve medyası topyekûn hastalıklı bir ruh hali içerisinde. Sağlıklı düşünemiyorlar. 7 Ekim olayları zaten travmatik olan bu toplumun psikolojisini tamamen altüst etti. Siyasi yelpazeye baktığımızda Netanyahu'dan Yair Lapid'e, Naftali Bennett'ten aşırı radikal Ben-Gvir ve Smotrich'e kadar hepsi çok sert politikaları savunuyor. Güvenlik politikalarını destekliyor ve adeta katliam istiyor. Netanyahu'ya olan tepkileri yolsuzluk dosyalarından kaynaklanıyor, uyguladığı güvenlik politikalarından değil. Hatta onu daha sert önlemler almadığı için eleştiriyorlar" ifadelerini kullandı.
SURİYE'DE TÜRKİYE-İSRAİL ÇATIŞABİLİR Mİ?
Katil İsrail'in ve halkın hastalıklı bir ruh halinde olduğunu belirten Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, 7 Ekim'den bu yana toplumun tamamen altüst edildiğini belirterek, "İsrail'in Türkiye ile Suriye için çatışmaya girer mi?" sorusunu yanıtlayarak "İsrail'in var olduğu coğrafyalarda hep ayrılıkçı yapıları ve devlet dışı aktörleri desteklediğini görüyoruz. Somali'de Somaliland'i, Sudan'da RF'yi, Suriye'de PKK/PYD'yi destekliyorlar. Türkiye ise tam tersine Somali'de, Libya'da, Kıbrıs'ta ve Suriye'de uluslararası meşruiyet kapsamında dengeleyici ve güven verici bir unsurdur. Şuan tarafların karşı karşıya gelme durumu söz konusu olmasa da bir soğuk savaş yaşandığını söyleyebiliriz." dedi.
Anar Ali, İsrail'in işgallerinin ardında ʺBüyük İsrailʺ projesinin olduğunu belirterek Dera, Kuneytra ve Süveyda’nın Suriye askerinden arındırılarak işgali ilerletmeye çalıştığını vurguladı. (Foto: A Haber - Ekran Görüntüsü)
"HEDEF 3 BÖLGENİN ASKERDEN ARINDIRILMASI"
İsrail'in bölgedeki ana stratejisini ve "Büyük İsrail" projesi olduğunu vurgulayan Dr. Anar Ali, "İsrail'in grand stratejisi Lübnan, Suriye ve Filistin sahasında kendisine operasyonel özgürlük alanı inşa etmektir. Şam hükümetiyle müzakere yürütürken bir yandan da işgali genişletiyorlar. Hedefleri Dera, Kuneytra ve Süveyda'nın askerden arındırılması. Böylece Golan ve Hermon Dağı'nın güvenliği için buraları istediği gibi kullanmak istiyorlar" dedi.
TÜRKİYE'YE KURULAN MEZHEP TUZAĞI
Dr. Furkan Kaya ise konunun teolojik boyutuna dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği Beyrut, Şam, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs noktaları Misak-ı Milli güvenliğini ilgilendiren hayati sahalardır. Siyonist grup işin teolojik kısmını ön plana çıkarıyor; yani Arz-ı Mevud hayaliyle Nil'den Fırat'a kadar olan coğrafyaya hükmetmek istiyorlar. Tanrı'yı kıyamete zorlamak için daha çok kan dökmeleri gerektiğine inanıyorlar" sözleriyle tehlikenin boyutunu aktardı.
Türkiye'nin hedef tahtasına oturtulduğunu vurgulayan Dr. Furkan Kaya, "İsrail'deki uç isimler Türkiye'nin İran'dan bin kat daha tehlikeli olduğunu söylüyorlar. Naftali Bennett, 'Bizim için yeni İran Türkiye'dir' dedi. Büyük Orta Doğu Projesi aslında Büyük İsrail Projesi'dir. Bernard Lewis ve Leo Strauss gibi teorisyenlerin kurguladığı Orta Doğu Projesi'nin son sayfası, İslam dünyasında bir iç savaş çıkarmaktır. Bu savaşı da en etkili şekilde Türkiye ile İran arasında, yani Şiilik ile Sünnilik üzerinden çıkarmak istiyorlar. İran savaşının bu yüzden ayakta kalmasını istiyorlar ve Türkiye-İran'ı karşı karşıya getirmek için savaşın sürmesi gerekiyor. İran ve Türkiye'yi savaşa çekerek Türk'ün Türk ile savaşı olacağı planları kuruluyor. Ancak Türkiye bu tuzağa düşmüyor. Onların planı hiçbir zaman olmadı ve olmayacak" ifadelerini kullandı.

